Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
mustafa çoban
10 yıl önce - Çrş 16 Ağu 2006, 05:03
sokak çocukları...


SELE KAPILAN GÖZYAŞI

" Soğuktu,üşüyordu belki ama üşüdüğünü düşünmek istemiyordu. Yalnızdı. Sadece, günlerdir üzerinde yattığı kartonla arkadaş olmuştu. Sokak o kadar uzundu ki,yalnızlığını, bu sokaktaki ve o yağmurlu gecedeki tek kişi oluşundan anlayabiliyordu. İçinde bulunduğu duruma oturup ağlamak istese, gözyaşlarının bardaktan boşalırcasına yağan yağmur damlacıkları arasında kaybolmasından;derdini,acısını kimseye gösteremeden, sele kapılıp yol kenarlarındaki mazgallardan denize karışmasından korkuyordu.
" Elimden bir şey gelmez." diye düşündü; " Oturup bekleyeceğim günlerce,gecelerce. Biri gelip, beni belediyenin kimsesizler evine götürünceye dek." Artık acınası haline gülmeye başlamıştı. Ancak bu gülüş gerçekten bir gülüş müydü yoksa günlerdir yorulan sinirlerinin bir anlık boşalması mıydı?
Hafif bir rüzgar esti. Birkaç teneke,gazete kağıdı,az önce önünden geçen bir adamın yediği kestanenin kese kağıdı bu hafif rüzgarın etkisiyle sağa sola uçuştu. Dağılan bu kağıtların arasından,çöplüğün yanından bir minik kedi çıkıverdi. Kedinin haline üzüldü çünkü o da kendisi gibi yalnızdı. Uyuşan bacaklarını biraz zorlayarak kedinin yanına gitmeye çalıştı. Başardı. Böylesine başarılar bile onu mutlu eder olmuştu. Kedi, kendisine ulaşılmak için harcanan çabanın farkına varmış olacaktı ki, aynı çabayı kendisi de gösterdi. Kedinin ,yüzündeki iğrenç ve bir o kadar da kirli ifadeden korkup kaçacağını düşünen Esin, çok mutlu olmuştu; çünkü günler sonra ilk defa bir canlıya dokunacaktı. Esin kediyi kucağına aldı, bembeyaz ancak birkaç yerinde siyah benekler bulunan derisini yavaş yavaş okşadı. Daha sonra kedinin yumuşaklığı, uzun ve sokaklarda geçen günlerin etkisiyle hafif bir uykuya daldı. Aradan bir saat geçmişti ki
sokağın en başındaki,.hemen altında uyuduğu apartmandan çığlıklar duymaya başladı. Çığlıklardan anlaşılacağı gibi bu bir kadındı. Korktu. Sokaklara düşmeden önceki hayatında herkese yardım eden birisi olduğunu düşündü. Bu kadına da yardım etmek istedi ama beceremezdi. Mecburen başını buz gibi betona koyup tekrar uyumaya çalıştı üstelik saatlerdir yağan yağmur da durmuştu.
Yarım saat geçmesine karşın çığlıklar ,bağrışmalar durmamış;bir trenin karamsar düdüğü gibi arada sırada ancak tüm şiddetiyle Esin'i etkilemeye devam ediyordu. Bu çığlıklar devam ederken Esin yalnızlığın aslında kendisi için çok iyi olduğunu düşündü. Ya bir kocası olsaydı da onu şimdi dövseydi? Ya babası komşularından duyduğu dedikodular yüzünden onu evden atsaydı? Ya annesi, istemediği birisiyle evleniyor diye Esin'in yüzüne bile bakmasaydı?
Ya Esin'i,ailesi istemediği birisiyle evlendirseydi? Düşündü de bütün bu acıları çekmektense sokaklarda uyumak kendisi için gerçekten daha iyiydi.
Bunları düşünürken bir bebek gibi baş parmağı ağzında uykuya dalmış,bütün bu çığlıklar;haykırışlar;tıpkı onun gibi yanı başında uyuyan kedi;uçuşan kağıtlar;bardaktan boşalırcasına yağan yağmur onun için bir mazi olmuştu.
Sabah yol kenarında yüzü hafif tırmalanmış halde cesedini buldular. Biri gelip onu belediyenin kimsesizler evine götürmeyi çok isterdi ancak; bir hastanenin kimsesizler morguna götürmek zorunda kaldı." dedi ve sözünü bitirdi sokak çocuklarını korumak için konuşma yapan ve Esin gibi yüzlerce sokak çocuğunun dramını anlatmaya çalışan Mehmet Özdemir.
Mehmet Özdemir yıllardır içinde sakladığı acısını hafifletebilmek için bu işe girişmişti. Kendi çocuğunu bakkaldan bir ufak sakız çaldığı ve bu yüzden kahvede arkadaşlarına rezil olduğu için evden kovmuştu. Üç yıl geçmişti aradan ve bir umut hala,duvarlarındaki boyaların döküldüğü bir kahvede,okey masasında taş çalan arkadaşlarına kendisini rezil ettiği oğlunu aramaya devam ediyordu.
Oğlu kim bilir nerelerdeydi? Bir uzak şehre mi göç etmişti yoksa hâlâ birlikte gittikleri parkta mı uyuyordu? Yoksa Esin gibi bir soğuk morgda üniversite öğrencilerine kadavra mı olmuştu?
Suçluluğunun farkındaydı. Bu yüzden artık,kahveye gitmiyor hatta,mecbur kalmadıkça o arkadaşlarıyla konuşmuyordu. İki yıl önce ölen eşinin ve oğlunun hatıraları olmasa oturduğu evden de taşınırdı ya!
Kürsüden indi,önce oğlunu sonra Esin'i düşündü. Ağlamak istedi ancak gözyaşlarının aniden bastıran yağmura karıştıktan sonra,derdini anlatamadan, sele kapılıp da,denize dökülmesinden korktu.


arkadaşlar sözü kendi yazdığım bir öyküyle açtım.
sokak çocukları acaba nasıl kurtarılacak ?
neden ıslah evleri yeterince başarılı değil?
sokak çocuklarıyla ilgilenen herhangi bir sivil toplum kuruluşu var mı?
vs....


rabia-k
10 yıl önce - Çrş 16 Ağu 2006, 12:32

Bildiğim kadarı ile bu konuda hizmet veren pek çok birim mevcut.Bunlardan bazıları ise şunlar:
Türkiye Sokak Çocukları Vakfı
Umut Çocukları Vakfı
Sokak Çocukları Gönüllüleri Vakfı
Geleceğimizin Çocukları Vakfı
İstanbul Çocukları Vakfı

Bunlar benim duyduklarım.Eminim daha fazla sivil toplum kuruluşu vardır.Bunların yanında Valilikler,Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü,Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları işbirliği ile yürütülen çalışmalar mevcut.Ayrıca büyük şehirlerin Sanayi Odaları,Tema gibi çeşitli STK nın sokak çocukları konusunda çalışmalar yaptığını da biliyorum.


Koray Cerit
9 yıl önce - Pzr 29 Nis 2007, 22:16
Neden Sokak Çocuklarının Sayısı Artıyor ! ! !


Ülkemizin hızlı bir endüstrileşme sürecine girmesiyle birlikte oluşan sağlıksız kentleşme sonucunda toplum yapısındaki değişikliklere paralel olarak aile yapısı eskiye göre farklılaşma göstermiştir. Bu farklılaşmaya ayak uyduramayan ailelerde ise bir çok istenmeyen değişimler ortaya çıkmıştır. Bu değişimlerin ilki göç olgusudur. Ekonomik nedenler başta olmak üzere terör ve diğer nedenlerden yaşadığı yeri bırakan ailede aileye para getiren kişi evin babasıyken işsiz kalması sonucu daha kolay iş bulan evin annesi sonra da çocuğu çalışmaya başlamıştır. Başka şehire göç edilmesi sonucu hemşehri dayanışması olsa da geniş ailenin getirdiği birçok avantaj ortadan kalkmıştır. Bu durum en çok çocuğu etkilemiştir. Çünkü büyükbaba, büyükanne, teyze, amca otoritesinden kurtulan çocuk küçük yerden büyük yere gelince disiplinden de hemen kopmuş ve ilk olarak okula devam etmemeye başlamıştır.

Bu süreç içinde ekonomik yoksulluk ve köyden-kente göç sonucu oluşan kültürel çatışmayı da yaşayan aileler kent yaşamının dışına itilmektedir. Kırsal kesimde ailenin geleneksel olarak aldığı psikolojik, sosyal, ekonomik destek kentlerde toplumsal kurumlar tarafından sağlanamadığından, büyük ümitlerle kente göçen yığınların aile ilişkileri olumsuz etkilemekte ve çocukları başıboşluğa sürüklemektedir. Ayrıca boşanmalar, resmi nikah olmaksızın yapılan evlilikler, değişik eşlerden olan çocuklar, ebeveynlerden birinin evi terk etmesi gibi nedenler de çocukların sokak yaşamını seçmesine neden olabilmektedir.

Gecekondu ilk ismiydi şimdiyse varoşlar deniliyor ama genel anlamda tapusuz yeşil alanların ve tepelerin üzerine tuğlalar ve demir filizlerinin oturtulmasıyla kaçak olarak yapılandırılan bölgelerde yaşam kurmaya çalışan aile birimlerinden sokak çocuklarının özellikle sokakta çalışan çocukların çıktığını görüyoruz. Sorun yoğunlukla metropol illerde görülmektedir. Özellikle İstanbul gibi gecekondulaşmanın ciddi boyutlarda sorun olduğu ortamlarda ailelerin kontrolünden çıkan çocuk sayısı günden güne artmaktadır. Soruna kısa süre içinde sistemli bir müdahale yapılmaması durumunda ise bir süre sonra büyük bir olasılıkla suçluluk oranında bir patlama yaşanacak ve sorunun çözümü için daha büyük yatırımlar yapılması gerekecektir.

2828 sayılı Kanun kapsamına giren bu soruna hizmet götürmek Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun görevidir. Ancak bu sorun çeşitli sorunların bileşkesi olduğundan çok yönlü bir işbirliği ve koordinasyonu içeren rehabilitasyonu gerektirmektedir. Belirtildiği gibi bu sorunun gerçek nedeni köyden kente göç, onun sonucu oluşan çarpık kentleşme, bunların beraberinde getirdiği ekonomik yoksulluk, işsizlik ve eğitimsizlikten kaynaklanmaktadır. Sağlıksız aile ortamında yetişen çocuğun eğitimine önem verilmemekte, çocuğun aile bütçesine katkıda bulunması beklenmekte ve çocuk yaşına uygun olmayan ruhsal ve fiziksel sağlığını tehlikeye sokan işlerin yanı sıra bağımlılık kazanmasına neden olan işlerde (mobilya cilası, ayakkabı tamircisi...vb.) çalıştırılmaktadır.



Bu çocuklar para kazandığı için kendini yetişkin gibi hissetmektedir. Çoğu zaman ailenin denetiminden uzaklaşan çocuk eğitimini yarım bırakmakta, akran gruplarından soyutlandığı gibi yetişkinlerin dünyasına da girememektedir. İş ortamına da uyum sağlayamayarak işten ayrılmakta ve sokaktaki sınırsız, sorumsuz özgürlüğü seçerek sosyal yaşamdan tamamen kopmaktadır.
 



Zuhal CEVAHİR
9 yıl önce - Pts 30 Nis 2007, 00:19

Bu çocukların aile bağlarının niteliği, evden kaçmaya yönelten nedendir.Sokak çocuklarının sayısı gecekondolarla aynı hızda artmaktadır.Çünkü onlar yaşamaya çalıştıkları topluma yabancıdır.Pek çok çocuk aile geçimine destek vermeye zorlanmaktadır.İstismar eden ailelerden gelen çocukların çoğu kurtuluşu sokakta aramaktadır.Çocukların çoğu sokaktayken kötü muameleye,fiziksel ve cinsel istismara maruz kalmakla madde bağımlısı haline gelmektedir.
Kaynakları harekete geçirmek,bu çocukların eğitim ve öğretim gereksinimlerini karşılamak üzere hükümet kuruluşları ile birlikte çalışmalar  yapılmalı,Halkımızın duyarlı olması gerekir.


hakanyeğengil

9 yıl önce - Pts 30 Nis 2007, 00:44

Sokak çocuklarının toplumdan ''KAZINMASI'' lazımdır...
Zaman zaman tiner çekmiş veya baly çekmiş bi sokak çocuğunun ufak bir kız çocuğuna tecavüz ettğini, veya gasp yaptığını veya masum bir insanı trenden attığını veya öldürdüğünü veya başka pis işlere bulaştığını duyuyor, görüyor, ve gözlemliyorum...
şimdi bu belirttiğim sebeplerden ötürü bu çocukların toplumdan nasıl kazınacağı veya kazınması gerektiğine gelince: bu durum tümüyle  bu insanların hışmına uğramış insanların yaratıcılıkları ile ilgili bir durumdur... kazıma işini bnce mağdurlara bırakmalıyız


Akınyakup
9 yıl önce - Pts 30 Nis 2007, 14:19

Bu çocukların topluma kzandırılması gerekiyor.sivil toplum örgütleri nasılki siyasi olgularla hareket ediyorsa birazda,Sosyal toplumla ilgilenmeliler.Sözde değil özde sahip çıkmalılar,Basını toplayıpta topluma gösteri yapmak yerine bu çocukları varsa aileleri,yoksa iyi okullar,yurtlar sağlamalılar.
Bizi burdan Takip ediyorlarsa ÇYDD üyeleri yöneticileri,elinizi taşın altına koyun.Birazda bu çocuklara sahip çıkın.Çağdaş yaşamı ne kadar destskliyoırsunuz görelim.



Gözde

9 yıl önce - Pts 30 Nis 2007, 14:23

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=35951
Bu konuya başka bir bakış açısı olduğu için bu linki bu başlıkta paylaşmak istedim.
Burada yazılanlarda sokak çocuklarının sayısının artmasına başka bir etken


cihanist
9 yıl önce - Pts 30 Nis 2007, 14:33

Çünkü ülkemizde cahil, eğitimsiz  diye nitelendireceğimiz kesimi oluşturanlar bakabileceklerinden çok çocuk dünyaya getiriyorlar. Eğitimli, zengin kesim ise az çocuk yapmakta. ABD gibi ülkelerde en çok çocuk yapan aileler genelde zengin kesim oluyor. Nüfus planlaması demek az ya da çok çocuk yapmak değildir. Bakabilecek kadarını dünyaya getirmektir.

Hali vakti yerinde olanlar çok, olmayanlar ise bakabilecek kadar çocuk yapmalı.

Evlat edinme meselesine gelince. Bence bir çocuğu evlat edinerek,  topluma yararlı bir birey olmasını sağlayan biri en az çocuk yapmış kadar sevaba girer belki de daha fazla.


Erdem Çakmak
9 yıl önce - Pts 30 Nis 2007, 14:41

Doğudan batı'ya iş bulmak umuduyla 5-6 hatta 10-11 çocuğuyla göç eden yurdum insanı, Gecekonduların yoğunlaştığı bölgeye kendisi de bir gecekondu kondurur.. İş bulmak için gece gündüz dolaşmadığı yer kalmaz.. Sonuçta işsizdir.. Üstelik açtır.. Çocuklarını doyuramadığı gibi kendisi de açtır.. Sonuç olarak Çocukların yarısı trafik lambalarında, kavşaklarda.. Bazıları ise tamamen sokaklara bırakılmış.. .. ..

Atilla DÜNDAR
9 yıl önce - Pts 30 Nis 2007, 14:48

Sokaklarda toplumdan ve sosyal yaşamdan kopmuş, zor yaşam koşullarında kolay para kazanma amaçlı kişilerin elinde birer piyon haline dönüşmüş çocuklar, üzerlerindeki suç elbisesini ne yazık ki, sadece kendi istekleriyle giymemişlerdir. Çarpık aile yapıları, eğitimsizlik, yoksulluk ve gerekli toplum desteğini alamamış bu çocukların giderek çoğalmasını ve birer suç makinesine dönüşmesini engellemek biz vatandaşların çabalarıyla ne yazık ki, sınırlı bir çözüme ulaşabilir. Oysa ki, ülkemizde bir çok büyükşehir belediyesi bünyesinde kurulmuş olan ve oldukça da olumlu çalışmaların yapıldığı "Meslek Edindirme Kursları" mevcuttur. Kendi çabalarıyla düştükleri bu bataktan kurtulamayan bu çocukların, bu tip kuruluşlarca sokak bağımlılığından kurtarılarak, hem mesleki beceri edinmeleri sağlanabilir, hem de sürekli kafalarını meşgul eden olumsuz sokak uygulamaları biraz olsun zihinlerinden uzaklaştırılabilir. Bu meşguliyet sayesinde sokaklardaki suç işleme unsurlarından ve uyuşturucu tuzaklarından kurtulabilirler. Sosyal Hizmetler Kurumları ile işbirliği içerisinde yapılacak bu tür sahiplenmeler, hem bu çocukların sokaklara farklı gözle bakmaları sağlanabilir, hem de bizlerin sokaklarda daha güvenli yaşayabilme imkanımız artar.

Kimsesizlik ve sorumlu bir aileye sahip olamama bu çocukların suçu değildir. Onlara bu durumda yaşamayı değil, bu durumdan kurtaracak bir eli uzatmak insanlık, toplum ve devlet sorumluluğudur.



sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET