Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1

Kemalizmin en buyuk dusmani kimdir?
ABD 11.7%  11.7%  [9]
FETHULLAH GULEN 14.3%  14.3%  [11]
NECMETTIN ERBAKAN 1.3%  1.3%  [1]
DENIZ BAYKAL 28.6%  28.6%  [22]
AVRUPA BIRLIGI 7.8%  7.8%  [6]
HEPSI 36.4%  36.4%  [28]
Toplam Oy : 77

nacar76
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 12:57
Kemalizm Ve Amerika




Engin

16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 12:59



osmancık
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 13:02



nacar76
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 13:17
Ismet Pasa&Erbakan




görkem 07
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 14:17

Alıntı:
ama mesela seçenklere koyduğunuz Erbakan mı daha milli politikalar izlemişti, yoksa Kemalist geçinen İnönü mü bunu iyi tartmak gerek  

 Milli mücadele devrinde onca emeği geçen Atatürkün Tam 12 sene başbakanlığı ''emanet''ettiği.(hadi biz bişey bilmiyoruz Atatürkdemi birşey bilmiyo!) İkinci dünya savaşı gibi bir belayı ülkemize bulaştırmayan ismet paşa ile necmettin erbakanı''kıyaslamak''En hafif tabir ile ''yakın tarihimize zerre hakim olmamaktır''
 Erbakanın ''milli görüş ideolojisiindeki milli kelimesi dışında ''milli'' olan bir tarafı yoktur ...Kendisi Türklüğe inanmaz...Ulu önderin ''ne mutlu Türküm diyene''sözünü tartışmaya açacak kadar gayri milli bir adamdır...
 Kemalizme gelince Kemalizm,Atatürkçülükle aynı şeydir...Kavram karmaşasına girmenin gereği olmadığını düşünüyorum... İnsanların Kemalizme farklı payeler biçmesi  farklı birşey olduğu anlamına gelmez.Onların dedikleri şey ''kemalizmden çıkar başka bir şey olur''zaten...
  Bir insan Atatürk ilke ve devrimlerine,Cumhuriyetin kazanımlarına inanıyor ise Atatürkçüdür,Kemalistdir...Adını ne koyarsanız koyun.



hasan köse
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 18:56



umut88
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 18:59



Engin

16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 19:20

Alıntı:
İkinci dünya savaşı gibi bir belayı ülkemize bulaştırmayan ismet paşa ile necmettin erbakanı''kıyaslamak''En hafif tabir ile ''yakın tarihimize zerre hakim olmamaktır''

Çok özür dilerim, eleştriniz üzere tarihe bir göz attım ama tarih bunu kaydetmiş:

Alıntı:
Türkiye-ABD Antlaşması ve yediğimiz kazıklar

Türkiye 23 Şubat 1945 tarihinde ABD ile yaptığı anlaşmalada (11 Mart 1941 tarihli ödünç verme ve kiralama kanunu) tavizler vermeye başlamıştı ama asıl ödün, 27 Şubat 1946 tarihinde yapılan 10 milyon dolarlık antlaşmaydı. Antlaşmaya göre Türkiye, ABD’nin işine yaramayan savaş artığı malzemeleri satın alıyordu. 10 milyon dolar karşılığı alınan malzemelerin ya fabrikaları kapanmış, ya da üretimleri durmuştu. Böylece bu elde kalmış malzemeler için yüksek fiyattan yedek parça ithal etmek zorunda kalıyorduk. Bu malzemelerin büyük bir kısmını kullanmadığımız gibi, ithal ettiğimiz yedek parçalar için 4-5 kat döviz ödemiştik. Dost (!) ABD’nin bize attığı kazık böyleydi.


Alıntı:
Kıbrıs olayları, ABD ve Johnson Mektubu

1963 yılında Kıbrıs’da bir çok Türk öldürülmüş ve yaralanmıştı. 650 kişilik Türk Birliği de Lefkoşe’de koruma altına almıştı. Amerika Kıbrıs konusunda da bir müttefik gibi davranmamıştır. Amerika’nın göstermelik dostluk gösterisine kanmayan Türk Hükümeti 1964 yılında Kıbrıs’a askeri müdahalede bulunmak istedi. Kıbrıs’da Türk tarafına yapılan saldırılar da devam ediyordu. Müdahale için herşey hazırdı. Hatta tarih bile belirlenmişti. Ancak dost (!) ABD 5 Haziran 1964 tarihinde Türkiye’ye ültimatom gibi bir mektup gönderiyordu. ‘Johnson Mektubu’ İsmet İnönü hükümetinde şok etkisi yarattı. ABD bir kez daha dostluğunu (!) göstermiş Rum tarafını korumuştu. O dönemin Başbakanı İsmet İnönü her ne kadar da bu mektuba verdiği yanıtta “Yeni bir dünya kurulur, o dünya da da Türkiye yerini alır” demesine rağmen yediğimiz tokatla kalmıştık.


Alıntı:
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Truman Doktirini ve Marshall Planı çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri tarafından sağlanan dış yardımlar ve ardından da ülkemizin 1952 yılında NATO'ya üye olmasıyla başlayan süreçte, ihtiyaç fazlası savunma ekipmanının diğer müttefik ülkelerce hibe edilmesi savunma ürünlerinin yurtiçinde üretimini engellemiştir. Bunun sonucunda da, 1920'li ve 1930'lu yıllarda büyük fedakarlıklar pahasına elde edilen bazı imkan ve kabiliyetler zaman içerisinde neredeyse tamamıyla kaybedilmiştir.


Alıntı:
Ayrıca 1930'lu yıllarda İstanbul'da Nuri KİLLİGİL tesisleri de, dönemin silah üreten iki özel firmasından birisi olmuştur. Bu firma, tabanca, 81 mm havan ve mühimmatı, çeşitli tahrip kalıpları, patlayıcı ve yanıcı maddelerle, piroteknik maddelerin üretimini gerçekleştirmiş ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türk Silahlı Kuvvetleri tedarik desteği sağlamıştır. Ancak savaş sonrası dönemde, dış askeri yardımların etkisiyle bu fabrikalar üretimlerini sürdüremeyerek dağılmışlardır.


Alıntı:
Türk havacılık sanayi faaliyetleri, 1926 yılında Tayyare ve Motor Türk A.Ş. (TaMTAŞ)'nin kuruluşu ile başlamıştır. TaMTAŞ'ın Kayseri'de kurduğu tesisler 1928 yılında üretime geçmiş ve 1939 yılına kadar, 15 adet Alman Junkers A-20 uçağı, 15 adet ABD Hawk muharebe uçağı, 15 adet Gotha irtibat uçağı olmak üzere toplam 112 uçak üretilmiş, 1939 yılından sonra Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na ait uçakların bakımını yaparak uçak üretimini durdurmuştur.

1936 yılında Nuri DEMİRAĞ'ın İstanbul'da kurduğu uçak fabrikasında da, lisanslı Nu. 37 koduyla uçak üretimine başlanmıştır. Bu uçaktan 24 adet ve çok sayıda da planör üretilmiştir. Ancak, özel sektöre ait olan bu fabrika da 1943 yılında kapatılmıştır.

Havacılık sanayisindeki ilk büyük girişim, Türk Hava Kurumu'nun 1941 yılında Ankara'da kurduğu uçak fabrikası olmuştur. Bu uçak fabrikası, 1944 yılından itibaren üretime başlamış ve Miles Magister eğitim uçağından 80 adet, iki motorlu ambulans uçakları, THK-10 hafif nakliye uçağı, 60 adet iki kişilik Uğur eğitim uçağı ve çok sayıda çeşitli planörlerin üretimini gerçekleştirmiştir. 1945 yılında da yine, Ankara'da ilk uçak motoru fabrikası kurulmuş ve bu fabrika 1948 yılında üretime geçmiştir. Bunların dışında İkinci Dünya Savaşı yıllarında İngiltere'den satın alınan uçakların bakım ve onarımını yapmak için 1942-43 yıllarında Malatya'da uçak onarım atölyeleri kurulmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye'nin NATO İttifakı'na katılması ile başlayan ve kısa süre içinde artış gösteren askeri yardımlar, henüz kuruluş aşamasında bulunan savunma sanayinin gelişmesini durdurmuştur.


