Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Prş 12 Tem 2007, 00:55
Ulaşım İtirafları


KAÇAK YOLCU

Altta yazdığım mesele, ulaşımla ilgili 80'lerden kalan bir itiraftır:

1980'lerde şehirhatları vapurlarına Eminönü'nde biner, tam Kadıköy'e yanaşılacağı zaman tuvalete gider, yolcuların inip bindiği o kısa 5 dakkalık dilimi bu alanda geçirir (tabi ki, istemeden bol miktarda amonyak ve atık madde solur   ), tam iskeleler alınıp da vapur yola koyulduğunda tuvaletten çıkar ve bedavaya Eminönü'ne dönerdim. Ardından da benzer senaryoyu Eminönü-Üsküdar hattında yapardım.

Allah'ın edeceği işte; birgün 2 numaralı iskele yerine yanlışlıkla 3 numaralı iskelede bekleyen vapura jeton alarak daldım. Amacım Üsküdar'a gidip, aynı şekilde tek ücretle geri dönmekti (O yıllarda 2 numaralı iskele, Üsküdar iskelesi idi). Vapur bir süre Boğaz istikametinde ilerledikten sonra ben de herzamanki gibi tuvalete kaçtım (Üsküdar yolu 13 dakika sürer, oldukça kısadır), girdim ve kapısını da çektim.   Hem doğal ihtiyacımı giderip, hem de sözümona Üsküdar iskelesinden bedava dönüş senaryomun ilk adımıın devreye soktuğumu zannedip de, vapurun iskeleye yanaşıp, kısa bir süre sonra da kalkış düdüğünü öttürmesi ve yola koyulması ile birlikte yeniden terk-i helâ eyledim... Vapur burnunu Beylerbeyi yönüne doğru çevirmiş ve Boğaziçi'ne doğru gidiyordu. Yanlışlıkla 2 yerine 3 numaralı Boğaziçi iskelesine girerek Beykoz vapuruna binmişim. Yanaştığımız iskele de Üsküdar değil, Beşiktaş iskelesi imiş... Akşamları Beykoz vapuru en son Eminönü'nden kalkar ve Beykoz'da bağlar, yeniden Eminönü'ne geri dönmezdi...

Mecburen Boğaz yolunda bir süre gititkten sonra inerek, otobüsle geri dönmüştüm. Allah işte insanın ayağına böyle dolaştırır, bu da bana ders olsun, kapak olsun diye düşünerek, o günden sonra bir daha bu senaryoyu uygulamaya tövbeler ettim (mi?). Hayır, etmedim... (Hehhehehhee ) Daha uzun bir süre bunu uygulamaya devam ettim, ama bindiğim vapura daha bir dikkat ederek tabii...

Şimdi ise geriye dönüp baktığımda, o yıllarda fırsat buldukça haksız yere bedava seyahat etmenin sıkıntısını yaşıyorum. Bugünkü aklım olsa asla yapmayacağım ucuz bir yöntemdi... Ama, yeniyetmeliğin verdiği maddi kısıtlamalar bu pratik çözümü bulmama vesile olmuştu...  

Günümüzde ise, o günlerden kalan bu borcumu biraz olsun ödemek için, şimdi fırsat buldukça ara ara çımacıdan evvel iskeleleri ben sürüp, halatları babalara sarmalarına yardım edip, vapurların açık kalan tuvalet musluklarını özveriyle kapatıyor, damlatan teharet musluklarını bilâ-ücret tamir ediveriyorum  hep...

80'lerin Kaçak Yolcusu
Akın KURTOĞLUsu


abhazyalı ugur
12 yıl önce - Prş 12 Tem 2007, 01:02

zaman aşımına ugramadıysa bu suc 40 BİLET cezai işlem yapılır    

Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Prş 12 Tem 2007, 01:04

Alıntı:
zaman aşımına ugramadıysa bu suc 40 BİLET cezai işlem yapılır
 
Hehehehhee... Aradan geçen 27 sene içinde, köprü altından ne sular aktı... Halat atıp iskele sürmek, çok daha pratik ve ucuz (hatta bedava) bir çözüm!...  

Akın KURTOĞLU



ufuk 34-41-77
12 yıl önce - Prş 12 Tem 2007, 01:17

Aslinda Karaköy-Haydarpasa-kadiköy-karaköy arasinda bu isi hic tuvalete siginma geregi duymadan bugün  yapmak mümkün.

iyi aksamlar


En son ufuk 34-41-77 tarafından Prş 12 Tem 2007, 01:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Prş 12 Tem 2007, 01:30

O yıllarda Haydarpaşa'ya şimdiki gibi bir defa değil, iki defa uğrardı vapurlar... Bu yüzden Kadıköy'den ring sefer gibi geçmezler, bütünüyle yolcuları indirirlerdi. İskelede görevliler vapurun tamamıyla boşalıp boşalmadığına bakarlardı.

Akın KURTOĞLU



Serhat Küçüközler
12 yıl önce - Prş 12 Tem 2007, 20:49

Akın Abi'nin yaptığını ben de geçen gün yapayım dedim.Ama gizlenmeden.Bu yüzden itiraf sayılamayabilir.Kadıköy'de gezerken Paşabahçe gelmişti.Bir Eminönü seferi yapar dönerim dedim.Maksat Paşa'yla yolculuk yapmak. Hem belki dönüşte kaptanlarla muhabbet ederim dedim.Vapur Eminönü'ne yanaştı.Herkes indi ben içeride geziyordum.İçeri gelecek yolcuları beklerken motor homurdanmaya başaldı ve Paşa hareket etti. Yolcular iskelede kaldı.Arka tarafta görevlileri gördüm.Onlardan öğrendim ki Paşam geri dönmeyip Sirkeci'ye bağlayacakmış.Epey güldüm kendime.     Mecbur indim Sirkeci'de.İskeleye yürüdüm.İ. Hakkı Durusu bizi bekliyordu.Vapur hareket edip Sirkeci'de bekeleyen Paşabahçe'nin yanından geçerken ben hala kendime gülüyordum...

Erhan Aydoğdu
12 yıl önce - Prş 12 Tem 2007, 21:30

Selamlar...
Sadece sen değilsin KAÇAK YOLCU Akın ağabey..
Bizde gençlik yıllarımızda ortaokulda (şimdiki nesil bilmez ortaokulu )okurken Kanarya istasyonundan  Soğuksu istasyonuna hiç bilet almazdık.Zaten araları kaç km.Yürüyerekte gidilir ama işte gençliğin verdiği gazla trenle giderdik.Biletçiler bazen denk gelirdi ama görmezden gelirlerdi.Tabi bizde bir korku aha yakalandık diye.
Neyseee gelelim sadede:
Allah benimde ayağımı bir dolandırdı ki ben ucuz kurtuldum.Günlerden bir gün yine trenle Kanarya'dan Soğuksu'ya okula giderken tren istasyona girip yavaşlamaya başladı.Bu sırada açık olan kapıdan bizden büyük abilerimizin gibi hareket  halindeki trenden inmek istedim.İstedim ama benim istememle olmadı. .İlk adımımla birlikte kendimi yerde takla atarken buldum.Üzerimin başımın yırtıldığınamı yanayım,ellerimin ayaklarımın parçalandığınamı yanayım.Allahtan trenin altına düşmedim.O düşüş anında aklımdan geçenler" parasız yolculuk ettim aha Allahta  beni böyle cezalandırdı" diye geçmişti.Çocukluk işte.
Sonrasında bir daha trenle parasız seyahat etme şansım kalmamıştı.Tekirdağa taşındık ve trenlerden de uzak kaldım.Orada burada banliyö trenlerinin fotoğraflarını bile gördüğümde aklıma okulum; başımdan geçen o olay ve çocukluğum gelir...
Saygılarımla...



Erkut A.
12 yıl önce - Çrş 25 Tem 2007, 17:10

almanyada trenlerde sikca uyguladigim bir yöntem
kacaklar birligini mi kursak ne


Akın Kurtoğlu

11 yıl önce - Prş 07 Ağu 2008, 01:44

Yıllar evvel kalabalık bir İETT otobüsünde ayakta yolculuk ederken, kucağında bir bebekle ön kapıdan binen bir kadın yanımda durdu. Ben de haliyle oturanlara göz gezdirdim. Yer verebilecek en uygun yolcu kim diye. Kadının hemen önündeki tekli koltukta oturan ve nedense kalkıp da yer vermeyen genci gözüme kestirdim ve ters bir sesle "Bayana bir yer veriver birader!" dedim (Sanki, herşeyde böyle atak ve cevval olsam canım yanmaz). Delikanlı kısık sesle birşeyler söyledi, ama otobüsün motor gürültüsü altında ne dediğini anlayamadım ve koltuktan kalkmak istemediğini söylediği zannıyla uyarımı bu sefer daha yüksek bir sesle tekrarladım. Aksi aksi de yüzüne baktım bir de... Çocuklu bayan ise, hiç önemli olmadığını ve oturmasa da olacağını söyledi.

İkinci uyarımın sonunda delikanlı, pencere tarafına koyduğu ve ilk anda görüş alanımın dışında kalan bir çift tahta bastonu hafifçe kaldırarak bana gösterdi. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü, yer yarılıp da içine girmeyi istedim. Delikanlı yürüme özürlü imiş ve çocuklu bayan da O'na daha yakın bir yerde durduğu için, bastonları benden evvel farketmiş ve bu yüzden oturmak istemediğini tekrarlamaktaymış meğerse...

Neyse ki o sırada başka biri kalkıp bayana yer verdi. Genç, yüzüme şöyle bir baktı ve başını çevirdi tekrar... Otobüs kalabalık olduğu için, ileriye doğru giderek bu çok sıkıntılı ortamdan uzaklaşamadım da... Sondurağa kadar mecburen delikanlının yanında ayakta kaldım, gözlerine bile bakmaktan imtina ederek...

Sondurakta yolcular boşalırken, eğilip kulağına "hakkını helâl et, farkedemedim kardeşim" diyebildim sadece ve hızlı adımlarla otobüsü terkettim... Arkamdan hafif bir ses tonuyla; "Helâl olsun ağabey, önemli değil..." dediğini duydum, ya da duyduğum zannına şartlandırdım beynimi o sırada (vicdan azabından kurtulma psikolojisi)...

Bu eşşşekliğim aklıma geldikçe hâlâ utanırım. İnşaallah o genç beni affetmiştir. Affetmese de haklı sonuna kadar... Herkes bir defa bu aptalca uyarıyı O'na yapsa bu koca şehirde, insanda yaşama zevki kalmaz...

O meseleden sonra, iyice görüp tartmadan herhangi bir konuda kimseyi uyarmamam gerektiğini düstur edinmeye çalıştım.

Akın KURTOĞLU


Akın Kurtoğlu

10 yıl önce - Pzr 09 Ksm 2008, 22:58

1979'da ilk İkaruslar geldiğinde, üzerlerindeki markalarını okumakta oldukça zorlandık. Basık ve yaygınlaştırılmış bir elyazısı ile yazılan markasını; "İka-nur" olarak okuyup, uzunca bir süre bu otobüsleri kendi aramızda bu şekilde zikrettik. Neden sonra ya aramızdan uyanık bir arkadaş doğrusunu çözdü, ya da gazetede doğru ismi olan "İkarus"u okuduk, şimdi hatırlamıyorum, bu hatamızdan vazgeçtik... Sonradan öğrendim ki, İkarus; bir mitolojik kahramanın da ismiymiş aynı zamanda...



Akın KURTOĞLU



sayfa 1
ANA SAYFA -> ULAŞIM