Ana Sayfa 915 bin Türkiye Fotoğrafı
Nevşehir - Tarihi Eserler
123   sonraki »
Ana Sayfa -> Diğer Şehirler
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
huseyinbilik
7 yıl önce - Pts 19 Şub 2007, 19:45
Nevşehir - Tarihi Eserler


CAMİLER

Damat ibrahim Paşa Camii
   

88 m boyunda, 44 m eninde dikdörtgen planlı bir avlu ile çevreli olan Camii'ye halk arasında Kurşunlu Camii de denmektedir. Cami'ye üç kapıdan girilir. Ana giriş avlu kapısının kuzeybatısında olup kapı üzerinde Şair Nedim'e ait bir mermer kitabe yeralmaktadır. Güney duvarındaki giriş kapısı ise yolun seviyesinden dolayı yüksekte kaldığından avluya merdivenlerle inilmektedir. 3. kapı ise doğudadır Camii giriş kapısı ve mihrap ekseni üzerinde şadırvan yer alır. Şadırvanın örtüsü kagir bir kubbe ve onu çevreleyen iki metre genişliğinde sekizgen, ahşap saçaktan meydana gelmiştir. Bu örtüyü sekizgen kesitli, sekiz adet sütun taşır. Sütunlarından aralarında siyah, beyaz almaşık düzende örülmüş sivri kemerler vardır. Şadırvanın mermer olan su haznesi, oniki planlıdır ve çeşmelerin olduğu yüzeyler, köşelerde sütunlarla birbirinden ayrılmıştır. Camii şahını 16.80x16x80 m ölçülerinde kare plandan yükselen sekizgene oturmuş kubbeyle örtülmüştür. Kıble aksında 6.00x6.85 bir mihrap önü nişi bulunur. Mihrap önü nişi, şahın zemininden 15 cm yüksektir. Kare planın köşelerindeki pandantiflere yarım kubbeler oturur. Dışta, sekizgenin köşelerinde inşa edilen ağırlık kuleleri ve alemleri Lale Devri'nin özeliklerini karakterize etmektedir. Yine dışta caminin köşelerinde yapıyı daha yüksek gösteren plastırlar bulunur. Beden duvarları, bölgeye has kesme taşlarla örülmüştür. Bu duvarlarla kubbenin ağırlığım taşıyan altı adet, geniş yivli yarım daire kesitli plastr bulunur. Kubbeye geçiş pandantifler ve tromplarla sağlanmıştır. Trompların baş kemerleri sivridir ve alçıyla mukarnas başlığı olan yarım sütun görünümündeki plastrların üzerinden başlar. Kubbe eteğinde iç dış bükey profillerle elde edilen bir konsol üzerinde galeri yer alır. Yarım küre kesitli kubbenin tepe noktasında kubbe yüzeyinden girinti yapan sekizgen bir göbek bulunur. Göbeğin ortasında mukarnaslı sarkıt vardır. Caminin giriş kapısı ahşap kanatlıdır. İçte ve dışta sivri kemerli nişler içerisine yerleştirilmiştir. Mermer profillerden oluşan bir çerçeve içindeki bu giriş kapısının yanlarında küçük birer niş bulunur. Son cemaat yeri beş kubbelidir.Üç basamakla çıkılan giriş döşemesinden 30 cm yüksekliktedir. Mermer mukarnaslı başlıkları olan mermer sütunlar üzerine oturmuştur. Sütunlar arasında sivri kemerler bulunur. Kuzeydoğu köşesinde bulunan minareye son cemaat yerinden basık kemerli bir kapıyla çıkılır. Kaide kısmı beden duvarın üst koduna kadar yükselir. Gövdesi ve şerefesi onaltıgen plana sahip minarenin sivri külahı kurşunla kaplıdır. Şerefesi barok tarzdadır. Cami dört sıra pencerelerle aydınlatılmış olup üç sırası sivri kemerli ve vitray camlıdır. Camide iç mekanda mihrap, minber, galeride dış mekanda cami portalinde, son cemaat yerinde mermer üzerinde, minare şerefesi altı ve şadırvan kemerlerinde yöreye has taş üzerinde uygulandığı görülür. Mihrap, profillerden meydana gelen dikdörtgen çerçeve içinde üzeri altı sıra mukarnas dizisiyle kapanmış nişten oluşmaktadır. Camide mermer işçiliği ile birlikte Lale Devri bezeme anlayışının en yoğun uygulandığı yer minberdir. Minber merdivenini taşıyan üçgenin alt kısmında dikdörtgen karelerin oluşturduğu yedi çerçeve vardır ve içlerinde kedi gözü bulunmaktadır. Bunlardan minber kapısı tarafında olan iki tanesinin içi oyulmayıp bu boşluğa vazo içerisinde çiçek buketi kompozisyonu yapılmıştır. Çiçek buketi, buğday başağını andıran laleler, yapraklar ve natüralist üslupta çiçeklerden oluşmaktadır. Merdiven boşluklarıyla bu kedi gözlerinin oluşturduğu çerçeveler arasında kalan üçgen yüzeyin ortasında birer gülbezek motifi yerleştirilmiştir.


Gülşehir Karavezir Kurşunlu Camisi

1779 yılında Gülşehir'li Karavezir Silahtar Seyyid Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Vakfiyesinden cami mimarının 8 akçe yevmiye ile çalışan Ebu Bekir Veledi Halil Efendi olduğu anlaşılmaktadır. Uç kapılı bir avluda yer alan Karavezir Camii, yaklaşık 400m2 bir alanı kaplamaktadır. Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan cami, iki renkli kesme taştan yapılmış, kare planlı, ana mekanını kaplayan 11 m çapındaki kubbe dört kemer üzerine oturtulmuştur. Kubbe dört sivri kemer ve köşelerde pandantifler ile beden duvarları üzerine oturmuştur. Kubbe ağırlığını kısmen köşe kuleleri ve payeler, kısmen de kemerler taşır. Kuzey cephesinde fazla simetrik olmayan 6 sütunun taşıdığı üç gözlü son cemaat yeri bulunmaktadır. Üç kubbede de derinlemesine aynalı tonozla örtülüdür. Sütunlar birbirlerine basık sivri kemerle bağlanmıştır. Son cemaat yeri kubbeleri, içten pandantiflerle, dıştan kasnağa oturur. Kubbelerde yer yer nemden dökülmüş olmakla beraber kalem işi süslemeler bulunmaktadır. Giriş kapısı çerçevesinin üzerinde profilli barok üslupta mermer kitabe bulunmaktadır. Yeşil zemin üzerine altın yaldızla işlenmiş madalyon şeklinde L Abdülhamid'in tuğrası yer alır. Tuğranın yan taraflarında siyah, yeşil, mavi renkte yağlı boya ile boyanmış birer demet çiçek bulunmaktadır. "Şahı-Şahani Hamidi Şeyh Sadr-ı Zişan-ı Silahtar Paşa, hayr-ı niyetiyle razı-i Hak içün, kıldı bu cami pür nuribina, sıdkile aşafı alişane, beş vakitte idelim hayr ve dua, tam tarih-i itmamın da oldı bir beyt ile lüfti göya, kıldı bu camii ehya-e lillah-i sahibi SadrMehmed Paşa 1193.


Ürgüp Taşkınpaşa Camisi


(+)

Nevşehir, Ürgüp ilçesinin, Damsa köyü merkezinde yer alan Taşkınpaşa Camii, Karamanlılar Dönemi'ne aittir. Bugün beyaz badana ile boyanması nedeniyle çirkinleştirilmiş portali geometrik bezeli bordürlerle süslüdür. Kesme taştan inşa edilmiş cami, kıble yönünde üç nefli, on bir tonozla örtülüdür. Kemerler mermer başlıklı payeler üzerine oturur. Camiinin üzeri ise düz toprak damdır. Halen Ankara Etnografya Müzesi'nde sergilenen cevizden kakma tekniğinde yapılmış mihrabı, bugüne kadar kalan tek ahşap örnek olması nedeniyle önemlidir. Mihrabın etrafındaki iki sıra bordur arabesk süsleme ve ayetlerle süslenmiştir. Mimberi ise büyük bir özenle işlenmiş, Selçuklu Dönemi'nden beri Anadolu'da uygulanmaya başlatan kündekari tekniğinde yapılmışlardır. Bir çatma tekniği olan kündekaride sekizgen, baklava ve yıldız şeklindeki ahşap parçalar birbirlerine iç içe geçerek bağlanmış,birbirlerine tutturmak için çivi ya da yapıştırıcı kullanılmamıştır. Parçalar geçme olduğundan ahşabın kuruması nedeniyle ayrılmalar ve çatlaklar oluşmaz.


Selçuklu Döneminden Kalanlar

Alaeddin Camii (Avanos): I. Alaeddin Keykubat tarafından yaptırıldığı kabul edilen cami, farklı devirlerdeki eklerle değişikliğe uğramıştır. Mihrap ve minber sık sık boyanıp elden geçirildiği için özelliklerini kaybetmiş parçalardır. Kuzeydeki enlemesine dikdörtgen kışıma küçük bîr kubbeli mekânla geçilir. Bu kısım oldukça geç bir tarihte yapılmıştır. Güneydoğu köşesindeki minare ise 1950'de ilâve edilmiştir.

Kızılkaya Camii (Gülşehİr): Kitabesine göre 1293 tarihli olan cami, eski adı Arapsun olan Gülşehir'deki Selçuklu dönemine ait yapılardan biridir. Karzaçay Hatun adlı bir kadın tarafından yaptırılmıştır. Onarımlara rağmen özgünlüğünü koruyabilmiş olan bu küçük yapı üç netlidir.

Taş Cami (Gülşehir): Tuzköy'deki bu caminin kitabesi olmadığından hangi tarihte yapıldığı tespit edilememektedir. Enlemesine bir plana sahiptir.


Osmanlı Döneminden Kalanlar

Kaya Camii: 1715 yılında Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Basık kemerli avlu kapısında mermer bir levha üzerine işlenmiş kitabenin metni şair Dürrî tarafından yazılmıştır. Bir dış avlunun ortasındaki yapı, üç bölümlü son cemaat yeri ve tek kubbenin örttüğü bir kare mekândan oluşur. Cami, XIII. yüzyıl İstanbul camilerindeki plastik özellikleri yansıtır. Taş süslemelerde görülen Batılılaşma belirtileri yanında, avlu kapısı üzerine işlenmiş bir lale motifi, bu çiçeğin adıyla anılan dönemi simgelemesi bakımından ilginçtir.  (Mülayim, a.g.e. 124)

Aşçıbaşı Camii (Gülşehir): Girişin üstündeki kitabeye göre sarayda aşçıbaşı olan Süleyman Ağa tarafından 1715'te yaptırılmıştır. Uzun dikdörtgen planlı bir camidir.

Ulu Cami (Avanos): XVIII. yüzyıla ait bir Osmanlı eseridir. Enlemesine dikdörtgen planlı yapıya, toprak seviyesinden merdivenlerle inilir. Yeraltı Camii olarak da bilinir.
Kaynak:kaymaklı.com


huseyinbilik
7 yıl önce - Pts 19 Şub 2007, 20:11
Nevşehirdeki Tarihi Köşk Minarelerimiz


Nevşehirdeki Tarihi Köşk Minareleri

GÖREME BAHÇELİ CAMİİ MİNARESİ


(+)


ZELVE CAMİİ MİNARESİ
 

(+)


KIZILKAYA CAMİİ MİNARESİ
 

(+)


ORTA BEDİK CAMİİ MİNARESİ
 

(+)


GÖREME CAMİİ MİNARESİ
 

(+)

GÖREME CAMİİ MİNARESİ


(+)


GÖREME AYDINLI CAMİİ MİNARESİ
 

(+)


ORTAHİSAR ABDİOĞLU CAMİİ MİNARESİ
 

(+)



 

(+)


GÖREME HALİL AĞA CAMİİ MİNARESİ
 

(+)

ÜRGÜP KAYAKAPI CAMİİ KÖŞK MİNARESİ


(+)


ÜRGÜP DUTLU CAMİ KÖŞK MİNARESİ
 

BAŞDERE KASABASI KAYA CAMİİ KÖŞK MİNARESİ
 


huseyinbilik
7 yıl önce - Sal 20 Şub 2007, 09:36
NEVŞEHİRDEKİ TARİHİ YERLER


KAPADOKYA YERALTI ŞEHİRLERİ

1.KAYMAKLI  Yeraltı Kenti
2.MAZI Yeraltı Kenti
3.TATLARİN Yeraltı Kenti
4.SİVASA GÖKÇETOPRAK Yeraltı Kenti
5.DERİNKUYU Yeraltı Kenti
6ÖZLÜCE Yeraltı Kenti
7.ÖZKONAK Yeraltı Kenti
8.ACIGÖL Yeraltı Kenti


Kaymaklı Yeraltı Şehri:



(+)


Nevşehir'in 20 km. güneyinde Kaymaklı kasabasındadır. Sekiz katlı şehrin ilk katı Hititler tarafından yapılmış, diğer katları ise Arap-Pers saldırıları sırasında Romalılar ve Bizanslılar tarafından genişletilmiştir. İki km.den fazla bir alana yayılan bu yeraltı şehrinin 4 katı temizlenmiş ve aydınlatılmış durumdadır. Derinkuyu yeraltı şehrinde olduğu gibi, oyulan tüflerden saldırı anında kapıları içeriden kapatabilecek sürgü taşları imal edilmiştir.
Tatlarin Yeraltı Şehri:

Acıgöl ilçesine 10 km. uzaklıkta, Kale olarak adlandırılan yamaçta yer almaktadır. Bugün sadece iki katı ziyarete açık olan yeraltı şehrinde odaların ve dolapların ebatlarının oldukça büyük oluşu, çok sayıda kilisenin varlığı buranın bir askeri garnizon ya da manastır kompleksi olduğunu düşündürmektedir.

 Mazı Yeraltı Şehri:

Kaymaklı yeraltı şehrine 10 km. uzaklıkta, Mazı Köyü'nde bulunmaktadır. Mazı yeraltı şehri, derin bir vadide yer alan köyün batı sırtına kurulmuştur. Değişik yerlerinden dört giriş tespit edilmiştir. Asıl giriş düzensiz taşlardan örülmüş koridorla sağlanmaktadır. Yeraltı şehrinin girişinde yer alan mekan ahırdır. Geniş alana yayılan ahırlar, diğerlerinden farksız olmakla birlikte, ahırlardan birinin içinde hayvanların su içmesi için oyulmuş olan yalak, Mazı yeraltı şehrini diğerlerinden ayıran bir özelliktir. Şehrin genel özelliği alt kat mekan bağlantılarının kısa pasajlarla, üst kat mekan bağlantılarının ise uzun dar pasajlarla sağlanmasıdır. Bu pasajların çoğu kapandığı için yeraltı şehrinin ne kadar geniş bir alana yayıldığı bilinmemektedir.

Özkonak Yeraltı Şehri:
 
Özkonak Kasabası'nda bulunan yeraltı şehri apartman düzenindedir. Mekanlar tünellerle birbirine bağlanmıştır. Bugün mekanların tümü temizlenmiş durumda değildir. Dışarıda şekillendirilerek içeri taşınmış olan sürgü taşlarındaki savunma sistemi gelişmiş bir düşüncenin ürünüdür.
Özlüce (Zile) Yeraltı Şehri:
Kaymaklı Kasabası'nın 6 km. batısında eski adı Zile olan Özlüce Köyü'ndedir. Jeolojik yapısı ve mimarisiyle diğer yeraltı şehirlerinden farklıdır. Değişik renkte tüflerden yapılmıştır. Kat sistemine göre yapılmamış, geniş bir alana yayılmıştır. Yer altı şehrine girişi sağlayan taştan yapılmış mekanlar, asıl yeraltı şehrinin oluşturan kaya oyma mekanlara göre daha yenidir.

Acıgöl Yeraltı Şehri:

Özlüce ve Mazı yeraltı şehirleri ile benzerlik gösterir. Henüz tam olarak temizlenmemiş olan yeraltı şehrinde büyük salonlar birbirine tünellerle bağlanmıştır. Üç girişi bulunan yerleşimin orijinal olmayan üçüncü girişinin her iki tarafına kapı yüksekliğinde taşlar konulmuş, yatay tek taşla da kapı desteklenmiştir.

Sivasa Gökçetoprak Yeraltı Şehri:

Gülşehir ilçe sınırları içinde, Gökçetoprak Köyü yakınındadır. Diğer yeraltı şehirlerinden farklı bir jeolojik karaktere sahiptir. En altta kahverengi çamur taşı, üzerinde tüf en üst katta da andezit kaya blokları bulunmaktadır. Halen tam olarak temizlenmemiş olan yeraltı şehrinin iki katı tespit edilebilmiştir. Düzgün olmayan dikdörtgen mekanlar birbirine dar, uzun koridorlarla bağlanmıştır. Yeraltı şehrinin içinde 25 metre derinlikteki su kuyusunda halen su bulunmaktadır.
Derinkuyu Yeraltı Şehri:


(+)


Yaklaşık 100.000 kişilik bir topluluğun barınma, yeme, içme, ibadet, savunma ihtiyacını karşılayabilecek düzeydedir. Şarap üretimi yapılabilen, içinde su kuyusu ve ahırlar bulunan yeraltı şehrinin 18-20 kat olduğu bilinmektedir. Bu katlardan sadece sekizi temizlenerek ziyarete açılmıştır. Yaklaşık 52 havalandırma bacasına sahip bu yeraltı şehrinin duvarlarında tarihlendirmeye yardım edecek herhangi bir işaret yoktur.


huseyinbilik
7 yıl önce - Çrş 21 Şub 2007, 21:16
ESKİ ZELVE


ESKİ ZELVE CAMİİ KÖŞK MİNARESİ



(+)



huseyinbilik
7 yıl önce - Sal 27 Şub 2007, 13:38
Nevsehirdeki Tarihi Eserler


Kapadokya'da Müslüman-Türk Eserleri


Anadolu Selçuklu Devleti ve Beylikler Dönemi'nden Kalan Önemli Eserler

Taşkın Paşa Külliyesi (Ürgüp):

Kapadokya'da Türk devri yapılarının örneklerinden biri Ürgüp'ün 18 km güney batısındaki Damsa köyünde bir cami ve medrese ile iki türbeden oluşan Taşkın Paşa Külliyesi'ne ait kalıntılardır. Bu yapıların Selçuklu sultanlarından II. Kılıçarslan'm oğlu Taşkın Paşa tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Karamanoğulları'na özgü taş işçiliğinin seçkin örneklerini veren bu yapılar topluluğunun en tanınmış eseri, taç kapısı, oldukça iyi durumda günümüze ulaşabilmiş olan Taşkın Paşa Sarayı'dır. Taç kapıdaki kitabe yeri boş olmakla birlikte, 1350 tarihli bir vakfiyede adı geçen eser, bu tarihten önce yapılmış olmalıdır. Çerçeve bordürlerinde geometrik kompozisyonların ağır bastığı süslemeler, birçok yönden XIII. yüzyıl Selçuklu taş işçiliğini hatırlatır.


Bir avlu içinde yer alan cami, Taç kapının üst pervazındaki kitabenin eksik olması nedeniyle tarihlendirilememektedir. Caminin bugün Ankara Etnografya Müzesi'nde bulunan ahşap mihrabı Anadolu'daki tek örnektir. Ceviz ağacından yapılan üç buçuk metre yüksekliğindeki yazı şeridi, geometrik kompozisyonları ve bitkisel süslemeleriyle benzersizdir. Sanatçısı bilinmeyen eser XIV. yüzyıla tarihlendirilir. Caminin minberi de Ankara Etnografya Müzesi'ne taşınmıştır.


Külliye avlusundaki diğer yapılardan Sekizgen Türbe'nin kitabesi bulunmamakla birlikte 1342 yılında yapıldığı düşünülmektedir. İçten kubbeli, dıştan piramit çatılıdır. Altıgen Türbe caminin kuzeyindedir. XIV. yüzyıla tarih lenmekted ir. İçi kubbeli olan yapıda İlyas Bey, Hızır Bey ve Hasan Bey adlı kişilerin yazıtlı, mermerli sandukaları bulunmaktadır.


Medrese, camiye üç km. uzaklıktadır. Kitabesi yoktur ama 1350 tarihli vakfiyede adı geçmektedir. Araştırmalar buranın aslında bir saray olduğunu ortaya çıkarmıştır. Camiden uzak olması, yeşil vadiye bakan büyük odalarının bulunması bunu doğrulamaktadır. Keyhüsrev Camii de Selçuklu Dönemi'nde yapılmış, XIII. yüzyıla ait bir yapıdır.

Kadınlar  Kalesi (Ürgüp):

Selçuklular'ın savaş zamanında kadınların ve çocukların sığınması için kullandıkları bir kaledir. Kaçış için kullanmak amacıyla Damsa Nehri'nin aşağısına uzun bir tünelle bağlanmıştır. Erozyon nedeniyle kalenin önemli bir kısmı göçmüştür.

Altı Kapı Türbesi ve Temenni Türbesi:

Altı Kapı Türbesi, Selçuklular Dönemi'nde kimliği bilinmeyen bir komutanın eşi ve çocukları için yapılmıştır. Altı penceresi bulunmaktadır.


Temenni Türbesi 1268 yılında Nükreddin Kılıçarslan için Vecihi Paşa tarafından yapılmış bir anıt mezardır.

Saruhan (Avanos):

Kapalı ve avlulu kısımlardan oluşan Saruhan olağanüstü zengin süslemeleri olan bir Selçuklu eseridir. Sultan II. İzzeddin Keykavus zamanında yapılmıştır. İki kilometre karelik bir alanı kaplayan bu eserin taçkapısı zengin süslemeleriyle dikkati çeker. Ön ve yan yüzleri daha çok geometrik şekillerin ağır bastığı kompozisyonlarla bezenmiş, süslemeler girişte de devam etmiştir. Saruhan çift renkli taşlarla bezenmiş olup, taşlarda sarı renk hakimdir.

Alaeddin Camii (Avanos):

I. Alaeddin Keykubat tarafından yaptırıldığı kabul edilen cami, farklı devirlerdeki eklerle değişikliğe uğramıştır. Mihrap ve minber sık sık boyanıp elden geçirildiği için özelliklerini kaybetmiş parçalardır. Kuzeydeki enlemesine dikdörtgen kışıma küçük bir kubbeli mekânla geçilir. Bu kısım oldukça geç bir tarihte yapılmıştır. Güneydoğu köşesindeki minare ise 1950'de ilâve edilmiştir.


Kızılkaya Camii (Gülşehir):

Kitabesine göre 1293 tarihli olan cami, eski adı Arapsun olan Gülşehir'deki Selçuklu dönemine ait yapılardan biridir. Karzaçay Hatun adlı bir kadın tarafından yaptırılmıştır. Onarımlara rağmen özgünlüğünü koruyabilmiş olan bu küçük yapı üç neflidir.
Taş Cami (Gülşehir):

Tuzköy'deki bu caminin kitabesi olmadığından hangi tarihte yapıldığı tespit edilememektedir.
Enlemesine bir plana sahiptir.
Kaynak:nevsehir.bel.tr


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> Diğer Şehirler