1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
 |
Rifat Behar
16 yıl önce - Prş 14 Hzr 2007, 20:22
Şu anda Büyükada'da faal olan yazlık - açık hava sinemasının hikayesi.
Lale Sineması ve Hakan Sineması (1952-1980; 1991-):
Lale Sineması Çınar Caddesi, 72 adresinde şimdiki sinemanın bulunduğu binanın yerinde bulunan arsa üzerinde açılmış bir yazlık açıkhava sinemasıydı. Sinema, Ali Atıcı ve Mösyö Karidaki isimli bir Rum tarafından işletiliyordu. Bir süre sonra Ismail Dilmaç, Karidaki’nin hissesini aldı. Daha sonra arsayı da satın aldı. Ali Atıcı’nın da ortaklıkan ayrılmasıyla hem mülkün hem de sinemanın tek sahibi oldu. 1963 yılında, arsa üzerine yapılan apartmanın alt katı Çınar adıyla kapalı, üst katta bulunan balkonlu teras katı ise Lale adıyla yazlık sinema olarak açıldı. Lale Sineması’nın 600, kışlık Çınar Sineması’nın ise 450 kişilik koltuk kapasitesi vardı. Her iki sinema da uzun yıllar Adalılara hizmet verdiler. Ama ne olursa olsun tüm sinemasever Adalılara hoþça vakit geçirtti. Çınar Sineması’nda bir ara boks maçları da yapıldı. Çınar Sineması 1977’de, Lale Sineması da 1978 yılında kapandı. Çınar Sinemasının salonu pasaja çevrildi. Lale Sineması’nın bulunduğu teras ise boş kaldı.
Lale Sineması ilk yıllarında yabancı filmlere ağırlık veriyordu. Sonraki yıllarda yerli filmlere dönüldü. Kapandığından sadece yerli film gösterimi yapılıyordu.
Sinemaların tekrar rağbet görmeye başlamasıyla Lale Sineması 1991 yılında tekrar açıldı. Eski günlerinden çok şey kaybetse de Adalılara Sinemanın doyumsuz zevkini tattırmaya devam ediyor. Halen Büyükada'daki tek yazlık sinemadır.
|
 |
vahitsan
16 yıl önce - Prş 21 Hzr 2007, 05:38
İçimden şu anda uyumayıp bilgisayarının başındakilere merhaba, uyuyanlara da uyandıklarında günaydın demek geldi ve dedim. Tesadüfende olsa bir kaç mesajımı okuyan arkasdaşlar artık benim çocukluğumun köylerde geçtiğini anlamıştır.Kıymetli arkadaşımız Akın beyin başlatıp çok değerli arkadaşların buraya kadar devam ettirdiği bu başlığa becerebildiğim kadar bende minik bir katkıda bulunmak istedim.
Söylediğim gibi çocukluğum köylerde geçti, eğer büyüyebildiysem şu anda büyüklüğümde köyümsü bir yerde geçiyor ve hiç bir zaman bu hayattan kopmak istemiyorum çünki bu benim için bir tutku, bir yaşam tarzı .Durum böyle oluncada tabii ben size köylerdeki sinema hayatından bahsetmeye çalışacağım hem böylece belki değişik bir renk katmış olabilirm.Köy sinemaları iki çeşittir, yerleşik sinema bahçesi ve elektriği olan kasabamsı köy sinemaları ve sinema bahçeleri ve elektriği olmayan köylerdeki sinemalar.
İlk olarak yerleşik sinemalara göz atalım, yaşadığım köy küçük olmasına rağmen iki sinema bahçesi Şeref amcamızın kendi bahçesinde ve kendi adını taşıyan şeref sineması ve bir kaç arkadaşın birlikte çalıştırdıkları birlik sineması. Köy küçük olduğundan aralarında anlaşır bir gece biri bir gece diğeri çalışırdı ama araları bozulduğunda her ikiside çalışmaya başlardı.Şeref sineması sonradan el değiştirdiği için adı cumhuriyet sineması oldu, bu ismide sinema sahibinin o zaman cumhuriyet gazetesinden çıkma, kapılarında cumhuriyet yazan ellili yıllara ait fort arabadan geliyordu.Bu sinemaların oturma yerleri öyle sandalye falan değil bildiğimiz kalaslar kullanılarak bank haline getririlmiş oturma yerleri olup bazılarının arkası dahi yoktu.En az kırk sene öncesinden bahsediyorum o zamanlar bırakın anadolu köylerini İstanbul'un dahi bir çok köyünde elektrik yoktu ama biz bu yönden şanslıydık.Bizim sinemamızda öyle makinistin odası falan yoktu, perdesi dahil herşey portatifti çünki zaman zaman sineması olmayan köylerede hizmet vermek gibi ulvi bir görevleride vardı.Perde kelimenin tam manasıyla beyaz perde idi öyle beyaz boyalı bir duvar değil kalınca beyaz bir kumaştan yapılmış olup ağaçtan yapılmış devasa bir çerçeveye gerdirilerek monte edilirdi.
O akşamki gösterinin heyecanı daha gündüzden afiş gezdirmeyle başlar, bizde afişler kamyonetle falan gezmez afişin büyüklüğünde bir pano hazırlanır bu panonun her iki yanınada rahatça tutup taşıyabilmek için tutamaklar yapılırdı, bu işle görevli birkaç çocuk afişi bu panoya yapıştırır ve sokak sokak gezdirmeye başlar gezdirirkende << alo alo , dikkat dikkat bu akşam şeref sinemasında saat yirmibirde seyredeceğiniz filmin adı xxxxxx oynayanlar xxxxxx xxxxx >> diyerek filmi, hangi sinemada saat kaçta oynayacağını belirtir.Gösteriye bir saatten az kaldığında pikap çalıştırılmaya başlar ve zamanın en gözde şarkılarının plakları dönmeye başlar ve tüm köyün duyabileceği gençleri mest eden yaşlıları biraz kızdıran bir müzik ziyafeti başlar.Sıra içeriye girmeye geldiği zaman bir kişi, hala ne işe yaradığını anlamadığım daha sonra adına börekçi fişi dendiğini öğrendiğim biletler keserlerdi,ne işe yarıyor dememin sebebi daha yerlerimize oturmadan herkesin bunları yırtıp atması ve hiç bir şekilde kontrol edilmemesidir.Girenler yerlerine oturur ve bundan sonrası yukarıdaki mesajlarda anlatılanlarla büyük benzerlik gösterir yalnız bizim keskin gazoz, soğuk gazoz diye bağıran gazozcularımızın gazozu markasız belediye veya köy gazozu denen cinstendir ve bir kova içine konarak sinema bahçesindeki kuyuya salınmak suretiyle soğutulduğu için ancak o kuyunun suyu kadar soğuktur kuruyemişlerimizde bardak hesabı kağıttan külahlarda sunulurdu.Evet kuruyemiş ve gazoz işinide hallettikten sonra filim dönmeye başlar o yazılar sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelir ama biter filmin içeriğine göre bir müddet sonra esasoğlan kızı kötü adamların pençesinden kurtardığı için müthiş bir alkış alabildiği gibi, kötü adam çok zalim çıkarsa izleyenlerin yarısı ağlamaya başlar yarısı diyorum çünki diğer yarısıda bu ağlayanlara gülmekle meşguldür işte böyle bir curcunadır köy sinemaları, sonunda film biter herkes dağılır ama uyuyup kalan bir kaç kişiyi uyandırıp evine yollamakta sinemacının görevlerinden biridir.
Birde sineması ve elektriği olmayan köylerden bahsetmiştim ya, onlarda heyecan daha farklıdır zira onlara ayda bir veya iki kere dışarıdan seyyar sinema gelir, herkes oturacağı sandalye veya minderini evinden getirir.Bu köylerde genelde elektrikte olmadığından bu iş için jeneratör kullanılır ama ne kadar uzağa koysanızda helede eski jeneratörler daha çok gürültü yaptıklarından bunların işizordu.
Aslında güzel ama zor günlerdi .
|
 |
R.Mantarci
16 yıl önce - Çrş 27 Hzr 2007, 16:16
Caddebostan'da Budak, Kalamış'taki Kalamış sineması bir de Kadıköy'deki Yoğurtçu Park sineması en sık gittiklerimizdendi. Budak ve Yoğurtçu Park 80lere kadar varlığını sürdürdü.
|
 |
M.Ali Sade
16 yıl önce - Çrş 27 Hzr 2007, 20:47
1960 ların ortalarında Aksaray'da Valide Sultan Camii arkasında küçük bir yazlık sinema vardı.Çok güzel Türk filmleri oynatırdı.Adını hatırlayabilen varmı acaba?
|
 |
yılmaz büktel
16 yıl önce - Prş 28 Hzr 2007, 00:20
aksaray ile devam edersek yenikapıya doğru, sağ tarafta sanırım istasyonun yanında olan bir yazlık sinema vardı, istanbula geldiğim ilk yıl olan 1975 yılında, pertevniyal lisesinden arkadaşlarla burada, grup halinde filmler seyrettiğimi anımsıyorum ama sinemanın adı aklımda kalmamış. sonra oralara odun -kömür satıcıları yerleşti diye hatırlıyorum.
|
 |
OzanEmre
16 yıl önce - Prş 28 Hzr 2007, 14:05
Bahçelievler de 1990'lı yılların başlarına kadar 2 adet yazlık sinema vardı.
Birisi şuanda Basın Sitesi Tansaş'ın bulunduğu binanın yerinde diğeri de Ünverdi Kavşağın da bulunan Ünverdi İş Merkezinin bulunduğu yerdeydi. Fakat bende 1982 doğumlu olduğumdan bu yazlık sinemaları ya mekruk halde yada içinde tüpçü ve oduncu varken gördüm. Mesela Basın Sitesindeki yazlık sinemanın içinde de böyle tüpçü ve oduncu vardı. Ama Ünverdi Yazlık Sinemasının 1990'larda içi nasıldı onu hatırlamıyorum. Sadece Ünverdi Yazlık Sinemasının olduğunu hatırlıyorum.
Tabiki malumunuz 1990'lı yılların başlarında bu sinemalar yıkılarak yerine binalar inşa edildi.
|
 |
SINANSIN
16 yıl önce - Çrş 04 Tem 2007, 22:38
Selamlar, AYSU sinemasi olabilir.
|
 |
bülent yurtsever
16 yıl önce - Prş 05 Tem 2007, 20:40
Yeşilköy deki Yazlık Sinemamız REKS
Yeşilköy deki Yazlık Sinemamız REKS
Yeşilköyde herkesin unutamadığı acı tatlı anıları olan Yeşilköy gençliğinin Buluşma noktası olan bir Yazlık Sinemaydı REKS
UNUTULMAYANLAR
5dak.arada (20 dakika) ekolu mikrofondan Manol'un sesinden, Bakırköy ve kısmen Yeşilköy esnafının Audio reklamları! ( Johnny Guitar MELODİSİ EŞLİĞİNDE)
************************************
Reks'te film bitimi anonsu:
-Bisikletli olanlarin arka kapidan cikmalari rica olunur
Yesilköy'le, eski ama eskimeyen arkadaslarimla tabii Reks sinemasi ile birlikte en cok özledigim de kırmızı bisikletim...Ne yazik ki, simdi Yesilkoy'de yasayan genclerin, arka kapisindan bisikletleri ile çıkabilecekleri bir yazlik sinemalari yok...Olsa da Reks olur mu? Çok zor.Ama yine de tüm kalbimle, onlarin da bir kirmizi bisikletleri ve unutulmaz dostluklar yasayacaklari bir yazlik sinemalari olmasini diliyorum
HATIRLAYANLAR BILIR BEYAZ PERDENIN IKI YANI VARDI BIR TARAFTA TUVALETLER DİĞER TARAFTA BUFE VE BISIKLETLER BU IKI YANA UST UST BIRAKILIR BITIMDE BUYUK SURGULU DEMIR KAPI ACILIR VE CIKILIRDI. BAZEN O KAPIDAN EGER ACIKSA BELESCILER ICERI SIZARDI. TABI BAZENDE
KONSER ZAMANI EKIPMANLAR BURDAN SOKULURDU. MAVI ISIKLAR, BEYAZ KELEBEKLE, TIMUR SELÇUK VE CEM KARACA KONSERLERINI UNUTMAM MUMKUN DEGIL..... 20.45 TE BASLAYACAK KONSERE YEMEKLI GIDERDIK . HELE CARDAKLI LOCALARIN ONÜNDEKI TAHTA SANDALYELER UZUN TAHTALARLA BIRBIRINE CAKILIR UZUN SIRALAR YAPILIRDI BIRDE KIRMIZI MAVI RENKLERI
VARDI .. EVET BELKI SIMDI BIRAZ BILMIYENLERE GARIPTE GELIYOR OLABİLİR AMA GUZELDI O SENELER....
************************************
|
 |
Eren Kurus
16 yıl önce - Cum 20 Tem 2007, 20:02
Besiktastaki Kamburun bahcesi ve Suat park bahce sinemalari en buyuk eglence yerleriydi benim cocuklugumda. Filim gosterilmeden once sarkiciar, turkuculer gelip konser verirdi. Daha cok yeni parlamakta olan veya unlu olmaya calisan guruplar, sarkiciar cikarlarsdi sahneye. Beyaz Kelebekler, Genc osman bunlarin arasinda hatirladiklarimdan. Iki filim gosterilir, filimler arasind mola verilir, gazozlar dondurmalar, findik fistik ozellikle ay cicegi satilirdi. Yatsi ezani okunurken sinema durdurulur ezan bitince tekrardan film baslardi. Bayagi eglenceli aile piknigi gibiydi. Kalabalik aile guruplari olarak giderdik. Evde sandvicler iceceklae hazilar, gidip bahce sinemasinda yerdik.
Hey gidi cocukluk gunleri.
|
 |
Fatih Ozbatur
15 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 01:02
Makinist Seref abi, makine 1964 ISKRA... Yugoslav mali...
Su sogutmali. Ark odasindan gecen su borulari arklarin hararetini almak icin zig-zaglar ciziyor.
Objektifin onunde oynar uc mercek var. Bunlar sinemaskop olan filimlerde yerine oturtuluyor.
Yil 1965 ya da 1967... Yer Bogazici Kanlica...
Neler yasmadik o sinemada...
Ilk askimizla yapilan kacamak bulusmalar, aya ilk adimin atildigi gece filmin durdurulup anons yapilmasi, sabaha dek suren sunnet dugunleri. Cem Karaca, Edip Akbayram'in ilk yilllari, Beyaz Kelebekler, Nesrin Sipahi, Behiye Aksoy, Ahmet Sezgin... Ayhan Isik'in ilk sahneye cikisi...
Evet, biz kanlicalilar yazlik sinema konusunda en sansli Istanbul sakinleriydik. Her semtten yuzlerce kisi aksam saatlerinde iskele meydani ve cay bahcelerini doldurur, sinema saatinin gelmesini sabirsizlikla beklerdi.
Sinema sayesinde her yaz gecemiz bir senlik havasina burunurdu.
O zamanlar bogaz sulari yuzmeye elverisli oldugundan Antalya, Bodrum gibi yazliga gitme projeleri yapilmaz, aksine Istanbul merkezinde yasayanlat Kanlica'ya yazliga gelirdi.
Katmandu (Saadet Yollari), Namus Ugruna (Franco Nero-Nathalie Wood), tum Doris Day-Rock Hudson filmleri, Jane Fonda'nin Klute'u, Gece Yarisi Kovboyu, Dustin Hofman'n Kucuk Dev Adam'i (The Little Big Man), Budha, Gerenimo, Dunyanin Ucundaki Fener, Love Story, Kleopatra, Spartakus, Jerry Levis, Peter Sellers komedileri, Alkadras Kuscusu, Paul Newman, Steve Mc Queen, Anthony Quinn daha niceleri...
Ayrica tiyatro, Zeki-Metin, Nejat Uygur, Nisa Serezli-Tolga Askiner, Lale Oraloglu-Alev Oraloglu, Ayfer Feray, Muammer-Toto Karaca ve digerleri...
Sanirim kultur ve sanat olaylariyla bu denli icli disli olusumuzu hep o yazlik sinemamiza borcluyduk. Bize bir muzeleri gezmek kalirdi.
Hele bilet almak icin kuyruga girip orada gecirdigimiz saatler, gunumuzde sokaklarda goremedigimiz mini etek ve sortlu kiz arkadaslarimiz endisesiz, korkusuz dolasir rahtsiz edilmezlerdi.
Yazlik sinemalar, o devrin kultur ocaklariydi.
Sevgilerimle.
Fatih Ozbatur
Klavyemin turkce yabanciligindan kaynaklanan noktalamalara anlayis gosterdiginiz icin saolun.
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> İSTANBUL - Haberler ve Sohbet
|