1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
 |
Patron
16 yıl önce - Sal 19 Hzr 2007, 22:24
| Alıntı: |
| Titanik'in buzdağına çarpmadan önceki tüm yolculuk süreleri... |
Bu bir paranoya olur. Hiçbir yolculuğu beğenemezsin ki.
Hoca çocuğu dereye su almaya göndermiş,
giderken de iki tane tokat patlatmış : "ya testiyi kırarsan" diye.
Kırarsa vurursun, paranoya yapmaya gerek yok.
Paranoyak bile olsam,
beş senedir gayet güzel tramvayı kullanan mı kaza yapacak diye daha çok korkmalıyım,
yoksa zaten ikide bir kaza yapması ile bilinenlerden mi korkmalıyım?
|
 |
Ataser
16 yıl önce - Sal 19 Hzr 2007, 23:00
Toplantıda tartışılan, insanı tedirgin eden bu konular biraz abartılı olabilir. Ancak kesinlikle ütopik değiller. Benzerleri geçmişimizde yaşanmamış da değil.
Güzel olan bu olayların deşifre olması, seçim sürecinde yaşanabilecek toplumun huzurunu bozmaya yönelik benzer operasyonları azaltabilir. Çünkü bundan sonra yapılacak olaylar yapanın elinde patlayabilir.
|
 |
KeNaN KöR
16 yıl önce - Çrş 20 Hzr 2007, 00:03
| Alıntı: |
| Toplantıda tartışılan, insanı tedirgin eden bu konular biraz abartılı olabilir. Ancak kesinlikle ütopik değiller. Benzerleri geçmişimizde yaşanmamış da değil. |
Taha Kıvanç'ın 29, 30 ve 31 Ağustos 1999 tarihlerinde Yeni Şafak gazetesinde yayınlanmış olan 'Ecevit'in sınanması' yazılarından bir bölüm:
...uzatmadan sözü Bülent Ecevit'e bırakacağım. Anlattıkları, Milliyet gazetesinin 20 Ocak 1991 tarihli nüshasında yayımlanmıştı. Ecevit'in başından geçenleri anlatmasının vesilesi, ABD ile darbeler arasındaki ilişkiyi inceleyen Milliyet'teki bir yazı dizisiydi. Bülent Bey, dizide anlatılanları okuyunca kaleme sarılmış, kendi deneyimini aktararak anlatılanlara destek vermek istemiş.
Bülent Ecevit bakın neler anlatmış 1991'de:
"12 Eylül askeri müdahale döneminde, yurtdışına çıkma yasağım kaldırıldıktan kısa bir süre sonra, İngiliz 'Grenada' televizyonundan, ilginç bir televizyon programına katılmam için bir çağrı aldım. İngiliz 'Grenada' televizyonu ile Amerikan 'CBS' televizyonunun ortaklaşa düzenledikleri ve yayımladıkları bu programda dünya gerçeklerini andıran, fakat hayal ürünü (varsayımsal durumlar), önceden, geniş bir uzman kadronun katılımıyla, ayrıntılı birer senaryo olarak hazırlanıyordu. Televizyon programına katılanlar da, aralarında tartışa tartışa, senaryoları geliştirip bazı çözümlere ulaşıyorlardı. Benim katıldığım tartışma senaryolarından biri, hayali bir ada devletiyle ilgiliydi.
Varsayımsal senaryoya göre, bu ada devleti zalim bir diktatör tarafından yönetilmekteydi. ABD ve İngiltere, kendi çıkarlarına sadakatle hizmet ettiği için, bu diktatörü destekliyorlardı. Fakat ada devletinin halkından yükselen muhalefet ve tepki o kadar ileri ölçülere varmıştı ki, ABD ve İngiltere, sonunda, diktatörün devrilmesine razı olmuş ve bunun için gerekenleri yapmışlardı.
Yine senaryoya göre, bu diktatörün yerine, Amerikan ve İngiliz tertibiyle bir başka lider getirilmişti. Fakat o lider de, bir süre sonra, fazlasıyla Moskova yanlısı bir tutum izlemeye başlamıştı. Onun için, ABD ve İngiltere, ondan da kurtulmaya karar vermiş ve gereğini yapmışlardı. Fakat yerine kim geçecekti? İşte senaryonun bundan sonrasını geliştirme işlevi, programa katılan tartışmacılara bırakılıyordu.
Tartışmaya katılanlar arasında, ABD ve İngiltere'nin bazı öndegelen devlet adamları ve komutanları yer alıyordu. O arada, General (Alexander) Haig, eski CIA başkanlarından biri (büyük ihtimalle William Colby, T.K.) ve o sırada FBI başkanı olan şimdiki CIA başkanı (William) Webster de bulunuyordu. Almanya'dan da bir kaç öndegelen politikacı vardı. Bu üç ülkeden gelenler dışında, ayrıca bir eski İtalyan devlet adamı ile Türkiye'den ben vardım.
Hayali ada devletine yeni bir lider aramasına sıra geldiğinde, tartışmanın yöneticisi Amerikalı profesör, tartışmacılara bir kopya verdi: 'Ada devletinde, şimdilik bir köşeye çekilmiş, fakat halk arasında saygınlığı olan bir sosyal demokrat lider var, onun iktidara gelmesini düşünmez misiniz?' dedi.
Amerikalı ve İngiliz tartışmacılar bu çözüme hemen sarıldılar. Fakat köşesine çekilmiş o sosyal demokrat politikacı nasıl devletin başına gelecekti?
Amerikalılar dediler ki: 'Onun kolayı var... Eski diktatör bizim adamımız olduğuna göre, bu ada devletinin silâhlı kuvvetlerinde de bizim hatırımızı kırmayacak yakın dostlarımız var demektir. Onlara söyleriz, sosyal demokrat politikacıyı iktidara getirmenin bir yolunu bulurlar.'
İngilizler de, Almanlar da bu çözümü hemen benimsediler.
Ben, o zamana kadar, tartışmaya hiç katılmamıştım. Bazıları yıllarca dünyanın kaderini etkilemiş Amerikalı ve İngiliz politikacıların, devlet adamlarının, komutanların, bir yabancı ülkeyle, bir yabancı ülkenin içişleriyle ilgili sorunlara nasıl yaklaştıklarını kendi ağızlarından dinlemek, son derece ilginç ve şaşırtıcı idi. Hele son önerilen çözüm şaşkınlığımı büsbütün arttırmıştı. Tartışmayı yöneten Amerikalı profesör birdenbire bana döndü ve '-Mister Ecevit, diyelim ki o sosyal demokrat lider sizsiniz!.. Amerikalıların önerdiği çözümü kabul eder misiniz?', diye sordu.
Hiç duraksamadan özetle şu yanıtı verdim: Dostumuz ve müttefikimiz de olsalar, bazı yabancı devletlerin içişlerimize böylesine karışmalarını ve silâhlı kuvvetlerimizle böylesine içli dışlı olmalarını içime sindiremem. Onun için, bu çözümü kesinlikle kabul edemem. Kendi girişimimle ve serbest seçimlerle halkın desteğini alarak iktidara gelebilirsem gelirim; başka türlüsünü düşünemem bile.
Tartışma hayalî bir senaryo ile ilgili olduğu halde, benim o yanıtımdan sonra âdeta ciddi bir müzakereye ve çekişmeye dönüştü. Tartışmanın ondan sonraki bölümünde, bir yandan Amerikalılar bir yandan da İngilizler beni ikna etmek için uzun uzadıya dil döktüler. Nihayet, tartışmaya hararetle katılan, eski dostum bir İngiliz muhafazakâr milletvekili bana çıkıştı: '-Görüyor musun bize yaptığını, senin direnmen yüzünden bu devlet sorununa bir çözüm bulamıyoruz', dedi.
Son olarak tartışma yöneticisi, General Haig'e dönerek, 'Ecevit kabul etmemekte direniyor, bu durumda ne yapacaksınız?' diye sordu. General Haig özetle şu yanıtı verdi: 'Bizim bu gibi konularda deneyimimiz vardır. Ecevit istemese de biz, uygun gördüğümüz bir çözümü uygulatmanın yolunu buluruz', dedi.
|
 |
Tunc
16 yıl önce - Çrş 20 Hzr 2007, 02:04
| Alıntı: |
Kim kime binerse binsin, ben ülkemin durumuna bakarım :
Beş senedir dolar 1.3 lira mı? Elektrik fiyatı aynı mı? KDV %8'e indi mi?
Evimin değeri 4 kat arttı mı? Paramızın sıfırları ile kimse artık dalga geçebiliyor mu?
Irak tuzağına çekebildiler mi? Kıbrıs'ı sattık mı? Şeriat geldi mi?
o zaman bizim bindiğimiz tramvay iyi gidiyor... |
Eksik Soylemissiniz,
*Benden Kesilen Nemalarimi Bu donem Icerisinde hemde faizi ile birlikte bana Odediler.
*Cocuklarimiz var ve Okula Gidiyor, Artik Kitap Parasi Vermiyoruz..
(Avrupa da Orta Son Sinifta olan bir Ogrencinin Sadece Kitap parasi 350-400 Euro Kazzik gibi. Bunu Sadece attan dusen anlar.. )
Daha Iyisi geldiginde, Daha Iyi Projeleri olanlar oldugunda, daha genc ve dinamik olan, Halki icin calisan olunca Kesinlikle Oyum Onundur..
|
 |
Metin Dağıstanlı
16 yıl önce - Çrş 20 Hzr 2007, 02:26
Herkes özgürce istediği partiye tabiki oy verecektir. Ancak bana tasarruf teşvik nemalarımı verdiler, çoçuklarımız okulda kitap parası vermiyor derken, İYİ HESAP YAPMAK gerekir sanırım,Tasarruf teşvik kesintilerini katrilyonları kullanırken iyiydide nemasını ödemeye gelince ,hazine bonosuyla her yıl yabancı ülke vatandaşlarına aktarılan faizin acaba aldığımız nemalar yüzde kaçı idi diye sormak lazım ,yani yabancı ülkelerin vatandaşlarının parasına çok yüksek faiz uygulanırken bemim ülkemin vatandaşına niye en düşük faizle ödensin ve bundan mutlu olunsun.
Okullarda kitaplar bedava veriliyor ifadesi içinse ,ailelerden her yıl kayıt yapılırken ayrıca her ay alınan okulara katkı payları ile bedava verilen o kitapların bedeli kat be kat çıkartılıyor zaten
|
 |
umit1
16 yıl önce - Çrş 20 Hzr 2007, 09:12
| Alıntı: |
| Zeyno, geçen hafta ABD'nin dış ilişkiler kurulu CFR ekibi ile (bakınız 10 Haziran 2003 tarihli yazıma) İstanbul ve Ankara'ya geldi. CFR'cilerle beraber Galatasaray Üniversitesi ile Türk Dışişleri’nin Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin birlikte düzenlediği Kafkaslar Toplantısı’nda da bir konuşma yaptı ve hemen sonra aynı ekiple Washington'a döndü. |
CFR nin "Global Sermaye" nin karar alma organi oldugunu bir çok kez yazdığımi hatırlıyorum.
Tabii sizde şimdi anlamişinizdir neden Zeyno ve Yasemin hanimefendilerin bu "ortak-yapimlarınin" arkasinda kimin oldugunu.
Bu "dehşetengiz" senaryolarin ardinda ABD yönetimi degil Turkiyeyi rahmetli Ozaldan bu yana yonetmekte olan "Global Sermaye" vardır,yani bay Soros vardır,şeyh Makdum hazretleri vardır,Bay Oger vardır yani sözün kısası Ingiltere vardır.
Bu gerçegi herkezin görmesine yaradığı için bu iki hanimefendinin "Global Sermaye" markalı ortak yapımlarinin oldukça faydalı olduğu bile soylenebilir.
| Alıntı: |
'Önümüzdeki kısa dönem içinde -belki- askeri olarak değil ama İran ve ABD arasında kesin bir çatışma olacak. Operasyon öncesi halk, tıpkı Irak'taki gibi hazırlanıyor ancak ben Amerika'nın sadece 'İran'da yaşayan Azerileri' destekleyerek iç hareketler yapacağını sanmıyorum. Azeri-Farsi çekişmesi ABD'nin işine gelmez. Bütün etnik kimliklerin topyekün-birleşmiş harekatı olabilir. Pandora'nın kutusu İran'da açıldığında ne çıkar bilinmez. İşte bu nedenle Türkiye 'bekle-gör' politikası yerine derhal tavır geliştirmeli, hemen net politikasını belirlemelidir.
|
Bu hanim sayın Kazandibi kardeşimizin "informant" larindan biri olmalı.
Bunlari 2003 de soylediğine göre söylediklerinin doğruluğu hakkinda değerlendirmeyi sizler yapabilirsiniz,söylediği şeyler tipik Global Sermaye "wishful thinking" i şimdiye kadar olmadı,bundan sonrada olmayacak yanlış şeyler söyleyip Turkiyeyi yine ters koseye yatırmasin.
Zaten Zeyno hanimefendinin sözlerinden Turkiye ile Iran i catiştirmak isteyenin "Global Sermaye" yani Ingiltere olduğunu Misırdaki sağır sultan bile anlar.
Benim Zeyno hanimefendiye bundan sonraki senaryoları için önerilerim:
1) Ingilizleri Irak karasulari icinde esir alan Iran birimlerinin olayin basindan sonuna surekli olarak ABD nin takibinde oldugunu,
2)"Stratejik Muttefik" Ingilizlerin ise bundan haberdar edilmediklerini,
3)Korfez bölgesindeki ABD savaş gemilerinde gorevli Royal Navy subaylarinin "görülen lüzüm üzerine"
görevlerinden uzaklaştırıldıklarını,
4)Iran saldirisi uzerine BM güvenlik konseyine giden Ingilterenin "Stratejik Muttefiki" ABD den ve AB ortağı Almanyadan "nasihat" aldığıni
unutmadan senaryolar hazirlamalidir bundan sonra.
Bu arada Mahan in kim olduğunu ve Mahan prensiplerinin neler oldugunuda iyi ögrenmesi bundan sonraki senaryo calismalari icin faydalı olur.
|
 |
Hacegan
16 yıl önce - Çrş 20 Hzr 2007, 10:46
Önce nemalarla ilgili eksik bir haberi duzelteyim. Bu hükümet başa geçtiğinde çalışanaların paralarını tasarruf için kesilen nema diye adlandırılan paralar yok olmuştu yani önceki hükümetler bu parayı gerekli ya da gereksiz kullanılmaması gereken yerlerde kullanmışlar bu hükümetin elinde elma şekerinin sapı vardı ama ödediler. KEY lerde ödenecek ben bu ikisini özellikle de ikincisini gözden çıkarmıştım.
ABD deki toplantıya gelince herkes toplantı yapabilir ama sizin ülkenizin üst düzey subayları böyle bir toplantıya katılmamalı ya da orada tavrını koyup ayrılmalı eğer anlatılanlar doğruysa vay bizim güvendiğimiz o subaylara "devlet var devletten içeru". Ha bence hemen aklı başında yada başında olmayan bir kaç sivil toplum örgütüde ilk önce mesela bu ABD ile ilgili olabilir bir toplantı duzenleyip epeyce gazeteci ve subay çağırmalı ve hatta hemen kızılderili katliamı ile ilgili çalışmalara başlanmalı.....malzeme çok
|
 |
Tunc
16 yıl önce - Çrş 20 Hzr 2007, 17:53
| Alıntı: |
Herkes özgürce istediği partiye tabiki oy verecektir. Ancak bana tasarruf teşvik nemalarımı verdiler, çoçuklarımız okulda kitap parası vermiyor derken, İYİ HESAP YAPMAK gerekir sanırım,Tasarruf teşvik kesintilerini katrilyonları kullanırken iyiydide nemasını ödemeye gelince ,hazine bonosuyla her yıl yabancı ülke vatandaşlarına aktarılan faizin acaba aldığımız nemalar yüzde kaçı idi diye sormak lazım ,yani yabancı ülkelerin vatandaşlarının parasına çok yüksek faiz uygulanırken bemim ülkemin vatandaşına niye en düşük faizle ödensin ve bundan mutlu olunsun.
Okullarda kitaplar bedava veriliyor ifadesi içinse ,ailelerden her yıl kayıt yapılırken ayrıca her ay alınan okulara katkı payları ile bedava verilen o kitapların bedeli kat be kat çıkartılıyor zaten |
Biraz once Geldim ve Mesajinizi Gordum..
Ben Kendi adima cok iyi hesap yaptim, Herkez de kendi hesabindan mesuldur.. Zaten Ben yazdiklarimi onun icin yazdim, Ben yaklasik 10 taksit ile (Sifir araba alacak kadar) hatri sayilir para aldim. Benim olan benden alinan parami bugune kadar kimse geri vermemisti, hep ustune yatmislardi, Ithal bakanimiz Sayin Dervis bile geldiginde benim parami vermemislerdi... Cunki kasada para yok dediler, Bundan onceki Hesabini bilmeyen her hukumet paramin ustune yatti, Ev vercez dediler vermediler, iki anahtar vericez dediler vermediler, Tabiki IYI HESAP YAPMAK GEREK, Genc arkadaslarimiz pek bilmez, Bizim gorevimiz onlara izah etmek, Faydali olursak ne mutlu bize. Bu ulkede kim daha iyisini Yaparsa ben onu destekleyecegim ideolojim falan da yok.. Bundan dolayi bana Donek diyen varsa desinler..
Kitap Konusuna Gelince, Cocugunuz varmidir.. Bilmiyorum Ama Benim 2 tane evladim var, cocuklari olanlar ve Geliri az olanlar beni cok daha iyi anlarlar.. Kitap paralari ile, bir kisi gecirecek kadar Isinma ihtiyacinizi karsilayabilirsiniz.. Bunu da Her ay sonu Maas aldiktan sonra hesap yapanlar cok iyi bilir, Dedigim gibi ben Kendi HESABIMI IYI YAPIYORUM, Herkez de kendi hesabindan sorumludur..
Kayit Parasi ile ilgili Dediklerinize Ben kendi adima katilmyorum, Milli egitim bakanligindan Verilmesin ve alinmasin diye Bildiriliyor.. Ben Vermedim, ama Gazetelerde Bu yonde haberler okuyorum zaman zaman, sikayet hakkinizi kullanin bence, Herkez kendi hakkini aramali, Bunlarda eski yillardan kalan aliskanliklar olabilir, Bunun icin kesin birsey soyleyemem, Ancak 5 yil oncesine kadar Boyle seyler ayyuka cikmis idi Hatta Ogrencilerin ihtiyaci olmayan Kitaplar bile aldiriliyor, Her sene Kitaplar degistiriliyor, Her okul ve sinif Farkli kitap uyguluyordu.. Simdi Kitaplar Hukumetin Aldigi karar neticesinde bedava verildigi icin daha iyi oldu, Sanirim Lise kitaplarida verilecekmis, Dogrumu tam bilmiyorum ama, iyi olur.. Cunki Dususenize, 3-4 tane cocugu olan bir isci ailesi okuyan cocuklarinin Kitaplarini Lise sonuna Kadar, 4 cocuk olsa 11-12 sene Kitap parasi vermeden... Yani HESABINI IYI YAPMAK LAZIM..
Sevgilerimle..
|
 |
Hacegan
|
 |
hakanda
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|