Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
cansu

10 yıl önce - Prş 01 Şub 2007, 15:44
İzmir Şarkıları [KÜLTÜR]




metin canbalaban

10 yıl önce - Prş 01 Şub 2007, 16:09



metin canbalaban

10 yıl önce - Sal 13 Şub 2007, 11:17



Ömer3510

10 yıl önce - Cmt 17 Mar 2007, 02:34



Burak Gün
10 yıl önce - Cmt 17 Mar 2007, 23:05
Güzel İzmir




mustafa esenduran
10 yıl önce - Pzr 18 Ksm 2007, 21:12



m.gökhan bölek
10 yıl önce - Cmt 19 Oca 2008, 14:05



m.gökhan bölek
9 yıl önce - Pzr 24 Şub 2008, 15:26



m.gökhan bölek
7 yıl önce - Pzr 28 Mar 2010, 16:45



doqu
7 yıl önce - Pts 29 Mar 2010, 00:48

Alıntı:
KIRIKA Dert Gemisi
Mutluluklar uçup gitmiş aranıyor her tarafta
Zengin vardan fakir dardan gönül yardan dert yanmakta
Ben de şimdi ağır yüklü dert dolusu bir gemiyim
Mal değil ki yüklerimi bir limana indireyim

Söyle gökoğlan sen söyle dertlerini bize söyle
Ahbaplarını esirge dostlarını nazar eyle
İstersen git pazar eyle elaleme pazar eyle
Ahbaplarını esirge dostlarını nazar eyle

Benim derdim gam yüküdür metelik etmez pazarda
Meyhane masasına meze olur akşam rakıya


Kaba Saz

http://rapidshare.com/files/369287182/02-_Kae_rae ...ba_Saz.mp3

Nargilem

http://rapidshare.com/files/369288985/04-_Kae_rae ...rgilem.mp3

Dert Gemisi

http://rapidshare.com/files/369281497/03-_Kae_rae ...Gemisi.mp3

Dokumacı Örümcek

http://rapidshare.com/files/369286443/01-_Kae_rae ...__mcek.mp3

Rüyamdaki Şehirde

http://rapidshare.com/files/369292383/12-_Kae_rae ...ehirde.mp3



Alıntı:
KIRIKA
Kırıka... İzmirli dört müzisyenin 2000 yılında kurduğu modern bir halk müziği grubu. Ama bu halk müziği sıfatı yanlış anlaşılmasın. Kırıka kendi şarkılarını üreten bir grup. Eskide gözü değil, gönlü kalıp; aynı çizgide yeni şarkılar üreten bir grup. Dört kişi olmalarına nazaran bir oda orkestrası kadar sahnede gözdolduran bir grup.

Yeniden deniz şarkıları, deniz kültürü ve dionyssos ruhu... Denizle karanın seviştiği, karanın erkek karalığına, denizin kadın maviliğine karıştığı, ufku açık mavi, gurubu yanık kızıl bir güzel coğrafya bizim evimiz.. Ege kıyıları... Biz, gittikce kara kültürüne ve onun eğlence anlayışına teslim olmaya başlayan Türkiye'nin unuttuğu deniz kokusunun peşindeyiz....

Kırıka'nın İzmirli kurucuları gibi her İzmirli bilir ki buralara denizle gelen açıklık, güneş ile yıkanmış bir esriklik, milliyeti muğlak bir melezlik ve Dionyssos coşkusu yakışır. Yemek, içmek, şarkı söylemek, rakı ile esrimek, dans etmek, düğün, sünnet, açık hava, imbat, yosun ve deli lodos... Bu cümbüşü fişekleyen de zeybekler, sirtolar, kasap havaları, çiftetelliler, karşılamalardır.

Kırıka, müziğinde nicedir unuttuğumuz bu deniz rüzgarını arıyor... Gelenekten gelen şarkıları bir müzeci gibi yorumlamaktan çok gelenekten beslenip, bugünün şarkılarını yaratmaya çalışıyor. Ne ki gelenek öylesine cezbedici ki Tamburi Cemil Bey'in Rast Zeybeğini çalmadan da edemiyor.

Gelenek, şehirler ve müzik: "Kaba Saz".

Kırıka'nın ana etkileşim kaynağını 1800'lerin sonlarına doğru İzmir, İstanbul, Selanik gibi Osmanlı İmparatorluğu'nun kozmopolit şehirlerinde ortaya çıkan, 1960'lara kadar özellikle meyhanelerde yaşayan "şehirli halk müziği" olarak nitelendirebiliriz.

Bektaşi nefeslerinin rindaneliğini, oyun havalarının hovardalığını, Karagöz-Hacivat müziklerinin çocuksu-neşesini, yeniçeri kahvehanelerindeki kabadayı hallerini, rembetikoların külhaniliğini, kantoların hafif meşrepliğini, ve içli sevda şarkılarının hüznünü içinde barındıran bu kalender müzik o eski zamanlarda kah bir Rum hatunun sesinden, kah Urfalı bir gazelhanın nağmelerinden, kah İstanbul'lu bir beyefendinin nidalarından yükseliyordu. Kırıka, mayasını işte buralarda buluyor, ruhu kırıklık... yani şehirli olmanın ortaya koyduğu melez olma durumu.
MÜZİSYENLER

Salih Nâzım PEKER: Vokal, bağlama, cura, elektro saz, abdal sazı, cümbüş, lavta, buzuki, tzouras, baglamadaki.
Hasan Devrim KINLI: Perdesiz elektrikli bas gitar.
Orçun BAŞTÜRK: Davul, geri vokal.
Murat Ferhat YEGÜL: Trombon, ney.

ALBÜMDE YER ALAN PARÇALAR

1-Dokumacı Örümcek
2-Kaba Saz
3-Dert Gemisi
4-Nargilem
5-İspirtocu Saim
6-Bir Sır Var Gülüşünde
7-Rast Zeybek
8-Dört Mevsimli Gözler
9-Acılı Hayat
10-Yıllar Geçti
11-Sonbaharda İzmir'e Özlem
12-Rüyamdaki Şehirde



Alıntı:
Kırıka - Kabasaz, grup tanıtımı
Dezenformasyon toplumunun balık hafızasına saçılan çerçöple, kendi kültürü ve geçmişiyle beraber, iç benlikte de yaşanan hezeyan durumu hepimizi kucaklayıp bir yerlere taşıyıveriyor.

Her sabah farklı bir gündeme uyanan bilinç, gözünü her açtığında kendi sınırlarının silinişini fark ederken; kaybolup giden değerlerle beraber, tek bir dünya ve tek bir kültürden oluşan devasa bir kıyma makinesine tıkılıp içinden çıkan silme insan yığınlarının aynılaştırılmasına tanık oluyoruz.

Batılılaşma babında kendi kendine yabancılaşan topluma satılan bayağı oryantalizm öğelerini hap gibi yutan küçük burjuva hallilerinin halinden anlayan müzik şirketleri, hangi tarafa göre doğu olduğu belli olmayan doğu'yu birilerine satadursun, uzun zamandır kendi ayaklarının altında duran topraktan inleyen nağmelerin üstünden atlayarak geçen ve millet bilincinin kaybolmasının kendi kültüründen bihaber olmanın bir sonucu olduğunu görmeyenlere acilinden şifa niyetine Kırıka; sıkıntılarımıza ilaç babında ilk albümleriyle yörüngemize giriş yaptı.

Grubun kendi tabirleriyle denizle gelen açıklık, güneş ile yıkanmış bir esriklik, milliyeti muğlâk bir melezlik ve Dionyssos coşkusu ile dolup taşan bir müzikle çalıp, söylemekte olan Kırıka, her Egelinin içinde olan zeybek kültürü, deniz kokusu, imbat, lodos ve sofranın baş tacı olan rakıyla harmanlanmış; halk müziği denince ilk akla gelen köylü folklorik ezgilerden ziyade, şehirli ve Osmanlının son zamanlarına öykünen bir müzik anlayışı içinde sanatını icra ediyor.

Salih Nâzım Peker'in vokal, bağlama, cümbüş, buzuki ve daha birçok enstrümanı çaldığı grupta, Hasan Devrim Kınlı bas gitar, Replikas'tan da tanıdığımız Orçun Baştürk davul ve geri vokal, Murat Ferhat Yegül ise trombon ve ney icra etmekte. Albümde ayrıca İstanbul Blues Kumpanyası kadrosundan Sarp Keskiner de gitarıyla katkısını esirgememiş.

Egelilik ruhunu pek güzel yansıtan Kırıka; İzmirli kimliğini arkasına alarak, fakat bunun bir yöreye has öğelerle bezeyerek gözümüze sokmak yerine, evrensel bir tarzda müziğini yansıtmayı başarabilen bir grup olarak şimdiden gani gani saygımızı kazanmayı başardı.

Kordon da günbatımına hasret yüreklere ilaç kıvamında olan albüm olan Kaba Saz da yine grubun kendi tabiriyle: Karagoz & Hacivat müziklerinin neşesini, rembetikolarin külhaniliğini, hanendelerin şehvetini ve içli sevda şarkılarının hüznünü içinde barındıran kalender nağmeler işitmek mümkün.

Calexico'nun zeybek hali veyahut White Stripes'ın kasap havası çalması gibi eğlenceli sıfatlarla kendi bezeyen grubun albümünde bulunan 12 şarkının yedi tanesi merhum şair Mustafa Kamil Gök'ün şiirlerinin bestelenmesinden oluşturulmuş. Ayrıca albümde Tamburi Cemil Bey'e ait olan enstrümantal Rast Zeybek ismindeki şarkı da Kırıka tarafından yeniden düzenlenerek kendine yer edinmiş.

Kırıka'nın da albümde müzikten ziyade dikkat ettiği şey olan şarkı sözü konusunda Mustafa Kamil Gök'ün şiirlerinin varlığı gerçekten çok önemli bir unsur olarak göze çarpıyor. Tam olarak verilmek istenen eski usul yeniçeri eğlencesi, kederi, ruhu ve her türlü kırıklığın bileşimiyle yoğrulmuş şarkı sözleri albümün ruhunu yansıtmayı çok iyi başarıyor.

Albümde en ilgi çeken şarkılar olarak sözleriyle beni benden alan Dert Gemisi, İspirtocu Saim, Bir Sır Var Gülüşünde ve Acılı Hayat kişisel olarak favorim. Özellikle Dert Gemisi'ndeki

Zengin vardan
Fakir dardan
Gönül yardan
Dert yanmakta..

dizeleri içimize nakşetmiş durumda.

Uzun lafın kısası; Ege müziği denince akla gelen sirtaki ve tabak kırma ayinlerden gayrı, dizleri yere vura vura zeybek oynamak, hem sevinç hem de burun sızlatan hüzünle, keder ve mutluluğun rakı masasında ve denizin dalgalarında savrulup gittiğine şahit olmak isteyenler Kaba Saz'ı mutlaka gidip edinsin. Yıllarca dinledikleri süprüntüleri bir kenara fırlatarak sahici bir şeylere kulaklarını açıversinler.

EK BİLGİ:1800'lerin sonu, 1900'lerin başında istanbul, urfa, selanik gibi imparatorluğun büyük şehirlerinde yapılan halk müziği oldu Kırıka'yı etkileyen... bektaşi nefeslerinin rindaneliğini, halk türkülerinin tevazusunu, kantoların hafif meşrep şehvetini ve içli sevda şarkılarının hüznünü muhabbetle kucaklayan bu kalender müzik, kah bir rum kadınının tahrik edici sesinden, kah urfalı bir gazelhanın nağmelerinden, kah istanbullu bir beyefendinin nidalarından yükseldi. işte kırıka mayasını burada buldu: kırıklık... çelebice bir hüzün ve melez olma durumu... taş plakların o tek kanaldan gelen özensiz, ama içten kayıtları... bir
de taksim ve gazellerde icracıların makam dışı seslerde özellikle diretmeleri... kırıka, tam da burada punk bir hissiyat buluyor ve bu hissiyatı kendi şarkılarında amplifiye ediyor. son dönem osmanlı şehirli halk müziği, akademik eleştirilerden ve piyasanın baskısından uzakta, kendi zamanının şarkılarını bir zanaatkar tevazusuyla işleyip, bugüne bir gelenek bıraktı. şimdi, ne yazık ki bu özgürlüğe sahip değiliz. kırıka, bu döneme gıpta ile bakıyor ve biraz da öykünüyor.
http://209.85.129.132/search?q=cache:OSxR8xGWqIIJ ...&gl=tr




sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> İZMİR - Haberler ve Sohbet