Doğu şivesi ile "Atatürk nireee İsmet Paşa nire!" diyorum.
Bugün Türkiye'nin tam bağamsız olamayışının, ekonomisi ve özellikle silah sanayisinin tamamen dışarı bağımlı oluşunun en büyük mimarı İsmet İnönü'dür. Eğer bu adam Kemalizm'in iyi bir temsilcisi ise karar verdim Kemalist dedirtmeyeceğim kendime..

Erbakan'a gelince; milli ekonomi politikası izlediğine dair döneminden rakamlar bulacak vaktim yok şuan, sadece dönemindeki tank modernizasyonunu İsrail'e ihale etmek yerine projelendirmesini bizzat kendi yapan İTÜ Makina Mühendisliği'ni derece ile bitirmiş biri olduğunu söylesem yeter şimdilik! Siyasete dini karıştırmasından dolayı Kemalist addedemezsiniz o ayrı, yukarıdaki karşılaştırmamda ekonomik tanımından yola çıktığımı belirtmiştim.

Ek not: iyi bir komutan olmak ve iyi bir devlet adamı olmak çok ama çok farklı şeylerdir, halen bunu anlayamadığımız için askeri yönetimde görüyoruz. İsmet Paşa elbette mükemmel bir komutandı.

http://www.turksolu.org/79/ebcim79.htm
http://www.sasad.org.tr/sub.asp?tnm=TARIHCE


u.gönül
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 19:29

Alıntı:
Ismet Inonu Turkiye'yi 2.Dunya Harbine sokmayarak en milli politikayi izlemistir.Istiklal Harbinde emperyalistlere karsi sayisiz zafere imza atmis bir devrim komutanini nasil oluyorda Erbakanla mukayese ediyorsunuz.


ismet inönünün milliyetçiliğine laf etmeyiz ama onun zamanında ekonominin berbat hale geldiğini atamızın yaptığı yatırımların durduğunu ve türk lirasından atatürkün resmini çıkartıp yerine kendi resmini koyduğunu biliyoruz.


umit1
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 19:30

Alıntı:
Ben oyumu Fethullah Gülen'den yana kullandım. Ama sonra pişman oldum. ABD için kullanmalıydım çünkü, ne de olsa Fethullahın arkasında ABD var.  


Yanılıyorsunuz, "ılımlı islam" diye bilinen proje  "Global Sermaye" ye ait bir projedir,2001 den evvel ABD nin kendiside "Global Sermaye" tarafindan kontrol edildiğinden Ilimli islam projesinin arkasinda ABD nin oldugu dusunulmektedir,bugün için bu külliyen yanlistir,çunki bugün ABD Global Sermayeyi tasviyeyi temel politikasi haline getirmistir.

Bakiniz Dışişleri bakanı Rice ABD icinde kendilerine "evangelistler" denen kesimin yonetimdeki temsilcisidir,ama manevi degerlere onem verilmesini savunan "evangelistler" dunya uzerinde manevi degerleri yozlastirmayi ve  "konsumerizm" i temel politasi yapan "global sermaye" yi hedef olarak almişlardir ,tabii onlara ve onlarin yonetimdeki temsilcilerine Turkiyenin evangelistleri diyebilecegimiz referansi islam olan kesimin neden dunyada manevi degerleri yozlastiran "Global Sermaye" ile aynı yatakta yattiğını izah etmek etmek zordur.

Bu arada Erbakanin  "Ilimli Islam" projesinin bir parçasi olmadigini,rahmetli Ozaldan bu bugune kadar Turkiyenin surekli olarak "Global Sermaye" tarafindan yonetildigini,Erbakan yönetiminin bu süreçteki tek kopukluk,yani yol kazası olduğunu,28 şubat sürecinde ABD ve Rusyada dahil olmak uzere butun bellibaşli ülkelerinde "Global Sermaye" tarafindan yönetilmekte olduklarıni bir kez daha belirtelimde bugün ile 28 Subat arasındaki farklar daha iyi anlaşılabilsin.



En son umit1 tarafından Prş 03 May 2007, 19:43 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET