Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Cem Telgeren
15 yıl önce - Pts 05 Mar 2007, 18:20
BUR » A4.10. Geçmişten Günümüze Bursa'da Şehirlerarası Yolcu Taşımacılığı




Bu başlık altında geçmişten bugüne Bursa'daki şehirlerarası yolcu taşımacılığı ile ilgili dökümanları biriktireceğiz.Bursa'da şehirlerarası yolcu taşımacılığının tarihçesini,gelişimini,bugününü şehirler arası yolculuklarda yaşadıklarımızı,şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan Bursa firmalarını bu başlık altında inceleyebiliriz.

Biraz tarihçeyle konuya girişi yapalım:Bursa da şehirlerarası yolculuk denince akla gelen ilk kuruluş Kamil Koç olur herzaman.Kurucusu Kamil Koç'un 1926 yılında kendi kullandığı otobüsüyle başlattığı Bilecik-Bursa arası yolcu taşımacılığı sadece Bursa'nın değil Türkiyenin de gerçek anlamda ilk şehirlerarası toplu yolcu taşımacılığıdır aslında.

Geçmişten günümüze Bursa da şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan pek çok firma gelip geçmiştir.Kamil Koç'dan başka ilk aklıma gelenler Şeref-Gülhan,Yılmaz Turizm,Bursa Seyahat Birlik,Doğan Körfez,Özen Seyahat,Bursa Uludağ Seyahat ve en yeni nesil yocu taşımacılık şirketi Nilüfer Seyahat.

Eski yıllarda Bursa'dan diğer şehirlere yolculuk bu işi yapan şirketlerin şehrin çeşitli yerlerine dağılmış olan merkezlerinin önünden yapılırmış.Yani hangi şehire gidecekseniz önce o şehire sefer yapan şirketin yazıhanesine gitmeniz gerekiyormuş.Derken bu karmaşaya son verilip Santral Garaj inşa edilmiş ve şehirlerarası yolculukta Bursa'nın kapısı olmuş.1978 yılındaki yangına kadar sadece Bursa'nın değil tüm Balkanların en büyük kapalı otobüs garajı olan ve ilk kurulduğu günlerde şehrin oldukça dışına inşa edilmiş Santral Garaj zamanla şerin genişlemesiyle şehir merkezinde kalmış ve ihtiyaca cevap veremez duruma gelmişti.Şehiriçi trafiğini de olumsuz etkileyen Santral Garaj'ın yerine şimdiki modern Terminal inşa edildi ve şehirlerarası yolculukların Bursa ayağı başlangıç ve bitiş noktası buraya taşındı.


En son Cem Telgeren tarafından Pts 05 Mar 2007, 18:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


ersindonmez

15 yıl önce - Pts 05 Mar 2007, 18:43

Bu başlığı görünce Bursamızda efsane olan Uludağ firması geldi birden aklıma.Acaba o büyük firmaya noldu neden iflas ettiği hakkında bilgisi olan varsa çok sevinirim.

SABRİ BİLGİN
15 yıl önce - Pts 05 Mar 2007, 20:16

Uludağ firmasının niye battığına dair resmi bir açıklama duymadım ama bana kalırsa iyi hizmet edemediği için batmıştır.Diğer otobüs firmalarında otobüsler firmanın kendi mülkiyetidir.Şoför,muavin gibi çalışanlar firma yetkilileri tarafından adeta büyük şirketlerde olduğu gibi ince elenip sık dokunarak alınır,çeşitli zamanlarda çalışanlara eğitimler verilir.

Uludağ'da ise bildiğim kadarıyla otobüsler farklı farklı kişilere aitti.Bu nedenle renk ve şekil konusunda standart yoktu.Ayrıca her şoför kendine uygun bir muavin seçerdi ve kendi adıma Uludağ'ın muavinlerini hiç beğenmezdim.Otobüs içindeki hal ve hareketleri ile konuşma üslupları hiç uygun değildi.Herhangi bir eğitim almadan (konu ile ilgili ) o işi yaptığı her halinden belliydi.Kısacası güven duyamazdım.

Şu anda Yalova Seyahat'in de aynı yolun yolcusu olacağını düşünüyorum.Adamlar ayakta yolcu bile alıyorlar,dolmuşa çevirdiler otobüsü.  Muavinlerinin hepsi seçmece! Allah akıl fikir versin.


M.Ali Sade
15 yıl önce - Sal 06 Mar 2007, 01:20

Aslında bu konu çok derin bir konudur.Çünkü Türkiye'de otobüscülüğün temeli Bursa'da atılmıştır.Bu temel hem yolcuyu taşımak ve hem de yolcuyu taşıyacak vasıtayı imal etmek şeklinde iki yönlü olarak yönlüdür.

Otobüsle yolcu taşımaya ait amiyane tabiriyle raconların tamamı da Bursalı'lar tarafından icad edilmiştir.Erikli suyu bile otobüslerle meşhur olmuştur.

Firmaları aslında sayılacak gibi değildir.M.Kemal Paşa'nın eski efsanesi Dikici firması, Güzel İzmir Firması,Yalovalıların yukarıdaki arkadaşlar beğenmese de Luks Yalova Seyahati (Yalova'nın Bursa ile ilgisi yok diyebilirsiniz ama,),İnegöllülerin kendi firmaları ve destek oldukları firmalar ve düşündükçe akla gelen firmaların pek çoğu Bursa firmasıdır.

Pek çok firmanın da merkezi Bursa olmasa bile mutlaka Bursa ile bir şekilde bağlantıları vardır.Mesela çok eskilerde Bursa-Eskişehir-Ankara güzergahında çalışan bir de Sönmez Turizm vardı diye hatırlıyorum.Daha sonra ilk özel havayolu şirketi de sanırım Sönmezler tarafından kurulmuştu.

Herkese selamlar....


Akın Kurtoğlu

15 yıl önce - Sal 06 Mar 2007, 02:11

Nostaljik Şehirlerarası otobüsler başlığı altında, ilkgençliğimizdeki "İstanbul-Bursa" yolculuklarından enteresan detaylar bulup çıkartıyorduk bir aralar... Ocak ve Mart'ta 2006'da siteye gönderdiğim 2 mesajın birer kopyası şöyle birşeydi:

Alıntı:
Topkapı Anadolu Garajı'nda "7" numaralı yazıhane; "Doğan Körfez"indi ve biz Bursa'ya hep Doğan Körfez'lerle giderdik. Bir gün öncesinden telefonla en ön koltukları ayırtıp, ertesi günü de yarım saat önce Topkapı'da olurduk. Keşmekeşin içinden geçerek yazıhaneye ulaşır ve biletimizi satın alırdık. Her saat başı ve buçuklarda "İstanbul-Bursa" çalıştırırdı Doğan Körfez... O yıllarda "Eskihisar-Topçular" geçişi henüz oluşturulmadığı için, otobüs bütün İzmit Körfezi'ni ucuna kadar dolaşırdı. Mükemmel bir yoldu aslında burası... Körfezi kıvrıldıktan sonra; "Çiftlikköy Dinlenme Tesisleri"nde 20 dakika çay ve ihtiyaç molası verilirdi. Tuvaletler kuyruk olur, ikram çaylar ayaküstü içilir, yolda yemek üzere birkaç paket bisküvi ve gofret tarzı ta'am mutlaka alınır ve yeniden otobüse binilirdi. Otobüs kalkınca, yolcular birbiri ardınca muavinden su isterlerdi. Muavin de buna çok bozulurdu, kısık sesle; "Daha şimdi mola verdik, orada içmezler, burada bedava diye hücum ederler" diye mırıldanırdı...

Firmanın otobüslerinin ön kapısının hemen yanında bir amblemi vardı. Bir körfezden doğmakta olan güneş... İşletmenin isminin, aslında sahibinin adından gelmekte olduğunu çoook sonradan öğrenmiştim, yani: Doğan KÖRFEZ adlı bir şahıstan!...  

Alıntı:
Ne kadar severdik bu otobüsleri... Yaz tatilleri geldiğinde, Bursa, İzmir, Balıkesir veya Eskişehir'e gideceğimiz günleri iple çekerdik... Topkapı Anadolu Otogarı'na taksiyle gitmek, yazıhaneden bir gün önce ayırtılan biletlerin ücretini ödeyerek almak, bavulları hep birlikte ıhıl-mıhıl otobüse kadar taşımak ve bagaja özenle (mümkünse ortalara biryere ve altta kalmayacak şekilde) yerleştirmesi için muavinin başında beklemek, ardından otobüse binerek koltuklara kurulmak, seyir camının tam ortasına pencerenin çubuğunun denk gelmesine sinirlenmek,   yanlarındaki pencereleri tabak gibi açık olan diğer yolcuları içten içe kıskanmak, yolda şoförün teybi sürekli olarak çalması için dua etmek, otobüsün saati gelince çalan zil sesiyle birlikte otobüsün hareketi, henüz yeni açılmış ve ışıl-ışıl aydınlatılmış olan Edirnekapı-Şehitlik tünelinden geçmek, bu geçiş sırasında şoförün ille de korna çalmasını ve bu kornanın tünelin duvarlarındaki akislerini beklemek, Boğaziçi Köprüsü'nde denizi tepeden ve rahat koltuklara kurulmuş bir halde seyretmek, muavine el işareti yaparak cam şişelerde 0.33 cc'lik buzzz gibi kaynak sularını yudum yudum içmek,   geceleri kullanılan tavandaki ikili aydınlatma lâmbalarını açıp-kapatarak kaç tekrarda bozulacaklarını test etmek ve bu yapılanı gören muavinden kibar bir azar işitmek, garajlarda büfeden ayaküstü alınan kremalı bisküvileri çabuk bitmesinler diye ağızda erite erite yemek, İzmit Körfezi’ni tâ ucuna kadar dolanmanın keyfine varmak, yolculuğun başında yanındakiyle kibarca fısır-fısır konuşmak, ama yol yarılanınca artık kimseyi kaale almadan yüksek sesle konuşma moduna terfî etmek, Çiftlikköy Dinlenme Tesisleri'nde verilen 20 dakikalık ihtiyaç molası sırasında ikram edilen bir bardak çayı içmek ve tuvalet kuyruğuna girmek, otobüsü kaçırmamak için de ikidebir gözucuyla dışarıyı kontrol etmek   , çalan bir otobüs kornasıyla ihtiyacı yarım bırakıp, kemeri bağlaya bağlaya dışarı koşmak, kalkan otobüsün sizinki olmadığını anlayınca hem sevinip, hem de kızmak, tesislerde giriş-çıkışlarda tekrarlanan Farsça-Sanskritçe arası bir dildeki duyuruyu çözmeye çalışmak, tesislerden hareket ettikten sonra serpilen kolonyayı kaçırmamak için elleri birbirlerine birleştirerek hazır beklemek (sanki ilk defa kolonya ile tanışılacakmış gibi bir ruh hâlinde ), Samanlı Dağları’nı tırmanmaya başlarken artık gerçekten İstanbul’dan uzaklaşmaya başladığınızın ilk sinyallerini almak, güneş gelen cam tarafındaki ince kumaş perdeleri boylu boyunca çekmek, İstanbul hudutlarından çıkana kadar Radyo 1'den yayınlanan mahûr saz eserlerini dinlerken üzerinize çöken uyku halinin, mücavir alanlarda radyonun yayını çekememesi üzerine şoför tarafından kapatılarak, yerine teyp kaseti sürülmesiyle başlayan arabesk müziğin etkisiyle bir diğer ruh haline geçmek, hızla giderken yol kenarlarına sıra sıra dizilmiş derme-çatma seyyar-sabit satıcı tezgâhlarında neler satıldığını anlamaya çalışmak, yollarda sollanan her kamyona dönüp müstehzî bakışlar fırlatmak, yolda hatalı giden bir araca ters bakan bizim otobüsün şoföründen yana çıkma içgüdüsüyle hep birlikte diğer araca dönüp beddua etmek,   daracık koltuk aralarında koca gazetenin sayfalarını bir türlü düzgün şekilde açamamanın verdiği stresle sonunda pes ederek gazeteyi katlayıp ön koltuğun sırtındaki fileden cebe sokuşturmak, Gemlik dönemecini geçtikten sonra bir an önce Santral Garaj'a varabilmek için dua etmek (bu duayı genellikle, cengâverlik yaparak; “Ben istesem çişimi teee Antalya’ya kadar tutabilirim...” diyerek Çiftlikköy Tesisleri’nde helâya girmeyen erkenler (!) yaparlardı ), Santral Garajı’na girildiğinde herkesten evvel otobüsten inerek bavulların karışmaması için yan bagaj kapaklarının en önünde sıraya girmek, kare plâstikten bavul kabul fişlerini muavine uzatmak (ve yukarıda adıgeçen cengâverler için) garajın tuvaletine uçarcasına koşmak, “Sayın Yolcular... Geçmiş olsun...” diye anons yapan kaptana teşekkür etmek, tutulmuş omurları ve köprücük kemiğini gevşetip açmak için otobüsün kapısının önünde bol bol gerinmek ve de nedense esnemek, binilen otobüsün mutlaka plâkasını not etmek ve garajdan ayrılırken sizi getiren otobüse uzaktan bir kere daha dönüp bakmak...  

Bunlar ne kadar hoş şeylermiş böyle... O zamanlar mı bize daha bir güzel gelirdi acaba? Belki de sadece yılda bir ya da en fazla iki defa tekrarlanan bu kalıp hareketleri, kafamızın içinde olağan bir detaydan öte bir ritüel havasına sokma kaygısının ağır basması, bu otobüsleri daha bir çekici kılardı gözümüzde... Artık ne 0302’ler var, ne de Çiftlikköy Dinlenme Tesisleri... Ne cam şişede su dağıtımı var, ne de Santral Garajı...  

Akın KURTOĞLU



Cem Telgeren
15 yıl önce - Sal 06 Mar 2007, 10:50

Alıntı:
Firmanın otobüslerinin ön kapısının hemen yanında bir amblemi vardı. Bir körfezden doğmakta olan güneş... İşletmenin isminin, aslında sahibinin adından gelmekte olduğunu çoook sonradan öğrenmiştim, yani: Doğan KÖRFEZ adlı bir şahıstan!...  


Akın Üstad Bursa'ya gelirken hep Doğan Körfez otobüslerini kullanırmış.Bizde tam tersi İstanbul'a giderken aynı firmayı kullanırdık.Doğan Körfez aslında o yılların Nilüfer Seyahat'i gibiydi.Otobüsleri diğer firmalara göre daha bakımlı daha yeniydi.Bu yüzden biz İstanbul yolculuklarında (Eğer Yalova dan ekspres vapurla geçmeyeceksek) mutlaka Doğan Körfez'i kullanırdık.Hele Doğan Körfez'in bir otobüsü vardı onu hiç unutamam.Renkleri aynı o yıllardaki BOİ renkleri olan lacivert-kremdi.Çocuk aklımla o otobüsü BOİ otobüslerinden biri sanır ve İstanbul'a BOİ otobüslerinden birisiyle gittiğimi düşünürdüm hep.(Ne kadarda safmışım o zamanlar )

O yıllarda çok kişi Doğan Körfez firmasını ismindeki Körfez ibaresinden dolayı Kocaeli'nin bir firması sanırdı.Ama işin aslı Doğan Körfez adının sahibinin ad-soyadından geliyor olmasıydı.Yani firma sahibinin adı Doğan soyadı Körfez'di.Ve firma öz be öz Bursa firmasıydı.


Pınar Telgeren

15 yıl önce - Prş 08 Mar 2007, 19:04

Ben küçükken İzmir'e gidip gelirken Uludağ seyahati kullanırdık.O zamanlardan aklımda kalanlardan mesela sigara içmek serbesti ve yogun bir is içinde ve kötü bir kokuyla yolculuk yapılırdı.Lahmacunları hiç söylemiyorum bile şimdiyse kıyas kabul etmez.

ozhanesemen

15 yıl önce - Cum 09 Mar 2007, 01:09

Alıntı:
Diğer otobüs firmalarında otobüsler firmanın kendi mülkiyetidir.Şoför,muavin gibi çalışanlar firma yetkilileri tarafından adeta büyük şirketlerde olduğu gibi ince elenip sık dokunarak alınır,çeşitli zamanlarda çalışanlara eğitimler verilir.

Uludağ'da ise bildiğim kadarıyla otobüsler farklı farklı kişilere aitti.Bu nedenle renk ve şekil konusunda standart yoktu.Ayrıca her şoför kendine uygun bir muavin seçerdi


Şu anda birkaç firma dışında pek çok firma hala aynı sistemi uygulamaktadır. Buna Kamil Koç da dahildir. Kamil Koç'un bazı araçları öz varlıktır fakat pek çoğu şahsi araçlardır. Birkaç sene öncesine kadar her şahıs aracı istediği şoför ve hostlar ile çalışırken şu anda Kamil Koç'un belirlediği görevliler araç hizmetlerini sürdürmektedir. (Şoförü yine araç sahibi belirliyor olabilir emin değilim)

Uludağ'ın batış sebebi tam anlamıyla Nilüfer Turizm'in o dönemde piyasada şok etkisi yaratmış olmasındandır. Uygun fiyat ve o zaman uygulanmayan hizmetlerle kısa sürede otobüsleri doldurmuş ve piyasanın önemli bir kısmını ele geçirmiştir. Kamil Koç kısa süreli bir sallantıdan sonra hizmet kalitesini yükselterek rekabetçi bir yaklaşım sergilemiş ve en azından çoğu yolcusunu elinde tutmayı başarmıştır. Uludağ ise artık köhnemiş ve hantal yapısıyla rekabete dayanamayıp batmıştır. (Şu ara Balıkesir Uludağ firmasıyla ilgisi var mı bilemiyorum)

Sonuç olarak araçların özvarlık olup olmaması değil, denetimin düzenli ve özenli yapılması sonucu çok değiştirir. Kamil Koç firması özellikle son dönemde bu denetimlerini sıklıkla uyguluyor ve bence başarısının sırrı da burada.


Cem Telgeren
15 yıl önce - Cum 09 Mar 2007, 10:18

Alıntı:
Uludağ'ın batış sebebi tam anlamıyla Nilüfer Turizm'in o dönemde piyasada şok etkisi yaratmış olmasındandır. Uygun fiyat ve o zaman uygulanmayan hizmetlerle kısa sürede otobüsleri doldurmuş ve piyasanın önemli bir kısmını ele geçirmiştir. Kamil Koç kısa süreli bir sallantıdan sonra hizmet kalitesini yükselterek rekabetçi bir yaklaşım sergilemiş ve en azından çoğu yolcusunu elinde tutmayı başarmıştır. Uludağ ise artık köhnemiş ve hantal yapısıyla rekabete dayanamayıp batmıştır. (Şu ara Balıkesir Uludağ firmasıyla ilgisi var mı bilemiyorum)


Bursa Uludağ Seyahat'in Balıkesir Uludağ Seyahatle bir ilgisi yoktur.Bu sadece isim benzerliğidir.Bursa Uludağ Seyahat firması son dönemlerinde  Nilüfer Seyahat tarafından satın alınmıştı.Firma bir süre daha aynı isimle faaliyet gösterdikten sonra Nilüfer Seyahat bünyesinda eritilerek tarihe karıştı.


SABRİ BİLGİN
15 yıl önce - Cum 09 Mar 2007, 10:35

Alıntı:
Bursa Uludağ Seyahat firması son dönemlerinde  Nilüfer Seyahat tarafından satın alınmıştı.Firma bir süre daha aynı isimle faaliyet gösterdikten sonra Nilüfer Seyahat bünyesinda eritilerek tarihe karıştı.


Bursa Uludağ Turizm'i Nilüfer Turizm değilde Metro Turizm aldı diye biliyorum.Uludağ'ın otobüsleri Gemlik içine kadar giderdi,şimdi metro gidiyor.



sayfa 1
ANA SAYFA -> ULAŞIM - Marmara