Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3
OSMAN TUNCA
16 yıl önce - Sal 06 Mar 2007, 14:06



umutyolu
16 yıl önce - Sal 06 Mar 2007, 22:07

Alıntı:
Soykırım yapmışız amerikanyalılar 10.000 km. öteden 90 yıl önce olan herşeyi nasılda biliyorlar.
Ancak ben şunu eklemek istiyorum.Eğer dedelerimiz ermenileri kestilerse çok çok iyi yapmışlar ellerine sağlık hepsinin mekanı Cennet olur İnşaallah.


Maalesef resmi kayıtlara göre ermeniler kendi ölenlerinden 5 kattan daha fazla Anadolu insanını öldürmüşler (Müslüman oldukları için özellikle Türk, Kürt ve Arap ancak %75'i Türk). Üstelik öldürülenlerin çoğu Çanakkale'de ve diğer cephelerde savaşan Mehmetçiklerin aileri - akrabaları. Savaştan sonra bölgeye gelen Amerikalı ve İngiliz yetkililer bu tabloyu gördükten sonra yargılamadan vazgeçmişler ve Malta'ki tutuklu Türkleri delil yetersizliğinden beraat ettirmişler.

Ermenilerin yaptığı katliamlar, sayısı ve ortaya çıkan tablo için Osmanlı Arşivleri kaynakları :

http://www.devletarsivleri.gov.tr/kitap/kitap.asp ...=21#secili

http://www.devletarsivleri.gov.tr/kitap/kitap.asp ...991#secili

Bu kaynaklara göre ermenilerin bizzat öldürdükleri Anadolu insanı sayısı yaklaşık 532.000+ Bunun içinde Çukurova ve bazı bölgeler yok. Onlarla beraber 600.000 yakın olduğu tahmin ediliyor.

Teşekkürler.


umutyolu
16 yıl önce - Çrş 14 Mar 2007, 18:06

Alıntı:

İDDİAYI KANITLAYAMADILAR (TÜRKKAYA ATAÖV)

14 Mart 2007, Kaynak : Cumhuriyet

2003'te İngiltere'de yayımlanan ( "Birinci Dünya Savaşı Sözlüğü" başlıklı) önemli bir kaynak kitapta (s. 34-35) daha "Türkler seferberlik ve Sarıkamış'a doğru yürüme hazırlıkları içindeyken Ermenilerin 120.000 ve 1917'den sonra da 50.000 daha insan öldürdüklerini" yazıyor. "Van'da Nisan 1915'te 2.500 silahlıyla başkaldırıp orada geçici bir hükümet kurduklarını" da ekliyor. Yer değiştirme bu nedenle başladı.

Tasarı bu gerçeklerin bir satırla bile sözünü etmiyor. İstanbul'dan verilen buyrukların yalnız yer değiştirmeyle ilgili olduklarını ve hukuk dışı eylem sahiplerinin 1915 ve 1916'da, idamlar dahil, yönetimce sert biçimde cezalandırıldıklarını da. Savaş sonrası İstanbul yargılamalarıysa ayrı bir olaydır. O yargılamalar işgal başkentinde İngiliz süngülerinin gölgesinde oldu.

HÜRRİYET VE İTİLAF FIRKASI

Suçlayan bir avuç Türk'ün başını da İttihat ve Terakki'nin rakibi Hürriyet ve İtilaf Fırkası çekiyordu.

Kuvayı Milliye akımını, İngiliz desteğiyle bastırmak amacıyla iç ayaklanmaları kışkırtan, Damat Ferit Paşa hükümetine katılıp Sèvres Antlaşması'na omuz veren ve Ulusal Kurtuluş akımına karşı cephe alan da bu partiydi. Ona bağlı kimilerinin açıklamaları ve suçlamaları bugün sanki yansız yargıçlarmış gibi sözde saygınlık kazanıyor. Oysa bunların önemli bir bölümü Türkiye'de barınamayarak kaçmışlardır. Kimi Ermenilerin ve bu tasarının Türklerden de "suçu" zaten eski tarihlerde kabullenmiş gibi söz etmeleri ya bilgisizliğe dayalı bir yüzeysellik ya da saptırma amaçlı bir kurnazlıktır.

Tasarı öylesine tek-yanlı ve önemli gerçekleri o denli gizleme çabasındadır ki, Enver, Talat ve Cemal Paşalar için idam cezası verilmiş olmasına karşın, bunların uygulanmadığını ekleyerek konuyu kapatmakta, ama ne onların yurtdışına çıkmış olduklarını ve ne de her birinin Ermenilerce öldürüldüklerini açıklamaktadır.

TASARI ERMENİ TERÖRÜNÜ GÖRMEZDEN GELİYOR

Tasarı uzun Osmanlı döneminde ve 1975'ten sonraki Ermeni terorizminin sözünü hiçbir biçimde etmemeyi yeğliyor. Oysa Ermeni kökenli Amerikalı Prof. Louise Nalbandian doktora tezinde, K.S. Papazian 'ın yukarıda adı geçen kitabında ve daha birçok kaynak, Ermeni terorizmini olumsuz yönleriyle açıkça incelemektedirler.

Tasarı birkaç Batı devletinin adını geçirerek bunların resmî belgeliklerinde soykırımı kanıtlayan çok sayıda belge bulunduğu savındadır. Oysa savaş-sonrası antlaşmalarına göre, yenik devletler belgeliklerini yenginlerin uzmanlarına açacaklardı. Açtılar da. Eski sadrazamdan başlayarak toplam 144 Osmanlı ileri gelenini 1919'da Malta Taç Kolonisi'ne götürüp suçlular evine koyan Britanyalılar, uzmanlarını her Osmanlı köşesine sokup yoğun araştırmalarını 1921 ortalarına değin sürdürdüler.

Bir yargıda işlerine yarayacak tek bir belgeyi bile ele geçiremeyince, ABD yönetimine resmen başvurdular, onların elinde de yargı sürecinde yararlı olacak belge bulunmadığı yanıtını aldılar. Türkler uzun tutukluluktan sonra salıverildiler. Tasarı bu önemli gelişmeye ve ABD'nin 1921'deki resmi yanıtına hiçbir gönderme yapmıyor.

BATI'NIN SUÇLULUK DUYGUSUNDAN KURTULMA ÇABASI
Konu kimi Ermeni ya da Türk ailelerinin başına gelenler değildir. Her ikisinde de yakınlarını yitirmiş ve acı çekmiş olanlar var. Ancak soykırımda devletin tasarlaması ve uygulaması gerekir. Bunu kanıtlayan bir tek belge yok. Ayrıca Türkler savaşı yenik bitirdiklerinden, çağdaş Britanya yayınının bile Ermenilerin öldürdükleri kişiler olarak saptadığı toplam 170.000 kişinin katillerinden tek biri bile yargılanmamıştır. Tasarı bu gerçeklerin hiçbirine değinmeyerek hem kimi gerçekleri gizliyor hem de yalın yalan söylüyor. Tasarıyı imzalayanlar Washington'daki Britanya Büyükelçisi'nin Bakan Lord Curzon 'a 13 Temmuz 1921'de yazdığı ve Türklere karşı "yeterli suç yükleyici somut gerçeklerin bulunmadığına" ilişkin resmî iletisini kolayca bulabilirler.

ABD'NİN YARDIMI ENGELLENMEDİ

1913-16 yıllarında İstanbul'da ABD Büyükelçiliği yapmış Henry Morgenthau 'un güvenilir bir kaynak olamayacağını Prof. Heath Lowry yeterince kanıtlamıştır. Yaptığı yayın ve her türlü eyleminde elçilik danışmanları ve çevirmenleri H.S.Andonian ile A.K. Şmavonyan 'ın, ayrıca Bakan R. Lansing 'in ve Türkiye'ye adımını bile atmamış "hayalet yazar" B. Hendrick' in etkileri, müdahaleleri, eklemeleri, çıkarmaları, hatta doğrudan kaleme almaları vardır. ABD ile Osmanlılar savaşmış olmasalar da iki ayrı devletler kümesinde yer almalarına karşın, Talat Paşa "Ermeni kıyımı" yaygın sözcükleriyle toplanan paralarla Başkan W. Wilson önderliğindeki o yılların Amerika'sının suçlanma konusu Ermenilere yardım için Anadolu'ya gelip onlara (ve yalnız onlara) yardım etmelerine izin vermiştir. Tarihte bunun başka örneği var mı?

İZMİR'İ ERMENİLER YAKTI

Tasarı Wilson'un Yakın Doğu'ya Yardım örgütüne destek vermesinin de sözünü ediyor. Ancak onun temsilcisi M. Prentiss 'nun İzmir'i 1922'de asıl Ermenilerin (Yunanlıların katılımıyla) yaktıklarına ilişkin raporunun sözünü etmiyor. Bu raporun aslı da Washington'dadır ve 165 imza sahibine Amiral Bristol belgeleri arasından on dakika gibi kısa sürede sağlanabilir. Bir kopyası bende var.

Hitler 'e bağlanan bir tümce de altmış yıldır bu amaçla kullanılıyor. Bu tümce Washington'daki Yahudi Holokostu Müzesi'ndeki duvara altı metre boyunda bir panoyla konmuştur. Tasarı buna da gönderme yapıyor. Ne var ki, altında daha küçük harflerle şu ekleme de zorunlu olarak var: "AP Ajansı'ndan Louis Lochner'e göre..." Bir gazetecinin sözüyle bir ulus suçlanıyor. Oysa Amerika dahil, Batılıların üç anakarada yaptıklarının ve yapmayı sürdürdüklerinin milyonlarca görgü tanığı var.

YAHUDİ DÜŞMANLIĞI

Hele Nazilerin Yahudi soykırımı için sahneyi Türklerin hazırlamış olduklarına ilişkin anlatım, bu tasarıyı bir kez daha utanmazlığın doruğuna çıkarıyor. Yahudi düşmanlığı, Batı'nın ve Hıristiyanlığın, kökü İsa 'nın çarmıha gerilişine değin uzanan bir hastalığıdır. Neredeyse tüm Batı ülkelerinin önceki ve yakın tarihlerinde bunun çok sayıda örneği var. O denli ki bugün bile Yahudilerin artık oturmadıkları yerlerde mezarları parçalanıyor. 165 imzacı, uzman ruhbilimcilere danışırlarsa, bunu gerçekte kendilerinde olan bir hastalığı başkasının omuzlarına atıp suç duygusundan kurtulma çabası olarak niteleyebilirler. ABD Kongresi'nin "24 Nisan" yerine Yeni Dünya yerlilerine karşı devletçe giriştiği kıyım günlerinin en uygununu seçmeleri çok yerinde olur.

'ERMENİ SAVLARINI BM KABUL ETTİ' YALANI
Tasarı "Ermeni soykırımı"nı Birleşmiş Milletler'in de kabul ettiğini yazıyor. Bu sav da düpedüz yalandır. Benim elimdeki ve B.M. Genel Sekreteri'nin işyerinden gelen belge diyor ki: "Birleşmiş Milletler Ermeni deneyimini bir 'soykırım' olarak tanımlayan bir yazanağı hiçbir zaman ne onaylamış ne de desteklemiştir." "Ermeni soykırımı"nı tüm dünyanın kabul ettiği savı da gerçekle bağdaşmıyor. Afrika'nın 54 bağımsız ülkesi bu konuda onların istediği tek bir karar bile almamıştır. Asya ülkeleri de. Pek güvendikleri Britanya'nın da resmi görüşü şudur: "Birleşik Krallık Hükümeti'nin tavrı bu olayların 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Antlaşması'nda tanımlanan biçimde bir soykırım olarak sınıflandırılmasını gerekli kılacak yeter kanıtın bulunmadığı merkezindedir." Britanya Dışişleri Bakanlığı'nın resmi kâğıdına basılı ve altında sorumlu görevlinin imzası bulunan bu belge bende vardır.

DEMOKRATLARIN TARİHİ SINAVI
Kongre'nin iki alt-meclisinde de çoğunluğu ele geçirmiş olan Demokratları gerçek sınavlar bekliyor. Bunun başında, Virginia'dan Senatör Jim Webb 'in altını açıkça çizdiği "sınıfsal uçurum" geliyor. Amerikan toplumu geçmişinde kişilerin gelirleri açısından bu denli geniş oranda bölünmemişti. Seçilen Demokratların özellikle bu konuda verdikleri sözleri yerine getirmeleri gerek. Örneğin, asgari ücret yukarı çekilmeli, büyük petrol tekellerine yüksek vergiler konmalı, özel ortaklıkların başındakilerle sıradan çalışanların gelirleri arasındaki büyük fark kısılmalı, sağlık hizmetlerini yaymak için adımlar atılmalı ve eğitim olanaklarını geniş kitleye açacak önlemler alınmalı.

AKINTIYA KARŞI KÜREK ÇEKMEZSE...

Yeni seçilenler ve onların partileri bu konuda dişe dokunur bir şey henüz yapmadılar. Büyük olasılıkla yapmayacaklar da. Ancak Amerikan halkının gerçekte beklediği ise budur. Onlar üstünde sanki hakkı, hukuku gözetiyorlarmış gibi bir kanı uyandırmak için doksan küsur yıl öncesine gidip Türkleri hedef alan ama Ermeni baskı örgütünün ellerine tutuşturdukları metni imzalamak ne onları temize çıkarır ne de Amerikan toplumundaki çelişkiyi ufaltır. Ermeni yasa tasarısı gibi ilkel bir belgenin ardına sığınıp "kahramanlık" taslamak başka, onlara oy verenlerin haklı isteklerini yansıtacak yeni yasalar geçirip egemen güçlerle çatışmayı göze almak başkadır. ABD Kongresi akıntıya karşı kürek çekmeye yanaşmazsa, ancak ilkel bir kurul olduğunu kanıtlar.

KAPKAÇ TASARISI

Özet olarak, tasarı en uçta yer alan bir avuç Ermeninin hazırladığı metnin milletvekillerine ulaştırıldığı ve olayın bir kapkaç girişimi olduğu kanısını uyandırıyor. İmzacı 165 kişi madalyonun öbür yüzünü apaçık gösteren gerçekleri görmedikleri için mi bu denli bilgisizler, yoksa gördüler de gizledikleri için mi aktöreden bu ölçüde yoksunlar? İki yol da herhalde fırsatçılık, hak tanımazlık ve belki de serüven yoluna açılıyor. Bu serüven bir zorlamayı da içeriyorsa, Türk ulusunun gereken tepkiyi göstermeye hazır olacağından kuşku duyulmasın.

Kaynak : http://www.eraren.org/index.php?Page=GBultenDetay ...p;Lisan=tr



Teşekkürler.


ozanfus
16 yıl önce - Çrş 14 Mar 2007, 18:24

Alıntı:
tasarının geçmesi durumunda, Türk-Amerikan ilişkilerinin ve ABD'nin ulusal çıkarlarının göreceği zararları güçlü bir dilleanlatıldığı belirtildi. Ocak sonunda sunulan sözde Ermeni soykırımı tasarısı halen Temsilciler Meclisi'nde bekliyor ve gündeme alınıp alınmayacağı kesinlik kazanmadı

yenişafak


Figen

16 yıl önce - Çrş 14 Mar 2007, 18:32



İhya Vural

16 yıl önce - Çrş 14 Mar 2007, 18:49
Ermeni zortkırımı gene ABD meclisinde...




ozanfus
16 yıl önce - Çrş 14 Mar 2007, 20:48



En son ozanfus tarafından Çrş 14 Mar 2007, 20:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


Patron
16 yıl önce - Çrş 14 Mar 2007, 20:53



ozanfus
16 yıl önce - Çrş 14 Mar 2007, 20:58



arif50

16 yıl önce - Çrş 14 Mar 2007, 21:53
DIŞ İLİŞKİLER




En son arif50 tarafından Prş 15 Mar 2007, 13:47 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


sayfa 3
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET