Ana Sayfa  



hurşit saral




Sal 17 Nis 2007, 15:03   Köy Enstitülerinin Kapanış Serüveni

Merhaba sevgili dostlar.

Bugün Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü. Konuya duyarlı arkadaşlarımız duygularını dile getirecektir elbette.

Ama benimkisi başka. Ben kapanış sürecini anlatmak istiyorum.

Açılmadaki erek ve güzellikler belli de, kapatılmasındaki günah kim(ler)in? Nedense hep üstü örtülerek, hızla geçilir bu süreçten. Ya da doğrudan DP yönetimine yüklenir bütün suç.

Kapatılmasındaki anlayışın, bize,  bugünlerin siyasal anlayış ve sonuçlarında ne denli etki ettiğini sorgulamak gerek kanısındayım.

Aslında kapatılanların, Enstitüler değil; aydınlık yarınlarımız olduğunun ayırdına ne yazık ki geç varıldı.


Köy Enstitülerinin Kapanışı

II. Dünya Savaşı’nın sona ermesi, pek çok ülke gibi ülkemizin de siyasal yaşamında köklü değişikliklere neden olur.
 
Çokpartili döneme geçilir.

Ülke siyasal yaşamının en köklü yapısal değişikliklerine gidilir. Yabancı anamal ile / sermaye ile doğrudan işbirliğine gidilir.

İlk kez USA ile ikili ilişkilere girilir. İkili anlaşmalar yapılır. Bu oluşumdaki en önemli etken; Sovyet önderlerinin Kars-Ardahan ve Boğazlar üzerindeki erekleri gösterilir. [Bu istemler, İsmet Paşa için bir tür korku cinneti olarak algılanır ve yüzünü USA’ya çevirir. Daha öncesinde de Sovyet Planlamacıları yurdumuzdan gönderilmiştir.]

[Sovyet istemlerinin doğruluğu, bugün, hala bir giz perdesidir. Kimi araştırmacılar Sovyet belgelerinde, doğrudan böyle bir kaynaktan söz etmezken; bazı araştırmacılar da, bunu bir USA bilgi kirletmesi olduğu savını öne sürer.]

Hasan Ali Yücel 46 seçimlerinde kadro dışıdır. Tonguç ve ekibi de görevden uzaklaştırılır. Bu gelişmelerin doğal sonucu, “Komonist Kalesi”ne adı çıkarılan Köy Enstitüleri, yıpranır. Doğrusu bu devinimin öncülüğünü de yeni bakanlık kadrosu başlatır.

Bu süreç sonrasında Enstitülerin iş ve eğitim anlayışında değişiklikler oluşagelir. Asal ereğinden saptırılır. Bu değişiklikler,1947 sonrası ardışık olarakbirbirini izler. Öğretmenler, ellerinde bulunan tüm araç ve gereçleri geri vermeye zorlanır. Tarımsal hammadde, araç ve gereçlerin okullara verilmesinde bilinçli olarak savsaklamalar başlar. Öğretmenin kişisel kullanımına ayrılan toprak elinden alınır.  Sözün kısası, öğretmenler, uygulamalı eğitim yapamazlar. Son çözümlemede öğretmenler, yerleşik üretici iken, yeni değişiklikler sonucu, tümüyle devletin ücretli çalışanları olur. Enstitüler, yöneticilerin buyruklarını yerine getirmekten öteye gidemeyen ”örnek bahçıvanlar” durumuna indirgenir. Böylece, ezberci eğitim anlayışı, tüm öğretim kurumlarında dizgeli bir biçimde yaygınlaşmaya başlar.

Kapatılma gerekçelerinde biri de köylüye parasal ve içrek anlamda çok yüklenildiğinin düşünülmesi.  Sürekli okul yapımında çalışmaktan ötürü yakarışların gelmesi. Kentlerde okuyan çocukların her şeyini devletin yaptığı ama köylüden çok fazla destek ve yardım beklenildiği görüşü egemen olmaya başlar. Doğrusu, Enstitülerin uygulamalı olması, devlete parasal yönden de yük bindirdiği söylemine neden olmaktadır. Köylü, öğretmene toprak vermek zorunda.  Bunu sağlamak umarı içinde, aralarında sorunlar başlar.  Toprak vermek istemezler.

Ama asıl neden gizlidir:
Yurdun her yerinde öğretmen gereksinimi var iken;  genel ekin / kültür ve bilgiyle donanımlı öğretmen okulunun, ülke koşullarına göre çok lükse kaçtığı düşünülmekteydi. [aslında, bu donanıma sahip insanların ülke siyasasında çok söz sahibi olması ürkütür. Yönetimi.]


Bu gelişmelere koşut, Enstitülere karşı olumsuz tavır sergileyen yeni Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer öncülüğünde, Enstitü asal ilkeleri aşamalı olarak ortadan kaldırılır, “benzer başka  okullar olduğu gerekçesiyle” 1947 yılında Yüksek Köy Enstitüsü kapatılır. 1947 Programı ile bir önceki 1943 Köy Enstitüsü Öğretim Programı  değiştirilerek, üretim ve iş ilkesi zedelenir, öğrenci  yönetiminden dışlanır, Bağımsız okuma saatleri kaldırılır ve birçok kitap yasaklanarak toplatılır. Tüm bu oluşumların arkasında, uygulayım / teknik danışman olarak 1935’de başlayan ve Tonguç karşıtı tutum sergileyen Dr. Halil Fikret Kanad var.  Klasik eğitbilim öğretiminin Köy Enstitülerine geri dönmesinde Kanad’ın payı büyük.

Kapatılma süreci, Demokrat Parti’nin işbaşına gelmesiyle hız kazanır. Bakan Tevfik İleri’nin ilk işi, Enstitüleri, Kız ve Erkek Köy Enstitüleri olarak ayırma olur, Kızılçullu, Beşikdüzü kapatılır. 51’de birçok USA’lı  uzman çağrılarak Enstitüleri yıkmaya taban oluşturacak raporlar hazırlanır.

47 Programıyla başlayan ve 51 yılında ivme kazanan köklü program değişikliği süreci, Enstitüleri klasik öğretmen okullarına dönüştürür. 54’de DP Hükümeti tarafından Köy Enstitülerine son darbe indirilir. 54 / 6234 Sayılı Yasayla Köy Enstitüleri ile Öğretmen Okulları birleştirilir, Köy Enstitülerinin adı İlköğretmen Okulu olur. Böylece, köye yönelik eğitim ve öğretim kurumlarının varlığına son verilir.

Enstitülerin yerlerinde açılan İlköğretmen Okulları da 74’de Öğretmen Liselerine dönüştürülerek, ilkokul öğretmeni yetiştirme işlevi, yeni açılan iki yıllık Eğitim Enstitülerine aktarılır.


KAYNAKÇA

- Altunya, Niyazi, “Köy Enstitülerinin Tarihçesi”, Kuruluşunun 50. Yılında  Köy Enstitüleri, Eğit-Der Yayınlar 2, 1990, s. 80-96.
- Şahhüseyinoğlu, H. Nedim, Köylünün Güneşi, Ankara, Prospero Yayınları,1994.
- Kirby, Fay, Türkiye’de Köy Enstitüleri, 2. baskı, Ankara, Güldiken Yayınları, 2000.
- Köy Enstitüleriyle ilgili yasalar.

Eksöz:
Denetçi arkadaşlar, bu yazıyı, elbetteki genel "Köy Enstitüleri" başlığına koyabilirler. Ama korkum o ki, kapanış serüvenindeki yazının "ruh"u, arada kaybolup gider.


 mesajı beğendiniz mi?: +10
Necdet Cevahir



Sal 17 Nis 2007, 20:11  

Sevgili Hurşit'in açmış olduğu bu çok önemli konu başlığı, ben bu satırları yazarken 5 saat içinde sadece 36 defa okunmuştu. Gerçekten üzüldüm. Bütün arkadaşlarımın bu çok önemli yazıyı defalarca okumasını arzu ederdim. İnşaallah bundan sonra okuyanların sayısında hızlı bir artış olur ve bazı gerçeklerin daha iyi anlaşılması için bizlere yol gösterici olur. Türkiye neler yaşadı, neler geçirdi, hangi evrelerden geçerek bu günlere geldik, tam bir ibret vesikasıdır bu satırlar.. Tepemizde sallandırılan " komünizm geliyor" kılıcıyla bir ülkenin geleceğinle nasıl oynandığını, bir emperyalist ülkenin henüz yeni yeni kendini toparlamaya çalışan bir başka ülke üzerinde nasıl tahakküm kurduğunu okuyun. Bugünlerle bir kıyas yapın. "Neden biz bugün böyleyiz" diye habire aynı şeyleri konuşacağımıza "bundan sonra neler yapabiliriz" in cevabını belki bu satırlarda bulabiliriz. Lütfen okuyun..

 mesajı beğendiniz mi?: +3
umit1



Sal 17 Nis 2007, 21:20  

Alıntı:
[Sovyet istemlerinin doğruluğu, bugün, hala bir giz perdesidir. Kimi araştırmacılar Sovyet belgelerinde, doğrudan böyle bir kaynaktan söz etmezken; bazı araştırmacılar da, bunu bir USA bilgi kirletmesi olduğu savını öne sürer.]


Bu olay zekasi ile unlu Ismet Pasamizin vede TSK nin ilk defa ters koseye yatarak gol yemesi olayidir,TSK bunu muteakip ters koseye yatarak kolayca goller yeme surecine girmistir.Ters koseye yatarak yedigi en heybetli gol ise 12 Eylul darbesi olmustur.    

Ikinci dunya savasindan sonraki dunyadaki Turkiyenin yeri masada Stalin ve Roosevelt tarafindan belirlenmisti,yani o devirde olanlar bir ABD-Sovyetler ortak operasyonu idi ve amacida Turkiyeyi ait oldugu yere,yani ABD nin yanina gonderip ABD nin kucagina "ucuza" oturtulabilmesi icin duzenlenen bir ortak operasyondu,son derece basarili olmustur.

Bu operasyonun bir benzeri bugunlerde Iran uzerinde oynanmis ancak Iranli dostlarimizin gercekten cok zeki davranip oyunu okumalari yuzunden basarili olamamistir,kendilerini tebrik etmek gerekir.

Dunyada bir donemin kapanip yeni bir donemin baslamakta oldugu,kartlarin yeniden dagitildigi "gecis" donemlerinde boyle operasyonlara sikca rastlanir.

1945 sonrasi da boyle bir donemdi,bugunde oyle bir donemdir dikkatli olunmalidir,hemde cok.


Alıntı:
sallandırılan " komünizm geliyor" kılıcıyla bir ülkenin geleceğinle


Kilic da neymis biz yakin zaman once "Demiryollari komonist isidir" diyen engin vizyon sahibi devlet adamlarida gorduk.
Gecen hafta ABD nin 2.numarali zengini ve ABD derin devletinin "sevgili milyarderi" bay Buffett bir gun icinde milyarlar dokup 1 degil 2 degil tam uc buyuk demiryolu sirketinin hisselerini toplayiverdi.

O da komonist oldu herhalde bu yastan sonra.    

Herhalde bizim engin vizyon sahibi rahmetli mezarinda donuyordur bu haberden sonra.  


 mesajı beğendiniz mi?: +1
güven123



Sal 17 Nis 2007, 21:36  

Kapanmasaydı nerelerde olacağımızı düşünüyorum da içim üreperiyor

 mesajı beğendiniz mi?
burakerkıral




Sal 17 Nis 2007, 22:02  

burdada ''Türkiye'nin önünü kesme politikası'' için yapılan şeyleri görüyoruz bunlar gibi örnekler çok fazla olmasına rağmen eğitime darbe vurulması ölümcül darbelerden biridir.

 mesajı beğendiniz mi?
umitoner



Sal 17 Nis 2007, 23:56  

Köy enstitülerinin toprak reformunun insan alt yapısını hazırlama yönünün de kapatılmaları sürecinde oynadığı rolü gözden kaçırmayalım. Bilinçsiz ve yetenekleri sınırlı olan köylüye toprak refomu ile dağıtılacak arazinin, en sonunda tekrar ağaların elinde toplanacağı gerçeğinden hareketle, köylünün eğitilmesi projesinin en önemli taşıdır köy enstitüleri.

1945 yılında çıkarılan çiftçiyi topraklandırma yasası da uygulanma şansı bulamamış, bu deneyim Adnan Menderes, Emin Sazak gibi toprak sahiplerinin o zaman tek parti Hükümeti olan CHP'den kopmasına ve Demokrat Parti'nin kurulmasına yol açmıştır.

Köy Enstitüleri yaşatılabilseydi Kemalist devrimler kesintisiz sürecek, toprak reformu yapılacak, sosyal adalet gerçekleştirilecek, köylülerimiz yabancı ülkelere kaçmayacak, köylerimiz boşalmayacak, köylümüz köyünde bilinçli, üretken ve dolayısıyla mutlu olacaktı, kentlerimizin gelişmesi çarpık olmayacaktı, yetişmiş insan gücü eksiğini bahane eden sanayi büyük şehirlere yığılmayacaktı. Ülkemizin çağdaş uygarlık seviyesine ulaşması sağlanabilecekti. Köy Enstitüleri modeli, Türkiye eğitiminin dünya eğitimine büyük bir armağanıdır. UNESCO, Köy Enstitüleri’nden, “bütün gelişmekte olan ülkelere örnek olacak bir eğitim sistemi” diye övgüyle söz etmiştir.


 mesajı beğendiniz mi?: +5
köksal ÇELİKTEN




Çrş 18 Nis 2007, 02:57  

Hurşit bey bir döneme ışk tutacak bilgiler için tşk ederim.Aslında bende önceleri bu enstitülere anlamadığım halde karşı idim.Fakat elime geçen ve halende muhafaza ettiğim köy postası isimli derginin orjinalini okudukça büyük ideallerle kurulan bu enstitütün siyasete nasıl kurban gittiğine halen hayıflanıyorum..

 mesajı beğendiniz mi?
Necdet Cevahir



Pts 23 Nis 2007, 17:08  

Fotoğraflarla Köy Enstitülerinin macerasını anlatan ve 84 yılda
aldığımız yolu gösteren güzel bir slayt gösterisini aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.

http://rapidshare.com/files/27204266/FOTOGRAFLARLA_KOY__ENSTITULERI.pps


 mesajı beğendiniz mi?: +2
Ayhan B.




Pzr 19 Ağu 2007, 16:27  

Köy enstitülerinin kapanması bu ülkeye en büyük darbeyi vurdu. Bir ülkede en önemli şey eğitimdir. Eğitim yuvaları kapatılarak darbe sağlam bir şekilde vuruldu. Evet enstitülerin zaman içinde yaratıcılık ve bilimden uzaklaşarak ezberci eğitime dönmesi de bunda büyük etken oldu.

Ancak duyduğuma göre köy enstitüleri yeniden açılacakmış. İnşallah tekrardan daha güzel bir eğitimle açılırlar.


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Kemal Bayır



Pzr 19 Ağu 2007, 17:58  

Ankara'dan saygıdeğer bir aile büyüğümüzün, ben daha lise yıllarımda iken, beni yönlendirmek
amaçlı hediye ettiği, Köy Enstitülerinin kapatılmasını haklı gösteren ve Köy Enstitülerini karalayan (!)
kitaplardan çok iyi anlamıştım ki, bu süreç, aydınlık ile karanlığın, siyah ile beyazın, hizmet ile çıkarın,
doğru ile eğrinin savaşı olarak sürmüş ve kaybeden Türkiye olmuştur.


En son Kemal Bayır tarafından Pzr 19 Ağu 2007, 18:02 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


 mesajı beğendiniz mi?: +3
Mesajları seç: