1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
hürdoğan
16 yıl önce - Pts 02 Tem 2007, 18:50
Deyimlerin kaynağını biliyor muyuz ?
Dilimizde sıkça kullandığımız deyimler vardır.Bir kısmını yerinde kullanmakla beraber bazılarını da hiç uygun olmayan yerlerde kullanırız. Bu deyimlerin kaynağını hiç merak ettiniz mi?
İşte iki örnek:
GÖZDEN SÜRMEYİ ÇEKMEK.
(Hissettirmeden bir iş veya hırsızlık yapmak)
Sürme deyince bayanların eskiden gözlerine çektikleri sürme anlaşılmasın. Göz de bayan gözü değildir.
Eskiden tersanalerde kullanılmak üzere boy boy düzgün kesilmiş kereste bulunurdu,zamanın şartlarında bunları kesmek, hazırlamak zor olduğundan kıymetliydi,işi bitince gelişi güzel dışarda bırakılmaz,göz göz ayrılmış üstü örtülü sundurmalarda saklanır ve başında mutlaka bir bekçi bulunurdu. Bu korumaya rağmen kimseye hissettirmeden kereste çalma işine sürmeyi gözden çekmek denirdi.
HOŞAFIN YAĞI KESİLMEK.
(Zoru görünce pes etmek.kabullenmek)
Osmanlı döneminde yeniçeri ocağında yemekler kazanlarla verilirmiş. Çok miktarda yemeğin dağıtıldığı kazanlar çoğu zaman iyi yıkanmaz,yağlı kalırmış. Dağıtımda hoşaf kazanlarının üzerinde de yıldız yıldız yağ oluşurmuş,yeniçeriler zamanla buna alışmışlar.
Bir gün yeniçerilerin mutfağına bakan subay değişmiş,çok sert ve disiplinli olan yeni mutfak amiri durumu farkederek sert tedbirler almış ve bizzat takip etmiş.Yemeklerini pırıl pırıl kazanlarda yemeye başlayan yeniçerilerin hoşaf kazanlarında da yağ görülmez olmuş.
İşin aslını bilenler,aşçı ve mutfak personelinin zoru görünce işlerini korkudan yaptıklarını ima etmek için
-Artık hoşafın yağı kesildi demişlerdir.
|
 |
yavuzyel
16 yıl önce - Sal 24 Tem 2007, 16:23
"darısı başına" derler, bunun kaynağı nedir acaba?
|
 |
Eren Kurus
16 yıl önce - Sal 24 Tem 2007, 17:12
ATES PAHASI,
Birgun, padisahlardan biri, ( hand padisah oldugunu unuttum) kilik degistirerek ava cikar. Havada bayagi soguktur, kar yagmaya baslar ve padisah ve etrafindakiler ormanin kenarindaki kucuk bir hana girerler ve atesin yanina otururlar. Hanci gelir ve ne istediklerini sorar, padisah, biraz yemek ve atese biraz daha odun konmasini ister. Bu sirada hanci, kilik degistirmis olan padisahi farkeder ve hic sesini cikarmadan uzaklasir, odun getirir ve mutfaga geri doner, yemek hazirlar ve ikrama eder. Padisah ve etrafindakiler yemek yerken, aralik kapidan iceride konusulanlara kulak verir.
Konusma soyledir,
- Sultanim yemek hosunuza gittimi
-Evet ama vallahi su ates bin akceye deger.
Derken yemekler biter, dinlenmis olan padisa hanciyi cagirarak borclarinin ne oldugunu sorar.
Hanci, "Binbir akce isterim "der.
Biraz kizan padisah " bu ne istir hanci, suncagazcik yemek binbir akce olurmu" der.
Hanci, " yemekler bir akce ates icin bin akce isterim " der.
Bunun uzerine isi anlayan padisah hic sesini cikarmaz ve esrafina hanciya hemen parasini vermelerini soyler. Ve bu olayla birlikte Ates pahasi deyimi ortaya cikar.
|
 |
hürdoğan
16 yıl önce - Sal 24 Tem 2007, 17:24
| Alıntı: |
| "darısı başına" derler, bunun kaynağı nedir acaba? |
Mutlu bir olayı kutlarken başkalarının da aynı sevinci yaşaması için bir dilek olarak "Darısı Başına" denir. Kaynağının Asyada yaşayan eski Türklerden geldiği sanılmaktadır.
O dönemde mutlu olaylar için yapılan törenlerde insanların üzerine bereket yağması dileği ile buğday,arpa,pirinç,mısır,yulaf gibi tahıllar serpilirmiş.
Başına bu tahıl tanesi düşenlerin aynı şansı paylaşacaklarına inanılırmış.Bütün bu taneli tohumların ortak adı "Tarığ" dır zamanla tarı/darı şeklini almıştır.Bu gün yalnızca bir grup tahıl için kullanılır oldu,Anadolu nun bazı kesimlerinde eski alışkanlıklardan olacak mısır a darı denilmektedir.
Günümüzde bazı batı ülkelerinde ve Amerika da düğün törenlerinde törene katılanların üzerine pirinç vs. serpme alışkanlığının, eski Asya Türklerinin adetlerinden kaldığı sanılmaktadır.
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|