1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2 |
 |
ozgurozbay
16 yıl önce - Cum 20 Nis 2007, 16:23
yanlış anladınız sanırım, ben sizi eleştirmedim sizin dediklerinize ilave etmeye çalışmıştım, yani onlar doğru olanını yapıyorlar ama balıklarda durum farklı olduğunu anlatmak istedim, yanlış anlaşıldıysam kusabakmayın
|
 |
Oktay Kasman
16 yıl önce - Cum 20 Nis 2007, 19:08
Sn.Mustafa Topsakal demiş ki
| Alıntı: |
Dün Discovery Channelde yayınlanan bir proğramda bu konuyla ilgili birşey dikkatimi çekti.Yengeç avcılarını tanıtıyorlardı.Yakalanan yengeçler tektek ölçülüyor,standartın altında olan ve dişi olan yengeçler geri denize atlıyordu.Bu işi anlatan bir denizci, dişi yengeçi denize atarken bir taraftanda şöyle diyordu "biz aslında dişileri ve ufak yengeçleri denize geri atarak gelecek senemizi garantiye alıyoruz"dedi.
bence avlanmak bu, |
Benim bu sitedeki yazılarımı okuyan arkadaşlarım genellikle eskiye ,eski İstanbula,eski Topluma ,eski Saygı ve Efendiliğe olan özlemimi dile getiren yazılarımı hatırlayacaklardır. Küçükçekmecede tanışıklığımız yaklaşık 30 yılı bulan küçük bir balıkçı grubumuz var.Her yazı beraber geçiririz.Teknelerimiz yakın durur.Bunlar yaş ortalaması 50 civarında olan olan eski balıkçılardır. Bir Kraçayı,(İstavritin ufağı),Bir gancuru (İzmaritin ufağı) livara koymak çok ayıp karşılanır eski balıkçılar arasında. Ben bir zaman önce uzakta yalnızca avlanan bir arkadaşımın tuttuğu küçük bir Öksüzü (Kırlangıc benzeri bir balık) öperek ihtimamla denize bıraktığına şahit oldum.İşte Denize saygı,ekmeğine saygı,efendilik ,sporcu ruhu budur. Hadi diyelim Geçiminiz Balıkçılıktansa ,Profesyonel Balıkçı iseniz daha çok ekmeğinize sahip çıkmanız gerekir.Trol ,Denizin dibini kazıyan,yumurtaları,bitki örtüsünü yok eden bir beladır.Büyük Küçük dinlemez,ezer geçer.Bunu yapanlara (ekmeklerini korumak adına) mani olmak için örgütlenecek Balıkçı Kooperatifleri, Balıkçı dernekleri mutlaka vardır.Gece Balığına çıkanlar çok iyi bilirler.Mehtapsız gecelerde deniz çok ürkütücüdür.Zifir karası gecelerde sessizliğin acı çığlıkları bordanıza vurur.İşte o karanlık geceler her şeye gebedir.Trolcüsü,Mazotçusu gayrıresmigeçit yapanlar iş başındadırlar.Hani yok olan o 30 küsur çeşit balığın günahı bunların boyunlarındadır.Ne diyelim eskiden bu işlerin de bir raconu vardı.Tekrar edelim;Önce Ekmekler Bozuldu,Sonra Herşey.
|
 |
Alpaslan TÜRKOĞLU
16 yıl önce - Cmt 21 Nis 2007, 16:14
Her türden üretimleri sırasında açığa çıkan atık sular için arıtma tesisi kurulması zorunluluğu olmasına rağmen maliyetlerin yüksek oluşu nedeni ile bu yapılmaz ve akla gelebilecek her türden ölümcül madde sorumsuzca akar sulara ve denizlere bırakılmakta. Sanki bu işleri yapanların bu doğaya ihtiyacı yokmuş gibi. ! Örnekmi;her gün medyada dere, göl ve denizlerde ölü balıkların sahillere vurduğunu sağar sultan bile duydu. 1992-93 Kışında Marmara kıyılarında hummalı bir şekilde millet balık topladı. Önceleri herkes kendi bölgesinde lokal bir durum gibi algıladı ve toplanan her türden balığın, özellikle Karagöz ve eşkina balıklarının keyfini sürdü. Yapdığımız dalışlarda manzaranın korkunçluğu hepimizi çok üzdü. Heryerde dip balık ölüleriyle doluydu . Karagözler, eşkinalar, lapinler, kiklalar, hanoslar, pisiler ve daha pekçokları yığınlar halinde dipde yatıyorlardı. Bunu takip eden birkaç yıl neredeyse deniz bomboştu. Neyseki doğa hala güçlü, yaralarını çabuk sarıyor. Daha nezamana kadar? Duydukki körfezdeki bir fabrika arıtamadığı atık su fazlasını adaların arkasından tankerle denize boşaltmış. Kanal akıntılarının da yardımıyla Marmaranın her köşesi bundan etkilendi. Dedikodu dendi;ama bu durumu açıklıyamadılar. Karadenize atılan kimyasal madde dolu fıçılar ki bunların sahipleri gelişmiş ülkeler. Yarattıkları sorunlar gözardı edilip incelenmiyor bile. Deniz mahsülleri yanlış yöntemlerle avlandıkları için zarar görüyorlar. Nevarki kirlilik yaşam alanlarını telafi edilmez biçimde yokediyor. Anlıyacağınız , karşımızdaki en büyük düşman;kirliliktir.
|
 |
Ömer3510
16 yıl önce - Cmt 21 Nis 2007, 16:52
Su ürünleri Müdendisi olarak bizim yetiştirilme amacımız;daima su ortamalarından maksimunm verimi almaktır.
Genel olarak Dünyada 145 Milyon Ton su ürünleri üretimi olmaktadır.Türkiyede ise 600 Bin ton civarında olup bunun 100 Bin tonu Kültür Balıkçılığından gelmektedir.Üretimizimizin 300 Bin tonunu ise Hamsi oluşturmaktadır..
Denizdeki balıklarımız gitikçe azalmaktadır ama bu rakamlar degişmemektedir.
Hatta artmaktadır çünkü bu açık,kültür balıkçılığı ile kapatılmaktadır.Onca zor sartlara rağmen büyük bir özveri ile çalışılımaktadır.
Denizlerimizdeki balıkların azalmasını Trolle avlanan balıkçı teknelerine adarsak yanlış yapmış oluruz.Çünkü trol teknelerinin avlanacagı bölgeler bellidir.Belli zamanlarda avlanmaktadırlar..Zaten balıkların yumurtalarını bıraktıkları bölgelere yaklaşmaları yasaktır o bölgeden avlana olursa rushatı iptal edilir...Yinede gemi sayısı 1995 ten beri artmamıştır rushat verme durdurulmuş olup,15.000 ufak ve büyük balıkçı teknesi bulunmaktadır.
Gelelim neden balıklarımız azalıyor.
Aslında yansımasız belirtmekte yarar var,Tüm dünyada su ürünleri üretim artmamakta birlikte azalmaktadır.
Yani sırf bu durum Türkiye'ye has bir durum degil.Onlarda eskiden kepçeyi daldırdıklarında balık buluyorlardı.
1-Yukarıda da belirtildiği gibi kirlilik....
Evet sonuçta bütün atıklarımız maalesef arıtılmadan denize gidiyor(arıtma sistmelri ikise maaliyetli oldugu için iki gün çalıştırılıyorsa 3 gün çalıştırılmıyor.).Bunun sonunda denizde organik ve inorganik birikme oluyor.Organik birikimler yoğun olmadıgı müddetçe çevrim ile dönebiliyor ama yoğun olduğunda ötrifikasyona neden olup denizdeki canlılıgı bitirmektedir (ÖRN: Karadenizde hayat sınırılarının belli derinliklerden sonra olmaması..H2S gazı neden olmaktadır.) Bunun çözümü zor degil ama biraz maliyetli günlük yaşadıgımız için bu konuda çalışmalar yapılmamaktadır.
Karadenizin en büyük kirlilik etkeni Avrupanın büyük bir bölümünü dolaşan Tuna nehridir.Karadenizin avantajsızlığı kapalı bir deniz alanı olup binlerce nehir tüm kirlilik etmenlerini boşaltmaktadır. Bu şekilde kirlilik büyükmektedir.Yapılan çalışmalarda 2020 yılı karadenizin iflas yılı olabilir deniliyor.
İnorganik atıklar ise geri dönüşümü yüzyıllara bağlı olan atıklardır ve en büyük kirlilik etmenidir.
2-Kirliliğe bağlı olarak Fitoplankton ve zooplankton üretiminin kısıtlanması (denizdeki canlılık bunlara bağlıdır...direk v.s. hamsi sardalya gibi canlıların besinidir...)
3-Bilinçsizce avlanma..bazı balıkçılarımız saolsunlar avlanırken çok avlanıyorlar ve boyutuna bakmadan balıkları satıyorlar...Normalde amaç mutlaka her balığa bir kere üreme şansı verebilmektir..
4-Sorumlu olupta sorumsuz davranan yöneticilerimiz..Evet maalesef bu kanayan yaramız herkes sorumluluğğunu bilse görevlerini eksiksiz olarak yapsa ve denetimlerimiz sıklaştırılmalı...
Ve bu maddeler daha gider.............
Sonuç :Bu konuda yapılması gerekenler...Bizim en büyük avantajımız 3 tarafımız denizlerle kaplı ve tür çeşitliliği açısında çok avantajlıyız bu böyle biline....
Su ürünleri konusunun köşe aralarında kalıp gündeme gelmemesi degil..Önemli bir konu haline getirilmeli hala 1380 yasalı kanun var ama yetersiz..Örnek alabilecegimiz balıkçılık konusunda çok ileri Japonya ve Norveç var...(japonyada, Tokyo Balıkçılık Üniversitesi var.)
Denetimler sıkılaştırılmalı.
Balıkçılık ile ilgili bir gelişme oldugunda köstek olunmamalı destek olunmalı...
Şu anda Türkiye'nin bölgedeki en büyük rakibi Yunanistan olup onlarla kıyasıya bir rekabet içindeyiz. 12 millik sorunun önemide burada ortaya çıkıyor..
|
 |
Oktay Kasman
16 yıl önce - Cmt 21 Nis 2007, 21:00
| Alıntı: |
| TÜDAV'ın açıklamasına göre Türkiye'de denizlerdeki balık stokları miktarı tam olarak bilinmediği, deniz araştırmalarına yeterince önem verilmediği için ulusal balıkçılık politikası geliştirilemiyor. Tekir, kalkan, kırlangıç, uskumru, lüfer, palamut, istavrit, hamsi, orkinos ve karides gibi canlıların stoklarında büyük düşüşler görülüyor. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın koyduğu yasaklara balıkçıların çoğu uymuyor. Marmara Denizi'nde kaçak trol hız kesmeksizin sürüyor. |
TÜDAV , açıklamasında sebebi Kaçak Trol e bağlıyor.Muhakkak ki deniz kirliliği nin de büyük rolü vardır.Ama deniz kirliliği her zaman vardı.On seneden fazla deniz kirlilğiği zaten vardı.Ama son zamanlarda kontrolsüzlüğün sebebiyet verdiği ,Trol katliamının hızını arttırdığını söylüyor TÜDAV.
|
 |
Erhan Aydoğdu
16 yıl önce - Cmt 21 Nis 2007, 22:19
Selamlar...
Büyüklerimiz anlatmıştı banada ağzım açık dinlemiştim.Marmaraereğlisi fenerini bilenler anlattıklarımı az çok çıkarabileceklerdir.Eskiden Marmaraereğlisi balıkçıları bu bahsettiğim fenerden ilerisini bilmezlermiş.Bütün bildikleri alan bu fener ve çevresiymiş.Aklınıza gelebilecek her tür balık tutulurmuş o zamanlar.Şimdi bırakın feneri millerce açığa gidiyor aynı balıkçılar ki 2-3 kilo istavirt yakalayabilmek için.Bence başlıca sebeplerinden birisi kaçak ve bilinçsiz avlanma..Ben bir tanesine şahit oldum yeri gelmişken onuda yazayım.Marmara da bir liman kentinden(kentin adını vermeyeyim kimseyi suçlamak istemem)Marmaraereğlisi önlerine kadar gelip sabaha kadar kaçak trolle avlanırsan sen bırak balığı yarın deniz anası bile bulamayacaksın.Adamlar (hemde bir çok tekne bir tane değil) gelmişler millerce öteden senin meranı karman çorman etmiş ve gitmiş.Burada bir daha balık yuvalanırmı?Belki yuvalanır ama benim torunum görür.Bunu yapanlar hem kendilerine hemde kendinden sonrakilere yaptı.Ama önemli olan bunun farkına varabilmek.Ben o gece trolden çıkıp el konan balıkları gördüm ağlayasım geldi.Eniği enceği yavrusu yuvası ne varsa hepsi trolün içindeydi.Hepside ölmüşler.Canlı olsa hadi at yaşasınlar.Onları ne yapacaksın be adam kime satacaksın diyesim geldi.Eğer hala Marmaradan balık yiyebiliyorsak şanslıyız diyorum.
Saygılarımla...
|
 |
hasan hakan
16 yıl önce - Pts 04 Hzr 2007, 03:18
İmralı'ya balıkçı teknelerinin yaklaşmasının yasaklanmasından sonra Marmara'da 24'e inen balık sayısının 27 ye çıktığını yazmışlardı.
Apo'nun bu memlekete olan "tek hizmeti" bu olsa gerek. "Türkiyeye hizmet etmeye hazırım" demişti
Geçen sene Güzelce askeri kampında daldım. Yıllar sonra "çırçır" gördüm. Hemde içlerinde kırmızı çırçır bile vardı. Demek ki bazı yerler korununca nesli tükendi zannetiğimiz havyancıklar korumalı alanda nesillerini devam ettirebiliyor.
En son 2 sene önce de kumburgazda deniz atı görmüştüm. Mürefte'de çipura yakalayınca bir garip oldum.
Ama yine de İmralı'nın o herife sunulmasını hazmedemiyorum.
|
 |
burakerkıral
16 yıl önce - Pts 04 Hzr 2007, 13:36
Bu aslında balıkçıların yanlış av yöntemleri ve mevsim dışında av yapmasından da kaynaklanıyor...
|
 |
sayfa 2 |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|