Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6
mustafatek
16 yıl önce - Pts 11 Hzr 2007, 15:56

Alıntı:
Daha önce ki dönemlerde ne kadar şehit verdiğimizi saymak istemiyorum.Çünkü yurdumun her bölgesine her gün şehit gidiyordu.Sadece basına yansımıyordu hepsi bu.Şimdi ise her şey basına yansıtılıyor. acaba neden

2-3 sene öncesine kadar bu olaylar iyice azalmıştı. Şimdi ise eskisi kadar çok olmasa da bir artış gözlenmekte. Bunun bir çok nedeni olabilir. Ama daha sert önlemler alınsaydı bu aşamaya gelmezdik  diye düşünüyorum. Son zamanlarda İstanbul'da ve yurdun bir çok yerinde yapılan pkk gösterilerine yetkililer sessiz kaldılar. Gerekli emirleri verip, olayları örtbas edemediler.


yasar_gul

16 yıl önce - Pts 11 Hzr 2007, 16:35

Alıntı:
Ama daha sert önlemler alınsaydı bu aşamaya gelmezdik  diye düşünüyorum.

Mehmetçik Yıllardır o bölgede ve her bölgede var.Hatta geceleri haftalardır uyumadan devam ediyorlar. Daha sert bir önlem tanımıyorum.Bu gibi olayları bir şeylere bağlamak bana göre yanlıştır !!!
Mikrofonu alıp konuşmaktansa gereğini ve görevini yapmak en büyük vatan severliktir.
Sanırım içeride ki tehditlere karşı koymak için de Siyasi bir karar beklenmiyor değil mi ?


alim80
16 yıl önce - Pts 11 Hzr 2007, 16:56



neşetyıldız

16 yıl önce - Pts 11 Hzr 2007, 20:54



u.gönül
16 yıl önce - Pts 11 Hzr 2007, 21:12



hasan hakan

16 yıl önce - Pts 11 Hzr 2007, 21:45



hasan hakan

16 yıl önce - Sal 12 Hzr 2007, 16:03



Mustafa Topsakal

16 yıl önce - Sal 12 Hzr 2007, 16:35

Alıntı:
O gün başbakan biraz kırgın, şaşkın ve öfkeliydi. Ancak böyle olmasına rağmen duruşundan bir şey yitirmemişti. Grup toplantısının yapıldığı salonda kürsüye geldi ve tarihe geçecek şu konuşmayı tane tane yaptı:
"Artık herkes biliyor ki; halk, iktidarı elinde tutan küçük bir zümrenin elinde oyuncak haline gelmiştir. Haşmetlilerin(!) işareti ile aydınların, kalem sahiplerinin, devlet adamları öldürülmüş ya da zindanlarda çürütülmüşlerdir. Bu terör havasının halkta meydana getirdiği eziklik duygusundan cesaret alınarak halka başıbozuk (cahil) denmiştir. Şimdi size soruyorum: Bu derece hakir gördükleri ve başıbozuk telakki ettikleri halka idareyi devretmek ve bunu hazmetmek bunlar için kolay mı oldu zannediyorsunuz?

Kıymetli arkadaşlarım! Uzun zaman sonra sivil yönetim kurulmuş, insan haysiyet ve şerefine yakışır bir şekilde ekonomik, sosyal ve manevi alanda bu milletin yüzünü güldürecek bir hükümet iş başına gelmiştir. Bu memlekette daha yakın zamana kadar totaliter bir idarenin hüküm sürmüş olduğunu ve devlet memurlarının büyük çoğunluğunun böyle bir idarenin gereklerine, isteklerine göre yetiştirilmeye çalışılmış bulunduğunu hatırlayabilirsiniz. Dün olduğu gibi bugün de halktan uzak, silah himayesinde çalışmayı tercih eden kalem sahiplerinin, sözümona ilim adamlarının ve idarecilerin olduğu herkesin malumudur. Bahsettiğimiz zümre, düşmanlarımızla söz birliği içinde cennet haline gelmeye müsait olan Türkiye'mizin çehresini değiştirmeye uğraşanları imha ve bertaraf etmeyi kendilerine amaç edinmişlerdi. Çünkü Türkiye'de artık başıbozukluk yoktur. (...) Bu durum, dünün diktatör (zihniyetindeki)lerini çileden çıkarmaktadır. Kurdun koyun postuna bürünmesi gibi kendilerini demokrasi -ve cumhuriyet- havarisi gösterip karşımıza çıkıyorlar ve halkımızı bu nimetlerden mahrum etmek için her türlü hileyi, entrikayı mubah görüyorlar. Cenab-ı Hak, Türk milletini bunların ihtiras ve şerrinden korusun!"

Başbakan, bir yudum su içti ve kalabalığı dikkatle süzdükten sonra siyaset yoluyla kendilerini alt edemeyenlerin oyunlarına da işaret etti: "(Rakiplerimiz ve işbirlikçileri) Üniversiteye gidecekler, profesörlere, 'fetvalarınızı hazırlayın' diyecekler. Kumandanlara gidecekler, 'eskiden beri himayenizde çalışmayı büyük bir şevkle arzu eden biz bendelerinizin hulus-u kalb ile arz etmek istediğimiz husus şudur ki; bu memleketi ancak sizler idare edebilirsiniz' diyecekler. 'Müdahale (ihtilal) zamanınız gelmiştir' diyecekler. 'Milletten korkmayınız, onlar koyun sürüsüdür' diyecekler. Arkanızdan gelecektir diyecekler. Ve Kızılay Sıhhiye'de öylesine bir toz duman koparabileceklerdir ki; memleket o toz duman içinde kaybolabilecektir. Vicdanları sızlamadan bu aziz milletin saadet ve refah yolunda kat ettiği mesafeyi yarıda bıraktırarak milletin önüne İskender seddi gibi bir set çekebileceklerdir. Milletin ulaşmak istediği hedefi unutturabilecekler, o cehennem çukurlarının içine bu aziz milleti tekrar sokmak için silah ve süngüleri kullanabileceklerdir.

Çok muhterem arkadaşlarım; Benim iddia ve tahlillerimin delilleri ortadadır kanaatindeyim. Netice olarak önümüzde iki yol vardır. Daha önce denenmiş o meş'um ve menhus gelenekleri bırakarak herhangi bir müessesenin imtiyazlı zümrenin himayesine girmeyerek milleti refaha götürmek. Bu yolda yürümek istiyorsanız sizinle beraberim. Diğer bir yol ise zinde kuvvet (askerî cunta) dedikleri şeyin desteğini alıp, milleti cehennemî bir havada yaşatmaktır. Bu yolu tercih ederseniz sizinle beraber değilim."

Okuduğunuz satırlar, Başbakanımız Erdoğan'ın kendi parti grubunda yaptığı bir konuşma değildir! Yaklaşık 50 yıl önce merhum Başbakan Adnan Menderes'in yaptığı bir konuşmadır. Bugün olanlara bakıldığında rollerin aynı, aktörlerin farklı olduğunu görmek insanı dehşete düşürüyor ve bir toplumun akıl tutulmasının bu kadar uzun yıllar sürmesi insanı kahrediyor. Sevgili dostumuz, Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan'ın sütunlarına taşıdığı bu tarihî konuşmanın daha geniş kitlelere aktarılması boynumuzun borcu oldu. İsterseniz ibret alın, tarih ve tekerrür ile ilgili vecizeler gelsin aklınıza, isterseniz "bu tabloyu değiştirmek için biz ne yaptık?" sorgulaması yapın.

Ben öyle yaptım çünkü...


Yazıyı okuyunca kaynak belirtmek ihtiyacı düşünüleceğini düşünmemiştim.Çünkü kaynak içinde yazılı
Alıntı:

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan


En son Mustafa Topsakal tarafından Çrş 13 Hzr 2007, 01:27 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


hakan1616
16 yıl önce - Sal 12 Hzr 2007, 18:33

Alıntı:
pkk nın arkasında birçok devlet ve istihbarat birimleri var. Ve bize karşı kullanılıyor.
Bu ülkelerin başında ABD geliyor. ABD bizim bilmediğimiz bir konuda Türkiyeyi masaya oturtmak için pkk yı kullanıyor


Komplo teorisi gibi görünmesine rağmen, yukarıdaki mesajınız özellikle son zamanlarda epey inanmaya başladığım bir konudur. Geçenlerde bir dergide okuduğum bir makaleyi yazmak istedim.

Alıntı:
pkk'nın ipleri abd'nin elindedir ve Türkiye'ye karşı bir piyon işlevi görmektedir. Türkiye'yi abd çıkarları için cepheye sürmek isteyen Washington, pkkyı kullanmaktadır. Abd bir yandanda Ankara'ya dönüp, ''Eğer istediklerimi yaparsan , pkkya karşı verdiğin mücadelede sana karşı çıkmam, sınır ötesi harekat düzenlemene ses çıkarmam'' diyerek, pkknın kuzey ıraktaki varlığından yararlanmaktadır. Abd'li ünlü borsa spekülatörü Soros'un ülkemizde verdiği bir konferansta ordumuzla ilgili ''Türkiye'nin en iyi ihraç ürünü  Türkiye ordusudur'' şeklindeki konuşmasını asla akıldan çıkarmamak gerekir.  


Birde bir hususu arz etmek istiyorum.
Her insanın başına gelebilecek, ağzımızdan yanlışlıkla çıkmış lafların üzerinde neden bu kadar duruyoruz.
Tabiki herkes kendi söylediklerinden sorumludur. Ama her defasında bunlardan bahsederek söyleyeni küçük düşürenleri, bazılarının ise yapılan bu gafları kendi siyasi çıkarları uğruna malzeme olarak kullandıklarını görüyorum.

Söyleyen kişi elbette kendiside biliyordur o şehitlik makamının ne demek olduğunu ve hain köpeklerin önden yürüyeni  olan (pardon çakalların ) apo çakalına sayın denilmeyeceğini.

Ayrıca yazdığı yazılarının içine 'Şehit' kelimesini iliştirip ardından bazı konuları bu kelimeyle bağdaştırıp bol yapraklı gazetelerde siyasi konular yazan gazetecileride kınıyorum. Rahat bırakalım şehitlerimizi cennet mekanlalarında rahat etsinler.

Hatırlarsınız;
2002 seçimlerinin arefe günlerinde Kırıkkalede partisinin düzenlediği mitinge katılan Çiller konuşmasının sonunda,  ''sizi Cenabı Allah'a emanet ediyorum'' demek isterken, dili sürçerek ''Cenabı Allah'ı size emanet ediyorum'' demişti.

Tüm siyasetçilerin hayatlarında karşılaştığı bu yanlışları, bu gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Fakat bunları tartışma konusu yapıp, hangi partiden olursa olsun bunların üzerinden siyaset yapmak hiç hoş değildir.
Yanlış anlaşılabilirim düşüncesiyle birde açıklama gereği duydum; Kimseyi savunmadığımı, bazı konularda herkes gibi benimde görüşlerimi bildirme hakkım olduğunu düşündüğüm için yazma gereği duydum.


görkem 07
16 yıl önce - Sal 12 Hzr 2007, 19:04



sayfa 6
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET