Ana Sayfa 882 bin Türkiye Fotoğrafı
Rönesans devrinde Osmanlı ve Anadolu'nun durumu
Sayfa: 1, 2  Sonraki
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
altan-turan
7 yıl önce - Prş 19 Tem 2007, 13:00
Rönesans devrinde Osmanlı ve Anadolu'nun durumu


Arkadaslar Avrupa'da Ronenans yasaniyorken,Osmanli ve Anadolu'nun mecut durumu neydi???
Birde Ronesansin Osmanliya etkisi ne oldu?? Kaynak yada kisisel fikir sunabilecek arkadaslarin yardimini bekliyorum...


[ başlık, anlamlı hale getirildi.. - Burç - Prş 19 Tem 2007, 12:01 ]


Erkan_T
7 yıl önce - Prş 19 Tem 2007, 13:28

Altan bey okulda öğrendiğim kadarıyla ;
 Avrupa daki devletler Rönesansın ve ayrıca Reformun hareketleriyle zenginleşmiş , ekonomilerini güçlendirmiş , düşünce ve bilim hayatında önemli değişiklikler yapmışlar.
Fakat Osmanlı devleti bu önemli gelişmelere ayak uyduramamış Avrupadaki bilim ve teknolojik konularda örnekler alıp kendilerini geliştirememişler.
Bunun gibi önemli etkenler Osmalı devletinin yavaş yavaş çökmesine zemin hazırladı...
 Unutmadan Ronenans değil Rönesans olacak...


hürdoğan
7 yıl önce - Prş 19 Tem 2007, 13:39

Öyle bir soru sormuşsun ki,hani derler ya tam on puanlık soru.

Bu soruya ciddi ve tatmin edici bir cevap için epey bir çalışmak lazım.Arkadaşlar kısa mesajlarla nasıl açıklayacaklar doğrusu bende merak ediyorum. Mezuniyet tezi olabilecek bir başlık.Araştırılsa belkide  böyle bir çalışma vardır.


Emir ERTEN

7 yıl önce - Prş 19 Tem 2007, 13:52

Rönesans Fatih Sultan Mehmet'in istanbulu fethettikten kısa bir süre sonra  başlamıştır.O günlerde Anadolunun durumuna bakacak olursak son derece refah dolu bir ortam görürüz.Rönesans Avrupada ilk başladığı zamanlar Osmanlı devletindede pozitif bilimlere büyük önem veriliyordu.Hatta Fatih Sultan Mehmet pozitif bilimlerin en büyük destekçisiydi.7 dil biliyordu
Rönesansın başlamasında İslam dünyasının büyük katkısı olmuştur.Haçlı seferlerinde Avrupalılar İslam dünyasısından çok şey öğrendiler.Kağıt,Pusula,Barut.En önemliside dünyanın yuvarlak olduğunu öğrendiler.
Zamanla ne olduysa oldu Osmanlı hem askeri hem bilimsel yönden gerilerken Avrupa bu konuda ilerlemeye başladı.Özellikle 17.yüzyılda bu belirgin bir biçimde ortaya çıkıverdi.Gelişen teknoloji dikkate alınmadı Anadoluda.Böylece Osmanlı devleti geriledi


burakerkıral

7 yıl önce - Prş 19 Tem 2007, 14:22

Bence kısacası;

Rönesans Fatih'in İstanbul'u fethettikten sonra Bizans'ta bulunan yani elindeki esir olan bilim adamlarını Roma'ya göndermesiyle başlamıştır yani Fatih bilim adamlarını Roma'ya göndermeseydi rönensans diye birşey olmayacaktı.


m_emin
7 yıl önce - Prş 19 Tem 2007, 14:42

Osmanlılar bilimde nasıl-niçin uzaklaştı?

Osmanlılar'ın Batıdaki gelişmelere ayak uyduramamasını Aslan BULUT, şöyle izah ediyor:

Alıntı:
İslam'da ehli sünnet olarak kabul edilen mezhep mensuplarının itikatta dayandığı iki temel düşünce vardır; biri Maturidilik, diğeri ise Eşarilik.

İmam Eşari, “hayır da, şer de Allah’tandır” der. İmam Maturidi ise, “her şey Allah’tandır” görüşünü benimsemekle birlikte “kötülük, Allah’ın kaza ve kaderidir” biçimindeki görüşü Allah’a karşı saygısızlık olarak kabul etmiştir. Yani, kötülüğü tercih eden insandır.

Maturidiye göre insan, delillere dayanarak ve ikna olarak iman eder. İnsan, Allah’ın verdiği akıl yeteneği ile, eylemlerin değerini, hayır mı şer mi olduklarını kavrayabilir.

İşte, Türkler ve Türk bilim adamları dolayısıyla medreseler Maturidi’nin yolunda, tahkiki iman yolunu tercih etmişler ve bu şekilde araştırarak iman etmenin, taklidi imandan üstün olduğunu belirtmişlerdir. Dolayısıyla, bütün dini bilimlerin yanında, medreselerde nakile dayalı bilgiler ile birlikte akla dayalı bilgilere de yer verilmiş, astronomi, cebir, geometri, mühendislik, tıp gibi bilimler ağırlıkla okutulmuştur.
Bu bilimler sayesinde Selçuklular ve Osmanlılar çağın en büyük bilim ve teknolojisini üretmişler, bu sayede süper güç olmuşlardır.

***
Yavuz döneminin sonuna kadar Osmanlı’daki ilim ve teknoloji üretimi artarak sürmüş, Kanuni döneminden sonra bu üretim yavaşlamış ve nihayet durmuştur. Bunun sebebi Yavuz’un Tebriz ve Kahire’den İstanbul’a getirdiği Eşari ve Şii okullarına mensup, yaklaşık 2 bin bilim adamının Osmanlı medresesine hakim olmasıdır.

İstanbul’u dünyanın ebedî bilim merkezi haline getirmek gibi yüksek bir düşünceden kaynaklanan bu bilim adamı sevkiyatı, maalesef İstanbul’da akıl ile nakil arasında kurulan sağlıklı dengeyi tamamen bozacak, araştırma-geliştirmeye dayalı ilim ve teknoloji üretimi tamamen duracak, nakil bilimleri, bir nevi ruhban sınıfı meydana getirecek ve Osmanlı gerilemeye böyle başlayacaktı. O zamana kadar “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” görüşü ile bilgi ve teknoloji üreten Maturidi görüşe sahip bilim adamları azınlıkta kalacak, çalışmaları engellenecekti.

Ancak, Batı’da bilim ve teknolojinin gelişmesi askerliğe yansıdıkça, bu gelişme savaşlarda Osmanlı’nın karşısına çıktıkça, eksiklikler yenilgilerle hissedilir oldu.


Alev06

7 yıl önce - Prş 19 Tem 2007, 16:29

Gerçekten büyük bir araştırma konusu olacak bu soruyu cevaplamak çok kolay olamaz.Ancak bilgilerin özeti olabilir.Kendi bildiklerim doğrultusunda yazıyorum,kuşkusuz daha kapsamlı bilgiler iletecek arkadaşlarımız vardır.
"Yeniden doğuş" anlamına gelen Rönesans; eski Yunan ve Roma uygarlıklarının gelişip yayıldığı Antik döneme ait klasik eserlere dönülerek Avrupa'da, sanat ve fikirde yeniden gelişmelerin sağlanmasıdır. Hümanizm akımının öncüleri ise, Antik dönemde hümanist kültürün temellerini atan Sokrat, Eflatun ve Aristo'dur.Hümanist düşüncenin temellerini atan filozoflardan hiçbiri; bütün insanlara eşit olarak eğitim hakkını tanımamıştır.Hümanistler elit bir gruba eğitim  hizmetini götürmeyi amaçlamışlar; orta ve aşağı sınıflara eğitim hizmetini götürmek istememişlerdir İnsanların eşit şekilde eğitim hakkına sahip olmasını ilk olarak savunan filozof İbn-î Sina'dır.
Rönesans'ın en karakteristik özelliği eskidünya görüşü yerine, ulusal bir görüşün ortaya çıkmasıdır.Böylece, ilimde esas olarak kabul edilen latince, kendi yerini halk diline, halk edebiyatına terk etmiştir.Asırlar boyunca süren Augustinus felsefesi (Din felsefesi-Civita Dei) yerini doğanın insanlara sunduğu güçlerin, varlıkların varoluşunu kabullenmeye terk etmiştir... Bu durum dünyaya ait olayların  dini olaylardan ayrılmasına yol açmıştır, devlet ile din işlerinin ayrı ayrı şeyler olduğu kabul edilmiştir. Böylece laik-teokratik devletlerin karakteristik özellikleri belirlenmiştir.bunun sonunda da milli krallıklar kurulmuştur...Her millet kendi milliyetçiliğini algılar hale gelmiştir.Herşeyde bir kritik,irdeleme yer almaya başlar.Kritiklerin ortaya atılması, ilimde yeni metodların geliştirilmesini sağlamıştır.Aklın kabul etmediği şeyleri Rönesans kabul etmemiştir.Araştırma ve deneyimler esas alınmıştır.
Açıkça bilinmektedir ki,Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden sonra İstanbul'dan kaçan Bizans'lı bilim adamları Avrupa'da Rönesans ve reform hareketlerinin başlamasında etkili olmuşlardır.Osmanlı imparatorluğu Avrupa'da gelişen bu yeni hareketi takip etmekte çok geç kalmıştır
Bu durum İslam dünyası ile Avrupa Hıristiyan dünyası arasında farklar doğurmuştur. Kültür ve uygarlık alanında oluşan farklar zamanla ve Osmanlı ve İslam dünyası aleyhine gelişmiştir16. yüzyıldan itibaren Rönesans ve coğrafi keşiflerle gelişen Avrupa'ya karşı ekonomik ve askeri üstünlüğünü kaybeden Osmanlı İmparatorluğu yeni gelişmelere ayak uyduramamıştır ve bu yüzyıldan itibaren dengeler Avrupa devletleri lehine gelişmiştir.İbn Haldun, Kemal Paşazade, Katip Çelebi gibi alimler bu dönemde yetişmiştir.Ama ilmin devlet yönetimi üzerindeki etkileri yoğun olmamıştır.Yine bu dönemde Osmanlılarda yönetenlerle,yönetilenler arasında ikilikler başlamıştır.İmparatorluğun etnik yapısı ve özellikle yabancı devletlerin ekonomik ve kültürel baskılarıyla zayıflatılan Osmanlı,"Şark Meselesi" denilen siyasi felaketle içten ve dıştan parçalanmaya başlandı.
Türkler, Avrupa uygarlıklarıyla ilişkileri ilkçağlara kadar uzanır. Özellikle Anadolu'da devlet kuran Türklerin Avrupa ile ilişkileri Selçuklu çağından bu tarafa devam etmektedir.Türkler Avrupa'ya bir çok şeyler öğretmişlerdir.Ama Avrupa uygarlıkta üstünlüğünü,zayıflamasından yararlanarak Osmanlı'ya ve İslam dünyasına kabul ettirmiştir. III. Ahmed'in ve Nevşehirli damat İbrahim Paşa'nın yaptıkları reformlarla Lale Devri ancak on yıl dayanmış  1730 da son bulmuştur.Lale Devri (1718-1730), Osmanlı tarihinin kendi içindeki Rönesans'ı olmuş, bu dönemde sanatın hemen her dalında lale motifleri kullanılmıştır.Bu devirde yapılan reform programında amaç herşeyden önce askeri sahada Avrupa'nın teknik programından faydalanmak olmuştur.1726 da gelen matbaanın kurulmasına din adamaları ancak fetvayla izin vermişlerdir...Oysa ki matbaa Osmanlı'ya 16.yy da gelmiştir ve  bazı eyaletlerde gayri müslimlerin İncil'i basdıkları bilinmektedir.(Bosna'da)III. Selim'in  Nizam-ı Cedit ismiyle başlattığı yenilik hareketleri de başarısız olmuştur.Tanzimat fermanı ile kısmen Avrupa uygarlığına biraz olsun kapılar açılmıştır.Ancak halk geniş oranda tanzimatı kabullenmemiş bu yenilikler belirli kesimlerde kalmıştır...1856 Islahat fermanı ise,Tanzimat reformlarının uygulanmasını zorlaştırmıştır.Osmanlı öyle bir imparatorluktur ki bir yönden Rönesans kültürüne bulaşır, diğer tarfta göçebe zirai bir toplulukta halk yaşantısını sürsürmektedir...Bir tarafta eski halk oyunları,Türk klasik musikisi canbazlar,panayırlar sürerken,bir yanda da klasik batı müziğinden parçalar çalındığı, hatta operalar, operetler temsil edildiği bilinmektedir.Bosna-Hersek, Rumeli (Bulgaristan, Sırbistan, Eflak-Boğdan, Girit) ayaklanmaları, özellikle Hicaz, Yemen, Cidde, Şam, Beyrut isyanları hep bundan sonra giderek artmıştır.Uyumu meşrutiyette arayan Yeni Osmanlılar'da başarılı olamamıştır.23 Aralık 1876 anayasası da Osmanlı birlik ve beraberliğini temin edemedi. 126 mebusun bir kısmı tamamen Hıristiyan idi. Bunlar halka, özellikle Müslüman Türkler'in menfaatleri için çalışmadılar.Birçok büyük makamlar daha Abdülmecit, Abdülaziz zamanında, gayri müslimlerin elinde kalmıştır.Osmanlı Dışişlerinde birçok azınlıklar, Kara Todoriler, Aleko Paşa, Hırıstoviç, Balkan Harbi sırasında Norodongian Efendiler önemli görevlerde bulundular.( Daha sonra Norodongian Efendi Lozan antlaşmaları görüşmelerinde Ermenileri savunmuştur.)Garplılık-Şarklılık meseleleri Osmanlı'nın son dönemlerinde çok önemli olmuştur.Hiç bir Avrupalı yıkmak için uğraştıkları koca imparatorluktan,Türk milletinin yeni bir devlet kuracağına inanmamıştır.Ulusal Kurtuluş Savaşı, ömrünü tamamlamış bir imparatorluğun yıkıntılarından çağdaş bir devletin ortaya çıkarılması çabasıdır.Ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla bu çabalar sonuç verir...
Rönesans yıllarında Avrupalılar ele gelir neleri varsa bunları Müslümanlardan aldıklarını biliyorlardı ve Müslümanlar karşısında içine düştükleri aşağılık kompleksinden kurtulabilmek için üstün oldukları imajını yaratmışlar ve Antik Yunanlıların insanlık tarihinde eşsiz bir mucize gerçekleştirdikleri tezine sarılmışlardır... Rönesans uzmanlarından Peter Burke, Rönesans'ın Latin ve Yunan kaynaklarına, yani binlerce yıl öncesine bir "geri dönüş" hareketi olduğu noktasına dikkat çeker. Yani Rönesans aydınları, aslında ilerici değil, gericidir.Rönesans terimi,çok ciddiye alınmış ve sanki tarihte böyle bağımsız bir dönem yaşanmış gibi gösterilmiştir.Tarihçi Hodgson'a göre;"Modern dünya ile Batı, aynı şeyler değildir. Modernlik, Afrika, Asya ve Avrupa'nın beraberce inşa ettikleri bir oluşumdu. Yüzyıllar süren bu hazırlık döneminden kârlı çıkan bölge, fırsatları değerlendirmeyi bilen ve bir katalizör rolü oynayan Avrupa oldu".

Kaynaklar:

Prof.Dr. Orhan TÜRKDOĞAN,Milli Kimliğin Yükselişi",Alfa Yayıncılık, Ağustos 1999, say.231
Zeki ARIKAN, Rönesans Dönemi Avrupa Gezi Yazılarında Türk Miti ve Bunun Çöküşü II, İzmir 1984, s. 203-243 Tarih İnceleme dergisi
Nicolae JORGA,Osmanlı İmparatorluğu Tarihi
Fahamettin BAŞAR,100 Soruda Osmanlı Devleti Tarihi
www.guvercinevi.net/yazilar_Y.asp?ID=1370&h=1-90k-
www.tarihvakfi.org.tr/notdefteri_kitap.asp-32k-
www.tarihportali.net/-111k-


görkem 07
7 yıl önce - Prş 19 Tem 2007, 16:52

Alıntı:
Rönesans Fatih'in İstanbul'u fethettikten sonra Bizans'ta bulunan yani elindeki esir olan bilim adamlarını Roma'ya göndermesiyle başlamıştır yani Fatih bilim adamlarını Roma'ya göndermeseydi rönensans diye birşey olmayacaktı.

  açıkcası ben bu kadar neden sonuca bağlı bir şey olduğunu düşünmüyorum.istanbulun, dönemin en önemli ticaret yolları olan ipek ve baharat yolu,akdeniz limanlarının osmanlıya geçişi avrupayı yeni yerler ticari yollar keşfetmeye zorladı.nihayetinde amerikanın keşfi kolonizasyonu hızlandırdı.Muazzam bir ucuz hammadde elde edilmiş oldu.sömürgeleştirmeden sonra avrupa 1750 lerdeki sanayi devrimiyle  birlikte emek yoğun üretimden makineleşmiş,seri daha ucuz maliyetli üretime geçti.
  Tabii başka şeyler de olmadı değil dinin toplum hayatındaki abartılı dominant rolü ilk kez  bu devirde sorgulanmaya başladı martin luther önderliğinde reform hareketleri başladı.Kilisesin sosyal ve siyasal gücü önemli ölçüde kırıldı.Okuma yazma bilmeyen halk kitleler halinde okur yazarlığa kavuştu. Feodal derebeyler ortadan kalktı ve avrupada yavaş yavaş en son almanya ve italya olmak üzere güçlü merkezi devletler kuruldu.
  Osmanlı ne yazıkki o günkü konumunun verdiği rehavetlede hiçbir harekette bulunmadı.Değişime ayak uyduramayan her devlet gibi o da yıkılmaya mahkumdu.


K.Oktar ARKIN
7 yıl önce - Cum 20 Tem 2007, 08:16
//


Benim anlamadigim sey ise su,
Yanibasinda bu kadar buyuk bir uyanis,degisim yasanirken,Turklerin bundan hic etkilenmemesi,yada haberdar olmamasi ilginc geliyor.Mimarisiyle,egitimiyle,felsefesiyle yepyeni bir akim. Ama etkilenen yerler cok dar bi alan.
Mesela birakin Anadolu'yu, Dogu Avrupa'da bile Ronesanstan etkilenmis mimari yapi,heykel yada sanat eseri cok az,hatta yok gibi. ?????? Bunu aklim almiyor bir turlu.
iki ihtimal var, ya Ronesans abartildigi kadar buyuk bi uyanis degildi,
yada guneydogu avrupa ve anadolu,bu muhtesem degisime ayak uydurmamak icin,gozunu ve kulagini tikadi.

Anlamadim gitti...


hekimkubilay
7 yıl önce - Cum 20 Tem 2007, 09:49

bence rönesansta ana faktör endülüs kütüphanelerinden ispanyolların elinden kurtarılabilen kitaplardır.  başka faktörlerde vardır elbet ama bence en birinci faktör budur.
Kaldı ki, böylesine muazzam bir hareket asla bir-kaç yılda olmaz.bunun 50-100 yıllık geçmişi kesin vardır. Buda yine endülüs ilmi ile avrupalıların tanışmasından kaynaklanıyordur. Endülüs yıkıldığında ise onun mirasçısı coğrafi komşuları olan avrupalılar olmuştur. İşte bu ana etkendir.
Bir arkadaşımız ise yeni ticaret yollarının engellenememiştir demiş. kısmen doğru fakat osmanlı bu konuda elinden geleni yapmıştır. Yavuzun yemeni aldıktan sonra orda tahkimatlar yapması,orda donanma kurması ve bu donanmanın açe bölgesinde portekizlilerle sürekli savaşması bunun ispatıdır ama birşey olacaksa onun önüne geçilmiyor.


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET