Sene 2008 falan. Mudur seviyesindeki bir TCDD calisani ile sohbet ediyoruz. Diyorum ki "Mudurum, Baskent Ekspresi ile Fatih Ekspresi'nin konfigurasyonlari asagi-yukari ayni. Fatih'te fazladan bir kusetli var. Bu diziler gunde 7 saat gelir getirecek hizmet yapiyorlar, 17 saat yatiyorlar. Bak, THY koskoca ucagi 45 dakikada cevirip ucuruyor. 45 dakikadan vazgectim, biz 3 saatte cevirsek 7+3+7 = 17 saat is yapar, 7 saat de tehir ve arizadan dolayi olabilecek durumlar icin tolerans olur".
Cevaba bakin simdi "Eh hocam, o zaman da vagonlarin bakimi erken gelir". Buyrun, buradan yakin.
49 bin 267 Metrekarelik Ankara Gar Alanı TOKİ’ye Devredildi / 22.05.2018
TOKİ’ye devredilen 49 bin 267 metrekarelik Ankara Gar sahasında hizmet binası, misafirhane, cami, kreş, CTC Kumanda Merkezi yapılacak.
Maliye Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) ile Toplu Konut İdaresi (TOKİ) arasında yapılan protokolle Ankara Garı ve çevresindeki tüm taşınmazlar Maliye Bakanlığı’na devredildi. Gar katliamının olduğu alanı da içeren protokol ile 10 Ekim Katliamı alanı da devredilirken, Mimarlar Odası ile BTS yürütmenin durdurulması için dava açtı. 49 bin 267 metrekarelik Ankara Gar sahasının TCDD tarafından Maliye Bakanlığına devredilmesiyle birlikte TOKİ de inşaat yapacak.
18 Ocak tarihinde Demiryolu Koordinasyon Kurulu’nda (DKK) alınan toplantı kararında TOKİ’nin hizmet karşılığında yapması düşündüğü yapılar ise cami, kreş, misafirhane ve hizmetevi. Bu protokolle beraber, Ankara Misafirhanesi ile Demiryolu Müzesi ve Sanat Galeri’sinin 25 Mayıs tarihinde itibaren kapatılması kararı da alındı.
‘YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİ’
Taşınmazların TOKİ’ye devredilmesi protokolünden sonra harekete geçen TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi ile Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) avukatları tarafından Maliye Bakanlığı’na, TOKİ’ye ve Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne karşı dava dilekçesi verdi. Avukatlar, yürütmenin durdurulması talebi ile Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığına başvurdu.
‘TAŞINMAZLAR, AOÇ’YE İADE EDİLMELİ’
Dilekçede, Ankara Gar sahasının ülke tarihi açısından önemli bir değer taşıdığı, yine 10 Ekim 2015 tarihinde 103 insanın katledildiği ve 400’ün üzerinde yaralının olduğu belirtilerek, protokolün toplumsal hafızayı yok etmek anlamına geldiği ifade edildi. Dilekçede TOKİ tarafından yapılacağı taahhüt edilen hizmet binası, misafirhane, cami, kreş, CTC Kumanda Merkezi yapılarının yer alacağı taşınmazların Atatürk Orman Çiftliği’ne iade edilmesi gerektiği belirtildi.
‘DEMOKRASİ ANITI YAPILAMAYACAK’
Konuya ilişkin konuşan BTS avukatı ve aynı zamanda 10 Ekim katliamında eşi Uygar Coşgun’u kaybeden avukat Mehtap Sakinci Coşgun, Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından 15 Ekim 2015 tarihinde katliamın yaşandığı yerde Demokrasi Anıtı’nın yapılmasına karar verdiğini hatırlatarak, protokolün uygulanması halinde Demokrasi Anıtı’nın yapılamayacağı, yine ülkenin yakın tarihinin de hiçe sayılacağını ifade etti.
Coşgun, TOKİ’nin hizmet karşılığı yapacağı binaların ‘külliye’ anlamına geldiğini ifade ederek, ayrıca bu protokolle 10 Ekim katliamı anmalarının da önünün kesilmesinin amaçlandığını vurguladı.
Yatırımlar dergisi, Evrensel
-------------------------------------
İnşaAllah gar a dokunmazlar yoksa bunlar bunu bahane ederek 2. geziyi başlatırlar. Zaten çok hassas bir dönemden geçiyoruz.
