1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
 |
eyupmus
16 yıl önce - Cmt 13 Oca 2007, 19:22
Osmanlı arapların neyini sömürmüş merak ettim.
|
 |
köksal ÇELİKTEN
16 yıl önce - Cmt 13 Oca 2007, 21:49
Kemal bey yazınızı felsefi başlangıcından baklanın çıktığı yer olan son başlığına kadar dikkatlice okudum.Fakat benim takıldığım nokta şu oldu yanlışsam eğer düzeltin tarihte farklı kaynakların olacağını ve doğru olanı seçmenin zor olduğunu.Anlamaya çalıştığım olay diyorsunuzki falih rıfkı atayın kitabında yazanlarla ilgili olarak müslüman halkın imtiyazı azınlığın imtiyazından az idi.Bende başlardaki yazımda yazmıştım ittihat ve terakki hükümetinin aciz harici politikası yüzünden diye.Şunu hatırlatmak isterim sultan abdulhamit han hal edildikten sonra ittihat ve terkki tarafından kurulan hükümette gayri müslüm mebus bizden daha fazla idi.Soruyorum şimdi böyle bir meclisiniz varken değil istiklal vaad edilen arabları kendi memleketimizi elde tutamadık ve aziz vatanımızın evlatları vede şahsı uğrunda kendimi minnettar hissettiğim atatürk olmasa idi acaba bizi kim kurtaracaktı.Bu meclis o kadar kukla bir meclistiki hünkarın hal edilişinin tebliğine azılı bir vatan düşmanı olan EMANUEL KAROUSO denen zatı almışlardır.Yalanı gerçeği tüm tarih bu konuda ittifak etmişlerdir.Falih doğru yazmış olabilir ama bence bazı şeyleri yazarken nedenlerin vede geçmişlerini yazmak gerekir.Son 13 yıllık osmanlı tarihine bakarsak gerek arablar gerek kars gerek trablusgarb gerek mısır gerek balkanlar daha sayamayacağım diğer yerlerin aciz ittihat terakki sayesinde nasıl elden çıktığını görürsünüz.Kendini dünyanın efendisi zannedenlerin daha sarıkamışta bıraktığı vatan evlatlarının sızısı içimizde iken kendini mısırın fatihi zannedenlerin hem kutsal hemde jeo açısından önemli toprakları elimizden çıkarırken en körün dahi gördüğü arab isyanın vede ingilterenin vede fransanın vede yunanistanın silahlarına mermi koyma fırsatı veren bir iktidar başta iken olayı sadece FALİH RIFKI ATAY'ın iki kelimesi ile özetlemek mümkün değildir.Bence arab olaylarını geçmişi ile bu hale nasıl geldiğini hangi güvenlik vede idari yanlışlarla bizden koptuğunu araştırmak lazımdır acizhane.
|
 |
Alper Minaz
16 yıl önce - Cmt 13 Oca 2007, 22:03
Kanımca araplar Türklere gerektiği özeni ve meşakkati göstermemiştir, bizlere iyi bir komşu olamamışlardır. Eğer olsalardı Irak ın, suriyenin ve iran ın durumu böyle olmazdı. Bizler osmanlı imparatorluğu zamanında onlara kervanlarla altın, gıda, kumaş vesu yardımında bulunduk. Halen o şekildeler kafalarını kullanamıyorlar, eğer kullansalardı ortalarında İsrail gibi bir devlet kurulmazdı, kurdurmazlardı...
|
 |
köksal ÇELİKTEN
16 yıl önce - Cmt 13 Oca 2007, 22:09
Alper kardeim yazdıklarında haklı olabilirsin fakat benim isyanım şuna tüm bunlar geçmişten bu güne gelen birikimler sonucu irdelelemiz gereken nokta bu.Yani sebep sonuç ilişkisi
|
 |
yavuz sultan selim
16 yıl önce - Çrş 25 Nis 2007, 16:14
valla arkadaşlar bana kalırsa araplar bizim düşmanımız falan değil hiçbir zamanda olmadı.onlar bazı dönemlerde cahilliğinin kurbanı oldu ve çok kullanıldılar hemen arkasından da pişman oldular.bunun örneği çok bugün filistinin durumunu örnek gösterebiliriz.ama arapların bize tarihte hiçbir zaman düşmanlık beslemediğini düşünüyorum.onların bize düşman olarak gösterildiğini düşünüyorum son dönemden örnek isteyenlere de kıbrıs savaşında arap kralların tutumunu söyleyebilirim.
|
 |
_serhat
16 yıl önce - Çrş 25 Nis 2007, 17:54
| Alıntı: |
| arapların bize tarihte hiçbir zaman düşmanlık beslemediğini düşünüyorum.onların bize düşman olarak gösterildiğini düşünüyorum son dönemden örnek isteyenlere de kıbrıs savaşında arap kralların tutumunu söyleyebilirim. |
Ben bir örnek istiyorum , Kıbrıs çıkartmasından dolayı Arap şeyhlerinden gelen bir olumlu tutumu veya yaklaşımı lütfen örnek gösterebilirmisiniz?
Osmanlı imparatorluğu döneminden süregelen Türk- Arap ilişkileinde zaman zaman gerginlikler olduğu, hatta Kurtuluş savaşımızda Arpların bize sırt çevirdiği bir gerçektir. Türkler ile Araplar arasındaki bu kırgınlık <Ne Sam ın şekeri ,ne Arabın yüzü > gibi atasözlerinde bile dile getiriliyor. Hal böyle olunca Türkiye de geçmişden beri Araplara karşı kuşku ile yaklaşmaktadır.
Günümüze gelecek olursak, Arap sermayesinin Türkiye ye kaymasının en büyük sebebi ise, Amerika ya yapılan 11 Eylül saldırılarının sorumlusu olarak Arapların gösterilmesi olmuştur . Dönemin dışişleri bakanı Colin Powell <11 Eylül saldırıları Arapların ve Müslümanların işi olarak görülmelidir> sözü ABD ye yatırım yapan Arapların, başka yatırım sahaları aramalarına neden olmuştur .
Ilk olarak 2005 yılında Telekom ihalesi ile ülkemizde yatırım başlatan Araplar , son olarak Istanbul Levent deki karayollarına ait IETT garajı ihalesinde yer almışlardır. Haziran ayında yapılması planlanan Petkim ihalesi için daha simdiden birçok Arap şirketinin hesap yaptıkları söyleniyor. Ülkemizde giderek artan yabancı sermayenin büyük kısmını elinde bulunduran Araplar, görünen o ki ülkemizden daha cok yerler kapacaklar, bu da düşünülmesi gereken ciddi bir konu!
Katıldığı bir toplantıda Sayın devlet bakanımız Kürşat Tüzmen, Araplar için <yağmaya hazır yoğun bir bulut kümesi gibiler >demiş. Bende diyorum ki .. dikkat edelimde fazla yağıp sel olmasınlar, erozyon olup zarar vermesinler!! Unutulmamalıdır ki, kimse kimseye kara kaşı kara gözü için yaklaşmıyor, doğal olarak menfaatler göz önünde bulunduruluyor. Bu durumda , bizler de günü atlatmak için değil , geleceğimizi de düşünüp, şartları menfaat süzgecinden geçirdikten sonra karar vermeliyiz.
|
 |
Necmettin K.
16 yıl önce - Çrş 25 Nis 2007, 20:09
Yazılanların hepsinde gerçeklerin olduğunu kabul etmek yanlış sayılmaz.
Bunu söylemek her yazılan doğru veya sadece doğru benimki,anlayışının da yanlışlığını önceden belirtmeliyim.
Konu çok nazik ve hassasiyetlerimizin had safhada olması bazı netlikleri sağlayamamaktadır.
Şöyleki:Peygamberimizin Arap olması,Arabın hatalı veya ihanetini bile gördüğümüzde arabı aşağılamayarak ,kibarca izah etmeye kalkmamız.Ülkemiz sınırları içerisinde yaşayan nüfusu incitmemek maksadımız,konulara kesin hatlar çekmemizi engellemektedir.
Doğrusu da budur.Yapılan yanlışlardan tüm arap alemini ve vatandaşlarımızı sorumlu tutamayız.Adana,Mersin ve Hatayda yaşayan Arapları,Adıyaman,Urfa ve Siirtte ve çevresindeki kardeşlerimizi incitmek hoş olmayacaktır.
Tarih te böyledir.Bazen doğru olduğu halde öz kardeşimizin hakaretini veya babamıza isyanını görmekten gelmekteyiz.
Ülkelerin dostlukları yoktur,ancak çıkarları vardır.Toplumların ise dostlukları çıkarlarından önce gelmektedir.
Arapların İslamdan önceki yaşantısı ile İslamdan sonraki yaşantılarında inanç ve uygulamalarda farklılıklar görülmektedir.
Araplar birliği değil herzaman ayrılığı yaşamışlardır.Geleneksel kabile hayatı hangi çağda ve modern toplumlarda olsalar bile değişmemiştir.Araplar araplıklarından önce soylarıyla övünmüşlerdir.
Toplumsal mutabakat yerine bölgesel,mevzii mutabakattan yana olmuşlardır.
Tarihte ihanetlerinden bahsedilenler ise külli değil,cüzii dir.
Bugün bile mevcut yaşantıları bu esasa göredir.Genel mutabakat yerine kabilecilik hakimdir.
Geleneksel yapıları hayat nizamlarını daha fazla etkilemektedir.Her ne kadar müslüman olsalar da geleneksel inançlarından ve alışkanlıklarından vazgeçmemişlerdir.
Şii,lerin Sünni lere düşmanlığı bizim alevi-sünni anlayışımızdan daha farklıdır.Bizdeki inanç mezhep farklılığı İmam ayrılıklarına dayanırken onlardaki ayrılık soy esaslıdır.
Ülkemizde ve Türklerin yaşadığı yerlerde yıllarca yapılan anti arap politikaları neticesinde Türklerle Araplar birbirlerine küsmüşler ve bunu da birbirlerine haber vermemişlerdir.
Buna da yine Araplara anti Türk propagandası,Türklere de Anti arap politikalarıyla girmeleri sonucu başarılı olmuşlar da denilebilir.
Araplara:Hani Türkler sizin dostunuz ve dindaşınızdı,niçin alfabenizi reddedip,kafirleştiler,Türklere de,"işte sizi arkanızdan vuranlar" dediler.Fitne sürekli kılık değiştirdi,ancak idareciler kafalarını değiştirmediler.
Sokak aralarındaki siyah renkli köpeklere "arap" demekten çekinmeyip,insan ve kardeş olanların alınacağını ve kırılacağını düşünmediler.Fotoğrafın negatifine bile alay edercesine,yüzlerini seçemediği için arap dediler.Fotoğraf ve film Avrupa dan ithal olmasına rağmen ,propagandasını da ithal ettik.
Diğer yandan İslamın beyni durumundaki İstanbul ile ,kalbi durumundaki,Hicaz bölgesinin tek maddi bağı olan demiryollarını da kaybettik.Arkamızda kalan insanlara başkalarının hükmettiğini unutup,onların acizliklerini ihanet saydık.
Tüm olanlar bu kadar değil tabii ki.Tüm olanlar masumane girişimler de değil.Ancak ailelerin kendi evlatlarına bile hakim olamadığı durumlarda,bahsediğdiği gibi hakanın saltanat için kardeişini boğazladığı,hatta tahta oturmak için ingilizlerle anlaştığı bir dönemleri bile buradan yargılamak çok kolaydır.
Bugünde aynı açmazların,çıkmazların içerisindeyiz.Bir iktidar ve bakanları Arapları ülkemizin çıkarları ve dostluk köprüleri için ziyarete gitse hemen yaftayı yapıştırdık.Ya da gitmese hemen AB ve ABD uşağı yapmadık mı?
Bu tür işler Devlet politikası olmalıdır.Giden de, gelen de aynı kurallara göre oynamalıdır.
Önce Millet uyanmalıdır,sonra Devlet uyanmalıdır.Uyanmayan Devlet uyandırılmalı ve uymayanlar uymaya mecbur edilmelidir.
Biz hepimiz bir çuval prinç gibiyiz,iktidarlar bizim çuvalımızdaki prinçten yapılma pilavdır.Demek ki bizden ancak bu kadar pilav olmaktadır.
Saygılarımla.
|
 |
kadirbaba
16 yıl önce - Çrş 25 Nis 2007, 20:31
Tolunoğulları, Memlükler Kahire'de, Selçuklular Bağdat'ta oturup, yönetici kademesinin Türk olduğu ve halkın çoğunluğunun Arap olduğu devletleri yönetmişler. Daha sonra Osmanlı çağında da tüm Arap dünyası aynı egemenliğin altında yaşamış. Tarihin küçük bir bölümü hariç Türk - Arap ilişkileri bu düzende süregelmiş. Ayrılığın temel sebebi bu otonomi sorunu olabilir. Ama iç içe yaşamış olma kısmı çok büyük bir coğrafyada geçerlidir. Anadolu'nun güneydoğusu, Irak, Suriye ve Mısır gibi yerlerde bu iki millet farklı oranlarla da olsa çok uzun bir süre iç içe yaşamıştır. Araplar diye Hicaz'a, Türkler diye de Anadolu'nun batı kesimlerine bakarsak iç içe yaşamadığımızı düşünebilirz ama dediğim gibi çok büyük bir coğrafyada bu birliktelik sağlanmış. İsyandan sonra, tarihin kırılma noktasından sonra Türk-Arap ilişkilerinin İngiliz-Fransız ilişkisi düzeyine gelmesi bence kolay olmayacaktır. Öncelikle cumhuriyetle birlikte ülkemizin yüzü batıya dönük, doğu dünyasına karşı eski ilgisinden uzak. Bunda Osmanlı'nın son yıllarında Arap yarımadasında yaşanan trajedik olayların etkisi büyük. Türk askerleri Basra'yı, Bağdat'ı savunurken Hicaz'dan yükselen Arap isyanı onlara uzun süredir kırgın olmamızın sebebi. Bu olayın izleri Türkler açısından kolay kolay unutulmayacaktır. Bu tarihi sorunu görmezden gelip ilişkileri düzeltmeye çalışsak bile karşımıza daha başka sorunlar çıkacak. Öncelikle Arap dünyası zaten kaynayan bir kazan. Irak işgal altında ve büyük bir mezhep savaşının ortasında. Tüm yarımadada petrol kaynakları son demlerini yaşıyor ve süpergüçler gözlerini bu son damlalara dikmiş durumda. Bunların yanına bir de İsrail'i ekleyelim. Arap dünyasıyla olduğumuzdan daha çok yakınlaşma bizim de başımıza dertler açabilir. Şimdi yaptığımız gibi biraz uzak kalıp, bağları koparmadan ama fazla da bağlanmadan ilişkileri devam ettirmek bence en doğru karar olur. Akılcı olmak duygusallığa göre çok zor bir iş. Bağdat yandıkça bizim de yüreğimiz dağlanıyor. Ancak bu kavgadan uzak durmalıyız.
|
 |
burakerkıral
16 yıl önce - Çrş 25 Nis 2007, 21:53
Osmanlı'nın iyi zamanlarında bize karşı iyi olan batışa doğru pastadan dilimini kapmaya çalışanlara maşa olmuş bir millet olarak hafızamda kaldı aynı zamandada Kanal Harekatındaki yaptıkları...Araplarla dost olmayı kabul kabul etmiyorum şahsen hem nankör millet hem kuklalar hemde tarihte bize attıkları çok büyük bir kazık var Araplar yerine rotayı Turan Coğrafyasına çevirsek daha iyi olur...
|
 |
Hakan86
16 yıl önce - Çrş 25 Nis 2007, 22:54
Benimde bayagi Arap arkadaslarim var:Tanidiklarimin hepside Millet olarak Türkleri seviyorlarda ama Devlet olarak sevmiyorlar.Devlet yüzünü batiya cevirdigi icin olmali 
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|