1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2 |
 |
Engin
16 yıl önce - Pts 23 Nis 2007, 02:02
| Alıntı: |
| "Turkiyeyle ekonomik ortaklik yapalim ama ab'ye girmesinler" |
Aynı ben, destekliyorum kendilerini
Ancak göçmenleri baliyölere hapsedip, polis toplumu kurma niyeti olduğu doğru mu size sorayım?
|
 |
ozantugbas
16 yıl önce - Pts 23 Nis 2007, 02:10
Kim gelirse gelsin ister Sarkozy ki en muhtemel aday ister Royal Chirac'ın politikasından farklı bir tutum izlemeyecekler.Fransa aynı Fransa zortkırım politikaları Türk düşmanlıkları tam gaz devam edecektir ki zaten Türk düşmanlığı seçim stratejilerinde önemli bir yer tutuyor.Hatırlarsınız Chirac'tan önceki başkan Mitterand'ın eşi Bayan Mitterand da Türkiye'yi zortkırımla suçlamış pkk teröristlerinin kamplarını ziyaret edip onların gönüllü hamisi olmuştu.Fransa bu değişen hiçbir şey olmaz.Adamların Anayasalarında yazılı Türk düşmanlığı ve zortkırım iddiaları galiba.Acaba Türkiye'yi zortkırımla suçlayarak kendileri asıl Cezayir'de yaptığı katliamları mı gündeme getirtmemeye çalışıyor?
|
 |
Sezgin G.
16 yıl önce - Pts 23 Nis 2007, 02:21
Chirac gider, başkası gelir. Bu bence hic önemli değil, cünkü Fransa'nın dış politikası değişmeyecek. Türkiye aleyhtarı politika sürecektir.
Birçok Avrupalı'nın kanında (herhalde) Türk düşmanlığı yatıyor.
Saygılar.
|
 |
umutyolu
16 yıl önce - Pts 23 Nis 2007, 14:44
Kim seçilirse seçilsin, Türkiye ile Fransa ilişkileri 1. dünya savaşının sonundan beri en kötü günlerini yaşamaya başlayacaktır. 1. Dünya savaşında hem Anadolu'ya girip katliamlar yapan hemde ermenileri silahlandıran ve saldırtan Fransa ile savaş sonrası ilişkiler biraz normale dönmüştü. Hatta Türkiye açık ve bariz bir soykırım olan "Cezayir Soykırımını" görmezden gelip BM'de Fransa lehine oy vermişti (Özal döneminde yapılan bu büyük hata farkedilmiş ve Cezayir'den özür dilenmiştir.) Fakat kendini beğenmiş ve aşırı ırkçı , faşist Fransızlar, önce ASALA ardından pkk ya büyük destekler vermişler ve en son olarak sözde soykırım yasasını daha da genişleterek konuşulmayı bile yasaklama yoluna gitmişlerdir.
Sözde demokrasi ülkesi Fransa diğer birçok Avrupa ülkesi gibi aslında geçmişsinde ve yakın tarihinde oldukça büyük suçlara ve karanlık noktalara sahiptir. Örneğin Vicky hükümeti zamanında Fransa'da yaşayan Yahudiler Almanlara teslim edilmiş ve Almanlar bu insanları fırınlarda yakarak, kurşuna dizerek, aç bırakarak ve her türlü işkence ile soykırıma uğratmışlardır. Diğer bir örnek ise, İspanya'da diktatörden kaçan İspanyolları sınırdan içeri almamış ve zor kullanmıştır. Bunun sonucunda birçok İspanyol idam edilerek veya kurşuna dizilerek diktatör tarafından öldürülmüştür. Biliyorsunuz bizler benzer bir durum olan 1991 Irak harekatında Saddam'dan kaçan Irak halkını (Türkmen, Kürtler, Arap ve diğerlerini) sınırlarımızdan içeri almıştık ve her türlü ihtiyaçlarını karşılaşmıştık.
Fransa şu anda Türkiye'nin AB üyeliğine karşıdır ve bu doğasında olan faşistlikten başka çıkar olarakta benimsemiştir. Çünkü Türkiye ekonomik büyüme, nufus, işgücü gibi konularda Fransa'ya oldukça yakındır ve büyük ihtimalle AB üyesi olması durumunda ilk 8 içerisinde yeralacaktır. Bu büyüme ileride Fransa'yı yerinden edecek kapasiteye sahiptir, zira Türkiye'nin Almanya, Hollanda, Belçika gibi birçok Avrupa ülkesinde vatandaşlarıda vardır ve ekonomik olarak daha şimdiden 11 AB ülkesinin AB içerisindeki yaptığı ticaret eşit ticaret yapmaktadırlar.
Fransa'nın diğer bir korkusu, ülkede yükselen İslamdır. Çünkü Fransa dünyada en çok Müslüman nufus barındıran Hristiyan ülkesidir (%10). Ülkede Almanya ile beraber her sene önemli miktarda Müslüman göçmen gelmekte ve din değiştirmeler olmaktadır. Zaten Fransa'da önemli miktarda eski sömürgelerinden gelen Müslümanlarda vardır.
Bugün gelinen nokta ise, Fransa ile Türkiye ilişkileri kopma noktasındadır. Aslında Türkiye'nin Fransız şirketleri ile bir sorunu yok ancak siyasi karalamalar, iftiralar ve haksız suçlamalar Türk halkını ve devletini hızla Fransızlardan uzaklaştırmaktadır.
Sarkozy, yapı olarak ırkçı ve faşist birisidir ve bunun için Fransızlar tarafından seçilmektedir. Çünkü J.M. LePen gibi birisi AB tarafından bile kabul edilmemektedir ve tek alternatif olarak Sarkozy kalmaktadır. Sarkozy sadece Türk değil ayrıca bütün göçmenlere, Yahudiler ve Müslümanlar hakkında aşırı ırkçı ve faşist söylemlere sahiptir. Aynı grupta yeralan ermeni ASALA terör örgütünün avukatı P.Deveciyan büyük ihtimalle Dış İşleri bakanı olacaktır. Zaten yapısını bildiğimiz bu terörist avukatı ile Türkiye'nin anlaşması mümkün değildir.
Kısaca Sarkozy döneminde Fransa ile Türkiye ilişkileri büyük yara alacak ve belki Avrupa yeni bir ırkçı faşist dalgası ile çalkalanacaktır.
Teşekkürler.
|
 |
umutyolu
16 yıl önce - Pts 23 Nis 2007, 22:32
Aşağıda verdiğim alıntıyı ben söylemiyorum. Avrupa seçimleri ve Fransa'yı nasıl görüyor? Sarkozy veya diğerleri Avrupa'nın gözünde nasıldır? İşte yanıtları :
| Alıntı: |
Fransa'da 12 Kızgın adam
Sydney Lumet’nin efsanevi filmini biliyorsunuz, 12 mahkeme jürisi gerçeğe ulaşmak için sabit fikirlerini, inançlarını, içine düştükleri dogmaları değiştirirler bir gecede, Fransa’da Cumhurbaşkanlığı seçimleri bana nedense bu filmi hatırlatıyor.
Sağaaa dön!
Durum karışık, birkaç kelimeyle özetlemek zor.
Aşırı milliyetçi ve muhafazakar sağda 4 aday var. Balıkçıların ve Avcıların adayı Frédéric Nihous biraz aykırı (evet efendim Fransa’da Balıkçıların ve Avcıların Cumhurbaşkanı adayları var) ama diğer 3 milliyetçi aday Jean Marie Le Pen (FN), Philippe de Villiers (MPF) ve Nicolas Sarkozy (UMP)’nin söylemleri birbirine yakın: Kimlik, kimlik, kimlik.
Bildiğiniz gibi seçimlerin favori adaylarından biri Macar asıllı Nicolas Sarkozy. 2002 seçimlerinden beri popüler söylemin ırkçılık kokan milliyetçilik, ve daha çok polis olduğunu anlamış olmalı ki seçim kampanyasını gene güvenlik sorunları ve göçmen karşıtı söylemle süslüyor. Yeni bir ‘Göç ve Millî Kimlik Bakanlığı’ (!) kuracağını vâdetmekte, sübyancılığın, homoseksüelliğin genlerde olduğunu savunmakta. Ülkeye gelecek olan göçmenleri eskiden köle ticaretinde olduğu gibi dişlerine bakarak (artık diplomalarına) seçmek istiyor. Ve gelenler gelmeden önce Fransızca öğrenmek zorunda bırakılacaklar(mış).
Göç sosyolojisinin kuralı: Göçmen göçmeni sevmez. Elbette Türkiye’yi Avrupa’da kesinlikle görmek istemiyor, zaten Avrupa’dan da pek bahsetmiyor. Diğer aşırı sağcı adaylarla birlikte kullandığı slogan “ya sev ya terket” ! Eski Amerikan başkanı Mc Carthy sloganının bu kadar ünlü olacağını tahmin edemezdi herhalde! Ekonomide Sarkozy’nin modeli Tony Blair.
Merkez sağda iki aday var. Kendine Sosyalist diyen Parti’nin adayı Ségolène Royal bir tuhaf. Sarkozy’nin kimlik, kimlik, kimlik söylemine kimlik, kimlik, kimlik söylemiyle cevap veriyor. Mitinglerde Enternasyonal marşını Fransız Millî Marşıyla değiştirdi, her evde bir Fransız bayrağı olmasını istiyor, genç suçluların Ordu tarafından eğitilmesini. Sloganı… “âdil düzen”. Bunlar danışmanlarını ithal mi ediyorlar acaba? Türkiye konusunda pek kurnaz, diğer konularda olduğu gibi Fransızlara soracağım diyor ve elini taşın altına koymuyor. Ekonomide Royal’in modeli Tony Blair.
Merkez sağın ikinci adayı hem sağda hem solda hem ortada hem de bilimum yönlerde olduğunu iddia eden François Bayrou, o da kamuoyu yoklamalarında gayet iyi bir yerde. Avrupa’dan iyi birşey olarak bahseden tek aday Bayrou, elbette Türkiye’nin üyeliğine kesinlikle karşı. Cumhurbaşkanı seçilip aşırı sağdan (kendine merkez sağ diyen) ve merkez sağdan (kendine sol diyen) partilerin ‘en iyileriyle’ bir hükümet kurmak istiyor. Sloganı “Bütün gücümüzle Fransa”. Ekonomide Bayrou’nun modeli Tony Blair.
Kırpılan eski Devrimci ne olur?
Merkez solda eski devrimci 5 aday var, devrimciliklerinden pek eser kalmamış. Eski Sosyalist Parti çizgisinde daha çok Sosyal, daha çok Devlet istiyorlar. Adı Komünist olan Partinin adayı Marie George Buffet, kampanyasını işten çıkarmalar üzerine kurdu. Devrimci Komünist Lig (LCR) adayı genç postacı Olivier Besancenot uluslararacı sola en yakın olanı. “Hayatlarımız onların kârlarından daha önemli” sloganıyla borsadaki işlemlerin vergilendirilmesini, kâr eden şirketlerin işçi çıkarmalarının yasaklanmasını istiyor. Türkiye konusunda en düzeyli söylem onda açıkçası.
Benzer bir tutum da Cumhurbaskanlığı seçimlerinin duayenlerinden Arlette Laguiller’nin programında var, partisi “İşçi Mücadelesi”. En nihayet eski çevre aktivistlerinden José Bové’nin adaylığı Dünya Ticaret Örgütü karşıtlığına odaklanmış durumda. Artık bütün siyasal partiler çevre konularına önem verdiklerini söyledikleri için Yeşiller Partisinin adayı Dominique Voynet kamuoyu yoklamalarında %2’leri aşamıyor. Bu 5 adayın ortak noktası AB Anayasası referandumunda hayır oyu için çalışmış olmaları. Ancak aralarında anlaşıp aday sayısını azaltamadıkları için seçimlerin ilk turunda herhangi birinin %10’a yaklaşması olası görünmüyor.
Bu konuda bir sorun daha var, 2002 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ilk turda oylar sol adaylar arasında dağılmış, bu dağılma Sosyalist Parti adayı (eski Troçkist) Lionel Jospin’in ikinci tura çıkmasını engellemiş, onun yerine ırkçı aday Le Pen kameralara tebessümler yağdırmıştı. Bu seçimde çoğu demokrat, fikirleri solcu adayları izlese de aynı kabusu yaşamamak için, Sosyalist Parti adayı kapitalist Royal’e oy verebilir.
Geriye kalan aşırı soldaki tek aday Gérard Schivardi, İşçi Partisi tarafından destekleniyor. Söylemi hem devrimci, hem devletçi hem de… milliyetçi. Fransa’nın derhal AB’den çıkması gerektiğini, özel mülkiyete devlet tarafından el konulması gerektiğini söylüyor. Devrim var ama nereye doğru devrim.
Anketçi geldi hanım!
Fransa’da seçim milliyetçilik üzerinden yapılıyor, sağ milliyetçilik, sol milliyetçilik, orta şekerli milliyetçilik, ama milliyetçilik. Bu adaylar arasındaki farkı da belirleyen kamuoyu yoklamaları ve kimse, ne adaylar, ne seçmenler, ne medya ne de araştırma kurumları, artık bu sonuçlara inanmıyor, ama gene de hergün bir iki anket yayımlanmakta…
Noel Baba gibi, kimse inanmıyor ama herkes yine de hediyesini bekliyor. Seçmenlerin kafası karışık, bu araştırmalardan birinde seçmenlerin % 40’nın oy verme anında karar verecekleri ortaya çıktı. Medya şaşkın, çünkü anket sonuçlarını bildirseler bir türlü, bildirmeseler bir türlü. Anketçiler de şaşkın, çünkü her seçimde olduğu gibi, bu defa da yanılacaklarını gayet iyi biliyorlar, o yüzden “brüt sonuçları” değil “düzeltilmiş” sonuçları yayımlıyorlar.
Ve tabî en önemlisi adayların şaşkınlığı. 12 kızgın adam, yerlerini, 12 pusulasını şaşırmış adaya bırakmış görünüyor.
Kaynak : http://www.bbc.co.uk/turkish/fooc/story/2007/04/0 ...ance.shtml
|
"Sev veya terket" diyenlere burada ne dediğimizi hepimiz biliyoruz. Demokrasi ülkesi(!) Fransa'da bu slogan ile seçimlere giren kişiler olduğunu görünce oy için nasıl taklalar atıldığını daha iyi anlıyorum. Fransa tarihinin en kara günlerini yaşıyor, ırkçılığın tavan yaptığı ve ırkçı söylemeler ile seçim kazanıldığı bir dönem. Türkiye karşıtı olmak bile bu söylemlerin yanında cılız kalıyor. Ayrıca son günlerde El-Kaide' nin Fransa'da çok büyük bir eylem yapacağı haberleri yayılıyor. Bu bana Bush'un ABD başkanı olduktan sonrası ilk günlerini hatırlatıyor.
Teşekkürler.
|
 |
Yakup
16 yıl önce - Pts 23 Nis 2007, 22:57
Arkadaslar, Türkiye yillardir AB icin direniyor,
gelen, giden türkiyeden biseyler istiyor, ama biz vermiyoruz.
AB, Türkiye en erken 2014te girebilir diyorlar.
Sarkozy bir kere cumhurbaskani olur ve onada güle güle diyeyiz, ozaman tarih 2012 olur. ozamana kadar ben inaniyorumki Türkiye simdiki halinden daha güclü olacak ve bir kac trilyonluk dollarlik bir ülke oluruz ve ABye hic ihtiyac duymayiz...
Selamlar...
|
 |
nebi
16 yıl önce - Sal 24 Nis 2007, 00:32
Engin demis ki :
| Alıntı: |
| Ancak göçmenleri baliyölere hapsedip, polis toplumu kurma niyeti olduğu doğru mu size sorayım? |
Dogrudur. Kendisi polisteki yetkiyi çogaltmaktan baska bir sey yapmadi, bu kotu bir sey mi? Irkçi bir ulkede evet kotu bir sey. Kabak goçmenlerin basina patliyor.
Artik fransizlar onu istiyor goçmenlerin yapabilecegi bir sey yok...Bu adam fransanin basina geçeli fransa eski fransa degil.
,
Banliyolerde olanlari hatirladiniz mi? o krizde bu adam yuzunden çikmisti...Ve bu gidiste daha çoook olaylar olacak...
|
 |
AHMETR
|
 |
nebi
16 yıl önce - Çrş 25 Nis 2007, 19:43
Fransada yasamama ragmen fikirlerinize aynen katiliyorum AHMETR...
Fransa bizim dostumuz olsaydi ilk bilenlerden biri ben olurdum heralde.
Fransizlarin meshur bir atasozu vardir. "tete de turc" yani Turk kafasi demek....Bunu çok dalga geçitikleri ve alay ettikleri birine soylerler.
Ve maalesef ben boyle irkçi bir atasozu'nu ne onayliyorum, nede bunu soyleyenlerin dostumuz olacagina inaniyorum.
|
 |
sayfa 2 |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|