1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 24  |
 |
Sefer demirci
5 yıl önce - Cmt 18 Ksm 2017, 16:41
Etrafimda cok bunlardan milyonlarca!
|
 |
Gurbet Brian
5 yıl önce - Cmt 18 Ksm 2017, 16:59
Merhaba arkadaşlar. Ben doğaya inanıyorum doğaya ve onun gücüne inanıyorum. Bizler nasıl doğmadan önce hicbir şey hatırlamıyorduysak ölünce beyin ölümümüz gerçekleşince de sonsuz bir uykuya dalacagız. Bedenimiz çürüyecek, küflenecek, böcekler yiyecek ve toprakla tekrar bir olacagız. Bu hayattaki tek gerçek doğa ve onun gücüdür. Doğum nasıl bizim elimizde değilse ölüm de elimizde değil. Doğanın gücüne karşı gelemeyiz. Bunların aksine inanabilirsiniz ama bence bunlar insan kendini ölümden sonra hayat var diye avutucu geldiği için bunlara inanmayı tercih ediyor. Doğayla tekrar bir olmak ve uyanmayacağı bir uykuya dalmak gerçeğini insanoğlu bencil egosundan ötürü reddetmek istiyor.
|
 |
Misafir 24b
5 yıl önce - Cmt 18 Ksm 2017, 17:05
Brian Birch
Öldükten sonra doğa mi yoksa boğa mi göreceğiz. Hayat bir rüya gibi. Cok sürmez hepimiz aydinlariniz.
|
 |
Ali clarkkent
5 yıl önce - Cmt 18 Ksm 2017, 17:06
| Alıntı: |
| Merhaba arkadaşlar. Ben doğaya inanıyorum doğaya ve onun gücüne inanıyorum. Bizler nasıl doğmadan önce hicbir şey hatırlamıyorduysak ölünce beyin ölümümüz gerçekleşince de sonsuz bir uykuya dalacagız. Bedenimiz çürüyecek, küflenecek, böcekler yiyecek ve toprakla tekrar bir olacagız. Bu hayattaki tek gerçek doğa ve onun gücüdür. Doğum nasıl bizim elimizde değilse ölüm de elimizde değil. Doğanın gücüne karşı gelemeyiz. Bunların aksine inanabilirsiniz ama bence bunlar insan kendini ölümden sonra hayat var diye avutucu geldiği için bunlara inanmayı tercih ediyor. Doğayla tekrar bir olmak ve uyanmayacağı bir uykuya dalmak gerçeğini insanoğlu bencil egosundan ötürü reddetmek istiyor. |
Merhaba
Tercihine saygı duyarız. Ama doğada ağaçların bile kışın yapraklarını tamamen döküp cıscıbıldak kaldıktan sonra yazın tekrar yapraklar vermesi, çiçekler açması, meyve vermesi bile öldükten sonra dirilme olacağının, hatta bunun kesinlikle mümkün olacağının sadece çok küçük bir işareti.
Ayrıca şunu da eklemek istiyorum. Size göre bizi doğa yarattı. Sizin inanış şeklinize göre konuşuyorum. Bizi yaratan doğa öldükten sonra bizi tekrar neden yaratamasın.
En son Ali clarkkent tarafından Cmt 18 Ksm 2017, 17:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Misafir 799
5 yıl önce - Cmt 18 Ksm 2017, 17:08
"Merhaba arkadaşlar. Ben doğaya inanıyorum doğaya ve onun gücüne inanıyorum."
Alıntı
Aradığınız cevapların tümü Mevlana'nın eserlerinde mevcut. Divanı Kebir, Fîh-i Mâ-Fîh ve Mesnevide. Bunlardan ufak bir alıntı:
|
 |
Cüneyt5316
5 yıl önce - Pzr 19 Ksm 2017, 01:26
Doğanın bizi yarattığını savunuyorsun.
Ben şöyle etrafıma bakıyorum da o doğa dediğin, rüzgarda kökünden kopan ağacı yine dik bir şekilde tekrar canlandıramıyorken nasıl oluyorda yoktan bir insanı var edebiliyor şaşıyorum doğrusu.
|
 |
Mustafa sayı
5 yıl önce - Pzr 19 Ksm 2017, 01:57
Doğaya inanıyormuş.
Bir tane yağlı boya manzara tablosunu göstersem, yarım saat kıyısına köşesine göz gezdirir, ressamı kim diye, imzası varmı diye.
Bir güzel yemek koysan önüne, mesela restorantın birinde, şefi öve öve bitiremez, eline sağlık demekten.
Bir terzi jilet gibi bir takım elbise dikse, hayranlığından adamı yere göğe sığdıramaz.
Ammaaa, iş kainata gelince, ben doğaya inanıyorum doğadan geldik, her şey kendi oluştu, insan ve diğer mahluklar kendiliğinden oluşuverdi.. olduda bitti. .......
Bu kadar basit öylemi?
Allahım imandan ayırma. Allahumme amin..
|
 |
Nihat Joseph Ilkay
5 yıl önce - Pzr 19 Ksm 2017, 08:32
| Alıntı: |
| Merhaba arkadaşlar. Ben doğaya inanıyorum doğaya ve onun gücüne inanıyorum. Bizler nasıl doğmadan önce hicbir şey hatırlamıyorduysak ölünce beyin ölümümüz gerçekleşince de sonsuz bir uykuya dalacagız. Bedenimiz çürüyecek, küflenecek, böcekler yiyecek ve toprakla tekrar bir olacagız. Bu hayattaki tek gerçek doğa ve onun gücüdür. Doğum nasıl bizim elimizde değilse ölüm de elimizde değil. Doğanın gücüne karşı gelemeyiz. Bunların aksine inanabilirsiniz ama bence bunlar insan kendini ölümden sonra hayat var diye avutucu geldiği için bunlara inanmayı tercih ediyor. Doğayla tekrar bir olmak ve uyanmayacağı bir uykuya dalmak gerçeğini insanoğlu bencil egosundan ötürü reddetmek istiyor. |
Merhaba,
Yazdiklarini ilgiyle okudum. Bazen hayatin baslangici ile ilgili bir belgesel izlerken veya dunyanin gecmisi ile ilgili bir kitap okurken aklim rakamlara takili kalir. Ornegin 200 milyon yil once dinazorlarin yeryuzunde dolastiklarini okudugum zaman bir an icin insanligi ve kendimi dusunurum. 200 milyon yil cok uzun zaman. Dunyanin benden once cok uzun bir gecmisi var. Yasamin cok cesitli ve dolu dolu oldugu fakat benim yokluk aleminde oldugum,hicbirsey hatirlamadigim ve hatta insanliginin esamesinin okunmadigi donemler. Dunya hayati oylece bilinc sahibi olmayan canlilarin birbirlerini avladigi bir sekilde surup giderken cok farkli ve ayni zamanda harika birsey ortaya cikiyor; bilinc sahibi bir canli dunya uzerinde yasamaya basliyor. Diger canlilarin aksine dunyada ki sartlari kendi dogasina uydurabilen bir canli. Icinde yasadigi evren ve dunyayi kavrayabilen ve mekanizmayi gozlemleyebilen bir canli. 200 milyon yil once ileride boyle bir canlinin dunya uzerinde varolacagina dair hicbir belirti veya isaret yoktu. Ama biz varolduk ve buradayiz. Hicbir belirtinin ve isaretin olmadigi halde bir defa varolmussak. Tekrar varolmayacagimizin kaniti ne ?
|
 |
Misafir 5aa
5 yıl önce - Sal 12 Arl 2017, 21:03
YÜREKTEN SESLER
Atatürk’ün tapkınıyız. Her şey (O) ’dur. Her yerde (O) var.
Her gökte (O) eser. Her enginde (O) çağlar.
Biz (O) ’yuz, (O) biz.
Atatürk benim değildir.
Atatürk senin değildir.
Atatürk onun değildir.
Atatürk;
Benimdir, senin, onundur, acunundur, evrenselindir, geçmişlerindir, geleceklerindir, ilkesizliğindir, sonsuzluğundur.
Her şeyde Atatürk!
Yerde O! Gökte O! .. Denizde O! .. Varda O! .. Yokta O! .
Her şeyde O! ..
Atatürk!
Onun yüreği okyanustur: Türk için; Yat için! Barış için; insanlık, insanlık, insanlık için köpüklenip dalgalanır.
Her şey (O) ’dur;
(O) her şeydir.
Her şeyde Atatürk!
Yerdedir, göktedir, sudadır.
Görünmezi görür! Bilinmezi bilir. Duyulmazı duyar! Sezilmezi sezer, ezilmezi ezer!
Hep, her (O) ’dur!
Her şeyde Atatürk!
Elimizi yüzümüze;
Gönlümüzü özümüze kapıyoruz.
Biz sana tapıyoruz!
Her yerde… Her şeyde… her işte, her gidişte… hep (O) !
Hep (O) ! Hep (O) ! Hep Atatürk!
Ey dilim bu ne dildir?
Bu dili acuna bildir!
Ah! Atatürk! Atatürk! En büyüksün, en büyük!
Bir dizginsiz at gibi, bırak beni koşayım! gösterdiğin kırana coşayım, ulaşayım!
Varsın! Teksin! Yaratansın!
Sana bağlanmayanlar utansın!
Ah! nolaydın, nolaydın… Sade Türk’ün olaydın.
Altınsel oldun Atam!
Evrensel oldun Atam!
Mutlarda günler bana.
Umulmaz ünler bana.
Bu sesim:
İçten geliyor içten!
Beni sen yaratmadın balçıktan ker****ten!
Beni benden yarattın, kendini bana kattın Atam,
Atam,
Atatürk!
En büyüksün, en büyük.
Aka GÜNDÜZ (Hürriyet-i Milliye(Ulus) 4.1.1934 sf. 3)
http://www.yaprak-forum.com/forum/archive/index.p ...3-p-2.html
http://www.dunyasozluk.com/title/show/y%C3%BCrekten+sesler
https://www.alticizilisatirlar.net/acs/yalakalikt ...mayanlar-1
|
 |
Emrah yavaş
5 yıl önce - Prş 11 Oca 2018, 19:32
Kur’an’da Araplara ait üç putun “ismi” özellikle veriliyor.
Acaba neden?
Nüzul sırasına göre putların ismi ilk olarak Necm suresinde geçiyor. Yani 6 yıl boyunca putların ismi hiç geçmiyor. İlk olarak Necm suresinde üç putun ismi verilerek şöyle deniliyor:
“Lât ve Uzza’yı ve diğer üçüncüsü Menat’ı gördünüz mü?” (Necm; 53/19-20)
Sonra bunların aslında ne olduğuna geçiliyor. “Onlar” deniyor , gerçekte “Sizin ve atalarınız taktığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir.” (Necm; 53/23) Yine “Onlar” deniyor “Zanna ve nefeslerinin arzularına tabi oluyorlar” (Necm; 53/23).
Kendi taktıkları bir takım isimler (esmâen semmeytumûhâ)…
Zan ve nefislerinin arzuları (tehve’l-enfüs) …
Demek ki “put” denilen şeyin insanın iç dünyasındaki kökü heva ve heves ve bunlar bir takım“isimler”den başka bir şey değil. İnsanlar o “isimlere” anlam yüklüyor ve perestij ederek yüceltiyorlar.
O “isimlere” dokundurtmuyorlar ve etraflarında atomu parçalamaktan da zor önyargılar oluşturuyorlar. Putları kırmak aslında bu “isimleri” alaşağı etmek ve etraflarında oluşturulan önyargıları kırmak demek oluyor.
**
Peki, madem putlar bir takım isimlerdir, taştan tahtadan yapılmış tasvirleri de nefislerin hevasının dışa vurmuş sembolleridir, dahası Lât , Uzza ve Menat’ın tahtadan taştan yapılmış tasvir ve heykellerinin şu an yerinde yeller esmektedir, o halde bu “isimlerin” hala Kur’an’da yer alıyor olmasının ve bizzat “isimlerin” anılmasının sebebi ne olabilir?
Bu putlar öyle bir şey olmalı ki hala yaşıyor, nefislerin hevasından kaynaklanıyor ve “isimlerinin”hala bir anlam ifade ediyor alması ve tapınç nesnesi haline getirilmiş olması lazım.
Hem de ne anlam ifade ediyor!
Hem de ne tapınç!
Bakın nasıl…
***
“Lât” kelimesi etimolojik olarak “ilah” kelimesinin bozulmuş hali ve mutlak otoriteyi ifade ediyor; El/Elot/Elat/Lat/Elohim/Allot//İlah…
Eski çağlarda Aramice/İbranice’ye kadar uzanan Arapça’nın kök dillerinde kişiyi “içeriden yöneten şey”, “mutlak itaat /otorite” kaynağı anlamında yukarıdaki kelimeler kullanılmaktaydı.
Demek ki Lât “isminin” bugünkü karşılığı “otorite” dediğimiz şeydir.
***
“Uzza” kelimesi bunu tamamlıyor. Kur’an’da kullanılan “Aziz” isminin daha değişik söylenişi. “Güç” “kuvvet” anlamına geliyor: Aziz/Mu’ız/Muaz/Izzet/Muazzez…
Demek ki Uzza isminin bugünkü karşılığı da “güç, kuvvet” dediğimiz şeydir.
***
Üçüncüleri olan diğer “Menat” ise yine çok tanıdık: Menna/Mamon/Money/Many/Menat/Manat…
O bildiğiniz “para” demek yani.
Çarlık Rusyası’nın para birimi: “Manat”
Bugünkü Azarbaycan’ın, Türkmenistan’ın hala para birimi; “Manat”
***
Lât: Otorite…
Uzza: Güç…
Menat: Para…
Şimdi ayeti yaşayan yorumu ile yeniden okuyalım:
“Otorite, güç ve üçüncüleri diğer para… Bunlar sizin ve atalarınızın takdığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir… Onlar gerçekte zanna ve nefislerinin isteklerine/arzularına tabi oluyorlar…”
Nefislerinin istek ve arzuları otorite, güç ve para arzuluyor. Bunlara ulaşmak için, üçüne de perestij ediyorlar ve gözleri başka bir şey görmüyor, put gibi tapınç nesnesi haline getiriyorlar…
Otoriteyi, gücü ve parayı kendilerinde toplamak/biriktirmek istiyorlar. Bunları elde etmek için girmedikleri kılık, atmadıkları takla kalmıyor. Bunlar için savaşıyor, vuruşuyor, kan döküp fesat çıkarıyorlar…
Otorite: Devlet, saltanat, taht, lider, ecdad, egemenlik, sınır, ulus…
Güç: Silah, petrol, toprak, nüfus, nüfuz…
Para: Sermaye, banka, altın, gümüş, dolar, euro…
Yeryüzünde kan döküp fesat çıkarmak bunlar için olmuyor mu?
Yaşadığımız çağa dikkat ediniz…
Otorite sevdasından emperyalizm doğmuş.
Güç tapıncından faşizm doğmuş.
Para hırsından kapitalizm doğmuş.
İnsanlığın ezelî ve ebedî sorunu bu üçü; Lât (otorite), Uzza (güç/kuvvet) ve Menat (para) başka bir şey değil.
***
Ne diyor Kur’an bu üçüne karşı?:
Allah’tan başka otorite yoktur (La ilahe illallah)
Güç ve kuvvet yalnızca Allah’a aittir (La havle ve la guvvete illa billah)
Ve üçüncüsü: Mülk Allah’ındır (Lehu’l-Mülk).
Şimdi anlaşıldı mı bunların “ismi” neden veriliyor Kur’an’da.
Çünkü bunlar insanlıkta ölmeyen “isim”ler.
Yok olup gitmiş taşlar, tahtalar değil.
Bunlar yaşayan putlar: Lât, Uzza, Menat…
R.ihsan..
-----------------------------
Bu açıdan bakınca hangimiz put'a tapmıyor????
|
 |
sayfa 24  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|