Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu AB uzmanı Fatma Yılmaz Elmas'ın Kıbrıs’ta bundan sonraki sürece dair neler olabileceği hakkındaki görüşlerini ilgiyle takip edeceğinizi düşünerek aşağıda bu yazının linkini veriyorum
Sadece bişey merak ettim ve söylemek istiyorum. Kıbrıs'taki Türk askerleri gitsin deniliyor da, İki tane İngiliz üssü var orda. Ne işi var İngilizlerin orda??? Neden bu konuda hiç bir şey söylenmiyor ben onu anlamadım? İngiliz askerlerinin ne işi var Kıbrıs'ta?
Ne işi var İngilizlerin orda??? Neden bu konuda hiç bir şey söylenmiyor ben onu anlamadım? İngiliz askerlerinin ne işi var Kıbrıs'ta?
Onlar süs için duruyor, tıpkı Rum milli muhafız ordusundaki Yunanistan askerleri gibi.
Bugün Türk askerinden şikayet edenler, dün rum tarafında Annan planına hayır diyenler.
Annan planı Türk askerinin çekilmesini de öngörüyordu. Rumlar planı %75 ile redettiler ve "Annan planı tarihin çöplüğündeki yerini almıştır" deyip AB`ye -Yunanistan`ın şantajı ile- üye oldular.
Eee...madem o plan çöpe gitti, bizde de Güneydoğu da askerin görevi ağırlıklı şekilde polise devredilecek, boşalacak asker kontenjanını Kıbrısa kaydırırız.
Zaten Haziran 2012 ye kadar bir çözüme yanaşmaz ise rum kesimi,Türkiye adadaki statüsünü resmileştirmesi açısından KKTC hükümeti ile 50 yıllık bir askeri üs anlaşması imzalamasında fayda var.
Ikinci adım olarak ta Maraş iskana açılır.
Kimse Türkiye ve Kıbrıs türkünden 30 yıl daha rumun keyfini beklemesini isteyemez. Başbakan ve hükümetin bu bağlamda son çıkışı gayet olumlu ve yerinde.
Konuya yeni dahil olan arkadaşların,bazı şeyleri kaçırmış olması ihitmaliyle,sürekli aynı soru-cevap döngüsüne girilmemesi adına müdahale etme ihtiyacı hissettim.
Alıntı:
Sadece bişey merak ettim ve söylemek istiyorum. Kıbrıs'taki Türk askerleri gitsin deniliyor da, İki tane İngiliz üssü var orda. Ne işi var İngilizlerin orda??? Neden bu konuda hiç bir şey söylenmiyor ben onu anlamadım? İngiliz askerlerinin ne işi var Kıbrıs'ta?
Ya bunu nerede okudun, neden uydurma bilgiler üzerine düşünce üretiyorsunuz? Hepimizin okuması var, buyrun http://www.akel.org.cy AKEL'in internet sitesinin Türkçesi de vardır. Girin okuyun, Enosis mi istiyorlarmış, Bizle birleşmek mi istiyorlarmış siz kendiniz karar verin.
AKEL enosisçi değildir diyorsun yani? Kıbrıs tarihini bildiğinden emin misin? 1950 Enosis plesibit'ini AKEL düzenlemedi mi? Bak 5 dakikalık bir google araştırmasında kaç tane "AKEL'in Enosis'i desteklediğine dair belge çıkıyor, hangi dediğim uydurma?
Bu bilimsel yayında geçen bir paragrafı alıntılıyorum yeter sanırım:
Alıntı:
Bu arada AKEL'in önderlik ettiği anti-faşist Halk Cephesi bile enosisi ön plana çıkarmaktan geri kalmıyordu. Nitekim 31 Ekim 1943'deAKELtarafından Londra'da düzenlenen "Kıbrıs Konferansı" sırasında alınan kararlar içinde en geniş yeri, Enosis konusu tutuyordu.
Bu kararda şöyle deniyordu:
".... 4- Enosis:
Biz Kıbrıs halkının Yunanistan`la birleşme (enosis) yolundaki haklı isteğini destekler,
bunun Yunanistan'ın kurtuluşundan hemen sonra gerçekleştirilmesi gerektiğini
belirtir ve İngiltere hükümetini Atlantik Bildirgesi ilkelerini Kıbrıs'ta uygulamaya
davet ederiz. Kıbrıslıların beşte dördü Rum, beşte biri ise Türktür. Enosis, Türklerin
çıkarlarını zedelemeyecektir. Çünkü biz, onların da eşit siyasal haklara sahip
olduklarını kabul ediyoruz. Kıbrıs'ın ulusal sorunu ancak ada halkının büyük
çoğunluğunun anavatanı olan Yunanistanla birleşmekle çözülebilir." 21Kurumlar/
Arkadaşımız da herhalde AKELci olduğundan bunları savunuyor.. Tabii canım, enosis Türklerin çıkarınadır.. Bak Batı Trakyalı "Müslüman Yunanlılar" ne kadar mutlular..
Bak bakalım Kıbrıslı Rum kardeşlerin neler planlıyormuş..
Alıntı:
Bu arada Kıbrıs Rum basını da, bir bütün içinde plebisit lehinde kamuoyu yaratmaya
çalışıyordu.
Rum gazetelerinden Esperini, böyle bir yaklaşımla plebisit için şöyle diyordu:
"Plebisit, Yunanistan’la birleşmekle eş anlamlı, yani enosise eşit sayılacak ve
bunu, 1906 yılında, Girit için uygulanan yönteme uygun olarak, Kıbrıs Rum Temsilcilerinin (milletvekillerinin) Yunan parlamentosuna gönderilmesi
Hapırsanız da köpürseniz de "Kıbrıs, Girit olmayacak!" "Cyprus will not be Second Crete"
Girit'teki çoğu soydaşı olan Müslümanlara bile tahammül edemeyen, onları katleden, Türkiye'ye göçe zorlayan Yunanistan, eminimki Kıbrısllı has be has Türklere çok iyi davranırdı.. Hayallerde yaşıyorsunuz..
Benim anlamadığım Rumlar neden birleşmeye hayır dedi.Daha ne gibi bir feragat istiyorlar Türk tarafından.
Eğer Kıbrısın jeopolitik önemi bu kadar fazla olmasa ve güvenliğimiz açısından önemli bir konumda olmasa benim açımdan hiç bir sıkıntı yoktu.Hele adadaki İngiliz askeri varlığı sürdükçe kesinlikle Türk askerinin geri çekilmesine karşıyım.Bu durumda benim fikrim hele hele rum tarafının Annan planına yaklaşımı sonrası tamamn Türkiyeye ilhak olması yönündedir.
Şöyle bir gerçekte var ki bazı milliyetçi arkadaşlar kabullenmesede yüzyıllardır Kıbrısta beraber yaşayan Rum ve Türkler birbirlerine daha yakınlar.Yani mesela anadolu Türküyle yaşamaktansa fanatik olmayan aklı başında bir rumla yaşamayı tercih ederler,ki buda bence çok yadırgancak birşey değil.Etnik aidiyetin tamamen aynı olması çoğu zaman hiçbirşey ifade etmiyor,hele bide yalnış Kbrıs politikalarımız örneğin yalnış iskan politikalarımız tuz biber olunca bu duruma getirmiş olabilir bizi.Anadolu insanıyla aradaki kültür farkı Kıbrıs Türkünü yüzyıllardır beraber yaşadıkları Rumlara daha fazla yaklaştırıyor (çekilen acılara rağmen).Ben yadırgamıyorum bu durumu.Yüzyıllardır süregelen bir kültürel kaynaşmanın sonucudur doğaldır kanımca.Çokta fazla üstüne gitmemek gerek Kıbrıslı arkadaşların hele nankörlükle suçlamak ağır bir ithamdır.Kıbrıs Türklerini ben her zaman dostum ve kardeşim olarak göreceğim.
Son olarak tekrarlamak istiyorum,Türkiyeni güvenliği için Kıbrıs'ın Türkiyeye ilhakını savunuyorum.
üzerimizde anavatanların baskısı olmadıktan sonra bal gibi de yaşarız beraber.
Umarım bir gün Kuzey ve Güney Kıbrıs birleşir ve Rumları çok seven Türk kardeşlerimiz çok sevdikleri güneyli dostları ile tekrar beraber yaşarlar.
Kara sakal diye adlandırılan Türkiyeli Türklerden de kurtulmuş olurlar.
(21 yıl önce Kıbrısa gittiğimde Türkiyeli Türklere kara sakal deniyordu.)
..ve hiç istemedikleri Türk askeride bir gün adadan çekilir..
Haliyle birleşme sonrası kuzeyli kardeşlerimizde otomatikman Avrupa birliğine katılmış olacağı için Türkiye'ye bir güzel vize koyarlar. Bizde Kıbrısa schengen vizesiyle gireriz..
Lakin eğer güneyli dostlarınız 1974 öncesinde olduğu gibi yine katliamlara başlarsa bu sefer sizi kurtaracak Bülent Ecevitte yok artık.
İkinci olarak şunu eklemek isterim.
Her zaman merak ettiğim şeylerden biriside eğer 74 barış harekatı yapılmasaydı şu an Kıbrıs Türkleri ne gibi bir konumda olurdu. Acaba oradaki kardeşlerimizin hayat şartları daha mı iyi olurdu?
Yoksa Neyzen Teyfik'in şiirinde dediği gibi mi olurdu?
Sen anandan yine çıkardın amma. Baban kimdi bilemezdin
Kime ne yardım ettiysek yaranamadık..Azeri Türkleride aynı değilmi? Onların karabağ davasına Ermenilerle sınırlarımızı kapattık. Onlarda karşılığında bize vize koydular bir de üstüne üstelik Türkiye Türkçesini yasakladılar..
Türkün Türkten başka dostu yok lafını biraz değiştirecem. Türkiyeli Türkün Türkiyeli Türkten başka dostu yokmu acaba..?
Ermenileri ana vatanlarından süren darbeci İttihat ve Terakki hükümeti
demiş Mine hm. , yani elinden gelse Türkiyeyi kapatacaksınız. Doğuda kürt devleti , şimdide anavatanından kovulan ermeniler, vatan sevgisi nedir diye soruyorum size. Ülkeyi sevre göre böldünüz bile. Karadeniz ve Egeyide yunana verin, güneyide araplara, ayıp olacak ama sizden Türklerede bir yer vermenizi rica etsem.
Bu umutla yaşayınız, umut iyidir.
Ha bakın ben ne diyorum, misak-ı milli sınırlarımız alınmalı, Kerkük içinde, Türki devletler birleşmeli, yıllardır bizde olan 12 adalar, Girit Türkiyeye verilmeli, B.Trakya alınmalı, bakın ermenilere vermeyip , bir sürü yer talep ediyorum, hemde haklı olarak.
Bir arkadaşımız özellikle şu sorusuna da cevap vermemi istemiş:
Alıntı:
Ali Demirkıran; “Arzı Mevud'a bir hançer: Kıbrıs Barış Harekâtı”
1950'li yılların başlarında Kıbrıs’ın Yunanistan'a bağlanması için Yorgo Grivas liderliğinde kurulan terör örgütü EOKA, Kıbrıs'ta Türk halkını yok edip, adayı Yunanistan'a bağlamak için çalışmalarına hız vermişti. EOKA'nın amacı topyekûn bir imha hareketi ile Türk halkını yok ederek adayı Yunanistan'a bağlamaktı” dedi. EOKA, 1955'ten 1974 yılına kadar sürekli saldırılar yapmaya başladı. 26 Ocak 1974 günü CHP ve MSP arasında kurulan koalisyon hükümeti Kıbrıs'ta akan kanı durdurmaya karar verdi.
“Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası kazanılan zafer sonucunda elde edilen Ada toprakları ayrıca İsrail'in 5 bin yıllık Arz-ı Mevut (Vaat Edilmiş Topraklar) hayaline de bir hançer gibi saplandı. Çünkü Kıbrıs İsrail'in hayali olan ve tahrif edilmiş Tevrat'ta yer aldığı söylenen Arz-ı Mevut topraklarının içinde yer alıyor”
Kıbrıs Politikaları daha iyi anlaşılıyor.Bu kadar gündemde ısıtılıp da bir karış Toprak verilemez.Bırakın birleşmeyi Rum elinden gelse Türkü de kovacak.Allah fırsat vermesin Ülkemiz üzerinden oynanan oyunlara.
İlk paragraf zaten doğru, diyecek bir şey yok.
Ancak İsrail'le ilgili (kimse kusura bakmasın ama) komplo teorisi niteliğindeki düşüncelere ne diyebilirim ki. 500 yıllık dünya düzeni, tapınak şövalyeleri, İsrail'in vaadedilmiş toprakları, illumunati, İsrail'in 5000 yıllık planları vs.
Kimsenin inancına bir şey diyemem, ama ne olursa olsun bu teorileri bilim yada aktif siyaset ile bağdaştırmak mümkün değildir.
Yani Kıbrıs meselesinde İsrail bir aktör bile değildir.
Alıntı:
Doğrusu hangi fakültede öğrenim görüyorsun bilemiyorum ama o fakültede ya bir bilmsel öğretim konusunda sorun var, ya da senin bilimsel araştırma ve sonuca varma konusunda, yani metodolojide.
SOAS'ta lisans uluslararası ilişkiler okudum. Şimdi de master yapacağım muhtemelen aynı yerde. Buraya dünyanın en iyi sosyal bilimler okullarından biri derler. Bilemiyorum artık, bilimsel öğretim konusunda bir sorunu var mı?
Alıntı:
Bir kere konu ile ilgili tüm analizlerin nötr bir bakış açısı ile değil, "anti-emperiyalist","solculuk", "komünistlik" söylemler etrafında dönen siyasi açıklamalardır. Bilimsellikten uzak analiz olunca, sonuçlar ve reaksyonlar doğal olarak siyasi oluyor.
Zaten sosyal bilimler bu değil midir? Verili sabit bilgilerden yorum üretmektir. Verili sabit bilgi örneğin, Türkiye'nin adadaki askeri varlığı olsun. Bunu kimse yadsıyabilir mi? Hayır.
Ancak bunu ben işgal olarak nitelendiririm ve gitmesi gerektiğini düşünürüm, siz soydaşları korumak adına orada ve kalmalı dersiniz. Herkesin zaten aynı şeyleri düşünmesine gerek yoktur.
Bu arada bilimsellik konusunda ben de özellikle geleceğe ve mevcut duruma ilişkin sosyal bilim adı altında söylenenlerin bilim olmadığını düşünüyorum. Sosyal Bilim geçmişe dönük analiz yapmaktır, diğerleri ancak köşe yazarlığı olur.
Anti - Emperyalizm, komünistlik gibi söylemler pek ala bilimle bağdaşır. Marksist analizler bugün hacim ve nicelik bakımından sosyal bilimlerin yarısından fazlasını kapsamaktadır.
Hatta en son Stefanos Yerasimos hocanın (İstanbullu bir Rumdur kendisi, yanlış hatırlamıyorsam Sabancı'da ders verdi bir ara) Az Gelişmişlik Sürecinde Türkiye adlı eserini okuyordum. Hoca, Osmanlı'dan günümüze Türkiye ve kalkınmayı Marksist bakımdan irdelemiş, yani analizlerine sınıf ilişkilerini katmış.
Ama verili sabit bilgi eğer çarpıtılırsa mesela Makarios AKEL'in lideriydi demek gibi o işin tadı kaçar.
Biri böyle bir şey yazmıştı, şimdi bulamadım. Silmiş galiba.
Alıntı:
(Daha sonra Barış harekatı sırasında Türk tarafının da bazı hukuk dışı davranışları oldu, ancak bu durum suçlu ve kurbanı aynı kefeye koyma hakkı tanımaz - unutmayın: ETKI-TEPKI)
Kısaca ortada birlikteliği kanlı bir şekilde bozan bir suçlu var:
RUMLAR
ve KURBAN olan Türkler var.
İşte olaya tek taraflı bakılırsa böyle sonuçlar çıkar. Etki-Tepki diyerek kendi tarafının yaptıklarını meşrulaştırırsan hiç bir sonuca ulaşamazsın.
Alıntı:
Gelelim "asker haklı operasyondan sonra adadan niye çekilmedi" sorusuna. Bunun cevabı gayet basıt:
Sicili bozuk suçlunun aradan 30 yılı aşkın bir zaman geçmiş olmasına rağmen, 1963lerden kalma bozuk zihniyet ve düşünce yapısı aynen devam ettiğinden! Hatta Rum tarafı, sanki 1974 öncesi hiçbirşeyler olmamış gibi, fütursuzca 30 yıldan beri kıbrıslı Türkler ile alay edercesine "kurban benim" diyor.
Yani siz anlaşmalara sadık kalmayacaksınız, savaş başlatacaksınız, etnik temizliğe kalkışacaksınız ve sonradan başlattığınız savaşı kaybettiğinizde mağduru oynayacaksınız.
Bu kafa yapısı böyle devam ettiğinden, ne birleşme olur ne de Türkiye kolay kolay asker çeker...ki çekmemesi doğrudur, çünkü karşı tarafın sicili ve bugün hala niyeti bozuktur.
Bu da tek taraflı bir bakış, hem de Kıbrıs Türkü açısından bile değil, yalnızca Türkiye Devleti'nin menfaatleri bakımından askeri varlığı meşrulaştırmaktır.
Alıntı:
Burda komünist AKEL`in ne kadar hümanist olduğunu kanıtlamak için web sitesinin linkini verip okuyun demek biraz saftiriklik olur. Adamlar yazılı belgeleri yırtıp atmak ile ünlü bkz. Londra ve Zürih antlaşmaları,Annan planı.
Bunun yerine size Avrupa Parlamentosuna bir ziyaret öneririm, gidin oraya ve görün savunduğunuz parti ve insanlar parlamento koridorlarında "hümanistlikten" ne anlıyorlar.
Kıbrıslı ve Yunan sosyalistler/kömünistler karşısında aşırı sağcı akımlar bile ancak "yoga kulübü" gibi masum gözüküyor.
AB Parlamentosu'na okulun ayarladığı bir staj gibi bir şey için bir haftalığına gitmiştim, orada gördüklerim ve duyduklarım yoga kulübünden ziyade bana geleceği hatırlattı.
Alıntı:
Not: Reciprocity konusu Avrupa ekollü diplomasi,uluslararası ilişkilerde ve hukuki konularda önemini yitirmiş ve özellikle insanlar arası konularda uygulanması etik olmayan bir hal almıştır.
ABD ve anglo sakson ekollerde ise hala ciddi bir enstrüman olarak kabul görmekte.
Kısaca ilerde "emperyalist" ABD de çalışmak istemiyorsanız, tez konusunu tekrar gözden geçirin derim.
Mütekabiliyet kıta-Avrupa'sında önemsiz, sadece Anglo-Saxon ülkelerde önemli diye bir şey yok. Bu ilke insanı zaten doğuştan seçemediği özellikleri nedeniyle belirli kurallara bağladığı için en baştan gayri-insanidir. Doğru anlayış, herkesi eşit yurttaş olarak gören anlayıştır. Ancak herkes doğru bulduğu şeyi mi çalışmalı? Yabancı düşmanlığı çalışan kişiler yabancı düşmanı mı olmak zorunda?
Alıntı:
Ayrıca Kıbrıs'ta kötü Türkler var diyen arkadaşlarıma sesleniyorum, Kıbrıs'ta hiç mi iyi Türk yok? Sen Kıbrıs'tan Türkler veya askerler gitsin derken iyi insanların da hakkının yediğini düşünmüyor musun?
Zaten bunu defalarca cevapladım, Kıbrıs'ta asker olan insanların karakteriyle ilgili bir şey değil ki bu. Askerin varlığı istenmiyor Kıbrıs'ta. Kıbrıs'taki Türkiye göçmenleri ilgili de daha evvel de dedim, eskiden bu insanların tekrar Türkiye'ye dönmesi istenirdi, ancak şimdi denilebilir ki, bu insanlar aradan geçen zamanda artık Kıbrıslılaşmışlardır, özellikle de ikinci nesil en az benim kadar Kıbrıslıdır, onları bu adadan yollamak isteyenler önce karşılarında beni bulurlar. Onları Kıbrıs'tan yollamak, Almanya'daki Türkler geri dönsün demek kadar ırkçıdır.
Alıntı:
İsmail pardon İsmet
Ben bu başlıkta yazılan bütün yazıları eksiksiz okudum
Sen niye böyle düşünüyorsun sen Türk’sen böyle düşünmek zorundasın fikirlerin yanlış fikirlerini gözden geçir deme hakkını kendimde göremem ancak sende karşındaki konuşarak tartıştığın kişi milliyetçi muhafazakarsa eğer o insana karşı haksızlık yapma (O insan ben oluyorum bu arada)
Senin düşüncelerine saygı duyan biri olarak siyasal analizlerde bilgi derinliğin var ama bir kör noktada takılıp kalıyorsun
1974'te Türkiye askeri harekatı niye gerçekleştirdi?
Şimdi hümanist düşünceye sahip olan bir çok kişi Kıbrıs’taki stratejik konumunu güçlendirmek maksadı ile Türkiye adadaki Türkleri bahane edip askeri harekât düzenledi diyecektir.
Belki doğruluk payı var gerçekten Türkiye’nin amaçlarından biride bu olmuş olabilir ama Türkiye’nin adaya stratejik açıdan bakması yanlış mı bence tabi ki stratejik açıdan da bakmak zorundayız
Taaaa İngiliz kendi coğrafyasından gelecek ve doğu Akdeniz’in kontrolü açısından çok önemli bir yerde bulunan Kıbrıs’ta büyük toprak parçaları üzerinde askeri üsleri olacak ama Türkiye’nin burnun dibindeki adaya Türkiye stratejik açıdan bakamayacak Türkiye’nin böyle bir lüksü olamaz
Kıbrıs’ta Rumlarla birlikte aynı devlet çatısı altında yaşamak fikrine inandığını biliyoruz
İsmet Türkiye cumhuriyeti devletini her şeyden sorumlu tutmadan önce bazı şeyler üzerinde geriye dönüp durum tespiti yapmalısın
Rumlar ile Türkler bu kadar bir birleri ile yaşamaya can atarken
Niye 2004 teki referandumda Rumlarda %75 Hayır (OHİ) çıktı
Söylediklerinle adaki gerçekler arasında tezat oluşmuyor mu? Sen diyorsun ki adada küçük bir fanatik azınlık var ve bu fanatiklerin Rum toplumuna etkisi az demektesin anladığım kadarı ile o zaman niye referandumdan OHİ çıktı kardeşim?
Bak ben senin hümanist yaklaşımında samimi olduğuna inanıyorum gerçekten Dünyanın kardeşce yaşanılabilir olmasını düşlemektesin ve bunu istiyorsun
Siyaset bilimi okuyan birisin
Senin düşünmüş olduğun ve birçoğumuzun ütopya diye tanımladığı düşüncelerine bende inanmak isterdim ama maalesef dünya böyle bir yer değil
Dünya üzerinde ilkel toplumlardan modern devletlerin geçişine kadarki evrede bana çatışmasız bir yüzyılı geç yıl bile söyleme imkânın yok
Toplumlar kendi benliklerini korumak için mücadele verirler bu mücadelelerini de asimile olamamak adına yaparlar
Şimdi benim buradaki düşünce temelimde Kıbrıs’taki yaşayan soydaşlarımızın daha iyi koşullar altında yaşamlarını sürdürmesi ve kendi kendilerine yetebilen bir ekonomiyi canlandırıp üretken hale gelmelerini sağlayacak vasıtaları Kıbrıslı soydaşlarımızın eline vermeliyiz
Evet Türkiye cumhuriyeti adaya 1974 garantörlük hakkından doğan sebeplerden dolayı asker çıkardı ama bir şeyi Türkiye olarak es geçtik Evet bizim için Kıbrıs stratejik açıdan çok önemli ancak Kıbrıs’ın gelişmesini hep savsaklamamız yüzünden Kıbrıs’taki yeni yetişen jenerasyonlara iş imkânı kendini geliştirme imkanları sağlayamadık bu durumlar ortaya çıkınca da Kıbrıs’ın yerli halkında hoşnutsuzluklar baş gösterdi. Şimdi Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin yapması gereken şey Avrupa birliğine ve Rumlara bel bağlamadan ekonomik gelişmenin önünde duran takozları kaldırmak ve KKTC’nin ekonomik kalkınmasını sağlamaktır. Üretime dayalı bir ekonomi oluşursa adanın Kuzeyindekiler gelişmişlikte güneyi yakalarsa Kıbrıs Rumlarının elindeki oyuncakta alınmış olur
Bizim Türkiye olarak en büyük hatamız bu oldu Kıbrıs’taki soydaşlarımızı Rum’un esaretinden kurtardık ama ekonomik esarete sürükledik tabi ki bunda dünya konjonktürü, uygulanan ambargolar ve Rumların uzlaşmaz tutumları da etkili oldu ancak ne olursa olsun antlaşma olsa da olmasa da o bölgeye yatırımlar hatta teşvikler verilmeli 47 bin üniversitelinin olduğu yerde teknoloji üretilmeli ve bu teknoloji pazarlanmalıdır. Kıbrıs’ın ekonomisine katkı sağlayan narenciyesinin yanını kumarhaneler değil teknoloji ve ürünleri taçlandırmalıdır.
O zaman biz Kıbrıs türkünü Rum’un boyunduruğu altından kurtarırız eğer bunları yapmazsak Kıbrıslı Türkler Rumların pembe hayallerine kapılıp inanmaya devam edecekler
Önümüzde gerçekten pek bir zaman kalmadı ya çözüm olacak ya da başka çözüm yolları aranacak gerekirse KKTC’yi tanıtmaya kadar götürülebilir bu iş evet belki uluslar arası yasal engeller olabilir
Birleşmiş Milletleri kendi yanımıza çekecek argümanları harekete geçirip eğer birleşik bir Kıbrıs olmayacaksa KKTC'nin kendini dünyaya tanıttırmasına çalışmalıyız belki bugün bir kaç devlet tanır hiç yoktan sadece Türkiye’nin tanımasından daha iyidir başlangıç adına
Bizler ne zaman Rum’un keyfini bekleyip anlaşma masasına gelmesini bekleyemeyiz işte başbakanımız öyle sözler konuştu ki bu Rumları tedirgin etmeye yetti artık çözüm varsa çözüme varız çözüm yoksa da biz kendi çözümümüzü gerçekleştireceğiz
öncelikle ÖZTÜRK_Y77 adlı üyemize şu başlıkta ilk defa bilimsel bir dil kullanarak cevap veren kişi olduğu için, düşüncelerime saygı duyduğunu belirttiği için, ve paylaştığı USAK linki için çok çok teşekkür ederim.
Ancak cevap vermek istediğim noktalar var.
Alıntı:
bence tabi ki stratejik açıdan da bakmak zorundayız
Doğru. Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet aklı böyle düşünür, hatta zorundadır.
Ama bu Kıbrıs halkının menfaatleri ile kesişmemektedir.
Alıntı:
İsmet Türkiye cumhuriyeti devletini her şeyden sorumlu tutmadan önce
Bu doğru değil, ben Yunanistan'ı daha fazla suçlu buluyorum Kıbrıs meselesinde. Çünkü özellikle de albaylar cuntası bugünkü problemin temel kaynağı. Ama hiç bir sorunda sen daha çok suçlusun, ben daha az suçluyum denilemez. Bu çocukların kavga ettikten sonra ''ama o başlattı'' demeleri gibi bir şeydir.
Alıntı:
Rumlar ile Türkler bu kadar bir birleri ile yaşamaya can atarken
Ben tam anlamına bunu söylemiyorum. Bu olması gereken durumdur. Ama bugünkü durumda ben düştüğünü düşünüyorum ama Rumların 3/4'ü birleşmek istemedi son referandumda. Çünkü hala Yunanistan çok etkili orada. Biz, referandumda Türkiye'nin etkisini kırdık, Evet'i fazla çıkarttık ama Rum tarafında öyle olmadı.
Alıntı:
Senin düşünmüş olduğun ve birçoğumuzun ütopya diye tanımladığı düşüncelerine bende inanmak isterdim ama maalesef dünya böyle bir yer değil
Dünya üzerinde ilkel toplumlardan modern devletlerin geçişine kadarki evrede bana çatışmasız bir yüzyılı geç yıl bile söyleme imkânın yok
Ben ütopyamı gerçekleştirmek için ölümüme kadar çalışmaya razıyım.
Alıntı:
Sen niye böyle düşünüyorsun sen Türk’sen böyle düşünmek zorundasın fikirlerin yanlış fikirlerini gözden geçir deme hakkını kendimde göremem ancak sende karşındaki konuşarak tartıştığın kişi milliyetçi muhafazakarsa eğer o insana karşı haksızlık yapma (O insan ben oluyorum bu arada)
Senin düşüncelerine saygı duyan biri olarak siyasal analizlerde bilgi derinliğin var ama bir kör noktada takılıp kalıyorsun
Tekrar sana ciddiye alıp cevap verdiğin için teşekkür ederim. Keşke her milliyetçi senin gibi olsa da oturup tartışabilsek.
Alıntı:
AKEL enosisçi değildir diyorsun yani? Kıbrıs tarihini bildiğinden emin misin? 1950 Enosis plesibit'ini AKEL düzenlemedi mi? Bak 5 dakikalık bir google araştırmasında kaç tane "AKEL'in Enosis'i desteklediğine dair belge çıkıyor, hangi dediğim uydurma?
Evet, AKEL Enosisçi değildir. 1950 Plebisitinin içine çekilmiştir, yani AKEL tarafından da uygun bulunması istenmiştir Yunanistan tarafından. Ancak unutmadan eklemek lazım, o günkü AKEL ile bugünkü AKEL bir değil. O zamanın AKEL'i kimi dönemlerde tamamen Yunanistan'ın etkisi altında kalıyordu. Nasıl ki 1930 ve 49ların CHP'si ile 1960'ların ya da günümüzün CHP'si üç farklı parti olarak nitelenirse AKEL'de de benzer bir süreç yaşanmıştır. Bize en büyük destek AKEL'den gelse de bugünkü AKEL artık bir düzen partisidir, yani her an etki altında kalabilir ve Kıbrıs halkının menfaatine olmayan şeyleri savunabilir. Nasıl ki CTP her daim Kıbrıs halkının menfaatini savunmuyorsa.
Alıntı:
Bu bilimsel yayında geçen bir paragrafı alıntılıyorum
Züppelik yapmak istemem ama her dip notu olan makale bilimsel değildir. Özellikle de sosyal bilimlerde. Bana hangi dergide, ne zaman yayınladığını, hangi citation index'te yer alan dergide basıldığını, hangi hakemlerin onayından geçtiğini falan söylemeniz gerekir. Bana makalenin SSCI kodu lazım.
Verilen makaleyi incelemedim baştan sona. %100 bilimsel de olabilir. Ama özellikle citation index kodu olmayan makaleyi ciddiye alamam. Kaldı ki makalenin yazarı bile belli değil.
Alıntı:
Arkadaşımız da herhalde AKELci olduğundan bunları savunuyor.
Dediğim gibi AKELci falan değilim, AKEL artık çoğunlukla Kıbrıs halkının menfaatlerini savunmuyor. Ben AKEL'i az çok CHP'ye benzetiyorum. Güya sosyalist CHP ama hala bürokratik elitin menfaatini savunuyor. PASOK yada İngiltere'deki Labour keza öyle. Hele Labour tam bir fiyasko.
Alıntı:
Benim anlamadığım Rumlar neden birleşmeye hayır dedi.
Çünkü AB tarihi bir hata yaptı ve Annan Planı kabul edilmese dahi Kıbrıs bir bütün olarak (problem çözülmeden) birliğe kabul edilmiş sayılacak dedi. Rum tarafı da elde fazlasıyla koz kalması için Hayır dedi.
Alıntı:
Şöyle bir gerçekte var ki bazı milliyetçi arkadaşlar kabullenmesede yüzyıllardır Kıbrısta beraber yaşayan Rum ve Türkler birbirlerine daha yakınlar.Yani mesela anadolu Türküyle yaşamaktansa fanatik olmayan aklı başında bir rumla yaşamayı tercih ederler,ki buda bence çok yadırgancak birşey değil.Etnik aidiyetin tamamen aynı olması çoğu zaman hiçbirşey ifade etmiyor,hele bide yalnış Kbrıs politikalarımız örneğin yalnış iskan politikalarımız tuz biber olunca bu duruma getirmiş olabilir bizi.Anadolu insanıyla aradaki kültür farkı Kıbrıs Türkünü yüzyıllardır beraber yaşadıkları Rumlara daha fazla yaklaştırıyor (çekilen acılara rağmen).Ben yadırgamıyorum bu durumu.Yüzyıllardır süregelen bir kültürel kaynaşmanın sonucudur doğaldır kanımca.Çokta fazla üstüne gitmemek gerek Kıbrıslı arkadaşların hele nankörlükle suçlamak ağır bir ithamdır.
Altına imzamı atarım.
Alıntı:
Haliyle birleşme sonrası kuzeyli kardeşlerimizde otomatikman Avrupa birliğine katılmış olacağı için Türkiye'ye bir güzel vize koyarlar. Bizde Kıbrısa schengen vizesiyle gireriz.
Maalesef durum böyle olur, ama bunun suçlusu AB'dir. Hala vize rejimi konusunda Türkiye'ye istenileni vermediler. 2005'ten beri resmen aday bir ülke, tarihi olarak Avrupalı bir ülke, günde kaç kişinin Türkiye - Avrupa arası yolculuk yaptığını hesaplamak bile çok güç, ortada Almanya, Hollanda mahkemelerinin ve AİHM kararları var, ama hala Türkiye vatandaşları o utanç verici vize kuyruğuna girmek zorundalar. Üstelik Avrupa ile ilgisi olmayan Uruguay gibi ülkeler dahi 3 ay için vizeye ihtiyaç duymazken.
İşçi göçü korkusunu anlıyorum AB'nin ama bu yapılan en kibar tabirle ırkçılıktır.
Alıntı:
Her zaman merak ettiğim şeylerden biriside eğer 74 barış harekatı yapılmasaydı şu an Kıbrıs Türkleri ne gibi bir konumda olurdu. Acaba oradaki kardeşlerimizin hayat şartları daha mı iyi olurdu?
Yoksa Neyzen Teyfik'in şiirinde dediği gibi mi olurdu?
Sen anandan yine çıkardın amma. Baban kimdi bilemezdin
Birincisi, defalarca 74 doğru bir karardı dedim.
İkincisi, o ''sen anandan...'' diye başlayan cümleyi kendine nasıl yakıştırıyorsun bilmiyorum ama bildiğin ırkçı bir söylemdir ve TC sınırları içerisinde suçtur. Sana dava açsam kazanırım.
Alıntı:
Ülkeyi sevre göre böldünüz bile.
Sevres Syndrome denilen hadise bu işte. Türkiye'de ne zaman demokrasi adına güzel şeyler olsa hemen birileri diline bu sözleri doluyor. Kürt açılımı yapılır, Sevres; Ermeni açılımı yapılır, Sevres; Alevi açılımı, Sevres; Yunanistan ile işler düzelir, Sevres; Suriye ile vize kalkar, Sevres; Kazım Lazca şarkı söyler, Sevres; Aynur Keçe Kurdan der, Sevres...
Ne Sevres imiş arkadaş.
----------------
Bu arada o bu değil de, ben bugün muhteşem bir kızla tanışıp aşık oldum arkadaşlar.
Kendimi onu düşünmekten alamıyorum.
O nedenle ne milliyetçi söylemler, ne de ''baban kim olurdu'' gibi küfürler umrumda!!
Bugün okumayı düşündüğüm makaleler de yalan oldu kız yüzünden.
Artık yarın telafi etmem lazım.
---------------
Ayrıca, bu kadar okulumdan bahsettim, okulumun en güzel iki özelliğinden bahsetmesem olmaz.
Birincisi, okulum dünyanın en muhalif okuludur. İngiltere'nin Mülkiye'si diyelim. Bu nedenle dünyanın en üretken okullarından birisidir. Örneğin bugün tüm batı dünyasında İslamophobia ile mücadele edenlerin akademik kalesi gibidir okulum. Üçüncü dünyanın akademik avukatıdır.
İkincisi ve en eğlencelisi ise SOAS Rebetiko Band'dir. Rebetiko İstanbul rebetlerinin müziğidir. Mübadele ile tamamı Yunanistan'a yollandığı için bu insanların bugün dünyada Yunan müziği (Greek Blues derler) olarak tanınmaktadır. Ancak esasında %100 İstanbul müziğidir, Bizans'tan gelen kültürün Osmanlı'da sentezlenmesi ile oluşmuştur.
SOAS Rebetiko Band, SOAS Müzikoloji'de okuyan Türk, Yunan ve Kıbrıslı öğrenciler tarafından kurulmuş ve kısa zamanda çok meşhur olmuştur. Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs dışında Avrupa'da konserler vermiştir. Neredeyse her hafta İngiltere'nin bir başka köşesinde konser vermektedir. Dünyanın en keyifli şeyidir onları dinlemek.
Zaten buradaki arkadaşlarım arasında lakabım rebet olmuştur bu sevgimden dolayı. Rebet Türkçedeki kıro gibi bir anlama sahip Yunanca'da Ama köken olarak Türkçe rağbet sözcüğünden türemiş.
Bu grubun müzikleriyle az hasapiko (kasap), tsifteteli (çiftetelli), zeybekiko (zeybek) oynamadık dostlarla.
Haydi Bre, Hopa...Gia Sou...
En son ismet meruni tarafından Pzr 24 Tem 2011, 10:14 tarihinde değiştirildi, toplamda 14 kere değiştirildi