Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Fevzi_08

10 yıl önce - Pts 26 Şub 2007, 15:42
Bursa Bitkileri (Florası)


Merhaba Arkadaşlar.
Be burada size Bursa çevresinin florasını (bitki örtüsü) tanıtmak istiyorum. Siz de elinizde benzer şeyler varsa katkıda bulunabilirsiniz. Ülkemiz bitki florasındaki çeşitlilik nedeni ile dünyanın en zengin florasına sahip ülkelerden biridir. Kıta avrupasında 7000 kadar bitki türü varken ülkemizde 11000 civarında bitki türü yetişmektedir. Ülkemiz içinde de flora zenginliği açısından Bursa ve Uludağ, Doğu Karadeniz ve Kaçkarlar'dan sonra gelir. Kırlarımızda yetişen bu doğal zenginliğimizin tanıtılmasının hoş olacağı düşüncesindeyim. Tıpkı şelaleler, adalar, kent manzaraları, binalar gibi.


Yukarıda gördüğünüz bitkiye halk arasında Tükrük Otu veya Akyıldız denir. Bilimsel adı Ornithogalum sigmoideum olup Liliaceae (Zambakgiller) familyasına mensuptur. Çiçek sapı yok denecek kadar kısa olup zemin örtücü bir bitkidir. Bu nedenle park ve bahçeleri süslemek amacı ile kullanılan ve erken bahar çiçek açan bir bitkidir. Bitkinin soğanı zehirlidir. Ot yiyen hayvanlarda dahi zehirlenme yapar. Soğanın cilde teması allerjik dermatit yapabilir. Bu nedenle bu güzel görüntünün altında yatan tehlike gözardı edilmemelidir.


En son Fevzi_08 tarafından Pts 26 Şub 2007, 15:46 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Hakan Aydın

10 yıl önce - Pts 26 Şub 2007, 15:50

Bu başlıkta Bursa ve çevresinde yetişen bitkilerin fotoğraf destekli arşivi oluşturulacaktır. İçerisinde herhangi bir bilgi olmayan ve sadece çiçek fotoğraflarından oluşan mesajlar silinecektir. Sorularınızı Fevzi Bey'e özelden iletebilirsiniz.

İlhan Yazgan
10 yıl önce - Pts 26 Şub 2007, 16:49


Dağ ItırıGeranium pyrenaicum BURM. FIL.
Ömür: Çok yıllık
Yapı: ot
İlk çiçeklenme zamanı: 5
Son çiçeklenme zamanı: 7
Habitat(Yaşam alanı): koruluklar, çayırlar, kıyılar, kayalık yamaçlar, dereler
Minimum yükseklik: 50
Maksimum yükseklik: 2400
Türkiye dağılımı: B., K., O., D. Anadolu
Genel dağılımı: Avrupa, KB. Afrika, Kafkasya, K. İran

Özet
14-40 cm boylarında, Haziran-Temmuz aylarında morumsu-pembe renkli çiçekler açan çok yıllık otsu bir bitki. Toprak altı kısmı etlidir. Taban yaprakları kalp şeklindedir. Çiçek durumu 5-10 çiçeklidir. Çanak yaprakları beş parçalı, kırmızımtrak renklidir. Meyveleri gaga şeklindedir.
Kullanıldığı yerler
Bitki, uçucu yağ, tanen ve şekerler taşır. Çiçekleri veya bitkinin toprak üstü kısımları çay halinde içilerek halk arasında solucan düşürücü olarak kullanılır. Bilhassa barsak parazitlerine karşı etkili olup, tehlikesizce kullanılabilmektedir.

Kaynak I
Kaynak II
Katkılarından ötürü Fevzi Bey' e teşekkürler..



Fevzi_08

10 yıl önce - Sal 27 Şub 2007, 14:20
Tussilago farfara - Öksürük Otu




Bilimsel Bilgiler
Tussilago Tussilago farfara L.
Ömür: Çok yıllık
Yapı: Ot
İlk çiçeklenme zamanı: Mart
Son çiçeklenme zamanı: Nisan
Habitat: boş ve kumlu alanlar, nemli alanlar
Yaşadığı Rakım: 0 - 2500 metreler arası
Endemik: Değil.
Element: Avrupa-Sibirya
Türkiye dağılımı: Türkiye (Doğu Anadolu hariç)
Genel dağılımı: Avrupa, Kuzey ve Batı Asya, Kuzey Afrika

Öksürük Otu  (Tussilago farfara), bilimsel sınıflandırmada Compositeae (Asteraceae) yani Papatyagiller ailesine mensuptur. Adındaki Tussi kelimesi öksürükten gelmektedir.

Yöresel olarak, kavalak , öksürük otu adlarıyla da anılır. İlkbahar başlangıcında, tüm bitkilerden önce, sarı çiçeklerini açmaya başlar. Çiçek durumları yapraklardan önce (Mart-Nisan) meydana gelir. 8-15 cm çapında, kalp biçiminde ve uzun saplı yaprakları vardır. Üst yüz koyu yeşil, alt yüz ise sık ve beyaz renkli tüylerle örtülüdür.  Hemen hemen kokusuz ve acı lezzetlidir. Glikozit içermektedir. Nemli yerlerde, çıplak bayırlarda, çakıllı zeminlerde, işlenmemiş tarlalarda, mezbeleliklerde, yapraklardan önce çıkmış çiçekler öbek öbek görülür. Arılar ve böcekler ilk gıdalarını onlardan alırlar. Bitki yalnızca balçıklı ve killi  topraklarda yetişir. Onun, killi ve balçıklı toprakların bir belirtisi olduğu  rahatça söylenebilir. Bitkinin, kış stoku için toplayacağımız organı  çiçekleridir.

Balgam söktürücü ve dağıtıcı özellikleri ile, bronşit, bronşiyal astım  ve hatta başlangıç dönemindeki akciğer  tüberkülozunda büyük bir başarıyla kullanılabilir. Uzun süreli öksürüklerde, ve ızdırap verici  ses kısıklıklarında, gün boyunca sık sık, balla tatlandırılmış  öksürükotu çayı içilebilir. Daha sonraları, Mayıs'ta, üstleri yeşil ve altları gümüş rengindeki keçeli yaprakları çıkmaya başladığında, C vitamini içerdikleri için, onlar çorbalarda, maydanoz  yerine ve ilkbahar salatalarında kullanılabilir. Daha sonra, yapraklar çiçeklerden daha çok etkili madde içermeye başladığında, ayrıca da çiçek-yaprak harmanı yapmak için onlar toplanabilir. Öksürükotu çiçek veya yaprak buğusu, krizli ve boğucu soluk alma zorlukları ile birlikte görülen kronik bronşitlerde gün boyunca pek çok kere solunabilir. Çok kısa sürede büyük rahatlama görülecektir. Sık sık, bitkinin kaynama suyuyla hazırlanan ayak banyoları yapınız. Astım rahatsızlıklarında, sürekli bronşitlerde ve sigara  zararlarında, ilkbaharda bitkinin taze sıkılmış özsuyundan bir tatlı kaşığı, bir tas et suyuna veya sıcak süte karıştırılarak alındığında, önemli yardımlar sağlar.

Öksürük Çayı: Öksürükotu yapraklarını ve çiçeklerini, sığırkuyruğu çiçekleri, ve dar yapraklı sinirliot yaprakları ile, ince kıyılmış olarak, eşit oranda harmanlayınız. Bu karışımdan 1 tatlı kaşığı  dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve 4-5 dakika demlendikten sonra süzülür. Bu çaydan günde 3 bardak, balla tatlandırılarak, sıcak sıcak ve yudumlanarak içilir.

İhtiyacınız olmaması dileği ile...


İlhan Yazgan
10 yıl önce - Sal 27 Şub 2007, 14:54


Çayır papatyası-Koyun Gözü (Bellis perennis)

Otsu bir bitki olan koyun gözü, kısa yayılmış rizomlara (köksap, kök gövde) sahiptir. Daima yeşil kalan 2-5 cm uzunluğunda küçük dairesel veya kaşık şeklinde yapraklara sahiptir. Çiçek kurulları 2-3 cm çapında, beyaz uzun kömeçleri (sıklıkla kırmızı veya kırmızımsı uçlu) ve sarı tüplü çiçekleri vardır. Genellikle yapraksız 2-10 cm'lik gövdelerde oluşurlar. Nadiren gövdelerin boyu 15 cm'ye kadar varabilir.

Çayır papatyası (Bellis perennis) henüz Orta Çağ da yara iyileştirici ve kan temizleyici olarak bilinmekteydi. Günümüzde de rağbet görmektedir.

Çayır papatyası (Bellis perennis) Avrupa, Asya, Kuzey Amerika ve Yeni Zelanda da oldukça yaygındır. Kazlar tarafından rağbet gören bu bitki, ki Alman dilinde bu hayvanın ismiyle birlikte, "Kaz Çiçeği" diye anılmaktadır. Balçıklı zemin, çayır, çimenlik yol ve yol kenarlarında sıkça rastlanmaktadır. Yıl boyu yeşil kalan oval biçimdeki yaprakları, bitkinin toprağa yakın kısmında bir rozet şeklini andırır. Mart ayından kasım ayına kadar küçük çiçekleri görülebilir. Dil biçimindeki parlak yaprakları beyaz-kırmızı renkte, göbeği yumurta sarısı renktedir.

Saponin, tanen, organik asitler, müsilaj, uçucu yağlar, şeker, inulin ve acı maddeler, bitkide bulunan önemli bileşiklerdir. En etkili maddelerden biri saponindir. Bu sayede bitki, balgam ve idrar söktürücü, iltihap giderici ve bez salgısını kolaylaştırıcı özelliğe sahiptir. Acı maddeler, mide üsaresi üretimini başlatır ve hazmı kolaylaştırır. Tanen maddesi damarları daraltır ve iltihabı giderir. Bitki haşlanırken oluşan müsilaj maddesi zar üzerini ince bir film gibi kaplar ve iltihabı yavaş yavaş iyileştirir. Çayır papatyası özü, egzamayı da durdurabilir. İlkbahar küründe, salata ve sebze olarak taze yaprakları metabolizmayı uyarıcı tesir gösterir. Halk arasında bu küçük bitki aşağıdaki hastalıklarda kullanılır:

- Solunum yolları yetmezliğinde.
- Mide-bağırsak spazmlarında.
- Bağırsak tembelliğinde.
- Gut ve romatizmada.
- Böbrek-mesane rahatsızlığında.
- Sivilce, egzama ve iltihaplı yaralarda.

Ancak ağır rahatsızlıklarda her zaman hekime başvurmalısınız.

Nasıl toplanır?
Çayır papatyası, Şubat ayından Aralık ayına kadar toplanabilir. İster taze isterse kurutulmuş olarak bitkinin bütününü kullanabilirsiniz. Kurutmak maksadıyla bitkinin kısımlarını bir ile üç hafta arasında havadar ve gölge bir yerde bırakınız. Bu esnada bitkinin küflenmemesine dikkat ediniz; aksi taktirde bitki çürür. Son olarak koyu renk bir kapta koyup ışıktan koruyarak, serin yerde muhafaza ediniz.

Çayır papatyası çayı
İki çay kaşığı çayır papatyası çiçek ve yapraklarını; çeyrek litre suyla kaynatıp 10 dakika, uçucu yağların buharlaşmaması için kapalı olarak bekletiniz, daha sonra süzünüz. Günde iki bardak içiniz. Her şifalı bitki çayında olduğu gibi, çayır papatyası çayı da art arda 14 günden fazla bir süre kullanılmamalıdır. İki haftalık bir aradan sonra bu çay tedavisini tekrarlayabilirsiniz.

Harici kullanım: Haşlanmış çayır papatyası harici olarak da kullanılabilir. Önce yüzen bitki parçalarını kâğıt filtre ile süzünüz. Daha sonra temiz bir havluya bu haşlanmış bitkiyi koyup yaranın üzerine pansuman ediniz. Hastalıklı ciltlere bu haşlanmış bitki sürülmeli ve cilt temizlenmelidir.

Çayır papatyası salatası
İlkbaharda taze yaprakları koparılıp, arzu edilirse taze ısırgan otu yaprakları ile karıştırılmak suretiyle, salatası hazırlanabilir.

Kaynak


Fevzi_08

10 yıl önce - Cmt 03 Mar 2007, 15:55



Manisa Lalesi (Anemon)
Ülkemizde çok yaygın bir bitki türü olan anemonlar neredeyse tüm Anadoluda yetişir. Burada görmüş olduğunuz türü ise Akdeniz iklimi görülen yerlerde yetişmektedir. Kırmızı, eflatun, mor, pembe, beyaz gibi değişik renkleri vardır. Genç çiçeklerin renkleri yaşlılardan daha koyudur. Uzun ömürlü bir bitki olup 20-30 cm (nadiren 60 cm) boyundadır. Baharın ilk demlerinde çiçek açıp kırlarda hoş görüntüler oluşturur.

Burada görmüş olduğunuz Ranunculaceae (Düğünçiçeğigiller) Familyasına mensup Anemone coronaria bitkisidir. Daha ziyade akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerde deniz seviyesine yakın yamaçlarda görülür. Çiçeğini Mart-Nisan aylarında açar. Çok yıllık bir bitkidir. Kırmızı,mor, pembe, beyaz gibi çeşitli renklerde görülebilir. Bursa'mızda genellikle mor olanı yetişmekte olup genç çiçekler daha koyu renklidir.





ziya güney
10 yıl önce - Pzr 04 Mar 2007, 20:30

Bursa'mızın çevresindeki  kırsal kesimler şüphesiz birçok ve değişik  flora'ya sahiptir..Ancak Uludağ bu bakımdan eşi dünyada az bulunan bir zenginliği bünyeinde  barındırmaktadır.

Uludağ  kentimizin değil ülkemizin hatta dünyanın  en önemli florasını bünyesinde barındıran bir hazine özelliğini bütün uğraşılara, yapılaşma baskılarına rağmen korumaya çok şükür hala devam ediyor..

Hemen göze batan özel çam türleri (Karaçam ve Göknar) ve sonbaharda dağı çok renkli bir tablo görüntüsüne çeviren yayvan yapraklı (Kayın, Gürgen, Meşe, Ihlamur, Kavak, Dişbudak, Kestane, Akçaağaç, Çınar) ağaçları uludağın en büyük orman zenginliğini oluşturuyor..

Ancak onların altında ve ağaçsız bölgelerdeki yer bitkileri, çiçekler de en az ağaçlar kadar değerli ve renkli.

Uludağ Üniversitemizin yaptığı ve sürdürmekte olduğu araştırmaları (ki bunları son olarak ‘Bursa Bitkileri’ adlı çok renkli bir kitapta toplamıştır) sonucunda 250’nin üzerinde bitki türünün tespit edildiğini, bunlardan 30’unun sadece Uludağ’da, 107’sinin ise sadece Türkiye’de bulunan toplam 137 endemik türe Uludağ’ın ev sahipliği yaptığı belirtilmiştir.

Zirvedeki göller, kayak yapılan yamaçlardaki kayaları kaplayan çok ince toprak örtüsünü kökleriyle tutan endemik bitkiler, çiçekler, bu tabaka ile kaya arasından akan kar suları, ünlü Apollo kelebeği, hepsi ama hepsi, en az ağaçlar kadar değerli ve fakat onlardan çok daha titizlikle korunmaya muhtaç doğal varlıklarımızdır.

Biz her zaman ve her zeminde Uludağ için öncelikle 1. derecede sit alanı ilan edilmesini ( Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu bu kararı aldı ) daha sonra da çeşitli uzmanlardan teşekkül edecek bir kurul   kanalı ile yapılaşmayı önleyecek,kış ve yaz turizmini destekleyecek, eşsiz florayı koruyarak Uludağ'ı doğal endemik bitkiler bahçesi haline getirecek kısacası bugünkü Uludağ Milli Parkını daha da genişletip zenginleştirecek ana ilke kararlarını bünyesinde barındıran bir master plan yapılmasını savunuyoruz.

Ümit ve temennimiz bu düşüncemizin de en kısa sürede gerçekleşmesidir..


Fevzi_08

10 yıl önce - Pts 19 Mar 2007, 15:53


ÇUHA ÇİÇEĞİ
Primula vulgaris subsp. subthorpii
Fam: Primulaceae (Çuhaçiçeğigiller)

Ülkemizde Karadeniz Bölgesi, Marmara Bölgesi (Güney Marmarada sadece Bursa, Balıkesir ve Bilecik) ile Akdeniz bölgesinde sadece Hatay çevresnde yetişir. Karların erimesi ile Kardelenlerden hemen sonra kırları şenlendiren doğal zenginliklerimizdendir. Orman altları, çalılıklar, gölgeli/yarı gölgeli nemli alanlarda bulunur. Çiçek yaprakları 5 parçalıdır. Çiçek rengi pembe-mor aasında değişir. Yüksekliği 3 cm ile 20 cm arasında olabilir. Mart-Mayıs arasında çiçeklenir. Çok yıllık otsu bir bitkidir.

Ağrı kesici, spazm çözücü (sancı kesici), kandurdurucu, sakinleştirici (sedatif) ve kusturucu etkilerinden faydalanmak için çiçek ve yapraklarından yapılan çay kullanılır. Bilinen bir zararlı etkisi yoktur.


Fevzi_08

10 yıl önce - Çrş 21 Mar 2007, 13:58
Uludağ Obrizyası




Uludağ Obrizyası:

Bilimsel Sınıflandırma:
Alem: Plantae
Bölüm: Magnoliophyta
Sınıf: Magnoliopsida
Ordo: Brassicales
Familya: Brassicaceae
Cins: Aubrieta
Tür: Aubrieta olympica

Fiziksel Özellikler: Çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 30 cm ile 50 cm arasında olabilir. Çiçeklenme dönemi Nisan - Ağustos arası, tohunların olgunlaşma dönemi Temmuz - Ekim arasıdır. Çiçekler erdişil (erkek ve dişi organlar bir arada) ve arılar aracalığı ile tozlaşır. Bitki kendi kendini dölleyebilir. Çiçekleri 4 taçyapraklıdır.
Yetiştiği Yerler: Taşlık, kayalık alanlar, bozkır benzeri yerler.
Dağılım: Bu bitki Türkiye için endemiktir. Başta Uludağ’da olmak üzere, Bursa, İstanbul, Kocaeli ve Sakarya illerinde yetişir.
Tıbbi Kullanımı: Yoktur.


En son Fevzi_08 tarafından Çrş 21 Mar 2007, 18:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Fevzi_08

10 yıl önce - Sal 17 Nis 2007, 02:10



İki Çiçekli Safran.

Bilimsel adı Crocus biflorus. Irıdaceae (Nergisgiller) familyasından. Uludağ’da yetişiyor bu güzeller güzeli. Kar örtüsü erimeden, sabırsızca uzatıvermiş başını üstünü örten kardan.

Bu çiğdem (safran) türünün ortasında gördüğünüz sarı kısımları toplanarak hakiki safrana (Crocus sativus’dan elde edilen) karıştırılır. Gerçek safran bu değildir. Ancak safran elde etmek çok zor ve meşakkatli bir iş olduğundan ve Crocus sativus heryerde bolca olmadığından yakın türlerle tahşiş edilir.

Safran dünyanın en pahalı baharatıdır. 1 kilo safran elde edebilmek için 150.000 çiçekten stigma dediğimiz sarı kısımlar toplanır, 400 saat mesai harcanır.



sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> BURSA - Haberler ve Sohbet