1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
 |
Sinan Doğan
16 yıl önce - Cum 26 Oca 2007, 19:20
Alparslan Türkeş'den Milliyetçiliğin boyutları ile ilgili bir kesit daha
Alparslan Türkeş: 'Biz vatan ve millet çıkarlarını herşeyden önce tutan bir deliler topluluğuyuz fakat bu deliliğimizdende oldukça memnunuz'..
Milliyetçilik ile ilgili Kişisel görüşlerimden bir kısmını aktarmam gerekirse Milliyetçiliğin herhangi bir siyasi partiye mal edilmesi söz konusu olamaz. Milliyetçilik kimsenin tapulu görüşü değildir Milliyetçi olmak sadece bu kavram ile özdeşleşmiş partilere özgü birşeyde değildir..
|
 |
Umit Bal
16 yıl önce - Cum 26 Oca 2007, 19:28
Vatan ve Millet gibi olabildiğince kutsal ve manevi değeri yüksek iki kavramı kendilerine alet eden, ülkemizde gerçekleşen her pis olayın altından çıkan menfaatçiler topluluğu. Atatürk milliyetciliği ile uzaktan yakından ilgi ve alakaları yoktur, ticari milliyetciliktir günümüzdeki.
|
 |
burakerkıral
16 yıl önce - Cum 26 Oca 2007, 19:34
aynı zamanda milliyetçi denilince akla şu gelmesin; it,kopuk,serseri,kavga eden,adam bıçaklayan,yol kesen,eşkiyalık yapan,lise önlerinde kelebek sallayan,üniversitelerde olaylar çıkaranlar değillerdir.Bazı kişilerde şunu düşünür ve şöyle der; ''ulan delimisin beee sanane sen kimsinki milliyetçi oluyosun vatan millet sakarya konuşuyosun bu Türkiye'yi senmi kurtarıcan...'' diyenlerde var...İŞTE TÜM BU SÖYLENENLERE ALDIRIŞ ETMEDEN YOLUNA DEVAM EDENLER GERÇEK MİLLİYETÇİLERDİR....
|
 |
cansu_KFL
16 yıl önce - Cum 26 Oca 2007, 19:56
Herkese merhabalar! Sizinle geçen salı tanık olduğum 2 farklı görüşü paylaşacağım konuyla ilgili. Bu konudaki yorumlarınızı belirtirseniz sevinrim. Salı günleri ilk dersimiz Milli Güvenliktir ve dersimize çok değerli bir hocamız aynı zamanda rütbesi albay olan değerli bir askerimiz girmekte. Konumuz Atatürk İlkeleri'nden ''Milliyetçilik''ti ve ben bu kavramı hayatım boyunca anlayamadığımı o derste afrkettim. O kadar güzel ifade edildi ki milliyetçilik kavramı herşeyi ile kafamda olgunlaştı diye düşünüyorudum. Hocamız dersini anlatırken milliyetçiliğin defalrca kez dinden ayrı bi kavram olduğunu, dinle milliyetçiliğin bir bağlantısı olmadığını da belirtti ve günümüzden de çok gerçekçi , açıklayıcı örnekler verdi. Bu konuyu tamamiyle kavradığımı düşünüyordum ki öğleden sonraki tarih dersimizde yeniden kafam karıştı. Tarih hocamız ise aksine milliyetçiliğin kökeninde din olduğunu, Bulgarların, Kıpçakların da aslında Türk olduğunu ancak dinlerini kaybettikleri için milliyetçilik duygularını da kaybettiklerini söyledi. Bu benim için çok ters bir düşünce. Bence onlar dinlerini değil 'kültürlerini' kaybettikleri için benliklerini kaybettiler. Ateisti de , yahudisi de, hıristiyanı da bu vatan toprakları üstünde 'Türk'üm dediği, bunu içinde hissettiği, anladığı sürece pek çok insandan hatta belki pek çok müslümandan bile daha milliyetçi, vatanına daha bağlı olarak yaşabilir. Örneğin benim ateist, aynı zamanda tam olarak 'Atatürk Milliyetçisi' tanıdığım pek çok insan var. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce milliyetçiliğin temelinde din ile bir bağlantısı var mıdır?
|
 |
burakerkıral
16 yıl önce - Cum 26 Oca 2007, 20:10
şimdi zaten milliyetçiliğin kökeninde millet var milleti oluşturan unsurların tamamının fikir olarak uygulanması ve korunması milliyetçiliği oluştutur bu uygulama ve korumada dinse,dindir,bayraksa,bayraktır...vs...
|
 |
alit
16 yıl önce - Cum 26 Oca 2007, 20:27
| Alıntı: |
| aynı zamanda milliyetçi denilince akla şu gelmesin; it,kopuk,serseri,kavga eden,adam bıçaklayan,yol kesen,eşkiyalık yapan,lise önlerinde kelebek sallayan,üniversitelerde olaylar çıkaranlar değillerdir. |
Tabii ki hepsi öyle değildir fakat örneğin ben kendim bildiğim için Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat fakültesi'ne gidebilrisiniz bazı milliyetçi arkdaşların ne kadar tahammülsüz olduğunu görmek için.Sadece saçı uzun olduğu için arkadaşımın burnunu kırmışlardı milliyetçi arkadaşlar beni de saçım uzun olduğu için uyarmışlardı.Hala var mı bilmiyorum kantinlerde daha üst milliyetçi arkadaşların özel masaları vardı kimse oturamazdı.Okulu bırakmak zorunda kaldım o milliyetçi arkadaşlar ve yine onları destekleyen milliyetçi hocalar yüzünden.
|
 |
hurşit saral
16 yıl önce - Cmt 27 Oca 2007, 13:27
YAZMAK İSTERDİM!
Bu site'de;
Milliyetçilik-ulusçuluk-ulusalcılık kavramlarını yazmak isterdim.
Milliyetçiliğin, küçük hesaplar peşinde avunma olmadığını; komşu ülkelere yağıca davranmanın ötesinde aslolanın sömürgeciliğe karşı gelmek olduğunu, yazmak isterdim.
Hristo'yla, Dikran'la, Bican'la, İvan'la uğraşmanın Milliyetçiliğe bir katkısı olmadığını; aslolanın Samlaşan, İvanlaşan, Hanslaşan anlayışla savaşım olduğunu, yazmak isterdim.
Ezgine / Mazluma karşı kıyıcının yenında yer almanın milliyetçilik olmadığını; aslolanın insan hak ve özgürlüğü olduğunu, yazmak isterdim.
Sırf çıkarı için bir siyasal kuruluşu destekleyen, emek sömürücüsü ağa-patronu tutmanın milliyetçilik olmadığını; aslolanın türe-tüze hakkaniyeti olduğunu yazmak isterdim.
"Milli Sermaye"dir diye yayılmacı anamalcıyı tutmanın milliyetçilik olmadığını; aslolanın "sermaye" yayılımında, dağılımında ve bölüşümündeki hakkaniyet olduğunu, yazmak isterdim.
"İkiz Yasalar"a imza atmanın milliyetçilik olmadığını; aslolanın ilkesel "milli duruş" olduğunu yazmak isterdim.
Tarihsel evrim gereği yıkılmaya zorunlu olan İmparatorluğu tutup, onun sürekliliği olan ulus-devlet'i tutmamanın milliyetçilik olmadığını; aslolanın binlerce yıllık devlet geleneginin sürekliliği anlayışı olduğunu, yazmak isterdim.
Ulusalcılığın; ulus-devlet'i evrenselliğe taşımanın bir süreci olduğunu, yazmak isterdim.
Mustafa Kemallerin önderliğinde, tüm halkımızın oluşturduğu bu devletin, henüz ulus-devlet'ten evrilmediğini; evrensel evrimin hala bir utopya olduğunu, yazmak isterdim.
Sınıfsız-katmansız bağdaşık bir devlete ulaşmak için, önce, sınıflararası uzlaşmanın ve hakkaniyetin gerçekleşmesinin gerekliliğini, yazmak isterdim
Amerikancanın, Fransızcanın, Arapça-Farsçanın dilimize uğrattığı yıkımı görmeden, bu anlayışa karşı gelmeden milliyetçi olunamayacağını yazmak isterdim.
Dinsel bağnazlıkla miliyetçiliğin örtüşmeyeceğini yazmak isterdim.
Türklükle İslamlığın ayrı kavramlar olduğunu; Türklüğün bir toplumbilim kavramı, İslamın bir felsefe kavramı [daha doğrusu bir esinsel inanış] olduğunu; ikisinin ayrı ayrı ama kendi akaçında son derece sağlıklı işleyeceğini, yazmak isterdim.
Bırakın, elinizde cetvel dinsel inanç kuvveti ölçmeyi, bunu değerlendirmenin Tanrı'nın işi olduğunu söylemeyi, aslolan kişinin devlete, ulusa bakışı ve bu bütünlüğü benimsemesidir demeyi, yazmak isterdim.
Bu iki kavramı bir akaçta akıttığınızda; saltlıkla birinin diğerinin rengine bürüneceğini, bunun da çoğunlukla dinselliğin yengisinde olduğunu yazmak isterdim.
Son zamanların moda terimi olan "Ilımlı İslam" aldatmacasının bir sömürgrci-yayılmacı anlayış olduğunu; İslam'ı sulandırıp "Yeni Misyonercilik Anlayışı"na çanak tuttuğunu, yazmak isterdim.
Sırf yatay tarih ve onun getirdiği ekinin Milliyetçiliğe yetmeyeceğini; dikey tarihin de özümsenmesi gerektiğini yazmak isterdim.
Yatay ve dikey ekinleri özümseyerek yeni bir bireşimle şimdiki ekinimizi oluşturmanın gerçek milliyetçilik olduğunu, yazmak isterdim.
Yunus gibi Sinoplu Diyojen'i de benimsemenin, milliyetçilik olduğunu, yazmak isterdim.
Anadolu insanı, Kariyalı Herodot'u benimsemezsem, onu Helenlerin kapacağını, "Tarihin Babası" kıvancını Helenlere kaptıracağımızı, yazmak isterdim.
Bugünkü Batı Yayılmacılığının o dönemdeki atası olan Eski Yunan Uygarlığının, Anadolu Birliğine [-ki, bu savaşta Anadolu'yu Troyalılar, Kariyalılar, Amazonlar vb. halklar savunuyordu] karşı yaptığı yayılmacılık savaşında; Paris'e karşı, Hektor'u, Haçlılara karşı yiğitçe döğüşen Kılıçarslan gibi görmenin / tutmanın milliyetçilik olduğunu, yazmak isterdim.
Azgın Batı'nın bizi hala yayılmacı-kıyıcı sandığını. Serv'i hiç bırakmadığını, en küçük fırsatta "topyekün" Nehirötesine atmayı, ağzının suyunu akıtarak beklediğini, yazmak isterdim.
En yalınç olarakta şu:
Türkler tarihin hiçbir döneminde kitlesel kıyıcı-kırımcı olmadığına, Anadoluyu da boş bulmadıklarına göre...
Tümcenin sonunu herkes kendisine göre doldursun.
Tüm bunları yazmak isterdim.
Sonrasında boşverdim.
Yazmamayı yeğledim.
Hoşçakalın.
|
 |
KültiginK
15 yıl önce - Cum 25 Oca 2008, 18:51
Bir kavramı doğru tanımlamadan o kavrama değişik anlamlar yüklemeye çalışırsak, hem kavramı bozar hem de kavramı amacından saptırmış oluruz. Başlık, milliyetcilik anlayışımızı sormadığına göre başlığa uygun yazmaya çalışacağım.
Bu bağlamda kavramın köküne inmek lazım. Millet Arapça bir kelimedir. Din anlamına gelmektedir. Kur'an da da bir çok yerde İslam Milleti, Hristiyan milleti gibi tanımlar yer almaktadır. Milliyet ise aralarında illiyet(sahiplik,bağ) olan kişiler topluluğudur. Milliyetci bu bağa sahip çıkan kişidir. Osmanlı'da d 20.yızyıla kadar bu anlamda kullanılmıştır.
Eski Türkçede bu kelimeyi karşılayan ülüş(bölüm,pay,kısım)eşkökenli olarakta uygurcada uluş (ülke)olarak geçmektedir. Mogolca'da ulus olarak geçmekte(koyun sürüsü,halk,devlet),kimileri bu kavramı budun kavramı ile karıştırmaktadır. Eski Türkçede budun; kavim anlamında kullanılmaktadır. Ulus yada milliyet,Fransızca-İngilizce nation kavramına karşılık olarak kulanılmıştır. Oysa nation ulus kavramını karşılamıyor.Nation aynı atadan gelen anlamına gelmektedir. Daha çok kavim ve ırk tanımlarına uygundur.
|
 |
Müslüm Türkses
15 yıl önce - Cum 25 Oca 2008, 19:00
Peki Millet Kavramı subjektifmi ?.
|
 |
KültiginK
15 yıl önce - Cum 25 Oca 2008, 19:07
Kavram yanlış kişileirn elinde dejenere edildiği için,kimi insanlar tepkisel olarak milliyetcilik ya da ulusculuk kavramına mesafeli bakmaktadır.Yanlış çevirinin kurbanı olmuştur.
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|