Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Elazığ - Harput
« önceki   1234 ... 140141142   sonraki »

ANA SAYFA -> Diğer Şehirler
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 3
said sargın

9 yıl önce - Pts 10 Ksm 2008, 18:42



(+)




Burak Canpolat
9 yıl önce - Cmt 15 Ksm 2008, 20:20
Harput Kalesi


Karlı bir Harput Kalesi manzarası...

Beğenmeniz Dileğiyle...



(+)



NOT: Resim şahsıma ait değildir...


En son Burak Canpolat tarafından Pzr 16 Ksm 2008, 11:13 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


levent çlk

9 yıl önce - Prş 20 Ksm 2008, 00:38
Efsane Zindan Günyüzüne Çıkıyor


2005 Yılı’nda Kültür ve turizm Bakanlığı’nın izniyle Elazığ Valiliği İl kültür Müdürlüğü ve Müze Müdürlüğü’nün başkanlığında Harput Kalesi’nde gerçekleştirilen “İlk Osmanlı Tarihi” kazısının 3. ayağı sona erdi. Kazı kapsamında bu dönem başında tespiti yapılan “Harput Kalesi Zindanı” ise detaylarıyla ortaya çıkmaya başladı.


Prof. Dr. Veli Sevin ile Prof. Dr. Necla Arslan Sevin başkanlığında yapılan kazı çalışmalarını, 4 faal arkeolog ve 2 kazı sorumlusu arkeologla birlikte 25 kişilik bir ekip gerçekleştiriyor.
Harput kalesi içerisinde Osmanlı döneminde ait bir mahalle bulunurken, bu yıl yapılan çalışmalar kapsamında, 2007 yılında giriş kısmı bulunan Harput Zindanının büyük bir bölümü ortaya çıkarıldı.




Birkaç kez İlimiz medyası tarafından dile getirilen “Harput Zindanları” kazı çalışmasının geniş bir bölümünü ilk kez Günışığı Gazetesi görüntüledi. Yerin 64 metre altında gerçekleştirilen çalışmalarda, doğal yapılı 98 basamaklı merdivenli tünelle zindana iniliyor. 190 cm ile 330 cm uzunluğunda ve 170 cm eninde olan tünelde, 2 tane havalandırma bacası bulunuyor. Bacaların yeryüzüyle bağlantıları henüz bulunamadı. Tünelin sonunda ise uzun bir salon ve salonu üçe ayıran bölmeler bulunuyor. Bu bölmelerden birinin yeni bir tünel girişi olduğu sanılmaktadır. Bu tünel çalışmasının önümüzdeki sene devam edeceği bildirildi.

“Harput Zindanları” hakkında görüşlerini aldığımız Prof. Dr. Veli Sevin, bundan sonraki çalışmalarda arkeologların görevinin bu mağaranın sırrını çözmek, kimlerin, ne zaman ve ne için yaptırdıklarını tespit etmek olduğunu belirtti. Prof. Dr. Veli Sevin, “Elazığ Müze Müdürlüğü tarafından dört yıldır yürütülmekte olan Harput İç Kale kazılarında yer altına inen tüneller ve odalar bulundu. Tesis tamamen kayalara oyularak açılmış. Şimdilik 98 basamak temizlenerek karanlık bir mağaraya ulaşıldı. Yüz metre kare kadar genişlikteki mağaranın içinde merdivenlerle inilen üç büyük göz buluyor. Çalışmalar halen sürüyor ve belli ki gelecek yıllarda da devam edecek.



Şimdi arkeologlara düşen görev bu mağaranın sırrını çözmek. Kimler, ne zaman ve ne için yaptırtmıştı? Bir bir iz sürülüp aranacak. Yüz yılı aşan bir süredir toprak altında olmasına karşın bu yer altı yolları ve odaları günümüzde hâlâ pek çok şehir efsanesine konu ediliyor.” dedi.

Halk arasındaki zindan efsaneleri ile ilgili de bilgi veren Sevin, “Kimileri tüneller ile Elazığ’a bağlandığını, kimileri büyük hazineler barındırdığını söyleyip duruyor. Hatta Osmanlılar döneminde dilden dile anlatılan bir efsaneye göre, karanlık zindanda genç, gayet güzel ve tılsımlı bir kız altın bir köşk üzerinde yatar ve her yıl bir kez uyanarak “Süt Kalesi, Dere Hamamı yıkıldı mı? Katır kuzuladı mı?” şeklinde haykırırmış. Bu sesi bizzat duyduğunu söyleyenler de çıkarmış. Biz yaklaşık bir buçuk aydır yerin altındaki karanlık, nemli tüneller içinde bu tesisi açmaya, uyuyan güzele ulaşmaya gayret ediyoruz. Ama ses seda yok her nedense. Yoksa daha da derinlerde mi bekliyor bizleri? Bilemiyoruz. Ancak bildiğimiz şu ki, bu muazzam yer altı yapısını günümüzden 2 bin 8 yüz yıl önce Urartu kralları bir sarnıç olarak yaptırtmış; amacı yalnızca su. Nitekim içinde su hâlâ var. Osmanlılar dedikodu ve rivayetlerden öyle bıkmış olmalılar ki padişah Abdülmecit döneminde burayı taş ve toprakla tamamen doldurarak köreltmişlerdi. Biz şimdi hâlâ onların doldurduklarını temizlemekle meşgulüz…” dedi.

Harput Kalesi’nin Urartu Krallığı’nın yıkılışından sonra hiç terk edilmediğini de sözlerine ekleyen Sevin, “Roma, Bizans, Artuklu, Akkoyunlu ve Osmanlılar döneminde de önemini korudu. Eski sarnıç bir zindana dönüştürülerek kullanıldı. Zindan Ortaçağ’da büyük ün kazanmıştı. Harput’un Artuklu Beyi Belek 1122 ve 1123 yıllarında, Kudüs’ün mağrur Haçlı kralı ile Urfa kontu, Birecik senyörü ve onlarca haçlı şövalyesini zincire vurarak bu zindana atmıştı. Bu olay o zamanki dünyada büyük bir heyecan yaratmıştı. 19. yüzyılda Avrupalı seyyahlar Harput’a hep bu zindanı görmek ümidiyle gelmişler ve geriye düş kırıklığı içinde dönmüşlerdi. Gelecek yıllarda, gerekli düzenlemeler yapılıp güvenlik önlemleri alındıktan sonra bu yer altı tesisini herkes rahatça gezip görebilecek; yüz kadar basamağı inip çıkmayı gözüne kestirenler tabii… Yapılmakta olan kazıların kalenin gizli kalmış daha pek çok köşesini ortaya çıkararak tarihe ve Elazığ turizmine önemli katkılarda bulunacağı inancındayız.” diye konuştu.

Kaynak;Günışığı Gazetesi



levent çlk

9 yıl önce - Pzr 21 Arl 2008, 04:07

Türk Hava Yolları'na ait Skylife Dergisi'nin Aralık sayısında Harput tanıtıldı. Asya'nın Doğal Bahçesi Harput başlığıyla verilen makalede Harput'un adeta bir açık hava müzesi olduğu anlatılıyor.



(+)


Türk Hava Yolları'na ait Skylife Dergisi'nin Aralık sayısında Elazığ ve Harput tanıtıldı. Asya'nın Doğal Bahçesi Harput başlığıyla verilen makalede Harput'un tarihi dokusuyla adeta bir açık hava müzesi olduğu anlatılırken, bakımsızlık ve viraneliğinden de iç burkacak şekilde bahsediliyor.
Asya'nın doğal bahçesi



Harput
SkyLife - Aralık 2008
Sultan Fatih'in soyundan gelen dedeler ile Meryem Ana'ya atfedilmiş kiliselerin aynı tepe üzerinde yükseldiği Harput; Doğu Anadolu'nun en heyecan verici panoramasının zirvesinde kurulu bir ziyaret ve sayfiye mekânı günümüzde.

Bir rivayete göre Mansur Baba'ya ait türbe, şehrin zaptı sırasında yıkılıp harap olur ve Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından arazisi satın alınır. Zamanla yeri unutulmuş Mansur Baba'nın keşfiyse bakın nasıl anlatılır: Vaktiyle caminin önündeki mezarlığa bitişik evlerden birinde oturan Şahende Kadın, rüyasında ak sakallı, nurani çehreli bir zat görür, zat kızgın bir sesle, “üzerime su döker durursunuz, ya yerimi değiştirin ya evinizi değiştirin” diye ihtarda bulunur. Rüyaya aldırış etmeyen kadın, aynı rüyayı birkaç kez daha görünce, ihtara cevaben, “ Ben yaşlı bir kadınım, bu kadar işin altından nasıl kalkarım?” diye serzeniş eder. Zat, “Beyzadeye haber ver” cevabını verdiğinde, Şahende Kadın korkuyla uyanır. Sabah Beyzade'ye varıp da evin yakınlarında kazı yaptırınca, bir lahit bulunur. İşte tam oraya 10 gün içinde bu yapı kondurulur…

VE RİVAYETLER…

Birkaç yüzyıl önceyi soruşturduğunuzda, Sultan Abdülaziz'in şerefine verilen 'Mamuret-ül Aziz' ismini ve bundan türetilmiş olan 'Elaziz' kelimesini duyarsınız. Bu da Elazığ'ın bugünkü ismini çağrıştırır. Şehir isimlerinin söylene söylene değiştiğine dair hikâye şablonundan şu sonuca varıyorum ki, Harput aslında eski Elazığ'ın ta kendisi. Kuzeyde Erzurum'dan, güneyde Halep'e kadar olan bölgeye hâkimiyet kuran bir merkez haline gelmiş. Harput, sadece bu kent ve etrafındaki bölgenin ilk yerleşimlerinden biri olmakla kalmamış, aynı zamanda bir eyalet başkenti; tarihsel dinamiklerin bir sonucu olarak daha geniş bir bölgenin de kültürel ve ticari merkezi olmuş. Zaten bilinen şu ki, merkez 1800'lerin ortasında bugünkü Elazığ'ın kurulu olduğu Ağavat'a taşınmış. Yani Harput'un yıldızı sönerken, Elazığ'ın yıldızının parlamaya başladığı bir dönem başlamış.

BİR ZİYARET MERKEZİ

Bugün sadece Elazığlılar değil, tüm Doğu Anadolu ve hatta Orta Anadolu'dan gelenler için bir doğa ve inanç ziyareti mekânı, göl manzarasıyla çevrili bir sayfiye yeri Harput. Kesme taştan inşa edilmiş gövdesiyle Mansur Baba türbesi, tüm Anadolu'ya yayılmış sekizgen yerleşim planlı, külah çatılı mimari eserlerden sadece birisi.

İLK GELENLER

İlk yerleşen Hurriler'den, Hitit ve Asur egemenliğinden bahsediliyor pek çok farklı kaynakta. M.Ö. IX. yüzyıldan itibaren Doğu Anadolu'ya yerleşen Urartuların merkezlerinden biri haline geliyor kent. İki kıta arasındaki düğüm noktalarından birine hâkim konumu; Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Araplar arasında el değiştiren bir yer haline getiriyor bölgeyi. İçinde yaşadığımız çağda sokaklarında yürürken gördüğümüz eserlerin çoğu, 1071 sonrasında kurulan hâkimiyetin, bölgeye bıraktığı kültürel mirasın izlerini taşıyor. 1085'de Oğuzlar'ın Çubuklar Boyu tarafından fethedilen Harput, bugün de en çok Anadolu Selçuklu ve Osmanlı geleneğiyle imar edilmiş bir kültür merkezi kimliğiyle karşımızda.

ASYA'NIN DOĞAL BAHÇESİ

1852 yılında açılan misyonerlik okulu ve bir süre sonra öğretime başlayan Amerikan Koleji, Harput'un o dönemde çok önemli bir kültür ve eğitim merkezi olduğunu gösteriyor. Doğu'yu tanımlayan buğulu Batı methiyelerinden payını alan Harput, Amerikalılar tarafından “Asya'nın Doğal Bahçesi” olarak anılıyormuş.

AÇIK HAVA MÜZESİ

Urartular'dan kalma kaleden Süryani kilisesine, medresesinden camilerine, hamamı, eski evleri, kümbetleri ve mezar taşlarıyla her adımda bir eserle karşılaşacağınız ve 'açık hava müzesi' tabirini her şeyiyle hak eden eski bir kent burası. Elazığ Ovası'nı geride bırakarak yavaş yavaş yükselen asfalt yolun sonunda, göreceğiniz eski Harput evleri, gerçekten köklü bir tarihi adımlamak üzere olduğunuzu size haber verirken, virane görüntüleriyle de içinizi acıtıyorlar. Gölgesinde oturan amcaların “Osmanlı ile yaşıt bunlar oğlum” diyerek övündükleri ulu çınarları, samimi halkı ve tarihi atmosferiyle köklü bir Anadolu Kasabası burası. İlk kalıntılarının Urartular'a tarihlendiği bir yerleşimin sokaklarında yürüyorsunuz artık.

KARTAL YUVASI

Üzerinde yükselmekte olduğu kayalık tepenin de verdiği görkemli görüntüsüyle Harput Kalesi, içinizi ürperten ulaşılmazlık hissiyle karşılıyor sizi. Burası gerçekten bir 'kartal yuvası'.

Burçlardaki yüksek manzarasıyla ünlü Urartular'dan kalma kalede, bugün yer yer restorasyon ve kazı çalışmaları devam ediyor. Kaleye görkemini ve aslında Harput'a stratejik önemini veren kayalık tepe, hemen doğu yüzünde bambaşka bir güzelliğin yeşermesine ve serpilmesine olanak tanımış. Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi, M.Ö. 149'a tarihli bir inanç yapısı. En sonuncusu 1262 yılında olmak üzere üç büyük onarım geçiren eser, son kez 1999'da restore edildi. Bugün, ibadet ve ziyarete açık halde tutuluyor. Kaleden sonra Harput'taki en eski eser olma unvanını taşıyor.

ULU CAMİ

Kilisenin 1262 yılındaki restorasyonundan bir müddet önce inşa edilen Ulu Cami, Artuklu Sultanı Fahrettin Karaaslan'ın adıyla anılıyor. Yana doğru bel vermiş, eğik tuğla minaresiyle Harput'un simgelerinden biri… Minarenin üzeri, Anadolu Türk İslam mimarisi izlerini taşıyan süslemelerle bezeli; caminin iç mekânı ise kalın taş duvarlarla dikdörtgen planı örten çatı sistemi ve bunları taşıyan kemerlerle örülü. Ulu bir çınarın gölgelediği avlusuyla Kurşunlu Camii'nin inşası ise 1730 yılına dayanıyor. Söylenceye göre çınar, cami inşası bittiği gün dikilmiş, yani her ikisi de neredeyse üç yüz yaşında. IV. Murat'ın Ulu Cami'ye hediyesi olarak bilinen abanoz ağacından yapılı minber, bugün Kurşunlu'da duruyor. Sarahatun Camii, Alacalı Camii, Ağa Camii de ziyaret rotanız içinde olması gereken yüzlerce yıllık duraklar. Harput Merkez'deki Ahi Musa Mescidi, bir lokanta olarak hizmet veren Cimşit Bey Hamamı, Arap Baba, seyir restoranları da diğer ziyaret noktaları…

KUDRET BUZLARI

Arguvan sırtlarından başlayıp doğuya doğru, Tunceli kıyıları boyunca tüm göl sahilini geçecek, sac kavurma ve çayın da eşliğinde manzaranın tadını çıkaracaksınız. Buzluk Mağarası, size, şifalı olduğuna inanılan 'kudret buzları'nı sunacak. Keban Gölü'nün maviliğine ve koyların güzelliğine bir Akdeniz kentinin Kalesi'nden bakmıyorsunuz


Necdet Cevahir
9 yıl önce - Çrş 07 Oca 2009, 01:23

Temizlik yapılana kadar kilitlenmiştir. Lütfen Fotoğraf Yükleme Kuralları nı bir kez daha okuyunuz.



sayfa 3
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   1234 ... 140141142   sonraki »
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler