Müziklerle Bir İstanbul Belgeseli | İstanbul Hatırası - Sound Of Istanbul [Sinema]
Crossing The Bridge - Sound Of Istanbul | İstanbul Hatırası
Bu yapıma film demekten ziyade belgesel demeyi tercih ediyorum ve o şekilde devam edeceğim. İstanbul Hatırasını hazırlayan, Alman Alexander Hacke. Einstürzende Neubauten grubunun basçıcı. İlk kez Duvara Karşı filmi için İstanbula gelmiş ve bu şehir ile müziğine hayranlık beslemeye başlamıştır. Nihayetinde ise işte bu yapım ortaya çıkmıştır.
Bugün izleme fırsatı buldum ve oldukça beğendim. Şimdi ise bu belgeseli çeşitli görüntüleri ve notlarıyla aktarmaya çalışacağım. Görüntüleri izlemeden üstündeki yazıları da okumanızı öneririm. (Okursanız pek güzel olur çünkü bunu yapmak inanın zor; görüntüleri parçalamak, montajlamak, metinleri yazmak... uzun bir zamanımı alacak gibi... başlıyorum)
Hacke İstanbul'da önce Baba Zula grubuyla buluşuyor ardından ise Orient Expressions ile. Ve sonrasında Duman... Duman kendisini kanıtlamış ve sevilen bir grup. Vokallerinin -Kaan Tangöze- sesindeki ilginç iniş çıkışlar grubun herhangi bir parçasını nerede duyarsak duyalım tanıyabilmemizi sağlıyor. Kaan Beyoğlu'ndan biraz bahsettikten sonra, parçasında İstanbul'u kendisince yorumluyor. Hacke ise İstanbul'un tam bir rock şehri olduğu düşüncesinde... -Ayrıca şarkı eşlik ederkendi kopmuş hali de görülmeye değer- =)
Ve Erkin Koray, nam-ı diğer Erkin Baba. Türkiye bir çok baba tanıdı, Orhan Baba, Müslüm Baba, Demirel Baba vs... Ancak Erkin Koray bir çokları için (özellikle rock müzik severler) -benim için de öyle- ayrı bir yere sahip. Tabii ki Türkiye'de rock müzikten bahsederken Erkin Koray ile görüşmemek olmazdı, hatta ayıp bile olabilirdi. Neyse ki Hacke bu duruma düşmemiş...
Ceza... Türk Rap müziğinin şu zamanlardaki en revaçta ismi. Hacke onu da ziyaret ediyor. Aşağıdaki görüntü de olmasa da Ceza'nın babasının da ilk başlarda bu müziği yadırgadığını öğreniyoruz, sonrasında ise alışmış ve hatta beğenmeye başlamış ki, rap müziğin pop müzikten daha iyi olduğunu ve Türkiye'nin rap müziğe ihtiyacı olduğunu söylüyor...
Onlarla karşılaşmak bir hayli güç, ancak şanslıysanız Beyoğlu'nda onları dinleyebilmeniz mümkün. Siyasiyabend... Onlar, İstanbul'da sokak müziğini gerçek anlamda yaşatan müzisyenler. Müzik yapmak onlar için herşeyden önce manevi bir haz...
Hacke İstanbul'da Orhan Gencebay'ı da ziyaret ediyor. (Tabi bundan önce atladığım bir kaç ziyaret daha var ama hepsini aktarmamak gerek). Gencebay 30 yıllık sazıyla artık bir kült olmuş şarkılarından bir tanesini seslendiyor... Hatasız kul olmaz...
Aaah ah, bunu Danimarka'da memleket hasreti ile İstanbul videoları ararken bulmuştum. Aslında Kültür Bakanlığının tanıtım filmlerine göre çok ama çok daha başarılı bir çalışma. Bir çok fragmanını seyrettirdim arkadaşlarıma.
Aslında bunun gibi İstanbul'dan çok güzel görüntülere sahip Organize İşler filmi ve Binbir Gece dizisi de var. Bunların da yazısız fragmanları olsa çok güzel kullanılır.
Bir sonraki randevu ise Müzeyyen Senar'la.. bazılarımız için o kendimizi bildiğimiz bileli yaşlı... bazılarımız için ise dönemlerinin en büyük yıldızlarından bir tanesi. Bir duble rakıyı bir dikişte bitirmesi de en az sesi ve yorumu kadar ilgi çekici ve tanıdık... dile bile zor, 70 yıllık sahne hayatı...
Ve Sezen Aksu... İstanbul'da, Türkiye'de hatta dünyada... müzikten bahsederken adını anmamak, hem kendisine hem de onun şarkılarıyla zaman geçirmiş, aşk eskitmiş, yeni bir aşka başlamış onca insana haksızlık olurdu...
Farklı olan iki şeyin bile bir araya gelmesinin iyiden iyiye zorlaşmaya başladığı zamanlarda, böyle bir yapımla farklı türleri bir arada bulmak gerçekten de çok hoş ve müziğin birleştirici etkisinin de bir kanıtı adeta. Anlayışlar, yaşam biçimleri, yaklaşımlar nasıl olursa olsun... işin içine müzik girince bütün tali yollar bir yere bağlanıyor gibi.
Bu filmi/belgeseli kesinlikle izleyin ve büyük güzel bir mozaiğin küçük bir parçası olduğunuzu keşfedin.