1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Patron
16 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 17:05
Hrant Dink'in davalık olan yazıları
Sevgili üyelerimiz,
başka bir başlıkta linkini verdiğim bu yazıları, bizim(!) medyada göremediğimiz için,
hatta bu yazıları yazdığına bile inanmayanlar olduğu için sitemize de aktaralım.
işte "milli kahramanımızın" Türklüğe hakaretten suçlu bulunduğu gazete yazıları :
| Alıntı: |
Ermeni'nin 'Türk'ü
23 Ocak 2004
Küresel ve evrensel değerlerin yerel değerleri tahakküm altına aldığı çağımızda, kültürel kimliğini tam anlamıyla yaşamak bir yana, kimliğini bir nebze yaşatabilmek için dahi Diasporanın özel çaba göstermesi gerekir.
Bu özel çabanın ise her zaman için özel nedenlere ve araçlara ihtiyacı vardır.
Ermeniler ve Yahudiler bu özel nedenlere sahip Diasporanın bilinen iki klasik örnekleridir.
Her ikisinin de özel nedeni aynıdır... Soykırıma uğramış olmak.
Dolayısıyla onlara kimliklerini korumayla ilgili insanlığın tanıdığı hak bir miktar ayrımcı ve pozitiv durumda olmalıdır.
Hakikaten de, Yahudiler bu pozitiv hakkı layıkıyla kullanabilmiş ve kimliklerini korumada onlara bahşedilen toleransı çok iyi değerlendirerek, dini inanışlarından aldıkları "Tanrının ayrıcalıklı halkı" ünvanını dünyadan aldıkları "Yeryüzünün ayrıcalıklı halkı" noktasına kadar taşımışlardır.
Ne var ki aynı durum Ermeni halkı için sözkonusu olmamıştır.
***
Dünya Yahudi soykırımına karşı gösterdiği hassasiyeti Ermeniler'den esirgemiş, bu ise Ermeni kimliğinde en büyük tahribatın yaşanmasına sebep olmuştur.
"Hakkı esirgenmiş Ermeniler" bundan böyle kimliğini "Gerçekleri talep etme inad"ı üzerinden yaşamaya çabalamış, gelinen noktada da bu inat Diaspora Ermeni kimliğinin temel düsturu haline dönüşmüştür.
Diasporanın ilk kuşakları için ayakta kalabilmenin, tükenmemenin adı olan bu inat, üçüncü ve dördüncü kuşaklarla birlikte gerçekleri dünyaya kabul ettirme inadına dönüşmüştür.
İşte bu inadın ortaklaşmış hali Ermeni Diasporasının ruhsal pozisyonunu yansıtır.
Bu ruhu sürekli tutmak ise Ermeni kimliğini yaşatmanın temel aracı durumundadır.
***
Dünyanın gerçekleri hâlâ kabul etmemiş olması bir yana, Ermeni kimliğini asıl tahrip eden, Türkler'in bu konuda kıllarını bile kıpırdatacak bir yaklaşım içinde olmamalarıdır.
Nitekim kıyaslandığında görülecektir ki, Yahudiler'in bugünkü seviyeye erişmesinde asıl etken kendi becerilerinden ziyade, onlara soykırım uygulayan Alman halkının sonradan oynadığı şefkatli roldür.
Soykırım sorumluluğunu üstlenen Almanlar'ın Yahudiler'den özür dilemesiyle birlikte bu halk yaşadığı travmayı üzerinden atarak ruh sağlığına kavuşmuş ve ancak bundan sonra kültürel kimliğinin açılımlarını sağlayabilmiştir.
Ne var ki Ermeni halkının travmatik hastalığı hâlâ sürmektedir ve kimliği asıl kemiren ve tüketen de bu sağlıksız ruh halidir.
***
Ermeni kimliğini analiz ederken "İslam" ve "Türk" olgularının bu kimlik üzerinde oynadığı rolün hakkını teslim etmek gerekir.
Sonuçta Ermeniler'in bin yılı aşkın süre İslamla ve Türklerle yaşanmış bir biraradalığı mevcuttur.
Öyle ki, Ermenileri Batılı Hıristiyanlar'dan ayıran önemli özelliklerden biri, onların öteden beri İslamlarla birlikte yaşamış olmalarıdır. Batılı Hıristiyanlar daha ziyade Hıristiyan-Hıristiyan'a yaşarken, Ermeniler çoğu kez İslamlarla yan yana, kimi zaman da iç içe yaşayarak farklı bir deneyimin sahibi olmuşlardır.
Bugünün güncel tartışmalarında çok söylenegeldiği gibi Avrupalı Hristiyanlar, Müslümanlar'ın da içinde yer aldığı çokkültürlü bir yaşam biçimine henüz yeni yeni adapte olurken, Ermeniler Doğudaki Hıristiyan milletler gibi (Süryaniler, Keldaniler v.s) bu realiteyi iyi ve kötü yönleriyle uzun süre yaşamışlardır.
Dolayısıyla asırlar süren bu İslamla biraradalığın Ermeni kimliğinin şekillenmesinde de yadsınamaz bir rolü elbette olacaktır ancak Ermeni kimliğinin bugünkü yapısını şekillendiren ve Ermeni kimliğinde bir tür kanserojen tümör işlevi gören asıl etken "Türk" olgusudur.
***
Ermeni'nin ve Türk'ün birbirleriyle ilişkileri ve birbirlerinden etkileşimleri öyle iki kelimeyle geçiştirilecek bir sıradanlıkta değildir. Asırlar süren ilişkilerde birbirinden alınan o kadar çok iyi ve kötü kimlik donanımları sözkonusudur ki, kimi zaman davranış biçimlerinde birini diğerinden ayırmak hayli güçtür.
Yaşanılan birliktelik öylesine derindir ki bu birlikteliğin bozuluşunu ihanet olarak tanımlamak her iki tarafın da kullandığı karşılıklı bir argümandır. Ermeni milletini Sadık millet olarak adlandıran ancak daha sonra ihanet ettiklerini iddia eden Türk görüşü karşısında, Ermeniler 1915'te yaşananları salt bir halkın topluca imhası olarak yorumlamaz, bunun aynı zamanda asırlar süren ilişkiye ihaneti de içinde barındırdığını belirtirler.
Türk-Ermeni ilişkisinin günümüzde geldiği nokta ise şudur: Ermeniler ve Türkler birbirlerine bakışlarında klinik iki vaka durumundadırlar. Ermeniler travmalarıyla, Türkler de paranoyalarıyla.
İçinde debelendikleri bu sağlıksız halden kurtulmadıkça -Türkler belki değil ama- Ermeniler'in kendi kimliklerini sağlıklı şekilde yeniden yapılandırmaları mümkün gözükmemektedir.
Özellikle Türkler 1915'e bakışlarında empatik bir yaklaşıma girmedikçe Ermeni kimliğinin sancılı kıvranışı devam edecektir.
***
Sonuçta görülüyor ki işte "Türk" Ermeni kimliğinin hem zehiri, hem de panzehiridir.
Asıl önemli sorun ise Ermeni'nin kimliğindeki bu Türk'ten kurtulup kurtulamayacağıdır |
| Alıntı: |
'Türk'ten kurtulmak
30 Ocak 2004
Ermeni kimliğinin "Türk"ten azad olmasının görünür iki yolu var. Bunlardan biri, Türkiye'nin (devlet ve toplum olarak) Ermeni ulusuna karşı empatik bir tutum içine girmesi ve nihayetinde Ermeni ulusunun acısını paylaştığını belli edecek bir anlayış sergilemesidir.
Bu tutum hemen olmasa da, zaman içinde "Türk" unsurunun Ermeni kimliğinden uzaklaşmasına yol açabilir.
Ne var ki bu şıkkın gerçekleşmesi şimdilik zor bir olasılık.
İkinci yol ise bizzat Ermeni'nin "Türk"ün etkisini kendi kimliğinden atması.
İlkine göre bu ikincisi, daha bir kendi iradesi ve inisiyatifine bağlı olduğundan, gerçekleşme ihtimali daha fazla.
Esas olarak tercih edilmesi gereken yol da budur.
***
Ermeni dünyasının bunu nasıl başarabileceği ise tamamiyle mevcut duruma yeni bir anlayışla bakabilmesiyle ilişkilidir.
1915'e bakmak örneğin...
Ermeni dünyası yaşadığı tarihi dramın gerçekliğinin farkındadır ve bu gerçeklik bugün dünya ülkelerinin ya da Türkiye'nin kabul edip etmemesiyle değişecek değildir. Onlar kabul etmese de Ermeni ulusunun vicdanında olan bitenin adı başından beri kazınmıştır. Dolayısıyla Dünya'dan ne de Türkiye'den bu gerçekliğin tanınmasını beklemek Ermeni dünyasının yegane hedefi olamaz.
Gayrı herkesi kendi vicdansızlığıyla başbaşa bırakma zamanı gelip de geçmiştir.
***
Bu gerçekliği kabul edip etmemek esasen herkesin kendi vicdani sorunudur, bu vicdan da temelini bizatihi insanlık denilen ortaklığımızdan -"İnsan" kimliğimizden- alır.
Dolayısıyla gerçeği kabul edenler, asıl olarak kendi insanlıklarını arındırırlar.
Ermeni kimliğinin sağlığını Fransız'ın, Alman'ın, Amerikalı'nın ve ille de Türk'ün soykırımı kabul edip etmemesine endeksli bir durumda bırakmak, Ermeni dünyasının artık terk etmesi gereken bir hatadır. Gayrı bu hatadan uzaklaşmanın ve "Türk"ü Ermeni kimliğindeki bu etkin rolünden ötelemenin zamanı gelip de geçmiştir.
Ermeni kimliğinin çektiği bunca sancı artık yeterlidir, sancıyı bundan böyle biraz da insanlık denen aleme terketmek gerekir.
***
Kimliksel dinginliğini "Türk"ün olumsuz ve kayıtsız varlığına kilitleyen Ermeni dünyasının, tüm ortak performansını dünya üzerinden "Türk"e baskı uygulamaya ve soykırımı kabul ettirmeye ayırması, ne yazık ki kimliğin uyanışını erteleyen koca bir zaman kaybından başka bir şey değildir.
Ermeni dünyası, kimliğinin geleceğine bundan böyle, öylesi kavramlar yüklemelidir ki bu kavramlar bu ulusun körelmiş üretim yeteneğini tekrar fişekleyebilecek iticilikte olsun.
İşte bu nedenle, "Kendi acısını sırtlayacak ve gerekirse mahşere kadar da onuruyla kendisi taşıyacak" bir anlayışı Ermeni kimliğine hakim kılmak en temel yönelim olmalıdır.
Aksi durumda Ermeni dünyası kendini başkalarının gerçeği kabul edip etmeme insafına zincirlemiş olur ki...
Bu da gerçek tutsaklığın ta kendisidir.
***
Ermeni dünyasının kendisini "Türk"ten kurtardığında, kimliğinde bir boşluk yaşayacağını ve özellikle de Diaspora Ermenileri'nin kimliksel çözünürlüğünün hız kazanacağını sananlar aldanırlar.
Ermeni kimliğinde "Türk"ten geriye kalacak boşluğu dolduracak çok daha yaşamsal bir olgu sözkonusudur o da bizatihi bağımsız Ermenistan devletinin varlığıdır.
Bundan onbeş yıl önce var olmayan bu yeni heyecan, artık her türlü etkinin ve etkenin üstünde Ermeni kimliği üzerinde büyük bir rol oynamaya namzettir.
Ermeni dünyasının geleceğini, bu minik ülkenin gelecekteki refahına ve içinde yaşayanların mutluluğuna endekslemesi aynı zamanda kendi kimliğini rahatsız eden sancılardan kurtuluşunun da bir işareti olacaktır.
***
Ermeni kimliğinin "Türk"ten kurtuluşunun yolu gayet basittir:
"Türk"le uğraşmamak...
Ermeni kimliğinin yeni cümlelerini arayacağı yeni alan ise artık hazırdır:
Gayrı Ermenistan'la uğraşmak |
| Alıntı: |
13 Şubat 2004
"Türk"ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur.
Yeter ki bu mevcudiyetin farkında olunsun.
Bu farkındalığın asıl sorumlusu ise Diaspora'ya yayılmış Ermenilerden ziyade Ermenistan yönetimleridir. Ermenistan hükümetlerinin sorumluluklarının bilincinde olmaları ve gereğini yerine getirmeleri aslolandır.
***
Ne var ki 12 yıllık bağımsızlık döneminde Diaspora ile Ermenistan ilişkilerine bakıldığında, Ermenistan hükümetlerinin henüz bu sorumluluğun bilincine yeterince varmadıkları görülür. Birkaç gösterişli "Pan Armenian Buluşması" dışında işlevsel bir "Diaspora-Ermenistan buluşması" mekanizması dahi kurulamamıştır.
Ermenistan'ın Diaspora ile ilişkileri bazen Diaspora'nın bazen de Ermenistan'ın inisiyatifinde ağır aksak yürütülmüş, kalıcı ve daha ziyade Ermenistan merkezli bir kurumlaşmaya gidilememiştir.
***
Oysa Ermenistan'ın çoktan özel ve çok güçlü bir Diaspora Bakanlığı kurmuş olması gerekirdi. Bu bakanlık sayesinde de dünyanın en ücra köşelerine dahi dağılmış ve dağılacak tek Ermeni bireyinin dahi nasıl kucaklanabileceği temel bir kaygıya dönüştürülebilir, sonrasında bu kaygı doğrultusunda hareket edilir ve buna göre projeler geliştirilebilirdi.
Bunun yapılmamış olması hâlâ büyük bir eksik olarak gözüküyor. Bu kaygısızlığıyla Ermenistan kendisinin ne denli bir ana kök olduğunun farkında değil ki Diasporadakiler'e de bunu hissetirebilsin.
Bu da gösteriyor ki Ermenistan elbette layık ama Ermenistan yönetimleri henüz Diasporalıya layık değil.
***
Ermenistan'ın Diasporalı bireyle kuracağı birebir ilişkinin Diaspora Ermeni'sinin kimliğinde ve kimliğin yeni cümlelerinin kuruluşunda oynayacağı rol çok büyüktür ve tartışmasızdır.
Bugün Diaspora'da açık tutulan Ermeni okullarının, dil kurslarının, sosyal ya da kültürel kurumların ya da diğer tüm kollektif faaliyetlerin yegâne amacı Ermeni kimliğini yeni kuşaklara taşımak, korumak ve mümkünse geliştirmektir. Bu amaç için milyonlarca dolar harcanır. Sonuçta elde
edilen, bilinen ama konuşul(a)mayan bir dil ile arada bir kilisesine giden ama o kadarla yetinen bir kimliktir.
Oysa diğer taraftan öyle bir gerçek vardır ki bunun gereğini yerine getirmek artık kaçınılmazdır.
O da Ermenistan'la Diasporalı'nın kuracağı moral diyaloğun bizatihi kendisinin en doğal okul olduğudur.
***
Diasporalı gencin bu okullarda okumamış, bu kiliselere gitmemiş olsa da bir kez Ermenistan denilen doğal okulla tanışması kimliği için çok şey
ifade eder.
Diaspora gencine on yıllar içinde eğitimle ve kiliseyle verilen Ermeni kimliğiyle, o gencin Ermenistan'ı bir kez ziyaret ederek edineceği kimlik arasında ikincisinin lehine ağır basan bir köklülük söz konusudur.
Bu dediğimizin ne denli doğru olup olmadığını denemek o denli pahalı bir şey değildir. Bir kenara ayırılacak üç beş kuruşla bir gencin yıllık tatilinin 15 gününü Ermenistan sokaklarında geçirmesi pekala sağlanabilir.
***
Ermenistan'ı ziyaret eden ve öncesinde Ermeni kimliğinden bir hayli de uzak gözüken gencin, 15-20 günlük bu sürede edinmiş olduğu kimliğin nasıl damardan absorbe edildiği görülecektir.
Artık o dakikadan itibaren gencin bu kimliğini dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun unutması bir daha olanaksızdır.
Gayrı o kimlik ona damardan şırıngalanmıştır...
Dolayısıyla gençler için Ermenistan'a özel seyahat turlarının düzenlenmesi birincil derecede kimlik kazandırıcı faaliyettir. Bu çalışmalar ne pahasına olursa olsun her yerde yıllık programların
başına alınmalıdır.
***
Ermeni kimliğin doğrudan Ermenistan'dan edinilecek cümleleri, kelimelerle anlatılamayacak denli zengin kazanımlardır.
Bu durum, saksıda yetiştirilmeye çalışılan narin bir bitkinin kendi toprağı, kendi suyu ve kendi güneşiyle tanışmasına da benzetilebilir.
Denemesi bedavadır... Herkese önerilir |
yazıları yorum yapmadan aktardım ancak bir konuya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum :
Türk kelimesi daima tırnak işareti içinde yazılmış, "sözüm ona Türk" demeye çalışmış herhalde.
Lütfen ölümü ile ilgili tartışmalar bu başlıkta olmasın.
Siz bu yazdıklarından ne anlıyorsunuz? Sizce Türkiye sevgisi ile dolu bir kahraman mı?
|
 |
Alperen_dt
16 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 17:13
Ne kahramani, medyamiz kafamizla oynamaya calisiyor, bir kac ay once dusman bugun vatansevermis, hepsi hikaye, Dink'in ne oldugu belli provokeci'di. Ama olumu ulkemizin cikarlari icin iyi olmadi, yine'de onun icin aglamam, onu kahraman diye gormem cunku hepsi yalan. Gercekleri konusalim, bu sahte duygusaliktan kurtulmaliyiz, medyanin baskisindan kurturulmaliyiz, bu olay bitti, yabanci medya artik bunu konusmuyor, cinayeti isleyen yakaladi, olan oldu kotu oldu ama ne yapalim konu kapatilsin artik, fazla abartiliyor.
|
 |
UĞUR_62
16 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 17:19
Eh adamların eline koz verdik susmazlar artık en ufak bir hatamızı bekliyorlardı oda oldu işte.adam davalık olmuş, yazıları ortada okuyunda öyle tartışalım.eğerki düşünce vatan ve milletin alehine ise böyle bir düşünce olamaz.
kimse gücenmesin hepimiz bu devletin üniversitesinde okuduk,bu topraklarda yetişen buğdayı yedik herkesin çocukları bu devletin okullarında okudu.
|
 |
Kazandibi
16 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 17:28
"Türk'ten kurtulmak" sözüyle kastedilen, Ermeni diasporasının "Türkiye takıntısından" kurtulması (adamlar Türkiye ile yatıp Türkiye ile kalkıyorlar, sabah akşam "genocide" konusunu konuşuyorlar)
Hrant Dink bu sözü "Türklerden/Türkiye'den kurtulmak (Türkiye'yi yok etmek)" anlamında kullanmamıştır.
Ancak ne yazık ki "okuduğunu anlayamayan üniversite mezunlarından" oluşan bir toplumuz.
Sarkastik bir espri yazdığım zaman (bir şeyin tam tersini yazıp dalga geçmek) onu anlayamayıp ciddiye alan insanları görünce, bizim milletin "okuduğunu anlayamadığı" konusundaki endişem daha da güçlendi.
İşte bu yüzdendir ki, genel olarak "gecekondu kitlesine" hitap eden Show TV'deki ana haber bültenlerinde bir cümle en az 6-7 kere tekrar edilir, aynı görüntüler tekrar tekrar gösterilir (en bönler bile anlasın diye.)
Hrant Dink'in bu yazısında bir nevi "Ermeni Siyonizmi" gözlenebilir: Yani dünyadaki Ermenilerin Ermenistan Cumhuriyeti'ne göç etmeleri yoluyla kimliklerini daha iyi koruyabilecekleri.
Yazısında ayrıca Türk/İslam olgusunun Ermeni kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğinden bahsetmiş (günümüzde bazı diaspora Ermenileri, Türkçe olan soyadlarını değiştiriyorlar, Ermenice'deki Türkçe kökenli kelimelerin yerine başka kelimeler türetme gayreti içine giriyorlar.)
Ancak ne olursa olsun, bir insanın "düşünceleri" yüzünden "vatan haini" haline getirilmesi (ki Türkiye aleyhtarı bir yazı değil - unutmayın ki diaspora Dink'i sevmezdi, Mutafyan'ı da sevmez) ve öldürülmesi çok çirkin.
Asıl hakkında dava açılması gereken kişi Kemal Kerinçsiz'dir.
1) Suçsuz birini zorla "vatan haini" haline getirip hedef gösterdiği için
2) Türkiye'yi tüm dünyanın gözünde "düşünce özgürlüğünün olmadığı, geri kalmış bir muz cumhuriyeti" haline getirip "Türklüğe hakaret" ettiği için.
İngilizce'de güzel bir söz var: "Let him taste his own medicine"
(Biraz da kendi ilacının tadına baksın.)
En son Kazandibi tarafından Pzr 21 Oca 2007, 17:46 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
alimemo
16 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 17:43
Bu sözler beni düşündürdü. Haklı mı haksız mı karar veremiyorum. "Bir fikri illa da kabul etmeden zihinde irdeleyebilmek bilgelik alametidir" demişler. Ben de bilge insanlar gibi davranmaya çalışıyorum. Merhumun buna epey kafa yorduğu kesin, en azından bunun için saygıyı hak ediyor.
Asım benden önce yazmış. Çok güzel yazmış.
"Türk" sözcüğünü tırnak içine alarak, Ermeni'nin "Türk" takıntısını vurguluyor. Bu takıntının Ermeni'yi zehirlediğini, asıl hedeften şaşmasına sebep olduğunu söylüyor.
Ermenilerin işlevden uzak boş milliyetçiliğine de dokundurmuş. Diaspora ile hükûmet biraraya geldiği halde Ermenilere veya Ermenistan'a gerçekten fayda edecek bir eylem planının hazırlanmamasını, bunun yerine bu işbirliğinin "soykırımı kabul ettirmek" üzerinde odaklanmasını eleştirmiş. Hatta diasporayı biraz boş milliyetçilikle eleştirdiği de seziliyor. "Kiliselere götüreceğine, soykırım mitinglerine götüreceğine, yolla Ermenistan'a" demek istiyor. Oradaki fakirliği görsün, asıl hedefin ne olduğunu anlasın. Türklerle uğraşacağına Ermenistan'a yardım etmekle uğraşsın.
Türkiye sevgisine dair bir şey görmedim bu yazılarda. Ancak itiraf edeyim ki diğer yazılarını okumadım, belki kastedilen Türkiye sevgisi diğer yazılarında mevcuttur. Okumadan olumlu veya olumsuz yorum yapamam.
|
 |
Figen
16 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 17:46
| Alıntı: |
| "milli kahramanımızın |
"milli kahramanımız" ironisini doğru bulmuyorum. Kimse Dink i kahraman ilan etmedi ki. Cinayet kınanıyor sadece.
Olayı kınarken, Dink i savunulduğunun anlaşılması ne kadar yanlış ve meseleyi ne kadar yanlış yerlere çekiyor. O halde ben ters bir mantıkla sorayım: Dink suçlu. Dink yanlış demeçler verdi. Öldürülmesini doğru mu buluyorsunuz o halde? Kaldı ki demeçlerini doğru okuyup, bir bütün halinde yorumlarsanız, ne demek istediğini daha iyi anlarsınız. Önemli olan, onun suikaste kurban gitmiş olması. Bu dönemde, bu süreçte. Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, Genelkurmayımızın ve diğer devlet kurumlarının bile "Türkiyi nin barış ortamına sıkılan bir kurşun, hain bir kurşun" derken, ve olayı önemi bilincinde katilin hemen yakalanmırken, bazı arkadaşların bu olayı hala Dink i savunmak, yok Dink şöyle demiş böyle demiş yazılarıyla, konuyu farklı bir yere çekmesini doğru bulmuyorum.
|
 |
Alperen_dt
16 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 17:56
Kahramanmi? ne kahramani, bu vatan icin canini veren sehitleri sahip cikilmiyorda Dink'e kahraman olarak ilanmi edecez.
Hikaye bunlar....adam kahraman mahraman degil, biz medyayimi dinleyecez? bir kac ay once milli dusmandi onlara gore.
Olayi buyutmemek lazim, Dink oldu, onu olduren kisi yakalandi, is bitti, adam benim icin hicbirey ifade etmiyor medya yuzunden ne ondan nefret ederim nede severim, benim icin onun hic bir onemi yok ve bukadar abartilmasi aptal buluyorum.
Benim asil sorunum, Turkiye'nin disinda bunu nasil gorecekler, sasirdim pek buyuk bir yanki vermedi. Irak savasi, Hillary Clinton v.s gibi haberler varken hic bir onem verilmedi, asinda sansli ciktik, artik olayi abartmamak lazim.
|
 |
Armağan Örki
16 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 18:14
Bence gerçek kahraman. Nereden mi çıktı, Gaffur Okan'a şehit edildiğinde bu kadar ses çıkmamış, medya bu kadar üzülmemiş, "aydınlarımız" bu kadar tepki göstermemişti.
Demek ki yazdıkları kayda değer şeyler ki, beğeniliyor yazdığı her kelimesi...
Hain mi peki, asla... Normal koşullarda hainlerin vatandaşlıktan çıkartılması gerekmez mi? Çıkartılmamış ve Agop'ta tüm hızıyla hizmetlerine devam etmiştir...
Ne diyelim, belki de Mumcu tarzı aydınlar haindir...
|
 |
a.onurr
16 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 18:17
Hrant dink in düşünceleri kimilerine göre doğru kimilerine göre yanlıştır.Ama ortada kesin bir yanlış varsa bir insanın böyle katledilmesidir.Çoğu konuda hrant dinkle aynı görüşte olmasamda bir insanın bu şekilde öldürülmesine karşıyım.Herkes karşıt görüştekini bu şekilde vurursa nerde kalır DEMOKRASİ nerede kalır İNSANLIK...
|
 |
Muhammet ÇOLAK
16 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 18:18
Bir ermeninin Türklüğe hakaret etmesinden Gocunmayanlardanım. Bazı Türkler de Ermeni, Rusya ve Rum aleyhine olumsuz şeyler söylüyorlar.
Biz nasıl ki zihnimizde olumsuz yer edinmiş milletler için olumsuz konuşabiliyorsak. Kendimizi yeterli tanıtamadığımız, Tarihimizi doğru şekliyle anlatamadığımız ve belleklerinde olumsuz türk imajı olan milletlerin herhalde bizleri sevmesini bekleyemeyiz.
Ne acıdır ki kardeşlerimiz diye saydığımız (ki öyledir) KKTC ve kafkas türkleri bile türkiye ile olumsuz düşünceleri olan kişilerin sayısı hiç küçümsenemeyecek kadar çok olduğunu biliyoruz.
Aslında bizim sorgulamamız lazım olan konunun kişilerin ifade özgürlüğü çerçevesinde sölediklerinin kaynağıdır. Dünya neden bizi yanlış tanıyor acaba bügüne kadar kendimizi yeteri kadar dış dünyaya tanıtabildik mi? Nasılsa bunlar bizi sevmez deyip uluz imajımız hakkında ne yaptık.Başımızı kumdan çıkarmanın zamanı geldi artık. Tabiki TÜRK ulusu çok yüce bir ulustur. kimse hakaret edemez ettirmemeliyizde. Ama ulusumuzun imajını silahla koruyacak kadar da küçük bir ulus değilizdir her halde.. Dış basını takip eden arkadaşlarımız bileceklerdirki bu münferit olayın dış milletlerin Türk ler hakkında olumsuz düşünceleri arttırmıştır. Canım banane ne düşündükleri umrumda değil diyecek dönemde değiliz artık Globalleşen dünyada...
Bence Türk ulusunun prestijini yüceltmenin yollarını aramalıyız. Siyasi ve ekonomik olarak bölgemizde güçlü olmalıyız bunu başarmanın yollarını aramalıyız, tartışmalıyız..
TÜRKÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|