1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 10  |
 |
Eren Kurus
15 yıl önce - Sal 04 Arl 2007, 22:49
Sobalarin sefasini iki turde hatirlarim, birisi evdeki komur sobasinda yaptigimiz hamsi izgaradir, ustteki on kapagini acip tel izgarayi icine dogru uzatip kizartirdik, evde ne koku nede pislik olurdu ve yemeside bir baska guzelde. Oteki olayda askerde eksi 20 dereceden iceri gelip yemekhanededki sobanin basinda oturup botlarimizi kurutmakti. Aman yarabbi sanki cennete varmis gibi olurduk. Kardan islanmis botlardan cikan buharin gorunusu bile icimizi isitirdi.
|
 |
vahitsan
15 yıl önce - Prş 03 Oca 2008, 00:10
adilarslanoglu demişki.
| Alıntı: |
| Çok hızlı bir şekilde yanan odunun ısısını dışarı veren,ama içerisindeki odunun feri kaçınca aniden soguyan bir soba.Bizde tırtır denir |
Acaba Adil beyin bahsettiği tırtır bumu? Eğer buysa tırtır çok kullanışlı, adeta cankurtaran gibi bir sobadır, aynen söylendiği gibi yakar yakmaz ısınmaya başlarsınız. Biz henüz doğalgazla tanışma şansına sahibolamadığımızdan sobayla ısınanlardanız, evet arkadaşlar soba çok keyifli bir şeydir ama bu keyifli hal zorlukları olduğunu da kabul etmemizi engellemez. Yakması ve devamlı kontrolu zor olduğundan kalorifer gibi her odaya bir soba koyamazsınız bu yüzden zorluklarından biride kışın ev halkını tek tip bir yaşama zorlamasıdır, yani evin bazı fertleri gürültülü bir yaşam isterken, bazılarıda sükunet ister bu durumda evde kim baskın çıkarsa o davayı kazanır. Bazı aklı evvellerde benim gibi yapar, evinin bahçesinde kulubemsi bir yere bilgisayarını sobasını ve çaydanlığını atar, çayını sobanın üstüne koyar geçer bilgisayarın başına artık oranın baskın ferdi odur. Eh ne yapalım doğalgazsızlığın gözü kör olsun.
|
 |
Akın Kurtoğlu
15 yıl önce - Prş 03 Oca 2008, 06:03
1947 senesinden bir gazete haberi... Konu, sobaların yakılmasıyla ilgili. Okuyucu bu konuda bilgilendirilmeye çalışılıyor... (28 Ekim 1947, Akşam Gazetesi, S:10429, s.3)
Gazetenin gününe dikkat edin: 28 Ekim... Yani o meşhur, sobaların kurulma ve yakılma günü olan 29 Ekim'den 1 gün evvel... Herkes bu tarihi kabullenmiş...
| Alıntı: |
| Bizim evde âdetti, sobalar sonbaharda, tam; 29 Ekim’de kurulurdu... Çoğu İstanbullu için de bu tarih, soba kurma günü olarak kabul edilirdi eskiden... |
Akın KURTOĞLU
|
 |
ahmet061
15 yıl önce - Cum 04 Oca 2008, 00:41
ahhhhh ahhhhhh nerde o günler , sadece o sesi ile insanın içini ısıtan sobalar.
|
 |
erkanyure
15 yıl önce - Cum 04 Oca 2008, 01:06
Sobanın Zararları:
1)Arada bir tüter fakat eğer içinde çıralı odun varsa odaya mentol kokusu yayılır.
2)Boruları temizlemek ve takmak (en azından benim için öyleydi) tam bir işkencedir.
Sobanın Faydaları:
1)Üzerinde demlenen çayın kokusu ve tadı bir başkadır.
2)Keza pişirilen yemeklerinde öyle.
3)Üzerinde mısır patlatabilirsiniz.
4)Kestaneyi "kebap" haline dönüştürebilirsiniz.
5)Turkish oda parfümü olarak üzerine portakal, mandalina veya limon kabuğu koyar ferahlarsınız.
6)İçindeki kömürü mangala koyar, halis Türk Kahvesi yapabilirsiniz.
7)Çamaşırlarınızı kurutabilirsiniz.
8)Külünü, karın üstüne döker, yol açabilirsiniz.
Eski zaman, bir masaldı sanki!
|
 |
yılmaz büktel
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 02:44
Bakın şunun asaletine. temiz bir evde temiz bir soba. kuzine yada guzine de denilen fırınlı tipten. su güğümleri kaynıyor ama diğerleri yiyecek birşeyler mi ıslak bezler mi çıkaramadım. ama resme bakarak bile sobanın sıcaklığını hissediyorum.
|
 |
Akın Kurtoğlu
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 02:49
Sobanın üzerinde, en sağda görülen mermer de, bir aralar bizim anlattığımız o meşhur "tuğla" (ya da "kiremit" ). Gece yatarken, bir beze sardıktan sonra bacaklarının arasına alıp ısınmak için...
Akın KURTOĞLU
|
 |
Kerim AK
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 02:53
| Alıntı: |
| Herşeye rağmen o da mazideki yerini almış oldu.... |
Doğalgazda dışarıya bağımlılığımız devam ettiği (ki sürecek gibi görünüyor) sürece bence SOBAYA nostalji diye bakmak doğru olmayabilir,bi köşede saklamakta yarar var gibi geliyor bana.
|
 |
Akın Kurtoğlu
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 03:00
Artık çok geç... Evimizdeki iki güzel soba da seneler evvel moleküllerine ayrılmıştır bir yerlerde... Sadece acil durumlar (enerji kesintisi, savaş, doğal afet gibi hesapta olmayan meseleler) için bir kenarda beklettiğimiz bir adet katalitik sobamız mevcut. Tüpü de içinde dolu ve de hazır halde... Hanım üzerine örtü örtüp, ortasına da bir saksı çiçek oturtmuş. Uzaktan bakınca, yüksekçe bir sehpa gibi duruyor holün dibinde...
Akın KURTOĞLU
|
 |
Ayseni Toker
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 03:57
| Alıntı: |
Sobanın üzerinde, en sağda görülen mermer de, bir aralar bizim anlattığımız o meşhur "tuğla" (ya da "kiremit" ). Gece yatarken, bir beze sardıktan sonra bacaklarının arasına alıp ısınmak için...
Akın KURTOĞLU |
Hayat kurtarıcı yerine geçen, bu mermerler yerini su torbalarına bıraktı, ama ısıyı hiç aslı kadar muhafaza edemediler.
Yukarıda ki, soba üzerinde ki mermeri görünce aklıma babaannem geldi. Bir gün kıvrandım sabaha kadar sol yanım (böbrelerim) müthiş ağrıyor. Kıvranıyorum kelimenin tam anlamıyla, 9 yaşındayım. Doktora gitmek gerek, ama geciktiriyoruz ha geçti geçecek diye. Ertesi akşam babaannem geldi, ben yine kıvranıyorum babannem, ( te siz çok biliysınız, bak bi şeycığın kalmaz, üşutmuşsun sen) dedi. Taşı aldığı gibi gazete kağıdına sardı, yorganın altından ayaklarıma koydu. Babaanne çek onu falan derken, ayağım taşa değdikçe, ağrım hafifledi, baktım iyi geliyor. Sobalar ortadan kalkana kadar, hergece rahmetli bana taş ısıtıp getirmişti. Şimdi resmi görünce hatırladım, paylaşayım dedim.
|
 |
sayfa 10  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|