Uçaktan çekilmiş bu fotoğraf Elazığ Şehir Merkezini kuşbakışı gösteren ilk Fotoğraf arşivi niteliğinde.
ELAZIĞ’A KUŞ BAKIŞI 1916-1917
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşındaki müttefiki olan Almanya, Osmanlı kuvvetlerini desteklemek amacıyla Anadolu’ya Albatros C.III tipi uçak filosu ve hava personeli göndermişti. Doğu bölgesinde Rusların vilâyetleri işgâl etmeye başlaması üzerine İstanbul’da acilen 10. Tayyare Bölüğü kurulmuştu. Bu bölüğün emrine verilen beş Albatros C.III uçağı 9 Kasım 1916’da Harput’taki 2. Ordu Karargâhına ulaşmış ve Sürsürü’deki geniş alana inmişti. İniş esnasında yaşanan kaza sebebiyle bir uçak devre dışı kalmış, diğer dört uçak bölgede 1 yıl boyunca keşif uçuşları gerçekleştirmişti.
Rus Hava Kuvvetlerinin de avcı uçakları doğuda keşif uçuşları yapıyordu. Tayyare Bölüğünün emrindeki Alman uçakları Mamuretülaziz’den 20 Kasım, 28 Kasım, 30 Kasım ve 8 Aralık 1916’da havalanarak operasyonel keşifler yapmışlarsa da ağır kış şartları ve yedek parça eksikliği sebebiyle uçuşlar devam edememiş, uçaklar şehirde 1915’te gerçekleştirilen zorunlu göç sonrası âtıl kalan bir kiliseye çekilmişti. Türkiye’nin ilk yerli uçağını üreten mühendis pilot Vecihi Hürkuş da Mamuretülaziz’den kalkan uçaklardan birinde “başçavuş” rütbesiyle görevliydi. Hattâ 1917’deki bir keşif uçuşunda arkadaşı Teğmen Bahattin Bey’le Erzincan semalarındayken Ruslar tarafından vurularak esir alınmışlardı.
Alman Albatros C.III uçakları gelen takviyelerle birlikte Aralık 1917’ye kadar bölgede keşifler yaptı. Bu keşiflerde görevli pilotlar bölgedeki çeşitli merkezlerin havadan fotoğraflarını çekmişler, gözlemlerini kaleme almışlardır. Mamuretülaziz’in (Mezre/ Elaziz) aşağıdaki hârika fotoğrafı da bunlardan biridir. Görevli pilotlardan Teğmen Westfal’in Gölcük ve civarıyla ilgili intibâları ise şöyledir:
“Uzakta, dağlarda yuvalanmış Gölcük Gölü’nün pürüzsüz yüzeyi parlıyordu. Eski Persler bu garip kuşu [uçağı] gökyüzünde uçarken görebilseler ne derlerdi?...
Ertesi sabah Toros Dağları’nın diğer tarafındaki üssümüz “M” [Mezre/ Mamuretülaziz] için yola çıktım. 4.000 metrede dağları geçtim. Dondurucu soğuktu. Tepelerin üzerinde motor, muhtemelen ters rüzgârlardan dolayı, kimi zaman çok huzursuz oldu. Yaklaşık 2.000 metre yükseklikte bulunan Gölcük Gölü’nün kenarları şimdiden kalın bir buz tabakasıyla kaplanmıştı. Bir buçuk saatlik bir uçuştan sonra Harput üzerinden döndüm...
Kışın geç gelişinin habercisi olan hafif sis ve don vadiyi kaplamıştı. Tamamen yakıtla çalışan makine yavaşça rotasına yükseldi. 2500 metreye ulaştığımda, vadiyi çevreleyen sırtların üzerinden doğuya yöneldim. Dev dağların karla kaplı doruklarına henüz güneş doğmamıştı. Dağların arasına yuvalanmış, kenarları donla parıldayan huzurlu Gölcük Gölü karşımızdaydı. Fırat Nehri, tuhaf yeşil, parıldayan sularıyla doğuda Mezre’yi çevreleyen sıradağların hemen arkasından çıkıyordu. Nehrin seyrini takip ederek yaklaşık altmış dakikada Palu’ya ulaştık. Şehir, güçlü bir kayalık geçitte yer almaktadır. Burada Fırat kısmen keşfedilmemiş bir alana, doğuya doğru sayısız vadiye ayrılan tek bir büyük dağ geçidine girer...”
***
Aşağıda Mamuretülaziz’in Albatros C.III’ün pilotları tarafından 1916-1917’de havadan çekilmiş eşsiz fotoğrafını görüyorsunuz. Bu fotoğraf Elazığ için bir ilk... Şehrin Foto Süruri tarafından 1927-1929’da çekilmiş kuş bakışı fotoğrafını bugüne kadar ilk hava fotoğrafı olarak biliyorduk. Ancak aşağıdaki fotoğrafla bu bilgi değişmiş oldu.
Fotoğrafta solda tehcir esnasında bütün fertleri öldürülen Fabrikatoryan kardeşlerin (Beşkardeşler) evleri dikkat çekiyor. Bu evlerin arka sağ hizasında yine o âileye ait ipek ve tekstil fabrikaları yer alıyor. Arka üst kısımdaki çevrili alan Alman Mektepleri kampüsü. Ortada Hükumet Konağı ve İzzetpaşa Camii görünüyor.
***
Bu yazıdaki bilgiler ile aşağıdaki fotoğraf The Society of First World War Aviation Historians (Birinci Dünya Savaşı Havacılık Tarihçileri Derneği) Başkanı Dr. Peter Dye tarafından yazılan ve dün Houshamadyan sitesinde yayımlanan “Unique Aerial Photographs of the Armenian Highlands -The Air War in the Eastern Provinces- 1916-1917” başlıklı makaleden alındı. Makale Arlet İncidüzen tarafından Türkçe’ye de çevrildi. Buradaki bilgiye göre aşağıdaki fotoğrafın da arasında olduğu bir dizi fotoğraf özel bir koleksiyondan tesadüfen satın alınmış.
***Ahmet Karataş/ 22.10.2021