1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 8 |
 |
M.Ali Sade
10 yıl önce - Cum 07 Arl 2012, 22:08
Beyoğlu İnci'nin kapandığı doğru mu?
|
 |
ahmetsever
10 yıl önce - Cum 07 Arl 2012, 22:29
| Alıntı: |
| Beyoğlu İnci'nin kapandığı doğru mu? |
| Alıntı: |
"İnci Pastanesi teklifi kabul etmedi"
Kamer İnşaat'ın ortaklarından Levent Eyüboğlu: "İnci Pastanesi tekrar geri gelme teklifini kabul etmedi"
İnci Pastanesi'nin bulunduğu Cercle d'Orinent binası ve aynı parsel üzerinde bulunan binaların restorasyon çalışmalarını üstlenen Kamer İnşaat'ın ortaklarından Levent Eyüboğlu, restorasyon için tüm kiracıların çıkıp daha sonra geri gelmesi için kendilerine teklifte bulunulduğunu, ancak İnci Pastanesi sahipleri ile bu konuda anlaşılamadığını bildirdi.
Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Eyüboğlu, "Sözkonusu bina, dünyanın hiçbiryerinde tartışılmayacak değere sahip. Bu bina projede 1884 yılında yapıldığı ozgün haline dönüştürülmek için restore edilecek. Öne taşınması, arkaya çekilmesi, ekleme yapılması, kat çıkılması mümkün değil. Bu binanın restorasyonu için içindekilerin çıkması gerekiyordu. Orası ister müze yapılsın, ister kültür merkezi, ister otel restorasyonu için öncelikle mevcut kiracıların çıkması gerekiyordu. İnci Pastanesi'nin işletmecisine restorasyon süresince başka bir yerde faaliyetlerini sürdürmesi için taşınması ve restorasyondan sonra geri gelmesi teklif edildi. Bunun için belli bir para önerildi. Ancak İnci pastanesi ile anlaşmaya varılamadı" dedi.
...
...
http://www.haberturk.com/yasam/haber/801298-inci- ...bul-etmedi |
İnci pastanesinin bulunduğu binadaki restorasyon çalışmaları nedeniyle bir ihtilaf doğmuş, bu konudaki haber linki ile birlikte yukarıdadır...
|
 |
Murat Caner
10 yıl önce - Pts 10 Arl 2012, 10:58
Evet. Saray Muhallebicisi olacakmış...
|
 |
ahmetsever
10 yıl önce - Sal 11 Arl 2012, 14:21
| Alıntı: |
İnci'nin yeni adresi!
İnci Pastanesi'nin yeni adresi Mis Sokak!
Beyoğlu'nda tarihe tanıklık eden ve geçtiğimiz günlerde olaylı bir şekilde tahliye edilen 68 yıllık İnci Pastanesi artık Mis Sokak No:18'de hizmet verecek.
Profiterölleriyle dünya çapında ünlenen İnci Pastanesi'nin yeni adresi İstiklal Caddesi üzerindeki Mis Sokak olacak.
http://ekonomi.haberturk.com/alisveris/haber/8023 ...eni-adresi |
İnci pastanesi müdavimleri için yeni yerinde hizmet vermeye başlayacakmış, özellikle İstanbul'da oturupta profiterolünden tatmayan tatmasını tavsiye ederim...
|
 |
şafak güney
8 yıl önce - Çrş 24 Eyl 2014, 16:18
Beşiktaş Köyiçindeki tarihi Yedi Sekiz Hasan Paşa Fırınını da bu listeye ekleyebiliriz.
Fırın kadar Yedi Sekiz Hasan Paşanın hikayeside ilginç.
Aşağıda özet bir tanıtıcı yazı alıntılıyorum.
"Balıkçılar Çarşısı'nın yan tarafındaki küçük dar sokak, karşısında, kapısının üstünde 1903 tarihi yazılı olan taş ev ve nihayet buram buram tarih kokan, sokak içindeki Yedi Sekiz Hasan Paşa Fırını.
İçeri girdiğinizde, sizi ciddi görünümlü posbıyık bir resim karşılar. İşte bu resim, fırına adını veren Yedi Sekiz Hasan Paşa'ya ait. Resmin sahibi hakkında bilgiler veren bir yazıyı da duvara asmışlar zaten. Üçüncü kuşaktan üniversite mezunu olan işletme sahibinin büyük dedesi, paşanın oduncubaşısı imiş. Oduncubaşının varislerinin, paşanın varislerinin kiracısı olduğunu biliyoruz.
Yedi Sekiz Hasan Paşa, Çorum doğumlu. Çorum merkezdeki saat kulesi, paşadan hemşehrilerine armağan olarak yapılmış ve günümüze kadar gelebilmiş güzel bir abide. Paşa, küçük yaşlarda İstanbul'a gelerek, Erzincanlı ermeni fırıncıların yanında çalışmaya başlıyor.
Yedi sekiz Hasan Paşa ümmi. Yani okuma yazması yok. Bu yüzden majüskürlü bir imza atmayı beceremiyor ama arapça yediye ve sekize benzer bir imza karalayabiliyor. İşte, adının ve unvanının önüne konan sayılar bu imzadan kaynaklanıyor.
Birinci meşrutiyet'in başarısızlığı ve II.Abdülhamit'in sert yönetimi, meclisi kapatarak anayasayı askıya almasından sonra Mithat Paşa, Namık Kamal, Ziya Paşa gibi Jön Türkler ikinci meşrutiyet arayışları içinde, V.Murat'ın tahta geçmesini istiyorlardı. Bu amaçla, 1878 Mayısında Gazeteci Ali Suavi başkanlığındaki küçük bir grup, deniz tarafından girerek Çırağan Sarayı'nı basmışlardı. Tarihe, "Çırağan vakası" olarak geçen olay sırasında, Yedi Sekiz Hasan Paşa, Yıldız Karakolu'nda görevliydi. Sopayla Ali Suavi'nin başına vurarak öldürdü ve baskın hezimete uğradı. Çok sayıda insan hayatını kaybetti ve baskın başarısız oldu. Sultan II.Abdülhamit hayatını kurtaran Beşiktaş muhafızını ölene dek yanından ayırmayarak onun Mareşalliğe kadar yükselmesini ve paşa unvanını almasını sağladı.
Çalkantılı Osmanlı tarihine baskın olarak geçen ve değişik kesimlerden değişik tepkiler alan Çırağan vakası, sadece paşaya yaramış, hayatında bir dönüm noktası olmuştu. Beşiktaş'taki sevimli fırının sahibini üç katlı Asaf Paşa yalısında oturabilecek bir statüye kavuşturmuştu.
(Ölümü 1905)
Siz de, Beşiktaş'tan geçerken günümüz telaşını ve hızını biraz kenara bırakıp yavaşlayın. Etrafa bakın. Her ne kadar köyden eser kalmasa da, Köy İçi Caddesi'nde hala 1800'lü yılların sonu, 1900'lü yılların başına ait bir şeyler var. Hele küçük alandan hemen sola dönüverdiniz mi şaşıracaksınız. Fırın, bütün sevimliliğiyle orda duruyor. Size, tarçınlı ve fındıklı kurabiyeler, anasonlu gevrekler sunmak için."
|
 |
sefer bayraktar
7 yıl önce - Çrş 04 Ksm 2015, 15:26
ilk AVM'lerden........Büyük Yeni Han.....Sultanhamam
(+)
|
 |
Mehmet DK
5 yıl önce - Prş 07 Eyl 2017, 22:02
(+)
Sekiz sayfa içerisinde Beyoğlu'nun ünlü çikolatasına değinilmemiş olmasını yadırgayarak ve de şaşırarak görmüş olmaktayım. Bu eksikliği gidermekte bana kısmetmiş demek ki. Ben bu fotoğrafı 2015 sonu çekmiştim ve arşivimde öylece duruyordu. Demek herşey zamanı gelince lazım olabiliyormuş,buda bu kaidenin doğruluğunu kanıtlayıcı en güzel örneği oldu diyebiliriz.
Fotoğraf benim kendi çekimim olmakla birlikte bu tarihi çikolatacının Tarihçesi'nede değinmek gerekir diyerek biraz araştırdım... Buldum tabii ki...
Seyyahgurme'den alıntıdır. Güzel bir tarihçe çalışması yapılmış,,daha iyi anlatılamazdı, kendisini tebrik ederim.
Beyoğlu çikolatacısı’nın belki en önemli ve ilginç özelliği ise sattığı çikolatayı ambalaja koymamaları.
21. yüzyılda ambalaj savaşları verilirken böyle bir uygulama akıntıya karşı yüzmek gibi.
Berbat çikolatayı müthiş ambalajla kitlelere ulaştıran çikolata pazarlamacılarının olduğu bir dünyada kaliteli ve el yapımı, günlük belirli ve az miktarda özel üretilen kaliteli çikolatalar için kuyruğa girenler keyif insanlarıdır, ağızlarının tadını bile insanlardır. Parasını ambalaja vermek yerine hakiki çikolataya veren insanlardır.
Peki neden ambalaj yok sorusunun cevabı ise yine ekonomik durum. 1950’ler Türkiye’sinin alım gücü bugünler gibi zengin değil tabi. Haliyle ambalaj oldukça lüks bir durum. Şimdi neden ambalaj yok peki? Artık paramız da var ve ambalaj seven insanlarız da. En başta dedim ya biz nostalji seven milletiz, nerede eski Ramazanlar diye başlayıp Ramazanı bitirdiğimiz şu günler nostaljiye ne kadar aç olduğumuzun kanıtı değil mi?
Millet olarak tercihimiz Beyoğlu çikolatasının ambalajsız ve aluminyum folyoda olmasıdır. Gerçi şimdilerde bir kaç satış noktasında mesela (Tadında Anadolu) Beyoğlu Çikolatacısının ambalajlı ürünlerini görüyorum. Ambalajın bir albenisi var , akıllı düşünüp nostalji oluşturmuşlar. Ancak beni ikna edemediler. Ben yine de ilk hali olan, (evet daha nosljik:) olanı tervcih ediyorum.
Beyoğluna gidiyorum , uzun kuyruğa giriyorum fındıklı bitter çikolatamı alıyorum. İstiklalde amaçsız yürürken çikolatamı afiyetle yiyorum.
Yazımı daha fazla sosyolojik analiz yaparak sürdürmek istemiyorum, birazda çikolatadan bahsedeyim.
Çikolata kimine göre şimanlık vesilesi, kimine göre depresyon zamanında dil altı ilacı gibi cepte taşınan nesne bana göre ise mutluluk hormonu. Yani bir hormon bulduk adı çikolata deseler ilk inanan ben olurum bu çok net.
Vey efendim seratonin hormonuymuş yok arkadaş seratonin diye bir hormon yok varsa o hormonun adı çikolatadır.
Beyoğlu Çikolatacısı 60 yılı aşkın süredir el emeği ile hergün kesintisiz bizleri mutlu etmek için uğraşıyor. Beyoğlunun nostaljisi, büyüklerin gözlerini nemlendiren ve çocukluğuna götüren ve herzaman tükrük bezlerimi salgılatan bir işletme.
Kakaoyu biz üretmiyoruz ama dünyanın en kaliteli fındığını bizler üretiyoruz. Kaliteli kako yerli fındığımızla beraber üst düzey lezzeti beraberinde getiriyor.
Belçika çikolatası ile ünlü olsa da şehir değil işletme yada ustadır asıl olan. Şehrin bir şeyi ünlü olmamalı, şehrin içindekiler ünlü olmalı. Belçika’da farklı çikolata markalarından da yedim. Beyoğlu çikolatasındaki tadı bulamadım. İşin sırrı sır gibi saklanan 60 yıllık formülde gizli.
Maalesef diyorum bu butik işletmeyi şubeleştirme yoluna giriyor, satış noktalarında ambalajlarıyla satışa çıkartıldı. Korkum o ki bir güzide markamız da yok olup gitmesin, Çoğaltalım derken kaliteden ödün verilmesin.
Beyoğluna gidin, bir Beyoğlu çikolatacısı kuyruğuna girin ve kendinize bir kalıp fındıklı çikolata alın. Aluminyum folyoyu yırtıp içini açtığınızda fındıklı çikolata mı yoksa çikolatalı fındık mı aldım diye şaşırabilirsiniz. Şimdilerde fındığı granül haline getirip pazarlayan yakışıklı paketlerde satılan çakma çikolatalarla uyuşturulmuş damağınıza bir mola verdirin. Gerçek çikolatayla ve gerçek ustalıkla damağınızı tanıştırın. Benim önerim her daim fındıklı bitter ama diğer çeşitleir de var, sütlü, sade,badem ve fıstıklı çeşitleri de var.
Bu arada, yılların emeğini çalmaya kalkanlar elbetteki var, taklitlerinden sakının.
Beyoğlu çikolatacısı İstanbul’daki En İyi Çikolatacılar Listem‘de yer aldı.
Fiyatları marketten aldığınız çilkolataya göre pahalı gelebilir, ancak içindeki fındık miktarı ve kakaonun kalitesine değiyor. Çikolata parça büyüklüğüne fiyatları değişiyor.
Ortalam iki kişi 15TL’ye harika iki kalıp çikolata alıp İstiklal’de gezinebilirsiniz. Çikolatayı tok karna yemeyn karnınız açken çikolatayı iliklerinize kadar hissedin hem iştahınızı keser çok yemek yemenize engel olur. Akıllı davranılırsa çikolata aslında bir diyet ürünüdür sizi zayıflatır. Diyetisyenler duyasın ama denenenerk ispat edilmiş bir gerçek bu:)
Çikolata üzerine sonra belki kestane kebap yersiniz yada bir ıslak hamburger 🙂
Afiyet olsun
Adres: Katip Mustafa Çelebi Mahallesi, İstiklal Cad. No:69/Beyoğlu/İstanbul
Telefon: (0212) 249 53 64
|
 |
Vural Demir
5 yıl önce - Prş 09 Ağu 2018, 04:31
(+)
|
 |
ümit 806
5 yıl önce - Pzr 19 Ağu 2018, 14:35
Bir zamanlar Taksim oto yedek parçacılığının merkeziydi. Ben küçükken babamın çalıştığı dükkana bazen babamla giderdim. orada daktilo ile facit isimli mekanik hesap makinesi ile vakit geçirirdim. hattâ plakalarını not ettiğim İETT otobüsleri ekseriyetle anadolu yakasının otobüsleri iken sadece oraya gittiğim seferlere mahsus olarak taksim meydanında plaka not ederdim. istisnai avrupa yakası otobüs plakaları hep Taksim meydanında gördüğüm otobüslerdi.
İşte babamın çalıştığı dükkanın bulunuğu Şehit Muhtar Caddesi'nde, bu başlığın konusu olan bir işletme vardı. Babamın çalıştığı dükkanın karşı sol çarprazında. Babam buradan sadece adıyla bahsederken bile eski ve köklü bir müessese olduğunu hissettirir bir tarzda söylerdi: "Bizim dükkanın karşısında falan işletme var, oradan bakarım ben".
Ben de ismi ilginç ve bir çeşit İETT otobüsü modelini tarif eder gibi bende his uyandıran bu işletmenin hakikaten alanında İstanbul'un en eski işletmesi olduğunu bilmeden babamın bu ithafına hayret ederdim. Ne özelliği var ki buranın...
Seneler sonra bu hususiyetini öğrendiğim işletmenin ismi "İki Kapılı Eczane" idi.
Küçüklüğümde bende neden böyle isim koymuşlar merakı uyandırmıştı.
Bu ismin müesseseye verdiği bir hususiyet var mıydı ?
Meselâ başka bir yerde bulunamayan bir ilaç sadece iki kapılı olduğu için mi burada bulunabiliyordu ?
Neyse... Benim küçüklüğümden sıyrılıp internette konu ile ilgili yazılanlara bakalım:
İlk eczane
| Alıntı: |
İstanbul'da halen çalışmakta olan en eski eczane:
1757 yılında Bahçekapı semtinde açılmış olan "İki kapılı eczahane"dir. Bu eczanenin ilk defa kimin tarafından açıldığı kesin olarak bilinmemektedir.1891 yılında Eczacı Gorgi Tülbentçiyan'a geçmiştir. 1902 yılında ise Batis Gorgi Tülbentçiyan devralmıştır. Bu eczacı , eczanenin 1957 yılına kadar sahibi olmuş ve 1946 yılında Bahçekapıdan Talimhane semtine nakletmiştir. Bu eczacını vefatı üzerine oğlu Jorj Tülbentçi tarafından yönetilmeye başlanmıştır. İki kapılı eczane halen Taksim, Talimhane semtinde bulunmaktadır. |
http://eczaciyiz.net/eczacilikta-ilkler/
https://www.oguztopoglu.com/2013/09/iki-kapl-ecza ...an-32.html
Üstte Osmanlıca olarak "İki kapılı eczane" ("İki Kapulı Eczahane")
onun altında "1171 senesinde tesis edilmiştir" yazıyor.
|
 |
Patron
5 yıl önce - Pzr 19 Ağu 2018, 16:03
Bağdat Caddesinde eskiden şimdiki gibi boydan boya dükkan ve kafeler yoktu. Sadece apartmanlar vardı. 80'li yıllarda benim hatırladığım Bağdat Caddesinde bir Divan pastanesi vardı, bir de Kristal Büfe. Kristal Büfe artık kapandı herhalde. O zamanlar tek tabanca idi. Sonradan Mc Donalds Türkiye'ye girince krallığı sona erdi. Evet, gençler bilmez, bir zamanlar Türkiye'de Mc Donalds yoktu. İlk defa 1985 falan civarında Beyazıt'ta açılmıştı sanırım. (Üniversite gençliğine hitaben). Divan pastanesi hala yerinde duruyor, ancak müdavimleri genelde yaşlıdır, çünkü orası onların gençlik mekanı...
|
 |
sayfa 8 |
ANA SAYFA -> İSTANBUL - Haberler ve Sohbet
|