Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Adana İncirlik Üssü Kapatılsın!..
« önceki   123 ... 181920   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 2

Incirlik ussu kapatilmali mi?
Evet kapatilsin. 81.1%  81.1%  [308]
Hayir kapatilmasin 18.9%  18.9%  [72]
Toplam Oy : 380

Armağan Örki
11 yıl önce - Çrş 23 May 2007, 01:39

Taşeronluğa ve tampon jandarmalığına HAYIR!..
Türk Toplumu'nun bağrında yetişen Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkesi dışında kimsenin ricalarını (!) getiremez. Hiçbir yıkıcı düşman güç, topraklarımızı kullanamaz! Elbette kapansın!..


denisk2
11 yıl önce - Çrş 23 May 2007, 02:21

Bence incirlik hala önemini taşıyor. Amerika şuan ırakı işgal etmiş durumda olabilir ama Irakta Türkiyedeki istikrarın 10'da 1'i yok. artık teröristlerin gözlerini karartıp amerikan toprağındaki bir askeri üsse saldırı yapmayı planladıkları bir zamandayız. Iraktaki hiçbir üs incirlik kadar güvenli olamaz.

Bence ya kapatılsın yada kapatırız bak ona göre diyerek amerika adam edilsin. artık dünya alem biliyor bu pkk'ya amerikanın da avrupanında destek verdiğini. öyle kapılarını çalıp lütfen şunlara desteği kesermisinz demekle olmuyor bu iş. dünya düzeni belli oba altından sopa göstermediğin sürece kimse senin için birşey yapmaz.


Fatih Can
11 yıl önce - Çrş 23 May 2007, 09:42

İncirlik üssü kapatılsın ama bence Amerika için stratejik bir önemi yok bu üssün.

ABD 1956 yılında kıtalararası füzeyi geliştirerek bir yerlerde üs kurma sorununu çözdü, ayrıyeten uçak gemilerini de istediği gibi üs olarak kullanıyor zaten. Bu üs amerika için maliyet azaltıcı bir faktör ama asıl ABD nin bu üssü elinde tutma amacı bu üssün Türkiyenin ABD ile müttefiki ilişkilerini sürdürüp sürdürmeyeceğinin bir göstergesi olması.

Tabi ABD ile mettefik olmalımyız olmamalımıyz o ayrı bir konu.



Engin

11 yıl önce - Çrş 23 May 2007, 10:24

Dünyada Amerikan Askerinin olduğu 156,
Amerikan Askeri ve Üssünün olduğu 63 ülke vardır.
Bu 63 ülkede İspanya İtalya Fransa Almanya Norveç Danimarka vs de vardır.

İçinde hiç ABD askeri olmayan, yani ya ABD'nin genelde müdehalede bulunduğu ya da herhangi bir stratejik önemi bulunmayan ülke sayısı ise sadece 46'dır. Örneğin biri İran'dır.


Ha bir de bu harita eski, Irak'ı da koyu kırmızı görebiliriz. Politik bağımsızlık Ekonomik, Teknolojik ve Sosyal bağımsızlıktan geçer. Tüm silahlarınızı ABD'den almış ve alıyorken, tüm ekonomik desteği aradığınız ilk yer ABD iken, kendi teröristinizi öldürmek için bile izin bekliyorken adamı İncirlik'ten çıkarsanız ne, çıkarmasanız ne...

Ben size şunu diyeyim, ne zaman ABD'ye sesinizi yükseltseniz terör tırmanır, bir kaç uçağınız kaza ile(!) düşer.

Mesela dün sabah Konya'da bir F16'nın düşmesi ve Ankara Ulus'taki bombalama bir tesadüf müdür? Edip Başer'in ABD ile yürütülen terörle mücadele kordinatörlüğü hakkında yaptığı ve yapacağını iddia ettiği açıklamaların ardından?

Ya da dün TCG Muavenet'in tatbikatta "kaptan köşkünden" yanlışlıkla vurulması, bir tesadüf mü?

Ya üç hafta sonra Uğur Mumcu'nun katledilmesi?

Genelkurmay'ın Kuzey Irak'taki oluşumu engelleme amaçlı kurulan Çekiç Güç'ün PKK'ya yardım etmesini açıklaması, bu gücün bölgeden tasfiyesinin konuşulduğu anda; Korkut Eken başkanlığında kurulu, içinde  MİT’ten, Jandarma’dan, Özel Harekat Timlerinden, kısacası en başarılı personelden oluşan korkunç bir gücün "kazara" susurlukta deşifre edilmesi; bir tesadüf mü?

Çekiç Güç'e karşı olmaktan başka hiç bir ortak özellikleri olmayan iki korgeneral Hulusi Sayın ve İbrahim Selen tesadüfen mi öldürüldü?

Çekiç Güç'e karşı, bölge halkını çok iyi tanıyan; sorunu çözeceğine kesin gözü ile bakılan Eşref Bitlis'in iki istihbaratçı çalışma arkadaşı; 5 Kasım 1993'te Ankara'nın Elmadağ ilçesi yakınlarında elleri arkadan bağlanmış kafasında kurşun yarası ile bulunan Cem Ersever'in ardından Mustafa Deniz'in cesedinin Bolu yakınlarında karayolu kenarında bulunması tesadüf müdür?

Eşref Bitlis'in terörle mücadelede başarılı bulduğu Tuğgeneral Bahtiyar Aydın da Lice'de Kanas marka profesyonel suikast tüfeği ile açılan ateş sonucu yaşamını yitirmesi?

En son da Eşref Bitlis'in "kaza ile" aramızdan ayrılışı?

Mesela Erdoğan'ın "Kerkük'te oldu bitti tehlikeli gelişmeleri tetikler" açıklamasının hemen ardından, 9 Ocak'ta Türk işçilerini Bağdat'a taşıyan uçağın düşmesi, kaza mıdır? Hakkında öldü raporu düzenlenmesine karşın sayın Altıkulaç'ın cenazesinin getirilip ailesine teslim edilmeyişi normal midir? Sonra bu olayın çok uzadığına karar verilip 1 hafta sonra Hrant Dink suikasti ile gündemin tamamen değiştirilmesi?

Ama gündemin değiştiği bu süreçte 24 Amerikan F16sının İncirlik'e gelip eğitim uçuşlarına başlaması, İsrail basınında ABD İran'ın nükleer tesislerini vuracak diye yazması, Erbil'deki İran temsilciliğinin basılması; hepsi tesadüf müdür?

Diyeceğim o ki, bu üsler ABD'yi çok sevdiğimizden açılmadı, kapatmaya da sadece sevmememiz yetmez. Gazete köşesinden yapılan çağrı ile olmuyor. Radikal kararlar alabilmek sorumluluk gerektirir, risk gerektirir. Hem kendi canınızı tehlikeye atmanızı, hem halkınızın bir bedel ödemeye hazır olmasını gerektirir. Bugün Türkiye Kuzey Irak'a girse gelecek cenazelere ağlamaması, çıkartılacak suni ekonomik krizi sineye çekip kirasını ödyemezse sessiz sedasız ailesinin evine taşınmasını gerektirir.

Ankara'da İstanbul'da patlayacak bombalara, Sivas'ta şeriat; Diyarbakır'da Kürt devleti diye toplanacak on binlere hazırlıklı olması, onlardan korkmaması gerekir.

Devletin bursunu ödeyemeyeceği ABD'deki Avrupa'daki öğrencinin bunu sineye çekmesi gerekir. İzinleri ikinci emre kadar ertelenecek her askerin, subayın tereddütsüz başüstüne demesi gerekir.

Türkiye'nin ABD güdümüne yaklaşması için Yunanistan ile Ermenistan ile artırılacak tansiyona; savaş laflarnın piyasada dolaşmasına, Kuzey Kıbrıs'ta yaşanacak tatsız olaylara hazır olması gerekir.

Bunları herkes yapacak mı? Benim gördüğüm ekonomi iyi olunca ABD'ci AB'ci diye suçlanır Türkiye'de hükümetler, Bağımsızlık arayıp 300 milyar dış borç ile, kaşımaktan yara olmuş bin bir türlü azınlık ile devlere kafa tutunca da ekonomi tepetaklak olur, açta açıkta bıraktı hükümet bizi diye baştakiler alaşağı edilir.

Öyle değil mi?


Fatih Can
11 yıl önce - Çrş 23 May 2007, 10:42

Sn. Engin, gerçekleri açıkça belirtmişşiniz.

Dış siyasetin birinci kuralı ABD nin süpergüç olduğunu kabullenmektir. Bu ABD yi seveceğimiz manasına gelmez ama bu gerçeği de bilmemiz gerekir.

Senin de belirttiğin gibi ABD ile dış siyasette çekinceli olan hükümetler her zaman başarısız olmuşlardır ama bu doğru yaptığımız manasına gelmez. Akıllı olmak zorundayız şu an yaptığımız gibi. ABD  yi arkamıza almalıyız ve diplomasi ile aşırı taviz vermeden hareket etmeliyiz yoksa daha önceki bir çok hükümetin düştüğü hataya düşeriz ve ortada kalırız,en ABD karşıtı söylemde bulunanlar, milliyetçi geöinenler bile ABD ciliğe döner hükümette iken çünkü başka çıkar yolları yoktur ve ABD de bu hükümete güvenilmez diyip onu düşürmek için oyunlar oynar.

Akıllı olalım, ABD de şu an enangelistler hakim bu yüzden çatışmalar dini olabilir ama bence temel olarak ABDnin dinimize ve kültürümüze direk bir kastı yok.


umit1
11 yıl önce - Çrş 23 May 2007, 11:03

Alıntı:
Dış siyasetin birinci kuralı ABD nin süpergüç olduğunu kabullenmektir. Bu ABD yi seveceğimiz manasına gelmez ama bu gerçeği de bilmemiz gerekir.


Bunu kabul etmek ABD nin paylaşanlar arasında değil paylaşılanlar arasında olduğunu görememek demektir.ABD bir süper güç değildir,hiçbir zamanda olmamıştir,süper güç olmaya en çok yaklaştığı dönem dünyanın tek nükleer gücü olduğu dönemdir, o zaman dahi "süper güç" olamamıştir daha dogrusu olmasina müsaade edilmemiştir. Peki nedir ,bir "surrogate" güçtür,emaneti devretmeye hazırlanmaktadir.

Alıntı:
Akıllı olalım, ABD de şu an enangelistler hakim bu yüzden çatışmalar dini olabilir ama bence temel olarak ABDnin dinimize ve kültürümüze direk bir kastı yok


Evangelistler ise bir numaralı düşman olarak dunya üzerindeki manevi degerleri yozlaştıran,Turkiyeyi de taa rahmetli Ozaldan beri kontrolü altında tutan "Global Sermaye" yi görmektedirler.
   

Benim görebildiğim kadarıyla Türkiye deki "güç" sahipleri de "Yeni Dünya Düzeni" ni doğru algılamaya başlamışlar. , Yeni "Consentual Hegemon" un kimliğinide artik anlamişlardır herhalde.

Bu arada Fransa nın Turkiyeyi Akdeniz Birligine alma planına çok önem verilse iyi olur zira bu plan "Yeni Dünya Duzeni" hakkında iyi ipuçları vermektedir.

Turkiyenin bugün dahil olmaya çalıştiğı bölge "Consentual Hegemon" un kendi nufuz bölgesidir o bölgeye Ispanya,Italya Yunanistan da dahil edilmeyecektir,bu bakımdan Fransa nın onerisi çok dikkatle incelenmeli hemen redddedilmemelidir.



En son umit1 tarafından Çrş 23 May 2007, 11:28 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


Fatih Can
11 yıl önce - Çrş 23 May 2007, 11:09

Alıntı:
Bunu kabul etmek ABD nin paylaşanlar arasında değil paylaşılanlar arasında olduğunu görememek demektir.ABD bir süper güç değildir,hiçbir zamanda olmamıştir,süprt güç olmaya çok yaklaştığı dönem dünyanın tek nükleer gücü olduğu dönemdir, o zaman dahi "süper güç" olamamıştir daha dogrusu olmasina müsaade edilmemiştir. Peki nedir ,bir "surrogate" güçtür,emaneti devretmeye hazırlanmaktadir.


Tabi ben genel dış siyaset kuralları ve öğretilerine göre konuşuyorum. Başka iddialar olabilir bu konuda farklı komplo teorileri de sayısız şekilde üretilmekte ama şu an en çok kabul görene göre ve işleyene göre bir yaklaşım yapmaktayız.


taner_06
11 yıl önce - Çrş 23 May 2007, 11:12

Biran önce kapatılsın,kargo uçaklarıyla nelerin ülkeye girdiği belli değil.

Ankara'da seyyar olarak kaçak export mal satan tüccara ''bunları nerden alıyorsun'' diye sorduğumda ''İncirlik'den subaylardan alıyoruz'' diyor.(ne kadar doğru/yalan bilinmez ama bir gerçek her üründe made in usa yazıyor)

Madem Amerika bizi sevmiyor ve alehimize işler çeviriyor bu üs aracılığı ile istediği silahı ve patlayıcıyı düşmanlarımıza temin edebilir hemde ülke sınırlarımızda adrese teslim olarak.


umit1
11 yıl önce - Çrş 23 May 2007, 11:42

Alıntı:
Türkiye'nin ABD güdümüne yaklaşması için Yunanistan ile Ermenistan ile artırılacak tansiyona; savaş laflarnın piyasada dolaşmasına, Kuzey Kıbrıs'ta yaşanacak tatsız olaylara hazır olması gerekir.


Bunların hepsi doğrudur,yalnız bunlardan bir adim ötesinide görmek gerekir,ötesini görebilirseniz 12 Eylül 1980 deki gibi ters köşeye yatip "Global Sermaye" den, yani Ingiltere'den' gol yendiği gibi goller yenmez.

12 Eylül ve 28 Subatta "Global Sermaye" ve Ingiltere kontrolunde olan ABD bugün kimlerin kontrolündedir?.


Engin

11 yıl önce - Çrş 23 May 2007, 11:55

Alıntı:
Bunu kabul etmek ABD nin paylaşanlar arasında değil paylaşılanlar arasında olduğunu görememek demektir.ABD bir süper güç değildir,hiçbir zamanda olmamıştir,süper güç olmaya en çok yaklaştığı dönem dünyanın tek nükleer gücü olduğu dönemdir, o zaman dahi "süper güç" olamamıştir daha dogrusu olmasina müsaade edilmemiştir.

doğru. Amerika aslında Danimarka'dır, Fransa'dır, Sudi Arabistan'dır, Pakistan'dır. İzlenen politika birebir Osmanlı'dır. Zaten İmparator-yalizm dediğimiz şey orduyu İstanbul yerine Belgrat'a bırakıp, evinde güvende olmaktır.

Peki dengeler nasıl değişir? Birincisi ve en farklı aktör olarak ben Rusya'nın izlediği yolu görüyorum. Bir kere denge değiştirecek güç sahibi olmak için nükleer silahlara sahip olmanız ve bunları nakledebilecek insani yahut teknolojik kapasiteye sahip olmanız şarttıır. Rusya'da Çeçen okul baskınından sonra çıkıp Dünya'da çıkarta bileceği "nükleer karışıklığa" başkan Putin'in ağzından dikkat çekmiş ve Çeçen meselesi bit(iver)miştir. Bunun ABD'nin süper güç olduğunu kabul etmekten öte çalışmak ile ilgisi vardır.

Peki Rusya'nın bu silahları edinmesini legal kılan ne idi denilirse soğuk savaşın iki kutbun da silahlanmak için uydurduğu suni bir marka olduğu söylenebilir.

Ancak şuna dikkat edilmelidir, Rusya kendi ülkesi üzerinde oynanacak en ufak bir oyuna dahi izin vermezken dış politikada güttüğü siyaset ABD'nin kuyruğuna basmamak olmuştur. Lübnan savaşında tüm G8 açık net Rusya dahil savaşa destek verirken Türkiye etiklik timsali örneği göstermiş, savaşa yönetim düzeyinde karşı çıkmış ve bunu 2006 temmuzunda, savaşın ilk haftasında verdiği 13 şehit ile ödemiştir.

Mesaj alınmıştır, "işimize burnunu sokma".

Çözüm nedir?

Sözde kurdistan bayrağını dahi savaş sebebi sayan bir yasa bugün meclisten çıkar, Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük tatbikatını İran ile birlikte değil ama eş zamanlı düzenler; ya ABD pılını pırtısını toplar ve toplatır ya da yaz sonunda bir operasyona girişir. Operasyon dağı taşı bombalamaktan ibaret olmaz, sözde kürt liderler de tutuklanarak ülkeye getirilir, hiç bir IKDP bürosu ayakta bırakılmaz. Tüm ortadoğu da bölgede gücün kim olduğunu ve ne isteyip ne istemediğini anlar.

Ha bu arada içeride de denetim geçici sıkı denetim ile sağlanır, Türkiye kendi işini zorlaştıran ve toplumun demografik yapısına uymayan her tür sözde reformu geri alır. Basın zana'lar ile meşgul edilmez.

Tüm bu sırada Türkiye uzun menzilli füze ve nükleer silah programlarına başlar, bunlar gizli tutulmak ile birlikte gereken insanın mesajı alabileceği kadar basına sızdırılır; en kısa sürede de tamamlanıp ine başka bir tatbikat ile sahneye konur.

ABD'ye geri dönersek, gerçekte ne kadar kötü bir ekonomisi olduğu ve bir elektrik kesintisi ile petroldeki 1 centlik yükseliş ile uğradığı zararı hepimiz gördük. Ancak unutulan şey ABD'nin yaşatılmasının bugün tüm sanayileşmiş ülkelerin lehine oluşudur.

Geçen hafta Japon bi arkadaş kaldı bende, onunla konuştuk. Öncelikle bu okurken önce Hiroşima'yı sonra yüksek teknoloji fabrikaları gezip milli bilinç kazanma efsanesi yalanmış, onu söyliyeyim. Sonra sorduğum soru Japonya'nın devasa gsmh'ı ve ekonomik-teknolojik bağımsızlığına rağmen neden ABD güdümünde oluşuydu; hiç ummadığım ama sonuna kadar doğru bir cevap verdi; Japonya ABD pazarını kaybeder, Amerikan Kamu ihalelerinden açık yahut sinsice safdışı bırakılırsa malnı kime satacak? Malını satamayan Japonya'nın neresi bugünki Japonya'ya benzer?

Yani adamlar danışıklı dövüş bir sistem kurmuş ilerliyor. Bizde ise bir taraf danışıyor bir taraf dövüşüyor; sonuç olarak böyle debelenip duruyoruz.



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   123 ... 181920   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET