1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 27  |
| Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasını ister misiniz? |
| evet |
 
|
50.4% |
[121] |
| hayır |
 
|
49.6% |
[119] |
|
| Toplam Oy : 240 |
|
 |
Barış Özyurt
16 yıl önce - Çrş 02 May 2007, 17:24
Ülkemizi büyük ekonomik kayıba uğratan bu cumhurbaşkanlığı krizinin temelleri 1980 darbesinde Kenan Evren ve cuntası tarafından atılmıştır. Kenan Evren o darbeden sonra cumhurbaşkanı olduğu için bu makamı inanılmaz yetkilerle donatan bir anayasa hazırlatmış ve o anayasa 27 yıldır ülkemizin başına beladır.
Bir makam düşünün ki halk tarafından seçilmiyor ve Yargıtay Başkanı ve önemli üyelerini, Danıştay başkanı ve önemli üyelerini, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyelerini, YÖK başkanını, bütün üniversitelerin rektörlerini hiç kimseyle uzlaşma ve danışma zorunluluğu olmaksızın atama yetkisine sahip. Mesela cumhurbaşkanı rektör atarken en çok oy alanın kim olduğuna aldırış etmeden kendi istediği, ideolojisine uygun bulduğu rektörü atayabilir ve bundan dolayı kimseye hesap verme, yargılanma gibi bir sorunu da yoktur. Ahmet Necdet Sezer bunu defalarca örneklerle bize gösterdi.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu kadar kıyamet kopmasının, parlementer sistemin tıkanmasının sebebi bu çok geniş yetkiler ve cumhurbaşkanı seçilecek kişinin özgürce, kimseye hesap vermeden bu yetkileri kullanabilecek olmasıdır.
En büyük sorunsa bu çarpık anayasa ve onun yetkilendirdiği cumhurbaşkanları tarafından atanmış en kritik noktalardaki kemikleşmiş kadrolardan ötürü hiç bir hükümetin cumhurbaşkanının yetkilerini azaltacak anayasa değişikliğine gidememesidir. Bunu yapmaya çalışan hükümetler karşılarında bu değişiklikten hoşlanmayacak olan cumhurbaşkanı ve tümü onun tarafından atanmış olan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay vs. ile karşı karşıya kalacağını bildiği için buna cesaret edemiyorlar.
|
 |
Salih Kuş
16 yıl önce - Çrş 02 May 2007, 18:13
üstteki haber ile ilgili gerekli açıklamayı dün TRT1'de sayın Abdullah GÜL kendi ağızından yapmıştır.Guardian gazetesinde bu haber yer aldıktan ertesi günü haberin yalan olduğunu ve bu yazı ile ilgili guardian gazetesine bir itiraz yazısı gönderilmiş.ve gazetede bunu yine aynı şekilde yayınlamıştır.ama sayın muhalefet sadece kendi ile ilgili kısımları gördüğü için bunu görmemiştir.kulaktan dolma bilgiler ile halkı yanlış yönlendirenler utansın yapacak bir şey yok.
Saygılarımla
|
 |
Patron
16 yıl önce - Çrş 02 May 2007, 18:17
12 sene önce söylediği rivayet edilen bu cümle,
Cumhuriyet gazetesinde günlerdir manşet olarak verildiği için,
dün canlı yayında kendisinden bu konuda açıklama istedi gazeteciler.
Kendisi de The guardian gazetesine bu yazıyı tekzip ettirdiğini açıkladı :
| Alıntı: |
GÜL'ÜN, THE GUARDİAN'A SÖYLEDİĞİ İDDİA EDİLEN SÖZLER
Gazetecilerin, The Guardian Gazetesi'ne verdiği iddia edilen demeciyle ilgili bir gazetenin hakkında yürüttüğü kampanyayı hatırlatması üzerine Gül, 1995 yılında Türkiye gelen İngiliz gazeteci herkesi dolaşırken kendisiyle de Türkiye üzerine, Türk siyaseti üzerine görüştüğünü belirterek, "Gazeteci kendi izlenimlerini benim bir cümlem etrafında yayınladı. Bu The Guardian Gazetesi'nde 1995 yılında çıkınca ben bunu tekzip ettim. The Guardian Gazetesi de 'bununla ilgili Abdullah Gül'den böyle bir düzeltme
aldık' diye yazmış. Bunları dünkü Cumhuriyet Gazetesi'nde çok güzel şekilde özetlemişler. Benim bir makalem değil, benimle yapılmış bir röportaj değil. Bir buçuk sayfalık yazısında bana atfen bir şey söylüyor. Ben Türkiye siyasetiyle ilgili herkesle konuştum. Burada acı olan, söz konusu gazetenin manşetin altına, kırmızı zemin üzerine, tırnak içinde kendi ağzından kotasyon yaparak, üstelik gazetecinin de yazmadığı şekilde yayınlamasıdır. Cumhuriyet Gazetesi'nin, Türkiye'nin en önemli gazetelerinde biridir.
Böyle bir gazeteye yakıştırmam bunu'' şeklinde konuştu. |
bunun benzerlerini daha çok duyacağımıza emin olabilirsiniz.
|
 |
Cem Telgeren
16 yıl önce - Çrş 02 May 2007, 18:50
| Alıntı: |
Ülkemizi büyük ekonomik kayıba uğratan bu cumhurbaşkanlığı krizinin temelleri 1980 darbesinde Kenan Evren ve cuntası tarafından atılmıştır. Kenan Evren o darbeden sonra cumhurbaşkanı olduğu için bu makamı inanılmaz yetkilerle donatan bir anayasa hazırlatmış ve o anayasa 27 yıldır ülkemizin başına beladır.
|
Türkiye de yaşanan her türlü olumsuzluğu Kenan Evren'e ve 12 Eylül Harekatına yüklemek moda oldu.Ülkemizi ve milletimizi resmen bir iç savaştan ve bölünmeden kurtaran 12 Eylül Harekatıyla menfaati zedelenenler şimdi her türlü olumsuzluğun sorumluluğunu 12 Eylül'e yükleyerek adeta intikam alma peşindeler.Tabii 12 Eylül öncesi kargaşa ortamında her türlü herseyi yiyebiliyorlardı ve kimse de onlara hesap sormuyordu.Bu kargaşa ortamından nemalanan kesimlerin hortumu 12 Eylül Harekatıyla kesildi.Bir süre sinen ve askerden kaçacak delik arayan bu kesim günümüzde yine sesini yükseltmeye başladı.
| Alıntı: |
| Bir makam düşünün ki halk tarafından seçilmiyor |
Ne yani sanki Cumhurbaşkanlığı daha önce halk tarafından seçiliyordu da 12 Eylül Harekatıyla mı bu hak halkın elinden alındı.Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri yani 1923'den bu yana Kenan Paşa hariç tüm Cumhurbaşkanları TBMM tarafından seçilmiştir.Kenan Paşa ise 1983 yılı Anayasa Halk Oylaması sonucu Cumhurbaşkanı seçilmiştir.Yani beğenmediğiniz ve size göre ülkedeki tüm olumsuzlukların sorumlusu olan Kenan Paşa hani şimdilerde olması istenildiği gibi halk tarafından seçilen ilk ve tek Cumhurbaşkanımızdır.Diğer Cumhurbaşkanları ise TBMM tarafından seçilmiştir.Bunun da tartışma konusu yapılması gereksizdir.Çünkü TBMM üyeleri aydan gelmedi.Onlar Türk Milleti tarafından seçilerek oraya gönderildi.Demekki TBMM'nin seçtiği bir Cumhurbaşkanı dolaylı yönden halk tarafından seçilmiş oluyor.Çünkü O'nu seçenler Halk tarafından görevlendirilmiş ve meclise gönderilmiş halkın temsilcileri.
TBMM deki mevcut düzenin millet iradesini tam yansıtmadığı da belirtiliyor.Bunu durmadan dile getirenler eğer kendi partileri aynı oyu alıp aynı oranda TBMM'de temsil ediliyor olsalardı başka bir deyişle iktidarda onların partileri bulunsaydı sesleri hiç çıkmazdı.
| Alıntı: |
| Yargıtay Başkanı ve önemli üyelerini, Danıştay başkanı ve önemli üyelerini, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyelerini, YÖK başkanını, bütün üniversitelerin rektörlerini hiç kimseyle uzlaşma ve danışma zorunluluğu olmaksızın atama yetkisine sahip. Mesela cumhurbaşkanı rektör atarken en çok oy alanın kim olduğuna aldırış etmeden kendi istediği, ideolojisine uygun bulduğu rektörü atayabilir ve bundan dolayı kimseye hesap verme, yargılanma gibi bir sorunu da yoktur. |
Cumhurbaşkanlığının yukarıdaki yetkilerinden şikayet ediliyor.Bence de tam tersi hiçbir yetkisi bulunmayan kukla ya da tamamen sembolik bir Cumhurbaşkanlığı yerine yukarıdaki yetkilere sahip denetleyici pozisyonda adına yakışır şekilde aktif bir Cumhurbaşkanını her zaman tercih ederim.
Dikkat edilirse bu kadar laf salatası yaptım ancak başlıkla ilgili hiç yorum yapmadım.Bence Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olup olmaması o kadar da mühim değil.Türkiye Cumhuriyeti sonuçta yolunu yine bulacak ve her zaman olduğu gibi geleceğe doğru emin adımlarla yürümeye devam edecektir.Benim itirazım olayları hep kendi işine geldiği gibi yorumlayan insanlara.Abdullah Gül'ün geçmişi sorgulanıyor.Eğer aday Abdullah Gül değil kim olursa olsaydı yine bu geçmiş sorgulama gündeme getirilecekti.Aday gösteren iktidar partisiyle aynı görüşte olanlar adayın iyi yönlerini,zıt görüşte olanlar da adayın kötü yönlerini öne çıkartacak şekilde hareket edeceklerdi.O yüzden bu gibi yorumlar pek de inandırıcı olmuyor artık.
|
 |
Patron
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 01:08
Sitedeki oylama hemen hemen gazetelerdeki anket sonuçları ile aynı çıktı.
Katılanların yarısından çoğu Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyor.
Demek Abdullah Gül, başka partilere oy verenlerce de uygun bulundu.
(Veya ikinci şık olarak : önümüzdeki seçimlerde en çok oy alan parti rekoru kırılacak)
Ben inanıyorum ki birgün eğer Abdullah Gül'e muhalif bir aday çıkartılırsa,
Abdullah Gül'ün oyları daha da artacaktır.
|
 |
cihanist
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 01:41
| Burç demiş ki: |
Ben inanıyorum ki birgün eğer Abdullah Gül'e muhalif bir aday çıkartılırsa,
Abdullah Gül'ün oyları daha da artacaktır |
Karşısına çıkacak adaya bağlı. Türkiye'de hiç bir zaman siyasette beklenen ya da tahmin edilen şeyler gerçekleşmiyor. Halkımızın çoğu parti tutmaz, her an oyunun rengini değiştirebilir.
|
 |
benersoy
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 01:50
Halkımızın çoğu parti tutmaz, her an oyunun rengini değiştirebilir.
zannetmiyorum,bu saatten sonra oylarin rengi belli
oyum abdullah güle
|
 |
Hacegan
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 02:10
80 ihtilalinden sonra K.Evren tv.ye çıkıp Turgut Sunalp i destekleyin türünden laflar etmişti de halk gidip Özalı tek başına iktidara getirmişti. Toplum mühendislerinin aklında olsun da millete yön vermeye kalkmasınlar.
|
 |
Kazandibi
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 02:51
| Alıntı: |
Peki ya halk secince de olursa? Turkiyede laiklik te demokrasi de tehlikededir evet; anayasa mahkemesi 4.5 yildir humuket ne yaptiysa reddetti ulkeyi buyuk zarara ugratti, ortalikta su an bir anayasa falan yok anayasa dedigimiz sey anayasa mahmemesinin yorumlarindan ibarettir ve anayasa mahkemesi tum yorumlarini esitsizlik,ozellikle de din esitsizligi uzerine kurmustur. Iste laik sistemin coktugu an budur, zaten demokrasi hic olmamistir. Danistayin uyelerinin kim olduguna bakar misiniz, birisi Emin colasanin karisi digeri Emin colasanin karisinin eltisi vs, bu ulkede en buyuk kadrolasma yillarca kimin tarafindan yapildi biliyoruz bunlari unutmadik biz.
Kendilerinden baska birsey dusunmeyen bencillerin torpille onemli kose noktalarina gelmesinden biktik artik. |
Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en büyük kadrolaşmanın gerçekleştirildiği bir dönemde, asılsız iddialar ile Emin Çölaşan'a (veya Bekir Coşkun'a) sataşmak ne kadar gerçekçi acaba?
"Demokrasi bir tramvaydır, istediğimiz durağa (i.e. Şeriat) ulaşınca tramvaydan ineriz" demiş bir parti başkanının "Başbakan", ondan bile daha tutucu birinin "TBMM Başkanı", ve "yobazların nispeten en iyisi" (ak karpuzların allığı en bol olanı) sayılabilecek bir başka şeriatçı kişinin ise çok yakında "Cumhurbaşkanı" olacağı bir ülkede (ki her üçü de "Şeriatçılık" suçundan kapatılan Refah Partisi'ne mensuptular) "kadrolaşma" konusunda eleştirilecek insanlar, Emin Çölaşan veya Bekir Coşkun gibi "gerçeği söylemekten korkmayan, kelle koltukta dolaşan" yazarlar değildir.
"Saflık", "aptallık" ve "cehalet" her ne kadar farklı şeyler olsalar da, pek çok noktada kesişiyorlar.
Örneğin, eğer bu milletin büyük çoğunluğu, Başbakan'ın özel hesabındaki 4 milyon doların "oğlunun sünnet düğününde gelen altınlar" olduğuna gerçekten inanabilecek kadar rahmetli Aziz Nesin'i haklı çıkarıyorsa, zaten hak ettiği yönetici kadrosu da budur.
Türkiye kesinlikle Abdullah Gül'ü hak ediyor.
Tıpkı Tayyip Erdoğan ve Bülent Arınç'ı hak ettiği gibi.
( Bana bakmayın, ben zaten Türkiye'de değilim
Gavuristan'ın maaşlı öğretim görevlisi olarak "hariçten gazel okuyorum"
"Azınlıkta kalmış olan medeni vatandaşlarımı kurtarmak" için yapabileceğim hiç birşey yok
Belki 22 Temmuz'da konsolosluktan oy veririm, ancak vereceğim oyun bile pek bir etkisi olacağını sanmıyorum )
|
 |
eyupmus
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 09:28
Bazıları bu meclis cumhurbaşkanını seçemez diyor e o zaman halk secsin olmaz padişahlık sistemi gelirmiş halkına güvenmeyen halkından bu kadar kopuk siyasileri geçmişte olduğu gibi sandığa gömmesini bilir bu millet.
|
 |
sayfa 27  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|