Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Artvin Yusufeli Baraj inşaatı
« önceki   123 ... 161718   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 2
Tarık Aydemir

11 yıl önce - Çrş 14 Mar 2007, 15:36

Arkadaşlar oraya baraj yapmamalı buraya baraj yapmamalıda nereye baraj yapmalı. Evet baraj kurulan topraklarda tarih ve anılar suların altına gömülüyor bir daha hiç çıkmamak üzere ama elden ne gelir ki.

Türkiye sularını iyi kullanamıyor diyorlar, kullanmak için de baraj yapmaya kalkınca; "Aman efendim buradaki güzellikler, tarihi eser ne olacak" diye bas bas bağırıyoruz. Baraj kurmayalım öyleyse, termik santral mi kuralım, yoksa nükleer santral mi siz karar verin.

Diyeceksiniz baraj başka bir yere kurulamaz mı ya da kurulmasa olmaz mı ?
Bildiğim kadarıyla o çevreye 3 büyük baraj yapılıyor; yani başka baraj kurmaya yer olsa oraya da baraj yapacakken bir barajdan da vazgeçemezlerdi heralde.

Ayrıca Türkiye hızla gelişip büyürken, elektrik ihtiyacı da artıyor buna paralel olarak ve bu ihtiyaç için en temiz enerji kaynaklarından biri olan hidroelektrik santrallerine (HES) ihtiyacımız var. Diyeceksiniz rüzgar da güneş de temiz enerji kaynakları ama her gün güneş ve rüzgar olmuyor; onların olmadığı günler için HES'in ürettiği enerjiye ihtiyacımız var.

Sonuç olarak bazı güzellikler yok olacak -bunu kimse istemiyor- ama bu barajların da kurulması gerekiyor.


turgutharun

11 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 16:25

Yusufeliler olarak barajın yapılmasına karşı olmamızın nedeni topraklarımızın ve yaşadğımız yerlerin toprak altında kalmasından öte götürüsünün getirisinden çok olacağını düşünmemizdir. DSİ kaynaklarına göre 850 milyon dolara mal edilecek düşünülen bu barajın maliyet hesaplarının aceleyle yapıldığı ve bu maliyet hesaplarının doğruyu yansıtmadığı düşüncesindendir.Bunun yanında bu barajın en erken 15 yıl sonra enerji üretmeye başlayacağı gerçeği de unutulmamalıdır.Artvin halkı bu gün deriner ve muratlı barajının verdiği rahatsızlıkları çok iyi bilen bir halktır.Bu barajlardan alınan acı tecrübeler rağmen Artvinin
bir başka güzel köşesine baraj yapılması ne kadar doğrudur.
   Bu düşüncelerden Yusufeli ve Artvin halkının baraja karşı olduğu düşüncesi anlamı çıkmamalıdır. Yusufeli halkı dünyada modası geçmiş büyük gövdeli baraj düşüncesinden vazgeçilmesini ve bunun yerine bölgeye zarar vermeyecek alternatif projeleri talep etmektedir.
   Sonuç olarak yine söylemek istiyorum ki; biz Yusufeliler olarak devletimizi, milletimizi ve Yusufeli’mizi çok seviyoruz. Bu sebeple devletimizin, milletimizin ve Yusufeli’mizin zarar görmesini, fahiş denebilecek büyük borç yükü altına girmesini istemiyoruz. Deriner, Borçka ve Muratlı Barajlarında yaşananların tekrarının yaşanmamasını istiyoruz.


selimsayin
11 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 18:43

Terazinin bir tarafına projenin getirilerini ve maliyetlerini bir tarafına da Yusufeli’nin doğasını, tarihsel dokusunu, insanını koyun..yada daha açık ifadeyle kefenin bir gözüne
PARA bir gözünede İNSAN koyun hangisi vicdanınızada ağır basarsa ona göre değerlendirin.

Yapılacak proje ile kimler doyurulacak onu düşünün, kimler yurdundan edilecek bir de onu düşünün.

Boşa aktığı düşünülen dere ve ırmaklarında  değerlendirilmesi için tabiatın dengesini ve ekolojik değerleri zarara uğratmayacak alternatif projeler üretilerek çözmeye çalışılabilir (mesela bu tür akarsu kollarına göletler yapmak gibi..).

Birde bu tür projeleri bölge halkı istemiyorsa zorlamanın da bir alemi yok diye düşünüyorum.
Yada illa bir baraj yapılacaksa yerini seçerken azami dikkat ve hassasiyet gösterilemez mi..? DSİ bu konuda neden hassas değil daha verimsiz araziler bomboş dururken neden milletin tepesine çökülüyor ekolojik çeşitliliği yok etmek için neden uğraşılıyor..? Bu gün teknolojik imkanlar yardımıyla  bir nehrin kolundan farklı bir yöne kanal açarak farklı bir coğrafi alan üzerinde birikim sağlanamaz mı..? Her gördüğün derenin önüne de baraj yapılmaya kalkılması ne kadar teknolojik başarıdır..?

Binlerce yıldır akan akarsuların hepsini de tüketmeye çalışmak küresel ısınmaların ve ekolojik dengenin bozulmasına da sebep olmuyor mu..? Bırakalım dünya kendi halinde dönsün dereler denize de aksın bu tabiatın kendi düzeniyle zaten yağmur olarak tepemizden boşalır merak etmeyin.

Bir proje ortaya atılırken çevresel şartları göz önüne almakta fayda var her proje heryere uymaz yusufeli de böyle işte... masada tasarım yeterli değil yerinde görmek lazım gelir bazen..

Selamlar



huseyin yildirim
11 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 19:56

malesef turkiyenin  enerji cikmazi buyuk ve tek caresi  elindeki  tum  kaynaklarini  kullanmak....evet binlerce yillik  tarihi eserleri ve tarim arazilerini kaybedecegiz ama zaten o bolgelerde nufus  sorunu var insanlari toprak  gecindirmiyor.....hem zaten barajlar bazi  yoreleride  sulamaya acip yeni tarim sahalari gelistirliyor......bence barajlar  bizim icin cok gerekli ,,,,

Samet_Halıcı

11 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 23:29

"YUSUFELİ: CENNETİNE SAHİP ÇIK "
TOPLANTI SONUÇ BİLDİRİSİ


     Çoruh vadisinin barajlarla yok edilme planını değerlendirmek üzere toplumun değişik kesimlerinden  değişik konumlarda çok sayıda mühendis, mimar, yönetici, bilim adamı, ve milletvekilinin katılımıyla 25.02.2007 tarihinde Ankara’da, bir panel düzenlendi.
Burada özellikle altını çizdiğimiz bazı konuları bilgilerinize sunmak istiyoruz.
Dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri, enerji üretiminde, maliyet hesapları ülke menfaatlerine uygun, enerji üretme teknolojisini geliştirip uyguladıkları ve götürüsü getirisinden kat kat fazla olan baraj tipi enerji üretiminden vazgeçtikleri halde, ülkemizde hala baraj sistemiyle enerji üretiminde ısrar edilmesinin, ülkemizi nasıl borç batağına soktuğunu, milletimizin nasıl sömürüldüğünü, alternatif enerji üretme sistemlerinin niçin hayata geçirilmediğini, baraj yöntemiyle yerinden yurdundan adeta sürgün edilen ve bundan sonra da sürgün edilecek olan insanımızın çekeceği maddi ve manevi sıkıntıları kısaca özetlemeye çalışırsak, yapılmasında ısrar edilen bu barajın fayda ve zararlarını daha iyi anlamış oluruz.

1- BU  PROJE YUSUFELİ'Nİ VE VADİ HALKINI YOK SAYIYOR


Yusufeli barajının yapılması durumunda Çoruh vadisi, tamamen insandan arındırılacaktır.
Bu barajın yapılmasında ısrar edenlerin, vadi insanının geleceği ile ilgili birkaç sözlü vaadin dışında hiçbir ciddi çalışması yoktur. Hazırlanan ısmarlama raporlar da bunun en iyi kanıtıdır. Vadi insanının “toprak insanı” oluşunun ve bu insanlardaki toprak sevgisinin, yurt sevgisinin  onlar için hiçbir anlam taşımadığı anlaşılmaktadır. Bülbülün vatanı bağda bir gülün dalıdır, yani bir çalının dalıdır. Altın kafese de koysalar özlediği yer orasıdır.
Birileri milletin kesesinden cebini dolduracak diye, baraj tipi enerji üretme sisteminde ısrar etmenin sonucunda, yerinden yurdundan sökülüp atılmak istenen insanların içine düşeceği sosyo-ekonomik sıkıntılarını, psikolojik durumu,  bu vadinin kayalıklardan ve nehirden ibaret olduğunu sananlar, tabii bir serayı görmezlikten  gelenler, bu vadinin burada yaşayan insanların cenneti olduğunu bilemezler… Bilseler dahi, şahsi menfaatleri her şeyin üstünde olduğu için bu değerler onlar için hiçbir anlam ifade etmez.

2- ÇEVRESEL DEĞERLERİ VE BİR KÜLTÜRÜ YOK EDİYOR

Bu proje ile; Vadi  turizmine, kültürel  yapıya  ve  doğaya  telafisi mümkün olmayan zararlar verilecektir. Vadi boyunca devam eden Çoruh  Milli  parkı,  yabani hayat  alanı ve  Çoruh  kanyonu  ile  birlikte, kendine özgü Yusufeli  Kültürünü de  yok edilecektir.
Bu proje,  sosyo-ekonomik  açıdan bölgedeki arazi  azlığı  nedeniyle  kişi  başına  düşecek  0.5  dönümlük  arazi  bedeli ve  hak sahibi  olarak 80.000  Yusufelili  dikkate  alındığında  kişi  başına  ödenecek  kamulaştırma  bedeli 5-10 bin YTL arasında  değişecek olup bu  bedeller,  bırakın içerde  yada  dışarıda  iskan sahibi olmayı,  insanların eşyalarını  taşımak  için  nakliye  bedelini  dahi karşılamayacaktır. Kiracı  olan esnaf, tek kuruş  almadan  işini  ve  pazarını  kaybederek  işsiz  kalacaktır.  Bölgenin  Mikro klima  iklimi  ve  verimli  sulak  toprakları  ile  tarım  ve  hayvancılık  destekli  olarak  hayatını  sürdüren  yöre  insanının  tüm  tarım  toprakları  ellerinden  alınacak  ve  Hayvancılık  alanları  yok edilecek  ve  bu  insanlar  açlığa  ve  sefalete  mahkum edilecektir.

