Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
Gökçe Aydın
13 yıl önce - Pzr 09 Ksm 2008, 23:14

Ankara'da lisans öğrencisi olduğum zamanlar. O zamanlar Doğu Ekspresi henüz klimalı vagonlara geçmemiş. En önde iki tane kompartımanlı numarasız vagon bulunuyor. Bilenler bilir; Ankara Garı'ndan Kayaş'a kadar giden demiryolu hep dik sayılabilecek miktarda rampa yukarıdır. Bu yüzden de, o zamanlar yaz vakitleri 1 kargo + 2 kompartımanlı + 2 pulman + 2 kuşetli + 1 yemekli + 1 yataklı düzeniyle seyahat etmekte olan Doğu Ekpresi'nin DE22000 tipi dizel - elektrikli makinesi, o yükü rampa yukarı çıkarabilmek için gazı son kademesine kadar açar ve çıkardığı o muhteşem motor sesiyle ortalığı birbirine katardı. Ben de sırf bu muhteşem motor sesini 20 dakika boyunca dinleyebilmek için Ankara'dan bu trene biner; pencereden sarkmış vaziyette Kayaş'a kadar gider sonra da banliyö treniyle geri dönerdim. Ama Kayaş bileti kesilmediği için ben genelde bu işi trene biletsiz binerek yapardım; zaten kondüktör kontrole Kayaş'tan sonra çıktığı için sorun olmazdı. Banliyö treniyle yapacağım dönüş için bilet alırdım tabii. Bir gün yine aynı hunisiz deliliği yapmaktayken, kondüktörün Ankara'dan hareketimizle birlikte bilet kontrolüne çıkacağı tuttu ve beni tabii ki şıp diye enseledi. Ben de "biletim yok" dedim. Kondüktör cezalı bilet makbuzunu çıkardı ve "nereye gidiyorsun" diye sordu. Ben de "Kayaş'a" dedim. Ve evet, kondüktör o korktuğum soruyu soruverdi: "Peki neden banliyö trenine binmedin?" E şimdi ne cevap vereyim bu soruya? Gerçeği açıklasam, yani "sırf bu muhteşem motor sesini 20 dakika boyunca dinleyebilmek için" desem, adam ilk istasyona ambulans çağıracak ve gömleğimi giydirip beni tımarhaneye postalayacak. Ben de yüzüne karşı en salak ifademi takınıp pişmiş kelle gibi sırıtmakla yetindim, ne yapayım başka? Adam da "haydi ben görmedim seni" dedi gitti. Ben de bundan sonra aynı gezintiyi Elmadağ bileti alarak yapmaya başladım.

Mehmet DK

13 yıl önce - Pts 10 Ksm 2008, 00:32

Sanıyorum 1975-1977 Yılları arası idi, Haftanın üç günü, Kadiköy'den Karaköy'e, Akşamda tekrar geri dönüş yolculuğu yapardım. Önceleri, herkez bilmez tabiki, Gemilerin alt kattaki arka kısmı ücrete tabi olup, lüx döşenmiş ve Deri Koltukların olduğu, salonu andıran yerler'di, diğer yerlere nazaran devamlı suret'te oturma imkanı bulunurdu. Burada oturup yolculuk yapmak, benim için ayrı bir zevk'ti, çok kereler ücret ödemeden yolculuk etmek deneyimine girmiş olmakla beraber, malesef buna nail olamadım. Tam sigaramı yakmış ( Kutulu yeni Harman-Filitreli ) çayımı yudumlarken, kontrolcü gelir ücreti tahsil ederdi. Tam olarak hatırlamıyorsam'da tahminen bir lira gibi bir extra ücrete tabi tutuluyordu burada oturmak.

Sağolsun Akın beyin sayesinde, şu an çalışma odamda nostalji takılmaktayım'ki, değmeyin keyfime.

Galiba, 30 küsür senelik bir hikayeyi sizlere aktarmış ve paylaşmış oluyorum. Üyelerimizim Doğum tarihlerine baktığımda, çoğunun bu olayın cereyan ettiği tarihlerde, henüz dünyada bile olmadıklarını görüp inanasım gelmiyor. Malesef zaman acımasız bir şekilde ve sürat ile akıp gidiyor.

Saygılar.

Bu konunun açılmış oluşundan dolayı, tüm wowTURKEY Ailesine Nostalji dolu bir Pazar Akşam'ı diliyorum.


Kemal Çevik
13 yıl önce - Pts 10 Ksm 2008, 13:31
Bedava Aktama !!!!


1970-71 kışı, nedenini şimdi hatırlamıyorum ama cebimdeki harçlığımı son kuruşuna kadar harcamışım bir cumartesi eve dönmekteyim. Bir umut aynı yolun yolcusu arkadaş aradım, bulamadım. Birkaç kişiden 20 kuruş borç istedim, daha "maykıl" ve "corc" bilinmediğinden kibarca redolundum, çaresiz düştüm yola.

Allah'tan tabanvay bedava Tünel-Yüksekkaldırım tarikiyle Karaköy iskelesine vasıl oldum, aylık kart ya da o zaman ki adıyla pasom sağolsun atladım vapura geçtim karşıya ama o buz gibi havada İskele'den Şaşkınbakkal'a yürümek gözümde büyüdü ve aklıma bir çare geldi.

Peronda bekleyen 4 numaralı Leyland'ın arka sahanlığında, biletçiye en uzak köşeye yerleştim. Hesaba göre bu kalabalık arabada önden bilet kesmeye başlayacak olan biletçi ancak Dereboyu, Kızıltoprak gibi yerine gelebiliyordu. Bunu daha önce Yoğurtçu'ya kadar bedava gitmeyi alışkanlık haline gertiren bir arkadaştan öğrenmiştim.

Gerçekten de Kızıltoprak'ta yerine oturan biletçi bana ancak Nahiye'ye doğru ulaşabildi, cebimde para arar gibi yaparak aradan seslendim:

-"Bir Küçükyalı lütfen"
-"Bu araba Küçükyalı'ya gitmez, gelen durakta in 10 veya 16 ya bin"

Bir yandan evet ama bana 4 numara demişlerdi diye yolculuğu uzatmaya çalışıyorum bir yandan da arabada tanıdık biri çıkmasın diye dua ediyorum. Sonunda numara tuttu Konak'a kadar geldim.

Feneryolu'na kadar bir durak yürüdüm bu kez gelen 10 numaraya atladım, gene cepte para arama numarısıyla

-"Pendik lütfen"

Bu kez yaşlı babacan biletçi

-"Yanlış binmişsin evlat, ya gelen durakta in 16 ya bin ya da istersen ben sana Kartal vereyim oradan minibüse binersin"
-"Yok amca sağol zaten buraları pek bilmem ben en iyisi ineyim..."

Selamiçeşme'de bu kez 16 geldi, ona da bir Soğanlık numarası çektim iki durak idare etti Çiftehavuzlar'ı buldum.

O zamanlar Çiftehavuzlar Göztepe arasında başka durak yok ve de açık arazi şimdi bu kışta kıyamette burası yürünür mü, yürünmez tabii, gelen 4 numaranın biletçisinden bir Sahray-ı Cedid istenir adam seni

-"21'e bin hemen arkamızda" diye Göztepe'de indirir.

Gerçekten de 21 iki dakika sonra geldi artık rolüne iyice alışmış aktör gibi

-"Bir Bostancı lütfen "
-"Yanlış binmişsin gelen durakta in 4'e bin, biz Suadiye'den sapıyoruz"

Yeniyol'da bu kez 4E geldi, ama biletçi tecrübeli binen yolcuya sesleniyor:

-"Yanlışlık olmasın Erenköy'e gidiyoruz"

Mecburen denemekten vazgeçip bir durak yürümeye karar veriyorum, Santral'da gelen 4 numaraya başka bir "numara" deniyorum.

-"Kızıltoprak lütfen"

Biletçi bir afallıyor bu da bana bir durak kazandırıyor, sonra telaşla:

-"Aman sen ters yöndesin gelen durakta in karşıya geç gelen herhangi bir arabaya bin"

Eh Caddebostan'ı buldum, o zaman ki durak İskele Caddesinin köşesinde, şunun şurasında Şaşkın'a ne kaldı yürü artık değil mi? Hayır ben bir kere oyunu buldum, oynamaya devam:

-"Bir Kartal lütfen"
-"Yanlış bindin kardeşim, gelen durakta in 10 veya 16 ya bin"

Bu da beni KAntarcı'ya getiriyor, ama artık işi tadında bırakmaya karar veriyor son iki durağı yürüyorum.

Ne diyeyim biletçilerin iyi niyetini birazcık kötüye kullanarak 20 dakika yerine bir saatten fazla da sürse sonunda eve vasıl oluyorum, evdekiler biraz merakta:

-"Yollar kalabalıktı, vapura yürüdüm birini kaçırdım..." filan gibi bir şeyler geveliyorum.

Kemal ÇEVİK


ümit 806

13 yıl önce - Çrş 12 Ksm 2008, 01:29

Ben de çok yorgun olduğum bir gün, Ali Sami YEN'in oradan Mecidiyeköy Boğaz peronlarına (sadece 1 durak) yürümek gözümde büyüyünce, mavi kartım da vardı ama o zamanlar böyle üstünde akbili falan yoktu, kuponluydu, o kartı şöföre gösterip 1 durak için otobüse binmeye utanmıştım, tercihli yoldaki Ali Sami YEN durağında duran bir boğaz hattı otobüsünü gözüme kestirip şöförüne "Afedersiniz Beykoz otobüslerinin kalktığı bir durak varmış..." demiştim. Şöför de "oraya gidiyorum gel götüreyim" (sanki ben bilmiyorum ama işin sırrı oradaydı işte) demişti.

emrak

13 yıl önce - Çrş 12 Ksm 2008, 16:01

Birgün Karaköy'den Eminönüne doğru yürüyorum köprüden, bir de baktım ki Paşabahçe geliyor. Eh malum eminönüne girmişse Kadıköy'den geliyordur , ve bir ihtimal bir posta daha yapması mümkün. Koştura koştura iskeleye gidiyorum. Bakıyorum ki gelen giden başka vapur yok, hemen basıyorum akbilimi, kalabalığı yararak merdivenleri çıkıyorum, sancak dümenevi'nin arkasında oturabileceğim en yakın banka oturuyorum. İskeleden ayrılıyoruz, ben hem köprüüstünü, hem gemiyi izliyor, kendimce gemiye komutlar veriyorum, makineleri dinliyorum, kısacası gemiyi yaşıyorum. Zaten üst güvertede kimse yok, Haydarpaşaya yanaşırken de iskele tarafına geçiyorum, keyfimce geziniyorum. Derken Kadıköy'e yanaşıyoruz , ben o kadar rahatım ki... kulağım makinelerde, inen binen insanları izliyorum dirseklerimi dayamış... Derken Cemalettin Kaptan baş parmağıyla arkasını işaret ediyor, ve serdümen ağabey kapıyı açıp: "Siz inmiyor musunuz?" diyor güler yüzle. Ben de " Eminönü'ne dönmeyecek mi?" diyorum. "Evet ama aşağıdan bizi uyarıyorlar akbil basmanız gerek. Hala yetişebilirsiniz." diyor, ben de koşarak iniyorum merdivenleri, bir akbil turu atıp yeniden aynı yere dönüyorum. Ah ulan azıcık girişken olsam belki bir iki laf daha edeceğim dönüşte, belki tanışacağız falan...

YANİ NEYMİŞ? Gemi Haydarpaşaya uğruyor olsa bile süvari bey gemide uçan sinekten haberdar imiş Gerçi ben de afedersiniz kabak gibi meydandaydım ama...

Dönüş yolculuğunda da bayram için asılan bayrakların ipini ana direkte tutan mapa kopuyor, ve tekrar asılması için çalışılırken ben de ipi sıkıştığı bir yerden kurtararak çalışmaya ucundan katılmış oluyorum. Bıraksanız sevinçten güvertede parendeler atacağım... Çocuklar gibi heyecanlanıyorum. Bu da benim itirafım...


murat efeoglu
13 yıl önce - Sal 17 Mar 2009, 03:14

sırası gelmişken ben de itiraf etmek istiyorum, bir akşam söğütlüçeşmeye gitmek için zincirlikuyu durağına indim. kimsecikler yoktu, ben de gittim doğrudan otobüse bindim. otobüste şoförde birşey söylemedi. para ödemeden söğütlüçeşmeye geldim.

itiraf ettim rahatladım


Süha
13 yıl önce - Pzr 26 Nis 2009, 17:58

AKILLARA DURGUNLUK VEREN BİR SAHTEKÂRLIK
Alıntı:


Vatandaş işe bedava gidip gelmenin yolunu nasıl buldu?

HT İstanbul, akıllara durgunluk vereb bir sahtekarlık olayına şahit oldu. Aklı şeytanlığa pmanın 'yolsuzluğu'nu bakın nasıl bulmuş!

AKBİL KURNAZINA BAK AHLAKSIZLIK İTİRAFI

ARKADAŞIMIZ Abdülkadir Şehirlioğlu'nun yaşadığı olay. Beylikdüzü Migros durağında arkadaşımızla İETT otobüsüne binen bir kişi, Akbil basma sırasında şoförle tartışmaya girer. Şoför, şahsın Akbil'inin boş olduğunu söyler ama karşı taraf normal geçiş yaptığında ısrarlıdır. Uyanık adam, şoförü ikna etmek için Akbü'ini verir ve "İsterseniz bakın. Daha yeni 15 liralık doldurmuştum." Şoför bakar, gerçekten Akbil 15 liralık doldurulmuş ve bir kere basılmış. Yolcudan defalarca özür diler.

AHLAKSIZLIK İTİRAFI

ARKALARA doğru ilerleyen yolcu, boş koltuğa oturur ve yanındaki arkadaşına anlatmaya başlar. Bakın Allah'ın işine ki, tam orada arkadaşımız vardır. Kurnaz vatandaş, cebinden bir Akbil daha çıkarır ve gösterir: "Biri boş, diğeri 15 liralık dolu ve bir kere basılmış. Boşu bastım, şoföre doluyu gösterdim. Bu şekilde 2 yıldır bedava işe gidip geliyorum." Bu sözlerin ardından ayda 150-200 lira kar ettiğini ballandıra ballandıra anlatır. Ahkam kesmeye hiç gerek yok. Yorum sizin!

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=142973& ...2009/04/26

Not: Adam itiraf etmiş bari bu başlık altında kalsın. Ama yaptığı da hiç hoş değil.



sayfa 2
ANA SAYFA -> ULAŞIM