Ana Sayfa  



Gökhan Erdoğan




Pzr 21 Oca 2007, 23:36   Oğuz Boyları..(İnsan aslını bilmeli)

Oğuzlar, Oğuz Boyu

Bugün; Türkiye, Balkanlar, Âzerbaycan, İran, Irak ve Türkmenistan’da yaşayan Türklerin ataları olan büyük bir Türk boyu. Oğuzlara, Türkmenler de denir.
Oğuz kelimesinin türeyişiyle ilgili çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. Kelimenin boy, kabile mânâsına gelen “Ok” ve çokluk eki olan “z”nin birleşmesinden “Ok-uz” (oklar, koylar) anlamında olduğu ileri sürüldüğü gibi, oyrat (haşarı, yaramaz) kelimesinin eş anlamlısı olduğunu iddiâ edenler de vardır. Ancak kelime, Anadolu ağızlarında “halim selim, ağırbaşlı” mânâlarına da kullanılmaktadır. Arap kaynaklarında ise “guz” veya “uz” şeklinde geçmektedir.

İlk zamanlar Üçok ve Bozok adlarıyla iki ana kola ayrılmış olan Oğuzlar, daha sonraki devirlerde, Dokuz Oğuz, Altı Oğuz, Üç Oğuz adlarında boylara da ayrıldılar. Oğuzlar, yirmi dört boydan meydana gelmişti. Bunlardan on ikisi Bozok, on ikisi Üçok koluna bağlıydı. Tarihçiler, hazırladıkları cetvellerde Oğuz boylarının adlarını, sembollerini ve ongunlarını (armalarını) göstermişlerdir. Buna göre, Bozoklar; Kayı, Bayat, Alka Evli, Kara Evli, Yazır, Dodurga, Döğer, Yaparlu, Afşar, Begdili, Kızık, Kargın; Üçoklar ise; Bayındır, Peçenek, Çavuldur, Çepnî, Salur, Eymur, Ala Yundlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva, Kınık boylarına ayrılmışlardı. Bugün Türkiye’de yirmi dört Oğuz boyuna ait işaret ve yer adlarına çok rastlanmaktadır.

Oğuz adına ilk defa Yenisey Kitabelerinde rastlanmaktadır. Barlık Irmağı yöresinde bulunan bu kitabelerde; “Altı Oğuz budunda” sözü yer almaktadır. Öz Yiğen Alp Turan adlı bir beye ait olan bu kitabelerin yazıldığı devirde, Oğuzlar, Göktürkler'in hakimiyeti altında altı boy hâlinde Barlık Irmağı kıyılarında yaşamakta idiler.

Altıncı yüzyıldan itibaren Göktürklerin idaresinde toplanan Türk kabilelerinden bir kısmı gibi Oğuzlar da kendi aralarında birlik kurarak Tula-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz Kağanlığını meydana getirdiler. Göktürk kağanlığının, Kutlug Şad (İlteriş Kağan) tarafından 682’de ikinci defa kurulmasından sonra, Göktürkler, hâkimiyetlerini kabul etmeyen Oğuzlar üzerine yürüdüler. Tula Irmağı kıyısında yapılan kanlı bir savaşta, Oğuzlar yenildiler. Fakat, Göktürklerin hâkimiyetini kabul etmediler. İlteriş Kağan, Oğuzlar üzerine birçok sefer düzenledi ve Baz Kağanı öldürdü. Oğuzların merkezi Ötüken ve çevresini ele geçirdi. Bu yenilgi karşısında İlteriş Kağan’ın hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalan Oğuzlar, Göktürklerin Kırgız seferine katıldılar. Göktürk hakanlarından Bilge Kağan zamanında isyan ettiler. Bir sene içinde bir kaç defa harbe giren Oğuzlar; yenilerek, geri çekildiler. Daha sonra Dokuz-Tatarlar ile ittifak kurarak Göktürklerle mücadele ettilerse de yine bozguna uğrayarak, Çin taraflarına göç ettiler. Bir müddet sonra tekrar eski yurtlarına döndüler. Bu mücadelelerde zayıflayan Göktürkler, 745’te Uygurlar tarafından yıkıldı. Bu esnada Uygurlara yardım eden Oğuzlar, Uygur Devletinin dayandığı başlıca boylardan biri oldu. Uygurlarla birlikte Basmıl ve Karluklar'a karşı savaştılar. Fakat zaman zaman Uygurlara karşı da isyan etmekten geri durmadılar. Eski müttefikleri Dokuz-Tatarlar ile birleşerek Uygur Kağanı Moyunçur’a karşı cephe aldılar. Zaman zaman Çin’e gittiler. Daha sonra Çin’den çıkarak eski yurtlarına döndüler. Uygur Devletinin yıkılması üzerine batıya göçerek Sir Derya (Seyhun) kıyılarına ve onun kuzeyindeki bozkırlara yerleştiler. Onuncu yüzyılda, göçebe hayatı yanında, yerleşik bir hayat sürmeye de başladılar. Göçebe Oğuzlar, daha ziyade koyun, at, deve, sığır yetiştiriciliği ve ticaretle uğraşıyorlardı. Yerleşik Oğuzlar ise, Sabran (Karacuk), Suğnak, Karnak, Sütkent gibi şehirlerde oturuyorlardı. Onuncu asırda henüz Müslüman olmamış olan Oğuzlar, inanışları gereği bir takım ibadet ve âyinleri yerine getiriyorlardı. Ancak yaşayış bakımından İslâmiyet'e uygun tarafları vardı. Soy temizliğine ehemmiyet verirlerdi. Bilhassa zina gibi suçların cezası ölümdü.

Onuncu asrın başlarında Oğuzlar, Mâverâünnehir çevresinde yerleşip, Yabgu denilen hükümdarın idare ettiği bir devlet kurdular. Devlet ve millet işlerinin bir mecliste istişare edildiği ve subaşı denilen ordu kumandanı, Yabgu’nun vekili ve nâibi olan tegin, İnal ve Tarkan unvanlarını taşıyan memurlar vardı. Oğuzların bu sıradaki başşehirleri, Sir Derya kıyısındaki Yeni Kent idi. Yabgu Devleti zamanında Oğuzlar, Üçok ve Bozok diye iki kısma ayrılmışlardı.

Onuncu asrın sonlarında İslâm dînini kabul ederek iyice güçlenen Oğuzlar, komşuları Peçenekler ve Hazarlar ile savaşlar yaparak onları yendiler. Fakat 11. yüzyılın ortalarında, Oğuzların İslâm dînini kabul etmemiş olan bir kısmı, Kıpçaklar'ın baskısıyla yurtlarını terk ederek Karadeniz’in kuzeyinden Tuna boylarına, oradan da Balkanlara indiler. İslâm dînine girmedikleri için etraflarını saran Hıristiyan devletlerin baskısıyla kısa zamanda benliklerini kaybederek, örf, an’ane ve geleneklerini unuttular. Eriyip, yok oldular. Geri kalanları da Bizans hizmetine girdiler. 1071’de yapılan Malazgirt Meydan Muharebesi'ne Bizanslıların yanında katıldılar. Fakat çok geçmeden Selçuklular tarafına geçtiler.

İslâm dînini kabul eden Selçuk Bey’in idaresindeki Oğuz boyları ise, Oğuz Yabgu Devleti hükümdarının, kendilerine kötülük yapacağından çekinerek, yurtlarından ayrılıp İslâm diyarı olan Horasan taraflarına gittiler. Mâverâünnehir’de kalan diğer Oğuz boyları da, Kıpçakların hücum ve baskıları sonunda dağıldılar. Böylece Oğuzlar Devleti yıkıldı. Yerlerinde kalan Oğuzlar ise Karaçuk dağları bölgesinde, Mangışlak’da ve Seyhun Nehri kıyılarında yerleştiler. Daha sonra Karahıtayların ve Karlukların baskısı netîcesinde, Horasan’a gelip Selçuklulara tâbi oldular.

Selçuk’un büyük oğlu Arslan İsrâil, Horasan’da hâkimiyet kurup, diğer Oğuz boylarını idaresi altında topladı. Daha sonraları, Tuğrul ve Çağrı Beyler idaresindeki Selçuklular, Sâmânoğulları ile ittifak kurarak, Karahanlılar'a ve Gazneliler'e karşı mücadele ettiler. Selçukluların başarılı idareleri sebebiyle pekçok Oğuz boyu onların hâkimiyetinde toplandı. Birçokları yerleşik hayata geçti.

Selçuklu Devletinin kurulmasında esas rolü oynayan Oğuzlar ve diğer Oğuz boyları, 11. yüzyılın ikinci yarısından itibaren akın akın İran, Irak, Anadolu ve Suriye’ye doğru yayıldılar. Selçuklu Devletinin sınırlarını Ceyhun Nehrinden Akdeniz’e kadar genişlettiler. İslâmiyet'i kabul etmeden önce dünyevî maksatlar ve kuru cihangirlik için çalışan, harp eden ve soylarının temizliğiyle tanınan Oğuzlar, İslâm dînini kabul ettikten sonra, Allahü teâlânın yüce dîni olan İslâmiyet'i yaymaya gayret ettiler. Gittikleri yerlerde doğruluğun, adaletin, ilmin ve medeniyetin savunuculuğunu yaptılar. İnsanlara hizmet etmek, ilmin ve medeniyetin yayılmasını sağlamak için pekçok cami, medrese, kervansaray, hamam ve köprü yaptırdılar. Büyük Selçuklu, Türkiye Selçukluları, Akkoyunlular, Salgurlular, Artukoğulları, Karamanoğulları, Ramazanoğulları, Dulkadiroğulları ve Osmanlı devletlerini kurarak İslâm dîninin yayılmasına hizmet ettiler. İslâmiyet'in ve Müslümanların yok edilmesi için çalışan Haçlılara karşı parlak zaferler kazandılar. İslâmiyet'e, ilme ve adalete karşı olan ortaçağ Avrupa’sına pekçok yenilikleri götürdüler. Dokuz yüz sene boyunca, kurdukları devletlerin sınırları içinde yaşayan bütün unsurlara karşı İslâm dîninin emirleri doğrultusunda hareket ederek, hizmet ettiler. Bugün Türkiye, Âzerbaycan, İran, Türkmenistan, Afganistan, Irak ve Suriye’de yaşayan Türkler, Oğuzların neslindendir.

Oğuz teşkilâtı, yirmi dört boyun çıkardığı sülâleler ve meşhûr şahsiyetleri:

Boz-Oklar: Dış Oğuzlar da denip, Sağ kolu teşkil ederler.

1. Gün-Alp/Gün-Han: Sembolü şâhin. Oğulları: a) Kayıg/Kayı-Han: “Sağlam, berk” mânâsındadır. Üç kıta ve yedi denize altı yüz yıldan fazla hâkim olan Osmanlı sülâlesi bu boydandır. Kayı Boyundan Ertuğrul Gâzi ve her biri birer müstesnâ şahsiyete sâhip, çoğu dâhî, cihangir, kumandan, şâir ve sanatkâr olan Osmanlı sultanları, Kayı Han neslinin kıymetini göstermeye kâfidir. b) Bayat: “Devletli, nîmeti bol” mânâsındadır. Maraş ve çevresine hâkim olan Dulkadiroğulları, İran’da Kaçarlar, Horasan’da Kara Bayatlar, Maku ve Doğubeyazıt hanları, Kerkük Türkmenlerinin çoğu, bu boydandır. Dede Korkut kitabını 1480’de Hicaz’da yazan Tebrizli Hasan ve meşhûr şâir Fuzûlî bu boydandır. c) Alka-Bölük/Alka-Evli: “Nereye varsa başarı gösterir” mânâsındadır. Türkiye ve Âzerbaycan’daki Alaca, Alacalılar adı taşıyan yerler bu boyun hatırasıdır. d) Kara-Bölük/Kara-Evli: “Kara otağlı (çadırlı)” mânâsındadır. Karalar ve karalı gibi coğrafî yer adları bunlardan kalmadır.

2. Ay-Alp/Ay-Han: Sembolü kartal. Oğulları: a) Yazgur/Yazır: “Çok ülkeye hâkim” mânâsındadır. Ab-Yabgu devrindeki Yenibent Yabguları, Batı Türkistan’daki Cend Emirleri, Kara-Daş denilen Horasan Yazırları, Ahıska’dan aşağı Kür boyundaki Azgur-Et (Azgur Yurdu) Kalesi, Kürmanç Kürtlerinin Azan Boyu, Toroslardaki Gündüzoğulları Hanedanı bu boydandır. b) Tokar/Töker/Döğer: “Dürüp toplar” mânâsındadır. Yenikentli Vezir Ayıdur, Harput-Diyarbakır-Mardin hâkimleri, Artuklular, Sincar-Siverek, Suruç arasında hâkim eski Caber Beyleri, Memluklar devrinde Halep Döğeriyle Hama Döğerleri, bugünkü Mardin-Urfa arasında yirmi dört oymaklı Kürt Döğerleri, Hazar Denizi doğusundaki Saka Boyu Takharlar; Şavşat’taki Ören kale, To-Kharis ve Malatya’nın Tokharis bucağı, Dağıstan’daki Digor ve Kars ve Arpaçay sağındaki Digor kazası bu boydan hatıradır. c) Totırka/Dodurga/Dödürge: “Ülke almak ve hanlık yapmak” mânâsındadır. Sivas doğusundaki Tödürgeler bu boydandır. d) Yaparlı: “Misk kokulu” mânâsındadır. Zaza Çarekliler ve misk ticareti yapan Yaparı Oymağı bu boydandır. Yaparı Oymağının Akkoyunlu ve Giraylı camilerinin mihrap duvar harcına bu güzel ıtriyattan kattıklarından hâlâ hoş kokmaktadır. Diyarbakır ve Kırım’da hatıraları vardır.

3. Yıldız-Alp/Yıldız Han: Sembolü tavşancıl. Oğulları: a) Avşar/Afşar: “Çevik ve vahşî hayvan avına hevesli” mânâsındadır. Hazistan Beyleri, Konya’daki Karamanoğulları, İran’daki Avşarlı Nâdir Şah ve hanedanı, Ürmiye ve Horasan Afşarları bu boydandır. b) Kızık: “Yasakta pek ciddi ve kuvvetli” mânâsındadır. Gaziantep, Halep ve Ankara çevresindeki Kızıklar, Doğu Gürcistan’da ve Şirvan batısındaki ovaya Kızık adını verenler bu boydandır. c) Beğdili: “Ulular gibi aziz” mânâsındadır. Harezmşahlar, Bozok/Yozgat-Raka/Halep çevresindeki Beğdililer, Kürmanç Badılları bu boydandır. d) Karkın/Kargın, “Taşkın ve doyurucu” mânâsındadır. Akkoyunlu-Dulkadiroğlu ve Halep-Hatay bölgesindeki Kargunlar, Doğu Anadolu ve Âzerbaycan’daki ilkbaharda eriyen karların suları ile kopan sel ve su kabarmasına da Kargın/Korkhun denilmesi bu boyun adındandır.

Üç-Oklar: İç Oğuzlar da denilip, sol kolu teşkil ederler.

1. Gök-Alp/Gök Han: Sembolü sungur. Oğulları: a) Bayundur/Bayındır: “Her zaman nîmetle dolu yer” mânâsındadır. Akkoyunlular sülâlesi, İzmir’den Âzerbaycan’daki Gence’ye kadar Bayındır adlı yerler bu boydan gelir. b) Beçene/Beçenek/Peçenek: “İyi çalışkan, gayretli” mânâsındadır. Karadeniz kuzeyi ile Balkan Yarımadasına göçen ve 1071 Malazgirt ile 1176 Miryokefalon Meydan Muhârebelerinde Bizanslılardan ayrılarak Selçuklular safına geçen Peçenekler, Dicle Kürmançlarının iki ana kolundan güneydeki Beçene Kolu, Ankara-Çukurova Halep bölgelerindeki Türkmen oymaklarından Peçenekler bu boydandır. c) Çavuldur/Çavındır: “Ünlü, şerefli, cavlı” mânâsındadır. Türkmenistan’da Mangışlak Çavuldurları, Çorum çevresindeki Çavuldur ve Anadolu’daki Çavdar Türkmen oymakları, Erzurum ve çevresindeki Çoğundur adlı köyler bu boyun adından gelmektedir. d) Çepni: “Düşmanı nerede görse savaşıp hemen çarpan, vuran ve hızlı savaşan” mânâsındadır. Rize-Sinop arasındaki çok usta demirci Çepniler ve Çebiler, Kırşehir, Manisa-Balıkesir çevresindeki ve Kars ile Van bölgelerinde Türkmen Oymağı Çepniler bulunmaktadır.

2. Dağ-Alp/Dağ Han: Sembolü uçkuş. Oğulları: a) Salgur/Salur: “Vardığı yerde kılıç ve çomağı ile iş görür” mânâsındadır. Kars ve Erzurum hâkimi Salur Kazan Han Sülâlesi, Sivas-Kayseri hükümdarı âlim ve şair Kadı Burhâneddin Ahmed ve Devleti, Fars Atabegleri, Salgurlular, Horasan’daki Teke-Yomurt ve Sarık adlı Türkmenlerin çoğu bu boydandır. b) Eymür/Imır/İmir: “Pek iyi ve zengin” mânâsındadır. Akkoyunlu, Dulkadirli ve Halep Türkmenleri içindeki Eymürlü/İmirlü oymakları, Çıldır ve Tiflis’teki iyi halıcı ve keçeci Terekeme Oymağı bu boydandır. c) Ala-Yontlup/Ala-Yundlu: “Alaca atlı, hayvanları iyi” mânâsındadır. Yonca kelimesi bu boyun hatırasıdır. d) Yüregir/Üregir: “Daima iyi iş ve düzen kurucu” mânâsındadır. Orta Toros ve Çukurova Üç-Oklu Türkmenlerinin çoğu, Adana’daki Ramazanoğulları bu boydandır.

3. Deniz Alp/Deniz Han: Sembolü çakır. Oğulları: a) Iğdır/Yiğdir/İğdir: “Yiğitlik, büyüklük” mânâsındadır. İçel’in Bozdoğanlı Oymağı, Anadolu’da yüzlerce yer adı bırakan İğdirler, İran’da büyük Kaşkay-Eli içindeki İğdirler ve Iğdır adı, bu boyun hâtırasıdır. b) Beğduz/Bügdüz/Böğdüz: “Herkese tevâzu gösterir ve hizmet eder mânâsındadır. Dicle Kürtleri ilbeği olup, Hazret-i Peygamber’e elçi giden (622-623 yılları arasında Medîne’ye varan), Bogduz-Aman Hanedanı temsilcisi ve Kürmanç’ın iki ana kolundan Bokhlular/Botanlar, Yenikent-Yabgularından onuncu yüzyıldaki Şahmelik’in Atabegi Kuzulu, Halep Türkmenlerinden Büğdüzler bu boydandır. c) Yıva/Iva: “Derecesi hepsinden üstün” mânâsındadır. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşâh (1072-1092) devrinde Suriye ve Filistin’i feth eden Atsız Beğ, 12. yüzyılda Hemedân batısında Cebel bölgesi hâkimleri Berçemeoğulları, Haçlıları Halep çevresinde yenen Yaruk Beg, Güney-Âzerbaycan’daki Kaçarlu-Yıva Oymağı bu boydandır. Ankara’da çok makbul yuva kavunu bu boyun yerleştiği ve adları ile anılan köylerde yetişir. d) Kınık: “Her yerde aziz, muhterem” mânâsındadır. Büyük ve Anadolu Selçuklu devletleri, Orta Toroslardaki Üçoklu Türkmenler, Halep-Ankara ve Aydın’daki Kınık Oymakları bu boydandır.

Kaynak:http://www.dallog.com/boylar/oguz.htm


Bu konunun açılma sebebi Tüm Dünyadaki Oğuz boylarına mensup soydaşlarımın şuan nerede olduklarını;nerede olurlarsa olsun kökenlerini bilmelerini ve boylarıyla alakalı tüm bilgileri paylaşmalarını sağlamaktır.Şimdiden destekleriniz ve aslımıza sahip çıktığınız için teşekkürler..


 mesajı beğendiniz mi?: +6
Burhanettin Akbaş




Pts 22 Oca 2007, 00:39  

OĞUZ HAN (KAĞAN) KİMDİR?

Doğum tarihi tespit edilememiştir. İlk Hun hükümdarı Teoman’ın oğludur. Teoman’ın başka bir karısından ve Oğuz Han’dan yaşça küçük bir oğlunun annesi, kendi oğlunu tahta geçirmek için çareler aradı ve sonunda Teoman’ı kandırarak Oğuz Han’ı güney-batı komşuları olan Kuşanlara rehin yollattı. O dönemdeki hukuk anlayışına göre, rehin, barış teminatı demekti.
Oğuz Han’ın üvey annesi, oğlunun tahta geçmesini garantilemek için, Teoman’ı bir kere daha kandırarak Kuşanlara savaş açtırdı. Anlaşma bozulduğundan, Oğuz Han’ın Kuşanlar tarafından öldürülmesi gerekiyordu. Fakat Oğuz Han, süratle ülkesine kaçtı. Babası buna sevindi ve ödül olarak ona 10 bin askerlik bir vilayet verdi. Oğuz Han, yakaladığı bu imkanı iyi kullandı. Kahramanlık ve teşkilatçılık gibi özelliklerini kullanarak, kin duyduğu babasına karşı askeri hazırlığa başladı.
Elindeki orduyu bir savaş makinesi haline getiren Oğuz Han, alışılagelmiş bir silah olan oku da geliştirerek menzilini uzattı. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra, babasının üzerine yürüdü ve onu yenerek M.Ö. 209 yılında Hun tahtına çıktı.
Hun Devleti’nin başına geçen Oğuz Han’ın ilk işi, doğudaki Tunguzları ortadan kaldırarak, Hazar Denizi’ne kadar olan bölgedeki bütün Türk boylarını da hakimiyeti altında toplamak oldu.
Türk boylarını birleştirerek ilk defa Türk birliğini kuran Oğuz Han’ın devletinde, boylar iç işlerinde serbestti. Bu gelenek Osmanlılara kadar geldi. Boylar, merkezî devlete sadece vergi ya da haraç vermek ve asker hazırlamakla yükümlüydü.
Oğuz Han, M.Ö. 209-174 yılları arasında geçen otuz beş yıllık kağanlığı sırasında, devamlı savaş halinde oldu. Ülkesinin sınırları Hazar Denizi’nden Hint Okyanusu’na, Himalayalardan Sibirya’ya kadar genişledi. Hun saldırılarına karşı inşa edilen Çin Seddi bile Oğuz Han ordularını durdurmaya yetmedi.
Nitekim Oğuz Han, bir seferde 320 bin kişilik bir orduyla Çin’in içlerine kadar girerek Çin Hükümdarı Kao-Ti’yi, ülkesinin kuzey bölgelerini Hunlara terk ederek, Hun devletine vergi ödemeye mecbur bıraktı. Çinliler, 58 yıl müddetle bu vergiyi ödedi.
Oğuz Han M.Ö. 174 yılında ölmüştür.
Oğuz Han’ın Türkçe’deki başka bir adının Alp Er Tunga olduğu, aynı ismin Çin kaynaklarında Mete olarak geçtiği rivayet olunur.
Oğuz Han, Oğuz Destanı’nda şöyle tasvir edilir:
“Samur omuzlu, kurt belli bir yiğitti. Gözlerinin içi nur, avuçlarının içi kandı. Kırk gün anasının sütünü emdi, bir daha emmedi. İki üç yaşında iken ata binmeye başladı. Yetişip aklı erer yaşa gelince Oğuz’a haber verdiler ki yakın ormanda bir canavar türemiş, bir iki şehrin sürülerine ve insanlarına aman vermiyor. Ormana gitti, bir geyik buldu ve ortalıkta bir ağaca bağladı gitti. Ertesi gün gelince geyiği yenmiş buldu. Bu sefer bir ayı buldu, yine o ağaca bağladı ve gitti. Daha sonra geldiğinde onun da kemiklerine rastladı. Bu defa kendisi o ağaca dayanıp gecelemeye başladı. Hazır ava alışan canavar geldiğinde, başıyla Oğuz’un kalkanına dokundu, dövüştüler; o, canavarı yendi, başını getirdi; komşu şehirler halkı düğün bayram ettiler. Büyükler bir araya gelip kendilerini bayrağı altında birleştirecek olanın bu Oğuz olduğunu anladılar. Hepsi onun çevresine toplandılar.”



OĞUZ  BOYLARININ  LİSTESİ

                 ANADOLU'' DAKİ  TÜRK  BOYLARI  -   OĞUZLAR  ( Türkmenler )  
                 BOZOKLAR - ( Oğuz'ların sağ kolu)
                 Gün - Hanoğulları ( Birinci oğlu) :
                             Oğuz Boyunun Adı :   Türkçe anlamı Manası :  Ongunu :  
                             Kayı                       Sağlam Mühkem               Şahin  
                             Bayat  Mutlu yiyeceği bol, devletlü ve nimetli.   Şahin  
                             Alkaravlı Alka evli  ereye varirsa başarı
                             gösterir, her yere yürürler, muvafakat ederler.  
                             Sâhin  
                             Kara ivli Kara evli   Kara otağlı, çadırları kara  
                              Sâhin  


                 Ay Hanoğulları - ( ikinci oğlu)
                             Oğuz Boyunun adı :   Türkce"de anlami   Onkunu  
                             Yazır   cok ülkeye sahip, çok vilayet onun ola.  
                             Kartal  
                             Döger   Toplanmak için yani derilmeg için bir yere
                             geleler.   Kartal  
                             Dodurga  Ülke almak, yönetmek, mülk tutmak ve
                             yaşamak   Kartal  
                             Yaparlı   . ?  Kartal  

                 
                 Yıldız Hanoğulları - (Üçüncü oğlu) :
                             Oğuz boyunun adı:   Türkçe anlamı :   Onkunu  
                             Avşar   Çevik avı seven, yani cüstu cââk ve
                             canavara kuşa hevesli   Tavşancıl  
                             Kızık   Güclü, düzene sokmada ciddi, Kuvvetlü ve
                             yasakda  cehd edici.   Tavşancıl  
                             Beğdili , Begdili   Uluların sözleri gibi değerli.
                             Be ler sözü azizdir.  Tavşancıl  
                             Karkın   Çok ve doyuran aş . Ulu ve doyurucu.  
                             Tavşancıl  



                             ÜC - OKLAR : ( Oğuz' ların sol kolu)  


                 Gök Hanoğulları (Dördüncü oğlu) :
                             Oğuz BoyununAdı  Anlamı Türkçe manası   Onkunu :  
                             Bayındır   Daima yiyecek dolu olan yer, hemişe bay
                             ve nimetli ol.  Sunkur  
                             Biçene ( Becene)   İyi çalışır , eyü dürüsici  
                             Sunkur  
                             Cavuldur Cavındır  Şerefli, ünü yaygın, namuslu ve
                             ırak cavlı   Sunkur  
                             Çepni   Nerede ya görürse , kandeki yagı görz
                             derhal savaşır ve çarpar   ?  


                 Dağ  Hanoğulları - ( Beşinci oğlu) :
                             Oğuz Boyunun adı :  Anlamı : Türkçe' de manası  
                             Onkunu :  
                             Salur  Nereye varırsa kılıcı ve comağı iş görür.  
                             
                             Eymür  Son derece iyi ve zengin, hadsüz eyü boy  
                             ol.   Uc kuş  
                             Ala Yuntlu Alayundlu :  Hayvanları iyi, kısrakları
                             ala ve oyu atlu   Uc kuş  
                             Üregir   Daima iyi ve düzen kurucu Hemi eylük ve
                             ihsan edici   Uc kuş  


                 Deniz  Hanoğulları ( Altıncı oğlu) :
                             Oğuz Boyunun Adı :   Anlamı :   Onkunu :  
                             İgdir- (Yigdir)   İyilik, büyüklük, ve yiğitlik,
                             eyülük ve Ululuk ve bahadurluk   Çakır  
                             Bügdüz   Herkese tevazi gösterir ve hürmet eder.  
                             
                             Yıva   Derece hepsinden üstün, mertebesi
                             dükelinden üstün olan  Çakır  
                             Kınık   Nerede olsa değerlidir. Dükelinen her
                             yirde bunlar aziz ola.  Çakır  


                 Oğuz’ların sırası ile 24 boyuna ve manaları ile inançlarından
                 dolayı ongunlarına değindikten sonra, 24 sayısı Oğuz  
                 Türk’lerinde yine inançlarına bağlı olarak oldukca sık
                 kullanılan bir sayı olduğunu belirtmektede yarar vardır. Bazı
                 tarihci  ve  araştırmacıların  tesbitlerine  göre ;  Osmanlı  
                 ordu  teşkilatında, Rumeli  ve  Diyarbekir  eyâletleri  24 er
                 sancaktı. Otlukbeli savaşında 24 sancak beyi vardı. Meşhur
                 Türk seyahlarından Evliya Çelebiye göre, Kütahya san cağı  24
                 kadılık idi. Rumelinde  devlet  hizmetinde  bulunan Yörük’ ler
                  24 kişiden müştekil guruplara ayrılmışlardır.
                 Diğer taraftan Oğuz boylarından  Yörüklerden  birinin  koyun  
                 sayısı  24 den  az  olursa  onlar  yoksul  sayılır. Merv
                 bölğesinde yaşayan Teke adlı meşhur  Türkmen oymağı seyahların
                 anlatımına göre 24 oymağa  ayrılmıştır. Türk’- lerin 24
                 sayısına verdiği önemle ilğili daha  çok  örnekler  vardır.
                 Bütün Türk boylarında olduğu  gibi  Oğuz’ ların  24
                 boylarından Avşar ve Türkmen boylarındada herkesin en  az yedi
                  ceddini  sayması  gerekiyor. Bu bir  adet  ve  vaz geçilmez
                 bir gelenek olarak sürüyor. İşte Oğuznamenin Seyit Lukman
                 rivayetinde Oğuz’ların ceddi şu sıralama ile sayılır.
                 1 - Toğrul beğ - Tugrul Bey        2 - Mikail        3 -
                 Selçuk         4 - Dukak        5 - Ertoğrul - Ertugrul Bey    
                   6 - Lukman
                 7 - Toksurmuş           8 - İlci beg  ( Elçi Bey )
                 Oğuznamedeki sıralamada üçüncü olarak  adı  geçen  Selçuk’un
                 ceddinin yani Anadolu Selçuklu’ları ile Oğuzlarını soyunun
                 Türk, Türkmen çadırlarının direği ve direğini yontan usta
                 anlamında (Kerakü) adı verilir. Mahmut Kaşgari’de aynı savı
                 doğrular. Selçuk’un asıl ceddinin asil olmayıp, bir kiregeçi,
                 sanatkar idi demekle bu nesli avamdan (Fakirlerden ) birinin
                 nesli olarak gösterilir. Selçuk’ un  babası  Kerakücü  Hoca
                 gördüğü  bir  rüyada kendi  neslinden  büyük  adamlar zuhur
                 edeceğini söyler. Sonra gördüğü rüyası gerçekleşir.


 mesajı beğendiniz mi?: +7
Alperen_dt



Pts 22 Oca 2007, 01:07  

Turk boylarinin Tamgalari

http://tr.wikipedia.org/wiki/Tamga_(T%C3%BCrk_Boylar%C4%B1n%C4%B1n)


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Gökhan Erdoğan




Pts 22 Oca 2007, 03:22  

Genel bilgilerden sonra isterseniz Bu boyların detaylarına geçelim diye düşünüyorum..Bu 24 boyu ayrı ayrı tanıtalım,mensubu olan arkadaşlar nerede yaşadıklarını aslen nereden geldiklerini vs. anlatsınlar..
Hadi kolay gelsin..


En son Gökhan Erdoğan tarafından Pts 22 Oca 2007, 17:24 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


 mesajı beğendiniz mi?
Gökhan Erdoğan




Pts 22 Oca 2007, 15:09   AVŞAR BOYU

Avşar boyunun adı Kaşgarlı Mahmut (XI. yy) ve Fahrettin Mübarek Şah (XIII yy) listelerinde Afşar; Reşidüddin (XIV. yy başı) ile ona dayanan Yazıcı-oğlu (XV. yy) ve Ebulgazi Bahadır Han (XVII. YY) listelerinde Avşar olarak geçer. Moğol istilasından önceki Vakayinamelerde de Avşar şeklinde rastlamak mümkündür. XIV ve XVII. Yy ’larda Anadolu’da her ikisi de görülmekle beraber Avşar adı daha çok yaygındır ve telâffuz şekli zamanımızda ülkenin her yerinde Afşar’ın yerini almıştır. Buna karşılık XVI. Yy ’dan beri İran kaynaklarında Afşar şeklinde yazılır ve halen de bu boya mensup oymak ve köylülerce Afşar olarak söylenir.
Kaşgarlı Mahmut kabile olarak diğer Oğuz boyları ile birlikte 6. sırada Afşar olarak bahseder.  Reşidüddin’e göre Avşar, hükümdar çıkarmış 5 boydan (diğerleri Kayı, Yazır, Bey dili, Eymür. Bunlardan sadece Eymür Üç-Ok’lardandır) birisidir.  Manası ise “çevik ve vahşi hayvan avına hevesli”dir.  Yazıcı oğlu Ali’de “cüst-ü çalak ve ava, canavara ve kuşa hevesli” manasını vermektedir.  Ebulgazi Bahadır Han’da manasını “işini ıldam (çabuk) işleyici” olarak verir.  
Çağdaş bilginlerden Wambery ise Avşar adına bir yerde “toplayıcı” diğer bir yerde ise “zaptiye neferi, mübaşir” manasını vermektedir. G. Nemeth’de Avşar’ın “Avş” fiilinden geldiğini bunun da Kırım-Kazak Türkçe’sinde  “müsaade etmek ve itaat etmek” manasına geldiğini, dolayısıyla Afşar’ın “itaatli” manasında olduğunu söylemektedir.  Zeki Velidi Togan’da Avşar’ın “Avcı + er” den geldiğini söylemekte, Tomaschek’in “avş=kam” demek olduğunu ve bunun mümkün olamayacağını belirtmektedir.  
Ancak Avşar sözünde “ava hevesli” manasından başlarsak, kelimenin kökünü “Av” sözünde aramak lazımdır. Buna göre av kökünden ( - ş - ar ) ekleri ile meydana gelmiş olması gerekir. Biz böylece Avşar’ın “av” isminden geldiğini kabul etmiş oluyoruz ki, söyleyiş ve anlama bu yöndedir.

Burada bir hususu belirtmekte fayda vardır. Eski Türkçe’de (f,v) sesleri yoktu ve Türkçe kökenli kelimelerde bu sesler (p,b) sesleriyle karşılanıyordu. (eb-ev, bermek-vermek, bar-var, öpke-öfke vb..) Bu sebeple Afşar/Avşar adı gerçekte Abşar/Apşar şeklinde olmalıdır. Avşar adının kaynağı olan (av) sözünün aslı da (ab/ap) olmalı. Aparmak fiilinin anlamı da bu görüşü desteklemektedir.
Bu açıdan bakınca Afşar ismine ilk defa M.Ö. 500’lü yıllarda rastlanmaktadır. Artvin’in Hopa İlçesi’nin yerinde bulunan kasaba ve yakınındaki ırmak bu dönem yazarlarınca Absaros diye tanıtılmıştır. M.Ö. 508-500 yıllarında kitabını yazan Skylax buradaki kasaba ve ırmağı Apsaros, M.S. 79’da ölen Plinius Absarus, M.S. 131’de bölgeyi gezen Arrianos Apsaros diye tanıtır. Yunanca’da (c,ç,ş) sesleri olmadığından dolayı ve tekil belirten “os” son ekini çıkarınca bu kelimenin en eskiden Apşar diye söylenen Boz ok kolu Avşar olduğunu anlıyoruz.
Aynı yıllarda çevre yer isimleri arasında Karkın’et (Karkın boyu), Azgur (Yazgur=Yazır boyu), Tumanis (Tuman=Duman), Kalarç’et (Kalaç=Halaç boyu), Paçan’k (Peçenek boyu) gibi yer  adlarının bulunması dikkat çekicidir.
Görüldüğü üzere Avşar adının manası hakkında çeşitli görüş ve açıklamalar var. Anadolu halk ağzında ise Avşar kelimesi değişik anlamlarda kullanılıyor.
Afşar : 1. Bir şeyin zıddı, aksi (Eskipazar - Çankırı). 2. Çabuk iş gören, çevik (Lice, Hani – Diyarbakır, Sivas, Ereğli, Ilgın, Haremi Yörükleri ve Aziziye – Konya).
Afşarı / Afşar : Bel bıçağı, kama, ucu sivri bıçak (Iğdır köyleri).
Afşarsız : Gelişigüzel (Bahçeli, Bor - Niğde).
Avşar : 1. Cuma günü (Çaltı-Gelendost - Isparta). 2. Bir Oğuz Boyu (Pınarbaşı - Kayseri; Kadirli, Kozan, Saimbeyli - Adana). 3. Süvari jandarma (Bereketli, Tavas - Denizli, Artova, Dodurga, Zile, Çamlıbel ve köyleri  - Tokat, Çakırlar - Konya). 4. Hamarat, becerikli (Cebelibereket - Adana, Gavurdağı - Gaziantep). 5. Yular  (Gemlik - Bursa). 6. Pekmezin pişmeden önce şiddetle kaynaması (Konya). 7. Tarhana yaparken pişirilen soğan, biber ve yoğurt karışımı (Eşme civarı - Uşak).
Avşara gelmemek : Memeli hayvanın sağımı güç olmak (Kars ve çevresi).
Avşarlan(dır)mak / Avşarlamak : Kızdırmak, işi büyütmek, hiddetlenmek  (Elmalı – Antalya).
Avşar sağmak : Koyunu Avşar usulü sağmak (Kars ve çevresi).
Oyşar   : İri hayvan memesi (İrişli-Bayburt, Selim ve Sarıkamış - Kars).
Oyşarramak : Hayvanı hızlı hızlı ara vermeden sağma (İrişli-Bayburt, Selim ve Sarıkamış - Kars).
Bunun yanında günümüzde Çuvaş Türkleri arasında “Yapşar” şeklinde bir kelime vardır ki; bu Avşar ile aynıdır. Başına bir “y” harfi eklendiği görülen kelimenin manası da “eli açık ve cömert”tir.  Kazak Türkçe’sinde de Apsar kelimesi vardır ve anlamı “biraz delimsi, delice , atak”tır.

Daha geniş bilgi ve Türkiyedeki ve Dünyadaki tüm  Avşarların nerede yaşadıklarını görmek için: www.avsarobasi.com


 mesajı beğendiniz mi?: +2
karahan1976



Pts 22 Oca 2007, 15:29  

1-Atalarımdan birinin bir gün Anadolu'daki bir arap-farisi-rum-kürt-ermeni vs. kızı ile aşk yaşayıp, çoluk çocuk sahibi olmadığına, %100 saf oğuz boyunun kanını taşıdığıma ne kadar emin olabilirim?
2-Dedelerimden biri bir arap-kürt-farisi-rum-ermeni kızıyla evlenmişse ben %100 Türk sayılmaz mıyım?
3-Dedelerimden biri bir arap-kürt-farisi-rum-ermeni kızıyla evlenmişse, ben de onların oğullarının soyundan geliyorsam durumum ne olur?


 mesajı beğendiniz mi?
resitokumus




Pts 22 Oca 2007, 15:44  

Sevgili Karahan.
Kendini Türk hissediyorsan TÜRK`sündür.
Hissetmiyorsan değilsindir.
Bu yazılanları büyük bir ilgi ile okuyup haz duyuyorsan.
Yazılanlar , damarlarında sıcaklık yaratıyorsa,
Bundan sonra yazılacaklarıda heyecanla ve merakla bekliyorsan.
Bu bilgilerden sonra acaba ben hangi boya mensubum düşüncesi oluşuyorsa.
ÖZBE ÖZ ; TÜRKOĞLU TÜRKSÜNDÜR.
Saygıyla...


 mesajı beğendiniz mi?: +2
karahan1976



Pts 22 Oca 2007, 16:39  

Kendimi %100 Türk hissediyorum.
Ama bunun nedeni oğuz boylarından, orta asyadan vs. gelmiş olmam değil !
Bunun nedeni damarımdaki kan, yada annemin babamın da Türk olması değil!

Bunun nedeni burda doğup, yaşayıp, çalışıyor olmamdır !
Bunun nedeni Anadolunun tüm güzelliklerini, tüm insanlarını seviyor olmamdır!
Bunun nedeni Anadoluda şimdiye kadar gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin bıraktığı kültür miraslarıdır vs..


 mesajı beğendiniz mi?: +3
Gökhan Erdoğan




Pts 22 Oca 2007, 17:16  

Alıntı:
Bunun nedeni burda doğup, yaşayıp, çalışıyor olmamdır !
Bunun nedeni Anadolunun tüm güzelliklerini, tüm insanlarını seviyor olmamdır!


Biz bu konuyu açarken sadece Oğuz boyundan gelenler Türktür,yada Orta Asyadan gelenler Türk demedik.Bu topraklarda hır,gür çıkartalım da demedik.Tüm unsurlarıyla biz bize bırakıldığımız zaman kardeş olduğumuzun da farkında insanlarız.Ama ben bir Oğuz boyunundan gelen insan olarak kendi boyumun ve diğer Oğuzları burda hem tanıtmak hem de şuan hangi boya mensup insanlar hakikaten kendini boyu hakkında bilgiye sahip mi? evetse bizle paylaşsın yok hayırsa buradan okuyup öğrensin diye.
Bu konuyla ilgili kaynaklar çok dağınık olduğu için burada iyi bir arşiv ve sohbet ortamında tartışmayla bildiklerimizi paylaşalım istedim.
Ben şunu haykırıyorum ki:
Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım ve ülkeye adını veren Şanlı ırkında bir evladıyım.Bunları öğrenmek,öğretmek te boynumun borcu.Ayrıca biz nerede yaşıyorsak,doğduysak ve çalışıyorsak oralı oluruz ve oradaki halkları severiz demişsiniz:Benim Oğuz boyundan olmam bunlara engelmidir?

Lütfen bari bu konuyu hedefinden uzaklaştıracak saptırmalara girmeyelim,iyi anlayıp özümseyelim...


 mesajı beğendiniz mi?: +1
karahan1976



Pts 22 Oca 2007, 18:33  

Türklük bir ırk değildir.Irklar şanlı olmazlar.Şan şeref tarihin olabilir.Şanlı bir tarih olabilir.Ama ırk şanlı olmaz.Sonuçta yeryüzünde ki tüm ırklar eşittir. Mozambiklilerin dedeleri tarihlerinde övünülecek bir şey yapmadılar diye "şansız" ırk değillerdir.Zaten ırk değillerdir.. Irk siyah, beyaz, kızıl, ve sarıdır.Onlarında kolları vardır.Ama hepsi birbiriyle kaynaşmış içiçe geçmiştir.Artık kimsenin ama hiç kimsenin 5000 yıl önceki dedesinin nereli olduğunu, nerede doğduğunu bilmesine imkan yoktur.En başta bu bilim dışıdır.
Daha önce de belirttiğim gibi hiç kimse dedelerinin hangi kavimden hanımla aşk yaşadığını %100 bilemeyecek durumdayız.O yüzden çabanız boşa..Sadece bunu belirtmek istiyorum.Türk veya Kürt, Ermeni arap farketmez, bugün hiç kimse 5000 yıl önceki kökenini bulamaz, emin olamaz.


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Mesajları seç: