Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Provokasyona Bak : 1881-2007 !!!
« önceki   123 ... 252627   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
kilitli
sayfa 26
umitoner
16 yıl önce - Sal 20 Mar 2007, 17:08

Alıntı:
Bunların hepsi, Atatürk dönemi Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kurulduğu dönemki heyecanını bugüne ve bugünün koşullarıyla taşıyan kavramlar ve olgulardır. Dolayısıyla, Cumhuriyet gazetesi, 83 yıl önceki pırıl pırıl "varoluşu"nun ilkelerini bugün de büyük bir özveriyle taşımaya devam etmektedir...


Evet Cumhuriyet Gazetesinin çizgisinde sapmalar görülmez. Çünkü Cumhuriyet gazetesi ve okurunun arasındaki bağ belki dünyada eşine az rastlanabilecek kadar kuvvetlidir. Tabii gazetesine bu kadar bağlı olan bu okurun devletine ve onun temel niteliklerine olan titizliği de tartışılamaz. Durum böyle olunca da her dönemde Cumhuriyet Gazetesi bu temel niteliklere itirazı olanların açık hedefi haline gelmektedir, bu nedenledir ki en çok yazarı öldürülen, çeşitli dönemlerde yazarları işkence tezgahlarından geçirilen, cezalar alan gazetedir Cumhuriyet. Ve arkadaşlar unutmayın ki, daha devrimler çok tazeyken bile Gazi'nin ve dolayısıyla Cumhuriyet Gazetesi'nin savunduğu fikirlere, ilkelere gerek satılmışlıktan olsun, gerek gafletten olsun, gerek biligi sahibi olmadan kulaktan dolmalarla fikir sahibi olmaktan olsun, büyük itirazlar vardı. Hatta eğer Gazi'nin döneminde gerçekleştirilen iki çok parti denemesinin önü kesilmeseydi daha o zamandan bu kişiler zafere ulaşacak ve belki de Gazi Vatanı kurtarmış ama seçim kaybetmiş kahraman liderler kervanına katılacaktı. Dolayısıyla burada yapılagelen saldırıları yadırgamamakla beraber, çok üzüldüğümü de belirtmeliyim.


En son umitoner tarafından Sal 20 Mar 2007, 17:12 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


CİHAN ATILGAN
16 yıl önce - Sal 20 Mar 2007, 17:10



Figen

16 yıl önce - Sal 20 Mar 2007, 20:13

Alıntı:
bu nedenledir ki en çok yazarı öldürülen, çeşitli dönemlerde yazarları işkence tezgahlarından geçirilen, cezalar alan gazetedir Cumhuriyet


Bu bilgiye nerden ulaştınız bilmiyorum, fakat pek doğru gibi görünmüyor.
Hasan Fehmi Bey’in 1909’da öldürülmesinin ardından Türkiye’de suikasta kurban verilen 62. gazeteci var.

Listeyi uzatmamak için daha yakın tarihten sıralamak istiyorum, listenin tamamını
http://www.iyibilgi.com/index.php?s=dosya&id= ...2&k=17 bakabilirsiniz.

-Adem Yavuz/Anka Ajansı Kıbrıs 27 Ağustos 1974  
-Ali İhsan Özgür/Politika İstanbul 21 Kasım 1978
-Cengiz Polatkan/ Hafta Sonu Ankara 1 Aralık 1978
-Abdi İpekçi/Milliyet İstanbul 1 Şubat 1979
-İlhan Darendelioğlu/Ortadoğu İstanbul 19 Kasım 1979
-İsmail Gerçeksöz/Ortadoğu İstanbul 4 Nisan 1980
-Ümit Kaftancıoğlu/TRT İstanbul 11 Nisan 1980
-Muzaffer Fevzioğlu/Hizmet Trabzon 15 Nisan 1980
-Recai Ünal/Demokrat İstanbul 22 Temmuz 1980
-Mevlüt Işıt/Türkiye Ankara 1 Haziran 1988
-Seracettin Müftüoğlu/Hürriyet  Nusaybin 29 Haziran 1989
-Sami Başaran/Gazete İstanbul 7 Kasım 1989
-Kamil Başaran/Gazete İstanbul 7 Kasım 1989
-Çetin Emeç/Hürriyet İstanbul 7 Mart 1990
-Turan Dursun/İkibine Doğru ve Yüzyıl Dergileri İstanbul 4 Eylül 1990
-Gündüz Etil 1991
-Mehmet Sait Erten/Azadi Denk Diyarbakır 1992
-Halit Güngen/İkibine Doğru Diyarbakır 18 Şubat1992
-Cengiz Altun/Yeni Ülke Batman 25 Şubat 1992
-İzzet Kezer/Sabah Cizre 23 Mart 1992
-Bülent Ülkü/Körfeze Bakış Bursa 1 Nisan 1992
-Mecit Akgün/Yeni Ülke Nusaybin 2 Haziran 1992
-Hafız Akdemir/Özgür Gündem Diyarbakır 8 haziran 1992
-Çetin Ababay/ Özgür Halk Batman 29 Temmuz 1992
-Yahya Orhan/Özgür Gündem Ceylanpınar 9 Ağustos 1992
-Hüseyin Deniz/Özgür Gündem Ceylanpınar 9 Ağustos 1992
-Musa Anter/Özgür Gündem  Diyarbakır 20 Eylül 1992  
-Yaşar Aktay/Serbest 9 Kasım 1992
-Hatip Kapçak/Serbest Mazıdağı 18 Kasım 1992
-Namık Tarancı/Gerçek Diyarbakır 20 Kasım 1992
-Uğur Mumcu/Cumhuriyet Ankara 24 Ocak 1993
-Kemal Kılıç/Yeni Ülke Şanlıurfa 18 şubat 1993
-Mehmet İhsan Karakuş Silvan 13 Mart 1993
-Ercan Güre/ HHA 20 Mayıs 1993
-İhsan Uygur/Sabah İstanbul 6 Temmuz 1993
-Rıza Güneşer/Halkın Gücü 14 Temmuz 1993
-Ferhat Tepe/Özgür Gündem Bitlis 28 Temmuz 1993
-Muzaffer Akkuş/Milliyet 20 Eylül 1993
-Nazım Babaoğlu/Gündem 12 Mart 1994
-Erol Akgün/Devrimci Çözüm 1994
-Seyfettin Tepe/Yeni politika 28 Ağustos 1995
-Metin Göktepe/Evrensel İstanbul 8 Ocak 1996
-Kutlu Adalı /Yeni Düzen  Kıbrıs 8 Temmuz 1996  
-Selahattin Turgay Daloğlu  İstanbul 9 Eylül 1996  
-Reşat Aydın/AA, TRT  20 Haziran 1997
-Ayşe Sağlam Derince 3 Eylül 1997
-Abdullah Doğan Candan Fm Konya 13 Temmuz 1997
-Ünal Mesuloğlu/TRT Manisa 8 Kasım 1997
-Mehmet Topaloğlu Kurtuluş Adana 1998
-Ahmet Taner Kışlalı Cumhuriyet Ankara 21 Ekim 1999
-Hrant Dink/ Agos  19 Ocak 2007


umitoner
16 yıl önce - Sal 20 Mar 2007, 23:49

Alıntı:
figen__  : Bu bilgiye nerden ulaştınız bilmiyorum, fakat pek doğru gibi görünmüyor.


Listenizi ctrl+f yaparak şöyle bir taradım ve haklısınız elinizdeki kaynağa göre iki kişi var, ama onu oraya almadan önce en azından vikipedi'ye baksanız bu hataya düşmezdiniz.

Alıntı:
Gazete yazarlarının öldürülmeleri

1970'lerin sağ sol çatışmalarında Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu silahlı suikastta öldü. 31 Ocak 1990'da Muammer Aksoy, 6 Ekim 1990'da Bahriye Üçok terör saldırısında öldü. Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'de Ankara'da otomobiline bindikten hemen sonra patlayan bombayla öldü. 25 Ocak sayısı Uğur Mumcu'ya Bombalı Suikast, Susturamazlar manşetiyle çıktı. Sağ alt köşedeki Gözlem sütunu boş bırakıldı. Uğur Mumcu yıllarca Gözlem köşesinde bir gazetecinin olabileceği en cesur kalemi kullandı. Aşırı gruplara, mafyaya, tarikatlara, sağ katillere, bölücü ve terör örgütüne, irticaya karşı savaş açmıştı. Üslubunu sakınmaz, hatta karamizah yapar, egemen güçlerle dalga geçerdi.

30 Aralık 1994'te bu defa Onat Kutlar bir pastanede bombalandı, 11 Ocakta vefat etti.

21 Ekim 1999 tarihinde Ahmet Taner Kışlalı arabasına konulan bombayla öldü.


http://tr.wikipedia.org/wiki/Cumhuriyet_%28gazete%29


osmancık
16 yıl önce - Çrş 21 Mar 2007, 00:15

Alıntı:
Evet Cumhuriyet Gazetesinin çizgisinde sapmalar görülmez.

yine aynı aldatmaca!
hangi çizgiden bahsediyorsunuz?
1951'de Nazım Hikmet'in resmini basıp altına doya doya yüzüne tükürün diye yazan cumhuriyet mi?

bugünkü tavrına bakılırsa cumhuriyet gazetesinin zamanla nasıl bir değişim geçirdiği ve nasıl iktidar mücadelesi içine girdiği çok net bir şekilde görülür.

zaten bütün dertleri de ellerinden giden bürokratik ayrıcalıklardır.
cumhuriyet'i korumak gibi bir derdi olan gazetenin demokratik ülkede darbe çağrısı yapması abesle iştigal.
hatta cumhuriyet yasalarına göre suçtur!

cumhuriyet işine baksın ve gazetesini çıkarsın.
darbe çağrısı yapmak cumhuriyet severlik değildir, haddini bilsin.



Tunc

16 yıl önce - Çrş 21 Mar 2007, 01:23

Alıntı:
Alıntı:
figen__  : Bu bilgiye nerden ulaştınız bilmiyorum, fakat pek doğru gibi görünmüyor.  

Listenizi ctrl+f yaparak şöyle bir taradım ve haklısınız elinizdeki kaynağa göre iki kişi var, ama onu oraya almadan önce en azından vikipedi'ye baksanız bu hataya düşmezdiniz.


wikipedia nin ne kadar dogru bilgi sagladigi tartisilir.. Hatta bu konuda sitemizde de bircok yazilar cikti http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=20517  Buradaki Bilgilere Guvenmemek gerekir, Siz orayi kaynak gosterdiniz Ama Kaynaginizda, Kose yazarlari icerisinde, Bedri Baykam yok, oysa Bedri Baykam Cumhuriyet kose yazaridir, Ben mi yanlis biliyorum, Her Cumhuriyet okuru Bunu Bilir Oyle degil mi?  Demekki Wikipedia Dogru bilgi vermiyor, Ataturk hakkinda ve Turkiye hakkinda yanlis bilgiler bile aktarildi buralardan.. Cunki bizler Bunu Kendi aramizda tartistik, Bu yazilari okursaniz, Oldukca fazla bilgi elde edersiniz, iclerinde birbirinden degerli cok yorum var..

Ikinci bir yanlisda, dedigim gibi wikipedia da yanlis, ve yonlendirmeli bilgilerde var, bunu yazilari okurken hemen anlamak gerekir...  Bu asagidaki yorumdaki gibi.  Yemi takarlar oltayi salarlar ve beklerler balik gelsin diye..

Diyorki, asagidaki yazida Gazete yazarlarinin oldurulmesi, diyor ve 6-7 yazardan bahsediyor.. hicbirinde detaya girmiyor ama birtanesinde giriyor.. Maden yazacaksin Hepsinde yazmak gerekir degil mi? yoksa buradan Bir mesaj mi cikarilmasi gerekiyor da biz anlamiyorsuz ne dersiniz..

Alıntı:
Gazete yazarlarının öldürülmeleri

1970'lerin sağ sol çatışmalarında Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu silahlı suikastta öldü. 31 Ocak 1990'da Muammer Aksoy, 6 Ekim 1990'da Bahriye Üçok terör saldırısında öldü. Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'de Ankara'da otomobiline bindikten hemen sonra patlayan bombayla öldü. 25 Ocak sayısı Uğur Mumcu'ya Bombalı Suikast, Susturamazlar manşetiyle çıktı. Sağ alt köşedeki Gözlem sütunu boş bırakıldı. Uğur Mumcu yıllarca Gözlem köşesinde bir gazetecinin olabileceği en cesur kalemi kullandı. Aşırı gruplara, mafyaya, tarikatlara, sağ katillere, bölücü ve terör örgütüne, irticaya karşı savaş açmıştı. Üslubunu sakınmaz, hatta karamizah yapar, egemen güçlerle dalga geçerdi.

30 Aralık 1994'te bu defa Onat Kutlar bir pastanede bombalandı, 11 Ocakta vefat etti.

21 Ekim 1999 tarihinde Ahmet Taner Kışlalı arabasına konulan bombayla öldü.


Ayrica Figen hanimin belirttigi da Cok sade ve yalin bir sekilde Tum isimler var idi, Istediginiz gazetedeki kisilerin sayisini Toplama bolersiniz, Oranini bulursunuz. Eksik var ise siz ekleyebilirsiniz..

Aslinda Kendi aramizda yazdigimiz bu Yazilari Sakince izlemek, anlamaya calismak ve var ise eksik yanlari bilgilerimizle tamamlamak cok daha dogru olur, Ozaman konular bir anlamda kazanmis olur, Oyle degil mi?

Sevgilerimle..


umitoner
16 yıl önce - Çrş 21 Mar 2007, 01:37

Alıntı:
yine aynı aldatmaca!
hangi çizgiden bahsediyorsunuz?
1951'de Nazım Hikmet'in resmini basıp altına doya doya yüzüne tükürün diye yazan cumhuriyet mi?


Bugün Cumhuriyet Gazetesi nasıl yabancı propoganda makinalarının oyuncağı olanların karşısında net tavır sergiliyorsa, o zaman da, daha olaylar da sıcakken, Nazım olayını o yönüyle ele alıyor. Burada Nazım'a getirilen eleştiri, uslup belki biraz sert kaçmış olabilir ama, Sovyet propoganda makinasına alet olmasınadır. Türkiye aleyhine Sovyet propoganda makinesi tarafından kullanılmasını gazete kabullenemiyor. Nazım'ın edebi kişiliğine bir saldırı yoktur.

Alıntı:
Moskova Radyosu dün akşamki yayınlarında Kızıl Şair Nazım Hikmet'in Moskova'ya vardığını ve hava alanında beyanatta bulunurken "beni yaratan Stalindir" diye bağırdığını bildirmiştir. Gene Moskova Radyosu'na göre, kızıl şair, Stalin'i göklere çıkaran şu sözleri de sarf etmiştir:" Gözlerimin ışığını Staline borçluyum, her şeyimi ona borçluyum, o beni yarattı, o beni yaşatıyor." (Cumhuriyet, 30 Haziran 1951)


Alıntı:
1 Temmuz 1951, 1. sayfa
Kızıllar ve Ticaniler (Nadir Nadi'nin baş yazısından bir parça)
Yurdundan kaçarak Demir Perde gerisine sığınan kızıl şair Nazım Hikmet, Moskova hava alanına iner inmez:
"- Gözlerimin ışığını Stalin'e borçluyum, her şeyimi ona borçluyum. Beni o yarattı, beni o yaşatıyor!" diye bağırmış.
Sosyal hayatta her olayın bilimsel izahını yapmaya çalışan, daima objektif kalmaya gayret harcayan, hiç bir şeye hayret etmemeye yıllardır alışmış bir adam olduğum halde yukarıdaki sözleri okuyunca doğrusu şaşırdım. Kızıllığın psikolojik özünü bildiğimden Nazım'ın kaçışı beni sinirlendirmemişti... Fakat Moskova'ya vardığı dakikada, ayağının tozu ile söylediği sözlere pes dedim... İlk önce düşündüm: "- Belki o böyle konuşmamıştır da onun ağzından radyoda uydurmuşlardır" diyesim geldi. Bu hükmün yersizliğini çabucak anladım. Nazım Moskova'nın da Demir Perde'nin de ne olduğunu elbet biliyordu. Oraya giderken kendi adına yayınlanacak bütün demeçleri, şiirleri ve yazıları peşinen imzalamaya hazırlanmıştı. Bu yönden bir kaygusu olsa idi, Türkiye'den ayrılmaz, Demir Perde'ye bir adım yaklaşmak içinden gelmezdi. Şu halde, yıllardır Nazım'ın samimi inancı budur...


Alıntı:
12 Temmuz 1951, 1. sayfa
Başlık: Nihayet resmi de geldi. Resim, başlıktan sonra yer alıyor.
Resim altı şöyle: Nazım Hikmet, Moskova'da Muharrirler Birliği umumî kâtibi Fadeyef ile kolkola.
Haber metni: Kendi tâbirile Stalin'in yarattığı Nazım Hikmet, Moskova'ya varınca hepimizin nefretle okuduğumuz mahud beyanatı verdi. Kızıl propaganda plâğa aldırdığı bu demeçten bol bol istifade etmeğe çalıştı. Nihayet onlar da rahat ettiler, biz de rahata kavuştuk, derken bu sefer resim faslı başladı. Sovyetler, Nazım Hikmet'in Moskova'da aldırdıkları boy boy, şekil şekil resimlerini bütün dünya fotoğraf ajanslarına dağıtmaya başlamışlardır. Yukarıda gördüğünüz resim, bunlardan biridir. Bu fotoğrafı sütunlarımıza geçirirken şair Eşrefin Abdülhamide yaptığı tavsiye aklımıza geliyor. bu tavsiye "resmini teksir ettirip dağıt ki millet doya doya yüzüne tükürsün" mealindedir. Biz de yukarıdaki resmi Nazım hesabına aynı gaye ile basmış bulunuyoruz.


Alıntı:
31 Temmuz 1951 tarihli Cumhuriyet'in 1. sayfasında Nazım Hikmet'le ilgili son uyarı-haber yer alıyor. "Biraz dikkat!" başlıklı bu küçük uyarıda, Nazım Hikmet'in, vatandaşlıktan çıkarılmasını protesto için Pravda'da yazdığı yazıdan bahseden ve bunu haber olarak sütunlarına alan Türk gazeteleri kınanıyor, protesto yazısının aslında bir propaganda yazısı olduğu belirtiliyor ve diğer gazetelerin "bu propaganda hapını yuttukları"na işaret edilerek artık Kızıl Şair'in "havadis kıymeti"nin "köpeği ısırığı zaman yükselebileceği" söyleniyor. "Bunu bilelim ve Moskova radyosunun oyununa gelmeyelim" cümlesiyle küçük uyarı son buluyor. Bir daha da Cumhuriyet'te N. Hikmet'le ilgili bir habere rastlanmıyor.


ozanfus
16 yıl önce - Cum 23 Mar 2007, 19:50

Alıntı:
Başbakan Erdoğan'ın Köşk yürüyüşü ve oğlunun gemi satın alması Cumhuriyet gazetesine böyle yansıdı...
 
İşte Cumhuriyet gazetesi çizeri Musa Kart'ın karikatürü:

 


jakKabo
16 yıl önce - Cum 23 Mar 2007, 20:08



a.ozan şen
16 yıl önce - Cmt 24 Mar 2007, 18:18



sayfa 26
« önceki   123 ... 252627   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET