Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
Akın Kurtoğlu

14 yıl önce - Sal 02 Ekm 2007, 00:22

Alıntı:
Ayrıca seferlerin çoğunu Dolmabahçe'nin yaptığını, yalnız "sanıkları" ilk kez Ada'ya getirme görevini Vaniköy vapurunun üstlendiğini hatırlıyorum.

Sanıkların Ada'ya ilk gidişlerinde "Vaniköy" vapurunun kullanıldığını ilk kez Hoca'mız sayesinde öğrendik... C sınıfı bir vapurla başlayan bu hüzünlü hikâye, A1 sınıfı teknelerle devam etti demek ki...

Akın KURTOĞLU


Cem Akkılıç

14 yıl önce - Sal 02 Ekm 2007, 02:27

Ben sayın Avadis beyin düzelttiği bir konuda düzeltme yapmak istiyorum.Panaroma otelde kalan Hakimler ve savcılar ilk gelişlerinde vapurla geldiler.Birde haftasonlarında İstanbula gitmek için vapuru kullanıyorlardı.Hakim ve savcılar mesai günlerinde denizkuvvetlerine ait hızlı botlarla Heybeliadadan yassıadaya gidip geliyorlardı.

Cem Akkılıç

14 yıl önce - Sal 02 Ekm 2007, 09:10

1950 yılında Yassıada, bir ailenin özel mülkiyetine geçtikten sonra, o yıl cebri icra yoluyla Maliye hazinesine ve Deniz Kuvvaetleri Komutanlığına devrediliyor. Komutanlık kuzey iskele yanında ki, günümüzde de duran Bulwer'in şato tipi yuvarlak köşkünü muhafaza ederek, subay ve erler için yüksek katlı lojmanlar, spor sahası, tesisler, buz deposu, yemekhane, silahhane gibi bir çok yeni bina yaptırıyor. Deniz kuvvetlerinin motorları erzak ve su taşıyorlar.

1960 ihtilalinde, DP ileri gelenleri burada hapis cezasına çarptırılarak mahkemeleri yapılmış, hakim ve savcılar kaldıkları Heybeliada Panaroma otelinden buraya helikopter ile gelip gitmişlerdir. Deniz kuvvetleri de burayı boşalttıktan sonra tekrar ıssız günler başlar. Ardında İstanbul Üniversitesi su ürünleri enstitüsü için uygun bir çalışma yeri olarak görüldüğünden, enstitü buraya taşınıyor. Günde iki kez şehir hatları vapurları, hoca ve öğrencileri getirip götürüyorlar. Fakat; uzaklık, gerekli ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırdığı için Su ürünleri enstitüsü de burayı terk ediyor. Halen, günümüzde yeni kullanım projeleri üretilmektedir.

Kaynak: İstanbul'un semtleri/adalar İstanbul Büyük şehir belediyesi Kültür a.ş. / Metin yazarı: Orhan Erdenen

http://www.gaxxi.com/dipdalga/yazi/yassiada

Bu haberde ne yazık ki tam doğruları vermemektedir ve son bölümünde eksiklikler vardır.Hakim ve savcılar helikopteri sadece adayı gökyüzünden görmek istedikleri için bir defaya mahsus kullanmışlardır.Zaten o yılların ekonomik şartları göz önüne alınırsa hızlı motorbotların savcı ve hakimlere tahsis edilmesi akla daha yatkındır.Düşünceme göre bu hızlı motorbotlar zamanda kazandırıyorlardı.
Haberde Su ürünlerinin taşınması nedenleri doğru fakat eksiktir.Orada çok büyük bir yolsuzluk saptanmış ve örtpas edilmişti.İnşaatı yapan firmanın aldığı ihalelerde yolsuzluklar ortaya çıkmıştı.Bunlar resmi veriler değil elbette ama gerçeklik payı var kuşkusuz.Onca yatırım yapılıpta adayı terk etme nedenleri çok mantıklı değil.Fakülte kurulmadan önce düşünülmemişmidir ki ulaşım sorunu?Kanımca amaçlanan orada bir fakülte kurmak değil değirmenin çarkını döndürmekti.Ben 1996 da Yassıadaya gidip bizzat incelemelerde bulunduğumda özellikle suürünlerinin kimya labaratuvarlarında halen değerli koleksiyonlar bulunuyordu.Bunlar arasında hala sakladığım(terk edildiği ve sahipsiz oldukları için almıştım) kavanozlar içinde ve üzerindeki etiketlerde nesli tükendiği yazılı özel sıvılarda saklanan balıklarda vardı.Bu bence şu anlama geliyordu;bir an önce okulu kapatıp adadan kaçma isteği!. Ayrıca tuhaf rivayetlerde duymuştum okulun kapanmasıyla ilgili;en ilginçi ise adada kalan öğrencilerin gece Adnan Menderesin ruhunun varlığından korku duymuş olduklarıydı.
Sonuç olarak Yassıada gerçekten kimseye yarar getirmemiş ve Türk hukukunda büyük yaralar açmıştır.Su ürünleride mezun bile veremeden adadan apar topar kaçmıştır.

Bu arada yukarıdaki haber okununca yeni bir konu daha ortaya çıkacak bu başlık içinde;haberde geçen Günde iki kez şehir hatları vapurları, hoca ve öğrencileri getirip götürüyorlar.vapurlarımız hangileriydi acaba?

Aşağıda 1996 yılında Yassıada çektiğimiz fotograflar var.Ne yazık ki bir çoğunu yayınlayamıyorum çünkü çoğunda biz çıkmışız karelerde.Özellikle insanı ürküten zindanlarıda burada yayınlamak isterdim ancak site kurallarına aykırı olurdu bu.Fakat mahkeme salonunun adanın sembolü sayılacağı (kötü bir sembol)için ve insansız fotosunu çekmeyi ihmal ettiğimiz için bu kuralı bir defalığına delmiş oldum.Gereksiz görülürse silinebilir.

Cem Akkılıç










[/i]




Cem Akkılıç

14 yıl önce - Sal 02 Ekm 2007, 12:26

Yassıada duruşmalarının Yüksek hakim ve savcılarını taşıyan motorbotun ismini bir türlü anımsayamamıştım.Şimdi kütüphanemi karıştırıp onuda bulmuş oldum.Ancak belgede motorbotun Cumhurbaşkanlığına ait olduğu yazmakta.İhtilal gerçekleştiği için motorbotun devri deniz kuvvetlerine geçmiş olmalı.

Cem Akkılıç






Cem Akkılıç

14 yıl önce - Sal 02 Ekm 2007, 22:50

Su ürünleri Fakültesi için gerçekleştirilen Yassıada seferleri Sirkeciden sabah 8:30, Büyükadadan akşam 17:30 servislerinin Yassıada uğrağı yapması şeklindeydi. Bu seferlere kışın Şüheda sınıfı, yazın da Maltepe veya bacadan direkli bir vapur tahsis ediliyordu.

Yassıadaya suürünleri fakültesi zamanında hocaları ve öğrencileri taşıyan vapurlar ve tarifeleri konusunda bizi bilgilendirdiği için sayın Avadis beye çok teşekkürler.

Cem Akkılıç



Serhat Küçüközler
14 yıl önce - Pzr 21 Ekm 2007, 20:21

Yukarıda bahsi geçen "Acar" en son Haliç'te Kuzey Denzi Saha Komutanlığı iskelesinde bağlı bulumaktaydı.

Akın Kurtoğlu

14 yıl önce - Pzr 16 Mar 2008, 04:04

O günkü mecmuaların moda (!) deyimiyle; "düşükler"in akrabaları Dolmabahçe rıhtımından alınarak Yassıada'ya götürülecekler...


(+)

Dolmabahçe, caminin önündeki rıhtıma bağlamış, sıkı kontroller altında mağdur yakınlarını almak için beklemekte...



(+)

Dolmabahçe vapuru, itham altında kalmış olanların yakınlarını alarak Yassıada'ya doğru rotasını çevirmiş durumda... Geride kalanların hepsinin gözünde bir hüzün...


Bu da mecmuanın manşeti: "Düşükler"...

Akın KURTOĞLU



akcay_ida

14 yıl önce - Sal 13 May 2008, 01:47

Yakın dönem Cumhuriyet tarihimizin dikkate değer olaylarına mesaj ve verdikleri bilgilerle katkısı olan tüm arkadaşlara teşekkürler.Sizin sayenizde Ülkemizin bence en önemli zaman dilimi hakkında bilgi ediniyoruz.

Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Prş 27 May 2010, 10:29

O kara günlerden birkaç gazete alıntısı ("Şahsi İstanbul Kronolojisi"nden seçmelerdir):

* 26 Ağustos 1960: Yassıada Hazırlandı
Dolmabahçe’deki Deniz Müzesi’nin 2. katında açılan irtibat bürosu, avcı botları ve muhripleri nöbetleşerek muhafaza ettikleri Yassıada’nın şehre giden tek kapısıdır. Sabıkların Yassıada’da muhafaza altına alınmalarından kısa bir zaman sonra, bir ecnebi gazeteci: “Marmara’nın garip bir kaderi var: Türkiye’nin hem siyasi, hem de azılı suçlarını barındırıyor”.

Gerçekten de birbirinden 32 mil uzakta bulunan İmralı ve Yassıada, Marmara’ya ayrı bir hususiyet vermiştir. 76 günden beri 10 yıllık bir devrin hesabını vermek için Yassıada’ya getirilen 465 kişi, tam bir mahkumiyet örtüsü altında kalmışlardır.

Açılan tek kapı
Yasıada’nın bugün şehre açılan tek kapısı; Dolmabahçe Sarayı’nın karşısında “Deniz Müzesi” olarak kullanılan Valde Camii’nin dış cephesindeki bir odadır ve buraya Milli Birlik ve Soruşturma Kurulu üyeleriyle Örfi İdare’de vazifeli subaylardan başka hiçbir kimse girememektedir.

“Milli Birlik İrtibat Bürosu” adını taşıyan bu oda, caminin dini maksatlar için kullanıldığı sırada kadınların namaz kıldığı, müze haline getirildikten sonra da büyük Türk denizcilerinin tablolarının asıldığı geniş fakat basık bir yerdir.

Duruşmalar başladıktan sonra, burası ada ile daimi şekilde irtibatı sağlayacaktır. Duruşmaları takibedecek olan davetliler ve gazeteciler, burada kontrolden geçirilecekler ve yine buradan vapura bindirileceklerdir. Karar değişmediği taktirde, Yassıada takipçilerini “Fenerbahçe” vapuru adaya götürüp getirecektir. Şehirhatları’nın bu en büyük gemisinin, gerek Dolmabahçe ve gerekse Yassıada’ya yanaşma imkanları tecrübe edilerek, seferler için uygun olduğu görüldü.

Yassıada Hazır
Yassıada’da da hemen hemen herşey tamamlandı. Adanın en önemli kısmı Heybeliada’ya bakan yeridir. Buradaki iskelenin hemen hemen 10-12 metre ilerisinde bulunan 3 küçük bina, dinleyicilere ve gazetecilere tahsis edilecektir. bunlardan birinde gazetecilerin şehirle telefon irtibatı kurmaları sağlanacak, diğer ikisi ise lokanta olarak kullanılacaktır. Duruşmaların yapılacağı spor salonu ise, bu küçük binaların yine 15-20 metre ilerisinde, arka tarafı daire şeklinde, tek katlı fakat yüksek bir binadır. Mahkeme heyeti, spor salonunun denize nâzır tarafında oturacaktır. Dinleyiciler ise, binaya yuvarlaklık veren tribün şeklindeki kısımda oturacaklardır.

Spor salonunda, beynelmilel bir duruşmanın gerektirdiği bütün hazırlıklar, Alman harp suçlularının yargılandığı Nurnberg Mahkemesi gözönüne alınarak tamamlandı. Salon; hem soğuk hava tertibatı, hem de kalorifer ile techiz edildi. Mahkeme heyeti, sanıklar ve gazeteciler, duruşmayı istedikleri taktirde kulaklıkla takibedebileceklerdir. Bu kulaklıklar, duruşma salonuna konulan hoparlör tesisatında istenilen dil hattına takılabilecek ve ecnebi gazeteciler duruşmayı kendi lisanlarından takibedebileceklerdir. Duruşma salonundan radyo yayını yapmak için gerekli olan tertibat da alındı. Ancak bu radyo yayını, daimi olmayacaktır.

Soruşturmalar yeni başladı
Avcı botları ve “G” tipi muhriplerin nöbetleşerek muhafaza altında tuttukları Yassıada’ya, sanık ve örfi idare subaylarının dışında girebilen sivil insan, ancak 4. Soruşturma Kurulu üyeleri olmuştur. Bu kurula mensup 16 üye sakıtların şefleriyle eski mebusların ifadelerini almaktadır. 396 mebus ve idarecilerin ifadelerini teker teker almak geniş bir azmana bağlı olduğu için, bu kurulun üyelerinden bir kısmı 4 günden beri Yassıada’da ikamet etmektedir.

* 8 Ekim 1960: Tarih açıklandı: 14 Ekim 1960
Vapur sabah 08:05’te hareket edecek.
Duruşmaları takibe gidenleri götürecek olan “Fenerbahçe” vapuru, sabah saat 08:05’te Dolmabahçe müzesi önünden hareket edecektir. Gerekli formalitenin tamamlanabilmesi için, Yassıada’ya gideceklerin sabah saat 07:00’de Dolmabahçe Deniz Müzesi’nde bulunmaları icap edecekler.

Kararnameler kendilerine verildikten sonra, “düşükler” avukatları ile kararlaştırılan zamanlarda konuşabileceklerdir. Yassıada’ya gideceklerin, gidiş gününden bir gün evvel M.B.K İrtibat Bürosu’na uğrayarak hüviyetlerini tespit ettirmeleri, Yassıada giriş kartlarını ve vapur biletlerini almaları gerekmektedir. Geç kalanlar Yassıada’ya gidiş haklarını kaybetmiş olacaklardır. Milli Birlik Komitesi İrtibat Bürosu Danışma Kısmı, saat sabah 06:45’ten itibaren faaliyete geçecektir.

* 15 Ekim 1960: Duruşmalara 3 gün ara verilecek
Duruşmalar dün saat 18:00’de nihayete erdi ve Yassıada’dan saat 18:30’da hareketle saat 19:00’da Dolmabahçe’ye gelindi. Dolmabahçe’de birçok meraklı vapuru karşıladılar. Bugün devam edilecek olan “köpek davası”ndan sonra duruşmalara üç gün ara verilecektir. Çarşamba günü ise sat 09:30’dan itibaren 6-7 Eylül olayları davasına başlanacaktır. Anayasayı ihlal davası, Başsavcının talebi kabul edilerek bütün davalarla ilgisi olduğundan en sona bırakılması kabul edildi. Dün yapılan duruşmalar sırasında telefon konuşması; İstanbul-Yassıada 274, şehirlerarası 82 ve milletlerarası 11’dir. Telgraf; İstanbul’a 22, Ankara direkt 10 ve milletlerarası 64 idi.

* 15 Ekim 1960: Dolmabahçe, dün Yassıada’ya giden tek yoldu.
Kuyrukların en uzunu basına ait olanı idi. Basın mensupları dışında kalanlar vapur ücretleri olarak 265’er kuruş ödemek mecburiyetindeydiler. 28 Nisan olaylarında biri bacağını kaybeden 2 hürriyet gazisi; Yassıada’ya gittiğim ve bugünü gördüğüm için bahtiyarım. Düşükler bizlere ve millete yaptıklarının hesabını adaletin huzurunda vereceklerdir. Adaletin tecelli edeceğini ve hepsinin cezalarını çekeceğine inanıyorum dedi.

“Dolmabahçe” vapuruna en son binen şahıs, İçişleri Bakanı Muharrem İhsan Kızıloğlu oldu ve vapur 08:24’te refakatindeki J-13 hücum botu ile Yassıada’ya müteveccihen hareket etti.

* 27 Kasım 1960: Yassıada’ya giden vapurda dün bir avukat öldü.
Yassıada seferini yapmakta olan “Fenerbahçe” vapurunda dün Avukat "aaaaa bbbbb" kalp sektesinden öldü. Karısı ile birlikte duruşmaları takip için Yassıada’ya gitmek isteyen, geciktiği için heyecanla vapura binen kalp hastası 61 yaşındaki avukat saat 9:20’de fenalaştı. Hasta için hoparlörle doktor davet edilmesi yolcuları telaşlandırdı. 5 dakika içinde öldüğü anlaşılan avukatın cesedi, sedye içinde ve yüzü açık olarak halkın içinden geçirilerek, vapura yanaşan askeri motora nakledildi.

* 22 Şubat 1961: Yassıada’da Çarşamba günleri duruşma yok.
Bugün Çarşamba olmasına rağmen eski program aynen tatbik edilecektir. 17. gruba dahil sanık yakınları Yassıada’ya gideceklerdir. Vapur Dolmabahçe’den sabah saat 9:30’da kalkacaktır.

* 15 Ağustos 1961: Yassıada duruşmaları esnasında bu adaya sefer yapması için ayrılan “Fenerbahçe” vapuru da, duruşmalar sona erdiği için bu sabahtan itibaren (15 Ağustos 1961) normal seferlere dahil edilecektir.

* 14 Eylül 1961: Yassıada’da karar yarın açıklanıyor.
Yüksek Adalet Divanı, 18 davanın 592 sanığı hakkındaki nihai kararını yarın bildirecektir. Yassıada’da yapılacak olan son duruşmaya, görevliler, gazeteciler ve özel davetliler gidecektir. Duruşmalar için M.B.K. Dolmabahçe irtibat bürosu emrine verilip, duruşmalardan sonra Denizcilik Bankası’na iade edilen “Fenerbahçe” vapuru yeniden kiralandı. Gemi, dün Dolmabahçe önüne demirledi ve dalgıçlar tarafından altında devamlı arama-tarama yapıldı.

Yassıada davalarına ait Yüksek Adalet Divanı’nın kararı, eskiden olduğu gibi “Yassıada Saati”nde açıklanacaktır. Yassıada personeli ve irtibat bürosunun çalışmalarında hiçbir değişiklik olmamıştır.

* 21 Eylül 1961: “Fenerbahçe” normal seferlerine başladı.
Yassıada’da sabık iktidarın duruşmalarını takip edenlere tahsis edilen “Fenerbahçe” vapuru, kısa bir revizyon ve temizlikten sonra tekrar normal seferlerine başladı. İdare, Bahçe tipi gemileri Adalar ve Kadıköy’e, Hollanda tipi gemileri de Boğaziçi seferlerine tahsis edecektir. Yeni gemilerin ise Kadıköy hattında çalıştırılacakları bildirildi.



Nihayet 21 Eylül 1961'de "Fenerbahçe" vapuru, üzerine bindirilen o ağır ve sarsıcı yükü tamamlayarak normal yaşamına geri döndü. Onun gibi şanslı olamayanları geride bırakarak... "Fenerbahçe", bu tarihten sonra 48 sene daha yaşadı. Memleketin günahsız 3 idarecisi ise üstteki tarihten 1 hafta evvel Hakk'a yürümüşlerdi bile çoktan...

Akın KURTOĞLU


osman67
12 yıl önce - Prş 27 May 2010, 12:53

Alıntı:
Nihayet 21 Eylül 1961'de "Fenerbahçe" vapuru, üzerine bindirilen o ağır ve sarsıcı yükü tamamlayarak normal yaşamına geri döndü. Onun gibi şanslı olamayanları geride bırakarak... "Fenerbahçe", bu tarihten sonra 48 sene daha yaşadı. Memleketin günahsız 3 idarecisi ise üstteki tarihten 1 hafta evvel Hakk'a yürümüşlerdi bile çoktan...


Akın Bey, elinize sağlık çok ayrıntılı ve kronolojik şekilde bir açıklama yapmışsınız. Allah bir daha o günleri bu memlekete yaşatmasın. Başbakan Menderes ve arkadaşlarına Allah rahmet ve mağfiret eylesin.



sayfa 2
ANA SAYFA -> ULAŞIM