Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Pts 12 Şub 2007, 01:19
[İST-G1.98] - İstanbul'da İlk Ulaşım Araçları (Fetih'ten 19. Yüzyıl'a Kadar)



Bu başlık, zannedildiği gibi, tramvay, vapur, tren ve otobüs gibi günümüze modernleşerek gelen ulaşım araçlarının tarihçesini incelemek amacıyla değil, Fetih'ten itibaren XIX. yüzyıla kadar (çok büyükdedelerimizin zamanına ), yani Sanayi Devrimi öncesine bir projeksiyon amacıyla açılmıştır.

Atlı arabalar, pazar kayıkları, koçular, tahtırevanlar ile o yıllarda revaçtaki anaakslar, başlığın içeriğini şekillendireceklerdir.

Akın KURTOĞLU


Orhan Uzun

11 yıl önce - Prş 21 Şub 2008, 08:12
atlı arabalar


Akın Bey Merhabalar;bu bölüme ilk katkı 1910 yılına ait istanbulda atlı arabalar. örneğiyle benden olsun.
Hayırlı çalışmalar diliyorum.



(+)


erolc
11 yıl önce - Prş 21 Şub 2008, 10:17





İSMAİL ÇELİK

11 yıl önce - Prş 21 Şub 2008, 11:49
İSTANBUL'UN İLK ULAŞIM ARAÇLARI


İstanbul'un deniz şehri oluşu ve günümüzdeki gibi karayolu ağı ve Haliç ve boğaziçi köprüleri olmadığı için deniz taşımacılığı mühim yer tutardı.Bunlardan en görkemlisi hanedan mensuplarının kullandığı sultan kayığı idi.Bu teknede 16 çift sıra kürek var idi ve ihrişamlı görünüşünün yanısıra o dönemin en hızlı teknelerindendi ve Sepetçiler Kasrına bağlı olarak dururdu.Bir müteşebbisimiz kaynaklardan yola çıkarak bunun bir benzerini yaptılar.

Dönemin zenginlerinin kullandığı piyade denilen 4-12 çift sıra kürekli tekneler ondan sonra gelirdi.Her tip vatandaşın kullanabildiği sıradan teknelere pazar kayığı denilirdi.Birde pazar kayığından büyük,piyadeden küçük yelkende açabilen ve daha çok yük ve eşya taşımasında kullanılan pelemer denilen tekneler var idi.Bu teknelerdeki kürekçilere habalcı denirdi.

İstanbul'un şehir içi ulaşımında yürüme esas alınmıştır.Şehir içinde hayvana binmek ve at arabası pek istenmiyordu.Araba daha çok yaşlılar,kadınlar ve çocuklar binerdi.Eski camilerde giriş kapılarında asılı zincirler görürsünüz bunlar hayvanla girişin yasak olduğunu göstermek içindir.Hayvana ve arabaya şehir içinde daha çok birde mevki sahibi insanlar binerdi.Zaten dar sokaklar ,ayrıca bazı yerlerdeki dik yokuş ve merdiven şeklindeki sokaklarda bu imkanı kısıtlıyordu.Zaten o dönem İstanbul bugünkü suriçinden ibaretti ayrıca bugünkü Üsküdar,Kadıköy,Eyüp ve Karaköy civarındada yerleşim vardı,ama diğer yerler ayrık idi.Öyleki Beşiktaş mesela fetih-i mübin zamanında bir köy idi.Bu ulaşım zorluğundan olsa gerek İstanbul'da kavaklara hiç gitmemiş insanlar bile vardı.Fayton dilimize 18.yy. Fransızca'dan geçmiş bir kelime olup ilk misallerinide bu dönemde görmekteyiz.

Şehrin Boğaziçi tarafına doğru gelişmesi esasen 2.Mahmut'un Topkapı Sarayını sevmediği için boğaziçinde kışlık bir saray olmamasından şikayeti ile başlamış ve oğlu Abdülmecit döneminde Dolmabahçe(yazlık Beşiktaş Sarayı vardı burada),Abdülaziz dönemindede Çırağan ve Beylerbeyi Saraylar'ı inşa edilmiş ve 1851 yılında sefer başlayan şirket-i hayriye'nin buharlı vapurları sayesinde ulaşımın kolaylaşması ile artmıştır.

Şirket-i Hayriye Boğaziçine yerleşimi artırmak amacıyla buraya taşınacakların eşyalarını ve inşaat yaptıracakların inşaat malzemelerini ücretsiz taşır,daimi yerleşenlere 3 yıl geçerli paso vererek ücretsiz ulaşım imkanı sunardı.İlk dönem buharlı vapurları yandan çarklı idi.Dünya'nın ilk arabalı vapuru Suhulet'te bu dönemde hizmete alınmıştı.1870 yılında İstanbul atlı tramvaylar ile tanıştı bu hizmet 1912 yılına kadar sürdü.Balkan savaşlarında atları ordunun satın alması sebebiyle 2 yıl tramvaysız kalan İstanbul 14/02/1914 tarihinde elektrikli tramvaylar ile tanıştı.1936 yılında kapıları otomatik açılıp kapanan yeni tramvaylar geldi.

18/01/1875'te tünel hizmete girdi.O dönem buhar ile işleyen mekanizma 1960'lı yıllarda elektrikli hale getirildi.İlk dönemler tünelde 3 vagon olurdu.İlk vagonda eşya ve hayvanlar,2. ve 3. vagonda mevkisine göre insanlar otururdu.İlk vagona hayvan ve eşya konulmasının sebebi muhtemel bir kablo kopması v.s sebeple yaşanacak kazada aşağı doğru giden aracın ilk o vagonunun çarpmasını sağlayarak ölü ve yaralı sayısını azaltmak amacıyladı.
İlk otobüsler 1928'de geldi.Renault marka.
Dolmuşçuluk 1930'lu yıllarda ortaya açıkmaya başladı.1929-1930 iktisadi buhranından Türkiye'de etkilenmişti.Şişli-Taksim civarında oturan yahudi vatandaşlarımız kapalıçarşıdaki işyerlerine giderken taksi parasını ortaklaşa vermişler,böylece dolmuş fikri kısa sürede olgunlaşıp bir iş haline gelmiştir.


İSMAİL ÇELİK

10 yıl önce - Cum 11 Tem 2008, 16:08

Faemteo'nun yüklediği videoyu seyredin çok güzel gerçekten.Ayrıca bu eski tekne misallerini Beşiktaş DENİZ Müzesi yanındaki tarihi tekneler müzesinde,eski saray arabaları modellerinide Topkapı Sarayında bilet kontrolden sonraki maketlerin ötesindeki camekanlı yerde görebilirsiniz.

Orhan Uzun

9 yıl önce - Prş 29 Ekm 2009, 01:22
İSTANBULDA 18.YÜZYIL SONLARI-19.YÜZYIL BAŞLARINDA ULAŞIM ARAÇLARI


Arkadaşlar;İstanbul un ilk ulaşım araçları Bölümü uzun Süredir Öksüz Kalmış Ne dersiniz?



Hanımların Piknik Keyfi..




Mezarlık Ziyareti-1910

(Muhtemelen bir Bayram Arifesi olsa gerek



ANA SAYFA -> ULAŞIM