1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
| Türk polisinin yetkilerini yeterli buluyormusunuz? |
| EVET |
 
|
16.3% |
[29] |
| HAYIR |
 
|
79.2% |
[141] |
| FIKRIM YOK |
 
|
4.5% |
[8] |
|
| Toplam Oy : 178 |
|
 |
Kemal Bayır
16 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 12:28
Sayın burakarslan'dan
| Alıntı: |
| Çok açıkki ülkemizde yasalar Polisi çaresiz kılmakta, en ufak olayda bile eyleme geçerken sonrasında kendi başlarına gelecekleri yüz defa düşünmekte. |
Tüm görevler, risk yönetimini beraberinde getirir. Risk üstlenmeyen, risk üstlenmeye hazır olmayan kişilerin bence ne görevleri (!) vardır, ne de sorumluluk-yetkileri.
Sivil yaşamın sosyal bir bireyi olarak süregelen yaşamımda, sokakta karşılaşıp da gerek insanlığın, gerek polisin, gerekse doktorun... yapabileceği ama onların bulunmadığı ortamlarda hiç bir göreve, uzak kalıp seyirci rolü üstlenmedim.
Şunu yaptım, bunu yaptım diye konuşacak değilim ama bu davranış şeklim benim otomatiğim şeklinde oluştu. Gerektiği durumda da üstlendiğim bu görevim olmayan görevlerin bedelini ödedim-ödemeye hazırdım ama hiç bir zaman " Şunu yapsaydım da..." demiyecek kadar sosyal davrandığım inancındayım.
Burada istediğimiz şey, görevi olanların, görevlerini tam olarak yapmalarından daha fazla bir şey
değil sanırım. Şahit olmadım ama, değiştirilen suç delilleri ile bazı suçluların masum hale
getirilmelerinde kime hangi yasa görev veriyor dersiniz ?
En son Kemal Bayır tarafından Sal 20 Şub 2007, 13:42 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
|
 |
m.ertug
16 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 12:30
Yasar Bey,
Siz gerçekten de kırmızı yangın musluğundan su damladığı için İTFAİYE yerine İSKİ'yi aramayı düşünebiliyorsanız tebrik ederim. Kırmızı boyasıyla, şekli şemali ve kullanım sorumluluğu/yetkisi ile İTFAİYE'den başka kimseye ait olmayan musluktan itfaiye sorumludur diye düşünmüştüm. -Allah göstermesin- Sadece İTFAİYE'nin yeri geldiğinde elleyebildiği bir alet, bir mekanizma için ben açıkçası İski'yi düşünEmedim.
Havaalanı pisti de asfalttır ama bozulursa karayolları bakmaz diye düşünüyorum.
İtfaiye & musluk örneğini de yerel anlamda görev yapan kuruluşlar arasındaki koordinasyonsuzluğu örneklendirmek için açtım, aklım almadı; demek öğrenmem gereken şeyler var daha! Olabilir...
(Bana göre, örneğin karayollarında olan biten herşeyden karayolları sorumlu olmalıdır, diğer şekilde dağınıklığın önüne geçmek zor... Lambalara Ayedaş/elektrik kurumu, mazgallara(su giderlerine) iski bakacaksa, çok başlılık sayesinde her sıkıntı için başka birime iş havale etme, bunun sonucunda bürokratik işlem fazlalığı, yavaşlık ve başka sıkıntılar(belki de geçim kapısı demem mi gerekiyor?) ortaya çıkabilir.)
####
(Bir de parantez içinde; verdiğim örneği kastederek (Tabi doğruysa) demişsiniz...
Bakın Allah'a şükür yaş ve zeka itibariyle ortalama bir insan olarak gözüksem, şu dünyevi(ve veya ruhani) hayata herhangi bir buluş/icatla henüz gözle görülür elle tutulur bir katkıda bulunmamış olsam da,
yaklaşık 5-6 telefon ve 3-4 yüzyüze görüşme sonrası her Allah'ın kulu kadar,
hatta bu derece görüşme sonrası durumum vahim düzeyde (mesela eğitilebilir gerizekalı) bile olsaydı,
emin olun ortalama her Allah'ın kulundan bile daha fazla ve daha net biçimde durumu kavradım. Yani söylediklerimin anlama yanlışlığından kaynaklanan bir yönü bulunmamakta, eh! Kalıyor geriye palavra atma cüretim... Buna da, inşallah başınıza benzer bölgede, benzer bir olay gelmez de, anlama kapasitemi(benle birlikte bir kuzen, kuzenin çarptığı aracın sahibi ve yanındaki arkadaşı, artı iki de otoparkçı olmak üzere toplam 6 kişinin de kapasitesinin doğruluğu veya olayın gerçekliği ile yüz yüze kalmazsınız. Dah ne diyeyim? )
NOT: Gerekli açıklamalar yapıldı(Teşkilat tarafından) diyor ve bu kadar emin adres gösterebiliyorsanız, içim hem rahatladı; hem de gözümden kaçmış diyerek özür dilerim.
|
 |
Atilla DÜNDAR
16 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 12:35
Polis, asayişi sağlamak ve toplum huzurunu korumak ile görevli olduğu halde, bu görevini yerine getirirken belli kural ve yasalara uyma zorunluluğu nedense görev yapabilmesi önünde engel teşkil ediyor. Polislerin birer insan olduğunu unutmamak, onların da bir ruh hali içerisinde görev yaptıklarını akıllardan çıkartmamak ve sonucunda tabi oldukları devlet memuriyeti statüsü nedeniyle de yaşam zorlukları altında ezildiklerini bilmemek haksızlıktır. Polislerimiz de birer aile sahibidir. Çocuklarına görevlerini anlatırken ve toplum için ne yaptıklarını izah ederken söyledikleriyle, olaylar sırasında uğradıkları mağduriyetlerin karşısında yetersiz kalmalarını, hakaretlere uğramalarını ve kendi can güvenliklerini bile bu yetersizlik ve kısıtlamalardan ötürü korumakta zorlandıklarını anlatırken düştükleri çelişkiyi nasıl izah edeceklerdir.
Düşünüldüğünde aslında çok acı olaylara haber bültenlerinin görüntülerinde şahit olmaktayız. Toplumun huzurunu bozan eylemcilerin, polise karşı kullandıkları yöntem genelde sorgulanmazken, polisin eylemcilere karşı olan tavrı hep eleştirilmiştir. Polis kafasına taş ve sopa yerken, polisin vurduğu cop hep ön plana çıkartılmaya çalışılmıştır. Hal böyle olurken, polisten beklenen ne olmalıdır? Bir takım yaptırımları zorunlu kılanlar, kendi yapamadıklarını yaptırma hevesine kapılmışlardır. Toplumun huzuru sokakla bağlantılıdır. Sokak yaşamından kaynaklanan tüm olumsuzluklar, bizlerin de huzursuz bir yaşam sürmemizin sebepleridir. Toplum bireyi gecenin bir yarısına kadar en lüks gece klüplerinde yıkılana kadar içecek, çıkacak dışarıya çevresine sataşacak, saldıracak ve hatta silah kullanacak...sonra polise bu tür olaylarda müdahale sınırı getireceksin...İşte, asıl asayiş de bu noktada kopmakta, polis yetersiz yetkilerle sınırlandırılınca, her beline silah takan kendi adaletini sağlama peşine düşmekte.
Ülkelerinde insan haklarından bahsedenler, polisin yetki standartlarından söz edenler, toplum huzurunun sokaklarda sağlanmasını film ve dizilerdeki arka sokaklarla karıştırmaktadırlar. Gerçek hayatın huzuru, yetkilerin ve kanunların etkili olduğu uygulamalarla sağlanabilmektedir. Caydırıcılığın yoğun olması, suç işlemenin ve suça yönelmenin önünü kesecek tek etkendir.
|
 |
yasar_gul
16 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 12:45
| Alıntı: |
| Ülkelerinde insan haklarından bahsedenler, polisin yetki standartlarından söz edenler, toplum huzurunun sokaklarda sağlanmasını film ve dizilerdeki arka sokaklarla karıştırmaktadırlar. Gerçek hayatın huzuru, yetkilerin ve kanunların etkili olduğu uygulamalarla sağlanabilmektedir. Caydırıcılığın yoğun olması, suç işlemenin ve suça yönelmenin önünü kesecek tek etkendir. |
Caydırıcılık derken ; yakalanan bir suçlunun salıverilmesi polisin bağlamında değil yargının yeniden düzenlenmesi bağlamına girmektedir.Bunu Polisin yetkileri ile paralel düşünmek ne derece doğrudur.
Katılıyorum caydırıcılık en doğru çözüm.Mesela bir hırsıza veya tacizciye ömür boyu hapis cezası verilse bir daha yapmaz değil mi ? ama bu kavramlar Polisin yetkisi dahilinde nasıl düşünülebilir ? Polis karar mekanizması değildir...
|
 |
Atilla DÜNDAR
16 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 13:07
| Alıntı: |
Caydırıcılık derken ; yakalanan bir suçlunun salıverilmesi polisin bağlamında değil yargının yeniden düzenlenmesi bağlamına girmektedir.Bunu Polisin yetkileri ile paralel düşünmek ne derece doğrudur.
Katılıyorum caydırıcılık en doğru çözüm.Mesela bir hırsıza veya tacizciye ömür boyu hapis cezası verilse bir daha yapmaz değil mi ? ama bu kavramlar Polisin yetkisi dahilinde nasıl düşünülebilir ? Polis karar mekanizması değildir... |
Polisin yargılama yetkisi zaten yok..Polis suçluyu yakalamak, sorgulamak ve adli makamlara teslim etmekle yükümlüdür. Caydırıcılıktan bu noktadaki kasıt, ceza yasaları değil. Suçlunun ve suç işlemeye meyilli insanların, karşılarında yetki ve selahiyetleri güçlü polisin olduğunu bilmesi, polisi karşısında nasıl olsa bir yetkisi ve etkisi yok diyerek hiçe saymaması sağlanmalıdır. Caydırıcılığın bu düzeyde başlaması, huzura ve yargıya da aynı oranda katkıda bulunacaktır. Polis korkmadan, nasıl davranması gerektiğini bilecek ve yerine getirecek, suçlu ya da suç işleyecekler korkup, ne yapmamaları gerektiğini bilecek.
|
 |
Burak Arslan
16 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 13:40
Kemal Bayır abimden:
| Alıntı: |
Burada istediğimiz şey, görevi olanların, görevlerini tam olarak yapmalarından daha fazla bir şey
değil sanırım. |
Evet istediğimiz tam olarak bu. Benim bahsettiğim şey olayın biraz kişisel polisi. Saf hiçbir pisliğe bulaşmamış polisten bahsediyorum.
Atilla Dündar tamamıyla demeye çalıştığımı yazmış:
| Alıntı: |
| görevini yerine getirirken belli kural ve yasalara uyma zorunluluğu nedense görev yapabilmesi önünde engel teşkil ediyor. Polislerin birer insan olduğunu unutmamak, onların da bir ruh hali içerisinde görev yaptıklarını akıllardan çıkartmamak ve sonucunda tabi oldukları devlet memuriyeti statüsü nedeniyle de yaşam zorlukları altında ezildiklerini bilmemek haksızlıktır. Polislerimiz de birer aile sahibidir. Çocuklarına görevlerini anlatırken ve toplum için ne yaptıklarını izah ederken söyledikleriyle, olaylar sırasında uğradıkları mağduriyetlerin karşısında yetersiz kalmalarını, hakaretlere uğramalarını ve kendi can güvenliklerini bile bu yetersizlik ve kısıtlamalardan ötürü |
| Alıntı: |
| Polis, asayişi sağlamak ve toplum huzurunu korumak ile görevli olduğu halde, bu görevini yerine getirirken belli kural ve yasalara uyma zorunluluğu nedense görev yapabilmesi önünde engel teşkil ediyor. |
| Alıntı: |
| Toplumun huzurunu bozan eylemcilerin, polise karşı kullandıkları yöntem genelde sorgulanmazken, polisin eylemcilere karşı olan tavrı hep eleştirilmiştir. Polis kafasına taş ve sopa yerken, polisin vurduğu cop hep ön plana çıkartılmaya çalışılmıştır. |
Geniş düşünmeden bu yasalarla polis olduğumu hayal ediyorum ve sokakta bankanın camını indiren eylemciye kameralar önünde nasıl müdahale edeceğimi kestiremiyorum açıkçası. Düşünürümki biz bu basınla bu yasalar varken ne yapsak suçlu ilan ediliriz...
|
 |
_serhat
16 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 17:18
Sevgili denisk demiş ki
| Alıntı: |
| İlk mesajda anlatılan durum bence polisin yetkilerinden çok polisin aldığı emirlerle ilgili. nedense pkk lı yada aşırı dinci gruplar genellikle rahatça gösteri yapıp her türlü taşkınlığı çıkartıp bir tepki görmüyorlar ancak memurlar yada öğrenciler toplanıp masum bir yürüyüş yapmaya kalktıklarında aynı polis allah yarattı demeden herkesi dağıtıyor. |
Ekranlarda gördüğümüz kadarı ile sevgili denisk e hak vermemek elde değil. Memurlar maaş artırımı için meydanlara indiklerinde gerçektende oldukça sert cop darbelerine ve saçlardan sürüklenmelere kadar varan şiddetlere maruz kalıyorlar ki neticede kendileride memur olduğu halde!!
O zaman insanın aklına şu soru geliyor. Polis bu çifte standart davranışını kendi vereceği bireysel kararlar ile uygulayamayacağına göre yukarıdan verilen bu emirleri etkileyen faktörle mi var ? Varsa bunlar nelerdir, kimlerdir? Sevgiler.
|
 |
umit1
16 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 19:28
| Alıntı: |
| Bu Amerikada olsa galiba bi keskin nişancıya o adamı ayağından falan vurdurup etkisiz hale getirir sonrada kontrol altına alırlardı. Yada japonyada olsaydı anında etki eden uyuşturucu iğneyle |
ABD de olsa "o adam" o anda "rahmetli" olurdu.
Daha 10 gun kadar evvel polisin "dur kimildama" cagrisina polise bicak cekerek cevap veren bir hirsizi kursunlarla obur dunyaya yolladilar.
Yasar Bey Turkiyede polisin hangi hallerde silah kullanabilecegini yazmis.
| Alıntı: |
Madde 16 - Polis, aşağıda yazılı hallerde silah kullanmağa salahiyetlidir:
A) Nefsini müdafaa etmek;
B) Başkasının ırz ve canına vukubulan ve başka suretle men'i mümkün olmıyan
bir taarruzu savmak için;
C) Ağır cezayı müstelzim bir suçtan maznun olarak yakalanıp nezaret altında
bulunan veya her hangi bir suçtan mahküm ve mevkuf olupta tutulması veya nakil
ve sevki polise emir ve tevdi olunan şahısların kaçmaları veya bu maksatla poli-
se taarruzları halinde yapılacak ihtarlara itaat edilmemiş ve kaçmağa ve taarru-
za mani olmak için başka çare bulunmamışsa;
D) Muhfazasına memur olduğu mevki veya elindeki silaha yahut kendisine ve-
rilmiş veya teslim edilmiş olan karakolhane ile şahıslara karşı vukubulacak
taarruzu başka suretle defa imkân olmamışsa;
E) Ağır cezayı müstelzim ve meşhut cürüm halinde bulunan suçlarda suçlunun
saklı olduğu yerin arandığı sırada o yerden şüpheli bir şahıs çıkarak kaçtığı ve
dur emrine kulak asmadığı görülerek başka suretle ele geçirilmesine imkân
bulunmamışsa;
F) Ağır hapsi müstelzim bir suçtan dolayı maznun veya mahküm olupta zabıtaca
aranmakta olan bir şahsın yakalanmasına teşebbüs edildiği sırada kaçar ve dur
emrine de kulak asmıyarak başka türlü ele geçirilmesi kabil olmazsa;
G) Vazife esnasında polise tecavüze veya karşı koymağa elverişli aletlerin
ve silahların teslimi emredildiği halde emrin derhal yerine getirilmiyerek karşı
gelinmesi veya teslim edilmiş silah ve aletlerin zorla tekrar alınmasına kalkı-
şılmışsa;
H) Polisin vazifesini yapmasına yalnız veya toplu olarak fiili mukavemette
bulunulmuş veya taarruzla mümanaat edilmişse;
İ) Devlet nüfuz ve icraatına silahlı olarak karşı gelinmişse; (1)
|
Yukarda yazilanlar oldukca genis kapsamli ve diger ulkelerden pek farkli degil kagit uzerinde.
Ama sadece kagit uzerinde galiba,
|
 |
Akınyakup
16 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 19:32
Herşeyden önce İnsan olduğu ve br aileye sahip olduğu konusunda fikre vardığımız Polislerimizin hiç bir şekilde eleri kolları bağlı değildir.CMUK(Ceza mahkemeleri Usul Kanunu)nun kabulü ve yürürlüğe girmesi ile Ceza kanunlarının suçlunun suçunu açığa çıkarma,suçsuz olanın kendisinin suçsuzluğunu kanıtlaya bilmesi için tanınan hakların,Kanun kapsamında yapılan yorumlarla Suçlular lehine dönüşmesinden ve kanunda mağdura suçluya tanınan haklar kadar haklar tanınmadığından,üstelik mağdurun verdiği vergi ile suçluya tutulan avukatlar ve mahkemelerin suçluların lehine olan(Hırsızlıkta camın açık olması,dayanıklı malzemeden korunaklı olarak korunmaması,gündüz yada gece işlenmesi, V.s)çoğalta bileceğimiz örneklerin,suçtaki ceza oranının indirilmesinde etkili olması,masum ve mağdur vatandaşlarımızı çileden çıkarmaktadır.
PVSK(Polis Vazife ve selahiyeti kanunu) nun 16.maddesinde sayılan maddelere baktığınızda Polisimizin hiçbir asayiş olayında silah kullanma yetkisine sahip olmadığı,kullandığı taktirde adli ve idari olarak yargılanacağını bile Polisimiz maalesef bu olaylar nedeniyle yaralanmakta,yada suç makinesi olmuş kişilerce öldürülmektedir.
PVSK'nın 16 maddesince silah kullanan,Terör olaylarını bastırmak için silahlı çatışmaya giren polisimiz adi bir suçlu gibi yargılanmakta,bir çok zamanda tutuklanarak cezaevine konmaktadır.Görevi suçu ve suçluları önleyerek asayişi temin ile halkın huzurunu ve güvenliğini sağlamak olan Polisimiz karşılaştığı muameleler karşısında moral olarak yıkılmaktadır.Görevini zorluğuna bakılarak çoğu zaman para ile bile yapılmayacak olan işlere koşan Polislerimiz çoğu zaman siyasilercede yıpratılmaktadır.
Bir iş,meslek düşününki gece ve gündüzü belli olamayan,bayramı tatili bilmeyen,Çocuğunun doğumunu,ana babasının ölümünü görmeyen,aldığı maaşı ucu ucuna denk getiren etten ve kemikten Polislerimizin karşılaştığı olaylar karşısında müdahale ederken uyguladığı yasaları ne kadar yeterli bula bilirizki.Bizler bile bir çoğumuz gibi sokaktaki olaylara tahammül edemezken,bir günde doğru dürüst insanla karşılaşa bilen kaç polis tanıyoruz.
Allah Devletimizi,Milletimizi,Polisimizi ve Silahlı kuvvetlerimizi korusun.
|
 |
gökhan(D)
16 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 19:37
Bazi AB uyum yasalari Türk polisinin elini baglamis durumda. Belki insan haklari konusunda iyi bir durum bu, ama Türkiye farkli bir ülke, Türk polisinin yetkisi daha fazla olmasi lazim ki bir takim sorunlari yargiya intikal etmeden cözebilsin, bu cok önemli. Hem yargi yükü azalir, hemde isler daha cabuk cözülür. Polise daha fazla yetki derken tabii ki yersiz güc kullanimini kastetmiyorum
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|