Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4
Gözde

16 yıl önce - Sal 03 Tem 2007, 10:48

Alıntı:
Birde şunu belirtmek istiyorum ki bazı yerlerde çöp kutuları çok yetersiz.Elimde çöple dakikalarca yürüyüp bir çöp kutusu bulamadığım çok olmuştur.Bu yüzden çantam genellikle çöp doludur  Çöp kutularının sayısı biran önce arttırılmalı ve insanlar bu konuda daha çok bilinçlenmeli.


Başka şehirlerde durum nasıl bilemiyorum ama...
İstanbul ve Ankara' da kalabalık yerlerde (taksim kızılay vs) çöp kutusu bulunmaz yada çok azdır.
Olan çöp kutuları da küçücüktür.
Bunun nedeni bombalama olaylarıymış.
Ne kadar doğru bilmiyorum ama şu durumda sanırım yapılabilecek en doğru çözüm.
Tabii bu durum yine yere çöp atmamız için bir etken değil.
Çantalar geçici çöplük olmaya mahkum yani


Aylin

16 yıl önce - Sal 03 Tem 2007, 12:21



abhazyalı ugur
16 yıl önce - Sal 03 Tem 2007, 12:25

Alıntı:
Çok işlek caddelerde bile çöp kutusu bulmak maalesef zor oluyor

işlek yerlerde cöp kovası bulamamanın nedeni herhangi bir Bombalı terorist saldırıyı önlemek amacıyla konmuyor özellikle Turistlik alanlara burda cöpler gece çıkartılıyor ve devamlı gece boyu cöp toplama araçları tarafından toplanıyor gündüz ise ufak cöp toplama araçları hizmet veriyor.


Selcuk Aral

16 yıl önce - Sal 03 Tem 2007, 13:04



emrah.kahraman
16 yıl önce - Sal 03 Tem 2007, 14:36

Alıntı:
Merhaba arkadaşlar;sitemizde ülkemizin güzelliklerini birbirimizle paylaşmaya,farklı köşelerini görememiş olanlara en güzel yönleriyle tanıtmaya çalışıyoruz değil mi? Peki fotoğraf çekerken kadrajınıza bir naylon torbanın,pet şişenin girdiği hay Allah dediğiniz oldu mu? Güzelim mesire yerlerinde orman parklarında gezerken kent çöplüğündeymiş gibi hissettiğiniz oldu mu? Ben bu konuda çok rahatsızlık duyuyorum.Yetkili organların da sağa sola ''lütfen yerlere çöp atmayınız'' naifliğinde afişler asmasından daha etkin çareler bulması gerektiğini düşünüyorum.Kirletici vatandaşlarla mücadele mevzusunda ne yapılmalı ne dersiniz?


      Elbette, biz de tıpkı sizin gibi anlattığınız durumları yaşıyor ve bunlardan, yerini zaman zaman öfkeye bırakcak düzeyde çok rahatsızlık duyuyoruz.
      Caydırıcı ceza olarak benim aklıma ilk gelen, kişinin kirletme eylemini gerçekleştirdiği tespit edildiğinde -ki artık bunu yapmak eskisi kadar zor değil, her yerde güvenlik kameraları mevcut- toplum hizmeti ile cezalandırılması olabilir. Mesela, kanunun öngördüğü süreyle, belediyenin belirlemiş olduğu ve toplumun diğer fertlerinin de görebileceği bir alanda, yine belediyenin belirlediği tektip bir hizmet elbisesi ile temizlik yapılması. Ancak tabiki cezai yaptırımlar ve önlemler tek başına yeterli olmaz, sorunun kök etkenlerini irdeleyecek olursak:
   
      Temizlik alışkanlığı kültür, eğitim ve ekonomi ile doğrudan ilgilidir ve de bu üç öğe de birbiriyle sürekli bir etkileşim içindedir.
      Kültür, geçmişten gelir ve kalıplaşmış olduğu için bir toplumun kendi kültüründeki olumsuz davranışları aşması bir hayli zordur. Bizim kültürümüzün geçmişinde göçebelik vardır, yaşamak için topluluğun temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir yer bulunur (su kaynağı, verimli ovaları vb. olan) ve oraya yerleşilir. Zamanla buranın kaynakları yetmemeye yada tükenmeye başladığında, yeni yerler aramaya başlanır ve bu şekilde sürüp gider. Dolayısıyla bulunduğu yeri geliştirme, güzelleştirme gibi bir kavram, yerleşik hayata daha önce geçmiş olan toplumlara oranla pek gelişmemiştir.
      Eğitim, toplum kültürünün üzerine kurulmuştur ve eğitim, insan doğar doğmaz ailesi ile başlar, okul ve sosyal çevre ile şekillenir. Eğer bir toplum, tüm bireylerine iyi bir eğitim veremezse bu pek çok sorunu da beraberinde getirir, temizlik ve düzen de bunların başında gelir.
      Ekonomi, kökeni Yunanca'daki "oikia" (ev) ve "nomos" (kural) kelimelerine dayanır. Toplumların nasıl geliştiğini, medeniyetlerin nasıl oluştuğunu inceleyen bir bilim dalıdır ve toplumda yaşayan insan davranışlarını konu alır. Bir toplumun ekonomisi kültürü ile birlikte gelişir ve şekillenir. Bir toplum, akılcılık ve bilimi referans aldığı bir eğitim sistemiyle kültürünü yoğuramadıysa, ekonomisini sağlam temeller üzerine oturtamamış olacaktır. Bu da, temizlik ve düzenin, toplumun öncelikler sıralamasının alt sıralarına gerilemesine sebep olacaktır çünkü en üst sıralarda her zaman, güvenlik, beslenme, barınma ve çalışma gibi en temel gereksinimler yer alacaktır. Aslında temel ihtiyaçlar sıralamasını en üst sıralarında hukukun da bulunması gerekir ancak ne yazık ki her ne kadar vazgeçilmez olsa da, hukuk sistemi de bu durumdan nasibini alarak sekteye uğrar ve listenin basamaklarını bazı bölgelerde yavaş yavaş inmeye başlar.

Yaşam alanlarının temiz olmaması özellikle ortadoğu ülkelerinde yaşayan çoğu insanı rahatsız etmez çünkü temizlik, öncelik sıralamasının alt basamaklarında yer almaktadır.
Öte yandan farklı kültürlerden gelen insanlardan oluşan toplumlarda da temizlik olgusu, bölgelere göre farklılıklar göstermektedir, öyle ki; İstanbul ve NewYork gibi farklı kültür ve eğitim seviyelerinde pek çok insanı barındıran büyük şehirlerde de bunun örneklerini çok yoğun ve çarpıcı biçimde görebiliriz.

Bu saydıklarım kök etkenler olmakla birlikte, iyileştirilmeleri çok zordur ve çok uzun zaman alır. Öncelikli olarak yapılması gereken, kanunların mevcut hukuk sistemi içinde etkin bir şekilde ve toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde uygulanmasıdır. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, sorunun kök sebepleri net bir şekilde tespit edilip, düzeltilmesi için topyekün bir bilinçle hareket edilmediği sürece kanunlar ve kurallar ne kadar katı olursa olsun asla çözüm olmayacaktır.

Belki fazlaca ütopik olacak ama, hepimize temiz bir dünyada insana yaraşır bir yaşam diliyorum.
Saygılarımla.



sayfa 4
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET