Ana Sayfa 892 bin Türkiye Fotoğrafı
Karadeniz Sahil Yolu
« önceki   123 ... 363738 ... 434445   sonraki »
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sinan cetinkaya

3 yıl önce - Pzr 03 Ekm 2010, 17:55

denizin kenarindan yolun gecmesi cok sacma bisey bence
kiyidaki sehirlerin icinden geciyor yol


IlGaZ mEmİş
3 yıl önce - Prş 11 Ksm 2010, 20:20

Bu mesaj; Türkiye'ye mal olmuş ulaşım projeleri konusuna gönderilmiştir ama bu konuyla da ilgisi vardır diye buraya yükledim.

Karadeniz sahil yolu yapılmaması gereken bir yoldu. Çok şükür ''İstemezükçü'' değilim, o yüzden Karadeniz bölgesine yol yapılmasın demiyorum. Karadeniz yoluna değil sahilden geçirilen yola karşıyım.

Türkiye'de Edirne-İstanbul-Ankara-Sivas-Erzurum-Kars hızlı treni projesi ile doğudan batıya yolcu geçişleri yapılabilecek. Ama yük trenlerini de geçirmek gereklidir.

Karadeniz sahil yolu fırtınalarla hasar görüyor, toprak kayması oluyor ama en çok deniz kıyısındaki yol zarar görüyor. Bu bir fırsattır.

Yapılması gereken:

1. Kıyıdan 50 metre ile 500 metre geriden (dağların arkasından değil) geçecek bir bölünmüş yol.

2. Sahil yolunun kıyı tarafındaki dolgu malzemesiyle her ilçeye iskele, birkaç tane de büyük liman yapılır.

3. Kalan yoldan da çift hatlı, elektrikli ve sinyalli demiryolu (kara tren değil) geçirilir. Bu proje ''Karadeniz Sahil Demiryolu''dur.




Karadeniz yolu, içeriden geçiş pahalı olur diye kıyıdan geçirildi. Hem de içeriden geçecek yolu kötülemek için şöyle diyenler ve şu görüşleri savunanlar var aranızda:

''Tünelle geçiş pahalı olur''

''Viyadükler maliyeti artırır''

''Doğu karadeniz dağlarının ardından geçirirsek; her ilçe için kilometrelerce tünel açılır, maliyet artar''

''Bu tür işlerde en zoru istimlaktır.Çünkü zaman alır ve zaman zaman vatandaş haksızda olsa mahkemeye gittiği için iş uzar.İstimlak yapıldığındada bu defa millet yerinden ediliyor diye bazıları veryansın ediyor.''


Cevaplarımı veriyorum.

Tünelle geçiş pahalı olur, tamam da bu projede tünel çok değil.

doğu karadeniz dağlarının güneyinden geçsin de demiyorum. Güney geçiş yolu projesini; fazlaca güneye kaydırıp gösterenler konuyu saptırıyor.

İstimlak işini mahkemeler süründürürmüş! Nesini süründürebilir? İş doğru projeye gelince mi yargı aklınıza geliyor?
Yürürlüğü durdurma kararları yol bittikten sonra verilmedi mi? Mühürler tekrar tekrar kırılmadı mı? Mühürleyen yetkililer iş makineleri zoruyla uzaklaştırılmadı mı?

Ayrıca, ''İçeriden geçseydi bu sefer de orman kıyımı olacaktı'' diyenlere de sözüm var:
Karadeniz'de kıt olan doğal kaynak ne? Orman mı sahil mi? Her yeri orman olan bir bölgede orman kıyımı o kadar da zararlı değil. Zaten Karadeniz'de yaşam 200 metreden sonra sona ermektedir.Dağların eğimi dik olduğundan kıyı hemen derinleşir. Bu kıyılar, oluşumu ve yeniden oluşturulması zor kıyılardır. Bütün bunlar; ormandan önce kıyının korunmasının önemine işaret eder.


İşte proje:

Kurtarma projesinin başlangıcı; denizin yolu geri almasıdır. Doğanın dengesine zarar verirseniz; doğa da verdiğiniz zarar kadar karşılık verir. Yolu onarmakla doğa ile inatlaşmayın! Sizin gücünüz doğaya yeter mi? Sizden büyük Allah var!



Asıl proje uygulanmadı ama bu da bir kurtarma projesidir. Ayrıca; yolun nasıl içeriden geçirilebileceğinin de önerileri mevcuttur.



Bu projenin fayda-zarar yönleri

Sahil yolu için kilometrelerce öteden kaya getirtilmiştir. Bu yol yapımı sırasında, kaya taşıma işi neredeyse hiç olmayacak. Kaya dolgu da; dayanımının zor olacağı; doğal afetlerde hasar görebilecek; zayıf zeminli kıyı yerine; bu riskin olmayacağı dağlar arasındaki vadiler doldurulacaktır.Tünel viyadük gibi çözümlere de son derece nadir olarak başvurulacaktır.

Bu projede; yollarla iç kesimin ulaşımının sağlanması ve derelerin akması için en fazla 200 metrelik aç-kapa tüneller kullanılacak.

Karadeniz bölgesi; 2010 yılını en sıcak ve en kurak yıl olarak geçirmiştir. Bu da; son zamanlarda tartışmalara ve çevrecilerin önlemeye çalıştığı ''Boru tipi santraller''in amacının daha da zor gerçekleştirilebileceği ve işletiminin zorlaşacağı anlamına gelir. Su depolamak bir gereklilik olmuştur.
Bu projede yol dolgusu; istendiği takdirde baraj vazifesi görebilecektir.

Yol dolgusu ve yarması; tarım arazisi olarak kullanılabilir. Çünkü bu projede toprak kayması riskinin önlenmesi için kaygan toprağın oradan alınması gereklidir. bu toprak da dolgu yamaçlarına ve yarmalara yerleştirilirse tarım arazisi olarak kullanılabilir.

Ne yazık ki mevcut projede; kamulaştırma bir masraf olarak görülüyordu! Derhal buna son verilmesi gerekir. Halkımızın kamulaştırma ile zengin olması mı devletin zoruna gidiyor!. Halkın arazisini alıp kamulaştırıp para vermemek için; müteahhitlere ve yüklenicilere kat kat daha fazla para verilmiştir.

Bu projede halkımız zengin edilmeyecek; hak ettiği gelir düzeyine kavuşacak.

Ayrıca tüm bu yöntemler; hiç bir zarar görmeyen Batı Karadeniz kıyısına yapılırsa bu oraların da kurtuluşu olur.

Tüm bunlardan sonra; Sakarya-Ereğli-Yenice-Karabük-Kastamonu-Sinop-Samsun-Trabzon-Hopa güzergahını takip eden bir demiryolu yapılırsa; Doğu ile Batıyı hızlı trenin yanı sıra bir yük treni koridorunu da yapmış olacağız. Bu projeleri 2023 yılına kadar gerçekleştirmeliyiz.

2023 yılında Doğu ile Batıyı demir yollarıyla; deniz yollarıyla; otoyollarla bağlamanın gururunu yaşayacağız Tabii doğru tekniklerle yapılması kaydıyla .

ILGAZ MEMİŞ

  (+)
  (+)   (+)


bayramalin

3 yıl önce - Prş 11 Ksm 2010, 21:32

Alıntı:
1. Kıyıdan 50 metre ile 500 metre geriden (dağların arkasından değil) geçecek bir bölünmüş yol.


O dediğin yerlerden patika yol yapılamıyor kaldı ki duble yol yapılsın.
Karadeniz Sahil Yolu, yapılabilecek en iyi şekilde yapılmıştır, tek eksiği aynı hatla paralel demiryolunun yapılmayışıdır.

Karadeniz dağlarının ne güneyinden ne kuzeyinden ne oratsından ne orasından ne burasından yol yapılmaz. Yapılır diyenler, ya Karadenizin doğal yapısını bilmiyorlar ya da hamaset yapıyorlar.

Şunun neresinde yol yapacaksın, akıl var mantık var.


(+)




Ayrıca bu yoldan önce denize giren insan sayısı yoldan sonra giren insan sayısından fazla değildir. Kritik bölgelerde örneğin Rize İyidere Sarayköyde plajlar korunmuştur. İsteyen herkes denize girme imkanına sahiptir.

Bu yol yapılmadan önce yıllarca tartışılmıştır bölgede. Hatta duble değil bildiğin otoyol yapılması düşünülmüştür.

Her zamanki gibi iş yapılmaya başladıktan ya da yapıldıktan sonra ne kadar aykırı fikir varsa kıymete biniyor.


IlGaZ mEmİş
3 yıl önce - Cum 12 Ksm 2010, 13:24

Yolun içeriden geçebileceğinin örneği Ordu-Bolaman yoludur. Bu yolun kilometre maliyeti; bırakın sahilden giden yolun tamamını; o yolun kaya dolgusundan bile daha ucuz olmuştur. Kıyılarını savundukları için tüm Ordulular'a ve bu yolda şehit edilen avukat Cihan Eren'e teşekkür ediyoruz.

Karalahana sitesinden alıntıdır. Alıntılar resim desteklidir.



Denizini Kaybeden Karadeniz


Yazı: Şükran Özçakmak
Fotoğraflar: Bünyamin Aygün Kaynak: Milliyet Gazetesi

Kalanlar bari kurtarılsın diye...

Denizin ve yeşilin ezgisi vardı Karadeniz'in kemençesinde, tulumunda. Denizin ve yeşilin coşkusu vardı Karadenizlinin yüreğinde. Yargı kararlarını ezerek ilerleyen Karadeniz Sahil Yolu'nu Artvin Sarp Sınır Kapısı'ndan Sinop'a kadar dolaştık. Gördük ki coşkusuna gem vurulmuş, kabaran yüreği karaya vurmuş Karadenizlinin. Yol, Karadenizlinin devlet otoritesine karşı olan güvenine, itaatine, belki de tarihinde ilk kez darbe vurmuş. "Denizle yol arasında kaldık. Yola hasrettik, sorgulamadık. Şimdi cezaevindeki mahkûmlar gibiyiz" diyor Karadenizli.
Sarp-Samsun arasındaki yol; gerekli hiçbir hazırlık yapılmadan başlamış ve yüzde 80'i tamamlanmış. Geri dönüşü olmaması için de yargı kararlarıyla adeta yarışılmış. Güzergâh noktaları belirlenerek ihale edilen projesiz yolda, halen gecikmeden kurtarılabilecek yerler var. Yakakent - Sinop yolu henüz 4. kilometrede. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin deyişiyle, "yapanın eli kolu kırılsın" demeye varmadan kurtarılabilecek güzelim koylar, Karadenizlinin deyişiyle, "özünde bir, sözünde bir" hükümet üyelerinin yolunu gözetmekte...

Sarp Sınır Kapısı'ndan başlayan ve Gerze Yakakent'e kadar kıyısı doldurulan il ve ilçelerde yaptığımız araştırmanın ilk durağı olan Sarp - Hopa yolunda hesapsız yapılan yolun ağır maliyeti var.
Vatandaşın, "Faturayı biz ödedik, hesabını kim verecek?" dediği 19 kilometrelik yolun öyküsü 1975'li yıllarda başladı. Aslında Karadeniz'de doğanın dengesinin bozulamayacağının ilk belgesi gibiydi Sarp - Hopa yolu. Deniz, yolla birlikte üzerindeki otomobilleri de alıp götürünce yol inşaatı bu kez biraz daha içeri kaydırıldı.
Sarp Sınır Kapısı'nın açılmasıyla, önce genişletme çalışması başlatılan bu yol, daha sonra Karadeniz Sahil Yolu Projesi'ne dahil edilip bölünmüş yola dönüştürülmek istendi. 1997'de yol inşaatı 50 milyon dolara (yaklaşık 78 milyon YTL) ihale edildi. Yapımı yılan hikâyesine dönen yol, 3 yıl önce 122 milyon dolar (yaklaşık 190 milyon YTL) maliyetle bitirildi. Bu yolun kilometresi 6.5 milyon dolara, yani otoban maliyet fiyatına yapılmış oldu.
Yolun üzerinde, en uzunu 1100 metre olmak üzere 3 ayrı tünel geçişi var. Bunlardan en uzunu olan Esenkıyı tünelinin girişi heyelan nedeniyle hasar gördü. Heyelan durdurulamayınca da duble yolun bir yönü kapatıldı, ulaşım tek yönden sağlanmaya başlandı. Tüneller de atıl kaldı.

Fazla dinamit yapıyı bozdu
Karayolları şimdi heyelanı durdurmanın yollarını arıyor. Ancak Kemalpaşa Belediye Başkanı Yalçın Emiralioğlu, şöyle dedi:
"Zamanında yolun fizibilitesini hazırlamadılar. İşi çabuk bitirelim diye 10 ton yerine 150 ton dinamit attılar. Toprak ve kayaların yatağı yerinden oynadı. Şimdi de 'Olmadı, yeniden yapacağız' diyorlar. Burada mağdur olan yalnızca Karadenizli değil tüm Türkiye. Trilyonlarca lira denize döküldü. Karayolları, heyelanı durduracak teknoloji bulamazsa, üç ayrı tünelle yapılan bu yol atıl kalacak ve yerine denize kazık çakılarak yeni bir yol yapılacak. Ancak 3 kilometre kıyı şeridimiz kaldı, buna izin vermeyiz."
Karayolları yetkilileri ise çözüm arayışı içinde olduklarını belirtmekle yetiniyorlar. Heyelanın önlenmesi veya denize kazık çakılarak yeni bir yol yapılmasının ise Karadeniz Sahil Yolu'nun tümden bitirilmesinden sonra gündeme geleceği bildiriliyor.

TIR'ların bekleme parkı yok
Bu yoldaki plansızlık sadece bununla sınırlı değil. Sarp Sınır Kapısı'nda iki ayrı tünelin içinden uzun TIR kuyruğu dikkat çekiyor. Uluslararası ticareti artıracağı düşünülerek planlanan sahil yolu projesinde, sınır kapısı gerekliliği olan TIR bekleme parkları unutulmuş.
Gümrük kontrolü işlemleri ağır aksak ilerlediği için Sarp Kapısı'ndan Rusya'ya geçmek isteyen TIR'lar, bazen 15 -20 gün boyunca tünelin içinde, karanlıkta ve egzoz dumanı içinde beklemek zorunda kalıyor.
Günlerce tünele hapsolan TIR şoförleri, tünelin içinde yemek pişirme zorunluluğundan, tuvalet ihtiyacını giderememekten, çöplerini atacak yer bulamamaktan, vatandaş da trafik ve kötü kokudan şikâyet ediyor.



1.5 milyar $ dediler, 4.5 milyar $ gitti

Fizibilite çalışması yapılmadan, heyelanlı bölgeler tespit edilmeden, çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan, "Çizgi Projesi", yani "Hat Belirleme Projesi"yle 1987'de ihale edilen Sinop - Sarp arası Karadeniz Sahil Yolu'nun maliyeti yaklaşık 4.5 milyar doları (yaklaşık 7 milyar YTL) buldu. Oysa ilk maliyet yaklaşık 1.5 milyar dolar (yaklaşık 2.3 milyar YTL) olarak hesaplanmıştı.

Maliyet neden arttı?
Projesiz ihale edilen yolun güzergâhları, bazı yerlerde AB standartlarına uymadığı, bazı yerlerde ise belediyeye arsa kazandırmak, hatırı sayılır kişilerin işyeri veya evlerine dokunmamak için açılan tüneller gibi gerekçelerle değiştirilince maliyet beklenenin kat kat üzerine çıktı. Oysa Karayolları Genel Müdürlüğü, Karadeniz sahillerini kurtarmak için sivil toplum örgütlerinin üniversitelere hazırlattığı alternatif güney projelerini, "Tünellerle geçiş pahalı olur" gerekçesiyle dikkate bile almamıştı.
Artvin Sarp Sınır Kapısı'nda 15 Kasım 1997'de başlayan ve Samsun'u kapsayan sahil yolu güzergâhının yüzde 60'ı deniz dolgusuyla yapıldı. Projede, Giresun Piraziz - Sarp arasındaki 112 noktada toplam 175 adet hidrolik köprü, 25 noktada 20 bin 901 metre tünel, 50 adet köprülü kavşak, 71 hemzemin kavşak, L, U ve T olmak üzere 221 mahmuz bulunmakta.
Yapılan araştırmalar, doğal yapının yüzde 80'inin bozulduğunu ortaya çıkarıyor. Plajların yüzde 90'ı tamamen yok edildi.



Taş manzaralı çay bahçeleri

Artvin'in Arhavi ilçesi ise artık sahil beldesi değil yol beldesi. Denize sıfır olan çay bahçeleri ve aile gazinosunun önünde 20 metrelik bir toprak yığını var. Yol, denize sıfır geçiyor. Çay bahçelerinde kimse oturmuyor. Gazinonun penceresi toprak olduğu ve yola baktığı için, bugüne kadar binanın hiç kullanılmayan çatısı terasa dönüştürülmüş ancak vatandaş buraya da uğramıyor.



Hopa girişi unutulmuş!

Hopa'ya gelindiğinde araçları başka bir sürpriz bekliyor. Çünkü yolda Artvin - Hopa girişi unutulmuş. Artvin'den gelen otomobiller, Hopa girişindeki viyadükte, ne yöne gideceğini kestiremediği için ansızın duruyor ve kazaya neden oluyor. Karayolları, yolun sağına yol açmak istemiş ancak bu alanın dar olduğunu görünce vazgeçmiş. Şimdi çözüm aranıyor.


Yetişin, yolu başlattılar!

Muhtarın, "Yetişin, yolu yine başlattılar" feryadıyla Aksu'ya (Fındıklı) yöneldik. Önüne "Berlin Duvarı" çekilen Aksu'da vatandaşlar kepçeleri çaresizlikle izliyordu




Artvin Sarp Sınır Kapısı'nda başlayan yoldaki araştırmalarımızı, şiddetli yağış nedeniyle henüz tamamlayamamıştık ki, Aksu Muhtarı Musa Kazım Özçiçek'in, "Yetişin, yolu yine başlattılar" telefonunu aldık. Canı yanan insanın feryadıydı Özçiçek'in sözleri. Sanki taşlar denize değil yüreğine doluyordu.
Rize'nin Fındıklı ilçesi Aksu Mahallesi'ne vardığımızda, kepçeler, silindirler dört bir koldan yangından mal kaçırırcasına çalışmaya başlamıştı. Aksu'nun önüne önce 7 metre duvarla set çekilmiş, sonra da kıyısı kayalarla doldurulmuştu. Muhtar Özçiçek, eylem yapmaları halinde haklarında işlem yapılacağı yönünde uyarılan vatandaşlarla birlikte dolgu alanında çaresizlikle çalışmayı izliyordu.
İş makinelerini kullanan işçiler de tedirgindi. Vatandaşlar, el ele tutuşup bir süre oturma eylemi yaptı. Onlar çaresizliğin suskunluğuna bürününce, işçiler konuşmaya başladı: "İnanın, attığımız, parçaladığımız her kayayla yüreğimiz eziliyor ama emir kuluyuz."
Trabzon İdare Mahkemesi'nin verdiği üç ayrı iptal kararıyla vatandaş rahat bir nefes almıştı. Bu kararlara yönelik yürütmeyi durdurma isteği de Danıştay'da kabul edilmemişti.
Buna rağmen, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Aksu'da bulunan sit alanını yerinde inceleme yapmadan kaldırdı. Mahkeme kararlarının esasına aykırı yeni bir dolgu imar planını onaylayan Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın imzası da kurul kararına eklenince yol inşaatı yeniden başlatıldı.





Bilirkişi uzman değil
Trabzon İdare Mahkemesi, 17 Mayıs'ta, "Aksu sitten çıkarılamaz" diyerek yürütmeyi durdurma kararı verince iki duvar arası boş kaldı. Bir ay işi bırakan Karayolları müteahhitlerinin, hızla bu boşluğu doldurmaya başlamasının nedenini daha sonra yaptığımız araştırmayla öğrendik.
Trabzon İdare Mahkemesi'nin verdiği karara, Kurul tarafından yapılan itiraz değerlendirilmiş, bir üst mahkeme olan Trabzon Bölge İdare Mahkemesi, yürütmenin durdurulma kararının kaldırılmasına hükmetmişti. Gerekçe ise yine mahkemenin atadığı bilirkişilere, konusunda uzman olmadıkları halde rapor hazırlatıldığı yönündeydi.

Danıştay: Durdurun
İdare Mahkemesi, itiraz doğrultusunda konusunda uzman yeni bilirkişiler atamaya hazırlanırken, bu kez Danıştay Dava Daireleri Kurulu, Fındıklı ile ilgili olarak Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın 17 Ekim 2005'te onayladığı dolgu imar planının iptali talebiyle açılan davada, yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Kurul'un 14 Temmuz'da verdiği kararın, henüz Karayolları'na tebliğ edilmediği öğrenildi. Karayolları, bu süreç içerisinde yolu hızla doldurmaya devam etti.

Ardeşen ve Pazar
Fındıklı'dan sonra gittiğimiz Ardeşen ve Pazar ilçelerinde de Karadenizlinin dağlarla deniz arasında mahkûm olduğunu gördük. Van 100. Yıl Üniversitesi'ne alternatif güney yolu projesi hazırlatan Ardeşen Belediyesi'nin AKP'li Başkanı Mümtaz Sinan, bu projeyi uygulatmakta başarılı olamayınca Karayolları'nın hazırladığı dolgu imar planını meclis kararıyla onayladı. Avukat Ferhat Artan'ın başını çektiği çevreciler de hukuk yoluyla mücadeleyi seçti. Yargı süreci devam ederken kıyı tamamen dolduruldu. Yolun yalnızca asfaltlama çalışması kaldı.



Denize 7 metrelik engel
Pazar'ın girişindeki Hamidiye köyünün 3.5 kilometrelik sahilinin, sadece 200 metresinde kumsal bırakıldı. Kumsalın denize mesafesi 10 metre. Pazar'ın 4 kilometrelik bölümünde denizle vatandaşın arasında 7 metre yüksekliğinde duvar çekildi.
Hamidiye'de kumsala ulaşımı sağlamak için Karayolları'nın yaptığı altgeçit, su bastığı için kullanılamıyor. Hamidiye için açılan dava halen devam ediyor, ancak yol bitti. Pazar'da da daha önce denize bakan balık restoranları şimdi duvara bakıyor.

Çayeli sahili
Çayeli'nde de yol, deniz dolgusu ve kasabanın önünü perdeleyen viyadükler üzerinden geçiyor. Kasabanın doğusundaki sahil 2 bin 200 metrelik çift tünel yapılarak kurtarılmış. Gündoğdu'da çalışmalar devam ediyor. Karayolları'nın deniz dolgusuyla yaptığı tahkimatlar, belediyenin çöpleriyle dolduruluyor.

Manzarası viyadük

Trabzon yönünden Rize girişi viyadüklerle sağlanmış, dolgu olan mevcut yol genişletilmiş. Rize, dünyada pek örneği olmayan viyadük manzaralı bir şehir olmuş.
Yanyolları ve ortasında 4 şeritli bölünmüş yolu olan Rize'de vatandaş, karşı yola geçmek veya deniz kıyısına ulaşmak için korkulukları, taşınabilir merdivenle aşmaya başlayınca, belediye Karayolları'nı beklemeden üstgeçit yapmaya karar vermiş. Şimdi, iki ayrı üstgeçidin inşaatı sürüyor.

Kalkavanların yalısı
Girişleri ve çıkışlarında yapılmış düzenlemeler nedeniyle kaybolduğumuz Rize'deki tek kumsal, yaklaşık 13 kilometre ileride. Rizeli, Sarayköy'deki kumsalı Kalkavanlara borçlu olduğunu belirtiyor.
Karayolları, sahil geçişini Kalkavanların yalı ve villalarının olduğu noktada tünel geçişiyle sağlamış.
Yol, tünel sonrasında deniz dolgusuyla Trabzon'a doğru devam ediyor. Tek kurtarılan plajın 20-30 metre uzağında gemiler denizden kum çıkarıyor. Vatandaş, kurtarılan tek plajını kum çekme sonucunda kaybedeceğinden endişeli.


  (+)

Trabzon'da denizi sattılar

Halkın nefes aldığı iki yerden biri olan 100. Yıl Parkı'nın ortasından viyadükle yol geçirildi. Parkın bitişiğindeki 18 dönümlük alan, denize doğru 10 dönüm doldurularak üzerine alışveriş merkezi yapılmak üzere satıldı



Kültür mirası bir kentin binalara boğulduğu yerdi Trabzon. Halk, bir Boztepe'de, bir 100. Yıl Parkı'nda ve bir de Beşirli sahilinde nefes alırdı. Sahilde değil tepelerde olduğu için, bir Boztepe kurtuldu. Çay bahçeleri, lokantalar ve yürüyüş parkurlarıyla donatılmış Beşirli sahilinin büyük bir kısmından ise yol geçti. Kalan küçük bir kısmı da eski ve yeni yol arasında kaldı.
Atatürk'ün doğumunun 100. yılı anısına inşa edilen, ağaçlar içindeki 100. Yıl Parkı'nda da deniz keyfi yapılıyordu. Şimdi bu parkın ortasından deniz seviyesinden 32 metre yükseklikte inşa edilen viyadükle birlikte Karadeniz Sahil Yolu geçiyor.

Mevcut yol yerine sahil
Sahil yolunun bu bölgeden geçişiyle ilgili olarak hazırlanan ilk proje, mevcut yolun genişletilmesi şeklindeydi. Ancak bu karar değiştirilerek, yol sahilden geçirildi. Trabzon Belediye Meclisi de Karayolları'nın yeni projesini onayladı. Bölge sit kapsamında olduğundan Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ise, Aksu'daki gibi buradan yol geçişine izin verdi. Böylece 100. Yıl Parkı'nın da içinde bulunduğu sahilin yol olmasının önündeki tüm engeller aşıldı.

Kararlara rağmen kepçeler
Trabzon Çevre Kültür Girişimcilik Derneği, Aralık 2002'de, Karayolları'nın "Trabzon Merkez Tünel-Havaalanı arasında kalan kısmıyla ilgili olarak hazırladığı revizyon imar planını" onaylayan Belediye Meclis kararına karşı dava açtı. Trabzon İdare Mahkemesi, 20 Mayıs 2005'te iptal kararı verdi. Karayolları, "mahkeme kararının yürütmesinin durdurulması" istemiyle Danıştay'a başvurdu. Danıştay 6. Daire, 2 Ağustos 2004'te yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bunun üzerine, duran yol inşaatı yeniden başladı.
Danıştay, 29 Aralık 2004'te de "11 Ağustos 2003'te onanan planla ilgili olarak bilirkişi görüşü esas alınması suretiyle karar verilmesinde isabet görülmemiştir" hükmüne vararak mahkeme kararını bozdu. 19 Ekim 2005'te ise Trabzon İdare Mahkemesi kararında ısrar ederek imar planını iptal etti.
Trabzon Belediye Meclisi 2 Şubat 2006 tarihinde toplanarak, iptal edilen planın aynısını yeniden kabul etti. 28 Şubat 2006'da Belediye Meclis kararına yapılan itiraz reddedildi.
Bu arada Karayolları temyiz istemiyle ikinci kez Danıştay'a başvurdu. Mahkeme kararının yürütmesinin durdurulmasını da istedi. Danıştay, Karayolları'nın "yürütmenin durdurulması" talebini reddetti. Danıştay'ın kesin kararı beklenirken, durdurulması gereken yolda inşaat hızla sürüyor.
Öte yandan çevrecilerin Trabzon-Beşirli-Tünel geçişiyle ilgili olarak başlattıkları hukuki süreç de devam ediyor.

Deniz alışveriş merkezi oluyor
Bu arada belediyenin, yol sahile kaydırılmadan önce yaptığı bir arazi satışı tartışılıyor. 100. Yıl Parkı'nın yanındaki 616 ada 14 numaralı bu parsel fuar alanıyken, satıştan önce 26 Ağustos 1996'da, Belediye Meclisi'nin olağanüstü kararıyla "Turistik otel ve ticaret alan"na dönüştürüldü. Satış için 26 Aralık 1996'da yapılan ihaleye kimse katılmadı.
28 Ağustos 1997'de yapılan ikinci ihaleyi, diğer firmadan yaklaşık bin YTL fazla veren İbrahim Kul ve Ahmet Kul, KDV hariç 486 bin YTL'ye kazandı. Yol sahile kaydırılınca 100. Yıl Parkı'nın içinde viyadük inşaatı başlatıldı.
Belediye, dolgusu planlanan 10 dönümlük denizi de İbrahim ve Ahmut Kul'un şirketine sattı. İlk satılan arazi ile dolgu sonucu oluşacak arazi birleşmiş oldu. 18 dönümü karada, 10 dönümü denizde olan bu arazi üzerinde ise şimdi Forum Trabzon Alışveriş Merkezi'nin inşaat levhası bulunuyor.

Köprü otopark oldu
Mevcut yol yerine projenin sahile kaydırılması, Trabzon Değirmendere'de bir köprünün atıl kalmasına neden oldu. Karayolları, ilk proje kapsamında kamulaştırmalar yapmış, mevcut yolu genişletmek için bir de köprü inşa etmişti.
İddialara göre, Trabzon merkez - Tünel arası proje değişikliği yapılınca, bu yolun başlangıç noktası olan Değirmendere'de de yol sahile viyadükle kaydırıldı. Bu nedenle ilk yapılan köprü atıl kaldı. Şimdi, yol bağlantısı olmayan köprü otopark olarak kullanılıyor. Karayolları yetkilileri ise, köprüyü şehiriçi geçişini rahatlatmak amacıyla yaptıklarını iddia ediyor.



Dolgu alanına Kızılay bina yapıyor

Denizi doldurulan Sürmene sahilinde kumsal kazanmak için onlarca "T" tahkimatı yapıldı. Kıyı dolgusuyla kazanılan arazinin Kızılay'a verildiğini belirten vatandaşlar, "Her selde vatandaşı dere kenarına ev yaptı diye suçlayan hükümet yetkilileri, dolgu alanına Kızılay Diyaliz Merkezi binası inşa edecek. Oysa yasalar dolgu alanına bina yapılmasına izin vermiyor" diye tepki gösteriyor. Deniz dolgusuyla yer kazanan Arsin Belediyesi, tahkimatları çöplerle dolduruyor. Bu tahkimatların yolu koruyacağı öne sürülüyor. Oysa 1999'da denizde meydana gelen fırtınada, Trabzon ve ilçelerinde bulunan çekek yerlerindeki mahmuzların 975 metresi tahrip etmişti. Belediye çöpleriyle doldurulan tahkimatları alıp götüren deniz, daha sonra tonlarca çöpü kıyıya geri savurmuştu.



İmtiyazlı kıvrımlar

Arsin-Yomra arasında sahil dolgusuyla gelen yol bir anda mevcut yola kıvrılıyor, 1-2 kilometre sonra tekrar sahile iniyor. Vatandaşlar, Uzunalioğulları'na ait olan iki villayı kurtarmak için güzergâhın değiştirildiğini iddia ediyor. Yeniay beldesinin önünde boydan boya geçen viyadüğü görüntülerken bizi gören Fatma Gürel, "Bu utanç duvarının çekilecek nesi var? 35 yıl Almanya'da çalıştım. Biriktirdiğim paralarla ev, dükkân yaptım. Bu sene tatile geldim ki, deniz manzaralı evimin penceresi duvara bakıyor" dedi.
(+) [/url]  
[url=http://wowturkey.com/t.php?p=/tr425/IlGaZ_mEmIs_uzualioglu.jpg]

İsmail Kalkavan'ın kurtarılan yalısı

Yol camiye dayandı

Prof. Yılmazer'in, Giresun sahilini kurtarmak için hazırladığı projede yol, il sınırında tünelden girecek, 4 kilometre sonra sahile çıkacaktı. Ancak yol merkezden geçirildi




Karadeniz'in tek yarımadası Giresun'un kıyıları taştan kaleyle çevrilmiş. Yeşilin ve denizin kucaklaştığı Giresun, sahil yolundan en fazla etkilenen illerden biri. Oysa Giresun'un sahil yolu inşaatından etkilenmemek için hazırlattığı alternatif bir güney projesi var.
Bu projeyi Yüzüncü Yıl Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Yılmazer hazırladı. Projeye göre, Giresun girişindeki mevcut tünelden giren yol, sahil yerine şehrin arkasından geçip kısa mesafeli üç ayrı tünelle Giresun'un merkezinin 4 kilometre batısından yeniden sahile iniyordu. Ancak yol deniz dolgusuyla şehir merkezinden geçirildi.
Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu (TÜRÇEK) Giresun Şube Başkanı Hakan Adanır'ın 300 kadar çevreciyle başlattığı eylemler ve düzenlenen etkinlikler, sahili yol haline getirmek isteyen yönetim kademelerinde duyarlılıkla karşılanmadı.


Merkezde tıkandı

Yolun neredeyse yüzde 90'ını bitiren Karayolları, iş şehrin merkezine gelince ne yapacağını şaşırdı. "Taşpark mı, yoksa İş Bankası adası mı yıkılsın?" noktasında yol çıkmaza girdi. Çünkü, Giresun'un en güzel köşelerinden biri olan Taşpark'ın yıkılmasına vatandaş izin vermiyor. İş Bankası adasında ise kamulaştırma yapılması gerekiyor.
Giresun merkezin yanı sıra birçok ilçe de çevre mücadelesini kaybetti. Çabalar sonuç vermeyince Eynesil, Bulancak, Piraziz, Keşap, Görele, Espiye sahilleri deniz dolgusuyla kaybedildi.
Piraziz Eğrice, Civili kumsalı ile birkaç burun da çevrecilerin çabalarıyla yoldan etkilenmedi. Kurtulan tek ilçe Tirebolu. İlçe, Prof. Dr. Cengiz Eruzun'un başkanlığı döneminde Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun sit kararıyla kurtuldu.
Tirebolu sahili sit kapsamına alınınca, Karayolları yolu denizden geçirmek için yeni bir plan yaptı. Kurul bu kez de denizi sit kapsamına aldı.
Şimdi Tirebolu sahil yolu, tünel geçidiyle yapılıyor.
Giresun'un Piraziz ilçesinde kıyı dolgusuyla yol yapılınca, denize sıfır parklar, lokantalar, evler ve işyerleri yolun 7-8 metre altında kalmış. Lokantaların ve konutların deniz manzarası, şimdi onlara yarım metre uzaklıkta 7 metre uzunluğunda bir duvar oldu.



Çevreci proje

Bulancak'ta ise kot farkı nedeniyle dere denize kavuşamıyor, yağmurlarla sel oluyor. Doldurulan kumsallar, T mahmuzlarla yeniden kazanılmaya çalışılıyor.
Arıdurak Burnu'nda müteahhit firmanın danışmanlığını üstlenen Prof. Dr. İlyas Yılmazer, alternatif bir proje üretti. Karayolları, burnu dolaşarak deniz dolgusuyla yol yapma planı öngördü. Yılmazer ise doğayı bozmadan açacağı tünelin üzerini daha sonra yine toprakla örtecek bir proje hazırladı.
Bu projenin geçeceği yerdeki arazi sahibi, kamulaştırma için 50 bin dolar istedi. Yılmazer, "Karayolları 50 bin doları vatandaşa vermeyi kabul etmedi, ancak denizi 5 milyon dolara doldurdu. Proje kabul edilmeyince de firmanın danışmanlığını bıraktım" dedi.


Ordu eylemle kurtuldu

Bolaman-Perşembe yolu, sivil toplum örgütlerinin itirazları ve alternatif projeleri üzerine içeri kaydırıldı. Mesafe 42 kilometreden 27 kilometreye, maliyet 1.2 milyar dolardan 411 milyon dolara düştü





Ordu, Karadeniz'de kıyısını yola kaptırmayan tek il. Orduluların, sahil dolgusuyla yol inşasına karşı eylemi 1994'te başladı. "Yola değil kıyı dolgusuna karşıyız" diyen 20 bin kişi sokağa döküldü. Eylemleri uzun soluklu devam ettirince, sahillerini kurtardılar.
Karayolları, sahil yerine yolu güneyden, Boztepe'den geçirmek için yeni bir proje hazırlığına girdi. Yalnızca Ordu merkez değil, Ünye'den de yol şehrin arkasından yani güneyden geçecek.




Çok yönlü tasarruf
Fatsa ilçesinin Bolaman beldesi ile Perşembe ilçesi arasındaki bölüm, sahilden değil de güneyden yapılan ve bitirilmek üzere olan tek yol. Önce burnu dolaşarak deniz dolgusuyla geçmesi planlanan 42 kilometrelik yol, daha sonra güney geçişiyle yapılınca ülke ekonomisi de yaklaşık 788 milyon dolar kazandı.
Sivil toplum örgütlerinin itirazları üzerine projesini yeniden gözden geçiren Karayolları, 42 kilometrelik bir burundan oluşan bu güzergâhta derin koyların bulunduğunu ve dolgu maliyetinin yüksek olacağını da göz önünde bulundurarak yolu güneye kaydırmıştı. Bu değişiklikle 42 kilometrelik yol 27.6 kilometreye düştü. 60 dakikalık yolun mesafesi de 15 dakika oldu. Dağlar delinerek, dereler köprülerle aşılarak 27 kilometreye düşürülen bu yolun toplam maliyeti 411.51 milyon dolar. Bu yol deniz dolgusuyla yapılsaydı maliyet yaklaşık 1.2 milyar dolar olacaktı.




Yolun sırat köprüleri
Ordu'dan Samsun'a devam eden yolun da çoğunluğu bitti. Tek şeritli yol, şimdi ikişer şeritli bölünmüş (duble) yol haline getirildi ve asfaltlama çalışmaları devam ediyor. Genişletme nedeniyle bazı yerlerde yol, evlerin merdivenine dayanmış. Üstgeçitleri henüz yapılmamış olan yolda, vatandaşın tahtadan yaptığı ve "sırat köprüsü" dediği köprüler var.
Ordu çıkışı Turnasuyu mevkiinde karşılaştığımız Hanife Koçak, "Evlerimiz sahilde, ne çocukları ne de inekleri karşıya geçirebiliyoruz. Eskiden de burada yol vardı ama şimdi yol genişletilince havaalanı gibi oldu" diyor.

85 kilometreden taş
Samsun'un Yakakent ilçesine kadar içerden devam eden yol, ilçe merkezini geçer geçmez, sahile kıvrılıyor. Orman içinden geçen mevcut yolun 150 metre aşağısındaki kumsal, eskiden mesire yeri ve plajdı. Halkın denize girip piknik yaptığı bu yerden şimdi sahil yolu geçiyor.
36 kilometrelik Yakakent-Gerze yolu 1998'de ihale edildi. Başlangıç noktasına 85 kilometre olan taşocaklarından taşınan taşlarla, 7 yılda ancak 6 kilometre dolgu yapılabildi. 6 kilometrelik yola bugüne dek 26 milyon dolar harcandı. Toplam maliyeti 274,4 milyon dolar. Çevreciler, tek sıra ağaç keserek mevcut yolun genişletilebileceğini, deniz dolgusunun tercih edilmesinin tamamen rant amaçlı olduğunu iddia ediyor.


Karayolları'nın garip iddiası

Çevreciler, Güzelçay-Sinop arasındaki koyların yol olmaması için hukuk mücadelesi başlattı. Güzelçay-Sinop 1. Kısım Projesi'nin iptali için dava açtılar. Samsun İdare Mahkemesi'ne açılan davaya savunma gönderen Karayolları, "Mevcut yol, bölünmüş yol projesine uygun değildir" dedi.
Çevrecilerin mahkemeye sunduğu, "Olağanüstü güzel kıyılar yok edilecek" ifadesini de eleştiren Karayolları, "Bu kesimde dik ve yüksek falezlerin olması nedeniyle halkın deniz sahiline ulaşması mümkün olmamaktadır. Ancak yol yapılırsa halk sahile ulaşacak" görüşünü savundu.
Karayolları, yine mahkemedeki savunmasında, "kıyı çizgisi belirlenmediği ve imar planı hazırlanmadığı için yolu durdurduklarını" bildirdi. Karayolları'nın iddiasının aksine yol inşaatının yasalara aykırı devam ettiğini iddia eden çevreciler tespit istedi. Gerze Sulh Hukuk Mahkemesi'nin belirlediği bilirkişi, çalışmalar yapıldığını belirledi. Bu raporun ardından çevrecilerin yol inşaatının durdurulması yönünde yeniden İdare Mahkemesi'ne başvurması üzerine, tespit için bilirkişi atandı. Yargı süreci devam ediyor.

Sinop koylarını kurtaralım

Karadeniz Sahilleri Platformu Sözcüsü Hasan Özkazanç, "Karayolları tüm Karadeniz sahilini kıyı çizgisi belirlemeden, plansız, projesiz yaptı. Paralar denize döküldü, kıyı katledildi. Hiç olmazsa Sinop koylarını kurtaralım. Karayolları, kıyı katliamını yalnızca yüzme alanlarının yok edilmesi olarak algılıyor. Oysa bu koylarda, yüzlerce yılda kendiliğinden oluşan mağaralar var. Denizdeki bu mağaralarda yaşayan binlerce canlı var" dedi.

.............................................................................

Görüldüğü gibi amaç doğayı değil, zenginlerin evlerini kurtarmak. Sarp sınır kapısından Sinop'a kadar yaklaşık 650 kilometre(google earth ölçümleridir) uzunluğundaki kıyı şeridinin ne kadarı doğal bırakıldı?

Düzlüğün olduğu Bafra ve Çarşamba ovaları zaten düz olduğu için kurtuldu.
Dayatmalara boyun eğmeyen Ordu halkı; yaklaşık 50 kilometrelik kıyıyı kurtardı.

Devlet kalan kıyılara ne yaptı? Yüzlerce kilometrelik kıyıların ancak birkaç kilometresini korudu!
Bu devlete güvenilir mi?

Birkaç noktada ''kurtarılan''! doğa ile zenginlerin yalılarının aynı yerde olması beni hiç şaşırtmadı!
 


bayramalin

3 yıl önce - Cum 12 Ksm 2010, 14:28

Alıntı:
Dayatmalara boyun eğmeyen Ordu halkı; yaklaşık 50 kilometrelik kıyıyı kurtardı.


Onun için zaten Ordunun içinde 3 kilometrelik yolda 20'ye yakın Kırmızı ışıkta durarak ve durmadan dua! ederek geçiyorum.

Merak ediyorum kaç kere gittin Karadenize? Google Earth'den tarif alıp konuşmak çok kolay.

Bolamanın by-pass edilmesi Fatsa Ordu arasını 19 km kısaltmıştır. Bir adet yaklaşık 4 kmlik tünel ve bir kaç tane battı çıktılarla dümdüz bir yoldur orası. Vadi boyu gitmiştir. Üstelik, o bu karşı çıktığı için değil bizzat başta bu şekilde planlanmıştır. Her yer öyle olsa zaten öyle yapılırdı. Bu işi mühendislerin de siyasilerin de hukukçulardan çok çok daha iyi bildiğini düşünüyorum.

Karadeniz sahilini Ege ya da Akdeniz sahili zannetmenizdir sanırım bu şekilde düşünmenizin nedeni.
Zaten büyük bir kısmı kumsal değildi bu sahilin. Rize Dedeman oteli civarında mesela insanlar kayalıklarda denize giriyordu yol yapılmadan önce, gene öyle giriyorlar. (Hatta kafasını kayaya çarpan amcaoğlu boynundan ameliyat oldu, epey bir müddet komada kaldı).

Yolun yapımında elbette hatalar yapılmıştır. Rize şehir geçisi örneğin hatalıdır. Rize bu yolun yapılması dolayısıylşa hem girişinde hem çıkışında iki Çİn seddiyle çevrelenmiştir. Üstelik toplamda bir şerit de yol kaybetmiştir.

Ama bütün bunlar zihinlerinin arkasında başka emelleri olanların çevreci refleksiyle uydurdukları yok arkadan geçmeliydi, yok hukuk çiğnendi, yok kumsallar yok oldu gibi palavraları haklı çıkarmaz. Sanki Miami kumsalları vardı oralarda.

Size tavsiyem Temmuz-Ağustos aylarında bir seyahat yapın bu yolda ve seyeredin denizin kenarını, insanlar sıkıntı mı çekiyorlar denize girmek için yoksa her yerde denizdeler mi? Göreceksin bu yol yapılmadan pislikten geçilmeyen sahiller yol yapıldıktan sonra konulan T'lerle her yerde nasıl yüzmeye müsait hale getirilmiştir.

Türkiyenin en büyük Teknik üniversitelerinin biri Tarbzonda dururken neden Vandan bir hoca bu kadar bağırıp çağırıyor, KTÜ'nün hocaları anlamıyorlar mı bu işten?

Ennihaye, Karadenizlinin çok çok büyük bir oranda bu yolu desteklediği bir gerçektir. Karadenizli hariçten gazel dinlemeye de muhtaç değildir. Bütün servetini İstanbulda, Ankarada yatırıma dönüştürüp senede 2 hafta tatile gelen, gelirken de uçak kullanananların yaygaralarına da karnı toktur.

Daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu.


Ali.Özcan

3 yıl önce - Cum 12 Ksm 2010, 14:36

Alıntı:
Ama bütün bunlar zihinlerinin arkasında başka emelleri olanların çevreci refleksiyle uydurdukları yok arkadan geçmeliydi, yok hukuk çiğnendi, yok kumsallar yok oldu gibi palavraları haklı çıkarmaz. Sanki Miami kumsalları vardı oralarda.



Karadeniz Sahil yolu ile eski yol Giresun ilinde net bir biçimde ayrı ayrı görülmektedir.Sahil ile eski yol arasında nerden baksanız 500 metreden fazla mesafe vardır.Yeni yol bu araya yapılmıştır.Şimdi siz çıkıpta doğa katledilmedi ya da sahilde kayıp olmadı diyorsunuz.500 metrelik bir alanın heba olması sizin için önemli değil sanırım.Birde yazın Giresun sahilini görmenizi tavsiye ederim.İğne atsanız yere düşmeyecek durumdadır.Buna bizzat şahidim.


bayramalin

3 yıl önce - Cum 12 Ksm 2010, 14:41

Alıntı:
İğne atsanız yere düşmeyecek durumdadır.

Olmayan, katledilen sahilde mi?


IlGaZ mEmİş
3 yıl önce - Cum 12 Ksm 2010, 14:46

Bu yola iki kere gittim. 2003 ve 2008 yılında. O yüzden bu yolu iyi bilirim.

Evet; Ordu'da ışıklarda duruyoruz. Bu ilkelliğin önüne mutlaka geçilmelidir. Zaten Ordu Çevre Yolu da yapılacak. Sizin yaptığınız; ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir.

Ayrıca; Vanlı hoca dediğiniz İlyas Yılmazer; Sinop Boyabatlıdır ve yıllar önce O.D.T.Ü üniversitesinde görev yapmış saygın bir hocamızdır. Karadeniz'i sevmek için bırakın karadeniz'li olmayı; çay içmenizi; Türkiye'yi sevmek yeterlidir.

Miami sahili demişsiniz. Evet; burası Miami sahili gibi oldu. Doğal yaşam bitti. Ayrıca Miami'nin bulunduğu Florida eyaletinin sahili en büyük petrol kazasından nasibini aldı.


En son IlGaZ mEmİş tarafından Cum 12 Ksm 2010, 14:52 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Ali.Özcan

3 yıl önce - Cum 12 Ksm 2010, 14:50

Ordu'da kurtarılan sahilde şuanda büyük bir park var.Parkın içinde spor aletleri,oyun parkı ve tenis kortları vardır.Sosyal faaliyet için çok güzel tasarlanmış.Siz buna şimdi gerici zihniyet diyorsunuz.O zaman belediyeler boşuna park yapıp hem zaman hem de para harcamasınlar.Gitsinler bina ya da yol yapsınlar.

serdarsara

3 yıl önce - Cum 12 Ksm 2010, 14:52

Ben katledilen bi durum göremiyorum Karadeniz Sahil Yolu projesi Ülkemizin bitirdiği sayılı projelerdendir Karadeniz halkımızında hakettiği bir projedir o yol yokken çekilen çileler rezillikler ortadadır..
Her Karadeniz yolculugumda Eskişehir,Ankara,Kırıkkale,Çorum dan sonra Samsun a çıkarım sonra sağımda muhteşem doğa solumda Karadeniz yolculugumu sürdürürüm yolun genişliği ve asfalt kalitesi muhteşem olunca bu yolculuktan daha keyiflisi yoktur.. (tek sorun ünye içi ve ordu içindeki ufak sorunlar bunlarda ileride halledilir düşüncesindeyim) Yorulmadan büyük bir zevk içersinde Rize ye varırım yaklasık 15 saat araç sürmeme ragmen en ufak yorguluğum olmadan Rize de hiç yorulmamış gibi günümü sürdürürüm İşte bunları sağlayan o muhteşem Karadeniz Sahil Yoludur. O nedenle bu bitmiş projeyi begenmemek elde değil


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET