1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 7  |
 |
sabahattin kayış
16 yıl önce - Sal 17 Tem 2007, 21:34
| Alıntı: |
| İki ay çalışıp diğr aylar yatmalarına tabiki kızarım. Boş duran beyinler hayırlı işlere çalışmaz çünkü. Çalışan insanın beyni ışıldar, başkalarına pozitif katkıda bulunur. İşsiz insanın beyni ise her türlü dedikoduya, eleştiriye, boş işlerle uğraşmaya açıktır. |
Benim ailemde yıllardır, Yılın 8 ayı İstanbul'da yaşayıp, başka işlerle uğraşıp yılın 4 ayı fındıkla uğraşmak için Giresun'a fındığa giderler, ayrıca kışın bahçe bakımı (atlama deriz) kısa bir dönem Giresun'a gidilirdi..
|
 |
Muhammet ÇOLAK
16 yıl önce - Sal 17 Tem 2007, 23:20
Eyyyyy Fındık çiftçisi;
Tekeli olduğun Dünyanın %60 ını ürettiğin Ürünün Fiyatını Sen belirle,
Sen Birleşmezsen, Borsanı Kurmazsan Fındığın fiyatını Kartel e bırakırsan,Tayyiplerin,Baykalların,Uzanların İki dudağının arasından çıkacak fiyatı bekleyip buna razı olursan
Çok daha beklersin
Hükümetimiz 2012 deki seçime fındığa 8 ytl der
DURMAK YOK YOLA DEVAM
|
 |
alimemo
16 yıl önce - Çrş 18 Tem 2007, 04:16
| Alıntı: |
| Due to the high level of domestic prices in Turkey, hazelnut imports from Azerbaijan and Georgia have increased since 2000. This imbalance in the hazelnut market arises from the current disparity between demand and supply due to excess production. |
Türkiye iç piyasasındaki yüksek fiyattan dolayı, Azerbaycan ve Gürcistan'dan fındık ithali 2000'den beri artmıştır. Fındık piyasasındaki bu dengesizlik , fazla üretimin sebep olduğu arz-talep farkından kaynaklanmaktadır.
http://www.actahort.org/books/686/686_85.htm
| Alıntı: |
| The main source of the problem of excess supply through the expansion of hazelnut-planted areas to flat lands in the western part of the Black Sea region where alternative cropping can take place is the high support price policy that had been applied for years. |
Fındık ekili alanların, diğer ürünlerin yetiştirilebileceği Batı Karadeniz Bölgesi'ne uzanması suretiyle ortaya çıkan arz bolluğu probleminin esas kaynağı, yıllarca uygulanan yüksek destekleme fiyatı politikasıdır.
http://journals.tubitak.gov.tr/agriculture/issues ...0303-3.pdf
Alıntılar, liberal partilerin yorum sayfalarından değil, akademik araştırmalardan alınmıştır.
|
 |
35CEM35
16 yıl önce - Çrş 18 Tem 2007, 10:15
Bir yerlerde yanlış var, nerde olduğuda belli.
Kızım fındığı çok seviyor, sürekli alıyorum.
İzmir'de kilosunu 12-14 ytlden alıyoruz.
Üreticinin eline 5 ytl geçiyor.
O beşin içinde emek, işçi, gübre birsürü masrafınız var.
Yok yok, siz bence uyuyorsunuz. Bu ürüne 12 ytl veriliyor ve satılıyorsa, sıfırdan yarattığınız bu fındığın son noktasıda siz olmalısınız.
Memleketin bütün illerinde mutlaka hemşehrileriniz var, oturup bir strateji belirleseniz?
Sizin işte hiç anlamam ama, mesala büyük şehirlerde fındık noktaları oluştursanız ve bunu 8-10ytl fiyatla bizlere ulaştırsanız?
10 noktaya uğrayarak gelmiş fındığa 12-14 ytl veren bizler, direk karadenizlinin kendisinin sattığı daha garantili fındığa 8-10 ytl vermeyi tercih ederiz.
|
 |
Tarık Aydemir
16 yıl önce - Çrş 18 Tem 2007, 11:30
| Alıntı: |
| Türkiye iç piyasasındaki yüksek fiyattan dolayı, Azerbaycan ve Gürcistan'dan fındık ithali 2000'den beri artmıştır. Fındık piyasasındaki bu dengesizlik , fazla üretimin sebep olduğu arz-talep farkından kaynaklanmaktadır. |
Azerbaycan'da ve Gürcistan'da üretilen fındıkları biliyoruz.
Oradaki fındığa bizim fındıklar 5 basar.
Hem kabukları kalın, hem verimleri düşük
Avrupalı o fındıkları sadece zorda kalınca alıyor.
Türk fındığı Dünya'da marka.
Bizdeki fındığın kalitesi hiç bir ülkede yokkkk !!!
| Alıntı: |
| Fındık ekili alanların, diğer ürünlerin yetiştirilebileceği Batı Karadeniz Bölgesi'ne uzanması suretiyle ortaya çıkan arz bolluğu probleminin esas kaynağı, yıllarca uygulanan yüksek destekleme fiyatı politikasıdır. |
Tüm sorunların başlangıcı da budur zaten.
Batı Karadeniz bölgesinden yılda 150.000 ton fındık üretilmekte, eğer bu üretim olmasa arz-talep dengesi sağlanabilecek.
Bunun için de bir yasa çıkarıldı ama uygulayan yok !
Başka ürün üretilebilecek araziye sahip yerlerde fındık dikimi yasak olmasına rağmen yasağı uygulamuyor devletimiz.
Şimdi Ordu-Giresun halkının burada suçu nedir Allah Aşkına ?
Biz boşunamı devleti suçluyoruz.
| Alıntı: |
Sizin işte hiç anlamam ama, mesala büyük şehirlerde fındık noktaları oluştursanız ve bunu 8-10ytl fiyatla bizlere ulaştırsanız?
10 noktaya uğrayarak gelmiş fındığa 12-14 ytl veren bizler, direk karadenizlinin kendisinin sattığı daha garantili fındığa 8-10 ytl vermeyi tercih ederiz |
Keşke herşey bu kadar kolay olsa.
Bırakın fındığı başka bir ile transfer etmeyi, kabuğunu bile transfer ederken yakalanırsanız cezası var.
Ayrıca yöre halkının eylül ayında gerek işçi paralarını verebilmek için, gerekse çocuğunun okul masraflarını karşılaması için acilen paraya ihtiyacı oluyor.
Sizin dediğinizi ancak borcu harcı olmayan üreticiler yapabilir.
Onlarda en fazla 100 kilo fındık satabilir bu şekilde.
| Alıntı: |
İki ay çalışıp diğr aylar yatmalarına tabiki kızarım. Boş duran beyinler hayırlı işlere çalışmaz çünkü. Çalışan insanın beyni ışıldar, başkalarına pozitif katkıda bulunur. İşsiz insanın beyni ise her türlü dedikoduya, eleştiriye, boş işlerle uğraşmaya açıktır.
Bir halı dokuma tezgahı da mı kurulamıyor, evde oyuncak bebekler yapılıp şehirde turiste de mi satılamıyor, ağaç oyma işerine merak salıp biblolar, küllükler yapan da mı yok, bulunduğu yöreyi tarihiyle ve tanıtıcı bilgileriyle öğrenip Kaz Dağlarındaki gibi rehberlik yapanlarda mı yok, konu çalışmaksa yapılacak daha birsürü iş bulunur.
Altı çocuğunu da gittiği yere kadar okutan bir işçi babanın çocuğuyum ben. Bizleri okutmak için malulen emekli olmasına rağmen gurbete çalışmaya gitti ve vefat edinceye kadar da çalıştı. On ay değil bir hafta bile boş kalmayı önce babam için, sonra kendim için zul sayarım.
Ne kadar çalışıyorsan, bu vatan için o kadar kıymetlisindir. Yatarak Amerika'ya kafa tutamayız. Kesinlikle ve kesinlikle on ayını da çalışarak geçirmek için bir şeyler yapmalıdırlar. Yapmıyorlarsa da iki milyar değil, yirmi milyar geliri de olsa ileriye dönük memlekete faydalı olacaklarını zannetmiyorum. |
Bu yatıyor meselesini anlatamadım ben galiba.
10 ay kimsenin yattığı yok.
Bahçeye sadece kar yağdığı zaman gidilmez benim yöremde.
Onun haricinde her ay bahçenin ayrı bir işi vardır.
Ama yoğun olarak 2 ay çalışılır.
2 ay haricinde de temizliği, bakımı, gübrelemesi, budaması gibi işleriyle uğraşılır.
Türkiye de şuna eminim Karadeniz bölgesi insanı kadar hiçbir yörenin insanı bağıyla bahçesiyle ilgilenmiyor, bunu çok net söyleyebilirim.
Keşke Kaz dağlarına gelen turistlerin 10'da biri bizim yöremize gelse
Ulaşımı bir nebze yeni çözülmüş bir bölgeye turist hemen gelir mi ?
Fındıktan geçinemedikleri için yörenin gençleri büyük şehirlere göç etti ve ailelerine geçinmeleri için para yolluyor.
Ben ve abilerim niçin Ordu'da yaşayamıyoruz ?
Bizim de hakkımız değil mi doğduğumuz topraklarda yaşamak ?
Niçin biz başkalarının gerekli önlemleri almamasından dolayı toprağımızla geçinemiyoruz ?
Neden Fındık Kanunu bu ülkede uygulanmıyor ?
Neden Fındık politikası oluşturulmuyor ?
Neden taban arazilere fındık dikilmesine izin veriliyor ?
Neden Fiskobirlik yönetimine siyasi baskı var ?
Bu Devlet, bu hükümet ne için var ?
Hep haksız olan üretici mi ?
Ben bunların cevabını arıyorum.
|
 |
Ferhat AYDEMİR
16 yıl önce - Çrş 18 Tem 2007, 12:01
| Alıntı: |
| Benim ailemde yıllardır, Yılın 8 ayı İstanbul'da yaşayıp, başka işlerle uğraşıp yılın 4 ayı fındıkla uğraşmak için Giresun'a fındığa giderler, ayrıca kışın bahçe bakımı (atlama deriz) kısa bir dönem Giresun'a gidilirdi.. |
Peki ya oniki ay boyunca fındığının kapasitesini tam olarak yapmaya çalışan üreticiler emekleri boşuna mı?EE Üreticiler yaptıkları çalışmaları bedavaya mı(?) yapıyor.Fındık üreticileri yaptıkları bu çalışmadan kendi yaptığı emeği maddi bakımdan kazandığından eminmisiniz?
Bu soruların cevabı koskocaman bır HAYIR.
Pekiyiya Fındık 5 ytl imiş.Seçimden sonra Fındığın fiyatı düşücek.Fındık üreticileri bu yüzden fındık fiyatı az buluyor.Çünkü Fındığın fiyatının düşeceğini biliyorlar.
|
 |
Mehmet!
16 yıl önce - Çrş 18 Tem 2007, 12:08
Aslında bu tartışmaya Alimemo son noktayı koydu. Her şey serbest piyasanın arz/talep kanunu ile açıklanabilir. Serbest piyasada destekleme fiyatı olmaması gerekir ama neyse oldu diyelim. Fındığın destekleme fiyatını 1 YTL yaparsanız fındık üretimi azalır. Çünkü ürünün satılması ile elde edilen 1 YTL yapılan masrafı karşılamaz. Destekleme fiyatının 10 YTL olduğunu varsayalım. Bu sefer üretim ve dolayısıyla arz artar. Çünkü bizim üreticilerimizde bir zihniyet vardır. Bir ürünün fiyatı artınca yıllardır yaptığı işi bırakır ve "fındık işinde iyi para var" diyerek yeni bir işe girişir. Dolayısıyla asıl fındık üreticisinin işini de bozar. Bunun için fındık fiyatı -atıyorum- 1 YTL ile 10 YTL arasında oynatılarak denge fiyatı bulunur. Zaten bu işin uzmanları için fiyatı öyle her yıl ileri geri oynatmaya gerek yoktur. Hangi fiyata ne kadar üretim yapılacağını tecrübeleri ile (veya bazı iktisat formülleri ile) anlayabilirler.
Biz de İç Anadolunun bozkırlarında buğday üretirdik bir zamanlar. Zamanla ürettiğimiz buğday ile geçinemez olduk. Çünkü toprak aynı toprak ama nüfusumuz gittikçe çoğalıyordu. Nüfus çoğaldıkça devlet buğdayımıza 1 YTL verirken 10 YTL verseydi aynı işe devam ederdik ve ülke olarak yıllık buğday rekoltemiz 1 milyon ton ise her yıl artarak (iyi parayı gören başkaları da bu işe girişerek) 5 milyon ton, 10 milyon ton şeklinde aratarak giderdi. O kadar buğdayı devlet alıp ne yapsın. Derken bizler bu işten tasfiye olduk. O zamanlar üzüldük ama şimdi o köylerin çocukları (zor şartlarda da olsa) okuyup her biri değişik birer meslek sahibi oldular. Kısacası iktisat kanunları gereği talep varsa üretirsin, yoksa tasfiye olursun.
|
 |
Baraküda_Turgay
16 yıl önce - Çrş 18 Tem 2007, 12:16
Fındık üretimi konusundaTekel konumunda olmakla birlikte,malesef kapitalizmin! işleyiş yasaları gereği hiç bir şey yapamıyoruz..
Fiskobirlik bir kaç sene önce elindeki fındığı stoklayıp piyasaya sürmemiş,yüksek fiyattan satacağını zannetmişti..Fakat yabancı alıcılar bu fiyatları çok bulunca,fındıklar ellerinde patlamıştı..
Akabinde hatırlarsınız aganigi reklamları boy göstermeye içi piyasada tüketmeye çalışmışlardı..
Malesef bir çok konuda olduğu gibi fındık üretimindede bir stratejimizyok..
Ve salakça şeyler yapılmaya devam ediliyor..
Fındık ağaçlarını söktürüp,az üretim olursa daha çok liraya satarız mantığıda başka bir rezalettir.
Yahu dışardaki adamlara satmayı düşünmeden önce,dünyanın %70 fındığını üretip kendi halkına pahalı yedirmenin anlamı nedir??
Dışardaki tüketim bile bizden daha fazladır...
Bu yararlı besini önce kendi halkına ucuz yedirmek için önlem alda,dışardaki çikolatacıların kölesi olma...
Üretilen fındık fazla falan değildir..Bir kişinin günlük ihtiyacı 25-30 gr civarı olmalıdır..
Kişi başıan yıllık tüketim 10 kg civarına gelir ki,70 milyonluk Türkiye için 700 bin ton yapar.Üretilen fındıkta ancak bu kadar zaten...
EE ozaman neden üretim fazlası var deyip fındık ağaçlarını söktürüyorsunuz??(bu arada ermenistan ve yunanistan da ise fındık ağacı ekimi destekleniyor)
Nedenmi? kapitalist amcaların işine gelmiyorda ondan...
Üretilen fındığın “fazlalığı”, insanlığın ona duyduğu ihtiyaçtan fazla olması anlamında değil, üreticilerin kârlı bir düzeyden satabileceklerinden fazla olması anlamındadır.
Bizim kaderimizmidir nedir,her konuda her zaman, aganigi naganigi...
|
 |
Fatih Can
16 yıl önce - Çrş 18 Tem 2007, 12:35
Vallahı ben bır fındıksever olarak fındık 8 ytl 10 ytl olacak vs gıbı laflar eden partılere oy verme sansımı sıfırladım, su an fındıgı 10 lıraya yıyorum oyle olursa 20 lıraya cıkacak o zaman da zarardayım.
Fındık yıyen kısı sayısı fındık uretenın 1000 katıdır.
|
 |
Yılmaz Aysoy
16 yıl önce - Çrş 18 Tem 2007, 12:44
Bu sadece fındığın problemi değil. Türkiye'de genel olarak bir plansızlık var. Serbest piyasa ekonomisi demek piyasayı tamamen serbest bırakıp ne haliniz varsa görün anlamına mı geliyor.
Eğer o anlama geliyorsa, neden Taksi plakaları, dolmuş plakaları ihaleyle veriliyor ve taksi ve dolmuş plakaları servet ediyor?
Neden isteyen halk otobüsü işletemiyor?
Demekki serbest piyasa demek herşeyin serbest olduğu bir piyasa değil, tam aksine birçok şeyin planlandığı bir piyasa ekonomisi.
Her sektörün bir planlaması olması gerekiyor. Devlet imalat ve ticaretten komple çekilmeli ve devletin işi sadece planlama olmalı.
Şimdi bir düşünelim. Aynı sokağa 5 tane bakkal açılıyor. Bir semte 15 tane büyük alışverişmerkezi açılıyor. Güneyde turistik şehirlerde istemediğin kadar kuyumcu, halıcı, derici açılıyor. Tarımda bir kişi bir ürün ekiyor ve para kazanıyor, ertesi sene bütün köylü aynı ürünü ekip hepsi zarar ediyor.
Şimdi size bir örnek vereyim. Alanya'da o kadar çok kuyumcu var ki artık çoğu boş oturuyor ve batan bir sürü kuyumcu oluyor. Aynı şey halıcı, hediyelik eşyacı, deri ürünleri mağazaları içinde geçerli.
İşte bunun önüne geçmek için meslek kuruluşlarının yetkilerini arttıracaksınız ve bütün meslek grupları meslek odalarından izin almadan işyeri açamayacak. Meslek kuruluşları da o işyerinin açılacağı bölgede gerçekten öyle bir ihtiyaç var mı çok iyi araştıracak. Bu şekilde hem açılan işyerleri zarar etmeyecek hem de devlet vergisini, dükkan sahibi kirasını, çalışanlar ücretlerini, tedarikçi de parasını alabilecek.
Geleceğin en büyük iki sıkıntısı su ve gıdadır. Gıdanın ana kaynağı tarımdır. Tarımın ana kaynağı sudur. Sen eğer suyunu ve tarımını planlamazsan gelecekte açlık ve susuzluğa mahkum olursun.
Günümüzde gelişmiş ülkeler bu mantıkla tarımlarını çok iyi planlıyorlar buına en güzel örnek İsrail'dir. Topraklarının büyük kısmı çöl olan bir ülke tarımın kıymetini bilip taşıma toprakla tarım arazisi oluşturuyor ve hangi bölgede hangi ürünün ne kadar ekileceğini ve sulamasının nasıl olacağını çok iyi planlıyor.
Aynı şekilde tarımı planlayacaksın. Öncelikle hangi bölge hangi ürünlerin yetişmesi için uygun şartlara sahiptir onun araştırılması gerekir. Üretilecek ürünün sulaması çok iyi planlanmalıdır. Devlet sulama altyapısını çok iyi yapmalıdır. Daha sonra ülke ihtiyaçları ve ihracat imkanları araştırılmalıdır. Üretilecek ürünlerin doğrudan pazara ulaşmasının önünü açılmalıdır. Bugün haller kanunu diye bir kanun var. O kanun gereği çoğu üretici ürününü direk pazara satamamaktadır. Bu kanun sırf belediyelere, kabzımallara ve tüccarlara para kazandırmak için çıkarılmış bir kanundur. Bütün bunları düzeltikten sonra hangi bölgeye hangi üründen ne kadar ekilmeli bunun tesbiti yapılıp ona göre ekimi yapılmalıdır.
Şimdi bütün bunları yaptıktan sonra fındığı, zeytine, buğdaya, pamuğa taban fiyatı vermek gerekir mi acaba?
|
 |
sayfa 7  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|