Ana Sayfa 915 bin Türkiye Fotoğrafı
C8.46. Demiryollu Saatler: Serkisoflar

Ana Sayfa -> ULAŞIM
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
OsMaN UyGuN

7 yıl önce - Pzr 25 Şub 2007, 16:58
[TÜR-C8.46] - Demiryollu Saatler: Serkisoflar



Alıntı:
Serkisof efsanesi geri döndü



Demiryollarına "Serkisof" efsanesi geri döndü. Devlet Demiryolları, bir asırdır emeklilerine hediye ettiği ancak 1994 yılından tasarruf tedbiri nedeniyle uygulamadan vazgeçtiği, köstekli Serkisof saatlerini, uzun bir aradan sonra yeniden dağıtmaya başladı.Demiryollarına "Serkisof" efsanesi geri döndü. Devlet Demiryolları, bir asırdır emeklilerine hediye ettiği ancak 1994 yılından tasarruf tedbiri nedeniyle uygulamadan vazgeçtiği, köstekli Serkisof saatlerini, uzun bir aradan sonra yeniden dağıtmaya başladı. "Efsane saat" olarak nitelendirilen lokomotif kabartmalı Serkisofların, maddi değerinden çok, manevi değeri var.

20 Şubat 2007      www.haber7.com    










En son OsMaN UyGuN tarafından Pzr 25 Şub 2007, 17:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


OsMaN UyGuN

7 yıl önce - Pzr 25 Şub 2007, 17:04

Alıntı:
Mehmet Aycı'nın Yeni Kitabı hakkında
 
 Serkisof ahbabımız olur Mehmet Aycı, yeni kitabı "Serkisof Ahbabım Olur"da, gar delilerinden serkisof saate, tren ninnilerinden trende okunacak kitaplara kadar aşinası olduğumuz ve trenle ilgili bir çok konuyu denemelerinde işliyor. ŞÜKRAN ÇAĞLAR Mor Kitap ve Aşk Bir Deniz Rüyası adlı şiir kitaplarından tanıdığımız Mehmet Aycı'nın geçtiğimiz aylarda Nasreddin Hoca ve Demiryollarına Hızlandırılmış İnfaz isimli iki kitabı okuyucuyla buluşmuştu. Aycı, bu sefer de demiryolu/tren kültürü üzerine yazdığı denemeleri kitaplaştırdı. Elips Kitap'tan çıkan "Serkisof Ahbabım Olur" da 19 deneme var. Yazar, gar delilerinden serkisof saate, tren ninnilerinden trende okunacak kitaplara kadar aşinası olduğumuz konuları ustaca işlediği denemeleri niçin kaleme aldığını kitabın giriş yazısı olan "ilk istasyon"da işaret ediyor. Yazara göre, Türk modernleşme tarihi ile demiryolları tarihi ayrıştırılamaz boyutta birbirini tamamlıyor. Mehmet Aycı ile "Serkisof Ahbabım Olur" kitabı üzerine konuştuk. Sizdeki bu tren tutkusu kaynağını nereden alıyor? Şöyle düşünün; yüz elli yıldır trene aşinalığımız var. Bu aşinalıktan da öte bir şey. Osmanlı'nın son elli yılındaki savaşlar, seferberlikler, sonra Birinci Dünya Harbi, ardından Kurtuluş Savaşı... Cephelerin büyük bir kısmına asker sevkıyatı trenle yapılıyor. Ardından, Cumhuriyet'in ilk yıllarında bir modernleşme projesi olarak demiryolları Anadolu'ya açılıyor. İlk defa hekimi demiryolu sayesinde gören insanlar var. İlk defa sinemayı, tiyatroyu, piyanoyu demiryolcularla tanıyan kasabalar var. Demiryolları giderken, spor kulüpleriyle, gar gazinolarıyla birlikte gidiyor. Garlar Anadolu'nun bu günkü anlamda ilk sosyal merkezleri görevini ifa ediyor. Gar gazinoları bir eğlence mekanından çok o kentin elit kesimin bir araya geldiği mekanlar oluyor. Diğer taraftan iç göçler, Almanya göçü, burada durmam lazım; insanımız Anadolu'dan trenle Haydarpaşa'ya geliyor, yine Sirkeci'den trenle Almanya'ya gidiyor. Mevsimlik işçi hareketleri yine trenle... Şimdi şöyle düşünün: Bir insan ilk defa köyünden kasabasından ayrılıyor; belki hayatında bir defa böyle bir ayrılık var ve bu trenle oluyor. Gidip de dönmemek var, gelip de görmemek var işin ucunda. Her askere sülüs adında trenle ücretsiz seyahat belgesi veriliyor. Bütün bunlar bir araya geldiğinde "bu bizim hayatımız" diyebileceğimiz bir acı ve keder ormanı içinde buluyorsunuz kendinizi... Bunu halk yaşatıyor aslında... Halkın bunu yaşattığına dair somut örnekler var mı? Pek tabii var. Siz tren üzerine yakılan on sekiz türkü olduğunu biliyor muydunuz. Onlarca mani, bilmece, ninni var bir tren beklemek üzerine söylenmiş. Halk başka türlü nasıl yaşatır? Bu ülkede kara gözlü, kara kaşlıdan sonra çağrışımı kara olmayan tek varlık trendir. Kara talihimizin cenderesinden bizi çıkarmıştır çünkü. Trenin hayatımızda yer aldığı kadar edebiyatımızda yer almadığını söylüyorsunuz. Oysa onlarca demiryolu hikayesi var. Tren şiiri var. Nereden yola çıkarak böyle bir iddiada bulunuyorsunuz? İddiadan çok bir yakınmada bulundum. Şöyle ki; ülkemizde kurumlar yoluyla modernleşme çatışma ve çalkantıyı da beraberinde getiriyor. Kurumlar yoluyla modernleşmenin, bu bağlamda demiryollarının sanata edebiyata etkisi üzerine bir çalışma yapılmış değil. Elbette çok güzel tren hikayeleri var. Ancak, demiryollarının bu ülkedeki serüveni öyle birkaç hikayeye konu/konuk edilecek boyutta değil. Birkaç romanda tren "sahnesi" kullanılmasa da olur. Beklentim, halkın treni algılaması düzeyinde, sanatçının, edebiyatçının da algılaması. Yoksa kliplerde, reklam filmlerinde tren geçmese de olur. Son yüz elli yılda bu ülkenin romanını, hikayesini yazacak olanlar trene de bigane kalmamalı. Tılsımlı emanet - Peki, serkisof nereden ahbabınız oluyor? Nasıl olmasın? Yakın zamana kadar emekli olan her demiryolcuya serkisof marka, lokomotif veya kanatlı tekerlek kabartmalı köstekli saat hediye edilirdi. Trenli tarihimizi oluşturan bu ülkenin çocukları, yani demiryolcular, o saatleri tılsımlı bir emanet gibi, dededen toruna saklarlar. Demiryoluna aşinalığınız, tren sevginiz biraz da serkisofla olan ahbaplığınıza bağlıdır.  

Eklenme Tarihi: 24.03.2005  


Türkiye Yazarlar Birliği adresinde okuduğum çok güzel bir metin..  

gerçekten dedelerimizden/babalarımızdan bizlere gelen bence en önemli miraslar arasındadır saatler...


OsMaN UyGuN

7 yıl önce - Pzr 25 Şub 2007, 22:45

Alıntı:
Aydın BİLGİN

Satılık, tarih

Babam demiryolcuydu ya, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'nın (kendi tabiriyle Te Cim Dal Dal'ın) Alsancak 3'üncü Bölge Müdürü tarafından kendisine armağan edilmiş Serkisof marka saatine bayılırdı. Ona göre Serkisof dünyanın en iyi saat fabrikasıydı ve bunu Türk demiryolcuları için özel üretmişti.
Emekli olduktan sonra da, o saati gururla taktı. Kolunda kol saati bile olsa, sık sık onu cebinden çıkarır, puro içenlerin puroyu içmeden önceki ritüellerine benzer bir şekilde, o da saatini evirir çevirirdi. Sonra kurma kolunu iki parmağının arasına alır, kurardı da, kurardı defalarca.
Saati yukarı kaldırır, üzerinde lokomotif kabartmalı, gümüş kaplamalı kapağını açar, camını eliyle sıvazlar ve saati ondan sonra okurdu.
Nasıl bazılarımızın bebek ayı dostları, uğurlu dolmakalemleri, nazar boncukları, ya da can yoldaşı köpekleri varsa, onun da tarih yoldaşı cep saati vardı.
Üzüntülü, sevinçli, keyifli, sıkıntılı, başarılı, başarısız birçok zamanı kaydetmişti anılarına, tik tak.
Babamın bu saati çok sevdiğini bildiğim için, ona değerini sorardım. O da 'Bu saatin değeri mi olur evladım? Bu saatin değeri ölçülemez. Onu ölünceye kadar ben, saklayacağım, ondan sonra da sen' derdi.
Babam can yoldaşının manevi değerine karşılık, maddi değer ve özellikleri ile hiç ilgilenmediği için, saati ile ilgili başkaca hiçbir bilgiye merak duymadı.
Ben ise duydum. 1984-1990 yılları arasında Moskova muhabiri olarak Rusya'ya yaptığım sık ziyaretlerden birinde, saatle ilgili bilgi topladım.
Saati üreten fabrika Ural Dağları'nın eteklerindeki Chelyabinsk kentindeki Molnija Saat Fabrikası'ydı. Bu bölge el becerileri ile ünlü sanatkar insanlarla doluydu. Rus Çarları 19'uncu yüzyılda birçok el sanatı ustasını Kremlin'e buradan götürmüşlerdi.
18 taşlı
Fabrika doğduğum yıl, 1947'nin 17 Kasım'ında Chelyabinsk'te kurulmuş ve cep, kol, masa ve duvar saatleri yanında, tank ve denizaltılar için de göstergeler üretmeye başlamıştı. Her saat elde ve teker teker üretilirdi. Özellikle köstekli 18 taşlı cep saati çok aranırdı.
Krom veya gümüş kaplamalı kapaklı, 50 mm çapında, 14 mm kalınlığında ve 75 gram ağırlığındaydı. Dakiklik garantisi, günde eksi 20 saniye ile artı 40 saniye arasında idi. Saati bir kurdunuz mu, en az 39 saat işlerdi. Oysa babam kurardı da kurardı. Gurg, gurg, gurg
Babama bu bilgileri aktardığımda, o artık çok yaşlanmıştı. Bu bilgiler onu hiç etkilemedi. 'Senin dediklerin metal parçası! Benim ki ise tarih' dedi.
'Baba, madem bu kadar kıymetli, satalım' diye yaptığım şakaya bile tahammül edemedi. 'Oğlum, insan hatırasını, hediyesini, tarihini satar mı?' diye öfkelendi. 'Kaldı ki maddi olarak da değeri çok' diye, inançsız, fısıldadı.
Maddi değeri konusunda inançsızlığı da haklıydı. İnternette ebay.com'da en fazla 20 dolara alıcı buluyordu. Çünkü milyonlarcası vardı.
Ancak asıl şoku internette açık artırma sitesi gitti gidiyor.com'da yaşadım. Serkisof demiryolları saatlerinin orada da, 30-40 milyona gittiğini gördükten sonra, gözüm nişan ve madalyalar bölümüne takıldı. Orada gördüklerimden sonra, babama duyurmak isterdim sesimi.
'Babacığım, bana hatıra, tarih satılır mı?' diyordun. Osmanlı 1.Derece Nişanı 450 milyona, Kore Madalyası 50 milyona, 1954 Kore 5. Türk Tugayı rozeti 19 milyona satılık baba' diye bağırmak; 'Kanuni Esasi Yadigarı 75 milyona, İstiklal Madalyası 140 milyona, Çanakkale Harbi Subay Madalyası 225 milyona, Galiçya 15'inci Kolordu rozeti 50 milyona, gitti gidiyor baba' diye haykırmak isterdim.
Daha sonra babamın gözyaşları süzülürken buruşuk yanaklarından, ona 'Daha da kötüsü var babacığım' demek isterdim utanarak, sıkılarak, 'Bu nişan ve madalyaların hepsi birlikte, bir 1924 Fenerbahçe-Galatasaray maçı madalyonu kadar etmiyor. Onu 2 buçuk milyara satıyorlar babacığım.'
Baba, hani satılmaz tarih, demiştin? Bak işte, gitti gidiyor hatıralar, üç kuruşa satılık.
'Evladım, bu insanlara hatıralarını, tarihlerini sattıranlar utansın' dediğini duyar gibiyim.
Öyle ya, neden satsın anılarını insan? Ya artık hatırlamak istemediği için, ya da ekonomik sıkıntıdan.
Satılık tarih, tarih satılık baba.
Kaynak



Gerçekten de girdim bazı açık arttırma ve 2. el sitelere...
tarihimiz ne kadar da ucuz... hayatta bazı şeylerin pahası biçilemez olması gerekirken...


OsMaN UyGuN

7 yıl önce - Pts 26 Şub 2007, 23:21

bu saat dedemin ben bildim bileli cebinden hiç çıkarmadığı "Golana" marka İsviçre yapımı TCDD Saati...


 


 


 

(+)



 

(+)



 


En son OsMaN UyGuN tarafından Sal 27 Şub 2007, 19:28 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


CEMALİ
7 yıl önce - Sal 27 Şub 2007, 12:36

ülkemizde demir yoluna fazla önem ne yazıkki yok bu neden le otobüslü saatler olsa iyi olur ben bir tane ukraynada görmüştüm çok güzel bir duvar saatiydi ortasındada ikarus yazıyordu.....


M.Ali Sade
7 yıl önce - Sal 27 Şub 2007, 12:42

Bu saatlerin özelliklerine geçmeden önce trencilik hakkında kısa bir bilgi vereyim.

Türkiye'de demiryolculuğun temeli Fransızlarca atılmıştır.Demiryollarında kullanılan terimlere kadar her şey Fransız usullerince uygulanır.Örnek mi?:Tren,vagon,ray,kuşet,kompartman,kondüktör,istasyon,gar vs.

Dolayısıyla, halen dahi kısmen Fransız sistemi uygulanan demiryollarımızda, 1900 lü yıllardaki kuruluş aşamasında, her ne kadar uygulanamasa da dakikliğe çok önem verilmiştir.

Ancak özellikle 1900 lü yıllarda saat şimdiki gibi seyyar tezgahlarda çok ucuza satılan ve herkesin kolayca alabileceği bir şey değildir.Ama demiryollarında çalışan insanların da zamana riayeti sözkonusudur ve saate ihtiyaç vardır.

İşte bu sebepten DDY tarafından cep saatleri satın alınarak personele dağıtılmıştır.Ancak kol saatlerine göre darbe ve sadmelere daha mukavim ve korunaklı ve nispeten daha uzun ömürlü olan cep saatleri tercih edilmiştir.

Bu cep saatlerinin şimdilerde bilinen markası Serkisof olsa da, zaman içerisinde saat verilen personelin demiryolları içerisindeki hiyerarşik yapısına göre, geniş bir marka ve kalite yelpazesinde saatler personele dağıtılmış,bu saatler muvazzaflık döneminde personel tarafından kullanılmış,emekli olmaları halinde de kendilerine hediye edilmiştir.

Bilinen trenli cep saati markalarını kaliteleri açısından sıralayacak olursak, Omega,Zenith,Tissot,Cortebert,Vetur,Nacar,Singer,Hislon ve Serkisof olarak sıralayabiliriz.Tabii yukarıdaki arkadaşımızın resimlerini yolladığı tipte çok yaygın olmayan markalara da bir miktar rastlanmaktadır.

Bu markalardan Serkisof saati Rus malı olup, diğerlerinin hepsi İsviçre imalidir.Yani yukarıdaki Golana marka saat de dolayısıyla İsviçre yapımıdır.

Trencilerin bu kendine has saatleri herkes tarafından çok beğenilince, Türkiye'ye saat satan pek çok firma da, aynen trencilere verilen tipte baskılı ve kabartmalı saatler üreterek , piyasaya kendi emsalinden daha fazla bir fiyatla sürmüşler,ve bu şekilde de piyasada da "demiryolu saati" alınır satılır olmuştur.

Herkese selamlar...


Neşet İlkbahar

2 ay önce - Prş 25 Eyl 2014, 01:10

Dedemin Saati



cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> ULAŞIM