3- İLÇE YERİ OLARAK KAYALIKLARIN ÜZERİ SEÇİLİYOR

Yeni  ilçe  yeri  olarak  seçilen kayalıklarda,   birkaç sürüngen çeşidinden başka  canlı  yaşamazken  ve  bir  metrekare  dahi  toprak   parçası  bulunmazken, adeta  “dağ başı”
denecek    bu bölgeye  yerleştirilmek istenen bu   tarım  toplumuna, bu yerleşim projesiyle bu bölgeden “çek git” denilmektedir. Bu kayalıklar üzerinde yaşamayı Yusufeli halkına reva görenler, bu kayalıkları yeni ilçe yeri olarak seçenler, temmuz sıcağında veya karakışın ayazında bu kayalıkların üzerinde sadece bir saat oturmaya acaba dayanabilirler mi? Dayanamazlar…Kayalıkların etkisiyle iyice kızgınlaşan güneş, rüzgarın etkisiyle acımasızlaşan karakış ayazı, beyleri yakar kavurur, ciltlerini bozar, dudaklarını çatlatır, iliklerine işler, kimyalarını değiştirir. Ama bu beylere göre uysal olan Yusufeli insanı burada oturur, oturmasa da sessiz sedasız çeker gider. Zaten istedikleri de  bu değil mi?
Yine  resmi  beyanlara  göre   ilçede  yapılacak  konut  bedellerine,  ilçe yerinin alt yapısı için yapılacak harcamalar  ve  binaların  yapım  bedelleri de  ekleneceğinden  emsallerinin iki  katı bedelle   yapılacak olan bu  binaların  halkımıza  teklif  edileceği ortaya  çıkmıştır. İnsanımızın bu yükü kaldırması mümkün değildir. Baraj  gölü  dışında  kalacak  köylerin  tüm ulaşım  yolları da  kesileceği için  İlçe  yeri  olarak  seçilen  bu  yerin,  köylerin  büyük  çoğunluğuna  ilçelik  yapamayacağı da aşikardır.

4- ISMARLAMA ÇED RAPORU

Yusufeli ilçesinde  toplumsal  bazda  ve  kişisel  bazda  onlarca  sorun olmasına  rağmen yetkililerin,  sosyal  ve  bireysel  sorunlarla ve doğal yapının içinde sakladığı değerlerle ilgili olarak gerçeğe  dayanan , bilimsel ve  tarafsız  tek bir  çalışma  yapmadıkları ,  yapılan  çalışmaların  yanıltıcı bilgiler ve düzmece beyanlara dayandığı ve tamamen kredi  temine  yönelik  olduğu,  Yusufeli  halkının hiçe sayılıp kaderine  terk  edildiği bu ısmarlama raporlarla bir kez  daha  ortaya  konulmuştur.

5- BURADA AMAÇ GERÇEKTEN ÜLKE ENERJİNE  KAYNAK SAĞLAMAK MI

Eğer amaç ülke enerjisine yeni kaynaklar sağlamaksa o zaman “Çoruh havzası enerji planı”nı yönlendirenlere, bu barajların bile bile niçin aşağıdan yukarıya doğru başlatındığını, vadi boyunca dizilmesi planlanan beton dağlarının enerji üretimine mi yoksa birilerine mi  fayda sağlayacağını sormak gerekir. Amaç; enerji kaynaklarını verimli kullanmak ise, o zaman neden ülkede üretilen enerji nin beşte birinin kaybolmasına göz yumuluyor. Niçin bazı illerimizde %80 lere varan enerji kaçaklarının önüne geçilmiyor. Günümüzde enerji santralleri birilerine yok fiatına özelleştirme adı altında ahbap-çavuş ilişkisiyle verilirken, yapımı yarım yamalak devam eden barajlara ödenek dahi  bulunamazken,  niçin onlarca milyar dolar harcamayı göze alıpta bu baraj yapılmak isteniyor... Eğer enerji kaynakları artırılmak isteniyorsa o zaman öncelikle kaçakların engellenmesi gerekiyor. Bu yapılırsa bir kuruş para harcamadan birkaç Yusufeli Barajının ürettiği enerjiye  sahip olunacağı  gibi, böyle büyük bir borçtanda bu ülke kurtarılmış olacaktır.

6- NİÇİN DERE, NEHİR ve YAMAÇ TİPİ SANTRALLER YAPILMIYOR

Bu vadide amaç, gerçekten enerji üretmekse niçin yerli sermaye ile rahatlıkla ve çok uygun  maliyetlerle enerji üretmek için dere, nehir ve yamaç tipi santraller yapılmıyor? Bu sistemlerle üretilecek enerjiye bu vadide hiç kimse karşı çıkmıyor ki. Bu sistemlerin halka hiçbir zararı olmadığı gibi, çok sayıda faydası vardır. Bu sistemler uygulanırsa halk mevcut arazisini kaybetmediği gibi, yeni arazilere, yeni tarım alanlarına kavuşacaktır. Bu durum, göçü engellediği gibi, geri dönüşe de katkı sağlayacaktır.
Çoruh havzasında,yamaç, dere  ve nehir tipi santrallerle, barajın onda bir maliyetine iki kat daha fazla elektrik elde edilebilecektir. Arazi yapısı ve  su  miktarı bu sistemlere  çok müsaittir.
Bu tip santraller  Dünyada 1908 sonrasında yaygınlaşırken ülkemizde 1936 -1965 yılları  arasında kentlerden köylere kadar yaygınlaştırılmışken günümüzde hangi güçlerin engellemesiyle arka plana itiliyor ? Bu sistemlerin harekete geçirilmesi, ülkemizin menfaatleri açısından çok önemlidir. Bu sistemler, ülkemizin tüm il, ilçe ve köylerinde rahatlıkla uygulanabilme özelliğine sahiptir.
Bu sistemlerle enerji üretiminde, tamamen milli kaynaklarımız kullanılacağından Devletimiz dışarıya , tek kuruş  ödemeyeceği gibi; yabancı kaynaklardan kw.saatini 11 sentin üstünde aldığı elektriği, 0.350 sente elde edecektir. Dolayısıyla, bu aradaki müthiş maliyet farkı rantiyenin cebine girmeyip, devletin kasasında kalacaktır. Bu sistemle iki,iki buçuk yıl gibi kısa bir sürede enerji üretimine başlanacak, barajlarda olduğu gibi yıllarca beklenmeyecektir  Bu yöntemle enerji üretilmesinin bir yılda projelendirilmesi; halk değimiyle, “tereyağından kıl çekmek” kadar kolay olacaktır. Nasıl mı? Bu projeleri yapabilmek için 4 boyutlu (x-y-z-t) harita altlığı gereklidir.  Milyarlarca dolarlık değeri olan bu altlık için tek kuruş harcamamıza gerek yoktur. Çünkü, Ulusal kuruluşumuz olan Harita Genel Komutanlığı ve MTA’nın elinde mevcuttur. Bunları projeye çevirecek kurum ve kuruluşlarımızın sayısı gerekirse kısa bir eğitimle artırılabilir.
Elektro mekanik kısmı da, yine ulusal kuruluşumuz olan TEMSAN tarafından yaklaşık 30 senedir üretilebilmektedir. Bu tür kuruluşlarımızın sayısı da yeterli düzeydedir. Yeter ki kendi öz kaynaklarımızı kullanmaya karar verelim.
Ülke genelinde yapılması planlanan fakat, devletimize, insanımıza ve doğaya zarar veren  bu barajlara tek kuruş harcanmaması için, yarın geç olacağını düşünerek dere, nehir ve yamaç tipi santral sitemleri için bilimsel temelde öz kaynaklarımızın bu günden harekete geçirilmesi, ülke gereksiniminin iki katından daha fazla olan rüzgar – güneş enerji sistemlerinin kurulması için, önündeki engellerin kaldırılması, ülkemizin enerji sorununu sıfırlayacağı gibi artı duruma geçirecektir. Bu da, yılda milyarlarca dolar ulusal gelir demektir.


7- GÖSTERMELİK İHALE BEDELİ

Yusufeli barajına 850 milyon dolar ihale bedeli koyulmuştur. Peki bu para ile bu baraj nasıl bitirilecek. Deriner barajı için harcanan para ortada. Yedi yılda 711 milyon dolarla bitirilmesi planlanan ve nisan 1998 de temeli atılan baraja  ihale bedelinin üç katından fazla para harcanmış olup, halen  çalışmaların yarım yamalak devam bu barajın kaç yılda bitirileceğini, bundan sonra daha ne kadar harcama yapılacağını bu işi yapanlar dahi bilemiyor. Sadece sekiz-dokuz milyar dolara biteceği tahmin ediliyor. 2007 yılı için ayrılan ödenek ise sadece 100 milyon dolar olup, buda işi yapan firmaların içerideki alacaklarını ancak karşılamaktadır.

O zaman Yusufeli barajı bu para ile nasıl bitirecek? Diyelim ki gövde bu parayla bitirildi, (gerçi bunun için bu paranın ez az yedi-sekiz misli harcanırya)  Yusufeli ne kadar parayla kamulaştıracak? Araziler kaça satın alınacak?  Yeni Yusufeli kaç paraya kurulacak? Barajın yuttuğu yollar kaça yapılacak? Enerji nakil hatları, telekominikasyon şebekeleri kaça kurulacak? Bu dört vadi kaç yılda yeniden inşa edilecek? Bugün kırklı ellili yaşlarda olanlar bu barajın bittiğini görebilecek mi? Ya bu harcamaların hiç faiz ve masrafı olmayacak mı? Yoksa bu ödemeleri , bu barajı yapmakta ısrar edenler, kendi mal varlıklarını satarak mı yapacaklar? Yapamazlar. Çünkü hesap ortada. Bu hesaplara göre amaç; Enerji üretmek değildir. Buradaki bütün hesap; biran önce oldu-bittilerle temel atıp söz verildiği ve daha önceden planlandığı şekliyle işi birilerine teslim etmektir. Nede olsa Deriner barajı ile mukayese edildiğinde en az 25-30 yıl sürecek vadinin en karlı bir işidir.
Bu tür projelerde gerçek maliyet rakamlarının ortaya konulmamasın da ki amaç ise; Rakamları küçük göstererek, onaycı kurumlardan bu tür prejelerin kolaylıkla geçirilmesini sağlamaktır.

8- BU PROJEYE YABANCILAR BİLE ONAY VERMİYOR

Yusufeli barajı ile ilgili olarak Bern’den yapılan açıklamada “Bir tek mega baraj yapmaktansa, bunun yerine doksanlı yıllarda üç küçük barajın yapılması planlanmıştı. Diğer haliyle Yusufeli ilçesi kalabilirdi, kalkmak zorunda değildi. Böylece  taşınma masrafları daha az olur ve giriş yolları mevcut olabilirdi. Fakat dışarıdan takip etmesi ve anlaşılması mümkün olmayan sebeplerle yönetim bu alternatifi bir kenara atmış bulunmaktadır”denilmektedir.  Evet, bu sebepleri içerdekiler bile anlamıyor yada anlamak istemiyor,  siz ta oralardan nasıl anlayacaksınız ki...Ayrıca 29 eylül 2006 tarihinde hazırlanan Avrupa Birliği Türkiye ilerleme raporunuda yer alan kriterlerden bir tanesi Yusufeli barajının Çevresel ve sosyal etkilerinin giderilmesi için önlemler alınması yönünde Türk devletine tavsiyede bulunulmasıdır.
Yine kredi için başvurulan İsviçre hükümeti ısmarlama çed raporuna inanmamış olacak ki  kredi talebinde bulunanların önüne altı maddelik yeni kriterler koymuş ve bu isteklerinin yerine getirilmesini istemiştir.

9- PEKİ YA BU BARAJIN KİME NE FAYDASI VAR

Öyle ya, hesaplar ortada… Bu baraj Yusufeli’ni ve Çoruh vadisini tamamen yok ediyorsa, ülkeyi milyarlarca dolar borca sokuyorsa, bu kadar zararına karşı birilerine de fayda sağlaması gerekiyor. O zaman böyle bir yatırım kime ne fayda sağlıyor? Bunu da Danıştay’ın ihaleyi iptal ettiği tarih den sonra Yusufeli’nde sırf halkın direncini kırmak için göstermelik çalışmalarını sürdüren şirkete  ve o şirketi orada  tutan, bu ihaleye yeni şirketleri eklemeye çalışan, bu barajı ülkenin işsizlikten sonra ikinci gündemi olarak gören, yetkililere sormak lazım.

10- VE SONUÇ OLARAK DİYORUZ Kİ

Israrla yapılması istenen bu baraj; Yusufeli’ni, tarihi eserleri, Çoruh vadisini, turizmi, tarım ve hayvancılığı ve Yusufeli’nin kendine özgü kültürünü yok edecek, doğal hayata zarar verecek, Devletimizi ağır borç yükü altına sokacak, vadilerdeki  halkı yurdundan edecek, sadece birtakım güçlerin sermayelerine sermaye katmaktan, başka hiç bir şeye yaramayacağından dolayı böyle bir barajın yapılmasına “NET VE KESİN” bir  tavır  ile  karşı çıkıyoruz.

KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURULUR.

Panel ve diğer konularla ilgili ayrıntılı  bilgilere;   www.yusufelim.org/index.php  sayfalarından ulaşılabilir.


En son Samet_Halıcı tarafından Cum 16 Mar 2007, 10:05 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


Samet_Halıcı

11 yıl önce - Cum 16 Mar 2007, 09:46

SUYUN HANGİ DÜNYASI

Masamda bir dergi var; ismi Su Dünyası, Ocak 2007 sayısı. Devlet Su İşleri Vakfı’nın aylık ücretsiz dağıtılan yayın organı. Bürokrasideki pek çok benzeri dergi gibi, hükümet politikalarını tanıtmak, övmek, ülkeyi bayındır, güllük gülistanlık göstermek için çıkartılan, lüks kuşe kağıda bol fotoğraf, bol reklam ve niteliksiz yazılarla doldurulan bir dergi. Gazeteci bir arkadaşımın “içerisinde Yusufeli barajı ile ilgili bir yazı var” diyerek vermesi üzerine bir çırpıda okuduğum dergi. Şimdi masamda duruyor ve neresini anlatsam ki(!) diye acı bir tebessümle bakıyorum okul atlası büyüklüğündeki bu dergiye.

İsterseniz şöyle bir sayfalara göz atarak konumuza gelelim; efendim DSİ Genel Müdürü Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nun malum olduğu üzere bir takdim yazısıyla başlıyor. Hizmette Yeni Bir Yıl (Ne de olsa yeni yılın ilk sayısına yakışır bir başlık) yazısı “Bütün yeni başlangıçlar insana şevk, heyecan ve umut verir.”cümlesiyle başlıyor ve DSİ tarihinin rekoruyla kapanan 2006 yılının ardından 2007 yılında da çalışmaya “son sürat” devam edeceklerini belirtiyor. Üçüncü cümlesinde ise “Mavi Tünel, Yusufeli Barajı gibi büyük projeler”in temel atma törenlerinin yapılacağını müjdeliyor!

İki sayfalık yazıda geçmiş yıla övgüden sonra esas bizi ilgilendiren satırları birlikte okuyalım:
“Yeni yılda Türkiye’nin uzun vadeli enerji hedefleri çerçevesinde çok önemli bir yer tutacak olan Borçka Barajı’nı hizmete alıp, Çoruh nehrimizi dizginleyecek 4. tesis olan Yusufeli barajının temelini atacağız. Bekir Karadeniz’in Gecikmiş Şiirler’de, “Toprak az, gökyüzü boldu doğduğum yerde/ Topraktan gerçeği, gökyüzünden düşlemeyi öğrendim...” diye anlattığı Çoruh vadisi bilindiği üzere ülkemizin en dağlık bölgelerinden biridir. Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olan Çoruh’un derinlemesine yardığı vadide coğrafi şartlar insan hayatını zorlaştırır. Şimdi ise bu vadi insan emeğiyle dolacak, Çoruhun azgın suları artık bölge insanına iş, aş ve ışık olarak dönecek.”

Güzel cümleler değil mi? Sayın Eroğlu’nun ifadelerini bir mantıksal analize tabi tutacak olursak şöyle bir formül yeşeriyor insanın kafasında: toprak az, bölge dağlık, nehir hızlı = baraj yapılmalı, iş, aş ve ışık elde etmeli.Kısaca denklem bu; tabii sayın Genel Müdür, barajın mükemmel bir çözüm olacağını da zekice bir alıntıyla meşrulaştırmaya çalışıyor. Benim de tanıdığım, Artvinli şair Bekir Karadeniz’in iki dizesine başvuruyor ama fena halde yanılıyor, gökyüzünden düşlemeyi öğrenen bir insan nasıl olur da, güzel bir çevre, hayat ve gelecek için başka bir alternatif düşünemez, başka bir Yusufeli hayal edemez de tutar “öyleyse baraj olsun” diyebilir!!! Umarım ücretsiz derginin bir sayısını Almanyaya gönderme zahmetinde bulunur sayın Genel Müdür ve Bekir Karadeniz de bu sayede, kirli bir projeyi meşrulaştırıcı bir yazıda, güzelim dizelerinin kullanıldığını öğrenir.

Devam edelim Su Dünyası’na, Genel Müdürün yazısından hemen sonra 12 sayfalık mühendislik şirketlerinin tam sayfa reklamları ve yarımşar sayfalık suya tirit haberler. Ve birkaç sayfa sonra, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in, 2007 DSİ Bütçesinin TBMM’de kabul edilmesi üzerine yaptığı konuşmanın metni yer alıyor.İlginçtir sayın Bakan bir sürü ayrıntıdan bahsetmesine rağmen bir tek defa olsun Yusufeli ismini anmıyor, sanki Genel Müdür’ün övüne övüne bitiremediği, 2007 yılının en büyük projesi Yusufeli Barajı bu memlekette yapılmıyor, ya da Sayın Bakan, misafir konuşmacı olarak uganda meclsine sesleniyor, ya da bir dünya proje varken Su Dünyası dergisi, Bakanın konuşmasına daha çok reklam almak için kısa bir makas atıyor!!

Konuşmanın bittiği sayfanın sol üst köşesinde Bakanın, sağ sayfaya bakan bir fotoğrafı yer alıyor, sağ sayfada ise kocaman bir baraj gölü ve üzerinde Cengiz Group reklamı. Vee hemen sayfayı çevirince karşımızda Yusufeli Barajı ve HES başlıklı yazı. Çift sayfayı boydan boya, Yusufelindeki baraj çalışmasının fotoğrafı kaplamış ama fotoğrafın hangi tarihte ve nerede çekildiğine dair yani Yusufeli’ye ait olduğuna dair bir not yok!! Başlangıç sayfasındaki koca fotoğrafı, sonraki sayfalardaki iki büyük haritayı çıkartınca geriye yaklaşık 2,5 sayfalık hödük bir yazı kalıyor. Burada, Yusufeli Projesinin Önemi diye bir küçük alt başlık var, barajın büyüklüğünden övünen satırları es geçip, zurnanın zırt dediği satırları okuyalım ibretle:

“Yusufeli projesinin gecikmesi halinde, Deriner, Borçka ve Muratlı barajlarının göl hacimleri, çok fazla rusubat taşıyan Çoruh nehrinin getireceği sedimentle dolacağından, bu barajların ekonomik ömürleri de kısalacaktır. İnşa halinde olan Çoruh nehri projelerinin beklenen verimlerle çalışabilmeleri Yusufeli barajının sağlayacağı su depolaması ile mümkün olacaktır.” Bu cümleden hemen sonra, Çoruh havzasından gelen suyun üçte birinin Yusufeli baraj gölünde depolanacağı belirtilerek, “depolanan bu sayesinde, yapımı devam eden Deriner barajında 100 MW, Borçka Barajında 43 MW ve Muratlı Barajında 17 MW olmak üzere her üç baraj santral kapasitelerinde toplam 160 MW’lık bir kapasite artışı olmaktadır. Bir başka deyişle Yusufeli Barajı yapılmadığı takdirde, mansapta bulunan üç barajda 160 MW’lık bir kapasite azalması ile 467 milyon kwh yıllık enerji kaybı olacaktır; yani Yusufeli barajının ekonomiye katkısı 700 MW’dır. Dolayısıyla Yusufeli barajının ekonomik hesabı yapılırken, bu hususun dikkate alınması gerekmektedir.”

Evet aynen böyle yazıyor DSİ’nin resmi yayın organı Su Dünyası’nda. Yanlış mı okudum diye satır satır defalarca okudum bu bölümü. Pes doğrusu; bu satırların yazarı da herhalde Genel Müdürünün zeka pırıltılarından nasibini almış ki, kendince hin bir formül bulmuş; 540 MW olan Yusufeli barajı enerji üretimini, ustaca 700 MW’a çıkarmış. Ama nedense aynı zekayı, “nasıl oluyor da bu barajlar silsilesi aşağıdan yukarıya, mansaptan menbaya doğru inşa edililiyor?” sorusunu cevaplamakta kullanmıyor. Genel Müdürün düz mantığını aynen, yukarıdaki alıntıladığım satırları yazan kişi de taşıyor, üstelik yüzyılın DSİ itirafını yapıyor ama haberi bile yok: açıkça belirtiyor Yusufeli barajının geciktiği her gün aşağıdaki barajların ömürlerinin kısaldığını. Ama nedense hiç sormuyor, “yahu iyi de bu Yusufeli Barajı DSİ’nin resmi iyimser tahminlerine göre 8 yılda bitecek, ve elektirik üretmesini 8-10 yıl bekleyeceğiz, aynı anda aşağıdaki barajlarda on yıl yaşlanmış olacak, ekonomik ömürlerinin üçte biri zaten tükenmiş olacak, bu ne iştir, kimdir bu işin müsebbibi?”

Evet sormuyorlar ama çala kalem övgü düzüyorlar Yusufeli barajının ülkenin ali menfaatine uygun olduğuna dair. Dilerseniz bir sonraki önemine bakalım Yusufeli Barajının:
“ Yusufeli projesinin mansap projelerine faydası hariç yıllık faydası 102 milyon ABD doları olup, yatırım aşamasında yaratacağı yaklaşık 5000 (yanlış okumadınız, yazıyla beşbin diyor.) kişilik istihdam olanağı ile bölge halkına faydası da ayrıca göz önüne alınmalıdır.”

Başka söze gerek var mı bilmiyorum; mansap projesine faydasını hesap etmeliymişiz, sanki Deriner ve Muratlıyı yaparlarken düşünülmemiş de şimdi hesaba katılması gereken bir şeymiş gibi, durum böyle yine kendi rakamlarına göre 90 milyon dolar da 102 milyon dolara çıkıyor, üstüne bir de beşbin kişiye istihdam deniyor. İddia bile etmiyorum; beyfendinin dediği gibi, kurnazlık yapıp 700 MW’a çıkartmış olalım, yıllık faydası da 102 milyon ABD doları olsun, Su Dünyası dergisi de bir sonraki sayısında ücretsiz hesap makinesi dağıtsın ve oturup maliyet hesabını herkes dürüstçe yapsın, bakalım devletin ve toplumun menfaatine mi hizmet ediyor bu proje yoksa devletten ihale alan ve çarşaf çarşaf reklam vererek DSİ’yi ihya eden birilerinin çıkarına mı?

Yazı uzadı biraz ama bunu da yazmazsam içim rahat etmeyecek; efendim, yazının devamında ÇED ile ilgili şu iki cümle yer alıyor:

“Yusufeli Barajı ve Hes Projesi, 23.06.1997 tarih ve 23028 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliğinin geçici 1. maddesi muhtevasında olup, yönetmelik gereğince ÇED raporu hazırlanmasına gerek bulunmamaktadır. Buna rağmen Konsorsiyum, kredi veren kuruluşlarının da talepleri doğrultusunda uluslararası normda bir ÇED raporu hazırlamıştır.”

Madem öyle ayıklayalımpirincin taşını: İki cümlede üç yanlış. Birincisi, Yusufeli barajı için bir ÇED raporunun zorunlu olduğu, sözkonusu yönetmeliğin geçmiş projeye uygulanamayacağını savunan Enerji Bakanlığını Danıştayın haksız bulduğudur. İkincisi, ayrı yazılan “da”ya burada gerek yoktur çünkü tamamen kredi veren kuruluşların talepleri doğrultusunda hazırlanmıştır, yani Konsorsiyum bize lütfedip de bir ÇED raporu sunmadı, mecbur kaldığı için apar topar bir rapor uydurdu. Üçüncüsü “yangından mal kaçırır gibi apar topar hazırlanan ÇED raporu”nun, uluslararası normlarla alakası yoktur; kendileri de bal gibi biliyor uluslararası normlara uygun ÇED raporlarının ne kadar sürede ve hangi araçlarla ve tarafsızca yapılması gerektiğini.

Son söz olarak başa dönelim isterseniz, Genel Müdür ne diyordu: “Bütün yeni başlangıçlar insana şevk, heyecan ve umut verir.” Evet bir tek bu ifade de hemfikiriz; ama kırk yıldır sürünen, bataklıktan bataklığa itilen projeler değildir insana şevk, heyecan ve umut veren yeni başlangıçlar. Yeni başlangıçlar adından da anlaşılacağı üzere varolana yeniden soyunmak değil, pisliği temizleyerek, suyun başka bir geleceğe de sahip olabileceğini düşünerek, barajsız ve yıkımsız bir Yusufeli’nin mümkün olduğuna inanarak gerçekleşebilir.

Fatih ARTVİNLİ'den alıntıdır



Mustafa Taşlı

11 yıl önce - Cum 16 Mar 2007, 10:05

Ekonomik değeri olmayan ama debisi bu kadar güçlü bir nehrin ve çevredeki diğer su kaynaklarının kullanılabilir hale dönüştürülmesi devletin yöreye yapabileceği en iyi yatırımdır belki de.
Yusufeli halkı için ilk anda zor da olsa onlar da zamanla buna alışacaktır.Bütün dünyayı tehdit eden kuraklık kapımıza dayanmışken tartışmanın bile gülünç olduğunu düşünüyorum.


Samet_Halıcı

11 yıl önce - Cum 16 Mar 2007, 10:07

Galiba yukarıdaki iki yazıyı okumadan, konuya tam vakıf olmadan bu kanıya vardınız sanırım...

Samet_Halıcı

11 yıl önce - Cum 16 Mar 2007, 12:20

Kusura bakmayın..

Yusufeli barajı bu memlekti milyarlarca dolar borca sürükleyen, borcunu ödeyemeyecek, binlerce yıllık tarihi, kültürü sular altına gömecek en az 30.000 insanı sefalete sürükleyecek, bölgeyi insanlardan boşaltarak uluslararası büyük maden firmalarına bölgeyi açacak, çevrenin anasını ağlatacak bir projedir..Bu söylediklerim bilimsel olarak ispatlanmıştır. Ve tezlerimize hiç bir kurum tarafından cevap bile verilememiştir..

Çoruh verimsiz ve getirisiz bir nehir değildir. Çevresi doğanın bize sunduğu eşşsiz bir cennettir. Kendisi dünyanın en önde gelen rafting parkularından biridir..Hiç bir tanıtım dahi olmadan Yusufeline 20.000 turistin geldiğini biliyormuydunuz? Bunların büyük bir kısmı o eşsiz Çoruh kanyonunu ve nehrini görmeye gelmekteler.

Çoruh nehri vadisinin küresel ısınmadan en az etkilenecek bir doğal tarım alanı olduğunu biliyor musunuz. Çoruh vadisinde yüzlerce endemik bitki ve hayvan türünün barındığını bu barajlar yüzünden bunların tamamen yok olacağını biliyor musunuz..?

Bilmeden ve araştırmadan bu vatan parçasının emperyalist güçlerin oyunlarına alet edilmesini nasıl ulusal çıkarlarla bağdaştırıyorsunuz anlayamadım

Saygılar..


turgutharun

11 yıl önce - Cum 16 Mar 2007, 12:44

Arkadaşlar bu baraj meselesini salt bir yeni su kaynağı ve suların boşa akıp gitmesini engelleyen bir şey olarak görürsek yalnış bir yanılgıya kapılmış oluruz.Burda bahsedilen durum Samet beyin de yazısında bahsetdiği gibi oldukça derin ve incelenmesi gereken bir durumken bir takım ön yargılarla görüş bildirmek oldukça yalnış olmaktadır.Bu bölgeye fayda sağlayacak yararlı bir yatırım olsaydı Niçin Yusufeli halkı buna karşı çıksın lütfen bu konu bir daha düşünülsün.



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   123 ... 161718   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET