1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
 |
umutyolu
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 00:48
| Alıntı: |
son dakika.....................
İsrail Parlamentosu (Knesset), sözde Ermeni soykırımını tanımayı reddetti. |
Bugün dünyada Yahudilere karşı en büyük anti-semitik hareketlerde bulunan milletlerin başında ermeniler geliyor. Tabi General Dou gibi Nazilere soykırım için bizzat yardım eden ermenilerde az değil. Ermeniler bu konudaki kaynakları ve ispatları aceleyle yoketmişlerdir, zira İsrail ve diğer bütün devletler ermenilerin Nazilere soykırımda yardımcı olduklarını ve bir kısım Yahudinin katledilmesinde etkin olduklarını biliyor. Ancak elde çok fazla kaynak yok. Bazı gizli kaynaklara göre İsrail'in elinde Nazilerin kendilerine karşı yaptıkları soykırımla ilgili ermeni kısmıda var. Ancak neden halen bunlarıda gün yüzüne çıkarmadıkları bilinmiyor.
Diğer bir konu ise Osmanlı içinde de ermeniler Yahudileri asla rahat bırakmadılar. Bu tarihsel bir süreç zira bildiğiniz gibi Hz. İsa'yı çarmıha gerenlerin Yahudiler olduğu teorisi yıllardır sürmekte ve ermeniler gibi aşırı ırkçılar tarafından sürekli kullanılmaktadır. Bugün ermenistan ile İsrail arasında ilişkiler yok denecek kadar azdır. Ancak eğer dikkat ederseniz İsrail son yıllarda Türkiye'den sonra Azerbaycanla da iyi ilişkiler geliştirmeye başladı. ABD'de de sözde ermeni zortkırım yasalarını engelleyen güç daima Yahudi lobisi oldu. Bugün eğer sayıca fazla olsalardır emin olunki ermeniler yine elleri boş dönerdi. Kısaca İsrail'in bunu kabul etmeme sebebi aslında kendilerin tek soykırıma uğramış millet olması özentisi değildir. 6 milyon Yahudi vahşice Almanlar tarafından yokedilmiş ve bu gerçek bir soykırım olmuş, bunun üzerinden daha fazla siyaset yapmanın hiçbir anlamı yok onlar için. Çünkü herşey zaten ortada. İsrail hataları bu soykırımdan sonra başlamış.
Ermeni ve Nazi ortaklığı ile ilgili az sayıda deliller ve gerçekler aşağıdaki linklerde mevcut. Bu konu resmi olarak İsrail tarafından kabul görmüyor ancak yalanlanmıyorda. Asıl ilginç olan ise Ermeni + Nazi soykırım işbirliği dünyada sadece bizler tarafından dile getiriliyor olması. Nedeni çok açık, diğer müslüman ülkeler zaten Yahudileri sevmiyor, Hristiyanlar ise tarihsel düşman. Kısaca bu konuyu dile getirmek bize düşüyor sanırım. Çünkü İsrail ile dünyada sayılı iyi ilişkilere sahip ülkelerden birisi Türkiye. Bizim İsrail hakkında Filistin gibi konularda aldıkları tavırlar ve hareketler kızdırıyor. Tabi Müslümanlığı hedef alan aşırı tepkiler ve açıklamalarda hiç hoş değil. Geçen sene Lubnan'da olanlar çok kötüydü. Ancak İsrail ile Türkiye'nin milli çıkarları birlikte ve biraz görmezden gelsekte gerçek şudur ki Türkiye'de İsrail'de çıkarları önemli ölçüde uyuşan ve tarihsel olarak köklü bir dostluğa sahip ülkeler, bunu asla gözardı edemeyiz. Şu ana kadar İsrail'den Türkiye'ye karşı bir tehdit oluşmadı yada başka tehditler desteklenmedi. Ortada dolaşan bazı söylentiler var ancak Ziyonistler herkez için konuşuyorlar.
İşte Ermenilerin Naziler ile birlikte yaptıkları Yahudi soykırımı hakkında bilgiler ve belgeler. Aslında bu tarihin karanlık kalmış bir yüzü. Zira Almanlar bundan suçlu bulunurken ermenilere birşey olmadı.
The Armenian-Nazi Collaboration in WW II
http://www.ataa.org/ataa/ref/arm_nazi.html
Armenian-Nazi Collaboration (Burası çok kesin belgeler ve resimler içeriyor)
http://www.tallarmeniantale.com/Nazi-Collaboration.htm
The Nazi-Armenian Genocide of Jews 1935-1945
"Armenian Nazi General Dro commanded the 20,000
strong Armenian-Nazi 812th Battalion during World War II"
http://www.theturkishtimes.com/archive/02/08_15/o ...weems.html
Armenian-Nazi Collaboration
http://www.tetedeturc.com/home/spip.php?article200
NAZI-ARMENIANS HELPED HITLER EXTERMINATE JEWS
http://www.turkishforum.org/archives/wa.cgi?A2=in ...amp;P=1202
Ek:
Konu hakkında Türkçe haber :
ABD'li yargıç, diaspora Ermenileri'ni kızdırdı
http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2002/08/06/162592.asp
Teşekkürler.
|
 |
Atilla Durmaz
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 01:43
selam
Selam dostlar,
Evliya celebi gibi gezip durdugumdan, hem degisik kulturleri tanima hemde Turkiyeyi disaridan gorebilme imkani yakaliyorum.
Benim gordugum su: Turkiye daha buyuk oynayabilecekken, 3.5 kurusluk islerle oyalanmis. Ustelik Turkiye icinden bunlara oldugundan fazla deger verilmis, nelermi mesela;
Sunlar Turkiyeyi oyalamak, ayaga kalkmasini engellemek icin kullanila gelmis:
1- Ermeni zortkirimi
2- Kurt kardes! isyanlari
3- Kibris kronik meselesi
4- Ic-dis tezgahlar (sag-sol, kurt-turk, laik-seriatci, alevi-sunni)
5- En sonunda AB' ye girersiniz, girersiniz ve bagil zoraki yasalar.
liste daha eklemek mumkundur, ama bu saydiklarim, babadan ogula, dededen toruna sure gelen ve gelecek meselelerdir. Bu meseleler temcit pilavi gibi isitilir boylece Turkiye ayaga kalkmasin, etrafa hakim olmasin diye ugrasilir.
Cozum ne:
1- Sizde ermeni zortkirimi var demeyi suc ilan eder, isvicreyi bilmemneyi yargilarsiniz. Yahu ikide bir demoklesin kilici tepemizde, gecirsinlerde bizde rahatliyalim, dost dusman belli olsun. yarin onlerine koyar hesabi odettiririz.Onlar valla geciririz diyor bize valla olmaz kizarim sonra diyoruz. Olsun bir kerede onlarda rahatlar bizde.
2- Kurtlerin isteyenlerini kuzey irak' a, iran'a, suriyeye ileride ilan edecekleri devlete tehcir ettirirsiniz.
(Turk milleine ait hissedenler burada kalir)
3- Once Ab' den vazgecer, sonra kibrisin kalan diger yarisini isgal edersiniz. zaten neden diger yarisini
almadik hala anlamis degilim, herhalde rumlari basimiza ela etmemek icin.
4- once beraber olmak lazim, her kafadan ses ciktimi, bir yere varilmaz. herkez ipi ayni yone cekmeli. onun adida Ataturkculuk ve demokrasidir. Dunya takdir ederken, Ataturku anlamamak eksiklik ve zafiyetdir.
5- AB' den 3.sikda vazgecmisdik.
Beceriksiz yonetimler, hala devlete baba demeler, arpaliklar, ahlaki cokuntu, milli iradeden sapis, enjekte edilen asinmis kulturler ve digerleri ustunede tuz biber eker.
Milliyeciligi irkcilik, muslumanligi asirilik algilamayan ve sahib cikan, kendine, milletine, vatanina saygili, bilimi ve Ataturku rehber edinmis, parayi, hirsizligi degil insanlar yetistirdigmizde
ISTE O ZAMAN TURKIYEYI KIMSE TUTAMAZ!!
|
 |
ozanfus
16 yıl önce - Cum 16 Mar 2007, 08:35
bugune kadar abd nın agzından ilk defa hosuma giden bir soz cıktı..gercekci, iç gıdıklayan..
| Alıntı: |
| Dışişleri Bakanı Rice, ABD Kongre üyelerine gönderdiği mektupta 'Ermeni tasarısını reddedin, yoksa Türkiye savunma ihalesini iptal eder. İncirlik iptal olur' mesajı verdi |
basındanda takip edildiği uzere kimi ülkeler yavaş yavaş dize gelmeye basladılar..hatta oyle ki fransa (ki amerikayada oldukca hoş bir ornek olmus ) basta olmak uzere zortkırımını tanıyan ulkeler tedırgınlık ve pişmanlık içine düştüler..karamsar bir havaya burunen bu ulkeler bu defa abd de oldugu gibi bizim haklarımızı, gücümüzü görür, gercekleri konusur duruma geldiler..acaba diyorum bunda tarihsel gerceklerin yanı sıra Türkiyenin diger Türk Cumhuriyetlerine açılımıda etki etmiş olabilir mi? yada nederece dogru bilmiyorum ama onceki soyledıklerım kadar suan ki soyleyecegım bir durumda bu gelişmeleri tetiklemiş olabilir dusuncesındeyım. oda BM genel sekreterinin Türkiyenin dostu, en sevilen ulkelerden biri ve sehit verdigimiz ulkelerden birinden yani Güney Koreli olmasıda bir rol oynar mı?sadece bunlarlada sınırlı kalmıyor, bakınız K.K.T.C ile dogrudan ticaret baslatmak için dugmeye basılıyor.( fakat bu defa kotu taraf şu son 3 sene oldugu gibi yine rumlar, ve dogrudan ticaret anlasmasını imzalamamak için direniyor.. ) o yada bu sebep, netice piyonlar bariz şekilde yer degiştiriyor..farkında olmadan şah dedik galiba birilerine
haberle ilgili bazı baslıklar şöyle;
*FRANSA ÖRNEĞİ HATIRLATILDI
*ASKERLER ZARAR GÖRÜR
*Patriot mu S-300 mü
http://www.yenisafak.com.tr/dunya/?t=16.03.2007&a ...mp;i=35139
|
 |
umutyolu
16 yıl önce - Cum 16 Mar 2007, 13:15
| Alıntı: |
| basındanda takip edildiği uzere kimi ülkeler yavaş yavaş dize gelmeye basladılar..hatta oyle ki fransa (ki amerikayada oldukca hoş bir ornek olmus ) basta olmak uzere zortkırımını tanıyan ulkeler tedırgınlık ve pişmanlık içine düştüler..karamsar bir havaya burunen bu ulkeler bu defa abd de oldugu gibi bizim haklarımızı, gücümüzü görür, gercekleri konusur duruma geldiler..acaba diyorum bunda tarihsel gerceklerin yanı sıra Türkiyenin diger Türk Cumhuriyetlerine açılımıda etki etmiş olabilir mi? yada nederece dogru bilmiyorum ama onceki soyledıklerım kadar suan ki soyleyecegım bir durumda bu gelişmeleri tetiklemiş olabilir dusuncesındeyım. oda BM genel sekreterinin Türkiyenin dostu, en sevilen ulkelerden biri ve sehit verdigimiz ulkelerden birinden yani Güney Koreli olmasıda bir rol oynar mı?sadece bunlarlada sınırlı kalmıyor, bakınız K.K.T.C ile dogrudan ticaret baslatmak için dugmeye basılıyor.( fakat bu defa kotu taraf şu son 3 sene oldugu gibi yine rumlar, ve dogrudan ticaret anlasmasını imzalamamak için direniyor.. ) o yada bu sebep, netice piyonlar bariz şekilde yer degiştiriyor..farkında olmadan şah dedik galiba birilerine |
Çok doğru tesbitlerde bulunmuşsunuz. Aslında bu gibi şeyler bizleri daha çok güçlendiriyor. Türkiye geçmişe nazaran birçok yönden daha güçlü. Bugünlerde kimse AB demiyor çünkü Türkiye'nin hedefi artık AB'yi de aştı. Türkiye'nin ermeni konusunu gündemden çıkarmak ve kabul edilen bu yasadışı yasaları iptal ettirmek için Lahey Adalet Divanına gitmesi şart. Çünkü eğer ermeninin elinde birşey olsaydı kendisi çoktan giderdi. Bu olmadığına göre ermenilerin kanıtlayacak hiçbir şeyi yok demektir. Zaten ortada soykırımda yok, niyette yok.
KKTC konusunda ise önümüzdeki günlerde güzel şeyler olacağa benziyor. Zaten konunun adresi BM idi, AB'nin Türkiye'ye bunu şart koşması tamamen kendi çıkarları ile ilgiliydi.
Türkiye elindeki kaynakları ve çevresindeki mevcut işbirliğini doğru ve yararlı bir şekilde kullanırsa ileride çok daha büyük işler başarabilir. Örneğin enerji konusunda Türkiye Avrupa için Rusya'ya alternatif olmak durumunda. Çağımız artık enerji çağı ve bunu en iyi şekilde değerlendirmek şart.
Teşekkürler.
|
 |
İhya Vural
16 yıl önce - Cum 16 Mar 2007, 14:58
Ermeni zortkırımı gene ABD meclisinde...
| Alıntı: |
Alıntı:
Dışişleri Bakanı Rice, ABD Kongre üyelerine gönderdiği mektupta 'Ermeni tasarısını reddedin, yoksa Türkiye savunma ihalesini iptal eder. İncirlik iptal olur' mesajı verdi |
Arkadaşlar,
ABD dahil,dünyada ki tüm uluslar Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili alacakları kararlarda kendi çıkarlarını gözardı etmemelerinin gerekliliğine inanıyorum.ABD bunu yapıyor.Benim görüşüm,ABD ermeni yasasına kesinlikle hayır diyecek.Önceki yazılarımda da oyalama taktiği uyguladıklarını,sonuçta bu yasaya -HAYIR-diyeceklerini yazmıştım.Bu görüşümü bu gün de sürdürüyor,ABD'nin bu yasayı onaylamayacağına inanıyorum.
İhya VURAL.
|
 |
ozanfus
16 yıl önce - Cmt 17 Mar 2007, 09:51
Kongre’den geçirmeyin kötü olur
| Alıntı: |
ABD’de Terror Free Tomorrow (Terörsüz Bir Yarın) isimli sivil toplum örgütü, Ermeni tasarısının geçmesi halinde tepkinin ne olacağına dair Türkiye’de anket yaptırdı.
Halkın yüzde 79’u, ABD’ye sert bir tepki verilmesini istiyor. Yüzde 83’ü ise Irak’ta ABD ile işbirliğine son verilmesini istiyor
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6142530.asp?m=1 ...&oid=1 |
hersey bır yana, bu sıralar dunyanın gundemıni tamamen biz olusturuyoruz..kabul edilmesi konusuna gelicek olursak; dun ki haberde kendi dıs işleri bakanlarının verdıgı ornegi vermek istiorum ''fransa''..
|
 |
ozanfus
16 yıl önce - Pts 26 Mar 2007, 18:22
ABD'ye misilleme planı!
| Alıntı: |
Sabah Gazetesi yazarı Metehan Demir, ABD Temsilciler Meclisi'nde sözde Ermeni Soykırımı tasarısının geçmesi halinde yapılacak misillemenin neler olduğunu yazdı. Demir, misilleme planının devletin zirvesi tarafından bilindiği ve tasarının geçmesiyle devreye gireceğini belirtti.
Nefesler tutuldu. Ankara, ABD Temsilciler Meclisi'nde gündeme gelmesi beklenen sözde Ermeni soykırımı tasarısının geçip geçmeyeceğini bekliyor. Hakkını vermek lazım. Amerikan yönetimi şu ana kadar beklenenin de üstünde tüm iyi niyetiyle tasarının geçmemesi için ABD Kongresi'nde elinden geleni yapıyor. Mektuplar yazıyor, uyarılar da bulunuyor. Ankara'da taviz vermeme tutumunu sürdürüyor. Tasarının bu yıl kesin geçeceğiyle ilgili hava biraz değişse de, henüz hiç bir şey belli değil.
Geçenlerde konuştuğum bir diplomat, 2000 yılında Ermeni tasarının geçmesine 10 dakika kala dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'ın "ülkesinin menfaatlerini" ileri sürerek bizzat devreye girmesi ile durdurulan o meşhur tasarı ile ilgili çok ilginç şeyler anlattı. Türkiye o zaman aslında tasarının geçmesine kesin gözü ile bakmış. Bu nedenle, yapılacak sert açıklama bile hazırlanmış.
Hazır olan bir belge daha varmış. O da Ankara'nın karşı misilleme planı. Şimdi sıkı durun. Planın 1. sırasında "Derhal Washington Büyükelçimizin geri çekilmesi." 2. sırasında da "İncirlik Üssü'nün kapatılması" varmış. Devletin zirvesinin tamamı bunu onaylamış. Düğmeye basmak üzere bekleniyormuş. Bunları anlatan diplomat planlamayı bizzat yapanlardan. Aldığımız duyumlara göre, tasarının onaylanması durumunda Ankara'nın yine buna çok benzer bir planı var. Ermeni tasarısını geçirmeye hevesli Amerikalı siyasetçilere şimdiden duyurulur. |
hıımm..genel itibarıyle kanadaya da uyguladıgımız elçiyi geri cekme girisimi birde incirlik ussu..en onemlisi, amerika için en can alıcı olan heralde ikinci madde olur..İNCİRLİK kapatılması...
|
 |
umutyolu
16 yıl önce - Pts 26 Mar 2007, 18:43
Aslında öne sürdüğümüz Irak konusu geçici ve bundan dolayı Demokratlarda şuj anda pek önemsememe durumu mevcut. Fakat dün ABD'li bir generalin yaptığı açıklama hepsinden daha büyük bir bomba etkisi yarattı. Buna göre General Fransa örneğini vererek: "Fransa bu yasayı kabul ettikten sonra Türkiye bütün Fransız uçaklarına (sivil ve askeri) serbestçe geçiş hakkını tamamen iptal etti. Eğer aynısı ABD içinde olursa ABD' nin Asya ve Ortadoğu menfaatlari inanılmaz bir darbe alacak ve belki büyük kayıplara neden olacaktır." İşte herşey ortada, etki = tepki kaçınılmaz. Eğer müttefikimiz ABD politik uğurda bu yalan soykırım kararını alırsa sonucuna katlanacak.
Bir yandanda ermenilerin bize verdiğin zararı ve onlar yüzünden aramızı bozduğumuz ülkeleri düşünüyorum. Belki şimdi değil ancak ileride eğer damarımıza böyle basmaya ve yalan zortkırım konusunda daha fazla bize zarar vermeye devam ederlerse onlara karşı yapılan sınır kapatma çok hafif kalacak. Bunun için Lahey'e gidiş hızlanmalı ve sonuçlar tüm dünyaya gösterilmeli. Ayrıca Lahey sonrasıda ermeni sınırını açmanın bir anlamı yok. Çünkü onlardan bugün bir adım gelmediği için yarında onları ödüllendirmenin bir anlamıda yok. Bana kalırsa ermenistan sınırı hiçbir şekilde bir daha açılmayacak.
Teşekkürler.
|
 |
umutyolu
16 yıl önce - Çrş 28 Mar 2007, 14:03
Sayın Şükrü Elekdağ'ın yazısı gerçekten çok önemli noktalara temas etmiş ve konunun özetinin vermiş. Yazı biraz uzun ancak vakti olan herkezin okumasını öneririm.
| Alıntı: |
ERMENİSTAN'A MESAJ: TÜRKİYE'YE SIFIR BEDELLİ POLİTİKA UYGULANAMAZ! (ŞÜKRÜ ELEKDAĞ)
27 Mart 2007, Kaynak : Zaman
ABD büyükelçisi olarak Türkiye'de başarılı bir görev yapmış olan Mark Parris, Wall Street Journal'de yayımlanmış olan makalesinde, Temsilciler Meclisi'ne sunulmuş olan Ermeni soykırım tasarısının kabul edilmesinin Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan gerilimi büsbütün artıracağını ve Washington'a öfkelenen Ankara'nın ABD'nin sadece Irak'taki durumunu değil tüm bölgedeki çıkarlarını olumsuz yönde etkileyebileceğini vurguluyor. Büyükelçi Parris'in değerlendirmesi tamamlanmaya muhtaç. Çünkü, söz konusu karar tasarısının kabul edilmesi, sadece ABD değil, Türkiye açısından da ciddi sorunlar yaratacak bir nitelik taşıyor. Şu anda Türkiye ile ABD arasında yoğun bir diyaloğu gerektiren yaşamsal önemde ve acil meseleler var. Soykırımı kararının kabul edilmesinin ilişkilerdeki atmosferi zehirleyerek sözünü ettiğimiz acil konuların ele alınmasını engellemesi veya geciktirmesi Türkiye'nin ulusal çıkarlarına zarar verecek ağır bir tehlike oluşturuyor. Tabiatıyla, soykırımı iddiasına yönelik kararların yabancı ülke parlamentolarına sunulması, Türkiye'nin kararın geçmesi halinde ne gibi yaptırımlara başvurabileceği tartışmasını da gündeme getiriyor. Ancak, bu tartışma sırasında daima bir husus gözden kaçırılıyor. Bu da, Türkiye'nin soykırımla suçlanmasına yönelik faaliyetlerin arkasındaki esas güç odağının Ermenistan hükümeti olduğudur. Ermeni diyasporası eskiden olduğu gibi Ermenistan'dan bağımsız faaliyet sürdürmüyor. O dönem geride kalmıştır. Şimdi Ermenistan'ın büyükelçileri her bulundukları ülkede diyasporayı Türkiye aleyhindeki faaliyetlerinde örgütlemekte ve yönlendirmektedir. Yani Türkiye'ye verilen zararın esas sorumlusu Ermenistan'dır. Bu bakımdan yaptırımların esas muhatabının Ermenistan olması gerekir.
Deveciyan: Türklerde mukabele cesareti yok
Ancak, yaptırım konusunda Ermenistan'ın Türk hükümetini hiç ciddiye almadığı da bir gerçek. Nitekim, geçen yıl Fransa Millet Meclisi'nin Ermeni soykırımını reddetmeyi hapis ve para cezasıyla cezalandırmayı öngören yasa tasarısını kabul ettiği oturumda söz alan iktidar partisinden Ermeni asıllı milletvekili Deveciyan, Fransa'nın Türkiye tarafından kendisine karşı ekonomik ve ticari alanlarda misilleme yaparak zarar verebileceği hususunda hiçbir endişesi olmaması gerektiğini, çünkü Türklerde yaptırım uygulayacak siyasi irade ve cesaret olmadığını belirtti. Sonra da, söylediğine kanıt olarak şu açıklamayı yaptı: "2001'de Fransız Parlamentosu soykırım yasasını geçirdiği zaman Türkiye Fransa'yı, Fransız mallarına karşı boykot ve diğer ticari ve ekonomik yaptırımlar uygulamakla tehdit etti, ama sonuçta bir şey yapamadı". Deveciyan'ın bu ifadeleri, diyaspora ile Ermenistan'ın gözünde, Türkiye'nin kendisine karşı "sıfır bedelli politika" uygulanabilecek ve kendisine yapılan haksızlık ve kötülüklere mukabele etmekte aciz kalacak bir ülke olarak değerlendirildiğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin, Ermeni soykırımı iddialarıyla mücadelede önce Erivan'ın bu inancını kırması ve Türkiye'ye verilecek her zararın bir karşılığının olacağı ve Ermenistan'ın da canının acıyacağını kanıtlaması gerekiyor. Bunun nasıl yapılabileceğine aşağıda değineceğiz. Ancak, önerilerimizin iyi anlaşılabilmesi için, Türkiye'nin, bağımsızlığını kazanmasından sonra Ermenistan'a yönelik politikasına bir göz atılması yararlı olacaktır.
SSCB'nin dağılması ve 14 diğer cumhuriyetlerle birlikte Ermenistan'ın da bağımsızlığına kavuşması, bu ülkenin tanınması ve onunla diplomatik ilişkiler kurulması gibi duyarlı sorunları birden Türkiye'nin gündemine getirdi. Bu konularda karar alma sürecinde o zaman iktidarda olan Demirel hükümeti, ana hatları şu şekilde özetlenebilecek, gayet olumlu bir yaklaşım benimsedi: Ermenistan üzerindeki Sovyetler Birliği etkisi kalktığına göre, bağımsız Ermenistan yöneticileriyle akılcı bir diyalog başlatılması mümkün olabilecek ve Ankara-Erivan ilişkilerinin gerçekçi, barışçı ve iki ülkenin yararlarına hizmet edebilecek bir temele oturtulabilmesi sağlanabilecekti. Esasen, denize sahili olmayan, ekonomik bakımdan büyük sıkıntılar içinde bulunan ve çevresindeki ülkelerle sorunları olan Ermenistan'ın Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerine her bakımdan ihtiyacı vardı. Türkiye Ermenistan'ın gıda maddeleri ihtiyacını kesintisiz ve ucuza sağlayabilir, elektrik enerjisi alanındaki açığını karşılayabilirdi. Bunlara ilaveten Türkiye, Alican ve Akkaya sınır kapılarını açarak Ermenistan'ın Trabzon limanı üzerinden dünyayla ticari bağlantılarını en ucuz ve elverişli şekilde sürdürmesini sağlayabilirdi. Tabiatıyla, ilişkilerin böyle olumlu ve uyumlu bir şekilde gelişmesinden Türkiye'nin yararlanabilmesi, ancak, Ermenilerin öteden beri Türkiye'ye karşı yönelttikleri asılsız soykırım suçunu dünya kamuoyu önünde tarihe gömmeleri halinde mümkün olabilecekti. Sovyetler Birliği, Ermenistan'ı boyunduruğu altında tutmak için, onun Türkiye'ye karşı toprak taleplerini canlı tutmaya özen göstermiş ve bu hususta Erivan'a destek vermişti. Değişen dünya koşullarında, Türkiye ile Ermenistan arasında pekişecek güven ortamında bu sorunun da üstesinden gelinmesi olanaksız değildi. İşte bu görüşlerle Demirel hükümeti, 16 Aralık 1991'de, SSCB'den bağımsızlıklarını kazanan tüm cumhuriyetlerle birlikte Ermenistan'ı da tanıma kararını aldı. Bu şekilde Türkiye, ABD'den iki gün önce Ermenistan'ı tanıyan ilk ülke oldu. Bundan sonra Türkiye, ciddi ekonomik güçlüklerle kıvranan Ermenistan'a kapsamlı insani yardımda bulundu, buğday ve gıda maddeleri yardımı yaptı ve elektrik ihtiyacını karşıladı. Ankara, bunlara ilaveten sınır ticaretinin başlatılması ile karayolunun açılmasını da gündemine aldı. Bu sıralarda Erivan'dan sağduyulu ve etkileyici bir ses geliyordu. Cumhurbaşkanı Ter Petrosyan, "Ya geçmişte yaşamaya devam edeceğiz, ya da çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlayacağız. Ben çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlamayı tercih ediyorum." diyerek, Ermenistan'ın çıkarının, tarihsel düşmanlığın bir tarafa bırakılıp Türkiye ile işbirliği üzerinde odaklanılması olduğu mesajını veriyordu.
Türk hükümeti, Ermenistan'ı tanıma kararını alırken bunu bazı koşullara bağlamayı da ihmal etmemişti. Nitekim, Başbakan Demirel'in 24 Aralık 1991'de Cumhurbaşkanı Ter Petrosyan'a göndermiş olduğu mektupta şu ifadeler yer almaktaydı: "Hükümetimiz, Ermenistan'ı tanırken, Ermenistan'ın Türkiye ve diğer komşuları ile ilişkilerinde uluslararası hukukun temel ilkelerine ve özellikle toprak bütünlüğüne saygı ve sınırların değişmezliği ilkelerine bağlı kalacağı, iyi komşuluk ilişkilerinin tüm gereklerini yerine getireceği ve davranışlarının bu doğrultuda olacağı anlayışı içinde hareket etmiştir. Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin bu temel ilkelere saygı ve ortak yarar temelinde tesis edilip geliştirilebileceğine inanıyorum."
Ancak, Türk düşmanlığına odaklanmış Taşnak Partisi'nin Petrosyan üzerinde artan baskıları bu mektubun yanıtlanmasına imkan vermediği gibi, Taşnaksutyun (Devrimci Ermeni Federasyonu Partisi) üyelerinin etkisi altında Ermenistan Parlamentosu, Şubat 1991'de Kars Anlaşması'yla belirlenmiş Türk-Ermeni sınırını tanımadığını açıkladı. Bu arada, Ermenistan Parlamentosu, 23 Ağustos 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirisi'nin 11. maddesindeki Türkiye'ye yönelik düşmanca ifadelere Ermenistan Anayasası'nda yer vermekte bir beis görmedi. Bildiri, Doğu Anadolu Bölgesi'ni Batı Ermenistan olarak niteleyerek bu topraklar üzerinde Ermenistan'ın hak iddiasını kaydediyor ve Türklerin Ermenilere soykırımı uyguladıklarının uluslararası alanda kabul edilmesinin sağlanmasını ulusal bir hedef olarak saptıyordu. Anayasa'nın 13. maddesinde de Türkiye'nin bir parçası olan Ağrı Dağı, Ermenistan'ın devlet arması olarak tanımlanıyordu.
Haydat: Büyük Ermenistan'ı kurma ideolojisi
Esasında, Ermenistan Anayasası'nda yer alan bu hedefler, Taşnaksutyun partisi tarafından geliştirilen ve bugün gerek Ermenistan gerekse diyaspora Ermenileri tarafından Ermeni ulusal ideolojisi olarak kabul edilen Haydat (Ermeni davası) doktrininin özünü yansıtıyor. Bu doktrinin odaklandığı iki hedefin birincisi; Doğu Anadolu'yu da kapsayan tarihi Ermeni topraklarının geri alınması ve "Büyük Ermenistan"ın kurulması; ikincisi de dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış Ermenilerin Büyük Ermenistan'a dönmelerinin sağlanmasıdır. Yunanlıların "Megalo İdea"sından pek farklı olmayan bu ırkçı ve yayılmacı ideolojiyi benimseyen Ermenistan ve diyaspora Ermenileri kendilerini Türklere karşı bir asırdır kesintisiz topyekun bir savaş içinde görmekte ve tüm varlık ve enerjilerini bu savaş için seferber etmektedirler. Taşnakların Ermenistan'ın Türkiye'ye yönelik politikasına egemen olmalarının yarattığı gerilim atmosferine ilaveten, Ermeni-Azeri savaşı sonucunda Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisini işgal etmesi ve bir milyon Azeri'nin perişan mülteciler konumuna düşmesi, Ankara'nın Erivan'a yönelik barış ve işbirliği girişimini sekteye uğrattı. Bu durumda, Türkiye, Ermenistan'a sınır kapılarını 1993'te, hava sahasını ise 1994'te kapattı.
AB ve ABD'nin Türkiye'ye baskıları
ARADAN geçen zaman zarfında Türk hükümetleri bu kısıtlamaları, ABD'nin ve AB'nin baskılarına karşı koyamayarak büyük ölçüde yumuşattılar. Ama bunu yeterli görmeyen Erivan, baskıları halen sürdürüyor. Nitekim, ABD Kongresi'nin Senato kanadına Hrant Dink'in öldürülmesini kınayan ve TCK'nın 301'inci maddesinin kaldırılması ile Türkiye'nin Ermenistan ile diplomatik, siyasi ve ticari ilişki kurmasını isteyen bir tasarı sunulmuş bulunuyor. Bu tasarının Temsilciler Meclisi'ndeki soykırım tasarısından önce Senato tarafından oylanıp kabul edilmesi bekleniyor. Bu suretle Hrant Dink cinayetini Ermeni lobisi ve arkasındaki Ermeni hükümeti gayet usturuplu bir şekilde kullanmış oluyor. Bilindiği üzere, Erivan'ın geleneksel hedefi, Türkiye'ye, hem soykırımı iddiasını kabul ettirmek, hem de ABD ve Avrupa Birliği'nin baskısıyla Ermenistan'la sınır kapılarını açtırmaktır. Türkiye ile ticari ve siyasi ilişki kurmak Erivan için büyük önem taşıyor, zira bu şekilde bir taraftan Türkiye üzerinden dünyayla bütünleşerek ekonomik sorunlarını kayda değer biçimde halletmek imkanını bulurken, Azerbaycan'ı da yalnızlığa ve moral çöküntüsüne iten şartları yaratmış olacaktır.
Ermenistan'ın sergilediği tüm düşmanlığa rağmen, Türkiye halen Ermenistan'a hava koridorlarını açmış olup, ülkemize gelmek isteyen Ermenistan vatandaşlarına sınırda vize verdiği gibi, Erivan'dan İstanbul'a hemen hemen her gün uçak seferleri yapılmasına müsaade etmekte, 4 bin TIR Ermenistan'a Gürcistan üzerinden Türkiye'den gıda maddeleri taşımaktadır. Tüm bunlara ilaveten, 70 bin Ermenistan vatandaşının Türkiye'de kaçak işçi olarak çalışmasına göz yumulmaktadır. Ancak, bir taraftan soykırımı iddiasıyla Türk tarihini karalama girişimlerini sürdüren Ermenistan, öte yandan Türkiye ile ticari faaliyetlerin tamamen serbestleşmesini ve özellikle Türk sınır kapılarının açılmasını sağlamak amacıyla, Amerika'yı ve AB'yi kullanarak ülkemize baskı yaptırmaktadır. Nitekim, hiçbir AB Parlamentosu ve Komisyonu rapor ve kararı yoktur ki, içinde bu doğrultuda Türkiye'ye bir tavsiyede bulunulmasın... ABD Senatosu'ndan geçirilecek karar da bu amaca yöneliktir.
İlginç olan, ne Senato ne de Temsilciler Meclisi'nden hiçbir üyenin, Ermeni lobisini irkilteceği endişesiyle, TBMM tarafından 13 Nisan 2005'te yapılan deklarasyonun öngördüğü ortak tarih komisyonu önerisinden söz etmemesidir. Anımsanacağı üzere, CHP'nin girişimiyle ana muhalefet ve iktidar partileri, 1915 olaylarına ilişkin tarihi gerçeklerin bilimsel araştırma yöntemiyle gün ışığına çıkarılması için Türk ve Ermeni tarihçilerden oluşan bir ortak komisyonun kurulmasını önermişler ve bu öneri TBMM'nin söz konusu deklarasyonu ile de teyit edilmişti. Eğer Ermenistan kendi tarihiyle yüzleşmekten korkmuyorsa ve iddialarının gerçek olduğuna inanıyorsa, iki ülke tarihçilerinin bir araya gelmelerine, arşiv araştırmasıyla geçerli belgelerin beraberce saptanmasına ve bu belgelerle ortak bir tarih değerlendirilmesinin yapılmasına itiraz etmemesi gerekir. Öte yandan ABD Kongresi üyeleri de, önyargısız ve iyi niyetle hareket etmek istiyor ve bölgesel barışa olduğu kadar dünya barışına da katkıda bulunmayı arzu ediyorlarsa, Türkiye'nin bu önerisine olumlu bakmaları ve kuvvetle desteklemeleri gerekir.
Erivan'a verilmesi gereken mesaj...
Gerçeği söylemek gerekirse, komşumuz iki milyon nüfuslu Ermenistan, boyuna posuna bakmadan Türkiye ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. Ermenistan yöneticileri, Türkiye'ye karşı her türlü kötülüğü yapabileceklerini, Ermeni soykırımı iddiasını kullanarak Fransa'dan sonra şimdi de ABD ile ilişkilerimizin tam anlamıyla zehirlenmesini sağlayabileceklerini, bu arada dış baskılarla Türkiye'ye her istediklerini dayatabileceklerini ve Türkiye'nin acz içinde buna razı olacağını ve hiçbir karşılık vermeyeceğini hesaplıyorlar. Ankara'nın, Erivan'ın bu inancını kırması ve Türkiye'ye sıfır bedelli politika uygulayamayacağını anlatması gerekiyor. Ermenistan'ın, Türkiye'ye verdiği zararın, kendisine yarar değil zarar getireceğini anlamadan Amerika'daki lobisinin Türkiye aleyhtarı faaliyetlerini durdurması kesinlikle söz konusu olamaz. Ayrıca, Türkiye'nin ortak tarih komisyonu önerisini de ciddiye almaz. Bu bakımdan, Erivan'a, ülkemizin çıkarlarına zarar veren faaliyetlerini durdurmadığı ve TBMM'nin önerisini kabul etmediği sürece, Türkiye'nin yaptırımlarına maruz kalacağı hususu hiçbir kuşkuya mahal vermeyecek şekilde anlatılmalıdır. Türkiye tarafından başvurulacak önlemlerin başında, uçak seferlerine ve Ermenistan'a gıda maddeleri ihracatına kısıtlamalar getirilmesi ve Türkiye'de kaçak olarak çalışan 70 bin Ermenistan vatandaşı işçinin kademeli olarak ülkelerine gönderilmesi gelmektedir. Deveciyan'ın yukarıda belirttiğimiz açıklamasına hak verdirecek bir irade zafiyeti sergilememiz halinde, bu tutumun Ankara'nın şamar oğlanı muamelesine layık olduğundan başka şekilde yorumlanması mümkün mü? Bu bakımdan, Ankara'nın gerçeklere gözünü kapatmayarak Erivan'a gerekli sinyalleri vermesini bekliyoruz
Kaynak : http://www.eraren.org/index.php?Page=GBultenDetay ...p;Lisan=tr
|
Diğer bir konu ise geçtiğimiz günlerde TRT-Int kanalında yayınlanan Türkçe ve İngilizce Ermeni sorunu konulu belgeseli YouTube'ye yüklemeye başladım. İlk olarak 6. bölümün ilk 2 kısmı yüklendi, çünkü 6. bölümde çok önemli bilgiler veriliyor.
Toplam 7 bölüm halinde ve her bölüm tahmininen 4 parça olacak (7x4 = 28 parça). Diğerleride yüklendikçe mesaj olarak ekleyeceğim. Bu belgeselde hem Türk hemde ermeni taraflı kişilere yerverilmiş ve özellikle ermenileri iddiaları tek tek çürütülmüş. Yine vakti olan arkadaşların izlemelerini rica ediyorum.
Ayrıca Fransızca seslendirmeli kopyasıda mevcut. Onunda önemli bölümlerini YouTube'ye yükleyeceğim.
Teşekkürler.
|
 |
umutyolu
16 yıl önce - Prş 29 Mar 2007, 22:33
Böylece 6. Bölüm tamamen yüklendi. Şimdi 7. bölümü yine 4 parça halinde yükleyeceğim. Bu programı kaçıranlar veya konu hakkında birinci elden bilgi edinmek isteyenler mutlaka izlesin. Özellikle bizim tarihçilerimizin açıklamaları ve ispatları çok can alıcı.
Teşekkürler.
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|