" Kahrolsun Amerikan emperyalizmi , yakalım yurdum otobüsünü "
yahu memleketimiz insanının kendi kendine verdiği zararı dış düşmanlara karşı cephe alarak verseydik süper güç biz olurduk. Sürekli birşeyler protesto edilir gösteriler olur, ses getirilmek istenir, devletin polisi devletin otobüsü , parkı bahçesi kaldırımları sokakları talan edilir. Anlayabilmiş değilim , neye tepki veriliyor , kime karşı etki ediyor?
Vatandaşlar mı dengesiz , ben mi olayı kavrayamıyorum. Anlayamadım gitti . Yazık devletin boşa harcadığı tamirat & onarım masraflarına.
Bakın, sizlere taa 1940'lardan ve 50'lerden iki ayrı gazete küpürü örneği vereyim:
* 18 Mayıs 1945, Cumhuriyet, 7452: (“Hâdiseler Arasında”, Burhan Felek, s.3)
“... Gene gazetelerde okudum. Tramvay İdaresi’nin yeni getirttiği otobüsün koltuklarını ustura ile kesmişler. Buna Frenk dilinde “Vandalisme” derler. Herşeyi yakıp yıkan bir kavmin işi demektir.
Otobüslere doğru dürüst binmeyi bilemediğimiz için meydanlara demir kafesler koydular. Herkes sırasını beklesin, itişip kakışmasınlar diye toplu bekleme yerlerinde kuyruk yapmak için polisler diktiler. E, canım, şimdi her otobüs durağının başına da koltuk derilerini kesmesinler diye bir zaptiye koyamazlar ya. Bu ne ayıb bir şeydir. Bu ne haksız ve lüzumsuz hoyratlıktır. Cinâyetin bile öfkede hafifletici mazeretini gören müsemahalı cezacılar dahi, bu pis harekete özür bulamayacaklardır.”
* 14 Aralık 1959, Milliyet, 3447: Köy tipi vapurların abajurları çalınıyor. Abajuru sökerken 1 kişi yakalandı. Savunmasında, abajurun vidasını sıktığını ileri sürdü. Ayrıca, hela musluğu, lüks mevkilerdeki palto askıları ve sabit sigara tablaları da sık sık çalınmaktadır.
Yani, sadist her dönem sadistmiş... Bunlar zavallı mahlûklar neticede...
Acaba bu insanlar evlerindede böylemi yaşıyorlar? Bir kısmı evet, uzunyıllar önce evimi kiraya vermiştim geri aldığımda durum içler acısı idi, evin bütün kapılarından şu umumi tuvaletlerin kadrolu şairi tosun geçmişti sanki.
Benim en çok hayret ettiğim şeylerden biri şudur, tamam, deri koltuklar kesilir kimse görmeyebilir, yazı yazılır kimse görmeyebilir ama metal ve ahşap aksamlar sökülüyor, bükülüyor, kırılıyorda bunu nasıl şöför varsa muavin veya o araçta bulunan kimse görmüyor?
İETT Beykoz Şahinkaya Garajına bağlı, 93-157 kapı numaralı otobüsün, arka kapı tarafındaki bölüm çizilerek çirkin, ve kötü görüntü sağlamıştır. Bunu yapan insanların(!), nasıl bir serseri olduğunu alt tarafa iliştirdiğim fotoğraflardan belli olmuştur.Peki bunlar yazılırken bu otobüste yolcu yokmuydu?Yoksa bile, şöförün nasıl görmediği belirsizken,bunları yapanların, nasıl çağdışı, barbar,düşüncesiz,serseri olduğunu ortaya koyuyor.
Aslında söylenicek çok söz, söylenicek kötü cümleler, ve beddualar var.Fakat Akın Kurtoğlu hocamın şu mesajı herşey daha iyi anlatıyor. (Fotoğraftaki küfürler sansürlenmiştir.)
Alıntı:
Çalışkanlıklarıyla kendilerine hayran bırakan karıncalara, pisliğini örten ve de örttükten sonra da koklayarak etrafta koku kalmadığına emin olmak isteyen kedilere, insan dostu köpeklere, kendisi yemeyip, yiyeceklerini yavrularına ulaştıran kuşlara, dünyanın en leziz gıdalarından birini üreten arılara ayıp olmayacağını bilsem; "Hayvan" yakıştırmasında bulunacağım. Lâkin buna ne terbiyem müsaade eder, ne de yukarıda saydığım ve benzerleri binlerce faydalı mahlûka hakaret etmiş olmaz mıyım diye de düşünmekteyim?!?
Yahu nasıl fark edemezler bunları, kesinlikle birileri görmüştür mutlaka, resmen mahvetmişler Otobüsün içini. Böyle hepatit mikroplarına bile hizmet eden bu araçları bu hale getirenleri gören (kesin gören olmuştur) kişilerde nasıl duyarsız kalmışlar anlayamadım.