hurşit saral
16 yıl önce - Cmt 19 May 2007, 16:06
YABANCI(LAŞAN) OKULLAR
Merhaba arkadaşlar
YABANCI(LAŞAN) OKULLAR
Osmanlı’da ve Kurtuluş Savaşı sırasında yabancı okulların yıkıcı etkinliklerinin acı deneyimini yaşayan Atatürk, bu deneyimin ışığından devinir.
Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte yapılan nüfus değişimi, ülkede bulunan yabancı öğe azaldığı için daha bağdaşık / homojen bir nüfus yapışı oluşur. Bundan ötürü Cumhuriyet Hükümetleri yabancı okullarla ilgili çok daha rahat kararlar alır ve uygular.
Yeni Türk yönetimi; Atatürk önderliğinde başlatılan bağımsızlık savaşı sonucunda kurulan yeni cumhuriyetin, dünya devletleri tarafından tanınması olarak kabul edilen Lozan Barış Antlaşması’nda, yabancı okulların etkinliklerine ancak Türk yasa ve yönetmeliklerine uyma koşuluyla izin verileceği kararını aldırtır. Cumhuriyet Hükümetleri, çıkarılan yeni yasa ve yönetmeliklerle birlikte uygulanan kararlı ve sıkı denetim, kısa süre içinde birçok yabancı okulun, artık istemlerine göre varlık sürdüremeyeceği ve Türk yasalarına uymaktan başka umarlarının kalmadığını anlamalarını sağlar.
Özellikle 1931 tarihli genelge, İslam olmayanları da kapsamak üzere tüm Türk vatandaşı çocukların ilköğrenimlerini Türk okullarında yapma zorunluluğu getirilmesi; yabancı okulların eski albenisini yitirmelerinin bir başlangıcı olur. Ardından çıkartılan 1935 tarihli Özel Okullar Yönetmeliği’yle, yabancı okulların ders ve programlarının Türk okullarla koşut olma koşulu ve Türk okulların parasız duruma getirilmesi, o dönemde, yabancı okulları tümüyle albenilerini yitirmelerine neden olur.
Tüm bu yasa, yönetmelik ve sıkı denetime karşın, kapat(ıl)an yabancı okul sayısı çok az!
Cumhuriyet’te yabancı okullar, Osmanlı’daki gibi denetimlerde kapılarını kapatamaz. İstemleri doğrultusunda, hatta ülke yararına karşı bile etkinlikte bulunamayacakları, sıkıştırıldıklarında bağlı bulundukları ülkelerin baskısına eskisi gibi başvursalar da bir sonuç elde edemeyeceklerini, çok kısa sürede kavrar. Okullarının varlığını sürdürebilmek için, her şeyden önce ülkenin yasa ve yönetmeliklerine uymaları, ülke insanının değerlerine saygı duymaları gerektiğini öğrenir. Kısa sürede yabancı okullarla ilgili her şey, kayıt ve denetim altına alınır.
Bunları, yabancı okulların etkinliklerini bilen biri olarak Atatürk’ün, aynı ortamı bir daha oluşturmama konusunda kararlı olması, ona inanan hükümet ve çalışanlarının istenç ve çalışması sağlar.
Günümüzde on altısı İstanbul’da biri de Tarsus’ta olmak üzere toplam on yedi olan yabancı okulların daha sağlam asallıklara göre denetlenmesi bir zorunluluk. Bu okullarla ilgili varolan yasa ve yönetmelikler yeniden gözden geçirilmeli ve gerekirse yeni yasalar çıkartılmalı.
Özellikle bu okulların denetimi siyasal görüşler doğrultusunda oluşturulan eğitim kadrosuyla değil, o okulların eğitim yaptığı dillere egemen olan yetkin kişilerce yapılmalıdır. Bu okullara atanan Türk müdür yardımcıları ve Türk öğretmenleri Cumhuriyet’e bağlı ve Atatürkçü kişilerden seçilmeli. Milli Eğitim Bakanlığı’nca tüm yabancı okulların etkinlikleriyle ilgili toplantılar düzenlenmeli. Yabancı okulların bulunduğu illerde yalnızca millî eğitim müdürünün değil, tüm devlet ongununun duyarlılığı sağlanmalı.
Her ne denli üçüncü bin yılda, artık azınlık hakları konusunda Yeni Sömürgeciler, daha zorlayıcı ve bağlayıcı olmasına karşın, bunun önlenmesi de Türk Devleti’nin görevi.
AB’ye üye olabilmek uğruna, yabancı ve azınlık okullara özgürlük altında “yıkıcılık özgürlüğü” verilmemeli. Türkiye’deki yabancı ve azınlık okullar Avrupa’daki eşdeğerleriyle karşılaştırılmalı; eğer bu okullar hak ve özgürlükler açısından gerideyseler yeni düzenlemeler yapılarak gerekli uyumlar sağlanmalı.
Geçmişin korkusuyla yaşamak yerine bu korku kaynaklarını yok edilmeli. Yabancı okulların ve temsil ettikleri anlayışın giderilmesi için her şeyden önce Türk eğitim dizgesinin ve buna bağlı olan okullarının düzeltilmesi gerekmekte.
Türk okulları, ne zaman çağdaş bir düzeyde eğitim vermeye başlar ve yabancı okullara gereksinim duyulan nedenleri kendi bünyelerinde yok edebilir, işte o zaman yabancı okullara istem de kendiliğinden azalır.
Türk ailelerin yabancı okul istemindeki en büyük etken çocuklarının ileriki yaşlarda gerekseme duyacakları yabancı dilin, Türk okullarında yeterince öğretilememesinden kaynaklanmakta. Yabancı okullara istem zorlamayla engellenemez. Türk okulları bu okulların eğitim düzeylerine ulaştıklarında engellenebilir.
Oysa şimdi, adı Türk olsa da bu yabancı okullar, Ortaöğretimden Yükseköğretim aşamasına geçer. Üniversiteler, “Kamusal Alan”dan “Yarı Kamusal Alan” konumuna getirilince devlet denetimi iyice zorlaşır. Yeni Sömürgeciler, şimdi, Yarı kamusal Alan’la da yetinmemekte; iyicene Kamusal Alan Dışı konuma getirmek istemektedir.
Gözümüz aydın! Bir oğlumuz oldu; Yeni Ajan Okulu Üniversiteler.
Boğaziçi Üniversitesine niçin kızıyoruz ki? Onlar görevlerini yapmanın bilincinde deviniyor.
İyi de tüm bunlar neyle yokolur?
Tutarlı bir Cumhuriyet ve ulus-devlet kararlılığındaki yönetim erkleriyle olur.
Oysa ben ve benim gibi düşünenler, biliyoruz ki; Cumhuriyete karşı yürütülen Karşı-Devrim; ta 1938’lerden başlamakta, kopara kopara bu günlere gelmekte.
Şimdi, dik ve kararlı bir devlet duruşun tam zamanı değil mi?
Hoşçakalın sevgili dostlar.
|