Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Alper Minaz
16 yıl önce - Prş 08 Mar 2007, 14:05
TSK'nın Medya Notları.(MEDYADA AKREDITASYON )




Figen

16 yıl önce - Prş 08 Mar 2007, 23:43
MEDYADA AKREDITASYON


Alıntı:
ev sahibi Büyükelçi Nabi Şensoy olduğu için, ben davet edildim. Yalnız büyükelçilik yetkilileri, gazeteci değil, vatandaş sıfatıyla resepsiyona gelmemi rica ettiler. Eminim ki birçok askerî ve sivil yetkilimizin de yüreğini sızlatan, Türk misafirperverliğiyle, millî önderimiz Atatürk’ün çağdaş uygarlık düzeyi hedefiyle örtüşmeyen bu tür incitici uygulamaları ‘demokratik, laik, sosyal hukuk devleti’ olan Türkiye’ye yakıştıramıyor olsam da, hem büyükelçimize hem de Paşa’mıza şahsi saygım gereği ‘vatandaş Ali’ olarak davete icabeti tercih ettim.’

Sn Büyükanıtın sadece son ABD gezide değil, askerin birçok organizasyonunda bulunamıyor, bir kısım medya. Akreditasyon meselesi, Türk basını için ciddi bir problem bence.Uygulamanın hangi kıstaslara göre belirlendiğinin belli olmaması, tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Hrant Dink cinayetinde katil zanlısı Ogün Samast’ın Türk bayrağı önünde çekilmiş kamera görüntülerini yayınlayan ve “görüntüler jandarma karakolunda çekildi” iddiasını dile getiren TGRT’nin akreditasyonunun, Genelkurmay tarafından hemen iptal edilmesi yaşanan son olaylardan biri. Bu da gösteriyor ki, Türkiye’deki basının özellikle askerî kurumlar nezdindeki akreditasyonunda, ideolojik yaklaşımlar kadar, yayınlanan haberler de son derece etkili.

Bugün Genelkurmay akreditasyonu bulunmayan gazetelerin toplam tirajı 1 milyonu aşmış durumda. Bu da toplam tirajların beşte biri anlamına geliyor. Bu durumun, gazetelerin okurlarının da akredite olmadığı anlamına geldiği düşünülürse, aileleriyle birlikte en az 4-5 milyon sakıncalı gazete okuru sonucuna ulaşmak mümkün. Bir gazetenin ulaşabildiği insan sayısıyla çarpınca bu rakam geometrik olarak katlanıyor. Bunlara cumhurbaşkanlığı akreditasyonunda olmayan ve sayıları 12 milyonu bulan başörtülüler, imam hatipliler ve onların aileleri de eklendiğinde nüfusun yarısından çoğu ‘sakıncalı’ hale gelmiş oluyor. (Cumhurbaşkanımız Sn Sezer de bilindiği gibi kamusal alan da "akreditasyon" uyguluyor)

Tartışmanın muhataplarından biri de Başbakan Sn Erdoğan’ın uçağına aldığı gazeteciler oluyor. Özellikle bazı gazete ve gazetecilere daha imtiyazlı davranıldığı biliniyor. Örneğin Milliyet gazetesi yazarı Fikret Bila "yasaklı" .

Ben bu durumu çok doğru bulmuyorum. Her ne olursa olsun, farklı düşünen gazetecilere ve yayın kuruluşlarına yer verilmeli. Sonuçta belli bir kitle tarafından okunuyorlar ve bu anlamda temsil ediliyorlar.


Alper Minaz
16 yıl önce - Prş 08 Mar 2007, 23:46



ziya güney
16 yıl önce - Cum 09 Mar 2007, 17:24



osmancık
16 yıl önce - Cum 09 Mar 2007, 18:03



Armağan Örki
16 yıl önce - Cum 09 Mar 2007, 18:26



Atilla DÜNDAR
16 yıl önce - Cum 09 Mar 2007, 18:31



Armağan Örki
16 yıl önce - Cum 09 Mar 2007, 18:52

Alıntı:
TSK ve askeri müdahalelere karşı düşüncelere sahip diyerek 2 gruba ayırmak, Demokratik, Laik ve Hukuk Devleti anlayışı ile ne kadar bağdaşmaktadır?


Sevgili Atilla Abi, bence siyasetle bağlantısı olmayan/olmaması gereken ordu, devletin geleceği için bir takım toplumsal konulara eğilmek zorundadır. Standart ve değişmez normların sürekli kâğıt üzerinde korunup zaman zaman ihlali vatanın yararına olacaktır.

Şöyle ki, a) Toplumun orduya olan güveninin arttığı görüşündeyim.
             b) Ordunun, toplumsal kararlarda en büyük öneme sahip olan unsurlardan biri olan kitle iletişim araçlarını mercek altına alması, devletin hukuksal, lâik, demokratik yapısını güvence altına almak için güzel bir çalışmadır.
             c) Aydın unvanı ile kulak verip dinlediğimiz kimselerin bu oalydan sonra daha dikkatli olacağı kuşkusuzdur...

Not: Şu günden sonra kitle iletişim araçlarında daha dikkatli ve ulusalcı yayın yapılacağı kesin gibi...


Figen

16 yıl önce - Cum 09 Mar 2007, 19:01

Alıntı:
Ordunun, toplumsal kararlarda en büyük öneme sahip olan unsurlardan biri olan kitle iletişim araçlarını mercek altına alması, devletin hukuksal, lâik, demokratik yapısını güvence altına almak için güzel bir çalışmadır.


Bu ordumuzun mu görevi? Bizler elbette ordumuzu severiz, ve de ülkemizin coğrafi yapısı nedeniyle de birçok ülkeden daha çok ihtiyaç duyarız ordumuza, böylece de daha çok sahip çıkarız. Fakat TSK ülkenin bir kurumudur. Görev ve sorumlulkları bellidir. Devlet yöneticilerinin "emri" altındadır. Ne var ki sürekli cumhuriyetin ve laik düzenin koruyucusu olarak görülmekte ya da gösterilmektedir. Halbuki bu görev sivil halka, yani bizlere aittir.  Asker ülke güvenliğinden sorumlu kurumlardan biridir. Eğer askerimize yukarıda bahsedilen denetleme "yükü" verilirse, demokratik , sivil bir toplumdan ne kadar bahsedebiliriz?


Atilla DÜNDAR
16 yıl önce - Cum 09 Mar 2007, 19:09

Alıntı:
Sevgili Atilla Abi, bence siyasetle bağlantısı olmayan/olmaması gereken ordu, devletin geleceği için bir takım toplumsal konulara eğilmek zorundadır. Standart ve değişmez normların sürekli kâğıt üzerinde korunup zaman zaman ihlali vatanın yararına olacaktır.

Şöyle ki, a) Toplumun orduya olan güveninin arttığı görüşündeyim.
            b) Ordunun, toplumsal kararlarda en büyük öneme sahip olan unsurlardan biri olan kitle iletişim araçlarını mercek altına alması, devletin hukuksal, lâik, demokratik yapısını güvence altına almak için güzel bir çalışmadır.
            c) Aydın unvanı ile kulak verip dinlediğimiz kimselerin bu oalydan sonra daha dikkatli olacağı kuşkusuzdur...

Not: Şu günden sonra kitle iletişim araçlarında daha dikkatli ve ulusalcı yayın yapılacağı kesin gibi...


Türk Silahlı Kuvvetleri elbetteki bu ülkenin değişmez güvenlik teminatıdır. Basın kuruluşlarının ve bu kuruluşların mensupları olan gazete yazarlarının denetlenmesi diye bir kavramı da Ordu'ya maledersek, o zaman devlet tanımımıza da bir anlamda ters düşeriz. Yazılı basının denetlenme işi ve hukuksal bağlamda gerekli yaptırımları uygulama işi Cumhuriyet Savcılıklarımızla yürütülmektedir -ki, işte bu noktada TSK'nın yaptırıma yönelmesi ya da görüş beyan etmesi Hukuk Devleti tanımlamasına ters düşecektir.

Türk Halkının TSK'ya olan güveni tamdır ve giderek de artmaktadır. Bu gürüşe aynen katılıyorum. Ve ilave etmek istiyorum -ki, güvenilebilecek ve güçlü bir orduya sahip siyasi iktidarlar, bu güveni benimsemiş bir toplumla birlikte her türlü zorluğa karşı gelebilecek güce de sahiptirler. Bir önceki mesajımda da anlatmak istediğim bundan sonrası için asker-siyaset-medya üçgenini karşı karşıya getirmek suretiyle bir krize sürüklenmemenin temennisidir.



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET