1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
| Bu diziyi hiç izlediniz mi? |
| Evet |
 
|
62.2% |
[23] |
| Hayır |
 
|
37.8% |
[14] |
|
| Toplam Oy : 37 |
|
 |
Yücel Coskun
16 yıl önce - Cum 29 Hzr 2007, 00:29
Yağmurdan Sonra [DİZİ]
Yapımcı: Melih Sezgin
Yönetmen: Çelik Berksoy
Oyuncular: Yıldız Çağrı Atiksoy, Ali Sürmeli, Atilla Olgaç, Kayra Şenocak, Sefa Zengin
İnanca uyanan bir genç kızın zorlu mücadelesi…
Samanyolu’nun yeni sezondaki iddialı dizilerinden Yağmurdan Sonra, inanca uyanan bir kızın, şeytani sırrı arayan bir toplulukla mücadelesi anlatıyor. Senaryosuyla ekranlarda heyecan fırtınası estirecek dizinin oyuncu kadrosu da güçlü isimlerden oluşuyor. Başrollerini Ali Sürmeli, Atilla Olgaç ve Yıldız Çağrı Atiksoy’nun paylaştığı dizide Sefa Zengin ve Kayra Şenocak da yer alıyor.
Kayıp sevgilinin ortaya çıkışı, tüm hayatları değiştiriyor.
Işık, görünürde hiçbir inanca sahip olmayan bir ailenin kızıdır. İlk ve tek sevgilisi Tuncay’ın, Kaçkar dağlarında kayboluşunun ardından 11 ay geçmiştir. Genç kız, aylar geçmesine rağmen sevdiği adamın öldüğünü bir türlü kabullenemez. Bir gün, Tuncay için yaptırdığı, içi boş mezarda bulduğu bir zarf, onu büyük bir sürprize götürür. Aylardır izine rastlanamayan Tuncay, tam da Işık’ın ümitlerinin tükenmek üzere olduğu bir zamanda ansızın çıkagelmiştir. Üstelik serseri ve çılgın kişiliği gitmiş, eski maceracı adam şimdi daha olgun birine dönüşmüştür. Tuncay, vakit kaybetmeden Işık’a evlenme teklifi eder. Işık da yıllardır beklediği bu teklifi gözyaşları içinde kabul eder. Işık’ın babası Vendor, Tuncay’daki bu ani değimi şüpheyle karşılasa da asıl istediği kızının mutluluğudur. Tanınmış bir hukukçu olan Vendor, aynı zamanda kendi kurduğu VITRIOL isimli bir yazılım şirketinin patronudur. Müstakbel damadını kanatları altına alarak ona şirketinde iyi bir iş teklif eder. Fakat ortada büyük bir problem vardır. Geçirdiği kazanın ardından adeta yeniden doğan Tuncay, bu süre içerisinde Müslüman olmuştur. Genç adam artık bambaşka biridir ve kendisini eski hayatına ait hissetmemektedir. Işık anlayışla karşılamış olsa bile ailesi böyle bir durumu kabullenebilecek midir? Her şeyden önemlisi Işık’ın babası Vendor, bu duruma nasıl bir tepki gösterecektir?
İyiyle kötünün mücadelesi, hiç bu kadar trajik olmamıştı
Işık, Tuncay’ın Müslüman oluşunu ondan başka herkesten gizliyor olmasına bir anlam veremez. Tuncay ise Müslüman olmadan önce üye olduğu ve üç büyük dinle savaşan tehlikeli bir topluluğun kendisine ve çevresindekilere zarar vermesinden korkmaktadır. Tuncay’ın bahsetmekten ısrarla kaçtığı bu konu, aslında Işık’ı çok yakından ilgilendirmektedir. Çünkü babası Vendor, hayatını ‘şeytani bir sırrın’ peşinde koşmaya adamış bu gizli topluluğun lideridir. Oysa babasıyla çok iyi anlaşan Işık, bu hadiseden tamamen habersizdir. Gizli planlar, yalanlar, acılar ve pişmanlıklarla geçecek bu süreçte Işık, kadim bir mücadelenin tam ortasında bulunduğunu fark edecektir: Bu mücadele, insanlık yaratıldığından beri süregelen, iyi ile kötünün mücadelesidir. Ve şimdi, belki de hiç olmadığı kadar trajiktir.
Bu dizi hakkinda paylasmak isteiginiz ne varsa bu baslik altina yazabilirsiniz.
Saygilar...
|
 |
gonullu
16 yıl önce - Cum 29 Hzr 2007, 08:34
dizi izlemek ve her bolumunu takip etmek gibi bir huyum yoktur ama bu dizi cok hosuma gidiyor.
Simdiye kadar izledigim en iyi dizilerden biri. tavsiye ederim.
|
 |
hekimkubilay
16 yıl önce - Pzr 01 Tem 2007, 18:45
değişik formatta bir diziydi.. aramice konuşan insanlar,büyüler.... gerçek hayatta karşılığı var mı acaba olan bu olayların?
|
 |
Yücel Coskun
16 yıl önce - Pzr 01 Tem 2007, 21:57
| Alıntı: |
1095 Kasım'ında, Papa II. Urban’ın başkanlığında ve birçok din adamının katılımıyla gerçekleşen Clermont Konseyi Haçlı Seferleri’nin başlangıç noktasıdır.
Konseyde Hristiyan dünyasında hakim olan barışçı doktrin terk edilmiş ve Haçlı seferleri’nin temeli atılmıştır. II. Urban, Clermont Konseyi’nin sonunda, Doğu’daki Hıristiyanların zor durumda olduğunu, hacıların taciz edildiğini ve engellendiğini, Hıristiyanlarca kutsal sayılan yerlere saygısızlık edildiğini iddia ettiği,farklı toplumsal sınıflara mensup bir topluluk önünde yaptığı konuşmada Hristiyanlardan tek bir bayrak altında birleşmeye ve “kutsal toprakları Müslümanların elinden kurtarmak için savaşmaya çağırmıştır.
Birinci Haçlı seferi ile 1099 yılında Kudüs düşmüş ve yaklaşık 460 yıldır Müslümanların egemenliği altındaki topraklar Hıristiyanların eline geçmiştir. Kudüs başkent yapılmış ve sınırları Filistin’den Antakya’ya kadar uzanan bir Latin Krallığı kurulmuştur.
Clairvaux'lu St. Bernard önderliğinde on Fransız şövalyesi tarafından kurulan grubun (Tapınak şövalyeleri) kurulmasından 189 yıl sonra 13 Ekim 1307'de, IV. Philippe Büyük Usta Jean Jacques de Molay ve 140 şövalyesini bölücülük, Tanrı'ya küfür ve büyücülükle suçladı.
Dokuz şövalyenin gerçek amacının, Yahudiliğin ve Eski Mısır’ın gizli geleneklerinin özünü içeren kalıntılar ve yazıları bulabilmek için bölgede araştırma yapmak olduğu çünkü hacılara koruma sağladıklarına dair hiçbir kanıt olmadığı, ama öte yandan Herod Tapınağı’nın yıkıntıları altında yoğun araştırma kazıları yaptıklarına dair son derece ikna edici kanıtlar bulunduğu iddia edilmektedir.
|
Kaynak : wikipedia
Dizi yukarda belirtilen Tapinak Sövalyeleri´nin günümüzdeki faaliyetlerini anlatiyor.Daha fazla bilgi icin http://www.biriz.reklam_link.com/tapinak/index.htm´i tiklayabilirsiniz.
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|