1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
ERCAN AKGÜNGÖR
16 yıl önce - Sal 05 Hzr 2007, 00:23
Partilerin kolayca çoğalmaması için öneriler.
Ben Türkiye'deki partilerin bu kadar kolay çoğalmalarına karşıyım. Bunun için kendimce bir çeşit önlem önermek ve sizlerin görüşlerine sunmak istedim.
Partiler girdikleri genel seçimlerde aldıkları oy oranına göre para alabiliyorlar ise aldıkları oy oranına göre de kapanabilmeliler. Mesela 3 genel seçimde bir partinin oyu belli bir yüzdeyi geçmiyorsa o parti bence kapanmalı. Bu seçime girme sayısı tabiki değişebilir ama sonuçta belli bir oranı geçemeyen parti zaten kendini iktidara taşiyacak bir topluluk oluşturamamış demektir.
Bu partilerin çoğalmasını ben kendimce böyle bir çözümle azaltmayı uygun buldum.
Siz ne dersiniz?
|
 |
osman hanesiviran
16 yıl önce - Sal 05 Hzr 2007, 05:09
yasalardan anlamam, anayasadan ise hiç...
ama mantığım bana partiler ve seçim kanunlarında bazı düzenlemeler gerekli dedirtiyor, izninizle onları sıralayayım....
1- bütün partiler seçime iktidar olmak gayesi ve ülkeyi yönetmek için giriyorlar bu nedenle meclisin salt çoğunluğu olan 276 dan az vekil gösteren partilerin seçime katılmasına izin verilmemeli.. az olsun benim olsun anlayışından sa, iktidar olacak kadar vekil gösteremeyip, üç beş sandalye peşinde olan partilerin zaten amacı ülkeye hizmet değil, zaten amacı iktidar olup sorumluluk almak değil, diğerlerinin tekerine taş koymak, çomak sokmaktır... öncelikle iktidara gelmek isteyen partiler seçime girebilmeli...
2- milletvekilleri seçilirken, seçim bölgesinde en az 5 yıldır ikamet ediyor olması ( çok oldu derseniz 3 yıl olsun ) yaşamadığı şehirlerden aday olmaların önü kesilmeli... günümüzde isteyen istediği yerden aday oluyor, hiç alakaları olmayan yerlerde listeye giriyor, bir insan Rize, Siirt yada İstanbuldan dahi aday olabiliyorsa bu üç şehrin hangisini tam olarak yaşamış, hangisine çözüm getirmeyi düşünmüş sormak gerek... orada bir köy var uzakta, gitmesek de, görmesek de bizi seçer halkımız anlayışına son vermek gerek...
3- a) bağımsız adayların aldığı oy partiye yazılamaz, falanca partiden bağımsız aday olunmaz, ya o partidensindir, ya değil.. bağımsız aday seçilecek kaday oy alacağına inanıyor ve alıyorsa dahi bu oyları falanca partiye ekleyin diyemez...
b) 1. madde gereği seçime girmek için 276 adayı çıkaramayan partiler hiç bir surette parti adına belli bağımsız adayları destekleyemez, parti adına propagandalarını yapamaz, tanıtım, promosyon, vb faaliyetlerde bulunamaz... bunda ki amaç iktidar olmak istemeyen partilerin bir kaç vekil ile mecliste yer almasını engellemektir, bağımsız adaylar sadece bir parti adına değil, bilakis bütün partilerin tersine hepsine rakip olarak seçime girerler...
c) seçime girmeyen veya giremeyen partilere meclisin açık olduğu dönem boyunca ta ki sonraki seçimler yineleneceği ana kadar milletvekili transferi yapılamaz... 1. maddeyi ihlal ederek meclise girmeyi başarmış vekiller olursa, kaypaklık ederek barajı aşamayanların lehine katılıp anayasa, YSK, meclisi ve halkı kandırmalarına müsade edilemez.. ( ancak parti seçime katılmış ve barajı aşamamışsa bu durumda olan partilere vekil transferi olabilir...)
d) 3-c maddesinde denildiği üzere iktidar olamayacağını kestirdiği için seçimde farklı hareket edecek olan partiler varsa ki, başka partileri veya adayları destekledikleri alanen belli ise barajı aşma oyunları ifşaa edilip, bu partilerin fesh edilerek destekledikleri parti ile birleşmeleri sağlanmalı, fesh edilen destekç partinin malları hazineye değil, destek olunan partinin hesabına geçmelidir...
4- milletvekili seçimleri listeler halinde partilerin seçimi ile değil, halkın seçimi ile yapılmalı... adatların tümü seçimbölgesindeki pusulalarda yer almalı, halk içinden istediği vekil adaylarını çoktan seçmeli olarak işaretlemeli, her adayın aldığı oy partisinin hanesine yazılmalı ancak partilerin vekil sayıları belli olduktan sonra meclise girecek vekillerin isimleri partilerin belirlediği sıraya göre değil, halkın verdiği oyların çoktan aza sıralandığı şekilde seçilmeli.. gerçek milletvekili seçimi budur aksi halde yapılan parti seçimidir, vekilin seçimi de partinin başındaki yarı kral yarı tanrı kişinin iki dudağı arasındadır... halk isterse partinin ilk sırasındaki adamı değil, daha alt sırasındaki adamı daha çok oy vererek seçebilmelidir...
5- a-) milletvekili seçimden sonra ilk 6 ay içerisinde partisinden istifaa edemez, ederse vekillikten de istifa etmiş sayılır.. her ne sebepten olursa ilk 6 ay sonrasında istifaa eden vekil de devam eden 6 ay içerisinde başka bir siyasi partiye geçemez... seçime son iki ay kala partilere yeni vekil transferleri yapılamaz... bu şekilde sık sık yaşanan vekil transferler ve haksız temsil, verdiği oyun karşılığını alamayan halk sorunu azalmış olur.. üstelik seçime kadar aday olabilmek için dahi aylarca partilerin kapısını aşındıran vekil bir anda başka partilere, başka tüzüklere ilgi duyuyor ve savunduğu değerleri toptan yok sayıyorsa ona da güvenilemez...
b-) partisinden istifaa eden kişi bağımsız olacağından ve başka bir partiye geçene kadar bağımsız kalacağından, bu bağımsız vekillerin parti değiştirmeksizin kendi partisini kurmak isterse, kuracağı parti için 3 ay beklemesi uygundur, kendileri kurduğu için başka partiler adına konan 6 ay sınırı gereksizdir..
6- DEVAM EDECEK...
|
 |
Rasimm
16 yıl önce - Sal 05 Hzr 2007, 11:56
Merhaba,
Partilerin oy oranına göre kapanması biraz anlamsız geldi bana.
Partilerin çoğalması aslında iyi birşey.Hele ki çok partili sistemde yadsınamaz birşey
Ama illaki partilerin çoğalması zararlı diyorsanız;bunu ancak İktidardaki partilerin başarısı önleyebilir.
|
 |
Yılmaz Aysoy
16 yıl önce - Sal 05 Hzr 2007, 12:06
Ben partilerin çoğalmasına karşı değilim. Ama seçimlere 25 parti girmesine karşıyım. Seçimlere girmenin bir kıstası olması lazım. Seçmenlerin birbuçuk metrelik oy pusulasını nasıl zarfa koyacağı ile ilgili tv programları yapmak yerine birbuçuk metrelik oy pusulasının önüne geçmek lazım. Zaten bir parti seçime giremezse o partinin devam etmesinin bir anlamı kalmaz.
Peki bir partinin seçime girip girmemesiyle ilgili kıstas ne olmalı.
Bir partinin üye sayısı 250 binin altındaysa seçimlere sokmayacaksın. Böylece bugün seçime giren ve kağıt üstünde parti görünen partilerin yarısı seçime giremez. Tabi bunu yaparkende ülke barajını sıfıra indireceksinki bu partiye üye olan o kadar insan meclisete temsil edilebilsin.
İşte çoğulcu demokrasi budur.
|
 |
turgutakbaş
16 yıl önce - Sal 05 Hzr 2007, 12:40
zaten %10 baraj var niye dert ediyorsunuzki ... ayrıca bu partiler kapanınca üyeleri başka partilere geçmez bağımsız aday olurlar ... siz hiç tkp adayını mhp de görebileceğinizi düşünüyormusunuz ... onu geçin chp de bile aday olmak istemezler ... ayrıca niye partiler çoğalmasın ki ... abd gibi ikiside aynı fikirde sadece iki partiye mahkum kalmak çokmu güzel olurdu ...
|
 |
Kemal Bayır
16 yıl önce - Sal 05 Hzr 2007, 12:45
Siyasi Partiler, parlamenter sistemin vazgeçilmez unsurlarıdır.
Seçtikleri konularda örgüt kurarak, aktiviteleri ile seslerini duyuran, hedefleri uğruna çaba
harcayan Sivil Toplum Örgütleri nasıl ki demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurları ise,
kendini daha güçlü hisseden ve bunu siyasi arenaya taşımak isteyenler de kuracakları
Partilerle katılırlar Ülke ve Toplum hizmetine ya da İdealleri olan konularda faaliyetlere.
Yasal zeminde oldukları sürece, hiçbir parti oluşumuna kısıtlılık getirilmemelidir. Bu oluşumlar
halk tarafından kabul görme durumlarına göre ya tabela partisi olarak kalırlar ya da gelişerek
en azından 5-10 temsilci ile Meclise girerler.
Çok sesliliğin temel olduğu sistemlerde farklı düşüncelerin haklarına da saygı göstermek adına,
partilerin temsilci sayısına bakılmamalıdırlar. Zaten en az kaç bölgede seçime katılabileceği
konusunda yasal zaruretler bulunmaktadır.
Yamalı bohça iktidarlarla ülkenin boşa zaman harcamaması için şu an uygulanan % 10 barajı
umulan parçalanmışlığı asgariye düşürmeyi hedeflemektedir.
Ülkeye hizmeti dokunabilek, politik olmayan Değerlere, kurulacak hükümette yer vermek için,
ikamet etmedikleri şehirlerden ve iyi sıralardan aday gösterilmesi, partinin güçlü olmasının
hedeflenmesi, bence oldukça sağlıklı bir yoldur.
Meclise gerek bir partiden seçilerek, gerekse bağımsız giren temsilcilerin, zaman içinde verecekleri
kararlarla yer değiştirmelerinde beis görmüyorum. Yeter ki samimi ve menfaat karşılığı olmasın.
Aksi durum; Bir partiden seçilen Vekilin sadece "parmak kaldırma aygıtı" olarak görülmesi,
bir bireye yapılacak en büyük hakaret olur.
Partiden istifa edenin, Milletvekilliğinin düşmesini istemek yerine, alınan oyların yüzdelerine göre
"Sanal Bir Meclis" oluşturmak ve alınan yüzdelerle Parti Başkanlarının kendi oylarını istediği gibi
kullanmalarına izin vermek çok daha doğru olur kanısındayım.
Partiler, Meclisteki temsilci sayılarına göre, grup kurabilmekte dolayısı ile Devlet'ten parasal
yardım alabilmektedir. Bunun dışındaki partiler ancak kendi yağları (!) ile kavrulma durumundadırlar.
Yakın geçmişte de transferlerin önlenebilmesi için gündemde olan yaptırımlar, çeşitli "hülle"
mekanizmaları ile delinmiş, partilerden istifa edenler önce parti kurmuş sonra da partilerini
kapatarak istedikleri partiye geçmişlerdir.
Dolayısı ile, fikirle gerçek anlamda Ülkeye hizmet etmek isteyenlerin önüne zorlaştırıcı değil
kolaylaştırıcı usüller konulmalı, zoraki birliktelikler desteklenmemelidir.
Aslolan, partilerin intikam, hesap görme, şahsi veya camiasına menfaat temini, cari yasalara
aykırı davranışlar yerine, Ülkenin ve Ülke İnsanının onuru, gururu ve huzuru için Meclise
gelmeleri ve burada bu hedeflerini gerçekleştirmeleridir.
|
 |
osman hanesiviran
16 yıl önce - Sal 05 Hzr 2007, 14:59
geceden sabaha görüşlerim değişmedi ancak biraz daha akılcı olup halkın çoğunluğu gibi düşünmeyenler için empati yapmamız gerek ve belki de onlarında mecliste temsil edilmesine izin verilmesi gerek..
şimdi ki önerim parti sayılarının azaltılır değil de meclisi iki tabakalı olarak ele almak gerek... öncelikle seçim barajı biraz daha artırılmalı ve iktidara oynayan partiler bu barajın üzerinde olanlar seçilmeli... yüzlerce vekili olan partiler bunlardan oluşmelı ve iktidarı sağlaycak vekil sayısına ulaşmada sorun olmamalı.. mesela 450 vekil bu yolla seçilsin.. seçim barajı da 10 yerine 15 olsun...
diğer 100 vekil ise Türkiye milletvekilliği olarak seçilsin, bunlarda parlementoda muhalifler grubunu oluştursun, aldıkları oy oranına göre baraj sınırı olmaksızın vekil çıkarsınlar.. mesela %3 alan 3 vekil %5 alan 5 vekil gibi.. bağımsız adaylarda Türkiye milletvekilliği kadrosundan seçilmeli..
fakat 100 vekil içinden iktidara oynayan, büyük ve barajı geçen partilerde vekil çıkarmalı mesela iktidar partisi %35 oy almışsa 35 vekil, anamuhalefet %19 almışsa 19 vekil çıkarmalı bu 100 kişi içinden.. sonuçta mecliste temsil her partinin hakkıdır, %1 oy alan dahi 1 vekil ile olsun o çatı altında bulunmalıdır...
|
 |
ERCAN AKGÜNGÖR
16 yıl önce - Sal 05 Hzr 2007, 17:41
Benim bu konuyu açmamın sebebi oy pusulasını uzayıp gitmesini önlemek içindi. Tabi ki çok partili ortamın olması ve görüşlerin çeşitlenmesi normal, hatta çeşitlilik olmalı ki bir konu üzerindeki görüşlerin hepsini dinleyebilelim. Ama aynı görüşte olan partilerin birleşmemeleri yada daha da artarak zaten bölünen oyların daha da bölünmesine neden olması, bana daha çözümsüz bir ortam oluşuyor gibi geliyor.
Bu yüzden parti açıp seçime katılmak bu kadar kolay olmamalı.
Seçim sistemindeki adaletsizlik birde oy pusulasının uzamasıyla daha da karmaşık hale geliyor.
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|