Tavşanlı'da Ray Hırsızlığı İddiası: 8 Gözaltı / 24.05.2018
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde, demiryolu hattındaki tren raylarını çaldığı iddia edilen 8 şüpheli jandarma ekipleri tarafında yakalandı.
Edinilen bilgiye göre, Balıkesir güzergahı Sorkun Mevkii'nde demiryolu üzerinden tren raylarının çalındığı ihbarını alan jandarma ekipleri harekete geçti. Kısa sürede olay mahalleni intikal eden jandarma ekipleri, tren raylarının yüklü olduğu belirlenen 4 araçta arama yaptı. Araçlarda bir ton 100 kilo ağırlığında ray ele geçirildi.
Şüpheliler, N.O., Y.O., Y.H., K.E., İ.T., A.K., A.E. ve Y. U. isimli şahıslar gözaltına alırken, çalıntı ray ve travers bağlantı malzemeleri TCDD yetkililerine teslim edildi.
Olayda kullanılan araçlara toplamda 5 bin 567 TL trafik para cezası kesilerek, yedi emin deposuna teslim edildi.
TMMOB Mimarlar Odası, Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), sendikalar, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların TCDD Müzesi ve Sanat Galerisi’ni gezmesine izin verilmedi. İktidar partisi aday tanıtım toplantısı nedeniyle müzeler haftasında TCDD Müzesi ve Sanat Galerisi kapatıldı. Meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşu yöneticileri müze kapısına girebilirken, basın içeri alınmadı. Meslek örgütü ve sendika yöneticileri müzenin kapısına kırmızı karanfil bırakarak bu durumu sessiz protesto etti.
TMMOB Mimarlar Odası, Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası, KESK, İMO, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve sendika yöneticileri, Mimarlar Odası’nda düzenledikleri toplantı ile yaşananlara tepki gösterdi.
Doğa ve kültür değerleri acımasızca ranta dönüştürülüyor
Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu, şunları söyledi:
“TCDD Müzesinin kapatılmasına ilişkin gezi ziyareti buluşmasını gerçekleştirmek istedik. Ancak bölgede İktidar partisi aday tanıtımlarının yapılacağı gerekçesiyle bir sıkıyönetim ilan edildi.
Bu sıkıyönetim koşullarında müzenin gezilmesi fiilen hukuksuz bir şekilde engellenmiştir.
Bu nedenle toplantıyı Mimarlar Odası mekanında yapmak durumundayız.
Doğa ve kültür değerlerini acımasızca ranta dönüştüren bir iktidarla karşı karşıyayız.
OHAL koşullarında doğa kültür değerlerine karşı saldırıların yoğunlaştığı bir dönemden geçiyoruz.
Bu çerçevede ülkenin akarsuları dağları ovaları, tarihi kent merkezleri değerli olan neyi varsa hepsine yönelik bir rant projesi gündeme getirilmiştir. Önce bu projelere çılgın projeler dendi. Çılgın proje kavramı kamuoyunda deşifre edildiği için çılgın projelerin bilim ve akıl işi olmadığını bizler anlattığımız için, artık bu projelere dev projeler adını koymaktadırlar.
Bu çerçevede uygulanan politikaların en önemli hedeflerinden birisi TCDD varlıkları olmuştur. Devlet demiryolları toplu taşımacılık açısından son derece önemli bir ihtiyacı karşılamaktadır. Ucuz düşük bedelli olarak yurttaşların ulaşımdan yararlanması, devlet demiryollarına ait ulaşım yapıları, başta köprüler tarih altgeçitler, devlet demiryolları garları, istasyonları ve TCDD kamusal arazileri bu politikaların hedefi olmuştur.
Bu çerçevede HaydarPaşa Garı’ndan başlayarak pek çok tarihi yapı ve kültür varlığı, yıkım süreçleriyle karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenle kimi istasyonlar tarihi köprüler yıkılmış yenlerine betonarme bir takım yapılar yapılmıştır. Bu süreç Ankara’da ve pek çok ilde devam ediyor. Haydarpaşa ve TCDD varlıklarına sahip çıkmak için bir mücadele içerisindeyiz.”
Muhçu, sözlerine şöyle devam etti:
“Haydarpaşa Garı’nın yoluna gar olarak devam edecek olması toplum adına bir zaferdir. Ülke ve yurttaşlar adına önemli kazanımdır. Bütün devlet demiryolları bu kazanımın gerçekleştirilmesi hedefimizdir. Ankara Tren Garı ile birlikte gündeme gelen TCDD Müzesi de diğer müzeler gibi kültür düşmanı politikaların hedefi olmuştur. Bu çerçevede pek çok müze kapatılmıştır. Müze niteliğindeki bina ve fonksiyonlar kapatılmıştır. Ankara Garındaki devlet demiryolları müzesinin kapatılması aynı anlayışla gündeme getirilmektedir. Müzeler düş perilerinin ilham yerleridir. Toplumsal belleğimizin en önemli varlıklarıdır. Müzemize ve TCDD varlıklarına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Mimarlar Odası BTS, sivil toplum örgütleri ve diğer meslek örgütleri ve sendikalarla toplum kesimleriyle birlikte bu işi göğüsleyebiliriz. Tüm bu hukuksuzlukların doğa ve kültür suçlarının deşifre edilmesine ihtiyaç var. Biz bu görevi yerine getirmeye her koşulda devam edeceğiz.”
Müze gezisine bile tahammül edemediler
Sendika Genel Başkanı Hasan Bektaş ise şu tepkiyi verdi:
“Biz bu açıklamayı garın önünde yapmayı planlamıştık. Demiryolu ve sanat galeri olarak hizmet veren binamızı sizlere gezdireceğiz. Ama ne yazık ki ülkemizin içinde bulunduğu bu vahim durumu daha iyi yaşadık. Bir müze gezisine bile tahammül edilmediği insanların önünün kesildiği ve müzenin kapatıldığını gördük. İşin acı yanı bugün 24 Mayıs. Müzeler Haftası’nın son günü, müze kapatan bir anlayışla karşı karşıyayız.
Marmaray projesinin kazılarında oradan çıkan tarihi eserler için üç beş çömlek dediği bir zihniyetin uzantısını ne yazık ki bugünde yaşadık. Ankara bu ülkenin başkenti ve yurdun dört bir yanından trenler gelir ve gider.
Demiryollarında emlak satışı ve arazi pazarlaması uzun yıllardan beri devam ediyor. Bunlara bir yenisi de Ankara Garı. Ankara Garı’nın arazisinin hazineye devredildiği ve TOKİ’ye inşaat anlaşması bilgisini aldık. Yaklaşık 49 bin 267 metrekarelik arazinin TOKİ’ye devredildiğini acı bir şekilde öğrendik. Tarihi binalar var kreşimiz, misafirhane, işyerleri, konutlar ve müze var. Demiryolları burayı devrederek karşılığında Sincan Etimesgut arası bir yerde yine arazisi demiryollarına ait olmak üzere bir bölgede kendisine konut ve işyerleri yaptıracak. Biz bu film İstanbul’da gördük.
Mücadelemiz bitti aynı şeyi burada yapmak istiyorlar. Buraya Hacı Bayram Üniversitesi’nin taşınması söz konusu. Bu haklı bir gerekçe değildir. Üniversitenin yapılacağı başka yerler vardır. Üniversitelerin arazileri de bugün satılıyor. Geçiş aşamasında orayı devredip, yine kamu yararına kullanılacak şekilde gösterip belki 3 belki birkaç yıl sonra üniversiteyi de oradan çıkaracaklar. Buraların durdurulması Ankara halkının sahip çıkmasıyla olacaktır. Ulaşım hizmeti vermesi gereken bur kurum devasa bir emlak inşaat bürosu gibi çalışmaktadır. Bu yağmayı durdurmak için Ankara halkıyla bu mücadeleyi sürdüreceğiz.”
Gar binaları Cumhuriyet kentlerinin moderniteye açılan kapılarıdır.
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan da, Ankara Garı’nın simgeselliğine değinerek, şunları kaydetti:
“Milli mücadele için Mustafa Kemal Ankara’ya geldiğinde 27 Aralık 1919’da istasyondan girmedi Dikmen sırtlarından girdi. Çünkü o gün istasyon işgal güçleri tarafından işgal edilmiş ve ulaşım sağlanamıyordu. Ankara Garı Milli Mücadelenin başarısı ile Ankara Başkent olduğunda buranın yeniden bir modern kentleşme projesinin parçasıdır. Ankara Garı Cumhuriyeti’nin mekana yansıtılması açısından ilk yapılan yapılardan birisidir. Kapatılan TCDD Müzesi ve Ankara Garı Ankara’nın Cumhuriyet’e açılan kapısı işgal altından kurtarılarak yeni bir döneme açılan simgesi olarak tanımlanıyor. Cumhuriyet meydanıyla Ulus’a kadar uzanan ve Cumhuriyetin bütün temsil yapılarının arka arkaya dizilen sürecin mekânsal koordinasyonudur.
Dolayısıyla yerleşkenin parçalanarak Ankara Garı’nın bir bölümünün devrediliyor olması yaşamımıza giren müzelerin kapatılıyor olmasındaki arkasındaki siyasal İslam’ın ideolojik bakış açısının mekâna yansıması olarak görüyoruz o bölge içinde plan ve projeler yapılıyor(bu cümlede saçmalamış.Kendi yorumum). O tanımlı alan içindeki 19 Mayıs Stadyumu yıkılıyor. Ulus’taki Sümerbank ve Kültür Bakanlığı alanın tamamına yakınına üniversite kurularak bütün yerleşke devrediliyor. Bu devir sürecini bunun bir parçası olarak görmek gerekiyor. Üniversitelerin parçalanması ve hazineden satışının gerçekleşeceği bir süreçle karşı karşıyayız.
Ankara Garı ve bütün garlar kentin ortak kamusal alanları, görünür yüzleri ve kentin moderniteye açılan kapılarıdır. Türkiye Cumhuriyetinin modern kentleşmenin ilk kapılarıdır. Öyle bakmak gerekiyor. Bugün kapatılan TCDD Müzesi moderniteye ve Cumhuriyete açılan kapıların kapatılacağının göstergesidir. Bu parçalanmaya karşı çıkmak ve bu bütünlük içinde ele alarak mücadeleyi büyütmek bizim sorumluğumuzda. Türkiye’nin demiryolu ağıyla örülmüş, mekansallığın bir mücadele hattına dönüşmesi umuduyla biz de Haydarpaşa Garı gibi Ankara’da yeni mücadele sürecini başlatacağız.”
Demiryolunun geleceğine vurulmuş büyük darbe
İMO Ankara Şube Başkanı Selim Tulumtaş da demiryolları yöneticilerine çağrı yaparak, “Ankara Gar Kompleksi gelişim aksı içinde olan bir yer. Bu yerin devri demiryolunun geleceğine vurulmuş büyük darbedir. Çünkü daha sonraki ihtiyaçlara göre farklı biçimler alabilecek. Demiryolları ihtiyaçları temelinde alınmış bir karar değil daha üstten verilmiş kararın uygulanmasıdır. “Bu devirden bir an önce vazgeçin. Demiryolunun geleceğini korumak onların görevidir” dedi.
KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ise, “Bu mücadelenin destekçisiyiz. iktidar partisi kendi yeni rejimini kurma yolunda eskiye ait ne varsa sembolik olarak bunlara saldırıyor. Kendi iktidarını mekânsal olarak tesis edip tamamen yeni rejimi kurma yolunda adımlar atıyor. TCDD arazilerine ve bu kampüse yapılan saldırıların bir nedeni bu dönüşümü sağlamaktır. Üniversitelerin bölünmesiyle ilk tasarı gündeme geldiğinde bunun altından rant çıkacağını söylemiştik. Üniversitelerin kontrol edebilmesi ve gençlik hareketlerin bastırılması gibi bir çok fayda bekleme durumunun yanı sıka kampüs arazilerinin şehrin merkezinde değerli araziler olduğunu bunların mutlaka sermayedarlara peşkeş çekileceğini devredileceğini öngörmüştük. Kamusal kaynakların sermayedarlere seferber edilmesi anlayışının uzantısıdır. Belirli sermaye kesimlerini yanına çekme amacını görüyoruz. Yağma talanın yanı sıra kayırma ekonomisi işliyor. Ankara garına yapılan saldırı bunun parçasıdır. Saldırı karşısında arkadaşlarımızın verdiği mücadelenin yanındayız” diye konuştu.
Sendikamız Ankara Şube Başkanı İsmail Özdemir, tepkisini şöyle dile getirdi:
“Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı önemli bir tarihi mekan olan Ankara Garı’dır. Cumhuriyetle hesaplaşma içinde olanlar gelecek kuşağı izole ederek kendilerine rant alanları yaratmak istiyor. TCDD Çalışanları kamusallık taşımıyor. Yandaşlarına rant peşindeler. Hızlı tren garı reklamlarıyla Ankara garı işlevsiz hale getirdiler. TCDD gelecekte ulaşıma cevap vermeyecek hale getiriliyor. Haydarpaşa Garı’nda verilen mücadele ile bu yanlıştan geri dönüldü.”
Alıntıdır
____________
Bu grupları gram sevmem.Ama Ankara garı'nın yıkılmaması konusunda haklılar ve son dönemde eski istasyonlara,tcdd arazilerine çökme durumu dedikleri gibi gerçekten var.Bizi bunların ağzına sakız eden Toki ve yardakçılarını Allah bildiği gibi yapsın.
Demiryolu Taşımacılığıyla Karbon Salınımı Yüzde 75 Azalıyor / 27.05.2018
MANİSA Organize Sanayi Bölgesi'nin (MOSB) lojistik merkezi sayesinde, sanayicinin malları daha düşük maliyetle demiryoluyla Aliağa ve İzmir Limanı'na taşınıyor. Demiryolu taşımacılığı sayesinde karbon salınımında da yüzde 75'lik bir azalma sağlanarak çevre kirliliğinin önüne geçildiği belirtildi.
MOSB'de faaliyet gösteren firmaların maliyetlerini azaltmak ve işlerini kolaylaştırmak için hayata geçirilen lojistik merkez, sanayicinin yükünü dünyaya taşıyor. 2010 yılının başında faaliyete geçen lojistik merkezin müdürü Arda Erman, çalışmaları hakkında bilgi verdi.
306 bin metrekarelik alan üzerinde lojistik sektöründe demiryolu taşımacılığı ve depolama hizmeti verdiklerini dile getiren Erman, "Yaptığımız iş ve verdiğimiz hizmet anlamında OSB'ler arasında tekiz. Benzer yapılanmalar var, ama özel sektör aracılığıyla yapıyor. OSB'lerin arasında başka yok. Günde ortalama yaklaşık 300 konteyner taşıyoruz. İzmir Alsancak Limanı, Aliağa Limanı'na sevkiyatlarımız sürüyor.
Bizim verdiğimiz verimli hizmetle hiçbir boş vagon gitmiyor. Yüzde 100 oranında bir verimlilikle çalışıyoruz. Kapasite kullanımını artıracağız. Aliağa Limanı'na bir demiryolu bağlantısı geliyor. TCDD tarafından yıl içinde demiryolu bağlantısının tamamlanacağı bize iletildi. Biz de kapasitemizi yüzde 50 oranında artıracağız. Doğrudan demiryolu bağlantısı olmasından dolayı en verimli taşımayı İzmir Limanı'na yapıyoruz. 2017 yılını yaklaşık 70 bin konteyner taşımasıyla tamamladık. 2018'in ilk 5 ayında yüzde 40 büyüme gerçekleştirdik. 2018'de 85 bin konteyner taşıma hedefimiz var. Buradan Türki Cumhuriyetlerine kapalı vagonlarla elektronik ve beyaz eşya ağırlıklı ihracatlar yapılıyor. Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan gibi ülkelere direk olarak ihracatlar demiryolu ile yapılabiliyor" dedi.
'BU ÇEVRECİ BİR TAŞIMADIR'
Lojistik merkezin bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu ve çevreci korumayı amaçladıklarını kaydeden Erman, "Biz karbon ayak izimizi ölçüyoruz. Bir TIR'ın, bir kamyonun yükü 1 kilometrede taşıdığı zaman gerçekleştirdiği karbon emisyonu ile bir dizel lokomotifin bir tonluk bir malı bir kilometrede taşırken yaptığı karbon salınımında demiryolu lehine yüzde 75'lik bir fark var. Bu çevreci bir taşımadır. TCDD, Manisa, İzmir, Soma ve Aliağa'ya kadar olan bu hinderlandda yatırımlarını tamamladı.
Biz yüzde 100 elektrikli çalışan lokomotiflerle karbon ayak izimizi sıfırlayıp, yüzde 100 çevreci bir taşımaya geçeceğiz. Ayrıca bu bölgede çok ciddi bir TIR trafiği var. Yeni tesislerde yük artıyor. Biz günde 300 konteynerı karayolundan demiryoluna çekerek karbon emisyonunu düşürüyoruz. Çevreci bir taşıma modeli yapıyoruz ve ölümlü kazaların bir şekilde önüne geçmiş oluyoruz. Bütün yük trafiğimizi demiryoluyla taşımak istiyoruz" diye konuştu.
MALİYET AVANTAJI SAĞLIYOR
Demiryolu taşımacılığıyla ilgili sanayicide farkındalık oluştuğunu ifade eden Erman, MOSB'daki 72 firmaya ihracat ve ithalatta doğrudan hizmet verdiklerini söyledi. Erman, "MOSB'daki fabrikalarımızdan dünyanın 153 ülkesine ihracat yapılıyor, beyaz eşya ve elektronik ağırlıklı olarak. 2017 yılında 8,5 milyar dolarlık dış ticaret hacmine ulaşıldı. Demiryolu taşımacılığı sanayiciye maliyet avantajı sağlıyor. Fabrikaların içindeki depolarda ciddi bir verimlilik sağlıyoruz. Depolarımız sayesinde istedikleri zaman fabrikalara gönderebiliyoruz. Fabrikaların mamul depolarındaki gereksiz sıkışıklarına da çözüm ortağı oluyoruz. Biz, fabrika alanlarındaki yerleri boşaltarak üretim alanlarını da genişletmelerini sağlıyoruz" dedi.
Dolardaki yükselişin lojistik sektörünü henüz etkilemediğini dile getiren Arda Erman, sanayicinin elektrik fiyatlarındaki artıştan yakındığını ifade etti. Arda Erman, "Dolarda çok hızlı bir yükseliş oldu, ama nakliye kısmında bunu hissetmedik. Taşıdığımız adetlerde bir düşüş yok. Tam tersine bir artış var. Bunda taşıma yaptığımız bölgeler de etkili.
Manisa OSB genellikle Avrupa tarafına ihracat yapıyor. Ama aynı zamanda ithalatı Uzakdoğu’dan yapıyoruz. Elektrik maliyetlerinde bir artış oldu. Yüzde 30-35’lir bir artışla karşılaşıldı. Dolar güncel değişikliklerden etkilenebilir. Ama elektrik fiyatlarının dövizden etkilenmesi çok mümkün değil. Sanayicinin en büyük endişesi döviz değil tam tersine elektrik maliyetleridir” diye konuştu.
Devredilen gar arazisinin yerine Sincan Etimesgut arası bir yerde yine arazisi demiryollarına ait olmak üzere bir bölgede kendisine konut ve işyerleri yaptırılacağı belirtilmiş. Bu arazi zaten AOÇ arazisinden verilmiş ve üzerine başka bir şey yapılamaz. Ayrıca TCDD'nin o taraflardaki büyük bir arazisi geçmiş yıllarda satılmıştı.
Vali Toprak Gitti, Hemzemin Geçit Yeniden Kapandı / 28.05.2018
Yeşiltepe bölgesindeki bir hemzemin geçidin kapatılmasıyla bölgede oturan vatandaşlar yeniden ciddi sıkıntılar çekmeye başlarken, Vali Ali Kaban’ın konuyla ilgilenerek, daha önce eski Vali Mustafa Toprak döneminde olduğu gibi, geçidin kontrollü olarak kullanıma açılmasını sağlamasını istediler.
Plansız, alt ve üstyapısı yetersiz alanların yerleşime açılmasının faturası halka çıkıyor.
Demiryolu hemzemin geçidinin bulunduğu ve Yeşiltepe-Topsöğüt arası yaya ve araç ulaşımını sağlayan tali yoldaki hemzemin geçit, yaya ve araç ulaşımına kapatılınca bölgede bulunan 56 hanenin yaklaşık 300 sakini saatlerce yol yürümek zorunda kaldı.
Duruma isyan eden mahalle sakinleri, “Evimize veya işimize gitmek için kilometrelerce yürüyor veya araçlarımızla dolaşıyoruz. Malatya’nın merkezinde mağduriyet yaşıyoruz. Aynen, İsraillilerin Filistin Halkını abluka altına alması gibi bir durumdayız. TCDD, Büyükşehir ve Yeşilyurt Belediyeleri sorunu çözmek yerine topu birbirlerine atıyor. Konuyu 2 yıl önce gündeme taşımış, sorunumuzu dile getirmiştik. Dönemin Valisi Mustafa Toprak, hemzemin geçitte kontrollü ulaşım sağlanması için talimat vermişti. Talimat yerine getirildi ve sorunsuz olarak işimize veya evimize gidip gelebiliyorduk. Fakat Vali Bey gittikten kısa bir süre sonra, hemzemin geçit kapatıldı. Okula giden çocuklarımız, yaşlılarımız saatlerce yol yürümek kalıyor, bizler de araçlarımızla dolaşmak zorunda kalıyoruz. Bu soruna artık bir çözüm bulunsun” diyerek, Vali Kaban’ın ilgisini beklediklerini söylediler.
2 YIL ÖNCE GÜNDEME GETİRİLMİŞTİ
Bölgede yaşanan yol sorunu, 2 yıl önce reklam_link.com’da yayınlanan aşağıdaki haberle gündeme getirilmişti:
“TCDD tarafından Topsöğüt Mahallesi ile Yeşiltepe arasındaki tali yolda açılan bir hemzemin geçidin kapatılması vatandaşların 200 metrelik mesafe için 14 kilometre güzergahı kullanmasına ve tepkilerine yolaçıyor.
TCDD’nin Yeşiltepe ile Topsöğüt arasındaki hemzemin geçide üst geçit yapma çalışmaları devam ediyor. Ancak, bu çalışmalardan dolayı Yeşiltepe ile Topsöğüt arasındaki yol kapalı tutuluyor. Vatandaşlar ise Yeşiltepe Cumhuriyet Mahallesi Günaydın Sokak karşısında geçici olarak açılan hemzemin geçidini kullanıyor.
TCDD’nin, Günaydın Sokak girişindeki hemzemin geçit kaçak olduğu gerekçesiyle fiziki engeller koyarak kapatması, vatandaşları 200 metrelik mesafeye ulaşmak için yaklaşık 14 kilometrelik güzergahı kullanmasına yol açıyor.
Bölge sakinleri; “TCDD kullanmış olduğumuz hemzemin geçidin yanında üst geçit yapıyor. Buranın inşaatı bitene kadar kontrollü olarak burayı kullanmamıza ya müsaade etmeli, ya da uzun bir süreden beri inşaatı süren üst geçidi tamamlayarak hizmete vermeli. Ayrıca, kullanmış olduğumuz hemzemin geçide yaklaşık 500 metre mesafede TCDD kendi lojmanlarına ulaşmak içinde standartlara uymayan hemzemin geçit kullanmaktadır ve burayı vatandaşın kullanmasına izin vermemektedirler. Kendileri için problem olmayan hemzemin, vatandaşın üst geçit inşaatından dolayı kullanmak zorunda bırakıldığı hemzemin geçit neden problem yapılıyor.” ifadeleriyle tepkilerini dile getirdiler.
Vatandaşlar, “200 metrelik mesafeyle ulaşımımızı sağlayabilecekken, şehirdeki işimize, hastaneye, okula gitmek için Sivas yolundan dolaştırılmak suretiyle 14 kilometrelik güzergahı kullanmak zorunda bırakılıyoruz. ” diye konuştular.
Vatandaşlar, Vali Mustafa Toprak’ın konuyla ilgilenerek bu sorunlarını çözmesini istediler.”
ESKİ VALİ TOPRAK TALİMAT VERİP SORUNU ÇÖZMÜŞTÜ..
Bu haberin ardından, dönemin Valisi Mustafa Toprak konuya ilgi göstermiş, vatandaşların hemzemin geçitte kontrollü olarak ulaşımlarını sağlaması için gereğinin yapılması talimatını vermiş ve talimat doğrultusunda hareket edilerek sorun çözülmüştü.
Ankara Garında Yaşanan Anılar İnşaatın Altında Kalacak / 03.06.2018
“Zaman, geçmişten gelen bir nehirdir” derler. Ankara da; Friglerin, Büyük İskender’in, Keltlerin, Romalıların, Selçukluların, Osmanlı’nın akıp geçtiği 2 bin 800 yıllık o nehrin kenarında hep var oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olarak zaman yolculuğuna devam ediyor. Bu şehirde, sadece Ankaralıların değil, Türkiye’de yaşayan herkesin bilmesi ve yaşatması gereken yapılar vardır: İlk Meclis, Ankara Palas, Çankaya Köşkü ve Gar binası gibi...
Bu aralar, nereye gitsem TCDD ile TOKİ ve Maliye Bakanlığı arasında imzalanan bir protokolün konuşulduğunu duyuyorum. Herkes “Gar’ı yıkacaklar” ile biten endişeli cümleler kuruyor.
Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Ankara Kalesi, Çankaya Köşkü, Ankara Garı üçgeninde oluşan tarihi ‘Cumhuriyet aksını’ düşününce endişeye hak veriyor insan. Hele hele de Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) herkesin gözünün önünde bir beton ve plastik yığınına dönüşmesine tanıklık ettikten sonra...
İnşaatta bulunan Roma mezarları
Ankara Gar yerleşkesinin ilk ve en eski yapısı, Osmanlı’nın demiryolu atılımını gerçekleştiren Anadolu Demiryolu Şirketi’nin 1892’de tamamladığı taş binaydı. Kemaleddin Bey imzasını taşıyan bina zamanla Kurtuluş Savaşı’nın da en önemli karargâhına dönüşmüştü. 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan Kurtuluş Savaşı’nın ilk kıvılcımını çakan Atatürk; Amasya, Erzurum ve Sivas’taki çalışmalarının ardından 27 Aralık 1919’da bu binaya yerleşmişti. Bina iki yıl boyunca Başkomutanlık Karargâhı olarak kullanılmış, TBMM’nin kurulma kararı bu binada alınmıştı. Atatürk’ün Köşk’e taşınana dek kullandığı bu bina şu anda, Atatürk’ün çalışma ve yatak odaları, banyosu, kişisel eşyalarının sergilendiği bir müze olarak hizmet veriyor ve ‘Atatürk Konutu’ olarak biliniyor.
Ankara’nın başkent oluşundan sonra hızla büyüyen kentin ihtiyaçlarını karşılayamayınca yeni bir merkez garına ihtiyaç duyulmuştu. Yeni gar binasının temeli, 3 Kasım 1935’te atılmış, inşaatı 2 Eylül 1937’de tamamlanmıştı. Açılışıysa birçok yeni eserle birlikte Cumhuriyet’in 14’üncü kuruluş yıldönümünde yapılmıştı. Planları genç mimar-mühendis Şekip Akalın tarafından çizildi. Türkiye Cumhuriyeti büyüdükçe Atatürk’ün ‘demir ağlar’ı da, TCDD de büyümüştü. Bu nedenle yerleşke içine 1941’de tamamlanan TCDD Genel Müdürlük Binası eklendi. Binanın inşaatı sırasında iki Roma mezarının bulunduğunu da hatırlatmakta yarar var. Yerleşkedeki başka bir bina da halihazırda TCDD Müzesi ve Sanat Galerisi olan taş binaydı.
Protokol metnini okudum.
Ada ve parsel numaralarını ve cadde isimlerini önüme koyup haritadan kontrol ettim.
Ardından da Ulaştırma, Denizcilik ve Habercilik Bakanı Ahmet Arslan’a sordum.
Şu sonucu çıkardım:
Tarihi garın tam karşısında, yüzünüzü gar binasına dönerek durun. Sol taraftaki Müze ve Sanat Galerisi binasının solundan başlayıp CSO binasına kadar olan bölge, TOKİ’ye devredilmiş.
Yani Gençlik Parkı’nın lunapark kısmının karşısında kalan TCDD lojmanları, Demirspor tesisleri, düğün salonu, TCDD Misafirhanesi, kreş ve gündüz bakımevinin olduğu arazi artık TOKİ’nin.
Protokol çerçevesinde; TOKİ, TCDD’ye Eryaman’da aynı tesisleri inşa edecek ve aldığı alandaki binaları yıkıp çıkan araziyi ‘değerlendirecek’.
Biraz önce saydığım Müze ve Sanat Galerisi, Ana Gar Binası, Atatürk Konutu, Gazino Binası, Saat Kulesi, Vagon Restoran ve Genel Müdürlük Binası’na dokunulmayacak.