1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
 |
yavuz sultan selim
16 yıl önce - Sal 22 May 2007, 00:47
ben neden yavuz sultan selim ismini kullanıyorum sanıyosun o adam şanlı tarihimizin baş kahramanıdır. yavuz gibi cesur ve atak bir adama hayran olmamak mümkün değil. iran seferinde asker yoruluyor geri dönmek istiyor söylediği şey şu "Ehl ü iyal kaydinda olarlara destûrdur, gerü karilarinun yanina gitsünler, biz buraya gerü dönmek içün gelmedük! Rahat isteyen bu yola yarasmaz. Bizi isteyüp fi - sebilillah can ve bas feda edecek yigitler ölümden havf itmez (korkmaz). Ölümden korkanlar gerü dönsün! Düsmanla çarpisacak merdler benümle gelsün. Eger içünüzde er yogise ben yalinüz giderüm
RAHAT İSTEYEN BU YOLA YARAŞMAZ bundan daha büyük söz olamaz
|
 |
ahmetulu
16 yıl önce - Sal 22 May 2007, 01:26
Türkiye'nin bölgeyle hiç kimsenin olamayacağı kadar yakın ilişkileri vardır. Mesela biliyor muydunuz 1920-1938 yılları arasında monarşi yıkılana kadar Irak kabinesinin neredeyse tamamının Osmanlı mülkiye, harbiye ve hukuk mekteplerinden mezun olduğunu, Arap birliği kurulduğunda masa etrafındaki başbakanların çoğunun Türkçe bildiğini. Şimdi Türkiye bölgeyle ilgili bir sorunda müdahil olduğunda bunun gerekliliğini öncelikle iç kamuoyumuza anlatamıyoruz. Türkiye bölgeyle ilgili konularda herkesten çok söz hakkına sahiptir. Dışişleri bakanımız Filistin tapularının elinde olduğundan bahsetmiş, soruna "Ben karışmayacağımda (görüş bildirmeyeceğim de) kim karışacak?" demişti. Türkiye Arap dünyasına ve bölgeye dışardan bakamaz, bakmamalıdır da.
|
 |
Güzel fatih
13 yıl önce - Çrş 07 Tem 2010, 10:10
| Alıntı: |
Türkiye Arap dünyasına ve bölgeye dışardan bakamaz, bakmamalıdır da.
|
Bunun farkına varıp Osmanlının Tapulu topraklarımıza bilhassa Filistine start verilmiştir.
Bu Kuzey Irak taki topraklarda da geçerlidir.
|
 |
mustafa altun
13 yıl önce - Çrş 07 Tem 2010, 10:19
türkler araplarla tarihde tek ortak yanları sadece ikiş halkın müslüman olması...yoksa başka hiç bir bagımız yok..türkler hiç bir zaman araplar gibi paragöz ve satıcı olamaz....
|
 |
OZAN44
13 yıl önce - Çrş 07 Tem 2010, 10:32
anlamıyorum bu arap düşmanlığını şu araplara düşman olduğumuz kadar bir ingiltereye fransaya italyaya düşman değiliz adamalra bize 100 kan kusturdular sadece çanakkalede 260 binden fazla şehit verdik hicazda yemende araplarla savaşmadık ingilizlele fransızlarla italyanlarla savaştık neymiş bir gurup arap kabilesi bize isyan etmiş araplar düman satıcı arkadan vuran birileri oluyor hemen
|
 |
Sinan OK
13 yıl önce - Çrş 07 Tem 2010, 10:37
| Alıntı: |
Bunun farkına varıp Osmanlının Tapulu topraklarımıza bilhassa Filistine start verilmiştir.
Bu Kuzey Irak taki topraklarda da geçerlidir. |
Biraz daha açar mısınız?
|
 |
selim53
13 yıl önce - Çrş 07 Tem 2010, 10:42
tarihte türkler araplarla ilk kez kafkasyada karşılaştı.cihat anlayışı yapan arap islam orduları kafkasyada ki türklere taaruz yaptı.tarihteki en ağır yenilgisini aldı ve en şiddetli direnişle karşılaştı geri çekildi.islamiyet kafkasyaya yayılamadı.macar ve bulgar türkleri kırım üzerinden avrupaya göç edip hristiyanlaştı.daha sonra araplar orta asyaya taaruz yaptı.maveraünnehirde türklerin türgiş boyu tarafından ikinci yenilgiye yenilgiye uğratıldı.orta asyanın müslümanlaşması gecikti.talas savaşında abbasiler türklerin karluk boyuna yardım ettiler.daha sonra abbasilerde türkler ordu yönetiminde görev aldı.abbasiler türk devletine dönüştü.arap-türk ilişkileri gelişti
En son selim53 tarafından Çrş 07 Tem 2010, 10:45 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Güzel fatih
13 yıl önce - Çrş 07 Tem 2010, 10:42
Ortadoğu da bir Milat ta Türkiyemizin söz sahibi olabilmesi .Ardı ardına kapı komşularımızla
Hertürlü ilişkileri geliştirmek ,aynı zamanda Kuzey Irak ta Türkmen vatandaşlarımıza,Filistinde Türk soydaşlarımıza sahiplenmek korumak barış huzur içinde yaşatmaktır.
|
 |
Ahmet Kozanlı
13 yıl önce - Pzr 11 Tem 2010, 10:31
| Alıntı: |
Kapısında Erdoğan’ın dev posteri, gönderde iki Türk bayrağı ile burası Türkiye Büyükelçiliği ya da Ak Parti Genel Merkezi gibi. Oysa Doğu Kudüs’teki bir market... Sahibi Azam Maraka, İsrail Gizli Servisi’ne “O Arapların, tüm Müslümanların ve benim başkanım” diye kafa tutmuş!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün Arap sokaklarının tek kahramanı.
Birçok ülkede Mısır’ın unutulmaz lideri Nasır ile karşılaştırılıyor. Kudüs’te ise, kutsal kenti haçlılardan geri alan Selahaddin Eyyubi ile. Hayranlık kontrolden çıkmış durumda! İsrailli Arapların yaşadığı Doğu Kudüs’teyiz. Şehrin en büyük Arap restoran ve marketlerinden biri Türk kalesi gibi. Kapısında Başbakan’ın dev posteri, gönderde iki Türk bayrağı. İşletme sahibi dükkâna Başbakan’ın adını vermiş, 33 çalışanına Türkiye tişörtü diktiriyor. İşe İsrail gizli servisi bile karışmış.
‘Abu Alezz ’ marketin adı artık ‘Abu Alezz Erdoğan’. Sahibi Azam Maraka (38), Başbakan’ın Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” deyip masayı terk etmesi ve son kriz sonrasında dükkânını adayacağı ismi bulmuş. “Bana kimse anlatmasın, bütün Arap liderleri sussun, o konuşsun” diyor. “Hüsnü Mübarek (Mısır Cumhurbaşkanı) bunları söyleyemezdi. Amr Musa’yı da gördük. (Arap Birliği Genel Sekreteri. Davos’taki tartışma sonrası Erdoğan toplantıyı terk ederken elini sıkmak üzere ayağa kalkmış. BM Genel Sekreteri Ban Ki Mun’un kaş işaretiyle yerine oturmuştu.) Filistinliler için kimse bunu yapmadı!”
POSTERİ PARAMPARÇA BULDU
Maraka, birkaç ay önce Kudüs’ün orta yerine Erdoğan’ın posterini diktiğinde, İsrail gizli servisinin dikkatini çekmiş. Anlattığına göre, MOSSAD’ın iç güvenliğe bakan versiyonu Shin Bet, marketin fotoğraflarını çekmiş, gelip onu “Ne yapmaya çalışıyorsun?” diye sorgulamış. “O Arapların, tüm Müslümanların ve benim başkanım. Size ne?” cevabını almış, yasal bir engel olmadığı için bir şey yapamamışlar. Fakat bir sabah dükkânı açmaya geldiğinde posteri paramparça halde bulmuş. Yılmamış! Yenisini hazırlamış, yırtılamasın diye plastikle kaplamış, yanına da iki Türk bayrağı eklemiş. Burası şimdi Türk Büyükelçiliği ya da AKP Genel Merkezi gibi. Kasanın üzerinde ay yıldızlı bir kravat sarkıyor.
Karşılaştığımız bir müşterisi, “Türkiye bugün beni savaşa çağırsın, hiç düşünmeden gider sizin için canımı veririm” diye haykırıyor. Maraka’nın 33 çalışanı var. Birkaç gün içinde hepsine Türkiye tişörtü giydirmeye başlayacak. Yüzünde, konuşmasında coşkuyu görüyorsunuz. Sevgisi samimi.
YÜZYILLIK YALNIZLIK BİTTİ Mİ?
1916’daki Şerif Hüseyin isyanının ardından Türkiye’nin Arap dünyasıyla bağı koptu. Biz, onların İngilizlerle işbirliği yaparak bizi arkadan hançerlediğine; onlar ise halifeliği kaldırarak, Batı’ya kayarak, İsrail ile dost olarak bizim onlara ihanet ettiğimize inandı.
Arap dünyasının lideri, 1950 ve 60’lı yıllarda dünyaya kafa tutan Cemal Abdülnasır idi. 1970’te kalp krizi geçirip öldüğünde ‘Arap Sokağı’ öksüz kaldı. Kahire’deki cenazesinde Ürdün Kralı Hüseyin ve Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat hüngür hüngür ağladı, Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi iki kez bayıldı. O gün milyonlarca Arap, “Nasır asla ölmeyecek” diye haykırdı. Ama ölmüştü. Enver Sedat İsrail ile barış yaptı. Bugün Gazze’ye abluka koyan Mübarek, Arapların gözünden çoktan düştü.
New York Times yazarı Thomas Friedman, “Mısır’ın hali yok, Suudi Arabistan derin uykuda, Suriye çok küçük, Irak çok kırılgan. Türkiye bölgede liderlik için boşluğu gördü” tespitini yapıyor.
Batı Şeria ve Gazze’de yapılan kamuoyu yoklaması, Filistinlilerin, davalarının en büyük destekçisi olarak Türkiye’yi gördüklerini ortaya koydu. (Yüzde 43) Mavi Marmara saldırısından sonra 13 Haziran’da tamamlanan ankette Mısır, yüzde 13 ile açık farkla ikincilikte kaldı. Araplar, İslam Devrimi sonrası İsrail’den silah alan, sürekli konuşan ama somut bir şey yapmayan İran’a şüpheyle bakıyor. Mavi Marmara saldırısı sonrası hem İran’ın hem Libya’nın Gazze’ye gemi göndereceğini açıklaması bu ülkelerin liderlik kaptırma telaşının da sonucu.
Ama bir şeyi gözden kaçırıyorlar. Türkiye’nin özelliği sadece ona buna kafa tutması değil, bir model olması. Türkiye bölgenin en görkemli ülkesi. Gezip incelediğinizde, herkesin bunun farkında olduğunu hissediyorsunuz.
Birkaç yıl önce, “Bir gün gelecek ve Türk olduğunuzu söyleyince insanlar boynunuza sarılacak” deselerdi hiçbirimiz inanmazdık. Kudüslü Maraka’nın heyecanı hoşumuza gitmiyor değil. Ama unutmayalım, eski tarz söylemler Arap dünyasına, yenilgilerini ‘gizemlileştirmekten’ başka bir şey getirmedi. Aslında, Ortadoğu’daki talihsiz milyonlara ilham veren, Avrupa Birliği’nin kapısında, bağımsız dış politikasıyla ve dinamik ekonomisiyle Türkiye demokrasisi... |
|
 |
ismail özçelik
11 yıl önce - Cum 28 Ekm 2011, 15:53
Ne Osmanlı işgalci ne de Araplar haindi
Uygun konu burası mı bilmiyorum ancak emperyalistler tarafından hem bize hem Araplara öğretilenleri açıklaması bakımından güzel bir makale paylaşmak istedim:
| Alıntı: |
Mısırlı tarihçi Muhammed Afifi, Türk-Arap ilişkilerini sadece Osmanlı'nın son 30 yılı referans alınarak yapılan değerlendirmelerin yanlış olduğunu söyledi. Kahire Üniversitesi Tarih Bölümü başkanı olan Afifi, Osmanlı'nın Arap ve Mısır coğrafyasındaki 400 yıllık hakimiyetinde yaşananların göz ardı edildiğinin altını çizdi.
Türkiye'nin Ortadoğu'da artan etkisi ve bölge ülkeleriyle gelişen ilişkileri, Arap medyasında sık sık yayınlanan makalelerde 'Yeni Osmanlı' başlığı altında tarihe göndermeler de yapılarak değerlendiriliyor. Bu göndermeler kimi zaman objektif olurken, kimi zaman da çok acımasız bir şekilde tarihî gerçeklerden uzaklaşması dikkat çekiyor. Osmanlı'yı yanlış olarak sunanların temel referanslarının Osmanlı'nın son 30 yılı olduğunu ifade eden Mısır'ın önde gelen tarihçilerinden Kahire Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Muhammed Afifi, bu kişilerin Osmanlı'nın bölgedeki 400 yıllık hakimiyetini göz ardı ettiklerini ifade ediyor.
osmanlı algısı savaş sonrası değişti
'Osmanlı döneminde vakıflar ve Hıristiyanlar' üzerine yüksek lisans ve doktora yapan, Osmanlı konusunda çok sayıda kitabı ve makalesi bulunan Afifi, Zaman'a verdiği mülakatta 1. Dünya Savaşı sonrasında Arap dünyasındaki Osmanlı algısının tam bir şizofreniye dönüştüğünü ifade ediyor. 1. Dünya Savaşı öncesi Arapların kendilerini Osmanlı olarak gördüğünü ve Osmanlı'nın hilafetin merkezi olarak kabul edildiğini vurgulayan Afifi, Mısır'ın fethinin de Osmanlı topraklarının genişlemesinin doğal bir sonucu olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Savaşın yenilgiyle sonuçlanmasıyla birlikte Osmanlı'ya bakışın da tamamen değiştiğini vurguluyor.
Savaştan sonra Osmanlı'dan 'işgalci' ve 'gelişmenin önündeki engel' şeklinde bahsedilmeye başlandığını anlatan Afifi, bunda Avrupalı oryantalistler ve Arap milliyetçilerin başrol oynadığını ifade ediyor. Afifi, "Altı yüzyıllık koca bir devlet, dünyanın büyük bir değişime uğradığı ve Osmanlı'nın da yıkılma döneminde bulunduğu çok kısacık bir döneme göre değerlendirildi." yorumunu yapıyor. Osmanlı'nın yıkılış döneminde Araplar arasında milliyetçi duyguların had safhada bulunduğunun altını çizen Afifi, bu ideolojik çıkışların, gerçeklerin saptırılmasına sebep olduğunu söylüyor.
Afifi, Osmanlı'nın yıkılmasıyla birlikte Arap dünyasında hilafet konusunda arayışların başladığını ve örneğin Müslüman Kardeşler hareketinin kuruluş sebebinin bu olduğunu anlatıyor. Osmanlı döneminde yazılan pek çok eserde de görüleceği gibi Mısır'ın hiçbir zaman önemini yitirmediğini, Arap-İslam kültürünün önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürdüğünün altını çizerek, "Hatta bazı Osmanlı vezirleri, 17. yüzyılın başlarında Kahire'ye geldiklerinde kentin en az İstanbul kadar büyük ve görkemli olduğunu söyler." diyor. Osmanlı'yı hakir görenlerin, modern Mısır'ın kurucusu olarak gösterilen Kavalalı Mehmet Ali Paşa'ya övgüler dizdiğini de söyleyen Afifi, "Mehmet Ali Paşa'nın bir Osmanlı valisi olarak, İstanbul'a bağlı olduğu unutuluyor." diyor.
Osmanlı'ya yönelik ilk saldırıların Mısır'ın İngilizler tarafından işgal edildiği 1882'den itibaren görülmeye başlandığını vurgulayan Afifi, tüm olumsuzluklara rağmen 1907 yılında Mısır'ın ünlü başbakanı Mustafa Kamil'in, ülkenin Osmanlı'nın bir parçası olduğunun altını çizdiğini aktarıyor. "Osmanlı gelmeseydi Arap toprakları İspanyol ve Portekizlilerin işgaline uğrayacaktı." diyen Mısırlı akademisyen şu tarihî gerçeklere işaret ediyor: "Osmanlı'nın bölgeye gelişiyle bu ülkelerin sömürgeciliğe başlaması aynı dönemlere rastgelir. Özellikle Portekizliler Mısır ve Hicaz için ciddi bir tehditti. Osmanlı'nın bölgeye gelmesinden önce İspanyollar Libya, Cezayir, Tunus ve Fas'ın bir kısmını işgale başlamıştı bile."
'osmanlı anavatan'
Prof. Afifi, Kuzey Afrika'daki Arap ve Berberi liderlerin Osmanlı'nın himayesine girmek için İstanbul'a elçiler gönderdiğini hatırlatarak, "Bu şekilde Osmanlı, Arap topraklarının Avrupalıların işgali altına girmesini engellediği gibi, Arap topraklarını bir arada tutarak Arap kimliği, kültürü ve dilinin korunmasını da sağlamıştır." diyor. Tıpkı Osmanlı'ya 'işgalci' diyen zihniyet gibi, Arapları 'hain' ilan eden zihniyetin de Osmanlı'nın sadece son 30 yılına baktığını belirten Mısırlı profesör, "Mesela milli kahramanımız Muhammed Ferid, 1. Dünya Savaşı esnasında yazdığı kitabında Osmanlı'nın kendileri için ana vatan olduğunu yazıyor. Aynı şekilde Nobel ödüllü edebiyatçımız Necib Mahfuz da edebi eserinde Osmanlı'nın savaşta hezimete uğraması karşısında tüm Mısırlıların ağladığını yazıyor." şeklinde konuşuyor. |
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1195724& ...lar-haindi
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|