60 ile 74 arasinde ne oldu Ismail .... ben seni anlayabilmis degilim ne olduysa once 74 te oldu diyorsun
60 ila 74 arasini bir analiz et bakalim, yahu kendini kandirmayi birak bi allah askina
Sen bu kadarmi Türkiye dusmanisin ????
40 yas uzeri hicbir kibrisli bu senin soyledigini soylemez...
Bahsetmek istediğim halkların birbirinden ayrılması. Yani halklar 1974'te birbirinden ayrı yaşamaya başladı.
Siz de bu kadar alıngan olmayın ama, ne demek istediğim açık seçik ortada.
60 - 74 arasını daha doğrusu 63 - 74 arasını yeteri kadar analiz etmedim mi önceki mesajlarda.
Hatta bak ne demişim 2 gün önce:
Alıntı:
Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu söylem marjinal grupların değil, gerçek Kıbrıslıların sözleridir.
Evet, 74 sonrası doğdum ama siyaset bilimi okuyorum. Özellikle de Kıbrıs siyasetini iyi bildiğimi düşünüyorum. Doğru 1974'e kadar çok acı şeyler yaşandı, ama bunlar karşılıklıydı. Kimse sadece Rumlar yaptı demesin, aynı vahşeti Türkler de yaptı. Yine de 74 harekatı doğru bir karardı. Çünkü gaza gelen Rumlar zıvanadan çıkmıştı. Ancak neden 2011'de T.C. ordusu hala Kıbrıs'ta. aradan 37 sene geçmiş hala ordu Kıbrıs'ta. Eğer halkı kurtarmaya geldiysen halkı kurtarırsın, düzeni sağlayınca da dönersin. Ama, Türkiye'nin doğu akdeniz hakimiyeti açısından önemli orada ordu bulunması. Yani Kıbrıs halkı falan umrunda değil Türkiye'nin. Bana bu iş aynı ABD'nin Irak harekatını hatırlatıyor. Oraya da özgürlük ve demokrasiyi Irak halkına getiriyoruz diye gitti Amerika ama asıl sebebini hepimiz biliyoruz.
----
Bu arada arkadaşlar İsmail kim ya?
Bir değil, iki değil, benim adım İsmet
Birleşmesin, ayrı bir devlet olsun. Birleşmek ve barışmak için elinden gelen herşeyi yapan türk tarafı oldu. Kıbrıslı rumlar onlarca defa sizi sevmiyoruz ve birlikte yaşamak istemiyoruz dediler. Daha ne olsun.
Günlerdir Başbakan'ın "Kıbrıs manifestosunu" sizlerle paylaşıyor ve nelerin değiştiğini analiz etmeye çalışıyorum. Eldeki bilgiler ve duyumlarla yaptığım çıkarımları Erdoğan'ın Kıbrıs gezisine bizzat katılarak yerinde görünce "Kıbrıs konusu" ve "gelinen yeni nokta" kafamda çok net oturdu. Türkiye çok kesin bir şekilde; "artık güçlü olan biziz, plan sonrası Türk ekonomisi 4 kat büyüdü, KKTC'de milli gelir 3.5 katına çıktı çıkarımını" yapmış ve "yeni dünya düzeni içinde pozisyonu güçlenen Türkiye" kavramını da yerine oturtarak "manifestosunu" hazırlamış... Gelinen nokta açık: Güzelyurt başta olmak üzere o gün için "evet" denilen hiçbir şart artık "kabul edilemez"! Bu ne demek? Şu demek; o şartlara bile "hayır" diyenlerin artık "evet" demesi mümkün değil! Türkiye de işte buna oynuyor; Bütün dünya "neyin, neden" olmadığını görsün ve 2012 sonrası atacağımız "Türkiye'ye katılım" adımını "aklileştirebilsin"!
Sonuç: Kıbrıs halkı da "Türkiye'ye katılmak" istiyor. Daha önce hiç duymadığım hatta "Siz gideceksiniz" cümlesine çok muhatap kaldığım Kıbrıs'ta hava inanılmaz değişmiş! Artık "çöken AB'nin parçası" değil, parlayan YENİ TÜRKİYE'nin vatandaşı olmak istiyorlar ve bunu da açıkça söylüyorlar!
Son söz: Erdoğan'ın Kıbrıs halkı tarafından "kendi başbakanları" gibi karşılanması ve Türkiye'deki gibi hayranlıkla "takip edilmesi" bir Türk başbakanı için Kıbrıs'ta ilk defa gördüğümüz bir durum. Adana'da, Mersin'de, Konya'da, Rize'de nasıl karşılanıyorsa, içten bağra basılıyorsa, Kıbrıs'ta da aynı!
Doğru 1974'e kadar çok acı şeyler yaşandı, ama bunlar karşılıklıydı. Kimse sadece Rumlar yaptı demesin, aynı vahşeti Türkler de yaptı. Yine de 74 harekatı doğru bir karardı. Çünkü gaza gelen Rumlar zıvanadan çıkmıştı. Ancak neden 2011'de T.C. ordusu hala Kıbrıs'ta. aradan 37 sene geçmiş hala ordu Kıbrıs'ta. Eğer halkı kurtarmaya geldiysen halkı kurtarırsın, düzeni sağlayınca da dönersin.
Doğrusu hangi fakültede öğrenim görüyorsun bilemiyorum ama o fakültede ya bir bilmsel öğretim konusunda sorun var, ya da senin bilimsel araştırma ve sonuca varma konusunda, yani metodolojide.
Bir kere konu ile ilgili tüm analizlerin nötr bir bakış açısı ile değil, "anti-emperiyalist","solculuk", "komünistlik" söylemler etrafında dönen siyasi açıklamalardır. Bilimsellikten uzak analiz olunca, sonuçlar ve reaksyonlar doğal olarak siyasi oluyor.
Olaya Ingiliz emperyalistler şöyle yaptı, sonra Türkiye ABD`nin Irak emperyalizmi gibi Kıbrısa çöktü gibi denklemler ile, aslında çok önemli bir diplomasi ve uluslararası hukuki sorunu...ideolojik ve romantik bir mecraya çekersen, ancak kendini tatmin etmiş olursun.
1960 Kıbrıs anlaşmasına herkes bilerek imza koymuştur! Ancak bu imza daha kurumadan bir taraf, tek taraflı bir şekilde bu belgeyi tarihin çöplüğüne gömmüştür ve bugünün geçerli terimi ile Türklere "ethnic cleansing" (etnik temizlik) başlatılmıştır.
Burda sakın kimse "olaylar karşılıklıydı" diye zırvalamasın. Olayları başlatan yani suçlu belli, kurban ve etnik temizliğe maruz kalan belli.
(Daha sonra Barış harekatı sırasında Türk tarafının da bazı hukuk dışı davranışları oldu, ancak bu durum suçlu ve kurbanı aynı kefeye koyma hakkı tanımaz - unutmayın: ETKI-TEPKI)
Kısaca ortada birlikteliği kanlı bir şekilde bozan bir suçlu var:
RUMLAR
ve KURBAN olan Türkler var.
Gelelim "asker haklı operasyondan sonra adadan niye çekilmedi" sorusuna. Bunun cevabı gayet basıt:
Sicili bozuk suçlunun aradan 30 yılı aşkın bir zaman geçmiş olmasına rağmen, 1963lerden kalma bozuk zihniyet ve düşünce yapısı aynen devam ettiğinden! Hatta Rum tarafı, sanki 1974 öncesi hiçbirşeyler olmamış gibi, fütursuzca 30 yıldan beri kıbrıslı Türkler ile alay edercesine "kurban benim" diyor.
Yani siz anlaşmalara sadık kalmayacaksınız, savaş başlatacaksınız, etnik temizliğe kalkışacaksınız ve sonradan başlattığınız savaşı kaybettiğinizde mağduru oynayacaksınız.
Bu kafa yapısı böyle devam ettiğinden, ne birleşme olur ne de Türkiye kolay kolay asker çeker...ki çekmemesi doğrudur, çünkü karşı tarafın sicili ve bugün hala niyeti bozuktur.
Ancak olaylara Emperyalizm,sosyalizm, halkların kardeşliği romantizmi ile bakarsanız...acı realiteleri kolay bir şekilde hasır altı eder,görmezlikten gelirsiniz.
Birleşmek güzel bir olgudur, et ve tırnak birbirinden ayrılmaz. Ancak savunduğunuz Rumlar ve rum tezleri kendilerini ve sizi "et ve tırnak" yani eşit görmediler/görmüyorlar...ancak diğer azınlıklar gibi %18lik bir azınlık, yani tırnağın altındaki katlanmak zorunda oldukları pislik olarak görüyorlar.
Sizi bu şekildeki bir "birleşme" tatmin ediyorsa,buyrun.
***
Burda komünist AKEL`in ne kadar hümanist olduğunu kanıtlamak için web sitesinin linkini verip okuyun demek biraz saftiriklik olur. Adamlar yazılı belgeleri yırtıp atmak ile ünlü bkz. Londra ve Zürih antlaşmaları,Annan planı.
Bunun yerine size Avrupa Parlamentosuna bir ziyaret öneririm, gidin oraya ve görün savunduğunuz parti ve insanlar parlamento koridorlarında "hümanistlikten" ne anlıyorlar.
Kıbrıslı ve Yunan sosyalistler/kömünistler karşısında aşırı sağcı akımlar bile ancak "yoga kulübü" gibi masum gözüküyor.
Not: Reciprocity konusu Avrupa ekollü diplomasi,uluslararası ilişkilerde ve hukuki konularda önemini yitirmiş ve özellikle insanlar arası konularda uygulanması etik olmayan bir hal almıştır.
ABD ve anglo sakson ekollerde ise hala ciddi bir enstrüman olarak kabul görmekte.
Kısaca ilerde "emperyalist" ABD de çalışmak istemiyorsanız, tez konusunu tekrar gözden geçirin derim.
Bu mesajdan anladığıma göre, Türkiye'nin dostu olmak, devleti her zaman haklı görmek anlamına geliyor. Kendi çocuğunu her zaman haklı görerek onu arsız bir serseriye dönüştüren bir baba gibi. Konu açılmışken, Türkiye'nin dostu olmanın, devletin hatalarıyla yüzleşmek ve 'bir daha olmaması için' bu hataları açıkça söylemek anlamına geldiğine inandığımı söylemeliyim.
Alıntı:
Ne fark kalır ile
Kıbrıs'a, 1974'den sonra yerleşmiş/yerleştirilmiş ahalinin adayı terk etmesinin istenmesiyle, yahudileri polonyadan,almanyadan süren nazi almanyası ve Ermenileri ana vatanlarından süren darbeci İttihat ve Terakki hükümeti ile Kıbrıs arasında şu fark kalıyor: Söz konusu yönetimler yerel halkı ana vatanlarından söküp atmıştır.Bence, Kıbrıslılar ise gelenek ve görenekleri farklı olan bu yeni konukları istememe hakkına sahiptir. Üstelik bir çok Türkiye kökenli Türk orada yasa dışı işler yapmaktadır.TC'den oraya bu yeni konuklar gitmeden orada, pislik yuvası kumarhaneler var mıydı? Kara para aklayan bankalar ve kuruluşlar var mıydı? Ne işi var Yahya Demirel'in Kıbrısta? Orada ne iş yaptığını biliyor musunuz? Bir araştırıverin.
En son mine atafirat tarafından Cmt 23 Tem 2011, 20:04 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Kibristaki bircok kumarhaneye gittim hicbiride pislik yuvasi degildir ...hemen hemen hepsi son derece kaliteli yerlerde olup guzel otellerin icinde bulunmaktadirlar...
Siz memnun olmaya bilirisiniz ,ama unutmayin ki;
Kumarhaneler sayesinde devlet cok ciddi bir gelir elde ediliyor...
bu elde edilen gelir ne oluyor peki ???
yol,su,elektir vs vs vs ...unutayin bunlari lutfen
Bu konusmalarin bir yere varacagi yok aslina bakarsaniz herkes kendi bildigini dogru gorup ona gore yaklasiyor hic bir zaman sorgulamiyor acaba yanlis dusunuyormuyum diye...
Benin inandigim sey ister destekleyin ister desteklemeyin ,Kibrista Türkiye karsiti olan insanlarin beyinleri yikanmis insanlar olarak goruyorum
Türk Ordusu Kıbrıs'taysa bu olaylar tekrar yaşanmasın diye, Ayrıca Kıbrıs'ta kötü Türkler var diyen arkadaşlarıma sesleniyorum, Kıbrıs'ta hiç mi iyi Türk yok? Sen Kıbrıs'tan Türkler veya askerler gitsin derken iyi insanların da hakkının yediğini düşünmüyor musun? Kıbrıs'taki görmediğimiz olayları görmek ve anlayabilmek için Kıbrıs'ta askerlik yapmak gerekiyor. Askerlerin bile gözleri önünde bayrağımızı indirmeye çalışmadılar mı Rumlar? Kıbrıs'ta Türk askeri olmazsa Kıbrıs'taki Türklerin vay haline diyorum. Adada Türklerin yaşadığı bölgede kaos, meçhul cinayetler, kapalı kapılar ardından arsa satışları ve daha bir çok olaylar gerçekleşir ki oldu bittiye gelir ve kimse ne olduğunu anlamaz. Ben bazı yorumları okuyorum. Yorum yapanlardan bazıları yaşadıkları yerlerdeki hayat ve bilgi şartlarıyla konuşmaya çalışıyorlar ve doğru da yapıyorlar onlara hiçbir şey demiyorum. Ama Kıbrıs ve Ortadoğuda o şartların oluşmasının önünde çok büyük engeller var. O şartları Kıbrıs ve ortadoğuya vermezler.
Sadece küçük bir örnek vereyim. Birçok Türk'ün yaşadığı Almanya'da dazlaklar Türklerin evlerini yakıp yıkıp vatandaşlarımızı öldürürlerken neredeydi o çok övülüp duran AB demokrasisi. Almanya'ya gittiğimde Türklerin yoğun olarak yaşadığı yerlere bakıp sinirimden ağladım. Birkaç amca ile muhabbetim oldu, onlra söyledim neden buralar bu durumda, bu pislikte neden yaşıyorsunuz? Amcaların bana verdiği cevap: "Oğlum Alman hükümeti yaptırtmıyor bize burda bişey. Çöplerimiz bile haftalık alınıyor. Sokağa atmak zorunda kaldığımız (evde kokacak atmazlarsa) çöplerimiz için bizlere kesilen cezaları hiç söylemiyim dedi. İnsan yerine konulmadıklarını söyledi. Hiçbir sözlerinin kahle alınmadığını ve bütün gün nerdeyse en iyi yaptıkları işlerde bile hkarete uğradıklarını söylediler. Söz uzayacak yoksa bu örnekleri Belçika, Hollanda, Avusturya ve hatta Polonya'da bizzat şahit olduğum olaylarla desteklerim. Bu olayları konuyu çarpıtmak için söylemiyorum. AB'nin Türkiye ve KKTC kökenli insanlar bakış açısının bu olduğunu ve bununda değişmeyeceğini bilmenizi istediğim için söylüyorum... Kısacası bu anlayışta olan AB, Kıbrıs'ı birleştirip söz hakkını Türklere verecek öylemi? Siz önce bunlara inanın sonra birleşme konusunda başkalarını inandırmaya çalışın, bu sadece kendi, çapımda bir tavsiye...
Bu olayı unutmayın, herkesin gözü önünde yapıldı ve daha basına yansımayan ne olaylar var. Bir Kıbrıs ziyaretimde elinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk bayrağı olduğu için hastanelik edinlerin sayısının hiçte az olmadığını bizzat bu duruma düşenlerden duyduğumda şoka uğradım. Her iki tarafta da aşırı milliyetçilerin olduğunu söyleyen arkadaşıma şunu söylemek istiyorum. Kıbrıs birleşti diyelim. O aşırı Rum milliyetçilik ruhunu taşıyanlardan Kıbrıs Rum yönetiminde bir çok kişi söz sahibiyse? O zaman netice ne olur sence? Birleşik Kıbrıs'ı kimler yönetir yada daha açık bir ifadeyle kimlere yönettirilir Kıbrıs???
En son Salih YILDIZ tarafından Cmt 23 Tem 2011, 15:12 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Bu arada arkadaşlar İsmail kim ya?
Bir değil, iki değil, benim adım İsmet
İsmail pardon İsmet
Ben bu başlıkta yazılan bütün yazıları eksiksiz okudum
Sen niye böyle düşünüyorsun sen Türk’sen böyle düşünmek zorundasın fikirlerin yanlış fikirlerini gözden geçir deme hakkını kendimde göremem ancak sende karşındaki konuşarak tartıştığın kişi milliyetçi muhafazakarsa eğer o insana karşı haksızlık yapma (O insan ben oluyorum bu arada)
Senin düşüncelerine saygı duyan biri olarak siyasal analizlerde bilgi derinliğin var ama bir kör noktada takılıp kalıyorsun
1974'te Türkiye askeri harekatı niye gerçekleştirdi?
Şimdi hümanist düşünceye sahip olan bir çok kişi Kıbrıs’taki stratejik konumunu güçlendirmek maksadı ile Türkiye adadaki Türkleri bahane edip askeri harekât düzenledi diyecektir.
Belki doğruluk payı var gerçekten Türkiye’nin amaçlarından biride bu olmuş olabilir ama Türkiye’nin adaya stratejik açıdan bakması yanlış mı bence tabi ki stratejik açıdan da bakmak zorundayız
Taaaa İngiliz kendi coğrafyasından gelecek ve doğu Akdeniz’in kontrolü açısından çok önemli bir yerde bulunan Kıbrıs’ta büyük toprak parçaları üzerinde askeri üsleri olacak ama Türkiye’nin burnun dibindeki adaya Türkiye stratejik açıdan bakamayacak Türkiye’nin böyle bir lüksü olamaz
Kıbrıs’ta Rumlarla birlikte aynı devlet çatısı altında yaşamak fikrine inandığını biliyoruz
İsmet Türkiye cumhuriyeti devletini her şeyden sorumlu tutmadan önce bazı şeyler üzerinde geriye dönüp durum tespiti yapmalısın
Rumlar ile Türkler bu kadar bir birleri ile yaşamaya can atarken
Niye 2004 teki referandumda Rumlarda %75 Hayır (OHİ) çıktı
Söylediklerinle adaki gerçekler arasında tezat oluşmuyor mu? Sen diyorsun ki adada küçük bir fanatik azınlık var ve bu fanatiklerin Rum toplumuna etkisi az demektesin anladığım kadarı ile o zaman niye referandumdan OHİ çıktı kardeşim?
Bak ben senin hümanist yaklaşımında samimi olduğuna inanıyorum gerçekten Dünyanın kardeşce yaşanılabilir olmasını düşlemektesin ve bunu istiyorsun
Siyaset bilimi okuyan birisin
Senin düşünmüş olduğun ve birçoğumuzun ütopya diye tanımladığı düşüncelerine bende inanmak isterdim ama maalesef dünya böyle bir yer değil
Dünya üzerinde ilkel toplumlardan modern devletlerin geçişine kadarki evrede bana çatışmasız bir yüzyılı geç yıl bile söyleme imkanın yok
Toplumlar kendi benliklerini korumak için mücadele verirler bu mücadelelerini de asimile olamamak adına yaparlar
Şimdi benim buradaki düşünce temelimde Kıbrıs’taki yaşayan soydaşlarımızın daha iyi koşullar altında yaşamlarını sürdürmesi ve kendi kendilerine yetebilen bir ekonomiyi canlandırıp üretken hale gelmelerini sağlayacak vasıtaları Kıbrıslı soydaşlarımızın eline vermeliyiz
Evet Türkiye cumhuriyeti adaya 1974 garantörlük hakkından doğan sebeplerden dolayı asker çıkardı ama bir şeyi Türkiye olarak es geçtik Evet bizim için Kıbrıs stratejik açıdan çok önemli ancak Kıbrıs’ın gelişmesini hep savsaklamamız yüzünden Kıbrıs’taki yeni yetişen jenerasyonlara iş imkanı kendini geliştirme imkanları sağlayamadık bu durumlar ortaya çıkınca da Kıbrıs’ın yerli halkında hoşnutsuzluklar baş gösterdi. Şimdi Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin yapması gereken şey Avrupa birliğine ve Rumlara bel bağlamadan ekonomik gelişmenin önünde duran takozları kaldırmak ve KKTC’nin ekonomik kalkınmasını sağlamaktır. Üretime dayalı bir ekonomi oluşursa adanın Kuzeyindekiler gelişmişlikte güneyi yakalarsa Kıbrıs Rumlarının elindeki oyuncakta alınmış olur
Bizim Türkiye olarak en büyük hatamız bu oldu Kıbrıs’taki soydaşlarımızı Rum’un esaretinden kurtardık ama ekonomik esarete sürükledik tabi ki bunda dünya konjonktürü, uygulanan ambargolar ve Rumların uzlaşmaz tutumları da etkili oldu ancak ne olursa olsun antlaşma olsa da olmasa da o bölgeye yatırımlar hatta teşvikler verilmeli 47 bin üniversitelinin olduğu yerde teknoloji üretilmeli ve bu teknoloji pazarlanmalıdır. Kıbrıs’ın ekonomisine katkı sağlayan narenciyesinin yanını kumarhaneler değil teknoloji ve ürünleri taçlandırmalıdır.
O zaman biz Kıbrıs türkünü Rum’un boyunduruğu altından kurtarırız eğer bunları yapmazsak Kıbrıslı Türkler Rumların pembe hayallerine kapılıp inanmaya devam edecekler
Önümüzde gerçekten pek bir zaman kalmadı ya çözüm olacak ya da başka çözüm yolları aranacak gerekirse KKTC’yi tanıtmaya kadar götürülebilir bu iş evet belki uluslar arası yasal engeller olabilir
Birleşmiş Milletleri kendi yanımıza çekecek argümanları harekete geçirip eğer birleşik bir Kıbrıs olmayacaksa KKTC'nin kendini dünyaya tanıttırmasına çalışmalıyız belki bugün bir kaç devlet tanır hiç yoktan sadece Türkiye’nin tanımasından daha iyidir başlangıç adına
Bizler ne zaman Rum’un keyfini bekleyip anlaşma masasına gelmesini bekleyemeyiz işte başbakanımız öyle sözler konuştu ki bu Rumları tedirgin etmeye yetti artık çözüm varsa çözüme varız çözüm yoksa da biz kendi çözümümüzü gerçekleştireceğiz