1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
| Türk polisinin yetkilerini yeterli buluyormusunuz? |
| EVET |
 
|
16.3% |
[29] |
| HAYIR |
 
|
79.2% |
[141] |
| FIKRIM YOK |
 
|
4.5% |
[8] |
|
| Toplam Oy : 178 |
|
 |
yasinkurtar
16 yıl önce - Cmt 10 Mar 2007, 19:41
Hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, savcıya ulaşılamayan hallerde ise adli kolluk amirinin yazılı emriyle kolluk görevlileri arama yapabilecek. Ancak, kişinin konutu, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabilecek. Kolluk amirinin yazılı emriyle yapılan aramalar, Cumhuriyet savcılığına derhal bildirilecek.
feridun yenisey
bir de örnek olay yazmış aynı prof..
"Şimdi tartışalım.
Gece saat 11.00 de Ofis meydanında, kapkaç yapan üç tane delikanlı var ve koşarak kaçıyorlar. Polis memuru Ali ATEŞ, kapkaç yapıldığını 100 m. mesafeden görmüş, peşlerinden koşmuş, mesafeyi 70 metreye indirmiş. Koşarak yanlarına gitseydi yakalama yetkisi doğmuş muydu? Yeni yasamıza göre yakalama yetkisi var mıydı? Bu küçük çocuk 15 yaşında. Ceza Muhakemesi kanunun 90 maddesine bakalım şimdi; 90. madde, kişiye suç işlerken rastlanması durumunda, herkese yakalama yetkisini veriyor. Polise veriyor mu? Jandarmaya da veriyor mu? Evet, veriyor. Arkadaşlar, eğer bir suç işlenmekte ise ki burada bu söz konusu, kolluğun kuşkusuz yakalama yetkisi doğmuştur. Şimdi, çocuklar 70 metreden köşeyi döndü ve kaçtı. Ali Ateş haber merkezine siyah kazaklı, balıkçı kazaklı bir delikanlıyla yanında iki tane (eşkâlini verdiği) çocuğun koşarak uzaklaşmakta olduklarını söyledi. 300 metre ilerde başka bir ekip siyah kazaklı, balıkçı kazaklı nefes nefese üç tane delikanlı görürse yakalama yetkisi doğmuş mudur?
Öğrenciler: Doğmuştur.
Emin misiniz? Doğmuş mudur? Bakınız, yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 90. maddesinin 1. fıkrasının b. Bendi: Eğer kişi izleniyorsa, bu takdirde yakalamak için kimlik belirleme koşulunu getirmiş. Yani yeni nefes nefese olan bu delikanlılar, kimlik gösterirlerse yakalama yetkiniz doğmuyor, yeni yasaya göre. Bu ince ayrıntı bilmeniz gereken bir ayrıntıdır sayın arkadaşlar. Çünkü bütün hukuk, ayrıntıda yatmaktadır. Eğer siz bu ayrıntıyı göz önünde tutmadan yakalarsanız, yeni yasamızın 141. maddesi maaşınızdan ödeyeceğiniz bir tazminat öngörmektedir. Yeni yasa, koruma tedbirleri bakımından, bazı koruma tedbirleri bakımından hepsini de almamış: Hukuka aykırılık yapan bir memura, aykırılığının devlet tarafından ödenen kısmının maaşından kesilmesini mecburi hale getirmiştir. 141. maddeye bakınız şimdi. 141. madde tazminat istemini düzenliyor ve 142. maddede de devletin mecburi olarak rücu etmesini öngörüyor. 142. maddede böyle bir düzenleme var. "
bilip bilmeden konuşmayın derken sizde bir araştırma yapsanız ii olur.Siz savcıya ulaşmaya çalışacaksanız telefonla veya başka bir şekilde..ulaşamazsanız ulaşmaya çalışıp da ulaşamadığınıza dair bir evrak düzenleyecek bunu amirinize imzalatacaksınız bu şekilde arama yapabilirsiniz..ancak bu şekilde yapabilirsiniz...ayrıca memurların arama yapması izni tamamen ortadan kaldırılmış en azından amirin emri ile arama yapılmasına izin verilmiştir...
ayrıca soruşturmanın tüm kısımlarında savcı sorumludur..delil toplama işi de savcılara havale edilmiştir.
Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığıyla her türlü araştırmayı yapabilecek. Cumhuriyet savcısı bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilecek. Cumhuriyet savcısı, adli görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını isteyecek.
Adli kolluk görevlileri, el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan önlemleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhal bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirecek.
bakarsanız tüm soruşturma kısımları savcı sorumluluğunda yapılıyor...
sizinde yazarken dikkatli olmanız gerekmekte..
suç değil derken herhangi bir yaptırımı yok demek istedim orada yazıyor ama uygulamazsanız yaptırımı yok.. ben anladığım biçimde yazıyorum..
|
 |
emreddr
16 yıl önce - Pzr 11 Mar 2007, 04:03
| Alıntı: |
| ayrıca soruşturmanın tüm kısımlarında savcı sorumludur..delil toplama işi de savcılara havale edilmiştir. |
delil toplanması savcıya bağlı bir polis birimi kurulması tartışılmıştı hatırlanırsa, peki buna kim karşı çıkmıştı şimdi yetkilerim az diyen türk polisi... daha en başta bu savcıya bağlı delil toplamaktan sorumlu bir polisi birimi kurulmadan bu sistem yürümez denmişti ama ısrarla karşı çıkmıştı türk polisi buna... şimdi de yetkilerim az diyor.... madem karşı çıktılar zamanında şimdi delil toplama işini düzgün yapsınlar..
| Alıntı: |
| Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir. |
Verilen örnekle bu madde arasında bir ilişki yok. Hırsız kaçtı bir eve girdi, polisten peşinden gelip eve girebilir bunun için izin alamsına gerek yoktur çünkü yapılan arama değildir, polis hırsızlara karşı evdekileri korumak için eve girerken izin almak zorunda değildir... Arama yapmak farklı bir hırsızın peşinden bir eve girmek farklı şeyler...
daha uç bir örnek verelim. Evinizde oturuyorsunuz elinde silahı ile içeri biri girdi kafanıza silahı dayadı, meğer bu adam polisten kaçmaktaymış ve evinize girmiş... şimdi polis eve girmek için izin mi alacak... tabi ki almayacak içeri girip adamı yakalayacak en uygun şekilde... sizi korumak onun görevi zaten çünkü...
ama normal ev araması için tabi ki izin alacak... bana kalsa savcıya bile böle bir izin yetkisi vermem sadece yargıçlara tanırım bu izin verme yetkisini...
bir hukukçu olmadan bu iki olay arasındaki ayrımı anlayabiliyorsam ve hukukçular anlayamıyorsa ülkedeki hukuk eğitiminde bir gariplik var demektir...
| Alıntı: |
Polis, aşağıda yazılı hallerde silah kullanmağa salahiyetlidir:
A) Nefsini müdafaa etmek;
B) Başkasının ırz ve canına vukubulan ve başka suretle men'i mümkün olmıyan bir taarruzu savmak için;
C) Ağır cezayı müstelzim bir suçtan maznun olarak yakalanıp nezaret altında bulunan veya her hangi bir suçtan mahküm ve mevkuf olupta tutulması veya nakil ve sevki polise emir ve tevdi olunan şahısların kaçmaları veya bu maksatla polise taarruzları halinde yapılacak ihtarlara itaat edilmemiş ve kaçmağa ve taarruza mani olmak için başka çare bulunmamışsa;
D) Muhfazasına memur olduğu mevki veya elindeki silaha yahut kendisine verilmiş veya teslim edilmiş olan karakolhane ile şahıslara karşı vukubulacak taarruzu başka suretle defe imkan olmamışsa;
E) Ağır cezayı müstelzim ve meşhut cürüm halinde bulunan suçlarda suçlunun saklı olduğu yerin arandığı sırada o yerden şüpheli bir şahıs çıkarak kaçtığı ve dur emrine kulak asmadığı görülerek başka suretle ele geçirilmesine imkan bulunmamışsa;
F) Ağır hapsi müstelzim bir suçtan dolayı maznun veya mahküm olupta zabıtaca aranmakta olan bir şahsın yakalanmasına teşebbüs edildiği sırada kaçar ve dur emrine de kulak asmıyarak başka türlü ele geçirilmesi kabil olmazsa;
G) Vazife esnasında polise tecavüze veya karşı koymağa elverişli aletlerin ve silahların teslimi emredildiği halde emrin derhal yerine getirilmiyerek karşı gelinmesi veya teslim edilmiş silah ve aletlerin zorla tekrar alınmasına kalkışılmışsa;
H) Polisin vazifesini yapmasına yalnız veya toplu olarak fiili mukavemette bulunulmuş veya taarruzla mümanaat edilmişse;
İ) Devlet nüfuz ve icraatına silahlı olarak karşı gelinmişse; (1) |
örnek olayımız olan polisten kaçan hırsıza ancak
| Alıntı: |
| başka suretle ele geçirilmesine imkan bulunmamışsa; |
şartıyla ateş edilebileceği öne sürülebilir, hırsızı başka suretle ele geçirebilirsiniz. Önünü kesersiniz, takip edersiniz vs. dolayısıyla bu şartı gerçekleştirmek öyle her olayda mümkün değil... Hele elinde silah, bıçak yoksa ve adamın peşinden bir dolu polis koştururken siz tutup ateş ederseniz AİHM'den size tazminat hediye ederler... Tabi bir de ağır cezalık bir suç ortada olması lazım, hırsızlık değil yani...
Sanırım aşağıdaki alıntı polisin yetkisi mi yok, yoksa polis işini mi iyi yapmıyor sorusunu cevaplıyor....
| Alıntı: |
Saldırıyı ilginç kılan, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı bölge karakolunun olayla ilgili herhangi bir tutanak tutmaması ve olay olmamış gibi davranması...
Yaralı gençlerin yakınlarının başvurmaları üzerine ise polisin verdiği cevap, tutmadığı tutanaktan da vahim: ”Olay yerinde kan yoktu. Kan izi olmadığı için de yaralıların nereye gittiğini takip edemedik.”
Şimdi İstanbul’un Huzur, Güven ve Asayiş’inden sorumlu kişilere sormak istiyorum, ”Allah aşkına söyler misiniz Beyoğlu nereye gidiyor?”
Cevap aramaya veya beklemeye gerek yok. Çünkü, CHP İstanbul Milletvekili Zeynep Damla Gürel’in kucağında bulunan çantası, Beyoğulu’nda otomobilin ön camı kimlikleri meçhul iki kişi tarafından kırılarak alınıyor. Yani Milletvekili, vekili olduğu şehrin tam göbeğinde gasp ediliyor...
Milletvekili Gürel’in gasp edilmesi olayının ilginç yanı ise, şikayetçi olduğunu anlattığı polis tarafından, ”Şov yapma” diye terslenmesi.
Milletvekiline böyle davranan bir güvenlik görevlisi, acaba sade vatandaşa nasıl davranır, bunun takdirini de siz değerli okuyuculara bırakıyorum... |
En son emreddr tarafından Pts 12 Mar 2007, 03:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Alpino
16 yıl önce - Cmt 17 Mar 2007, 10:52
Açıkcası polisin yetkilerini yetersiz bulanlardanım ama , yeterli ve gerekli olan yetki verilsede uygulama azmi ve inancının nasıl verileceğini merak edenlerdenimde aynı zamanda.Nerede görebilirsinizki vatandaş polise dayılansın ,üzerine yürüsün veya tekme tokat saldırsın bu başka hangi ülkede görülebilirki burada suçu sadece vatandaşda aramamak bu duruma kendisini maruz bırakan yetkisiz yetkililerde de aramak gerekir..
|
 |
Oktay Kasman
16 yıl önce - Cmt 17 Mar 2007, 12:43
Ben yetkileri az mı çok mu,konunun uzmanı olmadığım için bir fikir yürütmem doğru olmaz.Ancak bir vatandaş olarak Polisin eski otoriter duruşundan biraz uzakta olduğu düşüncesindeyim.Gerek Kıyafet ve gerekse yetkileri yeniden gözden geçirilmelidir.Özel görevler hariç devriye görevi yapan polisin kıyafeti daha görkemli olmalıdır.Plaj şapkasını andıran bir şapka ve spor kıyafet benzeri kıyafetler devletin otoritesini de layıkı ile yansıtamamaktadır.Polis, Devleti temsil etmektedir.Eskiler bilirler Polisin bulunduğu yerde caydırıcılık ve saygınlık vardı.Kimse Karakola düşmek istemez,polisten çekinirdi.Oysa şimdi bazı televizyon kanallarının haber programlarında polise saldıran kişileri gördükçe garibimize gidiyor.Unutmayalım ki o hepimizin polisidir.Zora düştüğümüzde kapısını çalacağımız güvencemizdir.
|
 |
Alpino
16 yıl önce - Cmt 17 Mar 2007, 18:52
alıntı:
Özel görevler hariç devriye görevi yapan polisin kıyafeti daha görkemli olmalıdır.Plaj şapkasını andıran bir şapka ve spor kıyafet benzeri kıyafetler devletin otoritesini de layıkı ile yansıtamamaktadır.Polis, Devleti temsil etmektedir.
evet oalyın birde devleti temsil kısımı var bunuda göz ardı etmemek gerekir Oktay beyin fikrine tamamen katılıyorum..
|
 |
emreddr
16 yıl önce - Pts 19 Mar 2007, 18:55
| Alıntı: |
| Nerede görebilirsinizki vatandaş polise dayılansın ,üzerine yürüsün veya tekme tokat saldırsın bu başka hangi ülkede görülebilirki burada suçu sadece vatandaşda aramamak bu duruma kendisini maruz bırakan yetkisiz yetkililerde de aramak gerekir.. |
Almanya'da görebilirsiniz... Bu yılın şubat ayında Nürnberg'de bir okulda çıkan kavgaya müdahale eden polis öğrencileri dövdü. Hatta bir kız öğrenci beyin sarsıntısı geçirdi, öğrenci velileri de toplanıp polisi dövdü...
|
 |
mehmet serhat eskici
16 yıl önce - Çrş 04 Nis 2007, 03:13
Sevgili arkadaşlar,üçlü kararnameyle atanmış 1.sınıf bir il emniyet müdürünün,X bir partinin il başkanının nasırına bastığı için sabah makamına gelir gelmez merkeze alındığının veya başka bir ile atamasının yapıldığının haberini aldığı gerçekliliğiyle,alt kadronun,hele hele memurun bundan olumsuz etkilenmemesi mümkün mü? Kaldıki bu acı gerçek salt emniyet teşkilatını değil,tüm 657 lileri kapsıyor.. Onun için polis teşkilatını siyasi güdümden soyutlanması şart arkadaşlar.Yada seçilmiş yöneticilerin öncelikle kendi nefslerini yönetebilmeleri gerekli ki,bireysel menfaat ve çekişmeler toplum çıkarlarının önüne geçemesin.Geçmeye devam ederse nemi olur?inanınız sadece 2559 değil,polise sorumlulukları için yetki veren tüm kanunları biliyorum ve polis isterse adamı öldürür çöpe atar,ondan sonra soruşturmasını yapar.Ama şükür ki polisimiz imanlı,şükür ki polisimiz ''hakim-ül harameyn değil,hadem-ül harameyn '' diyor.Zaten asker de herşeyi görüyor.
Saygılarımla.
|
 |
yusuf35
16 yıl önce - Çrş 04 Nis 2007, 07:38
Öncelikle tüm Polislerimizin haftasını ve 10 Nisan Polis gününü kutluyorum.
Polisimizin halen yukarıda bahsedildiği gibi siyasi etkiler,personel yetersizliği,teknik ve mali imkansızlıklar,adli ve önleyici kolluk görevlerinin çatışması,fazla mesai,izin ,çeşitli kanunlarla yüklenmiş bir çok görev işyükü vb sorunları vardır.
| Alıntı: |
| Polisin eski otoriter duruşundan biraz uzakta olduğu düşüncesindeyim.Gerek Kıyafet ve gerekse yetkileri yeniden gözden geçirilmelidir. |
Bahsettiğiniz gibi Polis Devleti temsil eder.Herkeze aynı mesafede,adil olmalıdır.Polisin Yetkilerinin sınırını Kanunlar çizer.Bunların sınırıda İnsan Haklarının özüdür.
Polisin Bazı durumlar hariç(Yukarıda bahsedilmiş)Sulh Ceza Hakiminin izni olmaksızın El Koyma,Arama,Yakalama,Telefon dinleme yapamaması yetkilerinin kısıtlanması anlamına gelmez.Tam tersine yetki alanını belirtir.
Polisin eski otoriter yapısından uzaklaşması ise aşağıdaki açıklamalar ışığında sevindirici bir durumdur.
Malesef ve üzülerek yazıyorum ki geçmişte; örneğin Oğlunu terbiye edemeyen Babanın şikayeti üzerine
alınan çocuklar karakolda terbiye edilmeye çalışılmıştır.Karokollarda Borçlular alınarak Alacak tahsil etme yeri olmuştur.Korkuya dayalı bu otoriter yapının değişmesi başta Emniyet teşkilatı olmak üzere herkeze faydalıdır.
Üniformalar ise görevlerini gereği gibi yerine getirme konusunda son derece çağdaş ve hareket imkanı veren giysilerdir.Eski doğu bloku üniformaları gibi şahşalı üniformalara da karşıyım.
Devlet kendini temsil eden memurunu Kanunlarlada aktif olarak korumaktadır.Örneğin
5237Sayı Yeni TCK madde 125/3-a Kamu örevlisine görevinden dolayı hakaret suçu 1yıdan az ceza verilmez
152/1-g görevinden dolayı sona ermiş bile olsa bir kamu görevlisinin malına zarar verme 1-6 Yıl
265-1 görevini yaptırmamak için direnme 6Ay-3 Yıl
|
 |
Kemal Bayır
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 07:30
Fotoğrafın konusu malum.
| Alıntı: |
Gerek ekonomik gerekse sair nedenlerle Ruhsal durumlardaki olumsuzluklar, yapılan
hiçbir hatanın savunma nedeni olmamalıdır. Özel sektörde 35 yıldır herşeye rağmen tıpkı
tiyatrocular gibi " PERDE AÇILMALIDIR" ilkesiyle üstelik 365 gün sahneye çıkan bizler,
herhangi bir olumsuzlukta çok kolay kapı gösterilecek konumlarda olmanın baskısı ile,
dirayet sahibi olmak zorunda değil mi idik ? |
Ünlü bir yazarımız yıllar önce "Bir ülkede dürüst vatandaş, polisten çekiniyorsa vay o ülkenin haline" mealinde yazı yazmıştı, aynen katılıyorum.
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=37281& ...p;start=20
|
 |
ali deneç
16 yıl önce - Prş 03 May 2007, 12:08
Fotoğraf görünce;
Sadece 1/2 tokat atılmış
Araya almamışlar.
Beş kişi dövmemişler.
Arabaya atıp merkeze götürmemişler (Siyasi şubeye)
Bir kulağı ağır işitmiyor.
Sağlığı yerinde şanslı bir vatandaşımız.
1978 Mart ayı
İst Ünv kapısında bombalar patlıyor
7 ölü 40 yaralı
bizlerde olayı protesto için(ölenler sağcı yada solcu farketmez)
protesto yürüyüşü yapıyoruz.
O yürüyüşden kalmadır
sol kulağımın az duyması
Bir gün bu ülke, tarihiyle gerçekten ve sadece “kendisi” için yüzleşecek…
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|