Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6
Kerim AK

14 yıl önce - Pts 01 Hzr 2009, 02:12

Alıntı:
İslam'la Musevilik arasında bir inanışa sahip olan Sabetaycılar,

Bunların inançlarının ne Musevilikle nede İslamla uzaktan yakından alakası yoktur.Sadece bayramlarına bakarsak bunların hiç bir dinde olmadığını semavi dinler hariç sonradan çıkarılan dinlerde bile bu kadar kepazelik yoktur.
Yılın çeşitli günlerinde ve her biri ayrı bir anlam taşıyan 16 tanedir. (Gövsa, Sabatay Sevi)
Bunların içinde en ilginci ise Mart 22’de yani baharın birinci gününde kutlanan Kuzu Bayramı, Dört Gönül Bayramı veya diğer bir deyişle Mum Söndü diye bilinen gizli bayram. Bu kuzu bayramı hakkında Sabatay zümresi mensuplarından Karakaşzade Rüştü, 1924 tarihinde Vakit gazetesi muharririne su izahatı vermişti: Kuzu bayramı 22 Adar’da (Mart) yapılır. Bu bayram geceye mahsustur. Her sene kuzu eti ilk defa bu bayram münasebeti ile ve hususi merasimle yenir. Bu merasimde en aşağısı ikisi erkek ikisi kadın olmak şartı ile evli dört kişinin bulunması lazımdır. Bu çiftlerin sayısı artırılabilir. Kadınlar iyi giyinmiş ve elmaslar ile süslenmiş oldukları halde sofra hizmetinde bulunurlar. Yemekten sonra biraz eğlenilir ve muayyen zamanda ışıklar söndürülerek karanlıkta kalınır... Bu bayram vesilesi ile doğacak çocuklar bir nevi kutsiyeti haiz tanınırlar. Ona (Dört Gönül Bayramı) adi verilir. (Gövsa, Sabatay Sevi, S. 64)
İsrail’in ikinci Cumhurbaşkanı Itzhak Ben Exiled and the Redeemed” adlı kitabında yer vermektedir. Bu eserde, Sabetaycı kökenli olup, Selanik’ten mübadeleyle gelerek İzmir’e yerleşen ve de gerçek anlamda ihtida eden Dr. Ismail Eden adındaki şahıstan öğrendiklerini nakletmektedir.. Dr. Eden, ”eş değiştirme merasiminin” 1800’lerde Kapancıların lideri olan Derviş Efendi’nin Kabbalah ve Zohar’ı çarpıtarak yorumlamasıyla başladığını ve uygulandığını duyduğunu belirtmiştir
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=1260588#1260588
vedat behar;
Alıntı:
sebetaycılar israile aliya yani göç etmek istiyor bunun için israil vatandaşlık kanunun değişmesini istiyorlar, bu saatten aonra israil ne vatandaşlık kanunu değiştirir nede sebetaycıların israile göç edip israili karıştırmasına izin verir

Bu tespit gerçekten doğru bir saptamadır.Aynen katılıyorum.


mehmetjanberk
14 yıl önce - Çrş 15 Tem 2009, 03:19



mehmetjanberk
14 yıl önce - Çrş 15 Tem 2009, 18:24



Kerim AK

14 yıl önce - Prş 23 Tem 2009, 00:15

Alıntı:

Erkekler tekkelerde yangelip yatarken cepheye koşan Halide Onbaşılar. Halkın sevgilisi olmuş başbakanlar. Cumhurbaşkanı eşleri. Yazarlar, şairler. Gelmiş geçmiş tarihsel kişilikler. Sözünözü, tüm Türk aydınları.
Siz koyun postu ve güderilere bürünerek Anadolu’ya gelen, binlerce yılın engingönüllü yerli halkıyla karışan, bitli göçebeler. Siz kimsiniz ki? Sizi güden dönmelerle devşirmeler. Ulusal savaşımı siz kendiniz mi yaptınız, sanırsınız?

Aslında bu makale için siz teşekkür etmek lazım,zaman zaman söylemlerinizde ki fikirler birbiriyle çelişsede güzel bir araştırma ve konu başlığı.Bu konu ile ilgili başka yerlerde yazdığım mesajlarda gördüğüm alınganlık ve bu bu konunun ilk mesajı olan yazınızda sitem ettiğiniz;
Alıntı:
Ve de, koskoca bir Rumeli Türklüğünü, hiç kimsenin “avdeti” yapma hakkı ve haddi yoktur.

Rumeli Türklüğünü avdeti olarak yorumlayan,düşünen bu ülkede bir tane yazar yoktur,bu konu içerisinde geldikleri bölge itibari ile bazı benzerlikler işlenirken bundan alınmanın anlamı olduğuna inanmıyorum.kimsenin soydaşlarımızı suçlamak haddi olmadığı gibi hakkıda yoktur.
Erkekler tekkelerde yatarken hanımların cepheye gitmesi ideolojik bağnazlıktan ve iftiradan başka bir şey değildir.Anadoluya gelen Türkleri bitli göçebe diye itham etmek onları dönmelere ve devşirmelere güttürmek,kurtuluş savaşlarını yapanların dönmeler ve devşirmeler olduğunu söylemek çok insafsızca yapılmış binlerce şehidin kemiklerini sızlatan kuru bir iftiradan öteye gidemeyecek yalandır.Sadece Şehitliklerde ki mezar taşları bile sizi yalanlamaya yetecektir yine aynı mesajınızın sonuç kısımlarında ise kendi söylediklerinizle çelişerek tam tersini söyleyebiliyorsunuz.

Alıntı:
Balkan Savaşı’nda Türk ve Müslüman nüfus soykırıma uğrarken, burunları bile kanamayan avdetiler, zorunlu olarak değişimle Anadolu’ya geldiklerinde, doğaldır ki, İzmir ve İstanbul’u yeğlerler. Getirdikleri anaparayla yine tecimen ve sanayici olurlar.

Varlık vergileri alınırken bazı aileler dönme kategorisinde vergi ödedikleri gibi bir çoğuda kimliğini gizlemedi.Rumeli Türklerini değil sadece bu aileleri anlatan kişi ve yazarları karalamanın veya hedefe soydaşlarımızı koymanın amacı ve anlamı nedir anlamış değilim.--- Aslolan nerden geldiği değil, ne olduğudur. Hiç kimsenin ırksal atasını seçme şansı ve lüksü yoktur derken Anadoluya gelen göcebe Türkleri bitli ve güdülecek topluluk olarakta görebilmenizide anlamış değilim.
Sabatayistler, Sabatycı, Sabetaycı, Avdedî, Dönme, Selanikli, Meamin, Maminim, Takiyyeci, Munafık gibi farklı isimlerle de anılır. İlk dönemlerde Musevi ibadet ve ayinlerine sadık kalmışlarsa da asıl Yahudilerden tamamen ayrılmış ve onlara "koferim" (kafirler) ismini vermişlerdir. Yahudiler ise renkleri değişen bir balık olduğundan "Sazanikos" (Sazan) demişlerdir. Sabetay Sevi bağlıları çeşitli ülkelerde günümüze kadar varlığını sürdürmüştür,şimdiki isimleride MASON dur.
Yahudiliğin Hurûfî, mistik, gizemli ve simgeci yorumu olan Kabala ekolü bilinmeden Sabataizm bilinemez. Çünkü Sabataizm, Kabalacı metinlerin daha marjinal ve militan bir yorumu olan Zohar ekolünün ürünüdür. İlginç olan husus, İsrail devletini İslam topraklarının bağrına bir bıçak gibi saplayan Siyonizm de, Sabataizm gibi Zohar ekolünden doğmuştur. Yani Siyonizm ve Sabataizm, aynı annenin iki memesinden emen ikiz kardeştirler. Bu nedenle ikisi de makyavelist, maskeli, çıkarcı ve sinsidir.İşte niteliklerini ve kökenini yukarıda kısaca dile getirmeye çalıştığımız Dönmeler namı diğer Sabataistler yüzyıllardır insanımızın zihninde yer eden “dönmeler dönmezler” özdeyişini doğrulayarak bir kez daha atağa geçtiler.
İslam’a karşı “küreselleşme” adı altında küresel bir savaşa girişen ABD’deki “kıyametçi” Hıristiyan fanatiklerle Yahudi fanatikler el ele vererek dünyayı haraca kesme projesini uyguluyorlar. ABD yönetimini ele geçiren Hıristiyan fanatikler projelerini uygulayacakları başka ülkelerde Siyonistler’le iş tutarken, sıra Türkiye’ye gelince Siyonistler’in ikiz kardeşi olan Sabataistler’i tercih ediyor.
Şu günlerde gizemli bir el tarafından yeniden dizayn edilen seyaset arenasına mebzul miktarda Sabataycı’nın sürülmesini siz tesadüf mü sanıyorsunuz? Önümüze, ardımıza, sağımıza, solumuza, merkez solumuza, merkez sağımıza ve tam merkezimize hep siyasetin baş aktörü olmaya aday Sabataistler birer birer yerleştiriliyor. İsteniyor ki Sabataycı’nın rakibi de Sabataycı olsun. Birinin foyası ortaya çıkar ya da Sabataist destekli medya tarafından şişirilen balonu patlarsa, onun alternatifi de Sabataist olsun. Yani, bu ülkede Sabataistler’den kurtuluş imkânı kalmasın ve biz millet olarak Sabataycılar’dan Sabataycı beğenelim.
Diyelim ki, onun “ecnebi” oluşundan dolayı milletin huzuruna çıkarılamayacak kadar defolu olduğu anlaşıldı ya da anlaşılma ihtimali belirdi. “Demokrasilerde(!!!) çare tükenmez” derlerdi ya hani? İşte ondan’ al sana İzmir’den bilmem nereye, oradan Sakarya’ya göçerek ve dahi Demokratlar arasında politika yapan aile büyüklerini de kullanarak Sabataycı kökenini kaybettirmeyi başarmış genç, iş bilir, becerikli bir Sabataist daha’ Tabiî ki yine ABD’den, yine ithal’.
Sami Hocaoğlunun da belirttiği gibi ;sabatayist adı altında toplanmış ve yakubiler,karakaşiler ve kapaniler diye kendi aralarında üç gruba ayrılmış bu gizli cemaat ülkemizde ne yazık ki çok az nüfusa fakat çok büyük bir nüfuza sahipler.
Sabataycılar nasıl olur da bu kadar güçlü olmalarına rağmen kendileri hakkında bu kadar yazıp çizilenleri önleyememektedir sorusu akla gelebilir?
Sizce medyaya bu denli hakim,içlerinde üst düzey koltukları işgal edenlerin bulunduğu böylesine büyük bir cemaat bunlarla başedememekte olabilirler mi?
Tabii ki hayır.İşte bu soruya verilebilecek iki adet cevap vardır.
1-Büyük çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu vatanımızda,bu cemaatin varlığının birdenbire belli edilmesi büyük bir kaosa sebep olacağından kimi kuklaları kullanarak,kendi varlıklarını yavaş yavaş halkımızın beynine sokmaya çalışmaktalar.
2-Türkiyenin siyasal gidişatında pek buyuk roller ustlenemeyen bir çok sabataistin arasında-aslında onlarla alakası olmadıkları halde Müslüman Türk olan önemli şahsiyetlerin de onların tartafındanmış gibi gösrerilmesini sağlamak.
Bu iki projeden bir projesi dahi tutarsa, Sabetaycılar isimleri hiç anılmadan rahatlıkla her türlü işi yapacak. Sabetaycı olarak ortada dolaşanlarla hiçbir alakaları olmayacak. Toplumla aralarına tam bir tampon kitle yerleştirmiş olacaklar.
Sabetaycılar, haklarında oluşan tüm olumsuzlukları üstlenmeye hevesli kitleler bulma arayışına geçti. Eğer kadro ve sayısal yeterlik açısından inandırıcı olabilecek, kendilerine biçilen rolü de şahane bir ihsan kabul ederek pazarlığa takla atarak koşacak böyle kitle bulurlarsa derine dalış gerçekleşecek.
Pazarlığa razı olan kitle, Sabetaycı geçmişin deşifre olmuş hadiselerini üstlenme karşılığında isim hakkını almış olacak. Tabelayı duvarına asacak. Kendisine sağlanan avantajların karşılığı olarak da Sabetaycıların yapacağı bundan sonraki faaliyetlerde taşeron olarak çalışıp, muhtemel olumsuzlukları üstlenerek ‘Efendi’lerine tam kamufle imkânı sağlayacaklar ama nereye ve ne zamana kadar.
Alıntı:
Büyük acılara neden olan bu “Mesih”in doğduğu ev, İzmir’de, ikiçeşmelik Caddesi’nde, Agora’nın bitişiğindeki 920 nolu sokakta. Çevre halkının tümü, hemen hemen Sabetay’ı bilir. Polonya’dan bile konukların geldiği söylenir. Konuşmalardan, Kırk-Elli yıl öncesine değin, buranın bir “Yavuthane” yani, Yoksul Musevilerin tek odalarda yaşadığı bir yer olduğu anlaşılır. Şimdilerin tam bir sarhoş, berduş yatağı. İzmir, merhum belediye başkanı Piriştina’nın; aslına uygun onarım için TAÇ Vakfı’na yaptırılan tasarların, Anıtlar Yüksek kurulu’nda bekletildiği bilinmekte. Beklerken evin damı da göçer. Görünmez ellerin onarıma engel olduğu düşünülmekte.
Prof. Dr. Ortaylı çok haklıdır. S.Sevi’nin İzmir’de yaşadığı ev müze olmalıdır. Onarımı bile beklenmemeli, çevre düzenlenmesiyle, dört duvar arası çöplükten kurtarılmalı. Kapısına kocaman bir levha çivilenmeli.

Sabatay Sevi Yahudi tarihinde ortaya çıkan 17. Mesih’ti ve apokalips (kıyamet) Mesih’inin habercisiydi. 18. Mesih kıyamet gününde ortaya çıkacaktı. İnançlı Sabataycılar 18. mesih’i bekliyorlar.
İzmir Selçuk’taki Bülbül dağında 100 yıl kadar önce başlatılan “kutsal Meryem Ana Evi” çalışması nihayetinde 1967 yılının 26 Temmuz günü bizzat Papa 6. Paul’un Bülbül dağına gelerek burayı “kutsaması” ile Hıristiyanlar için “hac” merkezi haline getirildi.
Bütün ısrarlara rağmen Rahmetli Atatürk’ün Hıristiyanlara satılmasına izin vermediği Bülbül dağındaki metruk taş yığınını barındıran 29.200 metrekare arazi 1950′de Bayar-Menderes ikilisi döneminde maalesef Hıristiyan Vakıfları destekli Meryem Ana Derneği’ne satıldı. Sonra restorasyon adı altında görkemli bir Meryem Ana Evi inşa edildi. Sonra da Papalık tarafından kutsandı. Artık her Papa burayı ziyaret ediyor. Hıristiyanlar burada hacı oluyor.
1774 yılında Almanya’da doğan kötürüm ve histerik rahibe olduğu bilinen Anne Catherine Emmerich’in “gördüğü vizyonlar” (rüyalar) önce kitaplaştırıldı, sonra Emmerich’in vizyonlarına Fransız Sorbonne Üniversitesi tarih Profesörü Charles Lenormand tarafından “bilimsel” kılıf geçirildi. Artık “tarihi gerçekler”e göre Meryem Ana’nın Evi İzmir Selçuk’taki Bülbül dağındaydı.
Dünyanın 43 farklı yerinde Papalık tarafından “kutsanmış” Meryem Ana Evi var, ancak Kudüs ve Bülbül dağındakilerin ayrı bir önemi bulunuyor.
Şimdi de benzer senaryo İzmir’de Sabatay Sevi Müzesi (tekkesi) için uygulamaya konuyor.
İzmir Ticaret Odasından bir zatı muhteremle ABD’nin Boston şehrindeki Harvard Üniversitesi’nde öğretim üyesi diğer bir zat “Sabatay Sevi Müzesi” çalışmasının önderliğini üstlenmiş görünüyor.
Türk akademisyenlerin iddiasına göre bu iki zat bu cemaate oldukça yakın duran isimler.
“Sabatay Sevi Müzesi fikrini kim önermişse Sabatayist’” olduğu aşikardır.Tarihçi araştırmacısı Mahmut Çetin ise bu işe;
Alıntı:
“görünenlerin arkasına iyi bakmak gerekir, bu uluslararası bir organizasyon işine benziyor. Daha önceki örneği de Meryem Ana Evi” şeklinde konuştu.

Şaban Arslan-Yeni Şafak 28. 12. 2006
Alıntı:
İzmir’in Agora semtindeki Portekiz Sinagogu’nda 370 bin YTL’ye bir Sabatay Sevi Müzesi kurmak için İZTO’dan bir grup harekete geçiyor. Ancak İZTO , tepkilerden çekinerek, projeyle ilgili teklifi son anda geri çekiyor. (İzmir Ticaret Odası’nın 65 bin üyesi var ve İZTO yönetimi “Sabatay Sevi Müzesi” gibi netameli bir teklifin de yer aldığı 425 sayfalık Yönetim Kurulu Çalışma Programı ve 2007 Bütçesi’ni sadece 179 meclis üyesine gönderiyor.
Çalışma Raporu’nun 378.sayfasındaki Sabatay Sevi Müzesi başlığı altında yer alan şu ifadeleri nasıl yorumlamamız gerekir? “Sabatay Sevi, Musevilik tarihinde önemli yer tutan bir kişiliktir ve İzmir’de yaşamıştır. Hatta Sabataycılık Museviliğin bir kolu olarak varlığını sürdürmüştür. İzmir’in tarihinde önemli bir yeri olan olay ve kişiler, kent belleğinin bir parçasıdır. Bu nedenle Sabatay Sevi’nin Musevi tarihindeki rolünü ortaya koyabilecek ve çeşitli eski eserlerin de yer alacağı bir müze kurulması, müzenin eski bir sinagog veya eski bir binada yapılması düşünülmektedir.”

İZTO’nun daha önce de kilise ve sinagogların restorasyonu için karar aldığını biliniyor.
Bu beylere sormak gerekmez mi? Siz kaç cami, kaç Türk eseri ve hele hele İzmir tarihinde önemli bir yeri olan Timur için ne kararlar aldınız, neler yaptınız?
İZTO meclis üyelerinden Salih Büyükuğur
Alıntı:

İZTO yönetiminin geçen yıl da sinangog ve kiliselerin onarımı için 3 milyon YTL para ayırdığını ve bu karara muhalefet şerhi koyduğunu belirterek şunları söylüyor:“2007 yılında üyelerden, toplanan aidatın 170 TL’den 250′ye çıkarılacağını, toplanan paraların da toplumu dejenere edici, kamplara bölücü konular için harcanacak. Sevi’ye Yahudiler bile karşı çıkıyor. “Yahudi dönmesi” diyorlar.”“Bu talep Yunanistan Konsolosluğu’ndan gelmiş.

Türkiye Yahudi Cemaati Başkanı Silvio Ovadio:
Alıntı:
Yahudi mekânlarında kesinlikle böyle bir müze kurulmayacaktır. Böyle bir müze, başka bir yerde kurulsa bile, Yahudiler için herhangi bir anlam ifade etmeyecektir.İZTO ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, yıkık sinagogları restore etmek için kendilerine başvurduğunu da söylüyor. “Biz Yahudi dinindeniz. Bu din Sabatayistliği kabul etmez. Sıradan bir müzedir” şeklinde konuşuyor
.

Sabatayistler “Ben Sabataist’im deme cesaretini gösteremedikleri için müze açma isteklerini başka gerekçelere dayandırıyorlar.Sabatay Sevi ile ilgili müzeye konacak bir tek fotoğraftan başka bir şey yok.Bu müze inanç turizmine katkıda bulunmaz. Çünkü Yahudiler Sabataycılardan nefret ederler. Sabataycıları Yahudilerin bir kolu olarak değil, sapkınlık olarak görürler. Bu müzeyi Yahudiler ziyaret etmez. Müslümanlar ve Hıristiyanlar da ziyaret etmeyeceğine göre burayı kim ziyaret edecek ki? Bu müzeyi içimizde ki küçük bir grup, kendi dini liderlerine saygıdan dolayı yapıyorlar.
Müfit Yüksel
Alıntı:
İzmir Ticaret Odası’nda Sabataycılar var ve bunlar Sabatayistleri Yahudiliğe eklemlemeye çalışıyorlar. “Öyle sanıyorum ki İsrail’deki bazı çevreler müze işine sıcak bakacaklardır. İsrail’de bazı çevreler ne hikmetse Sabataycı kimliğin açığa çıkmasını ve ilgi uyandırmasını istiyorlar”

Alişan Satılmış, Ortadoğu gazetesi 26 Aralık 2007
Alıntı:
İzmir’in Agora semtinde bulunan Portekiz ve Galata Sinagogları, TÜSİAD eski Başkanı Tuncay Özilhan ve İzmir’in ölen Belediye Balkanı Ahmet Piriştina tarafından 1999-2000 yıllarında restore ettirdi.

Ne derece doğru bilemiyorum. Ancak pek çok internet sitesinde Ülkemizde birilerinin Harvard Üniversitesi’nde Türkiye Yahudi Hahambaşılığı’nın bursunun finansal desteği ile doktora yaptığı söyleniyor.
Anladığınız gibi Sabatay Sevi Evi-Müzesi için Berry Kapanji, yönetimi, İzmir’in belediye yönetimi,iktidarın Kültür Bakanlığı, Harvard Üniversitesi, İsrail ve ABD’deki bazı merkezler, bazı İslami cemaatler ve şimdilik “yerli” ve yabancı perdenin arkasındakiler işbirliği yapıyor.Tıpkı Meryem Ana Evi tezgâhı gibi.1992 yılında Michael Grosman adlı Yahudi’nin yaptığı “Sazanikos” adlı belgeselde, Sabatay Sevi’nin doğduğu eve ait olduğu iddia edilen görüntülere de yer veriliyor.
Bir tarafta İslam ve Peygamberimiz Hz. Muhammed üzerine oynanıyor. Öte yandan Cumhuriyet Türkiye’sinin kurucusu Türk milletinin medarı iftiharı Atatürk üzerine. Ama Türk milleti ahlaki şuurda Muhammed Mustafa’nın, milli şuurda Mustafa Kemal’in rehberliğinde yoluna devam edecektir. Bu durum tüm olumsuzluklara rağmen değişmeyecektir.


ibrahim alıcı
13 yıl önce - Pzr 08 Ksm 2009, 07:03

Alıntı:
ZİYNET SALİ
bu şarkıcının rum oldugunuda biliyorsunuzdur ama bir arkadaş onu türk sanmıştı bende yazıyım dedim demek bilmeyen oluyormuş


Ziynet Sali Kıbrıs'da Rumların yoğun olduğu bir köyde doğmuştur.O yüzden Rumca'yı bilmektedir.Ailesi ve Kökeni Türk ve Müslümandır.

Alıntı:
sevilen sanatci Ziynet Sali'den 'Yunan ve Hiristiyan' iddialarina sert cevap.
Kirik Turkcesi yuzunden kendisini Yunan ve Hristiyan sanan hayranlarina unlu sarkici Ziynet Sali sesleniyor: Kibris’ta dogdugum icin aksanim var. Ben Elhamdulillah Muslumanim. Sahnede bile duamı ederim.

Önce, beraber bir gecmisinize gidelim mi? 7-8 yaslarinda Ziynet Sali. Okuldan eve yeni donmus, karni ac, annesinin mutfakta hazirladigi yemegi sabirsizlikla bekliyor. O sirada Kibris radyosunda bir sarki caliyor...

Kim hangi sarkiyi soyluyor, hatirliyor musunuz? İlginc, hemen o goruntu gozumde canlaniverdi. Çocuklugumda Rum sarkilarini dinlemeyi cok severdim. İnanmayacaksiniz, sordugunuz o sarki “Oki Oki Niye Sarapazzz" idi...Turkce'sini sen tahmin edebilir misin?

RUM KÖYÜNDE DOĞDUM

'Olmaz Olmaz bu is olamaz.'

Aynen, "Olmaz Olmaz bu is olamaz! Hic yalvarma bu is olamaaaz!' diye devam eder. Yillar once Şukran Ay ve Suat Sayin tarafindan yorumlanmisti.

Anne ve babaniz gorucu usuluyle mi evlenmis?

Tam olarak degil. Babam İngiltere'de yasiyormus, Kibris'a, annemin yasadigi koye tatile gelmis. Koyun adi 'Dilek Kaya', Rumca adi 'Aya'. O koyde annemi goruyor, begeniyor. Evleniyorlar ve İngiltere'ye tasiniyorlar. 1974 Baris Harekati'ndan tam bir yil sonra dunyaya gelmisim. Ben 6 yasindayken tekrar Kibris'a donmusuz.

1974 ve oncesini yasayan buyukleriniz size neler anlatiyor?

Anneannem ve annem savas magdurlarindandir. Her ikisi de Rum koylerinden kamyonlarla toplanip Turk koylerine tasinmak zorunda kalan Turklerdendir. Çok zor seyler yasamislar.


http://www.internetteyim.net/medyagoz/ziynet-sali ...post=18339



Orhan Kınık

13 yıl önce - Prş 21 Oca 2010, 04:50



İSMAİL ÇELİK

13 yıl önce - Prş 21 Oca 2010, 15:02

Alıntı:
Sabetaycılık konusunu son yıllarda Yalçın Küçük ile Soner Yalçın iyice sulandırdı. Bunu kasıtlı yapıyorlar.Öyle akıl mantık dışı tezler ileri sürmeye başladılar ki bu savlar insanlara deli saçması gelmeye başladı.



Böylece asıl sabataycılar gizli kalacak.


Deniz1993
10 yıl önce - Pzr 31 Mar 2013, 16:33



Orhan Kınık

10 yıl önce - Cmt 18 May 2013, 10:42



Gökhan Gök

9 yıl önce - Pts 03 Mar 2014, 04:56



sayfa 6
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET